Yazılar

Türkiye’de FIFA Dünya kupası heyecanı var mı?

Türkiye’de FIFA Dünya kupası heyecanı var mı?

Ipsos Global Advisor araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde “2022 FIFA World Cup” var. 34 ülkede gerçekleştirilen araştırma verilerinde; tüm maçları seyredecek olan bireylerden, dünya kupası ile ilgili hiç bir fikri olmayan ya da hiç duymadım diyenlere kadar incelendi. Genel ortalamaya göre bu yıl finale kalacak diye en fazla adı ifade edilen ülke hangisi? Dünya kupası sosyal etkinlik olarak değerlendiriliyor mu? Bireyler bu maçları kimlerle izleyeceğini belirtiyor gibi başlıklarda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

TÜRKİYE’DE 2022 FİFA DÜNYA KUPASI’NI İZLEYECEĞİNİ İFADE EDENLERİN ORANI % 55… 34 ülke ortalamasında bireylerin %17’si futbola tutkulu olduğunu ve mümkün olduğunca tüm maçları seyredeceğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %15. Mümkün olduğunca maç izleyeceğini söyleyen bireylerin oranı Birleşik Arap Emirlikleri’nde en yüksek olan. 2022 FİFA Dünya Kupasında herhangi bir maçı izlemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise %40.Ipsos Türkiye

MAÇ İZLEME ORANI BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNDE EN YÜKSEK…

Türkiye’de bireylerin %15’i 2022 FİFA Dünya Kupasında mümkün olduğunca çok maç izleyeceğini, %28’i de önde gelen ülkelerin maçlarını seyredeceğini dile getiriyor.  Maç izlemeyecek olan ya da 2022 FİFA Dünya kupasından haberi olmayanların oranı ise %40. 34 ülke ortalamasında bireylerin %17’si futbola tutkulu olduğunu ve mümkün olduğunca tüm maçları seyredeceğini belirtiyor. Türkiye’de bu oran %15. Mümkün olduğunca maç izleyeceğini söyleyen bireylerin oranı Birleşik Arap Emirlikleri’nde en yüksek. 2022 FİFA Dünya Kupasında herhangi bir maçı izlemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise %40.

Ipsos Türkiye

TÜRKİYE’DE BİREYLERİN 1/3’ÜNÜN 2022 DÜNYA KUPASI HAKKINDA HİÇ BİLGİSİ YOK. ÇOK BİLGİLİ OLANLARIN ORANI İSE % 15.  Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmanın verilerine göre; 34 ülke ortalamasında her 10 kişiden 3’ü 2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili bir fikri olmadığını, duymadığını söylüyor.  Türkiye’de ise 2022 FİFA Dünya Kupası ile ilgili hiç bir bilgisi olmayanların oranı %35. Oldukça bilgili ve biraz bilgili olanların oranı ise %31.

Ipsos Türkiye

ARAŞTIRMA VERİLERİNE GÖRE GLOBAL ORTALAMADA FİNALE KALACAK İKİ ÜLKEDEN BİRİ %21 İLE BREZİLYA…  Tüm ülkeler ortalamasında Brezilya%21 ile finalde oynayacak iki takımdan biri olarak en yüksek skoru elde ederken, Türkiye’de Almanya %22 ile ilk sırada belirtiliyor. Ama sonuçta final oynayacağı düşünülen iki ülke hem dünyada hem de Türkiye’de Brezilya ve Almanya.

Ipsos Türkiye

TÜM DÜNYADA OLDUĞU GİBİ TÜRKİYE İÇİNDE 2022 FİFA DÜNYA KUPASI SOSYAL BİR ETKİNLİK. Bireylerin %84’ü maçları ailesi ya da arkadaşları ile birlikte seyredeceğini söylüyor. Dünya kupası bir sosyal etkinlik olarak görülüyor. Dünyada bireylerin %85’i, maçları arkadaşları ya da aileleri ile birlikte seyredeceğini söylüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Kendimi iyi bir futbolsever olarak görürüm, 2018 FİFA Dünya Kupası’nda bir maçı stadyumda izleyerek futbolseverlik kariyerimin zirvesine eriştim. Ancak yaklaşan Dünya Kupası öncesinde gerçekleştirdiğimiz araştırmanın benim açımdan da ilginç sonuçları var. Futbol, üzerine en çok yazılıp çizilen spor. Çok popüler. İnsanların hayatlarında o kadar çok yer tuttuğu düşünülüyor ki kitleleri yönlendirmede bir araç olduğu da ileri sürülüyor. Meşhur 3 f formülünü duyanlar vardır, 20. Yüzyıl ortalarında Portekiz’de Salazar rejimi tarafından toplumu uyuşturmak amacıyla uygulandığı iddia edilen formül; fado-fiesta-futbol.

Bu iddiaya göre futbol işte bu kadar etkili. Peki araştırmamızın sonuçları ne diyor? FİFA Dünya Kupası kayda değer bir kitle için hiçbir şey ifade etmiyor. Araştırmanın yapıldığı 34 ülkedeki katılımcılar içinde her on kişiden üçü turnuvayı duymamış bile. Çok az seviyede bilgi sahibi olanları da dahil ettiğimizde %56’lık bir kesim konuya oldukça uzak. Türkiye’de kupayı hiç duymamış olanların oranı üçte biri aşıyor.

Kendisini (benim gibi) tutkulu bir futbol izleyicisi olarak tanımlayan ve maçları mümkün olduğunca izleyeceğini belirtenlerin oranı %17.  Kendi ülkesinin takımını ve popüler takımları izleyeceğini söyleyenleri de dahil ettiğimizde turnuvayı görece yoğun şekilde takip edeceklerin oranı %40’a ulaşıyor. Ancak bir diğer %40’lık kesim bu dev organizasyonu hiç duymamış bile. Çıkarılabilecek sonuçlardan biri şu, futbolu takip edenler kadar hiç ilgi duymayan bir kitle de mevcut. Öte yandan futbolsever kitle o kadar yoğun ilgi sahibi ki bu kitlenin daha büyük bir kitle olduğu algısı oluşuyor.

2018’de izlediğim maçın öncesinde kentte Brezilya’nın da maçı vardı. Kupayı en fazla kez kazanmış bu ülkenin taraftarlarının yarattığı atmosfer büyüleyici idi. Bu yüzden araştırmamıza katılan her beş kişiden birinin Brezilya’yı finalde göreceklerini düşünmesi bana normal geliyor. Ama bizim ülkemizdeki futbolseverlerin beşte biri için Gary Lineker’in meşhur sözü bu kupada da geçerli “Futbol basit bir oyundur; 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı sonunda her zaman Almanların kazandığı bir oyundur.”

 

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Okul masrafları için nelerden tasarruf ettik

Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynler mercek altına alındı. Okul masraflarında en çok nerelerde zorlandıkları, bu süreci nasıl yönettikleri, neler yaptıkları izlendi. Bu masraflara yetişebilmek için diğer hangi harcamalardan da kısmak durumunda kaldıklarına dair; birçok soruda bireylerin kaygıları, beklentileri, planlamalarının ne yönde olduğu gibi başlıklarda ifade, tutum ve davranışlar incelenmiştir.

OKUL MASRAFLARININ KISILMASININ YANISIRA HER 10 EBEVEYNDEN 8’İ DİĞER HARCAMALARINI DA KISMAK DURUMDA KALMIŞ.

Ebeveynlerin %81’i okul harcamalarının yanı sıra bu masrafları karşılayabilmek için diğer harcama kalemlerini de kısmaya çalışmış. Bu kişilerin özellikle sosyal hayata yönelik kalemlerde tasarrufa gittiği görülüyor. Dışarıda yemek yemek, dışarıdan yemek ısmarlamak ya da sinema tiyatro gibi dışarıda eğlence aktiviteleri daha az yapılmaya başlanmış. Bu gider kalemlerinin dışında ek olarak giyim harcamaları da kısılmaya çalışılan diğer bir harcama kalemi.

