Yazılar

Gastronomi Tutkunlarına Özel Napoli Pizza Workshop

CVK Hotels & Resorts Grubu’nun amiral gemisi CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul, gastronomiyi deneyim alanına dönüştüren yeni etkinlik serisi “CVK Mutfak Buluşmaları”nı başlatıyor. Serinin ilk durağı olan “Napoli Pizza Workshop”, Executive Chef Sercan Dikmen ve Napoli pizza ustası Hilmi Tanrıöğen rehberliğinde 6 Şubat Cuma günü saat 18.30’da Gümüşsuyu Restoran’da gerçekleşecek.

Etkinlikte misafirler, Napoli pizzasının karakterini belirleyen hamur kıvamı, fermantasyon süreci, malzeme dengesi ve pişirme tekniklerini deneyimleme fırsatı bulacak. Odun fırınında pişirilen otantik pizzaların ardındaki ustalık, gastronomi tutkunlarına birebir aktarılacak.

Sınırlı kontenjanla düzenlenecek workshopun biletleri PASSO üzerinden satışa sunuluyor. CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul, “CVK Mutfak Buluşmaları” ile gastronomi dünyasında ilham veren buluşmalara ev sahipliği yapmayı sürdürecek.

#CVKMutfakBuluşmaları #NapoliPizzaWorkshop #CVKParkBosphorus #Gastronomi #PizzaTutkusu #İstanbulEtkinlik #GurmeDeneyim #OdunFırını #LezzetYolculuğu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Romantik Gala, Brunch ve Spa ile Aşk Dolu Kutlama

İstanbul’un prestijli otellerinden Sheraton İstanbul Ataköy Hotel, Sevgililer Günü’nü müzik, lezzet ve ayrıcalıklı paketlerle unutulmaz bir kutlamaya dönüştürüyor.

14 Şubat akşamı Ceremony Balo Salonu, romantik bir atmosferde özel bir programa ev sahipliği yapacak. Gece 20.00’de DJ Lady Toro performansıyla başlayacak, 21.30’da Cefi sahne alarak çiftlere romantik ve enerjik anlar yaşatacak. Eğlence, gece yarısından sonra yeniden DJ performansıyla devam edecek.

Sheraton İstanbul Ataköy Hotel

Kutlamaya eşlik eden Sevgililer Günü menüsü, özenle hazırlanan başlangıçlar, hingel ara sıcak, balzamik soslu dana incik ve tutku meyveli kadife dome tatlısıyla gastronomi tutkunlarına zarif bir deneyim sunacak. Menü, limitli yerli içki, çay ve kahve servisiyle tamamlanıyor.

Çiftler için hazırlanan özel konaklama ve spa paketleri, romantik atmosferi konforla buluşturuyor. Oda konaklama, brunch, İsveç masajı ve özel süslemelerle sunulan paketler 12.000 TL’den başlarken, gala yemeği dahil seçenek 22.000 TL olarak misafirlere sunuluyor.

Kutlamalar 15 Şubat’ta Cook Book Restaurant’ta düzenlenecek özel brunch ile devam edecek. Brunch kişi başı 1.950 TL, Prosecco eşliğinde ise 2.950 TL olarak sunuluyor.

Sheraton İstanbul Ataköy Hotel, Sevgililer Günü’nde romantizm, lezzet ve eğlenceyi bir araya getirerek çiftlere unutulmaz bir deneyim vaat ediyor.

#SheratonİstanbulAtaköy #SevgililerGünü #RomantikKutlama #GalaYemeği #SevgililerGünüBrunch #SpaDeneyimi #İstanbulEtkinlik #GurmeLezzet #AşkınZarafeti #LuxuryLifestyle #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Sweet Sour Love ile Aşkın En Tatlı Hali Tchibo’da

Kahve uzmanı Tchibo, Sevgililer Günü’nün büyülü atmosferinden ilham alarak hazırladığı özel menüsüyle çiftleri romantik bir lezzet yolculuğuna davet ediyor. 1–15 Şubat tarihleri arasında mağazalarda sunulacak menüde, espresso ile çileğin tatlı-ekşi uyumunu buluşturan Sweet Sour Love, zarif dokusuyla öne çıkan Antep Fıstıklı Sütlü Çikolata ve kırmızı tonlarıyla romantizmi yansıtan Red Cupcake yer alıyor.

Geçen yılın en beğenilen lezzetlerinden Sweet Sour Love, çilek şurubu ve püresiyle her yudumda sevgi dolu bir tat sunarken; kreması üzerine eklenen vişne ve çilek parçalarıyla görsel bir şölen yaratıyor. Çikolata sosu ve toz çilek süslemesiyle bu özel içecek, Sevgililer Günü’nün vazgeçilmez klasiği olmaya aday.

Tatlıyla kahvesini tamamlamak isteyenler için hazırlanan Antep Fıstıklı Çikolata ve Red Cupcake ise romantik anlara tatlı bir eşlik sunuyor. Tchibo, bu özel dönemde çiftlere unutulmaz bir gurme deneyimi vaat ediyor.

#Tchibo #SweetSourLove #SevgililerGünü #RomantikLezzetler #KahveTutkusu #GurmeDeneyim #TatlıAnlar #LoveInTchibo #SevgililerGünüLezzetleri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Her 4 kişiden 1’i bel ağrısı yaşıyor!

Günümüzde uzun süre masa başında çalışmak, hareketsiz bir yaşam sürmek ve çağımızın önemli sorunu olan obezite, bel fıtığının görülme sıklığını giderek artırıyor. Yapılan çalışmalar, şiddetli bel ve bacak ağrısının en sık rastlanan sebeplerinden biri olan bel fıtığına bağlı sinir kökü sıkışmasının yaşam boyu gelişme riskinin dünya genelinde yüzde 3–5 civarında olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de ise her 4 kişiden 1’inin son bir yıl içerisinde bel  ağrısı yaşadığı belirtilirken, bel fıtığının bu ağrıların önemli bir kısmını oluşturduğu vurgulanıyor. Acıbadem International Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Özkan Yükselmiş,  genellikle 30–50 yaş arasında görülen bel fıtığının modern yaşam koşullarının etkisiyle son yıllarda 20’li yaşların başında, hatta üniversite çağındaki gençlerde bile giderek artış gösterdiğini  belirterek, “Telefon, tablet veya bilgisayar karşısında  kambur pozisyonda uzun süre oturmak, hareketsiz bir yaşam sürmek, egzersiz sırasında yanlış teknikle ağırlık kaldırmak ve fazla kilolu olmak, özellikle gençlerde bel fıtığının artışında en sık görülen nedenleri oluşturuyor” diyor.

Dr. Özkan Yükselmiş

Dr. Özkan Yükselmiş

2 hafta süren şiddetli bel ve bacak ağrısına dikkat!

Omurgamızdaki bel omurları arasında yer alan ve “disk” olarak adlandırılan yastıkçıkların zamanla yıpranıp dışarı doğru bombeleşerek sinir köklerine baskı yapmaları “bel fıtığı” olarak tanımlanıyor. Bel bölgesinde ani başlayan veya giderek artan bel ağrısı, belden başlayıp bacağın arkasından topuğa kadar inen “elektrik çarpması” veya “çekilme tarzında” ağrı, hissizlik ile iğnelenme (bacakta, ayakta veya parmaklarda) ve belde kas spazmı, en sık görülen şikayetler arasında yer alıyor.

Ancak hastaların önemli bir bölümü bu belirtileri “geçer” düşüncesiyle göz ardı ederek doktora gitmeyi geciktiriyor. Hastalığın ilerlemesine bağlı olarak ağrının kronikleşmesi ve şiddetinin artması günlük yaşam aktivitelerini ciddi ölçüde kısıtlarken, acil ameliyat gereksinimi de ortaya çıkabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr.  Özkan Yükselmiş, tedaviden etkin sonuç alınabilmesi ve kalıcı hasarın önlenebilmesi için bel fıtığının erken dönem belirtilerini ihmal etmemek gerektiğini anlatarak, “İlaç ve istirahate rağmen yaklaşık 2 haftadır geçmeyen şiddetli bel ve bacak ağrısında zaman kaybetmeden bir hekime başvurmak son derece önemlidir” uyarısında bulunuyor.

Bel fıtığının 7 önemli nedeni!

Bel fıtığı genellikle birden fazla faktörün birleşmesiyle ortaya çıkıyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bel fıtığına neden olan etkenleri şöyle sıralıyor:

Genetik yatkınlık:  Ailede bel fıtığı öyküsü varsa, disk yapısı daha kolay yıpranabiliyor.

Yaşa bağlı yıpranma: Diskler yaşla birlikte su kaybederek esnekliğini yitiriyor. Bu doğal süreç fıtıkla sonuçlanabiliyor.

Hareketsiz bir yaşam:   Düzenli egzersiz yapmamak ve hareketsiz bir yaşam sürmek riski artıran  önemli faktörlerden. Çünkü, özellikle bel ve karın kasları güçlü değilse, omurganın yükünü diskler ve eklemler taşımak zorunda kalıyor.

Yanlış duruş ve uzun süre oturma:  Özellikle gençlerde; kambur pozisyonda, öne eğilerek saatlerce telefon veya tablet ekranına bakmak, omurgaya binen yükü artırıyor. Ayrıca, bilgisayar karşısında çalışırken veya araç kullanırken uzun süre hatalı pozisyonda oturmak ve eğilerek çalışmak da aynı nedenle bel fıtığına yol açabiliyor.

Ağır kaldırma ve ani hareketler: Eğilerek ve gövdeyi çevirerek ağır bir yük kaldırmak diskin aniden yırtılmasına ve fıtığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor.

Fazla kilo: Vücut ağırlığı arttıkça, bel omurlarına binen yük de artıyor.

Sigara: Disklerin beslenmesini bozarak daha çabuk yıpranmalarına sebep olabiliyor.

Ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor!

Toplumdaki yaygın inanışın aksine, bel fıtığı tanısı alan hastaların büyük bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Güncel kılavuzlar, idrar kaçırma, çok ileri güç kaybı ve felç gibi acil durumlar yoksa, öncelikle konservatif (ameliyatsız) tedavilerin denenmesini öneriyor. Dr. Özkan Yükselmiş, “Güncel veriler, erken tanı sayesinde, ameliyata gerek kalmadan, uzman hekim kontrolünde başlanan fizik tedavi, egzersiz ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle  ağrı ile fonksiyon kaybının belirgin ölçüde düzeldiğini, hastaların büyük bir kısmının günlük yaşamlarına geri dönebildiğini gösteriyor. Bazı hastalarda şikâyetler neredeyse tamamen kaybolurken, bazı hastalarda hafif ve aralıklı ağrılar ise kalıcı olabiliyor; bu noktada düzenli egzersiz ile yaşam tarzı değişiklikleri devreye giriyor” diyor.

Bel fıtığında ilk basamak fizik tedavi!

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, bel fıtığında ameliyatsız tedavinin temel taşını oluşturuyor. Yüzeyel ısı uygulamaları, derin ısı ajanları, elektrik akımları, manuel terapi ve traksiyon, esneme ile güçlendirme egzersizleri, duruş ve ergonomi eğitimi, fizik tedavinin başlıca yöntemlerini oluşturuyor.  Dr. Özkan Yükselmiş, bu yöntemlerin genellikle  tek tek değil, kombine şekilde uygulandığını; hastanın kliniğine ve MR bulgularına göre kişiselleştirildiğini vurguluyor. Dr. Özkan Yükselmiş, ilaç ve fizik yöntemlerine rağmen ağrısı çok şiddetli olan veya ameliyat öncesinde “ara basamak” tedavisine ihtiyaç duyulan hastalarda ise epidural veya transforaminal gibi girişimsel yöntemlerin de gündeme geldiğini anlatıyor.

Tedavi sonrasında koruma planı çok önemli!

Ameliyatsız tedavinin başarısında  hastanın aktif katılımının en az tedavinin kendisi kadar önem taşıdığını ifade eden Dr. Özkan Yükselmiş, bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca noktaları, “Doktorun verdiği egzersiz programını şikâyetler azalınca bırakmamak, ani ve ağır yük kaldırmaktan kaçınmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, doğru oturma ve yatış pozisyonuna özen göstermek, kilo kontrolü sağlamak, sigarayı bırakmak, stres yönetimine dikkat etmek” şeklinde sıralıyor.  Ayrıca, bel fıtığında uzun vadeli koruma planının da kilit bir rol üstlendiğini belirten Dr. Özkan Yükselmiş, “Çünkü, bel fıtığı aynı veya farklı seviyede tekrar edebiliyor. Bu risk, düzenli egzersiz, kilo kontrolü ve doğru duruş alışkanlıkları gibi koruyucu yaklaşımlarla ciddi oranda azaltılabiliyor” diye konuşuyor.

#BelAğrısı #BelFıtığı #SağlıklıYaşam #FizikTedavi #Rehabilitasyon #OmurgaSağlığı #HareketsizYaşam #Obezite #EgzersizDoğruTeknik #AcıbademHastanesi #SağlıkBilinci #GençlerdeBelFıtığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Romantik Gala, Brunch ve Spa ile Sevgililer Günü Şehrin Kalbinde

Raffles İstanbul, Sevgililer Günü’nü şehrin kalbinde eşsiz deneyimlerle kutlamaya hazırlanıyor. 14 Şubat akşamı Long Bar’da gerçekleşecek özel gala yemeği, altı aşamalı menü, sınırsız premium şarap seçkisi ve Barbaros & Orkestrası’nın canlı performansı ile çiftlere unutulmaz anlar yaşatacak. Gecenin ardından DJ performansıyla devam edecek after party, kutlamayı daha da hareketlendirecek.

Raffles İstanbul

Kutlamaları hafta sonuna taşımak isteyenler için 15 Şubat’ta Raffles Teras’ta düzenlenecek romantik brunch, zengin tatlı büfesi, özel kokteyller ve canlı müzik eşliğinde keyifli bir atmosfer sunacak. Çocuklar için Mini Kulüp Atölye aktiviteleri hazırlanırken, 6 yaş altı ücretsiz, 7–12 yaş arası ise %50 indirim avantajıyla ağırlanacak.

Raffles İstanbul

Çiftlere özel Raffles Spa deneyimleri ise 13–15 Şubat tarihleri arasında sunulacak. Royal Hamam, jakuzi ve masajı bir araya getiren özel bakım paketleri, romantik bir atmosferde yenilenme fırsatı sağlıyor. Sevgililer Günü’ne özel tasarlanan spa programları çiftlere %15 indirim avantajıyla sunuluyor.

Raffles İstanbul

Bilgi; spa.istanbul@raffles.com | +90 530 688 4408

Raffles İstanbul

#Rafflesİstanbul #SevgililerGünü #RomantikKutlama #GalaYemeği #RomantikBrunch #RafflesSpa #İstanbulEtkinlik #GurmeDeneyim #AşkınŞehri #LuxuryLifestyle #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Influenza hızla yayılıyor!

Ülkemizde çocukluk çağı aşılaması gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına karşın, erişkin aşılaması yan etkilere yönelik önyargılı tutumların da etkisiyle yetersiz seyrediyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Oysa erişkin aşılamada en güncel yaklaşımlar; erişkin aşılamanın sağlıklı bir toplum için vazgeçilmez olduğunu göstermektedir. Çocukluk döneminin devamı olarak düzenli şekilde yapılacak erişkin yaş grubuna özgü aşılamalarla, önemli birçok hastalık önlenebilmekte, enfeksiyonlara karşı koruma sağlanarak, kişinin sağlıklı yaş alması mümkün olabilmektedir” diyor.

Özellikle yaşlılıkta kronik hastalıkların da etkisiyle bağışıklık sisteminin zayıfladığını ve bulaşıcı hastalık riskinin arttığını vurgulayan Dr. Kuşoğlu “Bunun neticesinde erişkinler özellikle yaşlılıkta enfeksiyon hastalıklarını daha ağır geçirmekte hatta hayati riskleri artmaktadır. Aşılamada en güncel yaklaşımlar; bu nedenle özellikle de ileri yaştaki kişilerin aşıyla korunması gerektiğini göstermektedir” diye konuşuyor.  Dr. Hülya Kuşoğlu, en güncel yaklaşımlara göre erişkinlerde mutlaka yapılması gereken aşıları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu

Dr. Hülya Kuşoğlu

  • Grip aşısı

Son dönemde yaygın görülen ve yüksek ateş, kas eklem ağrısı, kuru öksürükle seyreden grip (influenza) akciğer ve kalp hastalıklarına yol açabilmektedir. Grip aşısı hastalanmadan yapıldığında enfeksiyonu tamamen önleyebilirken, pek çok kişide de sürecin hafif geçirilmesini sağlar. Dr. Öğretim Üyesi Kuşoğlu “Gripten korunmanın bilinen en etkin yolu aşıdır. Özellikle yüksek risk grubuna (65 yaş üzeri, hamileler, kronik hastalığı olanlar, 5 yaş altı, sağlık çalışanları vb) mutlaka yaptırılması gereken grip aşısı; hastane yatışı ve ölüm riskini azaltmaktadır” diyor.

  • Zatürre aşıları

Pnömokok olarak bilinen (Streptococcus pneumoniae) zatürre, akut menenjit ve sinüzitin en sık bakteriyel etkenidir. Pnömokok aşısı; kronik hastalığı olanlarla bakımevinde kalanlar başta olmak üzere risk grubundaki kişilere mutlaka yapılmalıdır. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu şöyle diyor: “Ülkemizde konjuge 20 valanlı aşının kullanıma girmesi yani pnömokok bakterisinin 20 alt tipini içeren aşının bir defa uygulanması güncel tıp bilgisine göre bir ömür etkili olmaktadır. Önceden 5 yılda bir tekrarlanan aşı artık gerekli olmadığından uygulanmamaktadır. Daha önce hiç pnömokok aşısı yapılmamış kişilere tek doz 20 valanlı aşı yapılması yeterli olacaktır. Solunum yollarını saran RSV virüsünün neden olduğu zatüre hastalığı için de ülkemizde 60 yaş sonrası RSV aşıları uygulanmaktadır. RSV aşısı iki farklı özellikte aşı olarak üretilmektedir. İçinde adjuvan olmayan aşı gebelere de uygulanabilmektedir. Doktor önerisiyle gebelikte de yapılan aşı sayesinde yenidoğan bebek ilk altı ayında RSV virüsüne karşı anneden geçen koruyucu antikorlarla korunmuş olmaktadır. Bu aşı tek doz uygulanmaktadır.”

  • Tetanoz-Difteri aşısı

Çocukluk döneminde yapılmış olan bu aşı yıllar içerisinde antikorların azalması nedeniyle erişkinlerde tekrarlanmalıdır. Sağlıklı erişkinler her 10 yılda bir tetanoz-difteri aşısı olmalıdır. Gebelikte 27. ve 36. hafta arasında yapılması gereken bu aşı sayesinde yenidoğan tetanozu önlenmiş olur. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Tetanoz bakterisi doğada çok yaygın halde olduğundan bahçede bile olan basit yaralanma, örneğin gül dikeni batmasıyla dahi tetanoz enfeksiyonu gelişebillir” diyor.

  • Hepatit aşıları (Sarılık aşıları)

Ülkemizde hepatit aşılarının çocukluk aşı takvimine girmesiyle birlikte Hepatit B ve Hepatit A hastalığı daha az görülmektedir. Ancak 1998’den önce doğmuş olan kişilerde aşı olmadığından erişkinler de Hepatit B ve Hepatit A için aşılanmalıdır. Hepatit B aşısı 6 ay içinde 3 doz, Hepatit A aşısı 6 ay içinde 2 doz olarak uygulanmaktadır. Hepatit A aşısı kirli su ve gıdalarla bulaşan, karaciğerde iltihap yapan bulaşıcı hastalıkları önlerken, Hepatit B aşısı ise siroz ve karaciğer kanserinden de korumaktadır.

  • Zona aşısı

Türkiye’de canlı olmayan Zona aşısı 2024’ten bu yana uygulanmaktadır. Ciltte içi sulu yaralara ve haftalarca hatta aylarca sürebilen şiddetli yaygın ağrılara neden olan zona virüsü, görme ve işitme kaybına da yol açabilmektedir. Zona aşısı 6 ay içinde toplam iki doz yapılmaktadır. Özellikle 50 yaş üzeri sağlıklı kişiler ya da 50 yaş altında bağışıklık sistemi zayıf olan veya kronik hastalığı olan kişilere uygulanabilmektedir.

  • HPV aşısı

İnsanların yüzde 85’i hayatlarının bir döneminde HPV virüsü ile enfekte olmaktadır. HPV insanda genital siğil, serviks kanseri, vajinal, vulvar, anal kanserler, baş boyun kanserleri vb yol açabilmektedir. Dr. Öğretim Üyesi Hülya Kuşoğlu “Önceden 4 HPV virüsünü içeren aşı uygulanırken artık 9 HPV türünü içeren aşı uygulanmaktadır. Tercihen cinsel aktif olmadan önce tamamlanması istenen bu aşının cinsel aktivite başlaması sonrası da uygulanması önerilmektedir. Altı ay içinde 3 doz uygulanan bu aşı kadınlarda özellikle rahim ağzı kanserini önlemesi açısından kanseri engelleyen iki aşıdan biridir” diyor.

#ErişkinAşılaması #SağlıklıToplum #EnfeksiyonHastalıkları #AşıBilinci #Influenza #Bağışıklık #KoruyucuSağlık #AşıİleKorun #AcıbademHastanesi #HülyaKuşoğlu #SağlıklıYaşAlma #ToplumSağlığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Çeşme’de Tarihi Karar: Kiralık Sosyal Konut Projesi Oy Birliğiyle Kabul Edildi

Çeşme Belediyesi Olağanüstü Meclis Toplantısı’nda, ilçenin yaklaşık 20 yıldır gündeminde olan Kiralık Sosyal Konut Projesi oy birliğiyle kabul edildi. Belediye Başkanı Lâl Denizli, proje tasarımını meclis üyelerine ve canlı yayında izleyen vatandaşlara sundu. Alınan karar, Çeşme’de sosyal belediyecilik adına tarihi bir adım olarak kayda geçti.

Reisdere Mahallesi’nde hayata geçirilecek proje, dar gelirli vatandaşların güvenli ve sürdürülebilir konutlara erişimini hedefliyor. Toplamda 700 konut üretilecek, ilk etapta 100 konut inşa edilecek. Konutların büyük bölümü 1+1 ve 2+1 tiplerinde, tek katlı ve bahçeli olarak tasarlanacak.

Başkan Denizli, barınma krizinin toplumsal bir mesele haline geldiğini vurgulayarak, “Konut bir yatırım değil, temel bir insan hakkıdır” dedi. Projede kiraların hane gelirinin %30’unu aşmayacak şekilde belirleneceği, uzun vadeli kiracılık esas alınacağı ve sosyal adalet ilkelerinin gözetileceği açıklandı.

Sürdürülebilirlik kapsamında güneş panelleri, yağmur suyu hasadı ve doğal iklimlendirme sistemleriyle enerji ve su giderlerinin azaltılması hedefleniyor. Başkan Denizli, “Çeşme Modeli, Türkiye’de sosyal belediyecilik için örnek olacak” ifadelerini kullandı.

#ÇeşmeBelediyesi #SosyalKonut #YerelYönetim #KiralıkKonut #ÇeşmeModeli #Belediyecilik #SosyalBelediyecilik #YerelHaber #Çeşme #KonutHakkı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Eksun Gıda ve Selçuk Üniversitesi’nden Ar-Ge Odaklı Stratejik İş Birliği

Eksun Gıda, akademik bilgiyle sanayi deneyimini buluşturacak yeni bir iş birliğine imza attı. Konya Selçuk Üniversitesi ile yapılan stratejik protokol kapsamında, şirketin Konya’daki fabrikasında Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin geliştirilmesi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve sektör odaklı akademik çalışmaların desteklenmesi hedefleniyor.

Protokol; Ar-Ge projeleri, teknik danışmanlık, tez çalışmaları, laboratuvar ve altyapı olanaklarının paylaşımı gibi birçok alanda ortak çalışma fırsatları sunarken, öğrencilerin iş hayatına kazandırılmasını da kapsıyor. Uzun soluklu bu iş birliği modeli, hem sektörel gelişim hem de toplumsal fayda açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“İmzaladığımız bu protokol, iki kurumun birlikte Ar-Ge, inovasyon ve teknoloji geliştirmelerinin yanı sıra sektöre yetişmiş insan kaynağı kazandırmayı amaçlıyor. Selçuk Üniversitesi ile yaptığımız stratejik iş birliği, genç mühendis adaylarının yetkinliklerini geliştirmeleri, sahaya dokunan projelerde yer almaları ve gerçek üretim süreçlerini deneyimlemeleri açısından da önemli fırsatlar sunuyor.”

Selçuk Üniversitesi Akşehir Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi ise protokol kapsamında TÜBİTAK, AB ve SAN-TEZ gibi ulusal ve uluslararası destek programlarına yönelik projeler geliştirilmesini, tez çalışmalarının sektörel ihtiyaçlara entegre edilmesini ve akademik danışmanlık süreçlerinin desteklenmesini planlıyor. Öğrencilere uygulamalı eğitim, staj ve saha destekli öğrenme imkânları sunan programlar da iş birliğinin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Bu stratejik ortaklık, bilimsel üretimin sektörel ihtiyaçlarla buluşmasını sağlayarak hem gıda sektörüne hem de Türkiye ekonomisine uzun vadeli katkılar sunmayı amaçlıyor.

#EksunGıda #SelçukÜniversitesi #ArGe #İnovasyon #ÜniversiteSanayiİşBirliği #GıdaSektörü #Ekonomi #İnsanKaynağı #StratejikOrtaklık #TürkiyeEkonomisi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Türkiye’nin En Gözde Kaplıca Merkezleri Listelendi

Türkiye’de kaplıca ve termal turizmine olan ilgi her geçen yıl artıyor. Şehir hayatından kısa süreli kaçamak yapmak isteyenler için dört mevsim tercih edilebilen termal destinasyonlar, bedensel ve zihinsel yenilenme arayanların gözde rotaları arasında yer alıyor. Seyahat platformu, kullanıcı ilgisi, bölgesel popülerlik, termal kaynak çeşitliliği ve konaklama altyapısını dikkate alarak hazırladığı listeyle Türkiye’nin en gözde kaplıca merkezlerini bir araya getirdi.

Listenin başında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Pamukkale bulunuyor. Beyaz travertenleri ve antik Hierapolis kentiyle doğa, tarih ve şifayı bir arada sunan Pamukkale, 33–36 derece sıcaklıktaki termal sularıyla dört mevsim ziyaretçilerini ağırlıyor.

Afyonkarahisar, köklü kaplıca kültürüyle öne çıkıyor. Sandıklı Kaplıcası çamur banyolarıyla dünya çapında bilinirken, Gazlıgöl Kaplıcaları Roma döneminden günümüze uzanan tarihiyle sağlık turizminin önemli merkezlerinden biri olarak dikkat çekiyor.

Bursa, şehirden çok uzaklaşmadan termal deneyim yaşamak isteyenler için ideal bir rota. Çekirge, Oylat ve Kurşunlu kaplıcaları, Osmanlı’dan günümüze uzanan tarihiyle kas ve eklem rahatsızlıklarına destekleyici etkileriyle tercih ediliyor.

Uşak Hamamboğazı Kaplıcaları, doğal kaynaklardan beslenen üç farklı termal su kaynağıyla öne çıkıyor. Çam ormanlarıyla çevrili atmosferi ve trekking rotalarıyla doğa içinde yenilenme fırsatı sunuyor.

Başkent Ankara’da Kızılcahamam Kaplıcaları, Roma ve Selçuklu döneminden bu yana şifa arayanların uğrak noktası. Mineral zenginliği ve doğal maden suları ile yılın her döneminde tercih ediliyor.

Yalova Termal Kaplıcaları, İstanbul’a yakınlığı ve köklü geçmişiyle öne çıkıyor. Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün özel ilgisiyle gelişen merkez, 57–60 derece sıcaklıktaki termal sularıyla hem günübirlik hem uzun süreli konaklamalar için tercih ediliyor.

Balıkesir Gönen Kaplıcaları, antik dönemlerden bu yana kullanılan termal sularıyla Ege ve Marmara hattında termal turizmin en bilinen merkezlerinden biri. Romatizmal rahatsızlıklarla özdeşleşmiş bu kaplıcalar, modern tesisleriyle yılın her döneminde ziyaretçilerini ağırlıyor.

Türkiye’nin dört bir yanındaki bu kaplıca merkezleri, hem sağlık hem de turizm açısından önemli birer destinasyon olarak öne çıkıyor.

ENUYGUN

#KaplıcaTurizmi #Pamukkale #Afyonkarahisar #BursaKaplıcaları #UşakHamamboğazı #Kızılcahamam #YalovaTermal #GönenKaplıcaları #TürkiyeTermal #SağlıkVeTurizm #TermalDeneyim #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ramazan Sofraları İçin Metro Türkiye’den Güvenli ve Avantajlı Seçenekler

Ramazan ayının yardımlaşma ve dayanışma ruhunu sofralara taşımaya hazırlanan Metro Türkiye, gıda güvenliği analizlerinden geçmiş, kaliteli ve güvenilir ürünlerle hazırladığı erzak paketlerini müşterilerine sunuyor. İftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez temel gıda ürünlerinden oluşan üç farklı paket, avantajlı fiyatlarla Metro mağazalarında yerini aldı.

Toplumsal dayanışmanın en güzel yansımalarından biri olan Ramazan için hazırlıklarını tamamlayan Metro Türkiye, yağ, un, salça, bakliyat ve çay gibi en temel ihtiyaçları içeren paketleriyle hem güvenilir gıdayı sofralara taşıyor hem de yardımlaşmanın gücünü artırıyor.

Türkiye’de gıda güvenliğini uluslararası standartlarda tescilleyen IFS Cash & Carry sertifikasına sahip ilk ve tek şirket olan Metro Türkiye, erzak paketlerinde yer alan her ürünü sıkı denetimlerden geçiriyor. Akredite laboratuvarlarda yapılan analizler sayesinde yalnızca güvenliği onaylanmış ürünler Ramazan kolilerinde yer alıyor.

Ramazan’ın bereketini sevdikleriyle veya ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak isteyenler için Metro Türkiye, bu yıl da zengin seçenekler sunuyor. Temel ihtiyaçlardan oluşan 13 ürünlük paketin yanı sıra, 22 ve 24 çeşit üründen oluşan daha geniş kapsamlı seçenekler de raflarda yer alıyor.

Hazır paketlerin dışında, bireyler ve kurumlar için “Kendi Erzak Paketini Oluştur” seçeneği de bulunuyor. Müşteriler, “Çok Al Az Öde” avantajıyla kendi bütçelerine uygun paketler hazırlayabiliyor. Ayrıca Metro Hediye Çeki ve temassız kullanım imkânı sağlayan Dijital Hediye Kartı seçenekleri de yardımlaşmayı kolaylaştırıyor. Metro Türkiye’nin güçlü lojistik altyapısı sayesinde bu dayanışma köprüsü, 66 ilde ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor.

Yağdan una, salçadan bakliyata, reçelden zeytine kadar özenle seçilmiş ürünlerden oluşan Metro Türkiye Ramazan paketleri, bolluk ve bereketi sofralara taşımak için tüm Metro mağazalarında sizleri bekliyor.

#MetroTürkiye #RamazanBereketi #ErzakPaketi #GıdaGüvenliği #Dayanışma #RamazanSofrası #PaylaşmanınGücü #Ramazan2026 #MetroRamazan #BereketliSofralar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity