Yazılar

Söke’den Dünya Un Günü’nde Yeni Ürün Vurgusu

Türkiye, son 11 yıldır dünya un ihracat şampiyonu olmayı sürdürürken, un ve unlu mamuller tüketiminde de lider konumda. “20 Mart Dünya Un Günü” kapsamında açıklama yapan Söke Genel Müdürü Volkan Akın, tüketicilerin artık yalnızca una değil, sağlıklı ve fonksiyonel unlu mamullere yöneldiğini belirtti.

Söke, 63 yıllık un uzmanlığını kurabiye ve lavaş gibi yeni ürün gruplarına taşıyarak sektördeki dönüşüme öncülük ediyor. Akın, Ramazan Bayramı’nda un tüketiminin yüzde 20-30 oranında arttığını hatırlatarak, modern tüketicinin pratik, temiz etiketli ve yüksek besin değerine sahip ürünlere yöneldiğini vurguladı.

Türkiye, 2025 yılında 273,4 milyar dolarlık ihracatla gıda ve tarım ürünlerinde dünya ligindeki güçlü konumunu korurken; un sektörü, 69 ildeki 598 fabrika ve yıllık 15 milyon ton üretim kapasitesiyle ekonominin lokomotiflerinden biri olmaya devam ediyor.

Söke, glutensiz un çeşidiyle Uluslararası Taste Ödülü’nü kazanırken, BRCGS sertifikasıyla da kalite ve gıda güvenliği standartlarına bağlılığını bir kez daha ortaya koydu.

#DünyaUnGünü #SökeUn #GıdaEkonomisi #UnSektörü #FonksiyonelGıdalar #Türkiyeİhracat #RamazanBayramı #UnluMamuller #GıdaSanayi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Topağacı Spor Merkezi Yeniden Hayat Buldu

Şişli Belediyesi, Topağacı Spor Merkezi’nin tenis kortunu yenileyerek vatandaşların hizmetine sundu. Online rezervasyon sistemiyle haftada beş gün ücretsiz kullanılabilecek kortun açılışı, eski milli tenisçi İpek Soylu tarafından gerçekleştirildi.

Açılışta Soylu, tenis eğitimi alan çocuklara temel teknikleri içeren mini bir ders verdi. Ardından yaptığı konuşmada sporun birleştirici gücüne vurgu yaparak, “Burada çok güzel şenliklerin olması, çocuklarla dolup taşması dileğim. Ben de elimden geldiğince fayda sağlamak istiyorum” dedi.

Etkinlikte Soylu’ya teşekkür plaketi takdim edilirken, kortun ilk maçını da kendisi oynadı. Çocuklar için hazırlanan özel parkurda ise geleceğin tenisçi adayları kıyasıya yarıştı.

Topağacı Tenis Kortu, hafta içi 10.00–17.00 saatleri arasında online rezervasyonla tüm Şişlilere ücretsiz hizmet veriyor. Vatandaşlar, partnerleriyle birlikte bir saat boyunca kortu kullanma hakkına sahip olabiliyor.

#ŞişliBelediyesi #TopağacıSporMerkezi #TenisKortu #ÜcretsizTenis #YerelYönetim #İpekSoylu #SporunGücü #Şişli #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Hayatın Tadı Elinde” Kampanyası Yeniden Ekranlarda

Türkiye’nin sevilen çikolata markası Tadelle, ikonik “Fiiller Kampanyası”nı yeniden hayata geçirerek tüketicileriyle kurduğu duygusal bağı güçlü bir reklam filmiyle pekiştiriyor. Günlük hayatta sık kullanılan fiilleri ambalajlarına taşıyan marka, yeni iletişim kampanyasında sevenlerine “Hayatın Tadı Elinde” mesajını veriyor.

Yeni reklam filmi, hayatın içinden samimi ve duygusal anları ekrana taşıyor. Özlem, sevgi, neşe ve şefkat gibi evrensel duygular; asker ile annesi arasındaki özlem dolu konuşmadan, sokakta kediyi okşayan genç kıza, gitar çalan bir delikanlıya ve okulda arkadaşlarıyla kahkahalarla vakit geçiren öğrencilere kadar sıcak hikâyelerle anlatılıyor.

