Yazılar

Finansal olarak zorlanan İki ülkeden biri Türkiye

Finansal olarak zorlanan İki ülkeden biri Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen; TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ, DÜNYANIN ENDİŞELERİ, GÜNDEME DAİR ve ENFLASYON MONİTÖRÜ olmak üzere dört farklı araştırma bulgularından derlenen dosya içeriğinde;

Ipsos Türkiye
 Tüketici Güven endeksinde son bir ayda ki değişim nedir?
 Dünyanın endişeleri neler?
 Endişe sıralamasında kaçıncı sıradayız?
 Türkiye’nin en önemli sorunu ne?
 Türkiye’nin ekonomisinden memnuniyet nasıl?
 Döviz Kuru beklentisi ne yönde?
 Enflasyona yönelik beklenti nasıl?
 Enflasyonun normale döneceği konusunda beklenti nedir?
 İşsizliğe yönelik beklenti nedir?
 Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl?
 Alım gücü nasıl?
 Hane geliri ile ilgili artış, azalış ne yönde ilerlemiş?
 Finansal durum sıralamasında listede ilk üçte ve son üçte de kimler var? gibi sorulara verilen yanıtlara ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

Ipsos Türkiye
GÜVEN ENDEKSİ Yüksek enflasyon toplumda satın alma gücünü etkilerken, değişen yaşam tarzı standartları insani gelişimi de ciddi etkiliyor. Değişen sosyal hayat en çok düşük ve orta gelirlilerin eskisine kıyasla yaşamlarında daha sert etki yaratmaktadır.

Ipsos Türkiye

Benzer dönemlerde tasarrufların azalması ve üretimi artıracak alanlara yönelememek ekonomiyi olumsuz etkilemektedir. Yüksek enflasyonun yaşandığı ortamlarda geleceğe yönelik belirsizlik yarattığı için bu dönemlerde ekonomik karar almak oldukça güçleşmektedir denilebilir.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Bu ay da ülkenin en önemli hatta neredeyse tek önemli sorunu ekonomi olmaya devam etti. Türkiye ekonomisi dendiğinde ilk akla gelen başlık uzun zamandır enflasyon. Ekonominin büyüme, ihracat gibi olumlu parametrelerini konuşmaya sıra gelmiyor. Dünya’nın durumu da bizden çok farklı değil, enflasyon 20 aydır kesintisiz şekilde en çok endişe veren sorun olmaya devam ediyor, ve Covid-19 salgınının ardından en çok endişe veren 5 sorundan 3’ü ekonomi ile ilgili. Türkiye doğal olarak enflasyon konusunda en çok endişeli toplumlardan biri olmayı sürdürüyor. On vatandaştan altısı resmi enflasyondan daha yüksek bir enflasyon hissiyatı içinde.

Ipsos Türkiye
Ekim sonunda 33 ülkede gerçekleştirilen Global Advisor araştırmasına göre ülkeler ortalamasında her üç kişiden ikisi enflasyonun bir yıldan önce normale dönmeyeceği düşüncesi içinde, her beş kişiden biri ise bundan sonra bir daha normale dönmeyeceğine inanıyor. Bu araştırmaya ülkemizden katılanlar içinde ise enflasyonun bir yıldan önce normale dönmeyeceğini düşünenlerin oranı %80’e yaklaşıyor. Enflasyonun artık hiçbir zaman normale dönmeyeceğini kabullenenlerin ülkemizdeki oranı ise %28. Hatta daha da yükseleceğine dair bir endişeli bekleyiş söz konusu. Enflasyonun seyrinin yanı sıra döviz kuru, işsizlik gibi parametrelerde de gelecek beklentisi olumsuz. Yine Global Advisor Araştırması gösteriyor ki 33 ülke içinde finansal olarak idare etmekte en çok zorlanan iki ülkeden biri Türkiye, diğeri ise Arjantin. Gelirlerinin arttığını belirten hane oranı sadece %10, ancak bu hanelerin dahi yaklaşık yarısı alım güçlerinin gerilediğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK

Tüm bunların sonunda tüketici güveninde bir olumsuz ayı daha geride bıraktık, bu ay da 29 ülke içinde son sırada kaldık. Çok zor bir yılı daha geride bırakmaya yaklaşıyoruz. 100. yaşını dolduran Cumhuriyetimiz salgın, deprem, savaş gibi felaketlerin ortasında ekonomik kriz ile boğuşarak kapatıyor bu yılı. Enflasyon ile mücadelede tünelin sonundaki ışığı görebilmemiz için biraz daha zamana ihtiyaç var.

“BLACK FRİDAY”de neler oldu, neler yaşandı, neler satıldı, ne kadar satış yapıldı

“BLACK FRİDAY”de neler oldu, neler yaşandı, neler satıldı, ne kadar satış yapıldı

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « Gündeme Dair » ​araştırma verilerinden derlenen dosya içeriğinde;

  • Kasım indirimlerinden haberdar olan ve alışveriş yapan bireylerin oranı 2022 senesi ile karşılaştırıldığında tutumlar nasıl?
  • Kampanyalar sırasında alışveriş yapıldı mı?
  • Bu indirimler sayesinde alınan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı ne?
  • Kampanyalara tamamen karşı olanlar var mı?
  • Bu dönemde alışveriş yapmamaya gayret gösterenlerin oranı ne?
  • Satın alınan ürünlerde geçen yıla göre farklılaşma var mı?
  • Geçen sene online kanallardan alışveriş yapma oranı ne idi? Bu yıl karşılaştırıldığında veriler nasıl?

BLACK FRİDAY Kasım indirimlerinden haberdar olan ve alışveriş yapan bireylerin oranı 2022 senesi ile benzer seviyede. Her 10 kişiden 7’si Kasım ayında markalar tarafından yapılan indirim kampanyalarından haberdar ve bu bireylerin yarısı bu kampanyalar sırasında alışveriş yaptığını belirtiyor.

Ipsos Türkiye

İNDİRİMLER GEREĞİNDEN FAZLA ALIŞVERİŞE SEBEBP OLUYOR MU? Her 10 kişiden 6’sı kasım ayında markaların yapmış olduğu indirimlerin kişilerin gereğinden fazla alışveriş yapmasına sebep olduğunu düşünüyor. Bu indirimler sayesinde alınan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı %42 ve bu oran geçen seneye göre 5 puan gerilemiş durumda. Her 4 kişiden 1’i ise bu kampanyalara tamamen karşı, her 3 kişiden 1’i de bu dönemde alışveriş yapmamaya çalışıyor.

Ipsos Türkiye

YAPILAN ALIŞVERİŞLERİÇİN ÖZELLİKLE KASIM KAMPANYALARINI BEKLEDİĞİNİZ OLUYOR MU? Kasım ayı indirimlerinden alışveriş yapanların %70’i bu kampanyaları beklediklerini belirtiyor. Bir sene öncesinde de tüketicilerin davranışlarının aynı olduğu görülüyor. Ancak satın alınan ürünler bu sene farklılaşıyor. Geçen sene temizlik ürünleri en fazla alınan ürün kategorisiyken bu sene giyim ilk sırayı alıyor.

Ipsos Türkiye

ENÇOK ALIŞVERİŞ HANGİ KANALDAN YAPILDI Geçen sene online kanallardan alışveriş yapma oranı %80 iken 2023 senesinde bu oran %83’e yükseldi.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Black Friday markası ile tüm Dünya’yı saran indirim dönemi kasım ayının neredeyse tüm haftalarına yayıldı. Perakendeciler, markalar indirim yarışına giriyor ve bazı alışveriş tutkunları ihtiyacı olsun olmasın “kaptığı” ürünü sepetine dolduruyor. Sosyal medyada mağazada birbirinin elinden ürünlerini zorla almaya çalışan bireylerin videolarına bile tanık oluyoruz.