Ipsos Türkiye

 GEÇEN SENEYE GÖRE BU SENE YAPILAN HARCAMALAR KARŞISINDA EBEVEYNLERİN HEMEN HEMEN HEPSİ ZORLANDIĞINI BELİRTİYOR.

Çocuğu okula giden ebeveynlerin %70’i okul masraflarının bütçelerini çok zorlayacak şekilde arttığını, %24’ü de biraz zorlayacak şekilde arttığını söylüyor. Toplamda hemen hemen tüm ebeveynlerin bu seneki okul masrafları karşısında oldukça zorlandığı görülüyor.   Okul masrafları karşısında zorlamayan ebeveynleri oranı ise sadece %6.

Ipsos Türkiye

HER 10 EBEVEYNDEN 7’Sİ OKUL MASRAFLARINI KISMAYA ÇALIŞMIŞ.

Okul masrafları karşısında zorlanan ebeveynlerin %67’si okul ile ilgili harcamaları kısmış. Okul masraflarını kısmak için ebeveynlerin %37’si kırtasiye giderlerini kısmaya çalışmış ya da geçen seneden kalan kırtasiye malzemelerini kullanmış, %36’sı bir önceki senenin okul kıyafetlerini kullanmış. Okulda yapılan yemek harcamalarını kısmak için de her 4 ebeveynden biri evden sandviç ya da yemek yapıp çocuklarının yanına verdiğini belirtiyor.

Ipsos Türkiye

2022-2023 EĞİTİM ÖĞRETİM YILININ BAŞLAMASI İLE BİRLİKTE OKULA GİDEN ÇOCUĞU OLAN EBEVEYNLERİN EN ÇOK YAPTIKLARI ALIŞVERİŞ KIRTASİYE ALIŞVERİŞİ

Okula giden çocuğu olan ebeveynlerin %85’i kırtasiye alışverişi yapmış. Yapılan diğer önemli harcama kalemleri de okul kıyafetleri, ayakkabı (%70) ve kitap (%64) şeklinde sıralanabilir.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:  Sonbahar itibarı ile aile bütçelerinde yaz aylarında söz konusu olmayan iki önemli harcama kalemi ekleniyor, okul masrafları ve ısınma faturaları. Var olan yükün üstüne okul masraflarının eklenmesi hemen hemen tüm aileleri olumsuz etkiliyor.

Neredeyse tüm veliler okul masraflarındaki artış nedeni ile az ya da çok zorlandıklarını belirtiyorlar. Her on veliden yedisi ise çok zorlandığını belirtiyor. Doğal olarak yine buna çok yakın bir oranda bir grup veli bazı eğitim malzemelerinden/ihtiyaçlarından fedakârlık yapma yoluna gidiyor, mesela eski kırtasiye ürünlerini, okul kıyafetlerini bu yıl da kullanmak gibi.

Bu önlemlerin tek başına yeterli olduğunu söylemek zor. Çünkü her on veliden sekizi ise okul masraflarına kaynak ayırabilmek için başka kalemlerde de kısıntı yaptığını söylüyor, kısıntı yapılan başlıklar bizim daha önceki araştırmalarımızdaki tespitlerimiz ile paralel; dışarıda yeme-içme, eğlence, giyim gibi ertelenebilir harcamalar.

Ipsos Türkiye

Havaların soğuması ve ısınma masrafının da eklenmesi ile aile bütçesinin yönetimi daha da zorlaşacak. Uygulama detaylarının açıklanması beklenen ısınma desteği birçok aile için önemli rol oynayacak, özellikle de çocuk okutan aileler için. Tabi işverenlerin ne kadarının bu desteği çalışanlarına hangi koşullarda yansıtacağı çok belirleyici olacak

 İnsanların yüzde 35 ülkesini değiştirmeyi planlıyor

 İnsanların yüzde 35 ülkesini değiştirmeyi planlıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen global araştırma verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; küresel iklim değişikliği, toplumlar üzerindeki etkileri, vatandaşların kaygıları, endişeleri ve eylem planlarına yönelik başlıklar izlendi… 34 ülkede Ipsos tarafından Dünya Ekonomik Forumu için gerçekleştirilen araştırmada; bireylerin yaşadıkları bölgede iklim değişikliğinin şimdiye kadar ne kadar şiddetli bir etkisi olduğuna dair ifadeler nasıl? Hali hazırda ciddi etkilendiklerini belirtenlerin oranı ne?  İklim değişikliğinin önümüzdeki 10 yıl içinde toplumların yaşadıkları bölgelere ne kadar etkisi olacak? Bütün bu düşünceler içinde bireylerin kaygıları, beklentileri ve planlamalarının ne olduğu, ne yönde bir aksiyon planladıkları gibi birçok başlıkta ifade, tutum ve davranışlar incelenmiştir.

 34 ÜLKEDE YAŞAYAN BİREYLER HALİ HAZIRDA YAŞADIKLARI BÖLGELERİ CİDDİ BİÇİMDE ETKİLEDİKLERİNİ BELİRTİYOR… İklim değişiklikleri tüm dünyayı küresel boyuttaki etkileri ile tehdit ediyor. Çağımızın en büyük sorunları içerisinde yer almaya başlayan çevre sorunlarının yıllardır hafife alınması sonucu insanlık artık sorumluluk alıyor olsa da çok endişeli. 34 ülkeden araştırmaya katılanların %56’sı iklim değişikliğinin yaşadıkları bölgeleri bugün ciddi bir biçimde etkilediğini düşünüyor. Çalışmanın yapıldığı bütün ülkelerde on kişiden yedisi (%71), iklim değişikliğinin önümüzdeki on yıl içinde bölgelerinde ciddi bir etki yaratmasını bekliyor. Üçte biri de  (%35) 25 yıl içinde iklim değişikliği nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalacaklarını düşünüyor.

Ankete katılanlara yöneltilen “Yaşadığınız bölgede iklim değişikliğinin şimdiye kadar ne kadar ciddi bir etkisi olduğunu söyleyebilirsiniz?” sorusunu kendi bölgelerinde iklim değişikliğinin etkisinin “çok ciddi” veya “biraz ciddi” olduğunu söyleyerek yanıtlayanlar en az İsveç (%25) ve İrlanda‘da (%38), en çok Meksika (%75) ve Türkiye ile Macaristan’da (%74). Dünya ortalamasıysa yarıdan fazla (%56).

Ipsos Türkiye

10 YIL İÇİNDE ÇOK CİDDİ BİR ETKİLENME BEKLİYOR… İklim değişikliğinin önümüzdeki 10 yıl içinde bölgenizde ne kadar ciddi bir etkisinin olmasını bekliyorsunuz?” sorusuna tüm ülkelerde verilen yanıtların ortalaması Bu beklenti sıralamasında ilk sıralarda Portekiz (%88), Meksika, Macaristan (%86), Türkiye, Şili (%85), Güney Kore, İspanya (%83), İtalya (%81), Fransa ve Romanya (%80) bulunuyor.  Önümüzdeki on yılda şiddetli iklim etkilerine ilişkin beklentilerin en düşük olduğu ülkelerse Malezya (%52), Çin (%55), İsveç, (%56), Tayland (%57) ve Suudi Arabistan (%60).

Ipsos Türkiye

YAŞADIKLARI YERİ TERK ETME OLASILIĞININ YÜKSEK OLMASI  DİKKAT ÇEKİYOR…  Ankete katılanlara; önümüzdeki 25 yıl içinde iklim değişikliğinin bir sonucu olarak kendiniz ve ailenizin evinizi terk etme olasılığı sorulduğunda her 3 kişiden birinin evini terk etmek zorunda kalacağı görüşü yüksek… 34 ülkede yaşayanların %35, önümüzdeki çeyrek yüzyılda iklim değişikliği nedeniyle kendilerinin veya ailelerinin evlerini terk etme olasılığının yüksek olduğunu dile getirdi.  İklim değişikliğinin yerinden edilmeyi tetiklediğini düşünen ülkelerin başında Hindistan (%65) bu oranın en düşük olduğu ülke ise İsveç (%17). Malezya (%49), Brezilya (%49), İspanya (%46) ve Güney Afrikada (%45) ankete katılanların neredeyse yarısı,  bu kaygıları paylaşıyor.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

EN ÇOK KADINLAR ENDİŞELİ… Araştırmaya katılan ülkelerde en fazla kadınlar endişeli… Küresel ortalamada erkekler kadınlara nazaran daha düşük bir beklentiye sahip. İklim değişikliği nedeniyle yerinden edilme olasılığına yönelik beklentide yaş gruplarına bakıldığında; yaş gençleştikçe endişe de düşüyor. Küresel ölçekte, 35 yaşın altındakilerin %43’ü ve 35-49 yaş arasındakilerin %37’si, iklim değişikliği nedeniyle önümüzdeki 25 yıl içinde taşınmaları gerekeceğini söylerken 50 ila 74 yaş arasındakilerin sadece %25’i bu endişeleri paylaşıyor. Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: Dünya genelinde son dönemlerde yaşanan iklim değişiklikleri toplumları etkilerken bireysel anlamda endişeleri de artıyor. Küresel ısınma ve doğa üzerindeki etkisi, çevre güvenliğini tehdit ederken, aynı zamanda insani güvenlik sorununu da ortaya çıkarmıştır. Son dönemde Pakistan’ın yaşamış olduğu sel felaketleri ve birçok farklı bölgede olan diğer örnekler oldukça üzücü… Özellikle iklime bağlı tarım, turizm ve enerji gibi sektörler; emek verimliliği, istihdam gibi ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkilediği gibi insan sağlığını mental olarak da olumsuz yönde etkilenmektedir. Tüm canlıları etkileyen bu doğa durumunun önemini insanlık geç fark etse de bilim adamları çözüm arayışını sürdürüyor.

Ipsos Türkiye

Ülkeler de olabildiğince toplumsal boyutta bu çalışmalar katkı sağlamaya çalışıyor. Ancak kişilere sorulduğunda oldukça küçümsenmeyecek beşte dört çoğunluk önümüzdeki 10 yıl sonrası bu konuda etkiler için kendileri ya da ailelerinin evinden ve bulunduğu yerden ayrılması gerektiği görüşünde… Bölge veya ülke ölçeğinde ortaya çıkan çevre sorunları, önceleri belki az bir çoğunluğun ilgilendiği bir konu olsa da günümüzde bu oran artmıştır.  Bu duruma, doğanın serbest bir mal olduğu ve dolayısıyla da fiyatının olmadığı yönündeki anlayışın yanı sıra teknolojide yaşanan hızlı gelişimin çevre sorunlarının üstesinden geleceği inancının yol açtığını söylemek mümkündür.

Üniversite öğrencilerin yüzde 86’sı devlet yurtlarını tercih ediyor

Üniversite öğrencilerin yüzde 86’sı devlet yurtlarını tercih ediyor
Ipsos tarafından gerçekleştirilen Anti Kriz Monitörü verilerinden derlenen bu haftaki bülten içeriğinde; üniversitelinin barınma tercihi mercek altına alındı.
Öğrencilerin ne kadarı yaşadığı şehir dışında bir üniversiteye gitmeyi planlıyor, konaklama tercihi nerelerde olacak, devlet yurtları ve diğer alternatifleri değerlendirecek olanların oranı ne? Devlet yurtlarında yer gelmediğinde öğrencilerin yüzde kaçı; özel yurtları tercih edecek ve veya arkadaşları ile birlikte kiralık ev bakacak? Yurtlarda yer gelmemesi durumunda bu öğrencilerin yüzde kaçı okulunu dondurup memlekete geri dönecek? Özel yurtlar öğrencilerin yaklaşık tamamı tarafından pahalı bulunurken devlet yurtları için bu oran ne? Gibi birçok başlıkta bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

2022-2023 EĞİTİM- ÖĞRETİM YILINDA ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN %65’İ YAŞADIĞI ŞEHİR DIŞINDA BİR ÜNİVERSİTEYE GİDECEK…

Her 10 üniversite öğrencisinin 7’si yaşadığı şehirden başka bir şehirde üniversiteye gittiğini söylüyor. Yaşadığı şehirde üniversiteye gidecek olanların oranı da %34.

Ipsos Türkiye

YAŞADIĞI ŞEHİRDEN BAŞKA BİR ŞEHİRDE OKUYACAK ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN ¾’Ü YURTLARDA KALMAYI PLANLIYOR.

Başka şehirlerden okumak için geldikleri şehirde yurtta kalmak isteyen öğrencilerin oranı %74. Bu öğrencilerin %14’ü de ev kiralamayı düşünüyor. Yurtta kalmak isteyen öğrencilerin tercihi devlet yurtlarında kalmak (%86). Özel yurtta kalmak isteyen öğrencilerin oranı ise sadece %8.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

DEVLET YURDUNDA YER GELMEMESİ DURUMUNDA BU ÖĞRENCİLERİN %39’UNUN 2. TERCİHİ ÖZEL YURTLAR.
Devlet yurtlarında yer gelmediğinde öğrencilerin %39’u özel yurtları tercih edeceğini, %32’si de arkadaşları ile birlikte kiralık ev bakacağını belirtiyor. Yurtlarda yer gelmemesi durumunda bu öğrencilerin %10’u okulunu dondurup memlekete geri döneceğini ifade ediyor.

Ipsos Türkiye

ANCAK GEREK DEVLET GEREKSE DE ÖZEL YURT FİYATLARI ÖĞRENCİLER TARAFINDAN PAHALI BULUNUYOR.

Özel yurtlar öğrencilerin yaklaşık tamamı tarafından pahalı bulunurken devlet yurtları için bu oran daha düşük olsa da yine de her 10 öğrenciden 8’i devlet yurtlarının ücretlerinin de pahalı olduğu görüşünde.

Ipsos Türkiye

EĞİTİM İÇİN GEREKLİ OLAN BÜTÇE ÖĞRENCİLERİN %95’İNİ ZORLUYOR.

Üniversite öğrencilerinin %55’i eğitimleri için gerekli olan bütçenin kendilerini ve ailelerini çok zorladığını belirtirken, %40’ı biraz zorladığını belirtiyor. Toplamda eğitim bütçesi hemen hemen tüm öğrencileri zorluyor. Başka şehirden okumak için gelen öğrencilerin daha fazla zorlandığı görülüyor. Bu öğrenciler nezdinde çok zorlandığını söyleyenlerin oranı %64.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Yıllar içinde ülkemizdeki üniversite sayısı önemli ölçüde arttı, ancak bu gelişme yine de öğrencilerin çoğunun üniversite eğitimi için başka bir şehire gitmesinin önüne geçememiş görünüyor. Araştırmamıza katılan üç üniversite öğrencisinden ikisi eğitim için halen yaşadığı şehir yerine başka bir şehire gideceğini belirtiyor.
Başka bir şehire gitmek durumunda olanların oranı bu kadar yüksek olunca da doğal olarak barınma ihtiyacı söz konusu oluyor. Halen yaşadığı şehirdeki bir üniversiteye gidecek olanlar içinde bile her beş öğrenciden biri evinde kalmayacağını belirtiyor. Tabi başka şehire gidenlere baktığımızda yurt ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz, her dört öğrenciden üçü yurtta kalmayı amaçlıyor. Tüm öğrencileri hesaba kattığımızda öğrencilerin yarısı demek…
Yurtta kalmayı düşünen öğrencilerin içinde her on kişiden dokuzu devlet yurtlarını hedefliyor.

Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK
Üniversite eğitimi öğrencilerin ailelerinin bütçesini zorlayan bir süreç, öğrencilerin %95’i ailelerinin az ya da çok zorlandığını belirtiyor. Hal böyle iken yurt ücretleri de zorlayıcı geliyor. Hemen hemen tüm öğrenciler özel yurt ücretlerini olması gerekenden pahalı buluyor. Öyle ki; her on öğrenciden biri devlet yurdunda yer bulamazsa kaydını dondurup beklemeyi düşünüyor.
Özel yurtlara bakış böyle iken devlet yurtlarının fiyatları uygun bulunuyor diye düşünebiliriz ancak maalesef tablo öyle değil, her on öğrenciden sekizi devlet yurtlarını da olması gerekenden pahalı buluyor. Ekonomik koşulların ağırlığı, yüksek enflasyon başka birçok alanda olduğu gibi üniversite eğitiminde de ciddi anlamda zorluk yaratmış halde.

Benzin zamlarından sonra her 10 araçtan 9’u trafiğe daha az çıkıyor

Benzin zamlarından sonra her 10 araçtan 9’u trafiğe daha az çıkıyor
Ipsos tarafından gerçekleştirilen ANTİKRİZ MONİTÖRÜ Araştırma verilerinden derlenen bülten içeriğinde bu hafta: toplumda araç sahibi olan bireylerin, akaryakıta gelen zamlardan sonra kullanma eğilimleri incelendi. Geçmişe nazaran bugünkü kullanma durumları, araçları ile işe gitme, alı verişe gitme veya hafta sonu gezmeye gitme davranışları, düşüncelerine yönelik yapılan araştırmada mercek altına alındı. Bu konularda tasarruf yöntemleri neler, akaryakıt alımlarına nasıl yansıyor, araç sahipleri, aracını satmayı düşünenler, satıp yenisini almayı düşünenler, bireylerin tüm bu konularda nasıl bir fikre sahip oldukları hususlarında ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

HER 10 ARAÇ SAHİBİNDEN 9’U ARAÇLARINI DAHA AZ KULLANIYOR. Akaryakıta gelen zamlarla birlikte araç sahipleri araçlarını daha az kullanma eğiliminde olduğu izleniyor. Bugün araç sahiplerinin %91’i araçlarını daha az kullandığını belirtirken sadece her zamanki gibi kullanmaya devam ettiğini söyleyenlerin oranı %8.

Ipsos Türkiye

VE ARAÇ SAHİPLERİ GEREKMEDİKÇE ARAÇALRINI KULLANMIYOR.
Araç sahiplerinin %87’si daha önce istediği vakit aracını kullandığını ama şimdi gerekli olmadıkça kullanmamaya çalıştığını belirtiyor. Araçları ile artık hafta sonu gezmeye gitmediğini söyleyen araç sahiplerinin oranı %76, alışverişe araçları ile gitmeyenlerin oranı %69.

Ipsos Türkiye

ÇALIŞANLAR; İŞE ARABA İLE GİTMEKTENSE TOPLU TAŞIMAYI TERCİH EDİYOR.
Araç sahibi çalışanların %71’i kendi araçları ile işe gitmektense toplu taşımayı tercih etmeye başlamış. Diğer bir tasarruf yöntemi olarak da yakın çevrede oturan arkadaşlar ile birlikte araç ile işe gitmek ve masrafları paylaşma yöntemi tercih ediliyor.

Ipsos Türkiye
AKARYAKIT ALIMINDA DA ARAÇ SAHİPLERİ DAHA TASARRUFLU DAVRANIYOR.
Araç sahipleri araçlarını daha az kullanmanın yanısıra akaryakıt alımında da daha dikkatli davranıyor. Her 100 araç sahibinden 9’u eskisine göre daha az miktarda benzin almakta. Araç sahiplerinin %51’i daha önce araçlarının deposunu tam doldururken bugün gerektiği kadar aldığını, %39’u hiçbir zaman deposunu tam doldurmadığını ama şimdi eskisine göre daha az akaryakıt aldığını söylüyor.

Ipsos Türkiye

HER 10 ARAÇ SAHİBİNDEN 3’Ü ARACINI SATMAYI VE YERİNE YENİSİNİ ALMAMA EĞİLİMİNDE.
Araç sahiplerinin %60’ı aracını satmayı düşünmezken, %12’si aracını satıp yerine yenisini almayı istiyor. Diğer taraftan araç sahiplerinin %28’i araçlarını satıp yerine de yenisini almamayı düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu : Ulaştırma harcama grubu için TÜİK tarafından açıklanan 12 aylık enflasyon %123.4. Ve bu harcama kategorisi enflasyonun en doludizgin ilerlediği kategori. Hiç kuşkusuz bunun altında yatan önemli nedenlerden biri akaryakıt fiyatlarındaki artış. Bu arada, akaryakıt fiyatlarındaki artışın nakliye maliyetlerini de yükselterek diğer kategorileri de olumsuz etkilediğini söylemek gerekli. Ancak elbette ulaştırma harcamaları doğrudan etkileniyor. Bu durumun araç sahiplerine nasıl yansıdığına bakmaya çalıştık.

Ipsos Türkiye

Artan akaryakıt fiyatları nedeni ile araç sahiplerinin yarısı eskiden yakıt alırken depolarını tamamen doldurduklarını ancak artık bundan vazgeçtiklerini belirtiyorlar. Karşılaşılan yeni fiyat seviyesi her on araç sahibinden dokuzunun aracını daha az kullanmasına yol açmış. Özellikle elzem olmayan nedenler ile araç kullanımı düşmüş, mesela her dört araç sahibinden üçü artık ailecek araba gezintilerinden vazgeçtiklerini belirtiyor, yine her on araç sahibinden yedisi artık alışverişe araba ile gitmediğini ifade ediyor. On araç sahibinden dokuzu, aracını eskiden her istediğinde kullandığını ancak artık gerekli olmadıkça kullanmadığını belirtiyor. İşe gitmek gibi elzem bir neden ile araç kullananların sayısında dahi azalma var. Her on araç sahibinden yedisi eskiden işe araç ile giderken artık bundan vazgeçtiğini belirtiyor. Bu duruma bir çare olarak yakın oturan iş arkadaşlarının araçlarını işe gidiş geliş için ortak kullanmaya başladıklarını görüyoruz. Araç sahiplerinin yarısından fazlası bu yönteme başvurarak yakıt masrafını paylaştıklarını ifade ediyorlar. Araç kullanım şeklindeki bu değişimler, önümüzdeki dönemde ikinci el otomobil piyasasında önemli bir hareketlilik yaratabilir, çünkü her on araç sahibinden üçü aracını yerine yenisini almamak üzere satmayı düşündüğünü belirtiyor. Ukrayna-Rusya savaşının da körüklediği küresel petrol fiyatları problemini de değerlendirdiğimizde ulaştırma maliyetleri açısından zor günlerin devam edeceğini tahmin edebiliriz.

Metaverse, NFT ve Kripto Parayı ne kadar biliyor ve kullanıyor ?

Metaverse, NFT ve Kripto Parayı ne kadar biliyor ve kullanıyor ?

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Antikriz Raporu’ndan derlenen verilerle bu hafta; « Metaverse, NFT ve Kripto Para » piyasası izlendi. Buna göre derlenen verilerde toplum bilincinin bu başlıklarda ne düzeyde olduğu, vatandaşın bu konularda bilgi düzeyinin ne olduğu, ismen mi bilindiği ve veya yatırım araçları olarak kullanılıp kullanılmadığı, nasıl bir fikre sahip oldukları konusunda bireylerin ifade, tutum ve davranışları incelenmiştir.

METAVERSE PLATFORMLARI İÇİNDE EN YÜKSEK BİLİNİRLİĞE SAHİP PLATFORM ROBLOX.

Metaverse kavramının bilenlerin ya da fikri olduğunu söyleyenlerin en fala bildikleri Metaverse platformu %41 ile Robox. Sandbox %30 ile ikinci en yüksek bilinirliğe sahip platform. Bu kitle içinde herhangi bir platformu bilmediğini söyleyenlerin oranı %30.

Ipsos Türkiye

NFT KAVRAMININ BİLİNİRLİĞİ DE METAVERSE BİLİNİRLİĞİNE YAKIN.

NFT kavramı da artık bireylerin %63’ü tarafından bilinen bir kavram. Ancak kavram olarak bildiğini ama çok fikri olmadığını söyleyenlerin oranı %44. NFT konusunda bilgili olanların oranı ise %19. NFT’den satın alım yapan %2’lik bir kitle de var.

Ipsos Türkiye

 KRİPTO PARA İSE ARTIK HEMEN HEMEN HERKES TARAFINDAN BİLİNİYOR.

Kripto para bilinirliği ismen de olsa bugün toplumun %96’sı tarafından bilinen bir kavram. Bilinirliğinin bu kadar yüksek olmasına rağmen kripto para konusunda bilgili olduğunu söyleyenlerin oranı %17 seviyesinde. Kripto para hakkında bir fikri olanların ’%9’u bugüne kadar çeşitli uygulamalar/ platformlar kullanarak kripto para satın almış  veya satış yapmış ve yapmayı düşünenlerin de oranı %21. Toplamda her 2 kişiden 1’i için bu ürün bir yatırım aracı olmuş durumda.

Ipsos Türkiye

METAVERSE KAVRAMI BİLİNİRLİĞİ ARTIYOR.

Son dönemlerde hayatımıza giren metaverse kavramını bugün her 10 kişiden 7’si ismen de olsa biliyor. Ancak bu konu hakkında bilgili olduğunu söyleyenlerin oranı sadece %8. Bireylerin %25’i fikri olduğunu söylerken %34’ü sadece ismen biliyor. Ama yine de bu konuda bilinirlik düzeyi artıyor. Şubat 2022 tarihinde Metaverse bilinirliği %47 oranındaydı.

Ipsos Türkiye

 Ipsos Tür.kiye CEO’su Sidar GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Hangi alanda olursa olsun hızla popülerleşen kavramlar, olaylar yanılgılara yol açabiliyor. En çok rastladığım yanılgı ise yeni bir ürünün, durumun, olay ya da kavramın bazı kitlelerin büyük ilgisini çektiğinde bunun toplumların geneli için de geçerli olduğu yanılgısı. Bazen toplantılarımızda katılımcılardan o sırada çok popüler (!) olan bir konuya dair toplumun ne düşündüğünü sorarız, toplumun o konuya yaklaşımına yönelik tahminlerini duymak isteriz. Toplumun yaklaşımı ile o tahminler arasında genellikle çok büyük farklar olduğunu söylemem lazım. Bu bazen temel ihtiyaç konularında bile böyledir. İşte bu nedenle kişisel tahminler ile değil objektif araştırmaların sonuçları ile hareket etmek çok kritik. Yeri geldi (ya da ben getirdim) araştırmanın önemini bir kez daha vurgulamış olayım 🙂

Son dönemin popüler kavramları olan Metaverse, NFT, kripto paraların vatandaş nezdinde ne kadar bilinirliği var? Ekonomi sayfası okurları olarak incelemeden önce bu bulguları tahmin etmeye çalışın, bakalım ne kadar yaklaşacaksınız?

Metaverse kavramının bilinirliği sene başından Haziran ayına kadar geçen sürede artmış. Artmış ama ne seviyeye gelmiş? Sene başında her on kişiden sekizi ya hiç duymamış ya da sadece ismen duyup bilgi sahibi olmadığını ifade ediyordu. Haziran’da bu oran biraz azaldı, ancak hala üç kişiden ikisi ya Metaverse kavramını hiç duymamış ya da duysa bile pek bilgisi yok halde. Duymuş olanların da önemli bir kısmının elektronik oyun meraklıları olduğunu tahmin ediyorum, çünkü bilinirliği en yüksek platform Roblox.

NFT kavramı Metaverse ile karşılaştırdığımızda geriden geliyor. On kişiden sekizi için henüz pek bir şey ifade etmiyor.

Konu kripto paralara geldiğinde ise tablo değişiyor. Neredeyse herkes, bu kavramı en azından duymuş. Tabi duymuşlar ama dört kişiden üçü kripto para piyasasında henüz hiçbir işlem yapmamış. Riskli bulunuyor. Kripto para piyasasının son haftalardaki trendi de bu temkinli grubu haklı çıkarmış gibi.

Önümüzdeki dönemde sanal dünya ile gerçek dünyanın daha da fazla yaklaşacağı, hatta iç içe geçeceğini tahmin etmek büyük bir meziyet değil. Ancak hangi kavramın toplum yaşamına hangi takvim ile, nasıl dahil olacağını tahmin etmek konusunda yanılacağımız kesin gibi.

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Pahalı markaları satın alma eğilimi azalıyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu Araştırması toplumun farklı konulara bakış açısını ortaya koymayı, davranışlarını ve alışkanlıklarını anlamayı ve yıllar içerisindeki toplumsal değişimleri takip etmeyi hedefliyor.. Bu araştırma kapsamında incelenen tüketicilerin satın alma eğilimleri, markalar ve prestijli ürünlere ve indirim marketlerine yaklaşımı, tercih sebepleri, tutum ve davranışlar​​ı derlendi… 

İNDİRİM MARKETLERİNİN TERCİH EDİLMESİNDE ÖNE ÇIKAN; 3 NEDEN. EVE YAKIN OLMASI, PROMOSYON VE UYGUN FİYAT

İndirim marketlerin yaygınlaşması ile kişilerin bu marketleri evlerine yakın olduğu için tercih etme %65 ile ilk sırada belirtiliyor. Diğer öne çıkan nedenler ise bu marketlerde fiyatların ucuz, promosyonların fazla olması. Her üç neden de 2020 yılına göre daha yüksek oranda belirtiliyor. Bu marketlerin kendi markalarını beğendiği için bu satış noktalarını tercih edenlerin oranı %34.

Ipsos Türkiye

 MARKET MARKALI ÜRÜNLERİ TERCİH ETME ORANIARTIYOR.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu verilerine göre tüketicilerin %36’sı market markalı ürünleri tercih ediyor. Ve 2018 yılına göre market markalarını tercih edenlerin oranı 3 puan artıyor. Bununla beraber her 10 kişiden 4’ü; kullandıkları bu markaları almak için özellikle o markete gidiyor.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLERİN PAHALI MARKALARI SATIN ALMA EĞİLİMİ AZALIYOR.  Ipsos’un derlediği araştırma verilerine göre; 2018 yılına kadar biraz pahalı da olsa istediğim markayı alırım diyenlerin oranı %50 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde bu oran %39’a kadar gerilemiş durumda. Pahalı markalardan uzaklaşan tüketicilerin ucuz ürünlere kaymaya başladığı görülüyor. 2018-2020 yılında ucuz ürün tercihi %26 seviyesindeyken 2022 yılında %31.

Ipsos Türkiye

TÜKETİCİLER PRESTİJLİ ÜRÜNLERDEN UZAKLAŞIYOR.

Tüketicilerin ucuz ürünleri tercih etmesi ile birlikte prestijli ürün tercihi de azalıyor. 2020 yılına kadar her 10 kişiden 4’ü prestijli ürün tercih edeceğini belirtirken 2020 yılından beri bu ürünleri tercih edenlerin oranı azalıyor. Bugüne gelindiğinde 2018 yılına göre prestijli türün tercihi edenlerin oranı yaklaşık 10 puan azalıyor ve %28 seviyesine geriliyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Enflasyon nedeni ile vatandaşların önemli bir kısmı gelirlerinin ve satın alma güçlerinin azaldığını belirtiyorlar. Genel olarak önümüzdeki birkaç ay içinde bu alanda bir düzelme beklenmiyor olması da alışveriş davranışlarına doğrudan yansıyor. Temel gözlemimiz fiyat hassasiyeti artmış olması. Tüketiciler her zamanki tercihlerinden ziyade ucuz ürünlere kaymaya başladılar. Dolayısıyla prestijden, marka değerinden önce ürünün performansının ve fiyat-performans dengesinin daha fazla gözetilmesi ekonomik bir tedbir davranışı olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda son dönemde indirim marketlerine ve market markalı ürünlere yönelimde artış var.”

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Toplumda koronavirüs endişesi azaldı

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 100. dönem verileriyle bu hafta; salgının toplum üzerindeki etkisi, iki yıldan bugüne geldiği ve yarattığı kaygı durumu, kendisinin ya da ailesinden  birilerinin salgına yakalanma konusundaki kaygı, endişe, maske mesafe konularında rahatlama ve davranışların yansımaları, toplumun artan vaka sayıları karşısında salgınla mücadele gidişatı gibi konularında ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.

 ANCAK KORONAVİRÜSE YAKALANMA KONUSUNDA ENDİŞE DÜZEYİ CİDDİ ŞEKİLDE AZALIYOR. Her ne kadar toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünse de artık bu konudaki endişesi daha az. Ipsos’un araştırmasına göre salgının ilk ayında bireylerin %74’ü kendisinin veya ailesinden birinin korona virüse yakalanmasından çok endişeli olduğunu belirtirken, bugüne gelindiğinde çok endişeli olan bireylerin oranı %41’e kadar gerilemiş durumda.

Ipsos Türkiye

SALGINDA 2. SENEYİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ BU GÜNLERDE HER 4 KİŞİDEN 1’İ KORONAVİRÜSE YAKALANMAYACAĞI GÖRÜŞÜNDE. Salgının ilk başladığı dönemlerde toplumun %56’sı salgına yakalanacağını düşünürken, salgının birinci senesinde bu oran 10 puan azarak %46’ya geriledi ve bugüne gelindiğinde de toplumun yarısı bu virüse yakalanacağını düşünüyor. Yaklaşık her 4 kişiden biri ise salgının ilk gününden beri bu virüse yakalanmayacağı görüşünde.

Ipsos Türkiye

 ENDİŞE DÜZEYİNİN AZALMASINA PARALEL, TOPLUM BUGÜN SALGIN KONUSUNDA DAHA RAHAT HİSSEDİYOR. Salgında vaka sayılarında ciddi artışın yaşandığı Aralık 2020’de her 10 kişiden 7’si salgının ilk başladığı günden itibaren hep endişeli olduğunu belirtirken, bugün vaka sayıları yine yüksek olsa da bireylerin endişe düzeyi oldukça gerilemiş durumda. Bugün salgının ilk gününden beri endişeli olan bireylerin oranı yarı yarıya azalıyor ve %32 seviyesine geriliyor. Bireylerin %55’i ise salgın ilk başında daha endişeliyken bugüne gelindiğinde bu konuda daha rahat hissettiklerini belirtiyorlar.

Ipsos Türkiye

SALGININ ÜLKEMİZ ÜZERİNDE YARATTIĞI GENEL ETKİLERİ KONUSUNDA DA DAHA İYİMSER OLAN KİŞİLERİN SAYISI ARTIYOR. Salgında ilk pikin yaşandığı Aralık 2020’de toplumun %70’i koronavirüs salgınının ülkemiz üzerindeki genel etkisi konusunda daha olumsuz olacağı görüşündeyken, bugün kötümser olan kişilerin sayısı %16’ya kadar gerilemiş durumda. Her 10 kişiden 4’ü ise artı salgının etkisi konusunda daha iyimser.

Ipsos Türkiye

SALGINLA MÜCADELENİN DE İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN SAYISI DA OLDUKÇA ARTIYOR.  2022 senesine kadar toplumun yarısından daha fazlası salgınla mücadelenin kötü gittiği görüşündeydi. Ancak bugün her 3 kişiden 1’i kötü gittiğini düşünürken. Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı %30’lardan %47’ye yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

TOPLUMDA ENDİŞE DUYGUSUNUN AZALMASI, KİŞİLERİN KENDİLERİN DAHA RAHAT HİSSETMELERİNE PARALEL KAPALI YERLERDE BULUNMA KONUSUNDAKİ CİDDİ RSİK ALGISI DA AZALIYOR. Tabii ki salgının devam ediyor olması alışveriş merkezi, kafe / restoran gibi yerlerde yemek yeme gibi kapalı alanlarda bulunmanın riskli olduğunu düşünen kesimin oranı hala yüksek. Ancak özellikle ciddi riskli olduğunu düşünen bireylerin sayısındaki düşüş dikkat çekici. Salgının başlarında kalabalık ortamlarda bulunmanın çok riskli olduğunu düşünenlerin oranı %84’ken bugün %53 seviyesine gerilemiş durumda. Kafe / restoran gibi yerlerde yemek yemenin çok riskli olduğunun düşünenlerin de oranı yarı yarıya azalıyor.

Ipsos Türkiye

MANŞET: MASKE MESAFE KONUSUNA DA ARTIK TOPLUM DAHA AZ DİKKAT EDİYOR.  Bireylerin %82’si bugün toplumdaki diğer bireylerin sosyal mesafeye uymadığı görüşünde. İlk günlerde de bu görüşte olanların oranı çok ta düşük değildi (%67). Ancak maske konusunda herkesin daha dikkatli olduğu görüşü hakim. Salgının ilk senesinde diğer kişilerin maske takmadığını ya da nadiren taktığını düşünenlerin oranı %20 seviyesindeyken, bugün bu oran %67.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Geçen hafta büyük rahatlamadan bahsetmiştik. Bu tespite dair işaretler gelmeye devam ediyor. Salgına yakalanmam diye düşünenlerin oranı artıyor, bu ifadeye katılmayanların oranında %10 düşüş var. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından “çok endişeli” olanların oranında neredeyse yarı yarıya gerileme var.  Salgınla mücadelenin iyi gittiğini düşünenlerin oranı uzun zaman sonra böyle düşünmeyenlerden daha yüksek. Mücadele kötü gidiyor diyenlerin oranı geçen yıl Kasım ayında %54 iken şimdi %36’ya geriledi. Sosyalleşme konusunda da giderek rahatlayan bir toplum var. Kalabalık ortamlarda bulunmak 1 yıl önce toplumun %80’i için “ciddi risk” anlamına geliyordu, bu oran Kasım 2021’de %62’ye, geçtiğimiz hafta ise %53’e geriledi. Her üç vatandaştan biri için alışveriş merkezine gitmek ya da bir kafede-restaurantta yemek yemek hala ciddi bir risk anlamına geliyor, ancak bu oran geçen sene %70, Kasım 2021’de ise neredeyse %50 idi.

Sidar Gedik

Sosyal mesafeye dikkat ve maske kullanım hassasiyetinde de gevşeme söz konusu. 1 yıl önce çevredekilerin %3’ünün hiç maske takmadığı yönünde bir gözlem vardı, şimdi bu oran %11’e çıkmış durumda. Havaların ısınması ile özellikle de yaza doğru salgın psikolojisinden daha da fazla çıkacakmışız gibi görünüyor. Umarım virüs bize kötü sürprizler yapmaz da bahar ve yaz ayları salgın öncesinin coşkusu ile yaşanır.

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Toplumun % 67’si maske takmak istiyor

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 99. dönem verileriyle bu hafta; toplumun artan vaka sayıları karşısında kapalı alanlarda bile her ne olursa olsun maske kullanımı, PCR zorunluluğu sonrasında bireylerin en fazla tedirgin olduğu ortam neresi, bireylerde endişe duygusu, Omicron varyantının önceki varyantlarla kıyaslandığındaki algı ve salgınla ilgili zor günlerin geride kaldığı gibi konulara  ilişkin bireylerin ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelendi.  

BİREYLERİN % 67’Sİ KAPALI ALANLARDA NE OLURSA OLSUN MASKE TAKMAYA DEVAM EDECEĞİNİ İFADE EDİYOR.  

Açık alanlarda maske takılması zorunluluğunun kaldırılması kararını her 10 kişiden 6’sı doğru olarak değerlendirirken, kapalı alanlarda sosyal mesafenin ya da havalandırmanın yeterli olduğu durumlarda maske zorunluluğunun kaldırılması toplumun yarısından fazlası tarafından yanlış bir karar olarak değerlendiriliyor.

Ipsos Türkiye

 Ve bireylerin %67’si zaten kapalı yerlerde hali hazırda maske taktıklarını ve takmaya devam edeceklerini söylüyor. Ancak zaten maske takmayan ya da artık takmayacağını söyleyenlerin de oranı az değil. Her 4 kişiden 1’i bu gibi yerlerde maske takmayacağını belirtiyor.  Gerek kapalı alanlara girişte gerekse de otobüs, uçak gibi seyahatlerde HES kodu istenmeyecek olmasını toplumun sadece 1/3’ü doğru bir karar olduğunu düşünüyor.

UÇAKLA SEYAHATLERDE PCR TESTİ İSTENMEYECEK OLMASI İSE BREYLERİN EN FAZLA TEGDİRGİN OLDUKLARI KONU… BU KARARIN DOĞRU OLDUĞUNU DÜŞÜNENLERİN ORANI SADECE %27. 

Ipsos Türkiye

BİREYLERİN ENDİŞE DUYGUSU DA AZALIYOR Toplumun hala %72’si kendisinin ve ailesinden birinin koronavirüse yakalanmasından endişe duysa da bu oran bir ay öncesinde endişeli olduğunu belirtenlerin oranı %82’idi. Bir ay içinde endişe duygusunda 10 puanlık bir azalış olduğu görülüyor. Endişeli olmadığını söyleyenlerin oranı ise %13’ten %21’e yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

 BU VİRÜSE YAKALANSALAR BİLE KOLAY ATLATILACAĞI İNANIŞI DA ARTIYOR… Her ne kadar hala her 10 kişiden 3’ü bu virüse yakalansalar bile zor atlatacağını düşünse de kolay atlatacağını düşünenlerin sayısındaki artış oldukça dikkat çekici. Bir ay önce bu virüse yakalandığında kolay atlatacağını düşünenlerin oranı %43 seviyesindeyken bugüne gelindiğinde artık bireylerin %54’ü kolay atlatacağı inancında…

Ipsos Türkiye

OMICRON VARYANTI DİĞER VARYANTLKARA GÖRE DAHA AZ TEHLİKELİ BULUNUYOR. 1 ay önce toplumun yarısı Omicron varyantının önceki varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünürken bugün bu varyantın oluşturduğu tehlike algısı oldukça gerilemiş durumda. Bugün bu varyantın da tehlikeli olduğu görüşünde olanların oranı %33. Ve tehlikeli olmadığını düşünenlerin oranı da %49’a yükseliyor.Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMUN YARISI ZOR GÜNLERİ GERİDE BIRAKTIĞIMIZ GÖRÜŞÜNDE. Omicron varyantının daha az tehlikeli bulunmasına paralel bugüne gelindiğinde zor günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %54. Bu oran tam bir ay önce %35’di.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; Salgının başından hep tartışmalı süreçlere tanık olduk. Hatırlayalım, Dünya Sağlık Örgütü salgının ilk günlerinde maske takılmamalı demişti, sonra tam tersini tavsiye etti. Aşı geliştirme süreci ayrı tartışmalara yol açtı, geliştirilen aşıların üretim yöntemleri bambaşka görüş ayrılıkları yarattı. Aşıya destek, aşıdan emin olmama ve aşı karşıtı olma cepheleri hala tartışmaya devam ediyor. Kısıtlamaların olması veya olmaması, içerikleri sürekli gündem yarattı. Salgına yönelik ekonomik destek paketleri üzerine de uzun tartışmalar yaşandı. Geçtiğimiz bir iki ay içinde ise artık salgının sonu göründü mü yoksa hala gidecek yolumuz mu var soruları gündemde.

Sidar Gedik

2020’de henüz aşı yokken binler seviyesindeki vaka sayıları paketli gıdaları sabun ile yıkamamıza yol açıyordu, 2021 sonuna doğru ise yüzbinler ile ifade edilen vaka sayıları bile -aşıların da yarattığı rahatlık ile- pek de panik yaratmadı. Bu rahatlama hali giderek güçleniyor. Sadece 1 ay içinde bile büyük rahatlama gözlemliyoruz. Omicron’un eski varyantlar kadar tehlikeli olduğunu düşünenlerin oranı 1 ay önce neredeyse %50 iken şimdi üçte bire düşmüş durumda. Artık vatandaşların yarısından fazlası hastalığa yakalansa bile kolay atlatacağına inanıyor. Kendisinin veya ailesinden birinin hastalığa yakalanmasından endişeli olanların oranında son bir ay içinde %10’luk bir gerileme oldu.

Kısıtlamaların gevşemesi rahatlamayı hızlandırdı. Salgında zor günleri geride bıraktığımızı düşünenlerin oranı Şubat ayı başında %35 idi, bu oran Şubat sonunda kadar yaklaşık olarak bu seviyelerde seyretti. 7 Mart itibarı ile ise %54’e kadar yükseldi. Artık toplumun yarısından fazlası önümüzdeki sürecin daha kolay bir süreç olacağı düşüncesinde. 1 ay önce salgının bu sene sonuna kadar biteceğine inananların oranı %27 idi, geçen hafta bu oran %41’e yükseldi. İlk defa bu soruya yanıt olarak 2022 sonrasını işaret edenler azınlığa düşmüş durumda.

Belirttiğim gibi, kısıtlamaların gevşemesi ile daha hızlı bir rahatlama yaşıyoruz. Toplumun bu rahatlamaya maddi-manevi ihtiyacı olduğu bir gerçek. Vatandaşlar açık havada maske zorunluluğunun kaldırılmasına önemli ölçüde destek veriyor, on kişiden altısı bu karara katılıyor. Ancak iş kapalı alanlarda maske kullanımına, toplu taşımada-alış veriş merkezlerinde HES kodu uygulamasının kaldırılmasına, uçak yolculuklarında PCR negatif test sonucu gerekliliğine gelince tablo tersine dönüyor. Vatandaşların yarıdan fazlası bu konulardaki gevşeme kararlarını desteklemiyor.

Kapalı alanlarda maske kullanımı konusunda vatandaşlar arasındaki görüş ayrılıkları yaşanıyor. Her üç kişiden ikisi kapalı alanlarda maske kullanmaya devam edeceğini belirtirken, bu konuda fikri olmayan küçük bir kitle hariç geri kalanlar kapalı alanlarda da maske takmayacaklarını belirtiyor. Geçen gün süpermarkette iki kişi arasında maske kullanımı konusunda küçük bir atışmaya tanık oldum, her iki kişi de kendinden çok emindi ancak kapalı ortamda maske kullanımı ile ilgili prensipler oldukça muğlak ve tanık olduğum türden durumlar sık sık yaşanacak gibi görünüyor.

TOPLUMUN %60’ININ ALIM GÜCÜ AZALMIŞ 

TOPLUMUN %60’ININ ALIM GÜCÜ AZALMIŞ 

Ipsos Araştırma Şirketi tarafından; yurttaşların çeşitli konulardaki memnuniyet ve beklenti algılarını tespit etmek ve toplumun nabzını tutmak üzere iki ayda bir Türkiye Barometresi raporu hazırlanmaktadır. Yıllardır geriye dönük trendlerin de izlenebilindiği raporun yeni verilerinde; toplumun ülkemizdeki en önemli probleminin ne olduğu, virüsün kişisel ekonomisine tehdit oluşturup oluşturmadığı, vatandaşın ülkemizdeki mevcut durum ekonomisine yönelik değerlendirmeleri, alım gücü ve doların yıl sonu beklentisiyle ilgili konularda ifade, tutum ve davranışlarının incelendiği  bölümlerden alıntı yapılan veriler aşağıda bulunmaktadır.

EKONONİMİNİN; TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ PROBLEMİ OLARAK BELİRTİLMESİNDEKİ ORAN HER GEÇEN GÜN ARTIYOR.

Eylül ayından itibaren Türkiye’nin en önemli problemi olarak ekonominin belirtilme oranı artıyordu. Ekim ortasına gelindiğinde her 4 kişiden 3’ü ekonomiyi en önemli sorun olarak belirttiği görülüyor. Korona salgınının sorun olarak belirtilme oranı ise her geçen gün daha düşüyor.

Ipsos Türkiye

  HER 10 KİŞİDEN 7’Sİ VİRÜSÜN KENDİ KİŞİSEL EKONOMİLERİ İÇİN CİDDİ TEHDİT OLUŞTURDUĞU İFADE EDİYOR.  

Ipsos Türkiye Barometresi verilerine göre toplumda; ekonominin sorun olarak belirtilmesindeki artışa paralel Koronavirüsün de kişilerin kendi ekonomileri için ciddi tehdit oluşturduğu görüşü yükseliyor. Bugüne gelindiğinde bireylerin %70’i virüsün kendi ekonomileri için ciddi tehdit oluşturduğunu belirtiyor. Sadece kendi kişisel ekonomileri için değil aynı zamanda Türkiye ekonomisi için de ciddi tehlike oluşturduğu düşüncesi %87’ye yükselmiş durumda.

Ipsos Türkiye

 TOPLUMUN TÜRKİYE EKONOMİSİNİN MEVCUT DURUMUNA YÖNELİK DEĞERLENDİRMELERİ DE ÇOK OLUMLU DEĞİL. Bilindiği üzere Ipsos tarafından düzenli olarak yürütülen Türkiye Barometresi’ nde her 10 kişiden 6’sı Türkiye ekonomisinin mevcut durumunun iyi olmadığı görüşünde. Sadece %15’lik bir kesim Türkiye ekonomisinin iyi olduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 TOPLUMUN %60’ININ ALIM GÜCÜ AZALMIŞ DURUMDA Yine Türkiye Barometresi çalışmasında her 10 bireyden 6’s alım güçlerinin azaldığını söylüyor. %37’lik bir kesim de alım güçlerinin değişmediğini belirtmekte.

Ipsos Türkiye

VE HER 10 KİŞİDEN 3’Ü ÖNÜMÜZDEKİ BİR KAÇ AY İÇİNDE EKONOMİLERİNİN DAHA KÖTÜ OLACAĞINI DÜŞÜNÜYOR.

Şu anki mevcut duruma yönelik olumsuz tablonun yanı sıra bireylerin 1/3ü önümüzdeki birkaç ay içinde ekonomilerinin daha kötü olacağını düşünüyor. Kişisel ekonomilerinin iyileşeceğini düşünenlerin oranı sadece %8.

Ipsos Türkiye

EKİM ORTASINDA TOPLUMUN YIL SONU DOLAR BEKLENTİSİ

9,85. Ağustos ayında dolar kuruna yönelik toplumun yıl sonu beklentisi 9,47 TL iken ekim ortasında 9,85’e yükselmiş. Euro’da da aynı şekilde beklenti 11,06’dan 11,35 yükseliyor.

 

Ipsos Türkiye

 Sonuçları değerlendiren Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik: “2020 baharında en önemli sorun tartışmasız olarak Covid-19 salgınıydı. Ancak geçen senenin yaz aylarından itibaren ekonomi ile salgın burun buruna ilerlemeye başladılar. Vaka sayılarının artıp azalması ile paralel en önemli sorun sıralamasında değişimler gözlemliyorduk. Bu yılın bahar aylarından itibaren ekonomi öne geçti, ilk haftalarda daha yakın olan fark zaman ilerledikçe çok net olarak açıldı.

Ipsos Ceo’su Sidar Gedik

Yaklaşık 1 ay önce Eylül ortasında yaptığımız Barometre araştırmasında her üç vatandaştan ikisi ülke ekonomisinin durumunu kötü veya çok kötü olarak değerlendiriyordu, ve o sıralarda ülkenin en önemli sorunu ekonomidir diyenlerin oranı da %60 civarındaydı.

Yine Eylül ortasındaki araştırmamızda her on vatandaştan altısı son 6 ay içinde alım gücünün azaldığını belirtmişti. Yine de o sıralarda vatandaşların yaklaşık %65’i önümüzdeki dönemde ekonomik durumlarının daha iyi olacağına veya en azından aynı kalacağına inanıyorlardı. Fakat sonrasındaki 1 ay içinde TL, ABD doları karşısında yaklaşık %7-8 kadar daha değer kaybetti, enflasyonda da bir yavaşlama gözlemlenmedi. Ve Ekim ayı ortalarına geldiğimizde günlük otuz binler civarında seyreden vaka sayısının tüm ürkütücülüğüne rağmen her dört vatandaştan üçü ülkemizin en büyük sorunu ekonomidir demeye başladı. Bizim uzun yıllardır yaptığımız ölçümlerde ekonomi hep en yüksek oranda belirtilen sorunlardan biri olmuştur, ancak %75 gördüğümüz en yüksek oranlardan biri.

Bu arada halkın döviz kurunun seyrine dair tahminlerinin hiç de fena olmadığını da not edelim. Ağustos’ta yaptığımız araştırmaya katılan vatandaşların tahminlerinin ortalaması -o sıralarda 8.30 olan- Dolar kurunun sene sonunda 9.47 TL olacağı yönündeydi, yine o esnada 9.85 TL olan Euro için ise sene sonu tahmin ortalaması 11.06 TL idi. Eylül sonundaki araştırmamızda ise bu ortalamalar yukarı doğru güncellenmişti; Dolar 9.85, Euro 11.35. Bu tahminlerin doğruya yakınlığı, halkın ekonomik göstergelere dair kanaatinin ne kadar gerçekçi olduğunu da ortaya koyuyor. Elbette umarım yılın geri kalanında bu tahminleri boşa çıkartacak olumlu gelişmeler yaşarız. Ancak mevcut durumda ekonominin yükselen ateşi virüs korkusunu da yakıp kavuracak kadar güçlü” dedi.