Tadelle, lezzeti yalnızca tatla değil duygularla da buluşturan yaklaşımını bu filmle bir kez daha ortaya koyuyor. Yapay zekâ destekli prodüksiyon süreciyle hazırlanan üç farklı reklam filmi, güçlü görsel estetik ve duygusal hikâye anlatımıyla televizyon, radyo ve dijital platformlarda izleyiciyle buluşuyor.

Marka, “Hayatın Tadı Elinde” sloganıyla tüketicileri hayatın küçük anlarını fark etmeye, duygularını özgürce yaşamaya ve o anların tadını çıkarmaya davet ediyor.

Reklamveren:Tadelle

Reklamveren temsilcisi: Aslı Eren Şengezer, Gülçin Günlü, Gizem Eken, Beyza Yörük, Zeynep Begüm Ural

Reklam ajansı: Brothers & Sisters

Kreatif Grup Başkanı: Özge Günaydın

Kreatif ekip: Mehmet Cemre Özkan

Strateji: Fatih Akgül

Müşteri ilişkileri: Esra Demirbaş

 

#Tadelle #HayatınTadıElinde #ReklamFilmi #FiillerKampanyası #ÇikolataKeyfi #DuygularınDili #Markaİletişimi #ReklamHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ramazan’da Tatlı Seçimine Dikkat

Ramazan’da uzun süren açlık sonrası tatlı tüketiminin arttığına dikkat çeken Diyetisyen Ege Ramadanoğlu Turan, “Yanlış tatlı tercihi sindirim sorunlarına ve kilo artışına yol açabilir. Baklava, kadayıf, tulumba ve lokma gibi şerbetli tatlılar yüksek miktarda şeker ve yağ içermektedir. Bu tür tatlılar hızlı kan şekeri yükselmelerine, mide yanmasına ve kilo artışına neden olabilir. Sütlaç, muhallebi, güllaç gibi sütlü tatlılar ile meyve bazlı tatlılar Ramazan için daha uygun seçeneklerdir” dedi.

VM Medical Park Florya Hastanesi Diyetisyen Ege Ramadanoğlu Turan, Ramazan’da tatlı tüketiminde dikkat edilmesi gerekenlerden bahsetti.

Ramazan ayının beslenme düzeninde önemli değişikliklere neden olduğunu dile getiren Dyt. Turan, “Uzun süreli açlık sonrasında kan şekeri düşer ve vücut hızlı enerji sağlayan besinlere yönelir. Bu da özellikle iftardan sonra tatlı isteğinin artmasına neden olur. Geleneksel olarak tatlıların sofralarda daha sık yer alması da bu isteği güçlendirir” diye konuştu.

Diyetisyen Ege Ramadanoğlu Turan

Diyetisyen Ege Ramadanoğlu Turan

‘TATLI TÜKETİMİ TAMAMEN YASAKLANMAMALI’

Tatlı tüketiminin tamamen yasaklanmasının doğru olmadığını ifade eden Dyt. Turan, “Önemli olan tatlının zamanı, porsiyonu ve içeriğidir. Tatlılar iftardan hemen sonra değil, iftardan 1-2 saat sonra tüketilmelidir. Böylece kan şekeri daha dengeli olur ve sindirim sistemi zorlanmaz” diye konuştu.

 ‘HAFİF TATLILAR TERCİH EDİLMELİ’

Şerbetli ve kızartılmış tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Dyt. Turan, “Sütlaç, muhallebi, güllaç gibi sütlü tatlılar ile meyve bazlı tatlılar Ramazan için daha uygun seçeneklerdir. Evde hazırlanan, ilave şekeri azaltılmış tarifler tercih edilmelidir” dedi.

Tatlı yapımında beyaz şeker yerine doğal tatlandırıcıların kullanılabileceğini söyleyen Dyt. Turan, “Tatlılar mümkünse az miktarda bal, pekmez veya hurma ile tatlandırılmalı; un yerine yulaf, tam buğday unu veya irmik gibi daha besleyici alternatifler kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.

