Yazılar

Yaş ilerledikçe bağışıklık da zayıflıyor!

Yaşlanmanın, kaçınılmaz değişimlere yol açtığını belirten uzmanlar, bağışıklık sistemi dâhil tüm organ sistemlerinin bu durumdan etkilendiğini söylüyor.

İlerleyen yaşla birlikte bağışıklık sisteminin yanıt verme kapasitesi azaldığına dikkat çeken Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir.” dedi. Bu sürecin doğru beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yavaşlatılabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, özellikle protein, lif, sebze-meyve tüketimi ile D vitamini, B12 ve kalsiyum gibi temel eksikliklerin giderilmesinin büyük önem taşıdığını aktardı. Prof. Dr. Atamer ayrıca vitaminlerin bilinçsiz kullanımının fayda yerine zarar verebileceğinin altını çizdi ve takviyelerin mutlaka hekim kontrolünde alınması gerektiğini hatırlattı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yaşlanma sürecinde bağışıklık sisteminde meydana gelen değişimler ve beslenme ile doğru vitamin kullanımının bu süreci nasıl etkilediği hakkında açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Yaşlanma, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hastalık riskinin artmasına neden olur!

İnsan ömrünün uzadığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Toplumun yaş ortalaması giderek artıyor. Yaşlanma ile tüm organ sistemlerinde olduğu gibi bağışıklık sisteminde de bir takım değişiklikler oluyor.” dedi.

Bağışıklık sisteminin görevinin bizi enfeksiyonlardan, kanserden ve otoimmün hastalıklardan korumak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Atamer, “Bağışıklık sistemi fonksiyonlarındaki yaşlanmaya bağlı azalma ile bu hastalıklar daha sık görülmeye başlar. Yaşlanmanın bir sonucu olarak bağışıklık sistemi belli bir oranda baskılanır. Bazı özelleşmiş bağışıklık hücrelerinin sayısı oransal olarak azalsa da esas sorun bağışıklık sisteminin fonksiyonlarındaki bozulmalar sonucu yanıt vermesi gereken durumlarda yetersiz veya orantısız yanıt vermesidir. Yaşlılarda bağışıklık sisteminin yetmezliği tanısının konulması daha zor olabilir.” şeklinde konuştu.

Zamanla bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür!

Bağışıklık sistemimizin tüm yaşantımız boyunca görev yaptığını kaydeden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Tüm sistemlerde olduğu gibi bağışıklık sistemimizde de değişiklik oluşur.” dedi.

Yaşlanmanın insan yaşamının doğal ve değişmez bir süreci olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Atamer, “Bu süreçte zamana bağlı olarak bedensel fonksiyonların çevresel faktörlere uyum sağlama yeteneğinde azalma görülür. Tüm bu değişiklikler genetik özellikler, yaşam tarzı ve hastalıklar gibi nedenlere bağlı olarak her bireyde farklı bir hızla ortaya çıkabilir. Zamana bağlı ortaya çıkan değişiklikler fonksiyon kaybına neden olur. Organ sistemlerinde genel kontrol mekanizmaları azalır.” açıklamasını yaptı.

Beslenme, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabilir!

Beslenmenin, yaşa bağlı bağışıklık kaybını yavaşlatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Özellikle Omega-3, B 12 vitamini, kalsiyum ve demir gibi eksiklikler bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.” dedi.

Bu nedenle ileri yaşlarda bağışıklık sistemi için sofrada mutlaka tam tahıllar, karbonhidratlar, yeterli miktarda protein ve yeterli miktarda sebze ve meyve bulunması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Atamer, “Vitamin ve mineral takviyelerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğine dair yapılan çalışmalar vardır. İleri yaşlarda özellikle D vitamini, B 12 vitamini ve kalsiyum eksikliği sık görülebilir, bu nedenle takviye olarak alınması gerekebilir. A, E vitaminleri, folik asit ve C vitamini de yeterli miktarda alınmalı. Bunun dışında yeterli düzeyde spor yapılmalı, dengeli beslenme ihmal edilmemeli, sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Vitamin kullanımı, hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmeli!