Kasım kampanyaları markalar için online alışveriş platformları başta olmak üzere mağazalara da yayılmış ve oldukça popülerleşmiş bir kampanya dönemi. Geçtiğimiz sene olduğu gibi her on kişiden yedisi bu kampanyalardan haberdar. Haberdar olanların yarısından fazlası ise bu dönemde kampanyalar kapsamında alışveriş yapmışlar. Hatta alışveriş yapmak üzere özellikle Kasım ayını bekleyenler var.

Sidar Gedik

Yüksek enflasyon, geçim sıkıntısı nedeni ile temizlik ürünleri, giyim gibi temel ihtiyaç kategorilerinde dahi kasım indirim dönemi bekleniyor. Ancak yine de her 10 kişiden 6’sı kasım ayında markaların yapmış olduğu indirimlerin bireylerin gereğinden fazla alışveriş yapmasına sebep olduğunu düşünüyor.

Bu indirimler sayesinde ihtiyaç duyulan ürünlerin daha iyi fiyata alındığı görüşünde olanların oranı ise %42, ancak bu oran geçen yıla kıyasla %5 düşük. Kasım kampanyalarına tamamen karşı olanların oranında da %3’lük bir yükselme var. Geçen yıl da, bu yıl da her 3 kişiden 1’i de bu dönemde alışveriş yapmamaya çalıştığını belirtti. Tüm bunlar kampanyaların samimiyetine dair soru işaretleri anlamına geliyor olabilir, bu durumu gelecek yıl daha iyi anlayacağız.

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen « E-TİCARET PANELİ İLE GERÇEK SATIN ALIM TRENDLERİ » Araştırma verilerinden derlenmiştir.

 Ipsos Türkiye

Dosya içeriğinde;

E-Ticaret pazarı 5 sene öncesine göre harcama yönünden kaç katına çıktı?

2022 yılına kadar yükselen alışverişçi oranı ise 2023’te sabit kaldı.

Online alışverişin yıldızı hangi kategori?

İlk sırayı takip eden kategoriler neler?

Fiziksel alışveriş için öne çıkan unsurlar neler?

Online alışverişi tercih etme motivasyonları ne?

Online market alışverişinde sepeti belirli bir tutara tamamlama eğiliminde olanlar ve olmayanların oranını merak ediyor musunuz?

 Ipsos Türkiye

Online market alışverişinde sepeti belirli bir tutara tamamlamada en çok yardımcı olan ürün grupları hangileri gibi sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlar içeren bilgilerden seçili veriler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; E-Ticaret Pazarında Büyük Değişim: Hanehalkı Harcamaları 3 Katına Çıktı!

Yeni veriler, son 2,5 yılda hanehalkı harcamalarında 3 katlık bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu artış, alışveriş sıklığından ziyade, sepet değerindeki artıştan kaynaklandı. 2022 yılına kadar alışverişçi oranının yükseldiğini, 2023’ün ilk 6 ayında ise bu eğilimin sabit kaldığını belirtmek gerekir.

Moda ve aksesuarlar en popüler kategoriler arasında yer alırken, ev dekorasyonu, beyaz eşya, kozmetik ve cilt bakım ürünleri de oldukça rağbet görüyor. Gıda kategorisinde ise hem online hem de offline alışveriş yapılıyor. Sadece online alışveriş yapmak ise en çok elektronik ürünlerde görülüyor.

Online ve fiziksel alışveriş kıyaslandığında, online alışveriş tüketicilerin çoğunluğu tarafından daha pratik, daha ekonomik, daha stressiz, daha vazgeçilmez, daha keyifli ve daha hızlı olarak tanımlanıyor. Fiziksel alışveriş ise daha güvenilir ve daha sorunsuz kabul ediliyor. Keza, online alışveriş motivasyonlarının başında da pratikliğe işaret eden “evden çıkılamadığı durumlarda ürünlerin kapıya gelmesi”, “7-24 sipariş verilebilir olması”ve “ürünleri taşımak zorunda kalmamak” gibi unsurlar geliyor.

Sidar Gedik

Tüketicilerin yarısının sepeti belirli bir tutara tamamlama eğilimi olduğunu belirtmek önemli. Bu davranışın temelinde, kargo/taşıma ücretinin alınmamasını sağlamak yer alırken, toplam tutar üzerinden indirim ya da hediye alabilmek gibi faktörler de etkili olabiliyor. Sepeti belirli bir tutara tamamlama konusunda en çok yardımcı olan ürün grupları ise gıda (özellikle atıştırmalık ürünler) ve içecekler.

Online alışveriş aynı zamanda oldukça yüksek memnuniyet duyulan bir deneyim sunuyor. Aranan ürün ve markaların kolay bulunması, çeşitlilik, ürünlerin eksiksiz, hasarsız ve belirtilen sürede gelmesi memnuniyet yaratan konuların başında geliyor.

Online alışveriş yolculuğunu daha iyi anlamak ayrıca farklı alışverişçi personalarını da anlamayı gerektiriyor. Alışverişçiler online alışveriş motivasyon ve tutumlarına göre 5 farklı gruba ayrılıyor: Kaşifler, Minimalistler, İndirim Takipçileri, Araştırmacılar ve Seçiciler adını verdiğimiz beş benzersiz alışverişçi personası farklı duygusal ve fonksiyonel ihtiyaçlarla hareket ederek online alışveriş çatısında buluşuyor.

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı % 3

Ipsos Araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen üç ayrı araştırma dosyasından derlenen « Ipsos Ağustos Ekonomi Dosyası 2023 » dosya içeriğinde; ülkemizin de içinde bulunduğu iki global araştırma ve Türkiye’de yapılan Gündeme Dair araştırmasından veriler yer almaktadır. Tüketici endeksinde son bir ayda neler oldu? Son bir ayda dünyanın endişl​Eeri nelerdi ? Ülkeler arası enflasyon ortalaması ne gösteriyor? Ağustos 2022’den bu yıl Ağustos ayına kadar olan süreçte Türkiye’nin önemli sorunu nedir ? Ülkemiz ekonomisinde memnuniyet nedir ? en önemli sorunu nedir ? Döviz kuru beklentileri nedir ? Enflasyon beklentileri nelere işaret ediyor ? Yaşam standardına yönelik beklenti nasıl ? Bu yılın geri kalan aylarında bireylerin kendi yaşam standardının nasıl olacağı hakkında düşünceleri nedir ? Bu konudaki beklentiler nasıl belirtiliyor ? Ve kişisel harcamalara yönelik beklentiler nelerdir ? Gibi sorulara bireylerin verdiği İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

 Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Ekonomi dosyamızın Haziran ayı sonuçlarını değerlendirirken negatiften daha negatife doğru bir trend olup olmayacağını göreceğiz notunu düşmüştüm. Bu notu düşmemin nedeni seçim öncesinde esen görece olumlu rüzgârın Haziran’da yeniden olumsuz yöne dönmesiydi. Temmuz’da ise bu olumsuzluk iyice belirginleşti ve endişelendiğim üzere negatiften daha negatife doğru bir seyir başladı. Haziran’da ülke ekonomisinden memnun olmayanların oranı %66 iken, Temmuz’da %77, Ağustos’ta ise %81 oldu. Türkiye ekonomisinden memnun olanların oranı %3’e kadar geriledi, ki zaten bizim araştırmamızın istatistiki payı %3,5, yani Ağustos ayı itibarıyla ülke ekonomisinden memnun olan kimse kalmadı desek yanılmamış olabiliriz.

Bu sonucun sağlamasını yapmak için TÜİK Tüketici Güven Endeksi’nin Ağustos ayındaki gidişatına bakabiliriz, endeks 12 puanlık gerileme ile son 12 ayın en düşük değerine düştü. Ipsos’un 29 ülkede ölçtüğü tüketici güveni değerinde de Türkiye endeksi Ağustos’ta 7 puandan fazla geriledi ve tüm bu ülkeler arasında tüketici güveni açısından en son sıraya düştük. Ipsos tüketici güven endeksinin 29 ülke ortalamasında ise bir değişim yok, Haziran’da bulunduğu seviyeyi korudu. Yani son 2 ay içinde bu ülkeler ortalamasında bir değişim olmazken ülkemizdeki tüketici güveni kayda değer şekilde geriledi.

Ipsos’un Dünya’nın Endişeleri Araştırması katılanların ülkesi için en çok endişelendiği 3 konu içinde enflasyon hala ilk sırada. Ancak enflasyondan endişelenenlerin oranında Ağustos’ta Temmuz’a göre 1 puanlık bir azalma var. Bu değişimin bir trendin ilk işareti olup olmadığını görebilmek için Eylül sonuçlarını beklememiz gerekiyor. Çünkü enflasyonda olumlu bir kıpırdanma varken işsizlikten endişe duyanların oranında bir artış görüyoruz. Alınan önlemler ile birçok ülkede soğutulan ekonomilerde enflasyonun düşüş işaretlerinin bir işsizlik artışı riski de barındırdığı malum, bu endişe araştırmamıza da yansımış gibi.

Türkiye’de yaptığımız Gündeme Dair araştırmamızda ülkemizin en önemli sorunu ekonomidir diyenler ezici şekilde baskın, hala her on kişiden dokuzu bu şekilde düşünüyor. Enflasyonun yükselmeye devam edeceği düşüncesi yerleşmiş durumda. Merkez Bankası’nın bu konuya dair açıklamaları da enflasyonun düşme eğilimine geçmesinin 2024 yılı içinde olacağı yönünde. Dolayısıyla vatandaşların enflasyonun izleyeceği seyre dair tahminleri ekonomi yönetimi ile paralel. Döviz kurlarındaki yükselişin devam edeceği düşüncesi de hâkim olmaya devam ediyor, kurlar düşer diyenlerin oranı da azaldı.

Gündeme Dair araştırmamızdaki tüm bu olumsuz değerlendirmelere ek olarak dikkat çekici olan bir diğer tespit ise işsizlik endişesindeki yükseliş. Vatandaşların büyük çoğunluğu enflasyonun yükselmeye devam etmesine paralel olarak aynı süreçte işsizliğin de artacağını düşünüyorlar. İşsizlik artar diyenlerin oranı %66’dan %73’e yükseldi. Yüksek enflasyona eşlik edecek bir ekonomik durgunluk endişesi var.  Bunun doğal sonucu olarak da her on kişiden altısı yılın geri kalan aylarında yaşam standardının düşeceğini belirtiyor.

Tüketici güveninde dikkat çekici aşınma devam ediyor. Açıklanan son büyüme oranında iç tüketimin ne kadar önemli rol oynadığını gördük, bu yüzden tüketici güveni çok önemli. İç tüketimin yavaşlaması, gerçekten de vatandaşların endişesini duydukları durgunluk, işsizlik artışı gibi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle de ekonomi yönetiminin enflasyon ile mücadeleye yönelik aldığı kararların güven tesis edici sonuçlar üretmesi de çok kritik.

Ipsos Türkiye

 Dünya “Yapay Zekaya” olumlu mu? olumsuz mu bakıyor

 Dünya “Yapay Zekaya” olumlu mu? olumsuz mu bakıyor

Ipsos araştırma şirketi tarafından gerçekleştirilen “Yapay Zekaya Global Bakış” araştırması dünya çapında 31 ülkede gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Ipsos’un Global Advisor araştırmasında; Türkiye’nin de içinde bulunduğu araştırmada dünyanın dört bir yanından katılan insanlar; Yapay zekâ hakkında ne düşünüyor?  Yapay zekanın, hayatlarını nasıl etkilemesini bekliyorlar? Yapay zekâ anlayışları ne? Hangi tür ürün hizmetlerde yapay zekâ kullanıldığını biliyorlar? Avantaj ve dezavantajlarına hakimler mi? Yapay zekâ hakkında duyguları nasıl? Gibi başlıkları geniş kapsamda irdeleyen sorulara verilen İfade, tutum ve davranışlar içeren bilgiler bu dosyada sunulmaktadır.

BİLGİ SAHİBİ MİYİZ?  Yapay zeka, insanların genel olarak pek bilgi sahibi olmadığı, bu konuyu duymuş olanların çoğunluğunun da bilim kurgu filmlerinden, hatta genellikle de distopik filmlerden aşina olduğu bir kavram olarak ortaya çıkıyor. ChatGPT’nin kullanıma açılması ile milyonlarca internet kullanıcısı yapay zeka ile doğrudan karşılaştı, diyaloğa geçti.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE %67 İLE YAPAY ZEKA YA OLUMLU BAKAN ÜLKLELER ARASINDA… Gündemde yapay zeka  tartışılırken bu 31 ülke ortalamasında henüz olumlu ya da olumsuz tarafta yoğunlaşmış bir eğilim söz konusu değil. “Zararından çok faydası var düşüncesinde” olanların oranı %54. Ancak ülkeler arasında dikkat çekici farklar var, Endonezya’da %78’e kadar yükselen bu oran ABD ve Fransa’da %37’ye düşüyor. Türkiye %67 ile yapay zekaya olumlu bakan ülkeler arasında yerini alıyor.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA KULLANILAN ÜRÜN VE HİZMETLERİN DEZ AVANTAJLARINDAN ÇOK  FAYDASI VAR… Zekaya dair duyulan heyecan, gelişmekte olan pazarlarda en yüksek, Avrupa ve Kuzey Amerika’da ise en düşük seviyede; ayıca Z ve Y kuşağı ile üniversite eğitimi almış kişiler arasında daha yüksek. Yapay zekaya duyulan güven de yine genellikle gelişmekte olan pazarlarda ve 40 yaş altı kişiler arasında, yüksek gelirli ülkelere ve X ve Baby Boomer kuşağında göre çok daha yüksek.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

Ipsos TürkiyeIpsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Yapay zeka konusunda kafaların karışık olduğunu gösteren işaretlerden biri de yapay zeka kullanılan ürün ve servislerin işe ve hayata yaptığı etkilere dair sorulara verilen yanıtlar. 31 ülke ortalamasında katılımcıların yarısı yapay zeka kullanan ürün ve hizmetler son 3-5 yılda günlük hayatımı derinden değiştirdi diyorlar, üçte ikisi ise 3-5 yılda günlük hayatımı derinden değiştirecek düşüncesinde (Türkiye’de bu oran %81, ve Güney Kore’den sonra ikinci sıradayız). Ancak yapay zekanın önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut işimi yapma şeklimi değiştirme ihtimali var diyenlerin oranı %35 (Türkiye’de ise bu oran %63). İşi daha da ileri götürüp yapay zekanın önümüzdeki 5 yıl içinde mevcut işimin yerini alma ihtimali var diyenleri oranı %56. Özetle katılımcıların üçte biri 3-5 yıl içinde işimi yapma şeklimi değiştirme ihtimali var derken yine aynı katılımcıların yarıdan fazlası aynı süre zarfında yapay zeka benim işimi tamamen elimden alır diyor. Yapılış şekli değişmeden yapay zekanın eline geçecek işler de var diye düşünebiliriz. İşlerin yapılış şeklinin kolaylaştırılması, daha eğlenceli içerikler üretilebilmesi gibi alanlar yapay zekanın ilk aşamada fayda sağlayacağı alanlar olarak görülüyor. Daha fazla otomasyon ile işlerin kolaylaşmasının sonraki adımının iş piyasasını iyi etkileyeceğini düşünenlerin oranı ise sadece %34, bu oran (Türkiye’de dahil olmak üzere) yapay zekaya en pozitif yaklaşan ülkelerde bile ancak %50 civarında. Az çok bilgi sahibi olmaya başladığımızı düşündüğümüz, işimize, günlük hayatımıza fayda getirmesini umduğumuz yapay zekaya dair endişelerimiz yüksek, güvenimiz soru işaretli. İyi, güzel ama sonunda bunun bedelini ödeme ihtimalimiz de var diyen geniş bir kesim söz konusu yani.

Ben şu şekilde düşünüyorum, son dönemde ortalama bireysel kullanıcıların da kullanımına giren yapay zeka araçları aynen internet, web, cep telelefonu, e-ticaret, sosyal medya gibi devrimlere benzer şekilde derin etkilere yol açacak, ve bu çok kısa sürede çok geniş bir kapsamda gerçekleşecek. Bireylerin ve kurumların bir yarışa dönüşecek bu süreçte gelişmelere ayak uydurmak için odaklı bir şekilde çalışmaları gerekiyor. Sürecin akıl almaz hızı nedeni ile yapay zeka uygulamalarına dair ticari, ahlaki tartışmaların da, yasal düzenlemelerin de aynı hızda yapılması şart. Çok distopik bir resim çizmek istemem ancak, eğitilmek için, üretebilmek için diğer insanlar ile bir arada olmaya gerek duyulmayan, uzaktan eğitim-uzaktan çalışma çağında bir süre sonra en azından bazı işlerde üretim için insanın kendisine de ihtiyacın azaldığı, insanların giderek sarf malzemesine dönüştüğü bir yola girmemek için bu tartışmalara, düzenlemelere büyük önem vermek zorundayız gibi geliyor bana” dedi.

Tüketici Güven Endeksi 29 ülkede ne diyor

Tüketici Güven Endeksi 29 ülkede ne diyor?

 Ipsos tarafından gerçekleştirilen dosya içeriği; Ipsos Tüketici Güven Endeksi ve Gündeme Dair isimli araştırma verilerinden derlenmiştir. Endeks Ipsos’un dünya çapında 29 ülkede gerçekleştirilmiştir. Ülkenin en önemli sorunu ne? Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı nedir? Uzmanların dışında halkın bu konulara dair algısı nasıl? Yirmi Dokuz ülke arasında Türkiye’de halkın bu konulara yönelik durumu nedir? Enflasyonu da mercek altına vatandaşın değerlendirmesi, beklentisi, yükselme veya düşüşe yönelik düşünceleri, işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli olan İfade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ Mevcut piyasa durumu ve gelecekteki beklenti tüketicilerin tüketim ve yatırım kararlarını etkilemektedir. Finansal piyasalar açısından tüketicilerin piyasaya olan güveni, hem yatırım araçlarını arz edenler hem de talep edenler açısından büyük önem taşımaktadır. Tüketicinin hem tüketim isteği hem de bunun reel olarak ne kadar gerçekleşebileceğini ölçümleyen tüketici güven endeksleri fotoğraafı belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ipsos Türkiye

EN ÖNEMLİ SORUN Depremi yaşadığımız Şubat ayında ekonominin önemi düşmüştü. Ancak bugüne gelindiğinde ekonomi yine her 4 kişiden 3’ü için en önemli sorun.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE EKONOMİSİ MEVCUT DURUM Türkiye ekonomisin mevcut durumuna yönelik olumlu görüşler çok değişmese de daha kötü olacak diyenlerin oranı düşüyor. Olumlu beklentilere sahip birey oranı ise Nisan ayından itibaren son 1 sene içindeki en yüksek orana erişmiş durumda. Ancak gelecekle ilgili ne olacağı konusunda fikri olmayanların da oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

ENFLASYONUN DAHA DA ARTACAĞI GÖRÜŞÜ AZALIYOR.

Ipsos Türkiye

 İŞSİZLİĞE YÖNELİK BEKLENTİ İşsizliğin artacağını düşünenlerin oranı Şubat’tan bu yana azalıyor.

Ipsos Türkiye

 YAŞAM STANDARDINA YÖNELİK BEKLENTİ Yaşam standardına yönelik beklentilerde de olumsuz düşünenlerin oranı azalıyor.Ipsos Türkiye

KİŞİSEL HARCAMALARA YÖNELİK BEKLENTİ Sabit giderleri ödedikten sonra kendilerine harcayabilmek için kalan paranın azalacağını söyleyenlerin oranı düşerken aynı kalacağını düşünenleri oranı artıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu ; “Nasıl bir felaket ile karşılaşırsak karşılaşalım ekonomi en önemli sorun olmayı sürdürüyor. Salgın yaşadık, deprem felaketi yaşadık, binlerce can kaybettik, ancak küçük bir kesinti döneminin ardından ekonomi hep en önemli sorun olarak görülmeye devam etti. Finansal politikaların doğruluğu yanlışlığı ile ilgili tartışmaları konunun uzmanlarına bırakıp halkın bu konuya dair algısının nasıl olduğuna baktığımızda son 1 yıl içinde yavaş da olsa olumlu yönde ilerleyen bir trend ile karşılaşıyoruz.

29 ülkede ölçümlenen Ipsos Tüketici Güven Endeksi’nde her ne kadar hala ülkeler ortalamasının çok altında bir noktada olsak bile Türkiye son 1 yıl içinde en fazla ilerleme kaydeden ülkelerden biri oldu. 29 ülke ortalamasında tüketici güven endeksi değeri 47 iken Türkiye’de 39, ancak bu değer bir yıl önce 31 idi.

Ülkemize daha detaylı baktığımızda her üç vatandaştan ikisi ülke ekonomisinin mevcut durumunu kötü bulduğunu görüyoruz, ancak 1 yıl önce bu oran %84 idi. Keza ekonominin birkaç aylık dönemde daha iyi olacağını düşünenlerin oranı 1 sene önce %6 iken şimdi %24. Ekonominin bu kısa vadeli geleceğine dair beklentisi olumsuz olanların oranı yarı yarıya azalmış durumda.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Biraz daha detaya inip enflasyonu mercek altına alıp bakalım, vatandaşların önemli bir kısmı enflasyonun zirveyi gördüğünü düşünüyor, %39’luk bir kesim enflasyonun ya artık bu seviyelerde kalacağı ya da azalacağı fikrinde. Enflasyonun yükselmeyi sürdüreceğini düşünenlerin oranı sene başında %70 iken Mayıs başında %60’a düştü.

Tablo genel olarak baskın şekilde olumsuz olmaya devam ediyor elbette ancak olumsuz beklentilerdeki benzer gerileme işsizlik, kişisel yaşam standartları gibi başlıklar için de geçerli.

Özetlemeye çalışırsak vatandaşların ekonomiye yönelik algısında toplam gösterge olumluya dönmemiş olmakla birlikte “krizde zirveyi gördük, bundan sonra daha kötü olmaz ama daha iyi olabilir” diyenlerin oranında artış var.

Bu pozitif trendin 14 Mayıs’taki seçim sonuçlarına yansımış olma ihtimali de yok değil” dedi.

Şavaş varsa mültecilere kapımız açık

Şavaş varsa mültecilere kapımız açık

Dünya Mülteci Günü Araştırması Ipsos tarafından; 22 Nisan – 6 Mayıs 2022 tarihlerinde dünya çapında 28 ülkede gerçekleştirilmiştir. Derlenen verilerde bu hafta ; İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında, diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi, dünyada ve Türkiye’de göç edenlerin topluma uyumu, bu uyuma yönelik toplumların değerlendirmeleri, mültecilere çalışma izninin verilmesi, mültecilere sınırlarını kapatılması konularında bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

 SINIRLARIN MÜLTECİLERE KAPATILMASI KONUSUNU EN FAZLA DESTEKLEYEN ÜLKE TÜRKİYE… İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN VATANDAŞLARIN %66’SI SAVAŞ VEYA ZULÜMDEN DOLAYI ÜLKESİNİ TERK EDEN KİŞİLERİN DİĞER ÜLKELERE SIĞINABİLMESİ GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR.  İnsanların ülkesinden savaş ya da zulümden dolayı kaçmak zorunda kaldığında diğer ülkelerin bu vatandaşları ülkelerine kabul etmesi görüşüne 28 ülke genelinde bireylerin %78’i katılıyor. Türkiye’de ise bu oran %66 seviyesinde. Ayrıca bu görüşe katılan bireylerin de oranı son 2 senede 11 puan gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

ÜLKEMİZE GELECEK OLAN MÜLTECİLERİN TÜRK TOPLUMUNA UYUM SAĞLAYACAKLARI KONUSUNDA BİREYLERİN DÜŞÜNCESİ OLDUKÇA OLUMSUZ.  28 ülke genelinde mültecilerin gittikleri ülkede topluma uyum sağlayacakları konusundaki görüşler ikiye ayrılmış durumda. Bireylerin %50’si bu kişilerin topluma uyum sağlayacaklarını düşünürken %40’ı uyum sağlayamayacakları görüşünü savunuyor. Türkiye’de ise durum oldukça farklı. Türkiye’de sadece her 4 kişiden 1’i mültecilerin topluma uyum sağlayacaklarını belirtirken, %69’u uyum sağlayamayacaklarını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

 MÜLTECİLERE ÇALIŞMA İZNİ VERİLMESİNİN MÜLTECİLERİN HEM O ÜLKENİN DİLİNİ ÖĞRENMELERİ HEM DE TOPLUMA DAHA KOLAY UYUM SAĞLAYABİLECEKLERİ KONUSUNDA Kİ KABUL ORANI DA TÜRKİYE’DE DİĞER BİRÇOK ÜLKEDEN DAHA DÜŞÜK: Ülkelerin genelinde bireylerin %60’ı çalışma izninin mültecilerin topluma uyumu kolaylaştıracağı konusunu destekliyor. Ülkemizde ise bu görüşü destekleyenlerin oranı sadece %33 ve tüm ülkeler arasında bu konuda olumlu görüş bildiren en düşük ülke. Olumlu görüş bildirmenin yanı sıra olumsuz görüş bildirenlerin de oranı %46 ile tüm ülkeler arasındaki en yüksek oran.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “İçinden geçilen dönemin en önemli gerçeklerinden biri göç. Göç, üzerinde bir ömür boyu akademik araştırma yapılabilecek, çok boyutlu, derin bir konu. İç göç, dış göç, ekonomik, siyasi veya savaş nedeni ile göç gibi çeşitlenebiliyor. Ancak değişmeyen gerçek, Dünya coğrafyasının önemli bir kısmında kitlesel göç hareketlerinin yaşanıyor olduğu. Bu durum farklı ülkelerde göç olgusuna farklı bakışlar yaratıyor.

Ipsos’un 28 ülkede gerçekleştirdiği araştırma, göç ile karşı karşıya kalan ülkelerde yaşayanların 2020’den 2021’e geçişte konuya dair daha olumsuz bir yaklaşım içine girmişken 2022’de bu görüşlerin değiştiğini gösteriyor. 2022 yılında yapılan araştırmada birçok ülkede sorulara verilen yanıtlarda Ukrayna-Rusya savaşının etkilerini görüyoruz. Suriye’de yaşanan savaşın ardından çok kısa bir süre içinde kitlesel bir göç ile karşı karşıya gelen Türkiye’de ise olumsuzluk artarak devam ediyor.

Savaş söz konusu olduğunda mültecileri kabul etme eğilimi yüksek. 28 ülke ortalamasında araştırmaya katılanların %78’i savaştan kaçanların diğer ülkelere sığınabilmesi gerektiğini belirtiyor.  Ukrayna-Rusya savaşının da etkisi olduğunu düşünüyorum. Savaştan kaçanların başka ülkelere sığınabilmesi gerektiğine inananların oranı 2020 ile 2021 arasında genel olarak gerilerken 2022’de dikkat çekici şekilde artmış. İşte bunun Ukrayna-Rusya savaşının bir etkisi olduğunu düşünüyorum.  Türkiye’de ise azalmaya devam ediyor. 2020’de %77 olan oran 2022’de %66’ya gerilemiş durumda.

Benzer bir trendi mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına dair inanış için de görüyoruz. Bu soruya olumlu yanıt verenlerin oranı genel olarak 2021’e kıyasla benzer seviyelerde kalmış veya artmışken Türkiye’nin de içinde bulunduğu az sayıda ülkede azalmış. Ama şunu da not etmek lazım, ülkeler ortalamasında ancak her iki kişiden biri bu düşüncede. Türkiye’de ise dört kişiden biri mültecilerin gittikleri ülkeye uyum sağlayacaklarına inanıyor.

Mültecilere çalışma izni verilmesi onların ülkenin dilini öğrenip topluma uyum sağmasını hızlandıracaktır görüşü ülkeler ortalamasında %60 destek buluyor. Bu düşünceyi destekleyenlerin oranı 28 ülkenin (içinde Türkiye’nin de bulunduğu) sadece beşinde %50’nin altında kalıyor. Türkiye’de her üç kişiden biri bu görüşte, bu oran 28 ülke içindeki en düşük oran.

Ipsos Türkiye

Sınırların mültecilere kapatılması gerektiğini düşünenlerin oranında 2021’e kıyasla önemli düşüş var. 28 ülke içinde bu oranın geçen yıla kıyasla arttığı 2 ülke var, biri Türkiye; üstelik %76’lık oran ile birinci sırada. Öte yandan ülkeler ortalamasında sadece alışkanlıklar üç kişiden biri bu şekilde düşünüyor. 2020 ile 2021 yılları bulguları arasında büyük bir fark yok iken 2022’de bir düşüş yaşanmasını ben yine Ukraynalı sığınmacılara bağlıyorum.

Bu araştırmaya katılanların çoğu Ukrayna’da yaşanan drama açık bir reaksiyon veriyor. Daha kabul edici bir tavır var. Türkiye’deki vatandaşlar ise göç ile ilgili bir soru ile karşılaştığında Suriyeli sığınmacılara odaklanıyor kendi yerel tecrübelerinden hareket ediyorlar. Ve ülkemizden bu araştırmaya katılanların mültecilere genel olarak olumlu baktıklarını söylemek pek mümkün değil.”

Alışverişlerimizi nasıl yönetiyoruz

Alışverişlerimizi nasıl yönetiyoruz
IPSOS HANE PANELİ ve ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; Son dönemlerde tüm ürünlerde yaşanan fiyat artışlarının toplumdaki bireyler tarafından nasıl yönetildiği,  tüketicilerin nezdinde hangi kanalların payının yükseldiği ya da düştüğü ?… Vatandaşların genel marketler kapsamında; indirim marketleri, süpermarketler, bakkal ya da online her bir market tipinde satın alma davranışının nasıl olduğu, Farklılaşmanın sebebi nedir ve benzeri başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜKETİCİLER UZUN SÜREDİR ÜRÜNLERDE YAŞANAN FİYAT ARTIŞLARINI YÖNETEBİLMEK İÇİN FARKLI AKSİYONLAR ALIYOR.   Çoğu satın alma davranışı düşük bir oranda dahi olsa bir risk taşıdığından, tüketiciler bu sorunu ortadan kaldırmak için farklı yöntemler izlemektedir.  Riski azaltmaya yönelik bu stratejiler, ya en iyi satın alma kararını verme olasılığını artırmak ya da başarısızlığın sonucunu azaltmaktır.  Tüketici fayda açısından algıladığı belirsizlik ile katlanılacak maliyet arasında ilişki kurar ve satın alma kararını verir.  Gelecekle ilgili korku ve güvensizlik ne kadar belirgin olursa, tüketiciler de harcamalarını o oranda başarı ile yönetmek için çalışır. Her 2 tüketiciden biri en ucuzunu bulabilmek için market market dolaştığını, her zaman kullandığı markalar yerine en ucuzunu ya da indirimde olan markaları aldığını ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

HANELERİN HESAPLI ÜRÜN ARAYIŞI İLE BİRLİKTE İNDİRİM MARKETLERİNİN PAYI BELİRGİN BİR ARTIŞ GÖSTERDİ.  İ​ndirim marketleri tüketicilere piyasa fiyatına göre daha uygun fiyatla ürünler​i satışa sunan tarzıyla tercih görmektedir. Bu kanallar faaliyetlerini gerçekleştirirken, ürünleri daha ucuza alma, maliyetleri düşürme, düşük kar marjı hedefleme, yüksek iş hacmine sahip olma gibi avantajlara sahiptir.  Kolay ulaşım, ürün çeşitliliği, güvenilirlik ve cazip fiyat gibi faktörler elbetteki tercihi etkileyen bir diğer nedenlerdir. Hanelerin hesaplı ürün arayışı ile birlikte indirim marketlerinin Hızlı Tüketim Ürünleri (HTÜ) harcamalarındaki payı belirgin artış gösterdi. Haneler 2021’de her 100 TL’lik HTÜ harcamasının 31 TL’sini indirim marketlerinde yaparken, 2022’de bu kanala ayrılan pay 34’e yükseldi.

Ipsos Türkiye

İNDİRİM MARKETLERİ SON BİR SENE İÇİNDE TÜKETİCİLERİN DAHA FAZLA TERCİH ETMEYE BAŞLADIĞI SATIŞ NOKTASI OLDU…  İndirim marketleri diğer düşük fiyat politikası, müşterilerine sunduğu ürün yelpazesi içinde kendi markası altında ürettirdiği ürünleri, bu özel markalı ürünlerin bazıları indirim marketleri tarafından üretilirken, bazıları ise kendi markası ile istediği standartlarda ürettirilmekte. Tüketiciye sunulan bu seçenekler indirim marketlerinin fiyat rekabetinde de kendi koyduğu kurallar üzerinde gitmesini kolaylaştırmaktadır. Son bir sene içinde en fazla tercih edilen en fazla satış yapan kanal olmuştur.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİ FİYAT ARAYIŞI İÇİNDE SON KARARINI VERİYOR…

Bireyler çoğunlukla ürünü fiyatları üzerinden değerlendirme yaparak, alıp almayacağına, üründen sağlayacağı faydanın ön değerlendirmesine bile fiyatına bakarak karar veriyor.. Kendi yaşamı üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak için çabalıyor. Harcamaları daha etkin şekilde yönetebilmek için de; alışverişte fiyat araştırması yapmak tüketicilerin genel bir davranışı haline gelmiş durumda. Bu dönemde market markaları her 2 tüketiciden birinin tercihi.  

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Son 1 yıldır birçok ülkedeki Ipsos ofislerindeki meslektaşlarımız yüksek enflasyon konusunda bizimle temas kuruyorlar. Ipsos’un Türkiye Ofisi olarak şirket yönetiminde enflasyon nasıl dikkate alınmalıdır, müşterilerimize enflasyonist ortamda pazarlama konusunda ne gibi öneriler sunulabilir gibi sorular üzerinden deneyimlerimizi paylaşıyoruz.

Elbette bu konuda bu kadar deneyimli olmayı hiç istemezdik! Ancak istemesek bile özellikle 2022 yılında bu alandaki deneyimimiz çok derinleşti. Tespitlerimizi hizmet verdiğimiz firmaların yanı sıra medya yolu ile toplum ile de paylaşmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Sadece enflasyon konusunda değil, daha birçok başka konuda da…

Yükselen fiyatlar konusuna dönersek, bu haftaki paylaşımımızda öne çıkan tespitler şunlar; daha fazla fiyat araştırması yapmaya devam ediyoruz, indirim marketlerine daha fazla gidiyoruz, market markalı ürünleri daha fazla tercih ediyoruz.   Market markalı ürünler çok büyük oranda indirim marketleri tarafından satılıyor, ancak son 2 yılda ulusal süper market zincirlerinde de bu ürünlerin ortalama üzerinde büyüdüğünü görüyoruz. Bu kanalda market markaları temelinde henüz doyuma ulaşmamış, görece yeni hareketlenmiş bir potansiyel var.

Hızlı tüketim ürünleri genelinde market markalı ürünlerin payı artarken bu artışın hem gıda hem de gıda dışı kategorilerden geldiğini görüyoruz; özellikle et ve et ürünleri, yağlar, süt ürünleri, vücut bakım ürünlerinde market markalı ürünlerin pay artışı daha yüksek. 2023’de “enflasyon düşerken ne yapılmalı” konusunda derin deneyimler kazanmak umuduyla iyi bir hafta dilerim!

Tüketici trendleri mercek altında

Tüketici trendleri mercek altında

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ ve IPSOS HANE PANELİ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; “ 2022’de DEĞİŞEN TÜKETİCİ TRENDLERİ VE YÜKSEK SOSYO-EKONOMİK GRUP KRİZİ” mercek altına alınıyor.  Tüm dünyanın etkilendiği ve etkilerini ister istemez hissettiğimiz küresel ekonomik kriz sonucu yüksek enflasyon tüketicilerin davranışlarını değiştirir mi? Daha az eğlence, daha az satın alma gibi davranışlar hanelerde ölçümlenirken; harcamaların mümkün olduğunca minimize edildiği, ürün çeşitliliğinin ise daraldığı görülmektedir. Bazı ürün ve hizmet gruplarına yapılan harcamalar “bekle ve gör” stratejisi ile kısıtlanma bandında durmaktadır. Toplam tüketim harcamaları azalmakta ve harcama gruplarının bütçe içerisindeki çeşitlilik payları değişmektedir. Bireylerin bu başlıklarda ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

ALINAN FARKLI ÜRÜN ADEDİNDEKİ YÜZDELİK DEĞİŞİM: 2022 yılının ilk 10 ayında hanelerin aldığı farklı ürün sayısında ilk kez düşüş görüldü. Geçmiş yıllarda hep artış eğiliminde olan farklı ürün alım adedi ilk kez geriledi. Bu da hanelerde ürün çeşitliliğinin azaldığını gösteriyor.

Ipsos Türkiye

 ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ AZALMASI AB SES GRUBU HANELERDE DAHA SERT YAŞANDI…  AB SES Grubu’nda evin hanımının alışverişte çok daha etkili olduğunu, AB hanelerin zincir marketlerden yüksek oranda alışveriş yaptıklarını, en çok Pazartesi günü alışveriş yaptıklarını, ayın 15’inin onlar için de önemli olduğunu, bazı kategorilerde büyük boya yönelirken bazılarında küçük boyu tercih ettiklerini, bazı kategorilerde farklı markaları denemeyi severken bazılarında düzenli aldıkları markadan vazgeçmediklerini, küçük sepetlerinde genelde soğuk içeceğe rastlandığını bilmek, bu kitleye ulaşma konusundaki etkinliği arttırmaktadır.

Ipsos Türkiye

SON İKİ YILDA SES GRUPLARINDA HANELERİN HARCAMA ENDEKSİ NASIL? Hakkında az şey bilinen ve çoğu zaman pek dikkate alınmayan C1 SES Grubu’nun, farklı kategorilerde ve farklı durumlarda ortalamadan belirgin bir şekilde farklılaşan alışveriş davranışı sergilediğini görmek, hedef kitlemize yer yer C1’i de dahil etmemiz gerektiğini göstermektedir. C2 dediğimiz SES Grubu’nun Türkiye’yi en iyi temsil eden SES grubu olduğunu, birçok noktada Türkiye ortalaması ile C2 SES grubunun trendlerinin çok paralel olduğunu, dolayısıyla Türkiye’yi tanımanın yolunun C2’den geçtiğini görmek Hızlı Tüketim Ürünlerine bakışımızı değiştirecektir. Fiyata oldukça duyarlı yapısı nedeniyle ulaşmakta zorluk çekilen DE SES Grubu’nda;  çocukların alışverişte etkin olduğunu, alışverişlerini hafta içi yapmayı tercih ettiklerini, yarısının zincir marketlerden hiç alışveriş yapmadığını, ayın 15’inde atıştırmalıklara oldukça fazla harcama yapıp ayın geri kalanında harcamalarını azalttıkları görülmektedir. Ayrıca; gazlı meşrubatlar gibi nadir kategorilerde büyük boyları tercih edildiği bilinmektedir. AB grubunda ürün çeşitliliği daha fazla düşerken ürünlere yapılan toplam harcama da daha az artış gösterdi. Hanede daha fazla düşen bu harcama dışarıdan yeme-içmede daha yüksek artışla dengelenmiş olabilir hipotezi de geçerli değil: AB’nin evde de dışarıda da yaptığı harcama diğerlerinden daha az artıyor, AB daha çok frene basıyor.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Yüksek enflasyon, haneleri daha çeşitli, farklı ürün satın almaktan uzaklaştırıyor. Hane Tüketim Paneli araştırmamızda geçmiş yıllarda satın alınan ürün çeşitliliğinde hep artış tespit ederdik. İlk defa bu yılın ilk 10 ayında bu alanda bir gerileme gördük. Artık %2 oranında daha az çeşit satın alıyoruz, bu düşüş mesela temizlik ürünlerinde ise %7.

 

Çalışma Bakanlığı asgari ücretlilerin tüm çalışanlar içindeki oranının %37 olduğunu açıkladı. Ve asgari ücrette 2022 yılında Ocak ve Temmuz aylarında yapılan zamlarla toplamda %90’ın üzerinde artış gerçekleşti. Düşük ücretli kesim için tasarruf etmek çok daha zor, hatta imkânsız diyebiliriz, dolayısıyla bu ücret artışı harcanabilir gelirin enflasyon karşısında bir nebze de olsa korunması anlamına geliyor. Bunu bir refah artışı olarak görmek doğru olmaz elbette, olsa olsa uğranılan refah kaybının azaltılması diyebiliriz. Öte yandan daha yüksek gelir gruplarında, özellikle ücretli çalışan daha üst gelir gruplarında maaşlar görece daha az arttı. Bu grubun harcanabilir gelirindeki kayıp oranı daha fazla. Bu durumun yansımalarını tüketim istatistiklerinde görmeye başladık. Belirttiğim gibi ortalama bir hanede satın alınan ürünlerin çeşitliliği Ocak-Ekim 2022 döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla %2 oranında azalırken AB sosyoekonomik segmentindeki hanelerde bu azalma %4 olarak gerçekleşti. AB haneleri ortalamaya doğru (gerileyerek) yaklaşıyor, Ekim 2021’den önceki 12 aylık dönemde ortalamadan %11 fazla harcama yapıyorlardı, Ekim 2022’de son 12 aylık dönemde ortalamanın %5 üzerinde harcama yapar hale geldiler. C2 haneleri aynı dönemlerde ortalamada iken ortalamanın %1 üzerine çıktılar, DE haneleri de yine ortalamaya doğru bir adım atarak %1 (yükselerek) yaklaştılar.

AB sosyoekonomik grubuna dahil vatandaşların karşılaştığı kayıp genel memnuniyet ve beklentilerine de yansıyor. 2021 sonunda bu grupta kişisel yaşam standardından memnuniyetsizlik genel ortalamadan gerideyken 2022 Eylül’e geldiğimizde ortalamanın üzerinde bir memnuniyetsizlik görmeye başladık. Benzer durum önümüzdeki birkaç aylık döneme dair beklentiler için de geçerli. Yaklaşık bir yıl önce kişisel ekonomilerinde kötüye gidiş olacağını düşünenlerin oranı AB segmentinde ülke ortalamasına göre daha düşük idi. 10 ay sonra ise durum tersine döndü. AB, genel topluma göre daha umutsuz.

Üst sosyoekonomik grupların tüketici olarak karşılaştıkları bu ekonomik erozyon, üzerine çok düşünülmesi gereken bir değişim. Gelir dağılımında daha dengeli bir tablo olması elbette her ülkenin hedefi, ancak yoksullaşarak değil zenginleşerek eşitlenmeyi amaçlamalıyız.

Hibrit çalışmayı sevdik mi? İşte sonuçlar!

Hibrit çalışmayı sevdik mi? İşte sonuçlar!

Ipsos’un iki farklı global araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde;  İş yaşam dengesinin daha iyi sağlanabilmesine, planlanlanabilmesine yönelik bugular var.  Pandemi ile birlikte başlayan uzaktan/ evden çalışma durumu nasıl, yapılan işin/ pozisyonun bugün ki şartlarda hibrit çalışma uygunluğu nedir, dünya ne kadar süre daha uzaktan ya da iş yerine giderek çalışmayı düşünüyor? Bundan sonraki çalışma düzeni olarak çalışanların düşünce, tercih ve önerileri ne yönde? Bireylerin yüzde kaç hergün işe gitmek ve ofiste çalışmak istiyor? İş verenin önerisi nedir, gibi pek çok soruda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

 BUNDAN SONRAKİ ÇALIŞMA DÜZENİNİZİN NASIL OLMASINI İSTERDİNİZ? Koronavirüs salgını ile başlayan ve halen devam eden hibrit çalışma düzeni,  dünya genelinde çok sayıda sektör tarafından benimsedi. Bu teknolojik modelleme çalışanlar ve iş dünyası tarafından kabul görse de, bazı sektörlerde mesleki şartların uymaması sebebiyle hedeflenen seviyede aktif kullanılamadı. Bütün bunların dışında, bireylerin evde çalışabilecekleri iyi bir ortama sahip olmamaları,  odaklanma ve verimlilik sorunu yaşayanlar,  hibrit yapıda çalışabilse bile, onlar için  iş yerinde çalışmak önemli. Diğer taraftan uzun süre trafikte kalmak istemeyenler, zamanı daha verimli kullanabileceğini düşünenler, kendi iş alanlarının da hibrit çalışmaya uyumlanması için bir çözüm beklentisinde.

Güncel araştırma verilerine bakıldığında; bundan sonraki çalışma düzeni olarak, çalışanların sadece %13’ü hergün işe gitmek ve ofiste çalışmak istiyor. Çoğunluğun isteği ise uzaktan çalışmaya bir şekilde devam etmek.

Ipsos Türkiye

NE KADAR SÜRE DAHA EVDEN / UZAKTAN ÇALIŞACAĞINIZI DÜŞÜNÜYORSUNUZ? Bu sorunun yanıtını verenler; şu anda evden/ uzaktan çalışan her 10 kişiden 3’ü bir ay daha bu şekilde çalışmaya devam edeceğini düşünüyor. Bu sistemin altı ay ya da daha uzun süre bu şekilde çalışmaya devam edeceğini düşünenlerin oranı sadece %23.

Ipsos Türkiye

DÜNYADA ÇALIŞANLAR NE YÖNDE İŞLERİNE DEVAM ETMEK İSTİYORLAR? Profesyonel markalara ait ofis dışında hibrit yapıda çalışmayı ilk kez pandemide denenmesi ile kabul edilen bu fikre halen çok sıcak bakılıyor.

Dünyada da çalışanların çoğunluğu hibrit çalışma düzenini tercih ediyor. İşe/ ofise gitmek isteyenlerin oranı sadece %8. Evden çalışmak isteyen % 24, yeni çalışma yapısı hibrit devam etmek isteyenler ise % 68ile çoğunluğu oluşturmakta…

Ipsos Türkiye

PEKİ İŞVEREN BU KONUDA NASIL DÜŞÜNÜYOR?

Bir sektörde faaliyet gösteren çok sayıda şirket; çalışma düzenlerini ekipleri bir araya getirecek şekilde kurgulamayı başardılar. Üretkenliği destekleyen bu tasarım aynı zamanda maliyetlerin de düşmesini sağladı. Ancak iki yılın sonunda salgın öncesi daha önce sürekli ofiste çalışan birçok ekip, evrim geçiren hibrit çalışma düzenlerinde haftanın belirli günlerinde ortak çalışma alanları ve ofislerde birlikte çalışmaya başladı. Bütün bu uygulamalar sürerken; yöneticilerin tamamen evden çalışma isteği çok daha düşük olduğu görülüyor. Yöneticilerin çoğu evden çalışma yerine hibrit çalışmayı tercih ediyor. 

Uzaktan çalışmanın size sağladığı faydalar nelerdir?

iş-yaşam dengesine yatırım her zaman bir kurumun çalışanlarına vereceği en iyi teklif seçeneklerden biridir. Hibrit çalışma modeli, çalışanlara bulundukları yerlerden çalışma olanakları verirken, zaman konusunda esneklik tanır. İş hayatında artan özgürleşmeye yönelik kabul gören bu adımlar en fazla iş & yaşam akışını dengelemeye fayda sağladı. Uzaktan çalışanlar için bu çalışma düzeninin sağladığı diğer önemli kazanım da para ve zaman kazancı olarak ortaya çıktı.

Ipsos Türkiye

İŞİNİZ UZAKTAN ÇALIŞMAYA UYGUN BİR İŞ Mİ?

Her meslek uzaktan çalışmaya uygun değil elbette…

Bilgiye dayalı işlerin evden çalışmaya çok daha kolay geçebildiğini, hizmet sektöründe çalışanlar için ise durumun böyle olmadığını salgın döneminde deneyimlemiştik. Pandemi ile birlikte başlayan uzaktan/ evden çalışma durumu için yapılan işin/ pozisyonun uygunluğu önemli bir husus. Çalışan kişilerin %34’ü işlerinin uzaktan çalışmaya uygun olduğunu belirtiyor. Bu çalışanların yarısı bugün tamamen ya da haftanın belli günleri uzaktan çalışıyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kısmen veya tamamen ofis dışından çalışma kavramı salgın öncesinde de tartışılıyordu. Elbette tartışma bu şekilde çalışmaya müsait işler için geçerliydi. Salgın, bu tartışmaya bir süreliğine son verdi diyebiliriz. “Hayati nedenler” ile uzaktan çalışabilecek herkes bir süre uzaktan çalıştı. Salgının etkisini yitirmesinin ardından bazı sektörler, bazı şirketler yine kısmen veya tamamen ofiste çalışma düzenine döndüler. İşte bu noktada hibrit çalışma yöntemi gündeme geldi. Bizim bu konudaki güncel araştırmamıza göre ülkemizde çalışanların üçte ikisi için ofis/işyeri harici çalışma zaten işin doğası gereği mümkün değil. Araştırmamız gösterdi ki işi ofis/işyeri harici çalışmaya müsait olan yarısı kısmen ya da tamamen uzaktan çalışmaya devam ediyor. Ancak bu çalışma biçiminin 6 aydan daha uzun süre devam edeceğini düşünenler azınlıkta, sadece %23’lük  bir kesim bu düşüncede.  Nasıl devam edileceğini zaman gösterecek. Ülkemizde hem tamamen evden çalışmak isteyenlerin hem de tamamen ofiste çalışmak isteyenlerin oranı diğer ülkelere kıyasla yüksek. Bizde tamamen evden çalışmak isteyenler diğer ülkelere kıyasla 2 kat, tamamen ofiste çalışmak isteyenler ise  1,5 kat daha fazla.

Diğer ülkelerde ise hibrit çalışmayı tercih edenler çok daha fazla, bu çalışma biçimini tercih edenler bizde yaklaşık %45 iken diğer ülkelerde %68. Bu tercihin arkasında yatan temel motivasyon hibrit çalışma sayesinde daha az para ve zaman harcamak durumunda kalmak ve tabi daha iyi bir iş-özel hayat dengesi yakalayabilmek.

Ülkemizde şu anda uzaktan çalışmakta olanların %87’si tamamen veya kısmen işyeri dışından çalışmaya devam etme taraftarı. Bu oran diğer ülkelerde yaptığımız araştırmalarda daha yüksek, %92’ye varıyor.

Resme diğer taraftan bakarsak hali hazırda ülkemizdeki uzaktan çalışanlar içinde on kişiden altısı ofis ile bir bağlantılarının olmasını istiyor. %13 tamamen ofise dönmek isterken, %45 hibrit bir çalışma biçimini yani biraz işyerinde biraz uzaktan çalışmayı tercih ediyor.

Dünyada yöneticilerin tamamen evden çalışmayı tercih etme oranı genç çalışanlara kıyasla 3 kat düşük. İş hayatının başlarında olan çalışanların %28’i bundan sonra sadece evden çalışmak istediklerini belirtirken üst düzey yöneticiler arasında bu oran %10’a düşüyor. Gerek orta düzey gerekse üst düzey yöneticiler hibrit çalışmayı etkin iş birliği sağlayabilmek açısından en uygun alternatif olarak görüyorlar. Yöneticilerin bu şekilde düşünmesinde genç çalışanlarını başka şirketlere kaybetme endişesinin de rolü olması ihtimali var elbette. Genç çalışanlar için ise iş birliği sağlama anlamında tamamen evden çalışma, hibrit çalışma ile tamamen ofise dönme alternatifleri arasında pek bir fark yok. Onlar evden çalışırken de birbirimize sanki ofisteymişiz gibi destek olabiliriz düşüncesindeler.

Hibrit çalışma ile “mevcut kadroların” işlerin yürütebildiği görüldü. Ancak bundan sonraki jenerasyonun hibrit çalışma ile belli yetkinlik seviyesine ne kadar sürede erişebileceği bir soru işareti. Bu geçiş döneminde yetkinlik kazanımının daha uzun süre aldığını gözlemliyoruz. Daha uzun vadede gerek eğitmenlerin gerekse eğitilenlerin “bu yeni düzenin yerlileri” olduğu bir dünyada bu da olumsuzluk da ortadan kalkabilir tabi. İşin duygular ile ilgili olan insan ilişkileri, takımdaşlık, karşılıklı tolerans gibi boyutları ise derin tartışmalara muhtaç. “Doğma-büyüme” hibrit çalışan nesiller işin bu tarafına nasıl yaklaşacaklar göreceğiz.