 ‘ŞERBETLİ TATLILAR RİSK OLUŞTURUYOR’

Baklava, kadayıf, tulumba ve lokma gibi şerbetli tatlıların yüksek miktarda şeker ve yağ içerdiğine dikkat çeken Dyt. Turan, “Bu tür tatlılar hızlı kan şekeri yükselmelerine, mide yanmasına ve kilo artışına neden olabilir. Ramazan boyunca sık tüketilmeleri önerilmez. Tüketilecekse çok küçük porsiyonlarla ve seyrek olarak tercih edilmelidir” dedi.

 ‘TATLI İSTEĞİ DOĞAL BESİNLERLE BASTIRILABİLİR’

Tatlı ihtiyacının daha sağlıklı besinlerle karşılanabileceğini belirten Dyt. Turan, şunları söyledi:

“Taze veya kuru meyveler, tarçın eklenmiş yoğurt, hurma ile birlikte ceviz veya badem gibi sağlıklı yağ içeren besinler tatlı isteğini bastırmaya yardımcı olur. Bu besinler hem doğal şeker içerir hem de lif sayesinde daha uzun süre tokluk sağlar.”

 ‘TATLI YENEN GÜNLERDE MEYVE TÜKETİMİNDEN UZAK DURULMALI’

Tatlı tüketilen günlerde meyvenin tamamen kesilmemesi gerektiğini belirten Dyt. Turan, “Ancak porsiyon kontrolü önemlidir. Şerbetli veya yoğun bir tatlı tüketildiyse o gün meyve porsiyonu azaltılabilir. Hafif bir tatlı tercih edildiyse meyve tüketimi sürdürülebilir” dedi.

SAĞLIKLI RAMAZAN TATLISI ÖNERİSİ

Diyetisyen Turan, evde kolayca hazırlanabilecek sağlıklı bir tatlı tarifi de paylaştı:

Fırında hurmalı sütlü tatlı: 2 su bardağı yarım yağlı süt, 2 yemek kaşığı irmik, 1 adet ezilmiş muz, 2 adet doğranmış hurma ve tarçın karıştırılarak 180 derecede fırında 20-25 dakika pişiriliyor. Ilındıktan sonra tarçın serpilerek servis ediliyor.

 ‘TATLIYI ÖDÜL GİBİ GÖRMEYİN’

Ramazan ayında tatlıyı bir “ödül” olarak görmemek gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Ege Ramadanoğlu Turan, “Tatlıyı beslenme düzeninin dengeli bir parçası olarak değerlendirmek gerekir. Gün içinde yeterli protein, lif ve sıvı alımı sağlandığında tatlı isteği zaten azalacaktır. Ramazan, sadece mideyi değil, bedenin tamamını dinlendirme zamanıdır” dedi.

#RamazanBeslenme #SağlıklıTatlı #DiyetisyenÖnerisi #SindirimSağlığı #RamazanTatlıları #SağlıkHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Dev karın fıtığı hayatı kabusa çevirebiliyor

Karın ameliyatlarından sonra ortaya çıkan ve zamanla büyüyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen dev karın duvarı fıtıkları, hem yaşam kalitesini düşürüyor hem de hayati risk oluşturabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Ertem, 50 yaş üzeri kişilerde özellikle ameliyat sonrası gelişen bu fıtıkların toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğunu belirterek, “Yapılan çalışmalar; karın ameliyatlarından sonra ortaya çıkan insizyonel, yani ameliyat kesi yerinden gelişen karın duvarı fıtıklarının, 50 yaş üzerindeki hastaların yaklaşık yüzde 20’sinde görülebildiğini gösteriyor” diyor. Prof. Dr. Metin Ertem hayatı kabusa çevirebilen, bazı hastaların boyunlarına çarşaf bağlayarak taşıdıkları dev karın fıtıklarını ve yeni tedavi yöntemini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Vücudumuzda ‘koruyucu zırh’ olan karın duvarı zayıfladığında ya da ameliyat gibi bir nedenle bütünlüğü bozulduğunda, iç organlar dışa doğru itilerek dev karın fıtığı ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Ertem, 50 yaş üzerindeki kişilerde dev karın fıtıklarının görülme sıklığının arttığını belirterek “Bunun en önemli nedeni yaşla birlikte kolajen doku sentezinin azalmasıdır. Kolajen, karın duvarının dayanıklılığını sağlayan temel yapı taşlarından biridir. Bu yapı zayıfladığında karın duvarı adeta bir kumaşın sökülen dikişi gibi açılmaya başlar” diyor. Karın duvarındaki büyük açıklıkların sadece estetik bir sorun olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ertem şöyle konuşuyor: “Bu dev fıtıklar, bel ve sırt ağrılarına, ıkınma olamayacağından dışkılama zorluğuna ve hatta solunum güçlüğü gibi yaşamı tehdit eden sorunlara neden olabiliyor. Fıtıklar tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açabilirken, bunun en tehlikeli sonuçlarından birini, halk arasında “bağırsak düğümlenmesi” olarak bilinen sorun oluşturuyor.”

Prof. Dr. Metin Ertem

Prof. Dr. Metin Ertem

Bağırsak delinmesi ve hayati riske yol açabiliyor

Bağırsakların fıtık kesesi içinde sıkışarak; hastalarda şiddetli karın ağrısı, kusma ve büyük abdest yapamama gibi şikayetlere neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ertem, soruna müdahale edilmezse bağırsak delinmesine kadar giden çok ciddi tablolar oluşturabildiğini ve bu durumun hayati riske yol açabildiğini söylüyor. Dev fıtıkların boyutlarının bazen dramatik olabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Metin Ertem, bazı hastaların yaşadığı zorlukları şöyle anlatıyor: ”Bazen fıtık o kadar büyüyebiliyor ki, neredeyse iki çocuk başı büyüklüğüne ulaşabiliyor. Hatta bazı hastalar fıtığı desteklemek için karınlarının altından çarşaf geçirip boyunlarına bağlayarak taşımak zorunda kalabiliyor. Bu nedenle sorun ilerlemeden erken tedavi olmak günlük yaşam konforu açısından ve tedavinin başarısında büyük rol oynuyor.”

Ameliyat sonrası iyileşme döneminde dikkat!

Karın ameliyatı geçiren kişilerin özellikle iyileşme döneminde dikkatli olması gerekiyor. Prof. Dr. Ertem, ihmale gelmez bazı önlemleri “ameliyat sonrası erken dönemde ağır kaldırmamak, kabız kalmamaya özen göstermek, kronik öksürük varsa mutlaka tedavi olmak, yeterli ve dengeli beslenmek” şeklinde sıralıyor. Çünkü bu faktörler karın duvarına binen baskıyı artırarak fıtık gelişimini kolaylaştırabiliyor. Karın ameliyatı olmayan kişilerde de bazı fıtık türlerinin görülebileceğini; özellikle doğum yapanlarda karın duvarındaki zayıf noktalardan yağ dokusu ve bağırsakların dışarı çıkmasıyla epigastrik fıtıklar (göbek üstü fıtığı) oluşabildiğini belirten Prof. Dr. Ertem “Gebelik sırasında karın büyüdükçe karın duvarı gerilir ve bazı bölgelerde zayıflık oluşabilir. Bu durum küçük fıtıkların gelişmesine yol açabilir” diyor.

Dev fıtıklarda yeni tedavi dönemi

Dev karın fıtıklarının cerrahisinin oldukça özellikli bir alan olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metin Ertem, son yıllarda kullanılan yeni yöntemlerin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirterek şöyle konuşuyor: “Eskiden bu fıtıklar çoğunlukla sadece dikiş yöntemiyle kapatılmaya çalışılırdı. Ancak bu yöntemde nüks oranları yüzde 50’ye kadar çıkabiliyordu. Günümüzde ise dev fıtıklarda çok daha ileri teknikler kullanıyoruz. Özellikle, özel cihazlarla karın duvarı kontrollü şekilde genişletiliyor. Gerekli durumlarda karın kaslarına botoks uygulanarak kasların gevşemesi sağlanıyor. Ardından karın duvarı onarılıyor ve yama ile destekleniyor. Bu modern yöntemler nüks oranlarını yüzde 2-5’lere kadar düşürdü.”

#KarınFıtığı #GenelCerrahi #SağlıkHaberleri #MetinErtem #AcıbademHastanesi #YaşamKalitesi #SindirimSağlığı #CerrahiTedavi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Modern Ocakbaşı, İmza Kokteyllerle Buluşuyor

Gümüşsuyu’nda Boğaz manzarasına karşı konumlanan Mesai, bahar akşamlarını gastronomi ve kokteyl kültürüyle buluşturuyor. Zarif tasarımı ve enerjik atmosferiyle akşam yemekleri, özel buluşmalar ve iş davetleri için ayrıcalıklı bir adres haline geliyor.

Mesai’nin mutfağı, geleneksel Türk lezzetlerini modern şehir hayatının ritmiyle yeniden yorumluyor. Meze kültüründen taş fırın lezzetlere, ara sıcaklardan kebaplara uzanan menü; mevsimsel ürünler ve rafine dokunuşlarla hazırlanıyor. Atom, Trüflü Biber Borani, Yaprak Ciğer ve Çıtır Mantı öne çıkan tatlar arasında yer alırken; Mesai Kebap ve Ali Nazik ana yemeklerin favorileri oluyor. Tatlılarda ise Havuç Dilim Baklava ve Çıtır Kabak, Anadolu mutfağının klasiklerini modern bir sunumla misafirlere sunuyor.

Gastronomi deneyimini imza kokteyllerle tamamlayan Mesai, Out Off Office, Revize, Fazla Mesai ve Paydos gibi aromatik tatlarla akşamları keyifli bir buluşmaya dönüştürüyor. Paylaşımlı masa kültürüyle sosyal bir atmosfer yaratan mekan, romantik akşam yemeklerinden dost sohbetlerine kadar farklı buluşmalar için İstanbul’un yeni gurme noktası oluyor.

Adres: İnönü Cad. No:26 Gümüşsuyu

Rezervasyon: 0532 056 37 24

 

#Mesaiİstanbul #BoğazManzarası #GurmeDeneyim #ModernOcakbaşı #İmzaKokteyller #İstanbulLezzetleri #BaharSofrası #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mutfakta Yeni Nesil Mat Teknoloji

Electrolux, geliştirdiği SaphirMatt® yüzeyli indüksiyonlu ocaklarla mutfaklarda şıklığı ve dayanıklılığı bir araya getiriyor. Standart vitroseramik yüzeylere kıyasla çizilmelere karşı 10 kata kadar daha dayanıklı olan yeni mat cam yüzey, ışığı %70 daha az yansıtarak parmak izi ve lekelerin görünürlüğünü büyük ölçüde azaltıyor.

Akıllı sensörlerle donatılan ocak, pişirme sürecini kolaylaştırıyor. SenseBoil taşmaları önlerken, SenseFry eşit kızartma sağlıyor. Bridge Fonksiyonu geniş kaplarda dengeli ısı sunarken, PowerBoost saniyeler içinde kaynama ve hızlı pişirme imkânı veriyor. Hob2Hood teknolojisi ise davlumbazla kablosuz iletişim kurarak otomatik havalandırma sağlıyor.

İskandinav tasarım anlayışıyla geliştirilen SaphirMatt®, Red Dot ve iF Design Award gibi prestijli ödüllerle uluslararası tasarım dünyasında da öne çıkıyor. Dayanıklılığı, minimalist tasarımı ve kullanıcı odaklı teknolojileriyle modern mutfaklarda yeni bir standart oluşturuyor.

 

#Electrolux #SaphirMatt #MutfakTeknolojisi #DayanıklıŞıklık #İndüksiyonOcak #AkıllıMutfak #TasarımÖdüllü #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ela Excellence Resort Belek Yaz Sezonuna Hazır

Akdeniz’in eşsiz doğasıyla kişiselleştirilmiş lüksü buluşturan Ela Excellence Resort Belek, yeni sezonda misafirlerini çok katmanlı bir tatil deneyimine davet ediyor. Gastronomiden iyi yaşam ritüellerine, çocuklara özel keşif dünyasından sahil keyfine uzanan geniş yelpazesiyle resort, yaz boyunca dinlenme, keşif ve iyi hissetmenin birleştiği ayrıcalıklı bir buluşma noktası olacak.

“Mindful Feelwell Luxury” yaklaşımıyla şekillenen resort anlayışı, misafir deneyimini merkeze alıyor. Açık ve kapalı havuzlar, su sporları, özel plaj ve gün boyu süren eğlence programlarıyla tatil; dinlenme, hareket ve keşfin bir araya geldiği canlı bir yaz atmosferine dönüşüyor.

Ela Excellence Resort Belek’in gastronomi dünyası ise rafine lezzetlerle öne çıkıyor. Hayat Main Restaurant’ın yanı sıra yedi farklı a la carte restoran, Uzak Doğu’dan Akdeniz mutfağına uzanan özgün menüler sunuyor. Akari Teppanyaki Restaurant’ta şeflerin canlı performansları, La Perla’da deniz ürünleriyle buluşan rafine tatlar ve Galata Beach Club’ın sofistike atmosferi tatili unutulmaz kılıyor.

4500 metrekarelik ElaZen Health & Spa, doğal içerikli bakım ritüelleri ve kişiye özel wellness deneyimleriyle misafirlere bedensel ve zihinsel yenilenme fırsatı sunuyor. Çocuklar için Everland Kids World ise Montessori yaklaşımından ilham alan atölyeler, Robotics Coding, Little Chefs aktiviteleri ve sahne programlarıyla eğlence ve keşfi bir araya getiriyor.

Ela Excellence Resort Belek, farklı beklentilere uygun konaklama paketleriyle misafirlerine ayrıcalıklı seçenekler sunarken, sürdürülebilir kalite anlayışı ve yüksek hizmet standartlarıyla her sezon yenilenen bir resort deneyimi vadediyor.

#ElaExcellenceResort #Belek #AkdenizTatili #LüksDeneyim #TurizmHaberleri #MindfulLuxury #ElaZenSpa #EverlandKidsWorld #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Bakış Kalır Geriye…” Sanatseverlerle Buluştu

Türk çağdaş sanatının öne çıkan isimlerinden Aslıhan Çiftgül, 2026’ya güçlü bir giriş yaparak solo sergisi “Bakış Kalır Geriye…” ile Belgrad’da sanatseverlerle buluştu. BPS Şirketi himayesinde, Milan Panič küratörlüğünde Belgrad’ın prestijli sanat mekânlarından Galerija ‘73’te açılan sergi, 23 yağlı boya eserden oluşuyor.

Açılışta, BPS kurucusu Blagoje Ž. Popović ev sahipliği yaparken, Prof. Dr. Uroš Dojčinović’un ‘Türk Marşı’ ile başlayan gitar performansı etkinliğe damga vurdu. Ünlü şair Radomir Andrić ve çok sayıda kültür-sanat insanının katılımıyla sergi, Belgrad’da dikkat çeken bir buluşmaya dönüştü.

Çiftgül’ün figüratif ve sembolik anlatımıyla hazırladığı eserler, izleyiciyi insan yüzlerinin ardında saklı kalan sessiz hikâyeleri keşfetmeye davet ediyor. Sanatçı, Osmanlı estetiği ve Doğu kültüründen aldığı izleri çağdaş bir yorumla yeniden şekillendirerek, ışık-gölge kullanımı ve zengin renk paletiyle dramatik bir derinlik yaratıyor.

Paris Grand Palais’in kadrolu sanatçısı olarak Art Shopping ve Art Capital fuarlarında eserlerini sergileyen Çiftgül, 27 yılı aşkın süredir yağlı boya portrelere adanmış bir ressam. Eserleri Fransa, ABD, Japonya, İtalya, İspanya, Yunanistan, Lüksemburg, Avusturya, BAE, Gürcistan, Bulgaristan ve Sırbistan’da sanatseverlerle buluştu. Tokyo Metropolitan Müzesi’nde Türkiye Büyükelçiliği davetiyle sergi açan sanatçı, AIAM – Amitiés Internationales André Malraux’un ilk ve tek Türk kadın üyesi olarak uluslararası alanda da güçlü bir temsilci konumunda.

