Yazılar

Online alışveriş pazarı hızla büyüyor!

ORTALAMA BİR BİREY ONLİNE ALIŞVERİŞ İÇİN 27.382 TL HARCADI. BİR YILDA 29 KERE ALIŞVERİŞ YAPAN BİREYLERİN ORTALAMA SEPET DEĞERİ 942 TL.  

Global dünyanın lider araştırma şirketi Ipsos tarafından gerçekleştirilen IPSOS E-TİCARET PANELİ verilerine göre 2024 yılı itibarıyla Türkiye’de online alışveriş harcamalarının, bir önceki yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla yaklaşık on katına çıktığı izlenmektedir. Grafik çizgisi yükselerek büyüyen pazarda ki çarpıcı artış, dijitalleşmenin hız kazanması, tüketici alışkanlıklarının değişimi ve e-ticaret platformlarının sunduğu çeşitli avantajların bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Özellikle pandemi sonrası dönemde, tüketicilerin online alışverişe yönelmesi, bu alandaki büyümeyi tetikleyen en önemli faktörlerden biri olmuştur. Ayrıca, mobil uygulamaların ve sosyal medya platformlarının etkisiyle, alışveriş deneyiminin daha erişilebilir ve kullanıcı dostu hale gelmesi, online harcamaların artışını destekleyen ayrı bir dinamik olarak görülebilir.

Bununla birlikte, online alışveriş harcamalarındaki bu yükseliş, genel enflasyon oranlarının üzerinde gerçekleşerek, ekonomik dinamiklerin ve tüketici taleplerinin seyrini etkileyen önemli bir gösterge olarak da kabul edilebilir. Tüketicilerin artan güveni ve dijital ödeme sistemlerinin yaygınlaşması, bu trendin devam edeceğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki online alışveriş pazarının büyümesi hem ekonomik hem de sosyal açıdan dikkate değer bir gelişim göstermekte ve gelecekteki potansiyeline ışık tutmaktadır.

Ipsos

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; 

Türkiye’de 2024 yılında online alışveriş için harcanan para geçen yıla göre neredeyse iki katına, dört yıl öncesine kıyasla ise yaklaşık 10 katına çıktı.

Böylelikle harcama artışı geçen sene de olduğu gibi yine enflasyonun üzerinde gerçekleşti. 2024 yılı, son üç yılın en sık alışveriş yapılan dönemi oldu. Bu sene online alışverişçiler daha sık alışveriş yaptılar. Son bir senede ortalama 13 günde bir online alışveriş yapıldı! Online alışverişçilerin yaptığı 100 sepetin 30 tanesinde hızlı tüketim ürünleri (HTÜ) (gıda, içecek, kişisel bakım ve temizlik) , 70 tanesinde ise diğer ürünler bulunmakta. 2024 yılında HTÜ ürünlerin sepetlerde bulunma oranı azalırken alışveriş yapan birey oranı sabit kaldı. Harcama dağılımında ise hızlı tüketim ürünlerine %14 pay ayrıldı.  HTÜ ürünleri harcamasından içecek ve atıştırmalık ürünler, aldıkları payı artırırken hala cilt bakım ürünleri harcamanın en yüksek olduğu kategori. “Moda – Aksesuar, Beyaz Eşya – Mutfak Ürünleri” ise diğer kategoriler içerisinde harcama payı yüksek olan kategoriler olmaya devam ediyor. E-ticaret dünyası özellikle yılın belli dönemlerinde yaptıkları kampanyalar ile tüketiciyi daha fazla satın alıma yönlendiriyor. 2024 yılında harcama davranışlarında değişim Eylül ve Aralık aylarında görüldü. Eylül’de okulların açılması, Aralık ayında ise kampanyaların etkisi göze çarpıyor. Alışveriş platformları arasında harcama dağılımında yaklaşık %70 paya sahip olan ‘pazar yerleri’ büyümeye geçmiş yıllara kıyasla daha düşük oranda katkı sağladı. Ortalama üzerinde harcama artışı olan platformlar elektronik, giyim, züccaciye ve HTÜ ürünleri satan ve fiziksel mağazaları da olan kanallar oldu.

Reklam azalması satışları etkiledi!

2024 yılında Kasım indirimlerinden haberdar olan kişilerin sayısındaki düşüş oldukça dikkat çekici. Daha önceki senelerde her 10 kişiden 7’si bu indirimlerden haberdarken bu sene her 2 kişiden biri haberdar olduğunu belirtiyor. 2023 senesinde toplumun %37’si bu kampanyalar sırasında alışveriş yaptığını söylerken, bu sene bu oran %26’ya geriliyor.

Ipsos Türkiye

Tüketicilerin, davranışlarının geçen sene ile aynı olduğu görülüyor. Kasım ayı indirimlerinden alışveriş yapanların %70’i bu kampanyaları beklediklerini belirtiyor. İndirimlerde bu sene de en fazla alınan ürün çeşidi giyim.

Ipsos Türkiye

Bu sene de online kanallar, alışveriş için en çok tercih edilen kanal.

Ipsos Türkiye

Kasım kampanyalarına karşı olanların oranı, seneler içinde artıyor. Her 10 kişiden 6’sı bu kampanyaların gereğinden fazla alışveriş yapılmasına sebep olduğu görüşünde.

Ipsos Türkiye

Kasım ayı kampanyaları sayesinde ürünlerin daha iyi fiyata alındığını düşünenlerin oranı geriliyor.

2022 yılında bu görüşte olanların oranı %47 iken; 2 sene içinde bu oran %37’ye düşmüş durumda. İndirimlerin yeterli olmadığını düşünenlerin oranı geçen seneye göre daha düşük olsa da indirimlerin yeterli olduğu görüşünde olanların oranı çok değişmiyor. Her 10 kişiden 4’ü de indirim dönemindeki ürünlerin kalitesinden emin olmadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

; Alışveriş tutkunlarının heyecanla beklediği ve markaların kampanya yarışına girdiği Kasım ayında, bu sene esen Black Friday rüzgarı daha önceki senelere göre hafiflemiş görünüyor.  Kasım ayı Adwatch verilerimize baktığımızda e-ticaret reklam hatırlanma oranlarında da bir düşüş görüyoruz. Geçtiğimiz sene Kasım ayında en çok hatırlanan reklamlar içinde e-ticaret reklamlarını yoğun olarak görürken, bu sene bu listede sadece bir markanın kampanyasını görüyoruz. Bu şekilde Kasım indirimlerine dair reklamların hızının kesilmesi bu dönemin zihinlerden aldığı payı da düşürdü. Geçtiğimiz yıllarda tüketicilerin %70’e yakını bu indirimlerden haberdar olduğunu belirtirken bu yıl bu oran %50’ye geriledi.

Kasım indirimlerinin henüz standart bir tüketici beklentisi haline dönüşmediğini görüyoruz, yelkenleri reklam kampanyalarının rüzgarı ile dolmadığında bu geminin eski hızını kaybettiği aşikar. Her ne kadar geçen senelerdeki gibi indirimlerin farkında olanların yarısı alışveriş de yapıyor olsa da kampanyalardan haberdar olma oranının düşmesi ile alışverişçi oranı da gerilemiş oldu. Geçen yıl tüketicilerin %37’si bu dönemde alışveriş yaptığını belirtirken, bu sene bu oran %26’ya düştü. Bu dönemde alışveriş yapan her on kişiden yedisi artık bu dönemi özümsemişler, özellikle bu kampanyaları beklediğini ifade ediyorlar. En çok tercih edilen ürünler ise giyim ve temizlik ürünleri gibi temel ihtiyaç kategorilerinden. Sonrasında kişisel bakım ürünleri ve elektronik eşya geliyor. Alışveriş kanalı tercihlerinde ise online platformlar başı çekiyor, her on kişiden yedisi alışverişlerini online kanallarda gerçekleştirmiş.

Bu dönemi özümsemiş olanlardan bahsederken Kasım kampanyalarına karşı olanların oranının, yıldan yıla artıyor olmasını da ıskalamamak gerek. Her on kişiden altısı kampanyaların gereğinden fazla alışveriş yapılmasına sebep olduğu görüşünde. Kampanyalar sayesinde ürünlerin daha iyi fiyata alındığını düşünenlerin oranı da önceki yıllara kıyasla geriliyor. 2022 yılında bu görüşte olanların oranı %47 iken; 2 sene içinde bu oran %37’ye düşmüş durumda. Her iki kişiden biri indirimlerin yeterli olmadığını belirtiyor. Geçtiğimiz seneye göre bu konuda bireylerde daha olumsuz bir görüş hakim. Her on kişiden dördü ise indirim dönemindeki ürünlerin kalitesinden emin olmadığını düşünüyor.

2024, Kasım kampanyalarının geçmiş yıllardaki havayı koruması için reklam kampanyalarının öneminin fark edildiği bir yıl oldu. Haberdar olan alışveriş yapmaya devam ediyor. Ancak tüketicinin haberdar olabilmesi için, bu dönemin alışveriş alışkanlıklarında sağlam bir yer edinmesi için henüz gidilecek yol var, markaların yatırımlarına devam etmesi gerekiyor.

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

2024’de en çok İskender-Döner yedik

Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Ipsos Yeme İçme Paneli verilerinden hazırlanmıştır.  Ocak-Eylül 2024 döneminde bireylerin yaklaşık 2 milyar Yeme-İçme tüketim anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha sık hazır yemek tükettikleri için Pazar %5 büyüdü. Ortalama bir birey dokuz ay içinde yaklaşık 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirirken, ayda yaklaşık 4 kere sipariş verdi.

Ipsos Türkiye

Yeme-İçme tüketim sayısındaki artış Eve Sipariş ve Mekânda yapılan tüketimlerin artması sayesinde gerçekleşti. Mekânda tüketimlerin pay kazancı devam ediyor. Geçen yıl her 100 tüketimin 17’si Gel-Al ile yapılırken, bu yıl belirgin azalma göstermesiyle bu oran 13’e geriledi.

Ipsos Türkiye

 Tüketim artışına en çok katkıyı İskender-Dönerciler, Kebapçılar ve Pizzacılar getirdi. Ocak-Eylül 2024 döneminde her 100 tüketimin yaklaşık 24’ü

Kebapçılardan yapıldı. Geçen yıla göre en çok tüketim payı kazancını İskender-Dönerciler sağlarken, Lokantalar en çok pay kaybeden restoran tipi oldu.

İskender-Dönercilerin kazancında, özellikle geçen yıl Marmara, Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki kayıpların toparlanmasının etkisi öne çıkıyor.

Ipsos Türkiye

  

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Ocak-Eylül 2024 döneminde bireylerin 1.9 milyar Yeme-İçme tüketim anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha sık hazır yemek tükettikleri için pazar %5 büyüdü.

Tüketim sayısındaki artış Eve Sipariş ve Mekânda yapılan tüketimlerin artması sayesinde gerçekleşti. Tüketimlerin %69’u Mekânda, %18’i Eve-Sipariş ve %13’ü Gel-Al yöntemi ile yapıldı. Ocak-Eylül 2024 döneminde en çok tüketim %23.6 ile Kebapçılardan yapıldı. Geçen yıla göre en çok tüketim payı kazancını İskender-Dönerciler sağlarken, onu Pizzacı ve Kebapçılar izledi.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK

Araştırma Sektörü 2023 Yılında %86 Büyüdü !!!

TÜAD’ın Türkiye araştırma sektörü büyüklüğü raporuna göre araştırma sektörü 2023 Yılında %86 büyüdü.

  • Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor.
  • 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu.
  • 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu ,
  • 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.
  • araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.
  • 2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı.
  • Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı.
  • 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada…
  • Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor
  • Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

 

Türkiye Araştırmacılar Derneği (TÜAD) 2023 yılı için Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu tamamlandı.

Avrupa Kamuoyu ve Pazar Araştırmaları Birliği ESOMAR, her yıl tüm ülkelerin temsilcileri ile dünya araştırma pazarı büyüklüğünü hesaplamak için “Global Market Research” çalışmasını yürütüyor. Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu soru formu ise, ESOMAR’ın soru formundan yola çıkılarak TÜAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan düzenlemelerle oluşturuluyor. Derneğin liderliğinde hazırlanan rapor, Türkiye’de araştırma sektöründe faaliyet gösteren, rapor çalışmasına katılmaya gönüllü araştırma ve veri toplama şirketlerinden alınan veriler sonucu ortaya çıkıyor.

2023 yılı için Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu için 26 araştırma şirketi ve 7 veri toplama şirketi katılım gösterdi. 33 şirkete varan bu katılım sayısı, geçen yıla göre dörtte bir oranında daha yüksek. Oluşturulan raporda toplam sektör büyüklüğü, TÜAD Yönetim Kurulu tarafından sektörün bilgi paylaşmayan bölümü için yapılan tahminlerle son haline getirildi. Raporun sonuçlarına göre, Türkiye’de araştırma sektörü 2023 yılında TL bazında % 86 büyüdü, bu oran TÜİK tarafından açıklanan reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri üretici fiyat endeksinin gerisinde kaldı. (28 Şubat 2024’te yayınlanan Ocak 2023 istatistiklerine göre üretici fiyat endeksinin en çok yükseldiği sektör %130,22’ lik artışla reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleridir.)

2023 Yılı, Kantitatif Araştırmalar ile Panel Araştırmaları için Dengeye Dönüş Senesi Oldu

Araştırma şirketlerinin araştırma yöntemine göre ciro dağılımları incelendiğinde, paneller ve kantitatif araştırmalar ön plana çıkıyor. 2023 yılı için ciro dağılımında kantitatif araştırmaların oranı %44.9 iken, panellerin oranı %39.5, kalitatif araştırmaların ise %9.2 oldu. 2018 yılından bu yana benzer seviyede devam eden panel araştırmalarının cirosu 2022 yılında %45’in üzerine çıkmıştı, 2023 yılında daha önceki yıllarda sahip olduğu seviyeye geri döndü.

Kantitatif araştırmaların ciro dağılımı, araştırma yöntemi kırılımında incelendiğinde, yüz yüze ve online/mobil araştırmalar başı çekiyor.  2018 yılına kadar online/mobil araştırmalar payı yavaş bir şekilde artış gösterirken, pandeminin de etkisi ile 2019 ve 2020 yıllarında her yıl bir önceki yıla göre payını yaklaşık iki katına çıkardı. Bu esnada yüz yüze araştırmaların payı 2020 yılında ciddi bir düşüş gösterdi ve sonraki yıllarda benzer seviyelerde kaldı. 2023 yılında online/mobil araştırmalar %45 oran ile ilk sıradayken yüz yüze araştırmalar %38 oran ile ikinci sırada yer aldı.

Araştırma Sektöründe Çalışan Sayısı Artmıyor

Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu sonuçlarına göre sektörde 2023 yılında toplam çalışan sayısı 2021 yılına göre %20 daha az. Raporlama çalışmasına düzenli olarak katılan 18 araştırma firmasından elde edilen verilere göre 2023 yılında araştırma sektöründe toplam çalışan sayısı 1.573 kişi. Bu rakam, yarı zamanlı çalışanlar, anketörler, freelance ve sözleşmeli çalışan kişileri de kapsıyor. Tam zamanlı çalışan kişi sayısına ise çalışmada raporda 1.398 kişi olarak raporlanıyor.

TÜAD Başkanı ve Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik rapora ilişkin değerlendirmelerini şu şekilde ifade etti: “Türkiye Araştırma Sektörü Büyüklüğü Raporu, TÜAD’ın sektörümüze en önemli katkılarından bir tanesidir. Yıllardır sektörün gelişimini ve konjonktürün sektörümüze etkilerini bu rapor sonuçlarına göre takip ediyor, şirketlerimizin ve sektörümüzün yol haritasını oluşturuyoruz. Bu sebeple raporun ortaya çıkmasına katkı sağlayan tüm şirketlere ve TÜAD gönüllülerine çok teşekkür ediyorum.

Hacmi itibarıyla ülke ekonomisinden çok daha büyük bir hızla büyümesi gereken sektörümüz, enflasyon seviyesini göz önüne aldığımızda 2023 yılında yeterli seviyede büyüyemedi. Durumu daha net ortaya koymak için sektörün dolar cinsinden performansına da bakabiliriz. 2011 yılında cirosu 196 milyon USD olan araştırma sektörünün 2023 yılındaki büyüklüğü 118.7 milyon USD.  Türkiye ekonomisi 2011 yılından bu yana USD bazında %33 büyüyerek 1 trilyon doları aşarken, araştırma sektörü küçüldü. Bu durum da bizim toplam ekonomideki payımızın giderek küçüldüğünü gösteriyor.

Sektörümüzdeki tüm şirketler ve meslek örgütü olarak hep birlikte sektörün büyümesine odaklanmamız şart.  Araştırmanın markalar için bir yatırım kalemi olduğu anlayışını hep birlikte yerleştirmemiz çok önemli. Çünkü araştırma yapmadan öngörüde bulunmak, başarılı olabilmek çok zor. Ülke sektörünün oyuncuları olarak en yeni yaklaşımlar, teknolojiler ve yetkin insan kaynağı ile markaların araştırma yatırımlarını artırmalarını sağlamalıyız.

Sektörümüzün teknolojisini güçlendirmesi, üretken yapay zekâ ile teknoloji ve dijital devrimin yaşandığı bir dönemde dönüşmesi, bu alanlarda yeni yatırımlar yapması ve yeni yetenekleri kendisine çekmesi de kritik öneme sahip. 2023 yılında çalışan sayımız bir önceki yıla göre artmış olsa da 2021 yılının altındayız. Sektörümüzün geleceği için karar vericiler olarak bu konuya odaklanmalı ve araştırma dünyasının sahip olduğu insan kaynağını artırmalıyız. Genç yetenekler için devamlı öğrenip kendilerini geliştirecekleri, araştırma yaparken üretken yapay zekâ ile kendi sınırlarını zorlayacakları ve zamanın ruhunu yakalayacakları bir sektör olmalıyız.”

Araştırmada Yenilikler Konferansı « Rağmen » teması ile yapıldı

Araştırmada Yenilikler Konferansı « Rağmen » teması ile yapıldı

Araştırma sektörünün dünyada ve ülkemizdeki lider kuruluşu Ipsos’un düzenlediği; ​Araştırmada Yenilikler Konferansı​, on beşinci yılında yüksek ilgi ve izleyici katılımıyla​ DasDas İstanbul’da gerçekleştir​ildi.

Pazarlama sektörlerindeki global yeniliklerin dünya ile eş zamanlı ülkemizde anlatıldığı, Araştırmada Yenilikler Konferansı’nda bu yılın ana teması « rağmen » oldu.

İklim krizine, ekonomik göstergelere, siyasal belirsizliklere ve yapay zekânın getirdiği tüm soru işaretleri konusunda uzman isimler ve bilimsel verilerle konuşuldu.  Konferans katılımcıları; Türkiye’nin en geniş kapsamlı yaşam tarzları araştırmalarından biri olan Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’ndan ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip eden Gündeme Dair araştırmalarından sorularla toplantı sırasında salonda mobil ankete de katıldı. Bu yönüyle de Ipsos, araştırma sektörünün büyümesi, gelişmesi ve yenilikleri yakalayabilmesi için bu tür platformlarda buluşulmasına öncülük etti.

Konferans başkanlığını Ipsos CEO’su Sidar Gedik’in yaptığı bu değerli buluşmanın içeriği; birbirinden değerli başlıklar, veriler ve konuşmacıların anlatımları üzerinden ilerledi.  ​Ayrıca bu yıl ​konferans ; Ipsos’un imza araştırmalarından biri ​olan “Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 Raporu” nun önemli bir bölümün​ün lansmanına ev sahipliği yaptı.  Ülkemizin en geniş kapsamlı yaşam tarzı araştırmalarından biri ola​n Türkiye’yi Anlama Kılavuzu; Ipsos Kilit Müşteri Yönetimi Kıdemli Direktörü Gülin Eraydın’ın aktarımı, Sosyolog, Yazar Can Kozanoğlu yorumuyla, Mirgün Cabas moderatörlüğünde ele alın​dı. Bu bölüm; insana dair en temel özelliklerden birisi “değişim” kelimesi altında detaylandırıldı.  İnsan değişiyor, toplum değişiyor ve topluma dair en temel yapı taşlarından birisi olan aile kavramı değişiyor. Ailenin içerisindeki roller, kadının iş hayatına katılımı ve ekonomik etkenlerle yeniden şekilleniyor. Toplumsal kümeler, yenilenen segmentler değişen sosyal hayatı, kültürel dönüşümü, tüketimi anlamaya verlerle bilimsel açıdan ışık tuttu.

 

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu raporundan çarpıcı bir kaç veri; 

  • Bu sene oldukça değişim gösteren “aile” kavramı ve toplumun aileye bakışı odu…
  • Toplumun kalıplaşmış “aile reisi erkektir” görüşüne katılanlar 2020 yılında toplumun yarısı (%52) iken 2024’te bu oran % 38’e geriledi.
  • Kadın ver erkeğin aile bütçesine eşit katkıda bulunmalıdır görüşüne karşı tutum da değiştiği, burada hem kadının iş hayatındaki daha aktif rolu ve ekonominin getirdiği darboğaz nedeniyle aile bütçesine hem kadın hem de erkeğin katkısının önemli olduğunun iyice belirginleşmesi etkili oldu.
  • Ailenin en önemli yapıtaşı “kadın”ın evdeki ve iş hayatındaki rolü 2020’den bu yana oldukça ciddi bir devinim içerisinde. 50 ülkede gerçekleşen Ipsos Global Trends raporuna göre “ kadınların toplumdaki ana rolü, iyi anneler ve eşler olmaktır” görüşüne sahip olan bireylerin oranı %41 ve bu oran Türkiye’de dünya ortalamasına paralel olarak %43 seviyesinde yer aldı.
  • “Kadının çalışması için kocasının rızası gerekir” diye düşünenler 2024 yılında toplumdaki bireylerin %38’I iken bu oran 2012’de %63 idi.
  • “Kadın çalışmasa da olur” görüşü ise toplumdaki her 5 bireyden biri tarafından savunulurken bu oran 2020’de %32 idi. Bütün bu bakış açısının bir sonucu olan evdeki görev dağılımları da değişim gösterdi; evi temizleme yükü 2022’de kadının görevidir diye düşünenler toplumun %46’sı iken bu oran 2023’te %40’a geriledi.
  • Kadının ev ve iş hayatındaki konumuna yönelik görüşlerdeki bu değişimin ötesinde genel aile kavramı da etkilendi. “Evim huzur bulduğum yerdir” , “ailemle zaman geçirmeyi severim” diye düşünen bireylerde düşüş gerçekleşti.
  • Son olarak bireylere son yıllarda fikir değişikliği yaşadığınız konular nedir diye sorulduğunda; akrabalar, evlilik, aileye karşı tutumların farklılık gösterdiği görüldü.
  • Bütün bu bulgular sonucunda bireylerin 2024 yılı Türkiye’sinde toplumun belirli kalıplarından, geleneksellikten uzaklaştığı bir dönemde ekonominin de etkisini ve bu etkinin diğer alanlarda yarattığı değişimlere değinecek ve uzman görüşleri ile ele alındı.

 

Araştırmada yenilikler konferansı 5 Haziran’da yapılacak

Araştırmada yenilikler konferansı 5 Haziran’da yapılacak

 Her yıl araştırma ve pazarlama sektörlerindeki global yeniliklerin dünya ile eş zamanlı paylaşıldığı Araştırmada Yenilikler Konferansı bu yıl 5 Haziran 2024 Çarşamba, DasDas İstanbul’da gerçekleştirilecek.

İklim krizine, ekonomik göstergelere, siyasal belirsizliklere ve yapay zekânın getirdiği tüm soru işaretlerine « rağmen » dönmeye devam eden dünyamızda « rağmenler »  aslında bir turnusol kâğıdı görevini üstleniyor. Dolayısıyla sadece dünyanın olumlu ya da olumsuz yönlerini derecelendirmemizde, anlamamızda insanlara yardımcı olmakla kalmıyor; doğru soruları sorarak dengeyi korumamızı da sağlıyor. ​ Bu yıl ki konferansımızda « rağmen » turnusol kağıtlarını, her biri kendi alanında uzman yerli/yabancı konuşmacı isimlerle birlikte, farklı olaylara/konulara daldıracağız ve “her şeye rağmen” devam eden hayatın dengeleri üzerine konuşulacak.

Konferans başkanlığını Ipsos CEO’su Sidar Gedik’in yapacağı bu değerli buluşmanın içeriği kadar kıymetli bir diğer yanı da sosyal sorumluluk Proje tarafının olmasıdır. Araştırmada Yenilikler  Konferans’ından elde edilen gelirin tamamı, her yıl eğitim alanında bir projeyi desteklemek üzere bir kuruluşa bağışlanmaktadır. Geçtiğimiz sene Kahramanmaraş depremlerinden en çok zarar gören şehirlerden biri olan Hatay’da İhtiyaç Haritası’nın gerçekleştirdiği konteyner kentte yer alan topluluk merkezinin oluşumuna destek olmak için bağışlanmıştır.

Bu sene yolumuz Payda Derneği ve zorlu koşullara rağmen hayal etmekten ve hayallerini gerçekleştirmek için çalışmaktan asla vazgeçmeyen “Doğanşehir Fen Lisesi” ile kesişti. Konferansımıza katılımdan elde edilen gelir ile depremden zarar gören bilim & teknoloji, müzik ve resim sınıflarının ihtiyaçlarını karşılayacağız. Bu okulun liderliğinde bölgedeki diğer köy okullarına ulaşarak oradaki öğrencilerin de bu olanaklardan faydalanmasını sağlayacağız.

Araştırmada yenilikler konferansı

Ipsos Sandık Sonrası Araştırması 2024

Ipsos Sandık Sonrası Araştırması 2024

Bu bir tahmin çalışması değil. Yapılmış olan seçimin sonuçlarını bilimsel Yönleriyle İnceleme, Anlama Çalışması” …

IPSOS Araştırma Şirketi Sandık sonrası verileri açıkladı. Türkiye genelini kapsayan araştırma çarpıcı bulguları ortaya koydu. Araştırma 31 Mart seçimlerinden sonraki iki gün içerisinde gerçekleştirilen görüşmelerle elde edildi.  Dünyanın ve Türkiye’de önde gelen lider araştırma şirketi Ipsos; dünyada toplam on dokuz bini aşkın çalışanı ile global ve kurumsal bir hizmet veriyor. Ipsos Türkiye’nin bu araştırmasının künyesine bakıldığında; toplamda 2 bin 29 kişiyle görüşümeler gerçekleştirdiğini belirtti. Online ve telefon görüşmeleriyle elde edilen veriler toplamda yüzde 95 güven aralığında ve artı-eksi 2,2’lik bir yanılma payına sahip.

Ipsos CEO’su ve aynı zamanda TÜAD (Türkiye Araştırmacılar Derneği) Başkanı Sidar Gedik

Ipsos CEO’su ve TÜAD (Türkiye Araştırmacılar Derneği) Başkanı Sidar Gedik

Ipsos CEO’su ve aynı zamanda TÜAD (Türkiye Araştırmacılar Derneği) Başkanı Sidar Gedik çalışma ile ilgili şöyle değerlendirmelerde bulundu; “Seçime katılım oranı yaklaşık yüzde 78,5. Bizim örneklemimizin de yine yaklaşık yüzde 78,5’i (1521 kişi) o seçimde oy kullananlardan, yüzde 21,5’i de oy kullanmayanlardan (431 kişi) oluşuyor. Sandık Sonrası araştırmalarını 10 yılı aşkın bir süredir her seçimden, her referandumdan sonra gerçekleştiriyoruz. Bu bir tahmin çalışması değil. Yapılmış olan seçimin sonuçlarını bilimsel açılardan, siyaset dilinden uzak inceleme, anlama çalışmasıdır.Seçim sonu çalışmalarının belli bir kurum veya siyasi parti adına yapmıyoruz. Tamamen topluma doğru bilginin erişmesi için gerçekleştiriyoruz. Faydalanmak isteyen toplumdaki her bireye hizmet olarak gerçekleştirdiğimiz çalışmanın ve maliyetinin tamamen Ipsos Araştırma şirketi tarafından karşılıyoruz” dedi.

Ipsos Türkiye

PARTİ TERCİHLERİNDE YAŞA GÖRE DAĞILIMDA NE OLDU?

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanan AK Parti seçmeninin yüzde 84’ü bu seçimlerde de oy kullanmadığı, yüzde 16’sı sandığa gitmediği, CHP seçmeninin yüzde 10’u oy kullanmaya gitmediği bulguları mevcut. Geçen seçimlerde oy kullanıp bu seçimlerde oy kullanmayan seçmenlerin yüzde 26 sını AK Parti seçmeni oluşturuyor. Emekli ve işsizler ‘chp’, ev hanımları ‘ak parti’ dedi

IPSOS Araştırma Şirketi

EKONOMİNİN MEVCUT DURUMUNUN ETKİSİ NASIL? 

Dünya ve ülke gündemi derinden etkileyen önemli bir başlık… Türkiye’de ekonomi enflasyonun etkileriyle daha ağır hissedildi. Katılımcılar; Türkiye ekonomisinin çok kötü gittiği konusunda neredeyse hemfikir denilebilir.

IPSOS Araştırma Şirketi

GELECEĞE YÖNELİK BEKLENTİ: 

Katılımcıların oy verme tercihlerinde etkili olan gündem başlıkları sıralamasına bakıldığında ise ekonomi ve enflasyon ilk 2 sırada yer aldığı görülüyor. Araştırmada; katılımcıların gelecek beklentileri sorulduğunda, AK Parti seçmeninin yüzde 33’ü CHP seçmenin yüzde 35’i gelecekten umutlu. Bu oran yüzde 14’le İYİ Parti seçmeninde en düşük olduğu söylenebilir.

ÇALIŞMA DURUMUNA GÖRE OY DAĞILIMLARI NASIL?

Ipsos Araştırma şirketinin elde ettiği raporda yer alan bulgulara bakıldığında; çalışanların yüzde 38’i CHP’ye, yüzde 33’ü AK Parti’ye oy verdi. Emeklilerin yüzde 58’i CHP’ye, yüzde 21’i AK Parti’ye oy verdi. Ev hanımlarının yüzde 43’ü AK Parti’ye, yüzde 32’si CHP’ye oy verdi. İşsizlerin yüzde 45’i CHP’ye, yüzde 27’si AK Parti’ye oy verdi.

IPSOS Araştırma Şirketi

DİĞER GÜNDEM KONULARININ SEÇMEN TUTUM DAVRANIŞINA ETKİSİ NASIL?

Oy verme tercihlerinde etkili olan gündem başlıkları sıralamasında ilk ikide;  Ekonomi ve Enflasyon olduğu görüldü.

 

Kadınlar, kadınların %64’ü hayatın her alanında şiddete uğradığını, %67’si şiddetin cezası kaldığı görüşünde

Kadınlar, kadınların %64’ü hayatın her alanında şiddete uğradığını, %67’si şiddetin cezası kaldığı görüşünde

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu IPSOS DÜNYA KADINLAR GÜNÜ ve IPSOS GÜNDEME DAİR iki farklı araştırmadan derlenen dosya veriler bu dosya içeriğinde bulunmaktadır.

SEKİZ MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ… Kadın ve erkek eşitliğine inanan bireylerin oranı son 3 yıl içinde değişmiyor. Bugün kadın erkek eşitliğine inanların oranı %56 ve kadınlar nezdinde bu oran %50’ye geriliyor.

Ipsos Türkiye

EŞİT HAKLAR…  “Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi söz konusu olduğunda, ülkemde işler yeterince iyiye gitti.” ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz?’’ Sorusunun yanıtlarında dikkat çeken ise şöyle; her ne kadar bu konuda tüm ülkelerde bir ilerleme kaydedildiği görülse de bireylerin sadece %54’ü olumlu görüş bildiriyor. Hemen hemen her ülkede erkeklerin bu konudaki görüşleri kadınlara göre çok daha olumlu. Türkiye’deki durum ülkeler ortalamasına yakın ve son 5 seneye göre olumlu görüşlerin 11 puan arttığı görülüyor.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİK VAR MI? “Türkiye’de bugün genel olarak kadın ve erkeğe eşit davranılıyor.” ifadesine katılıp katılmadığınızı belirtir misiniz?  Sorusuna ise bireylerin vermiş olduğu yanıtlara bakıldığında; Türkiye’de kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünen bireylerin oranı son 3 sene içinde pek değişmiyor. Eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı ise seneler içinde azalıyor. Bu konuda fikri olmayanların oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİK KONULARINDA ERKEKLERİN GÖRÜŞLERİ NASIL? …

Dünyanın lider Araştırma Şirketi Ipsos’un  yapmış olduğu araştırmada; Kadın ve erkeklere aile içinde eşit davranılmaktadır.” ifadesine katılıp katılmadığınızı belirtir misiniz? Sorusuna verilen yanıtlarda; her 10 kişiden sadece 3’ü ailede kadın ve erkeklere eşit davranıldığını düşünüyor. Kadınların bu konudaki düşünceleri erkeklere göre daha olumsuz olsa da erkeklerin bu konudaki görüşleri çok farklı değil. 2022 yılına göre bu konularda eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı azalıyor ancak kadınlara hem iş yerinde hem de aile içinde eşit davranılmadığını düşünenler hala çoğunlukta.

Ipsos Türkiye

KADINLARIN GÖRÜĞÜ ŞİDDET KARŞISINDA CEZALAR YETERLİ Mİ ?

Kadınların %64’ü, hayatın her alanında kadınların şiddete maruz kaldığını ve %67’si kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığı görüşünde. Kadına yönelik şiddet, kadınların temel hak ve özgürlüklerini açık bir şekilde ihlal eden ve kadın ile erkeğin arasında erkek lehine olan bir güç dengesizliği yani cinsiyet eşitsizliği sonucu ortaya çıkmaktadır. Keza kadının aile içindeki eşitsizliğe dayanan konumu ve ev içindeki ataerkil zihniyet yüzünden kadının emeğinin değersiz sayılması ve emeğinin sömürülmesine müsait varlık olarak algılanması sonucu kadın aile içinde şiddete maruz kalabilmektedir.

Ipsos Türkiye

Kadınlara iş hayatında eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı %40’ın üzerinde. Aynı işe eşit ücret alınmadığını söyleyenlerin oranı ise %41.

kadınlar hayatta olduğu gibi üretim sürecinin de önemli bir parçası olmasına karşın çalışma hayatından dışlanmakta ve ayrımcı uygulamalarla karşılaşmakta olduğu ne yazık ki tüm dünyada izlenmektedir. İşgücü piyasasında cinsiyete dayalı ayrımcılığın temelinde cinsiyete dayalı mesleki katmanlaşma yer alıyor denilse yanlış olmaz. Günümüzde de halen birçok toplumda, cinsiyete dayalı iş bölümü ya da toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle Kadınlara ve erkeklere farklı roller verilmektedir. Bu rollerin temelini oluşturan, ataerkil bakış açısının baskın olduğu toplumlarda kadınlar çocuk ve yaşlı bakımı, vermek, temizlik gibi ev işlerini yapmakla sorumlu tutulmaktadır. Kadının çalışma hayatına girmesi başta eşin ve toplumun ondan beklediği sorumluluklarda bir değişikliğe yol açmamakta, dolayısıyla kadınların iş/aile dengesinin sağlanması sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle kadınlar göz önünde olmayan, pasif ve niteliksiz pozisyonlarda ve “kadın işi” olarak adlandırılan işlerde çalışmayı tercih etmekte (cinsiyete dayalı yatay mesleki katmanlaşma) ya da işverenler tarafından bu pozisyonlara yönlendirmekte, bazen de işten çıkarılmakta ya da işi bırakmak zorunda kalmaktadır. Yönetici pozisyonunda ya da beyaz yakalı çoğunluğun ise tüm çabalara rağmen beklenen rakamlarda olmadığı açıktır. Kadınlar işe alımda ayrımcılığa maruz kalıyor diyenlerin oranı toplumun yarısından fazla…

Ipsos Türkiye

 KADINLAR AİLESİNDEN VEYA EŞİNDEN İZİN ALMADAN ÇALIŞMA HAYATINA KATILAMIYOR.  Dünyada; ülkelerin gelişmişlik seviyesindeki en önemli ölçütü, kadınların işgücüne katılım oranı olarak kabul edilmektedir. Bütün bu çabalara rağmen araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında  bugün halen ailesinden yada eşinden izin almadan çalışma hayatına katılamayan kadınların var. Toplumun %57’si kadınların eşlerinden izin almadan iş hayatına katılamadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

EŞİTLİĞİ TEŞVİK ETMEK ALINABİLECEK SORUMLULUKLAR OLDUĞUNU BELİRTENLER… “Kadın-erkek eşitliğini teşvik etmek için benim alabileceğim aksiyonlar var” ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz?’’ sorusuna bireylerin vermiş olduğu ifade ve yanıtlardan elde edilen veriler okunduğunda, Türkiye’de bireylerin kendilerinin de bir şey yapabileceği konusuna katılımları ülkeler ortalamasının üzerinde ve kadınlar bu konuda daha da istekli…Tüm ülkelerin ortalamasında her 3 kişiden 2’si kadın erkek eşitliğini sağlamak için kendilerinin de alabileceği aksiyonlar olduğunu düşünüyor. Diğer taraftan her 4 kişiden biri de bu konuda kendisinin yapabileceği bir şey olmadığı görüşünde.

Ipsos Türkiye

ERKEKLER KADIN HAKLARINI DETSKELEMEK İÇİN HAREKETE GEÇMEDİKÇE, KADINLAR BENİM ÜLKEMDE EŞİTLİĞİ SAĞLAYAMAYACAK… Sorusuna verilen yanıt; 31 ülke ortalamasında her  3 kişiden 2’si erkeklerin  kadın erkek eşitliğini savunması gerektiğini düşünüyor ve bu oran yıllar içinde pek değişmiyor. Kadınların bu konuya katılım oranı daha yüksek %69 vs %61. Türkiye’de ise bu konuya destek verenlerin oranı ülkeler ortalamasından 5 puan daha yüksek (%70) ve yine dünya genelinden farklı olarak hem erkeklerin hem de kadınların görüşleri benzer.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Eduardo Galeano’nun şahane kitabı Kadınlar’dan iki küçük alıntı;

“1929 yılında bugün, yasa ilk kez olarak Kanada’daki kadınların birey olduklarını kabul etti. O güne kadar onlar kendilerini öyle görüyorlardı, ama yasa öyle görmüyordu. Bireyin yasal tanımı kadınları içermiyor, diye hüküm vermişti Yüksek Adalet Mahkemesi.” Çok çarpıcı. Dünya’nın en gelişmiş toplumlarından biri olarak değerlendirilen Kanada’da sadece 100 yıl önceki hal bu.

“1816’da Buenos Aires Hükümeti Juan Azurdy’a erkeksi cesaretinden ötürü yarbay rütbesi verdi… Neredeyse 2 asır sonra, başında bir kadın bulunan Arjantin Hükümeti onu kadınsı cesaretine duyduğu saygıya istinaden generallik rütbesine yükseltti.” Kadını takdir ederken dahi erkeklik üzerinden bir değerlendirme yapmak…  Kadınların bugün geldikleri (ve maalesef hala hiç de tatmin edici olmayan) noktaya ne kadar geriden başlayarak, nasıl uzun mücadeleler sonunda ulaşabildiklerini anlamak açısından tokat etkisi yapan iki anektod. Toplumların temel konularda gelişebilmesi için tüm bireylerin mücadelesi gerekir. Eşitlik çok temel, hatta belki de en temel konudur, eşitlikten bahsetmeye başladığımızda cinsiyet eşitliğini ilk sıralardan birine koymamız gerekir, ve sadece kadınların mücadelesi ile ilerlemek imkansızdır. Ipsos’un 31 ülkede gerçekleştirdiği araştırmada “Erkekler kadın haklarını desteklemek için harekete geçmedikçe kadınlar benim ülkemde eşitliği sağlayamayacak.” ifadesine katılanların oranı yüksek (%65) olmasına rağmen her dört kişiden biri de bu düşünceye katılmıyor, araştırmaya Türkiye’den katılanlar arasında da benzer bir oran var. Aynı araştırmada “Kadın-erkek eşitliğini teşvik etmek için benim alabileceğim aksiyonlar var” ifadesine katılıp katılmadıkları sorulduğunda da benzer yanıtlar ile karşılaşıyoruz. Bu konuda tam bir görüş birliği maalesef henüz oluşmamış görünüyor.

Sidar Gedik

Tam bir toplumsal konsensüs oluşmamasının bir sonucu olarak kadın-erkek eşitliği için alınması gereken yol uzun olmaya devam ediyor. ‘’Kadın ve erkek eşitliğine inanıyor musunuz?’ ’sorusuna evet yanıtını verenlerin oranı ülkemizde son 2 yılda %2 azalmış durumda (%56). Kadınların yarısı da eşitliğe inanmıyor. Bunu eşitlik olmamalı fikri savunuluyor diye okumamak lazım, her şeye rağmen gelinen noktada hala bir eşitlik olmadığı çıkarımı daha doğru. Bu çıkarımı yaparken dayanağım toplumun ancak yarısının (%54) Türkiye’de bugün genel olarak kadın ve erkeğe eşit davranıldığı düşüncesinde olması.  Gerek aile içinde, gerekse çalışan kadınlar için (kadınlarda iş gücüne katılım ancak %35 !!!) eşitsizliğe maruz kalma hali hala hüküm sürüyor. Ancak %27’lik bir kesim kadın ve erkeklere aile içinde eşit davranıldığını düşünüyor, bu oran son yıllarda değişmedi.

Her ne kadar son senelerde kayda değer şekilde ilerleme ölçüyor olsak bile kadınların çoğunluğu (%57’si) çalışmak istediğinde ailesinden veya eşinden izin almaya hala mecbur. Bu izni alabilenler için de süreç o kadar kolay ilerlemiyor, araştırmaya katılanların yarısından fazlası (%53) işe alımlarda kadınların ayrımcılığa uğradığını düşünüyor. Ya tüm engelleri aşıp da bir işe girdikten sonra ne oluyor, eşitsizlik orada da devam ediyor, iş yerinde kadınlara ve erkeklere eşit davranılmadığını düşünenlerin oranı %44. Eşit işe eşit ücret konusunda da iç açıcı bir tablo yok, katılımcıların %41’i kadınların aynı iş için erkeklerden daha düşük ücret kazandığını belirtiyor. (Bu soruda da son yıllarda iyiye doğru yavaş bir gidiş olduğunu not etmeyi atlamamak gerek.) Kadınlar eğitimde fırsat eşitsizliği, ekonomik bağımsızlıktan yoksunluk, hayatın pek çok farklı alanında şiddete uğrama gibi derin sorunlar ile karşı karşıya olmaya devam ediyorlar. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlamak önemli, böyle özel günler gündem yaratmak, farkındalık oluşturmak için faydalı elbette. Ancak bu sorunların üstesinden gelebilmek için tüm toplum olarak mücadele etmeliyiz.

Senem Tuğcuoğlu’nun Pause Dergi’deki yazısından bir alıntı ile bitirmek istiyorum, “Kadınların hakları için; kadınlar, erkekler, anneler, babalar, yasalar tüm tarafların el ele vermesi gerekir. Kadının da her birey gibi okuryazar olma, iş hayatında ve siyasette söz sahibi olma, tercihlerine göre baskı görmeden yaşama, başkalarının tasarrufları yüzünden şiddete, dayatmaya maruz kalmama hakları var. Kadının tercihlerinin değil de kadına yüklenen imajın masaya yatırılması gerekir. Kadın da erkek de kendi tercih ve imkanları doğrultusunda evde kalmayı, iş hayatında rol almayı veya bunları birlikte yürütmeyi seçebilir. Öncelikle biz hakları teslim edelim!”

Dışarda yemek tüketimi azaldı mı? İşte rakamlar

Dışarda yemek tüketimi azaldı mı? İşte rakamlar

TÜRKİYE’DE HAZIR YEMEK TÜKETENLER;

  • Ev dışında; restoran mı daha çok tercih edildi?
  • Kafeye mi gidildi?
  • Otel vb bir mekânda yemek yiyenler ne durumda?…
  • Eve sipariş edenlerin oranı ne?
  • Veya gel-al yöntemiyle hazır yemek satın alanların yüzdesi kaç?

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirmiş olduğu; ülkemizdeki nereyse tek denilebilecek detayların izlendiği IPSOS YEME&İÇME PANELİ araştırma verilerinden hazırlanmıştır.

BİREYLER 2023 YILINDA 2.4 MİLYAR YEME- İÇME TÜKETİM VARKEN GEÇEN YILA KIYASLA BU YIL % 4 KÜÇÜLME OLDU.  Ev-dışı gıda tüketiminin bireysel nedenlerini genellikle gıda harcamalarını azaltma, etkinlik, eğlence, damak tadı ve sosyal etkileşim olarak sıralasa da, bu harcamalarda görülen değişkenliklerin temel nedenleri oldukça çeşitlidir. Örneğin, kadınların iş gücüne katılımının artması, ev-dışı gıda harcamalarının gelir artışına duyarlılığı ve gelirlerdeki satın alma gücündeki artışlar, kentli nüfusun büyümesi ve hane halklarının zaman kısıtlarının artması gibi demografik ve ekonomik faktörler önemlidir. Ek olarak Ayrıca, gıda üreticisi ve sunucusu firmaların küreselleşme sonucunda yaygınlaşması, artan pazarlama ve reklam faaliyetleri, gelenek, kültür ve sosyal yapıların değişimi, eğitim, turizm ve tüketici tutumlarındaki değişimler de ev-dışı gıda tüketim harcamalarını etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Ortalama bir birey yıl içinde 7 farklı restoran tipinden tüketim gerçekleştirirken, ayda yaklaşık dört kere sipariş verdi.

Ipsos Türkiye

  MEKANDA TÜKETİMLER ESKİ SEVİYESİNİN ALTINDA KALDI. Yeme-İçme tüketim sayısındaki düşüş Eve Sipariş ve Gel-Al’ın azalmasından kaynaklandı. Yerinde tüketimdeki kısmi büyüme toplamdaki düşüşü önlemeye yetmedi. Pandemi sonrasında 2022 yılında artmaya başlayan ve 2019 seviyesini yakalayan tüketim sayısı tekrar gerileme gösterdi. Pandemi öncesi ile kıyaslandığında, Mekanda tüketimler eski seviyesinin altında kaldı. Pandemi döneminde popüler hale gelen Gel-Al tüketimler son iki yılda düşüş gösterse de, Pandemi öncesine göre daha çok tercih edilmeye devam etti.

Ipsos Türkiye

 HER 100 TÜKETİMİN 23’Ü KEBAPÇILARDAN YAPILDI…

Tüketim azalmasında Kebapçı, Çiğ Köfteci ve İskender-Dönercilerin etkisi öne çıktı. 2023 yılında her 100 tüketimin 23’ü kebapçılardan yapıldı. 2022 yılına göre en çok tüketim payı kazancını lokantalar sağladı. Lokantalar ortalamadan daha uygun fiyatlı tüketim imkanı sağlamasıyla farklılaşıyor. Ayrıca öğle yemeklerinde tercihi edilme oranı artarak devam ediyor. Modumuz düşük olduğunda yüksek karbonhidrat içeren gıdalara yöneldiğimizi belirten Sert, bunun nedenini ise şöyle açıklıyor

Ipsos Türkiye

 2023 yılında her 100 tüketimin 23’ü kebapçılardan yapıldı.

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; 2023 yılında 2.4 milyar yeme-içme anı oldu. Geçen yıla kıyasla bireyler daha az sıklıkta hazır yemek tükettikleri için pazar %4 daraldı.  Tüketim sayısındaki düşüş Eve Sipariş ve Gel-Al’ın tüketim sayısındaki azalmadan kaynaklandı. 2023 yılında en çok tüketim %22.9 ile Kebapçılardan yapıldı. Ancak geçen yıla kıyasla Kebapçıların payı 1.7 puan azaldı. 2022 yılına göre en çok tüketim payı kazancını ortalamaya göre daha uygun fiyatlı yemek yenebilen lokantalar sağladı. 2023 yılında yeme-içme tüketimlerinin %21.1’ini lokantalar oluşturdu. Pandemi sonrasında 2022 yılında artmaya başlayan ve 2019 seviyesini yakalayan tüketim sayısı tekrar gerileme gösterdi. Pandemi döneminde popüler hale gelen Gel-Al tüketimler  son iki yılda düşüş gösterse de, Pandemi öncesine göre daha çok tercih edilmeye devam etti.Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Türkiye Filistin’den göçmen kabul etmeli mi?”

Türkiye Filistin’den göçmen kabul etmeli mi?”

▪  Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen;  GÜNDEME DAİR araştırma bulgularından derlenen dosya içeriğinde;

  • Toplum, İsrail ile Hamas arasındaki savaş hakkında ne kadar bilgili?
  • Türkiye’nin bu süreçte yürüttüğü politikayı destekliyor mu?
  • Türkiye’nin de bu savaşa dahil olma ihtimali konusunda endişeli mi?
  • Bu savaş bölgedeki diğer ülkelere yayılır mı?
  • Dünya ülkelerinin savaşı önlemek için yeterli çabayı gösterdiklerini düşünüyor musunuz?
  • Türkiye Filistin’den göçmen kabul etmeli mi?
  • Sizce Türkiye bu savaştan ekonomik açıdan nasıl etkilenir gibi sorulara verilen yanıtlara ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Covid-19 salgınının yıkıcı etkileri henüz yeni yeni ortadan kalkarken Rusya ve Ukrayna arasında patlak veren savaş, ülkemizi bir kaos coğrafyasının içinde bıraktı. Bu savaş tüm şiddeti ile devam ederken geçtiğimiz 7 Ekim’de Gazze’de bu sefer İsrail ve Hamas arasında başlayan çatışmalar bulunduğumuz geniş coğrafyadaki kaosa yeni katmanlar ekledi. Türkiye’de vatandaşlar İsrail ve Hamas arasındaki savaşı çok yakından izliyor, her dört kişiden üçü savaşa dair bilgili olduğunu ifade ediyor. Yaklaşık 1 ay ara ile iki kez gerçekleştirdiğimiz araştırmada bu oranda bir gerileme tespit etmedik, ilgi tazeliğini korumaya devam ediyor.  Çatışmalar başladıktan 1 ay sonra yaptığımız ilk araştırmada Türkiye’nin bu süreçte yönettiği politikaya destek verenlerin oranı %40 idi. Aralık ayı ortalarına geldiğimizde bu oranda bir azalma veya artma söz konusu değil. Ülkemizin bu savaşa doğrudan dahil olmasına dair bir endişe var. Araştırmaya katılanların yarıdan fazlası Kasım’da endişeliydi, Aralık’ta da durum değişmedi. Ancak vatandaşlarımıza göre savaşın diğer ülkelere yayılma ihtimali giderek zayıflıyor.

Sidar Gedik

Araştırmaya katılan vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu diğer ülkelerin çatışmaları önlemek için yeterli önlem almadıklarını düşünüyorlar. Bu şekilde düşünenlerin oranı Kasım’da %76 idi, Aralık’ta da %72. Ancak alınması gereken önlemin ülkemize Filistin’den göçmen kabul etmek olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Filistin’den göçmen almamalıyız diyenlerin oranı iki ayda %54’ten %59’a yükselmiş durumda. Çatışmaların uzaması ve henüz bir ekonomik ambargoya yol açmaması sonucunda bu savaşın ekonomi üzerinden olumsuz etkisi olacağını düşünenlerin oranı geriledi, herhangi bir etkisi olmayacak görüşünde olanların oranı %4 artıyor. Bölgeden gelen haberlerdeki fotoğraf ve videoları izlemek çok zor. Bizim izlemekte zorladığımız sahneleri insanlar hergün yaşamak durumunda kalıyorlar. Hiç vakit kaybetmeden kalıcı ateşkesin sağlanması ve sivil ölümlerinin bir an önce durması ilk öncelik olmalı. Çatışmaların tekrar etmesini önleyecek bir çözümün bulunmasını diliyorum.