Halk arasında çok vitamin almanın bağışıklığı güçlendirdiği ifadesinin yanlış olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü gerektiğinden fazla alınan vitaminlerin bir kısmı vücutta depolanarak vücuda zarar verebilir, fazlası ise idrar ile atılır.” dedi.

Vitamin kullanımının tamamen hekim kanaatine ve yapılan tetkiklere göre belirlenmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Aytaç Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Özellikle diyabet, hipertansiyon veya kalp hastalığı olan bireylerde kullanılan ilaçlar nedeniyle beslenmenin buna göre düzenlenmesi gerekir. Kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık sistemi zayıflayabilir.

Bu nedenle güçlendirici tarzda gıdalar tüketilmeli. İlaç kullanan kişilerde ilaca bağlı olarak besin emilimi ve bağışıklık sistemi etkilenebilir. Örneğin tansiyon ilacı kullananlarda idrar kaybı olduğu için yeterli miktarda sıvı tüketilmesi faydalıdır. Yeterli D vitamini alınması gerekir ve fiziksel hareket çok önemlidir. Yaşlılık döneminde günlük kalori ihtiyacı azalır. Bu kişiler daha az yemek yeme eğilimindedir. Oysa bu dönemde üç ana, üç ara öğün şeklinde beslenilmeli. Protein ve lif içeriği yüksek besinler ile sebze ve meyve yeterli miktarda tüketilmeli. Günlük su tüketimi ise en az iki litre olmalı.”

#YaşlanmaVeBağışıklık #SağlıklıYaşam #DoğruBeslenme #VitaminDengesi #BilinçliTakviye #GüçlüBağışıklık #YaşlanmaGerçeği #BeslenmeSanatı #HekimKontrolü #DengeliYaşam #SağlıkVeSanat #YaşAlmakDoğaldır #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Galerist’te Çok Sesli Sanat Deneyimi

Melike Abasıyanık Kurtiç’in sanatsal pratiğini merkezine alan “Kayada Büyüdüm Ben” sergisi, Galeri Nev iş birliğiyle ve Galerist ev sahipliğinde, Kale Tasarım ve Sanat Merkezi’nin desteğiyle 15 Ocak’ta açıldı.

Deniz Aktaş, Ece Bal, Gökhun Baltacı, İlhan Berk, Zeynep Kayan, Thiago Rocha Pitta, Anıl Saldıran, Johanna Seidel, Elif Uras ve Burcu Yağcıoğlu’nun eserlerini bir araya getiren seçki, Abasıyanık Kurtiç’in seramikten suluboyaya, fotoğraftan yerleştirmeye uzanan üretim evrenini farklı sanatçıların pratikleriyle buluşturuyor.

Sergi, sanatçının işlerinde öne çıkan döngüsellik ve yineleme fikrini çoğul bir karşılaşma zemini üzerinden tartışmaya açarken, edebiyatla da kesişen bir sanat deneyimi sunuyor.

“Kayada Büyüdüm Ben” sergisi, 21 Şubat 2026’ya kadar Galerist Tepebaşı’nda, salıdan cumartesiye 11.00–19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

#KayadaBüyüdümBen #MelikeAbasıyanıkKurtiç #Galerist #GaleriNev #SanatSergisi #ÇağdaşSanat #Tepebaşı #SürdürülebilirSanat #SanatHaber #İstanbulSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Madhu’s “4 Hands Dinner”da Özge Şahin’den Sürdürülebilir Dokunuş

Swissôtel The Bosphorus’un ev sahipliği yaptığı Madhu’s “4 Hands Dinner” serisi, bu ay Gourmand World Cookbook Awards 2025’te “Sürdürülebilirlik” kategorisinde dünya birinciliği kazanan şef Özge Şahin’i ağırladı.

Şahin, “Geleceğin Mutfağı” kitabında öne çıkan atıksız mutfak yaklaşımını Hint mutfağının zarif yorumuyla buluşturarak konuklara unutulmaz bir gastronomi deneyimi sundu. Sofistike tabaklar, sürdürülebilir mutfağın ilham veren dokunuşlarıyla birleşti.

#Madhu’s #4HandsDinner #ÖzgeŞahin #SwissotelTheBosphorus #GurmeLezzetler #AtıksızMutfak #HintMutfağı #Sürdürülebilirlik #MekanHaber #FineDining

Elif Pıtırlı’dan Yeni Tekli: And İçmişsin

Genç sanatçı Elif Pıtırlı, yeni teklisi “And İçmişsin” ile müzikseverlerle buluştu. Y Prodüksiyon etiketiyle yayımlanan şarkının sözü ve müziği Yalın’a ait. Düzenlemesi Sabi Saltıel ve Alp Ersönmez tarafından yapılan parçanın mastering’i ise Metropolis Studios’tan Stuart Hawkes imzası taşıyor.

1995 İzmit doğumlu Pıtırlı, müzikle iç içe büyüdü ve sahne deneyimini güçlü vokaliyle birleştirerek dikkat çekti. Daha önce “Vahit” ve “Pardon” ile dinleyicilerin karşısına çıkan sanatçı, “And İçmişsin” ile kariyerinde yeni bir döneme adım atıyor.

#ElifPıtırlı #Andİçmişsin #YeniTekli #YProdüksiyon #Yalın #MüzikHaber #Magazin #TürkMüziği #YeniDönem #GüçlüVokal #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Başkan Lâl Denizli: “Sporun Birleştirici Gücüyle Harika Bir Akşam”

Çeşme Belediyesi’nin düzenlediği Birimler Arası Voleybol Turnuvası, final karşılaşmaları ve yöneticilerin katıldığı özel maçla tamamlandı. Belediye çalışanlarını spor ve takım ruhu etrafında buluşturan etkinlik, coşkulu anlara sahne oldu.

Finalde Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü şampiyon olurken, Park ve Bahçeler Müdürlüğü ikinci, ÇEŞTUR üçüncü oldu. Turnuva sonrası Belediye Başkanı Lâl Denizli, başkan yardımcıları ve müdürlerden oluşan takımla sahaya çıkarak özel bir gösteri maçı oynadı. Denizli, babasının forma numarası olan 11 numarayla mücadele etti.

Başkan Denizli yaptığı açıklamada, “Turnuvamızın finali ve yöneticilerimizin özel maçıyla heyecan, coşku ve neşeyle dolu bir akşam yaşadık. Sporun birleştirici gücüyle dayanışmamızı pekiştirdik” dedi. Şampiyon takımı ve tüm katılımcıları tebrik eden Denizli, Çeşme Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü’ne katkılarından dolayı teşekkür ederek, bu tür etkinliklerin devam edeceğini vurguladı.

#ÇeşmeBelediyesi #LâlDenizli #VoleybolTurnuvası #Dayanışma #TakımRuhu #PolitikaHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bonna’dan geleceğin şeflerine destek

Türkiye’nin porselen, sofra ve mutfak ekipmanları sektöründe ihracat şampiyonu olan Bonna, sosyal sorumluluk projelerine bir yenisini ekledi. “Yarına da Kalsın” çatı projesi kapsamında hayata geçirilen “Bonna Geleceğin Şeflerinin Yanında” girişimi, okullara ekipman desteği sağlayarak genç şeflerin eğitimine katkı sunmayı hedefliyor.

Projenin ilk durağı, gastronomisiyle öne çıkan Hatay oldu. 9 Ocak’ta Bonna ekibi ve sektörün önde gelen şefleri, Şehit Serkan Talan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğrenciler ve öğretmenlerle buluşarak soruları yanıtladı.

Sürdürülebilirlik Vurgusu

Bonna Pazarlama Müdürü Esra Atagün Karaduman, markanın sürdürülebilirlik çalışmalarını anlatarak yüzde 87 geri dönüştürülmüş malzemeden üretilen Cras koleksiyonu ve enerji tasarrufu sağlayan Vitrified ürünleri hakkında bilgi verdi. Ayrıca “Sürdürülebilir Gastronomi Buluşmaları” kapsamında uzman Cansu Dirim, gıda israfı ve sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekti.

Eğitim ve Eşitlik Misyonu

Karaduman, “Gastronominin geleceğinin eğitimden geçtiğine inanıyoruz. Bu projeyle yalnızca ekipman desteği değil, uzun soluklu bir ekosistem desteği sunuyoruz” dedi. Hatay buluşmasının, eğitimde fırsat eşitliği ve sürdürülebilir gastronomi vizyonunu bir araya getiren güçlü bir sembol olduğunu vurguladı.

#Bonna #YarınadaKalsın #GeleceğinŞefleri #SürdürülebilirGastronomi #HatayMutfağı #GurmeHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

TOSFED’den Zorlu PSM’de görkemli gala

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) 2025 Gala Gecesi, Başkan Eren Üçlertoprağı ve yönetim kurulu üyelerinin ev sahipliğinde Zorlu PSM’de gerçekleşti. İstanbul Vali Yardımcısı Cengiz Karabulut, sponsor firma yöneticileri, kulüpler, sporcular ve çok sayıda davetli geceye katıldı.

Gecede, 2025 sezonunda ulusal şampiyona ve kupalarda dereceye giren sporcu ve takımlara ödülleri takdim edildi. Ayrıca sponsor firmalara, yurt dışında başarı elde eden sporculara ve organizatör kulüplere teşekkür plaketleri sunuldu.

Başkan Üçlertoprağı konuşmasında, İstanbul Park’ın TOSFED’e emanet edilmesinin yılın en önemli gelişmesi olduğunu vurguladı. Formula 1’in Türkiye’ye geri dönmesi için görüşmelerin sürdüğünü belirterek, “145 federasyon içinde Formula 1 pisti işleten tek federasyonuz. Devletimizin desteğiyle Formula 1’i ülkemize yeniden kazandırmak için çalışıyoruz” dedi.

#TOSFED #OtomobilSporları #Karting #Formula1Türkiye #İstanbulPark #SporHaberi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

17 Yaşındaki Ayşe Çebi’den Rekorlarla Gelen Şampiyonluk

Milli karting pilotu Ayşe Çebi, 2025 sezonunu Senior kategoride Türkiye Karting Şampiyonu olarak tamamladı. 20 sporcunun mücadele ettiği kategoride 7 ayağın 6’sında podyuma çıkan Çebi, 3 birincilik elde etti.

Sezon boyunca 4 yarışta pole pozisyonu, 4 yarışta en hızlı tur ve Uşak pist rekoru ile dikkat çeken genç sporcu, şampiyonanın 4. ve 5. ayaklarında tüm yarışları kazanarak sezonun en dominant performanslarından birine imza attı.

Çebi, “45 puan geriden gelmeme rağmen asla pes etmedim. Şampiyonluğu fazlasıyla hak ettim” diyerek başarısını takımına ve kendisini destekleyenlere adadı.

#AyşeÇebi #KartingŞampiyonu #PistlerdeKadınGücü #Motorsporları #TürkiyeKarting #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ege’den Güney Kore’ye İhracat Hamlesi

2025 yılında ihracatını %23 artırarak Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında rekortmen olan Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, 2026’ya hızlı başladı. PET İZMİR 2026 Fuarı’nda 5 kıtadan alıcıları ağırlayan birlik, 11-16 Ocak tarihlerinde Güney Kore’ye yönelik Sektörel Ticaret Heyeti düzenliyor.

Güçlü Bağlar, Güçlü Ticaret

Birlik Başkanı Muhammet Öztürk, Türkiye ile Güney Kore arasındaki tarihi bağların dış ticareti desteklediğini vurguladı. 13 Ocak’ta Seul’de yapılacak programda, 40 Güney Koreli ithalatçıyla 200 ikili iş görüşmesi gerçekleştirilecek.

İhracatta Yükseliş

Türkiye’nin Güney Kore’ye gıda ihracatı:

2023: 108 milyon $

2024: 145 milyon $ (+%34)

2025: 172 milyon $

En çok ihraç edilen ürünler:

Ton balığı: 40 milyon $

Şeker mamulleri: 25 milyon $

Meyveler: 11 milyon $

Makarna: 9,6 milyon $

Meyve suları: 7 milyon $

Ayçiçek yağı: 6,7 milyon $

Hedef 500 Milyon $

Öztürk, Güney Kore’de trend ürünleri yakından takip ederek pazara girişin avantaj sağlayacağını belirtti. Birlik, 5 yıllık vadede ihracatı 500 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor.

#Egeİhracatçıları #GüneyKore #EkonomiHaberi #İhracat #HububatBakliyat #YağlıTohumlar #TicaretHeyeti #PauseDergi

Omuzunuz donmuş olabilir

Geceleri omzunuzda hissettiğiniz hafif bir ağrı, zamanla kolunuzu kaldırmanızı zorlaştırıyorsa, “donuk omuz” sinyal veriyor olabilir!  Tıbbi olarak “adeziv kapsülit” olarak bilinen donuk omuz; hareket kısıtlılığına yol açabilen, ağrılı ve ilerleyici bir sendrom olarak dikkat çekiyor. Öyle ki omuz ekleminde oluşan ağrı ve sertlik nedeniyle araba kullanma, giyinme veya yukarıya uzanma gibi günlük basit işler bile zorlaşabiliyor, hatta imkansız hale gelebiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, bu nedenle donuk omuz sendromunda erken teşhis ve tedavinin son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “Genellikle yavaş ilerleyen donuk omuz sendromu hayatı tehdit etmese de tedavisinde geç kalındığında iyileşme süreci oldukça uzarken, omuz hareketlerinde kalıcı kısıtlılık gelişebilmekte ve ağrı kronik hale gelebilmektedir” diyor.  Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, erken dönemde tedavinin ise iyileşme süresini belirgin şekilde kısalttığını ve kalıcı sakatlık riskini de önlediğini belirterek, “Bu nedenle, 2–3 haftadan uzun süren omuz ağrısı ve hareket kısıtlılığı sorununda zaman kaybetmeden bir hekime başvurulması büyük önem taşımaktadır” diye konuşuyor.

Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu

Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu

Bu sorun 30’lu yaşlarda giderek artıyor!

Dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 2-5’ini etkileyen donuk omuz sendromu, ülkemizde de benzer oranlarda görülüyor. Son yıllarda, kısmen hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşması, diyabet ve tiroit bozukluklarının artması, yaralanmalar veya ameliyatlar sonrasında uzun süreli hareketsizlik nedeniyle donuk omuz sendromunda belirgin bir artış gözleniyor. Ayrıca, geçmişte 40 yaşın altındaki kişilerde nadir görülürken, günümüzde aynı risk faktörleri sebebiyle 30’lu yaşlarda da giderek daha sık ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra 40 yaş üstündeki kadınların bu sendroma yakalanma risklerinin erkeklere göre 2-4 kat daha fazla olduğu bildiriliyor. Özellikle menopoz döneminde meydana gelen hormonal değişimlerin ve kadınlarda otoimmün hastalıkların daha yüksek oranda görülmesinin bu tabloda etkisi olduğu düşünülüyor.

Omzun hareketsiz kalması riski artırıyor

Donuk omuz sendromunun en sık idiopatik, yani sebebi belli olmayan tipi görülüyor.  Yakın zamanda geçirilen omuz yaralanmaları veya ameliyatlar nedeniyle omzun uzun süreli hareketsiz kalması riski artırıyor. Diyabet hastalığında, yüksek kan şekeri sebebiyle dolaşım bozukluğu, kolajende değişim, inflamasyona yatkınlık ve hareket kısıtlılığı birleşerek, donuk omuz gelişimini kolaylaştırıyor. Bu nedenle, diyabet hastalarında risk, normal bireylere kıyasla 2 ila 4 kat yükseliyor. Tiroit bozuklukları (hipotiroidi ve hipertiroidi), parkinson hastalığı ve kardiyovasküler hastalıklar da donuk omuz gelişiminde etkili faktörler arasında yer alıyor.

Geceleri hissedilen omuz ağrısıyla başlıyor!

Omuz eklem kapsülünün iltihaplanması ve kalınlaşması zamanla skar dokusu oluşumuna ve bunun sonucunda hareketlerin kısıtlılığına yol açıyor. Donuk omuz çoğu zaman haftalar veya aylar içinde kademeli olarak ilerliyor. Hastalığın başlangıcında, özellikle geceleri hissedilen omuz ağrısı ön planda oluyor. Bu ağrılar genellikle uykuyu bozarak, kronik yorgunluğa ve duygusal dalgalanmalara sebep olabiliyor. Hastalık ilerledikçe eklem kapsülündeki sertlik artıyor ve hareket açıklığı belirgin şekilde azaldığı için kolu kaldırmak zorlaşıyor; giyinme, soyunma, yemek yeme ve saç tarama gibi rutin işleri yapmakta bile büyük güçlük çekiliyor.

Tam iyileşme bir yılı bulabiliyor!

Donuk omuz tedavisinin temel amacı; ağrıyı dindirmek ve hastanın günlük aktivitelerini rahat bir şekilde yapabilmesi için eklem kısıtlılığını önleyerek, omzun hareket kabiliyetini geri kazandırmak. İyileşme süresi ise hastanın genel durumu ve tedaviye ne zaman başlandığına bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Hastaların çoğu 3 ila 6 ay içinde günlük yaşamlarına geri dönebilirken, tam iyileşme süresi bazı durumlarda bir yıla kadar uzayabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, erken tanı ve doğru tedaviyle hastaların genellikle omuz fonksiyonlarını tamamen veya büyük ölçüde geri kazanabildiklerini ifade ediyor.

İlk basamak: Fizik tedavi ve ilaçlar

Donuk omuz sendromunun tedavisine genellikle ilaçlar eşliğinde uygulanan fizik tedavi yöntemiyle başlanıyor. Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, “Germe ve güçlendirme egzersizleriyle omzun hareket kapasitesi artırılırken, antiinflamatuar ilaçlar ve eklem içine uygulanan kortikosteroid enjeksiyonları da ağrının kontrol altına alınmasına yardımcı olmaktadır. Daha ileri durumlarda, eklem kapsülünün sıvıyla genişletilmesini sağlayan hidrodilatasyon yöntemi uygulanabilmektedir” diyor. Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, şiddetli veya diğer tedavilere yanıt vermeyen tablolarda ise cerrahi yöntemin gündeme geldiğini belirtiyor.

Bu yöntem cerrahi ihtiyacını azaltıyor!

Son yıllarda, donuk omuz sendromunun tedavisinde öne çıkan ve umut vadeden yöntemlerden biri olan hidrodilatasyon, minimal invaziv bir işlem olarak dikkat çekiyor.  Hidrodilatasyon yönteminde steril sıvı omuz eklemi içine enjekte ediliyor. Böylece omuz eklem kapsülünün kontrollü şekilde gerilmesi ve kapsülde oluşan yapışıklıkların azaltılması hedefleniyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, çoğunlukla görüntüleme rehberliğinde yapılan bu işlemin özellikle fizyoterapi ile birlikte uygulandığında, ağrının hızla azalmasını ve omuzlarda hareket artışını sağladığını belirterek, “Yöntemin başlıca faydası ise iyileşmeyi hızlandırırken, cerrahi müdahale ihtiyacını önemli ölçüde azaltmasıdır” diyor.

#OmuzAğrısı #DonukOmuz #AdezivKapsülit #FizikTedavi #ErkenTeşhis #SağlıkHaberi #AcıbademHastanesi #HareketKısıtlılığı #KronikAğrı #PauseDergi