Belgrad’daki “Bakış Kalır Geriye…” sergisi, Çiftgül’ün kültürel mirası modern bir bakış açısıyla yorumlayan özgün sanat yaklaşımının önemli bir örneğini sunarken, sanatçının uluslararası yolculuğunda da yeni bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor.

 

#AslıhanÇiftgül #BakışKalırGeriye #BelgradSanat #ÇağdaşSanat #Galerija73 #TürkSanatı #SanatHaberleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Epilepsi ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide görülüyor!

Halk arasında sara olarak bilinen epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani, geçici ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayıcı nöbetlerle seyreden bir hastalık. Dünya genelinde yaklaşık 50 milyon, Türkiye’de de yaklaşık bir milyon kişinin epilepsiyle yaşadığı bildiriliyor. Epilepsi her yaşta gelişebilen bir hastalık olsa da yaşamın erken ve geç dönemlerinde daha sık görülüyor. En riskli grupları 0-10 yaş arası çocuklar ile 65 yaş ve üzerindeki bireyler oluşturuyor. Epilepsi tedavi edilmediğinde eğitim ile iş hayatında kesintilere, sosyal izolasyona ve özgüven sorunlarına, nadiren de olsa hayatı tehdit edebilen tablolara yol açabiliyor. Ancak, son yıllarda tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde artık hastaların yaşam kalitesini düşüren bir sorun olmaktan çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde  epilepsi tedavisinde hedefin hastaların nöbet geçirmelerini önlemek ve normal bir yaşam sürmelerini sağlamak olduğunu belirterek, “Tedavide nöbetleri tamamen durdurmak veya sıklığı ile şiddetini azaltmak temel ilkemizdir. Doğru tedaviyle hastaların yüzde 70’inde nöbetler ilaç tedavisiyle tamamen kontrol altına alınabilirken, direnç gösteren 30’luk kısmı için cerrahi yöntemler ve epilepsi pili tedavisi gibi güçlü seçeneklerin olması büyük bir umut kaynağıdır” diyor.

Doç. Dr. Kemal Paksoy

Doç. Dr. Kemal Paksoy

Her iki hastadan birinde nedeni bilinmiyor!

Epilepsi hastalarının yaklaşık yarısında kesin bir nedeni tespit edilemiyor. Aile öyküsü ve spesifik gen mutasyonları ile beyin tümörleri gibi yapısal bozukluklar, belirlenen en yaygın nedenlerini oluşturuyor. Bunların yanı sıra kafa travmaları ile beyin ve beyin zarı iltihapları (menenjit ve ensefalit) serebrovasküler olaylar (inme ve beyin kanaması) ile metabolik etkenler (hipoglisemi) de epilepsiye yol açabiliyor.

Nöbet gelmeden önce sinyal verebiliyor!

Epilepsi belirtileri, beynin hangi bölgesinin etkilendiğine bağlı olarak çok geniş bir yelpazede değişebiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, bazı hastaların nöbetten hemen önce garip bir his yaşadıklarını anlatarak, “Yanık plastik kokusuna benzer bir koku, mide bulantısı veya yoğun bir korku hissi olabilir. Bunlar ‘haberci belirtiler’ olarak adlandırılır” diyor.  Bazı durumlarda bilincin tamamen kapanmayabileceğini ifade eden Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsinin diğer belirtilerini şöyle açıklıyor: “Vücudun bir bölgesinde (el ve yüz gibi) seğirmeler, boşluğa bakma, çevreden kopma ve anlamsız hareketler gibi kısmi belirtiler gelişebilir. Yaygın belirtilerde ise bilinç kaybı eşlik eder. Vücudun aniden kaskatı kesilmesi ve ardından şiddetli sarsıntılar yaşanabilir. Bunların yanı sıra birkaç saniye süren ‘dalma atakları’ ve kas gücünün aniden kaybolmasıyla ‘yığılıp kalma’ şeklinde klinik belirtiler ortaya çıkabilir.”

İlaca dirençli nöbetlere “epilepsi pili”

Epilepsi tedavisinde hedef,  hastanın  nöbet geçirmesini önleyerek normal bir yaşam sürmesini sağlamak. Doç. Dr. Kemal Paksoy, günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayarak, “Her 10 hastadan 7’sinde doğru tedaviyle nöbetler kontrol edilebilmektedir. Ayrıca, hastalar uzun yıllar nöbetsiz kaldıktan sonra doktor kontrolünde ilaçlarını bırakabilmekte ve hayatına nöbetsiz devam etmektedir” diyor. Ancak, ilaç tedavisi birçok hastada nöbetleri kontrol altına alabilse de bazı hastalar için bu yöntem yeterli olmuyor. İşte bu noktada toplumda “epilepsi pili” olarak bilinen ve Vagal Sinir Stimülasyonu olarak adlandırılan yöntem önemli bir alternatif tedavi seçeneği sunuyor.

Nöbet sıklığında en az yüzde 50 azalma! 

Vagal Sinir Stimülasyonu (VNS),  ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda nöbet kontrolünü sağlamak amacıyla başvurulan ileri düzey bir nöromodülasyon yöntemi. En az iki veya üç antiepileptik ilacın uygun dozda kullanılmasına rağmen nöbetlerin devam etmesi, nöbet odağının beynin kritik bir bölgesinde (konuşma veya hareket merkezi gibi) olması ve bu bölgenin ameliyatla çıkarılamaması durumunda tercih ediliyor. Epilepsi pili nöbetleri tamamen ortadan kaldırmasa da birçok hastada belirgin bir iyileşme sağlayabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pili uygulanan yaklaşık her iki hastadan birinde nöbet sıklığında en az yüzde 50 oranında azalma sağlandığına işaret ederek,  “Bazı hastalarda ise nöbetler daha kısa sürmekte ve daha hafif geçmektedir. Bu yöntemin en ilginç özelliği ise etkisinin zamanla artmasıdır. İlk 3 ayda başarı oranı daha düşükken, birinci yılın sonunda hastaların yaklaşık yarısında yüzde 50 oranında iyileşme görülür. Beşinci yılın ardından bu oranlar yüzde 60-70 seviyelerine kadar çıkabilir. Hastaların yüzde 5-8’inde ise nöbetler tamamen kesilmektedir” diye konuşuyor.

Cerrahi işlemle vücuda yerleştiriliyor!

“Vagal Sinir Stümilasyonu, boyun bölgesinde yer alan vagus siniri üzerine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla sinir sistemine belirli aralıklarla elektriksel uyarılar gönderilmesi prensibine dayanıyor. Bu uyarılar beyinde nöbet gelişiminden sorumlu olan bölgelerdeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine destek oluyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kemal Paksoy, epilepsi pilinin cerrahi işlemle vücuda yerleştirildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Önce göğüs bölgesinde küçük bir kesi açılır ve epilepsi pili köprücük kemiğinin altındaki bölgeye yerleştirilir. Daha sonra, cihazdan çıkan ince elektrotlar, boyundan açılan küçük bir kesiden, boyun bölgesinin sol tarafından geçen vagus sinirine bağlanır. Vagus siniri, beyinle vücudun pek çok bölgesi arasında iletişim sağlayan sinirlerden biri olarak bilinir. Göğüs bölgesine yerleştirilen cihaz belirli aralıklarla vagus sinirine elektriksel uyarılar gönderir. Bu uyarılar, beyindeki anormal elektriksel aktivitenin düzenlenmesine yardımcı olarak epilepsi nöbetlerinin sıklığını ve şiddetini azaltmayı amaçlar. Ardından cilt kapatılarak operasyon tamamlanır. Cihazın ayarları hekim tarafından hastanın nöbet sıklığına ve şiddetine göre programlanır.”

#Epilepsi #SaraHastalığı #EpilepsiPili #Nöroloji #SağlıkHaberleri #YaşamKalitesi #BeyinCerrahisi #KemalPaksoy #AcıbademHastanesi #İlacaDirençliEpilepsi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity