Havacılık sektörü uçuşta

Havacılık sektöründeki yükseliş personel açığını da ortaya çıkardı. Bu yıl itibari ile çok sayıda personel havacılık sektöründe istihdam edilecek. Yalnızca THY 2.600 personel alımı yapacak. Bu personellerin 1.000 tanesi pilot kadrosu için değerlendirilecek iken 1.600 tanesi de kabin görevlisi olarak istihdam edilecek. Sunexpress, Pegasus, Anadolu Jet gibi firmalarda personel alımı yapacak

Ipsos’un “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…

Merakla beklenen rapor açıklandı. Çarpıcı başlıklar

Ipsos’un “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…

 

Kamuoyu Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi 2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Daha İyi!!!

Ipsos’un her sene yeni yılın ilk haftası kamuoyuna; biten yılı değerlendirip gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…  Rapor kapsamında kamuoyunun 2018 değerlendirmeleri ve 2019’dan Beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

 

Kamuoyu Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi

2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Daha İyi!!!

Ipsos’un her sene yeni yılın ilk haftası kamuoyuna; biten yılı değerlendirip gelen yılın iklimi konusunda bilgi vermeyi amaçlayan “Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu” açıklandı…  Rapor kapsamında kamuoyunun 2018 değerlendirmeleri ve 2019’dan Beklentilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Yerel seçimler yaklaşırken vatandaşların nabzını tutan Türkiye Barometresi Yeni Yıl Özel Raporu’na göre; Kamuoyunun Memnuniyet ve Beklenti Düzeyi 2018 Başına Kıyasla Daha Düşük, Geçmiş Yıllara Kıyasla Biraz Daha İyi…

  • Ipsos – Türkiye Barometresi Raporu’na göre 2018’e olumlu olarak yorumlanabilecek bir memnuniyet ve beklenti düzeyi ile girilmişti.
  • 24 Haziran seçimleri öncesinde (her seçim öncesinde gözlemlendiği üzere) memnuniyet ve beklentilerde bir gerileme oldu.
  • Seçim sonrasında yeniden bir yükseliş görülse de özellikle döviz kurlarında çalkantıların yaşandığı Ağustos ayı sonrasında yeniden bir gerileme vardı.
  • Aralık ayı itibarı ile az da olsa bir toparlanma ile 2018 yılı tamamlandı. Gelinen nokta, her ne kadar yıl başındaki duruma göre geride olsa da geçmiş yıllardaki (o dönemde yükselen terör olaylarının yarattığı) olumsuzluk seviyesinde olmadığı görüldü.

Vatandaşların, ülkenin ve kendilerinin ekonomilerine yönelik beklentilerine bakıldığında ise;

  • Ülkeyle ilgili daha olumsuz bir ruh hali hakimken, kişisel ekonomilerle ilgili beklenti düzeyi geçen yılla hemen hemen aynı görülüyor.
  • “Gelecek yıl genel olarak Türkiye ekonomisinin durumu sizce nasıl olur?” sorusuna “daha kötü olur” diyenlerin oranı 2017 sonunda %20 iken bu yıl %35. Bu artış, daha çok “aynı kalır” diyen oranının azalması ile gerçekleşiyor.

Toplumun en önemli sorunu Ekonomi…

  • Ekonomi, ilk yarısı seçim atmosferi içinde geçen 2018 yılının bahar aylarından itibaren vatandaşların gözünde ülkenin en önemli sorunu haline geldi.
  • Yaz aylarında döviz kurlarında yaşanan ani yükselişler bir ara en önemli sorun ekonomidir diyenlerin oranını %59’a kadar yükseltti. Sene sonu itibarı ile de toplumun yarısı hala bu görüşü korumaya devam ediyor.
  • Sene başında en önemli sorun terördür diyenler toplumun %51’ini oluştururken Aralık ayında bu oran %13’e kadar gerilemiş durumda.
  • Bu durum aslında sağlıklı bir durum olarak değerlendiriliyor. Normal koşullar altında yaşayan bir ülkede terör veya savaş değil ekonomi, eğitim, altyapı gibi konuların öne çıkması daha olası olarak belirtiliyor.
  • Eğitime dair sorunların ülkenin en önemli sorunu olduğunu düşünenlerin oranı (%11) en önemli sorun terördür diyenlere yakın, iki yıldır da bulunduğu seviyeyi koruyor.

 

2019 Tüm Toplum Kesimlerinde Bir Dengelenme ve

Mücadele Yılı Olacak!!!

Sonuçları değerlendiren Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik şunları iletti: “Dengelenme-Disiplin-Değişim kodları ile hazırlanan 2019-2021 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı çerçevesinde bir dengelenme yılı olacağını düşündüğümüz 2019’un tüm toplum kesimlerinde bir mücadele yılı olacağı bilimsel açıdan net okunuyor. 2018 içinde çalkantılı bir rota izleyen mevcut durumdan memnuniyet seviyesi, yaşanan enflasyon yükselişine rağmen yılın son ayındayken geçen yıldan farklı bir noktada değil. Öte yandan gelecek beklentisinin daha olumsuz olduğunu görüyoruz.

  • ‘Ekonomik kriz var’ diyebilmek için Türkiye’nin üç dönem üst üste eksi büyüme gerçekleştirmesi (küçülmesi) gerekir. Dolayısıyla bu dönem için ‘ekonomik kriz’ tanımlaması doğru bir tanımlama değil. Ancak toplum psikolojisindeki geçmiş krizlerden kalma izlerin ve mevcut bazı ekonomik göstergelerdeki değişimin, tüketiciyi bir kriz beklentisi haline soktuğu söylenebilir.
  • Sene başında gerçekleşecek maaş zamları, gelir vergisi dilimlerinin yaşattığı dönemsel avantajlar, enflasyon ile mücadele kapsamındaki vergi avantajlarının süresinin uzatılması ihtimali gibi nedenlerden dolayı bu olumsuz beklentinin tüketime yansımalarının daha çok 2. Çeyrek itibarı ile hissedilmeye başlanacağını tahmin ediyoruz.

Tüketicilerin, ekonomide yaşanan gelişmelere verdikleri reaksiyonları düzenli olarak ölçüyoruz.

  • Tüketicilerin üçte biri satın alma güçlerinin hissedilir şekilde azaldığını ifade ediyor.
  • Tüketicilerin %20’si ek bir iş yapmaya çalışacağını söylüyor, yani fazla mesai ve ek iş yapma ihtiyacı geçmişe göre iki katına çıkmış, %37’si harcamalarını daha fazla kontrol edeceğini ifade ediyor.
  • Tüketicilerin mevcut harcama dağılımı içinde toplamın % 24,7’sinin kira ve konut harcaması oluşturuyor.
  • Ulaşım ise %18,7 seviyesinde ki bunun önemli bir bölümünü şehir içi ulaşım harcamaları oluşturuyor.

Özetle toplamda %43’lük bir bölümde önemli bir kısıntıya gidilmesi mümkün değil.

  • Harcamalar içinde %19,7 ‘lik bir ağırlığa sahip olan Gıda ve Alkolsüz İçecekler tüketiminin de ağırlıklı bölümünün zorunlu harcamalardan oluşacağı dikkate alınırsa tüketicilerin diğer harcama kalemlerinde ve kısmen de “lüks gıda” ürünlerinde kesintiye gitmesi beklenir.
  • Harcamaların en çok kontrol edileceği, bir başka deyişle en fazla tasarrufun amaçlandığı tüketim kategorileri giyim, eğlence ve kişisel bakım… Fiyat artışlarının en fazla algılandığı ürün kategorisi kağıt havlu ve tuvalet kağıdı.

Tüketicideki endişenin giderilmesi için ihtiyaç duyduğumuz istikrarlı dönemi yaşayabilmenin yolu ekonomik faaliyetlerin sürekliliğinin sağlanmasından geçiyor.

  • Hane halkları harcamaları, ülkenin ekonomik büyüklüğünde çok önemli bir yer tutuyor ve bu harcamaların devamı için pazarlama yatırımlarının hız kesmeden devam etmesi gerçekten önemli.
  • Yukarıda bahsettiğim olumsuz bazı tespitlere rağmen pazarlama aktivitelerinde bir yavaşlama gözlemlemiyoruz. Hizmet verdiğimiz müşterilerimiz 2019 bütçe planlamalarında pazarlama yatırımlarında bir kesinti öngörmediler.

 

  • Firmaların ürün lansmanları, reklam ve marka yatırımları hem Türkiye içinde hem de global coğrafyalarda tam hız devam ediyor. Bu çok önemli ve doğru bir strateji… Bu zorlu dönem bu yatırımlar ile çok daha hızlı bir şekilde atlatılacaktır. Bunu gözlemlemek bizim için mutluluk verici.”

Yerel seçimler öncesi Ipsos-Türkiye Barometresi Kapsamında, vatandaşların oy tercihinde nelerin etkili olacağı da soruldu.

Buna göre 31 Mart yerel seçimlerinde adaylardan çok siyasi partilerin ağırlığı olacak gözüküyor. Seçmenlerin %56’sı siyasi parti üzerinden tercih yapıyor. Bir yıl önce sorulduğunda adaya göre karar veririm diyenlerin oranı %42 iken bu oran 2018 sonunda %27’ye gerilemiş durumda. Kararsızların oranında ise yavaş yavaş seçim atmosferine giriyor olmanın da etkisi ile %3’ten %18’e artış var.

 

 

 

Araştırma Künyesi

Her iki ayda bir yürütülen Türkiye Barometresi Araştırması Ipsos’un finansmanında Ipsos’un Sosyal Araştırmalar hizmet birimi tarafından gerçekleştirilmektedir.  2018’in Barometre Araştırmasının sahası 24 Kasım – 13 Aralık tarihlerinde yüz yüze görüşme yöntemi ile gerçekleştirildi. 12 IBBS bölgesinden seçilen 15 ilde gerçekleştirilen çalışmanın örneklem sayısı 1320 ve araştırmanın hata payı %95 güven aralığında +/- 2,5’tur.

 Ipsos Hakkında:

Ipsos, dünyanın lider araştırma şirketlerinden Ipsos Grubunun bir parçası olarak reklam, müşteri ve çalışan memnuniyeti, pazarlama, medya, kamuoyu araştırmaları ve geleceği tahmin, modelleme ve danışmanlık uzmanlıkları sunan global bir pazar araştırma şirketidir. 500’e yakın çalışanı ile Türkiye’nin en büyük araştırma şirketidir.

 

Kendisini tutkulu araştırmacıların ve araştırmanın evi olarak tanımlayan Ipsos, TÜİK’den sonra ülkemizin en fazla araştırmacıya sahip olan kuruluşudur. Deneyimli araştırmacıları ile müşterilerinin işlerini geliştirmeleri için, ilk yaratıcı aşamadan,  marka / hizmet / ürün gelişme evrelerine kadar olan tüm süreçte ileri araştırma araçlarıyla, yüksek kalitede çözüm üretir. Ipsos, hızlı tüketim, perakende, dayanıklı tüketim, sağlık, teknoloji, finans, otomotiv, medya, turizm ve daha pek çok alanda müşterileri ile çözüm ortağı olarak çalışır.

 

ISO9001:2015, ISO20252 ve Güvenilir Araştırma Belgesi (GAB) sahibi olan Ipsos, çalışmalarını bu kalite standartları ve ESOMAR kuralları çerçevesinde yürütür.

 

 

Turkcell Platinum kullanıcıları Kartalkaya’da büyük ayrıcalık

Yarı yıl tatilinde Kartalkaya’yı tercih eden Turkcell Platinumlular yaşadı. Konaklama, yeme-içme konusunda ayrıcalık sahibi olacak olan Turkcell Platinum müşterilerini, pist kullanımında da süprizler bekliyor. 

Müşterilerine hayatın her alanında konfor ve keyif sunan Turkcell Platinum, yarı yılda kış tatilini doya doya dağda kayak yaparak geçirmek isteyenlere bu yıl da ayrıcalıklar dünyasının kapılarını sonuna kadar açıyor. Çocuklarıyla birlikte kayak tatiline Kartalkaya’ya gidecek Turkcell Platinum müşterilerini konaklama indiriminin yanı sıra yeme-içme ve pist alanlarında pek çok ayrıcalık bekliyor.

 

Kış aylarının kayak ve snowboard sezonu, Turkcell’in özel ayrıcalıklar sunan programı Turkcell Platinum ile daha keyifli hale geliyor. Turkcell,  yarı yıl tatilinde çocuklarıyla Türkiye’nin en önemli kış turizmi merkezlerinden Kartalkaya’ya gidecek aileleri, Platinum konforuyla ağırlayacak. İndirimli otel konaklamasından kayak pisti kullanımına, sucuk ekmek keyfinden sıcak içecek ikramına kadar kış boyu pek çok ayrıcalık Platinum müşterilerini bekliyor.

 

Kartalkaya konaklamalarında özel indirim

 

Turkcell  Platinum müşterileri, Grand Kartal, Kartal Otel Kartalkaya, Dorukkaya Resort ve Kaya Palazzo Resort otellerinde en az 2 gecelik konaklamalarında indirim kazanıyor. Bu ayrıcalıktan yararlanmak isteyenlerin, Platinum uygulamasından alacakları şifreyi belirtmeleri yeterli oluyor. Ayrıca Kartalkaya ve Dorukkaya otellerinde geçerli olmak üzere günübirlik kullanımlarda Skipass’ta %20 indirim avantajı sağlanıyor.  Yine alacakları şifre ile sucuk ekmek ve içecek gibi özel ikramlar, Kartalkaya’daki anlaşmalı mekanlarda ücretsiz olarak sunuluyor.

Venedik’e giriş ücretli

Yılda 19 milyon turist ağırlayan Venedik kent vergisi ile turistlerden para toplayacak.  İtalyan Meclisinde kabul edilen 2019 bütçesine göre, Venedik’e giden turistlerden “Kente Giriş Vergisi” adı altında 2,5 ile 10 avro arasında giriş ücreti alınacak. Vergi otobüs, uçak, tren ve gemi biletlerine eklenecek. Otellerin aldığı konaklama vergisi de kente giriş vergisi ile birlikte sona erecek.

Kapadokya’ya büyük ilgi

Kapadokya Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği (KAPTİD) Başkanı Yakup Dinler, yerli turiste 2019 için uyarı yaptı. 2018’de Kapadokya’da lokomotif pazarın yerli turist olduğunu ikinci sırada Çinlilerin geldiğini belirten Dinler 2019’da da bir çok pazarda ciddi hareketlilik olduğunu söyledi. Çin’den gelen turist sayının ek uçak seferleri ile daha da artığını söyleyen Dinler Latin Amerika’dan da turist artışı olacağını vurguladı.

Kartalkaya Palazzo’da buz pistinde paten keyfi

Kartalkaya’da buz pistinde paten keyfi

Buz üstünde kaymayı sevenler için buz pisti yeni sezonda da Kaya Palazzo Ski & Mountain Resort’te.  Otel önünde 210 metrekarelik açık alan üzerine kurulan buz pisti hem çocuklara hem de yetişkinlere hizmet veriyor. İsteyenler bu keyfi eğitmenler eşliğinde de deneyimleyebiliyor.

Türkiye’de ilk ve tek  ‘Kids Snow Tubing Parkı ‘Kaya Palazzo’da!

Karda eğlence hiç bitmiyor, çocuklara özel Kids Snow Tubing Parkında eğlence ve keyif zirvede Kaya Palazzo Ski & Mountain Resort’te yaşanıyor. Çocuklar, şişme kar botları ile kaymanın keyfine varıyor. Gözetmenler eşliğinde sırayla takip edilen bu eğlence için Kaya Palazzo sizleri bekliyor.

 

Aile ve Çocuk Dostu Kayak Otelleri

Kaya Palazzo Ski & Mountain Resort’un ve Dorukkaya Ski & Mountain Resort otellerinin en önemli özelliği çocuklu aileler için Türkiye’nin en iyi eğitim pistlerine sahip olması. Ski in – ski out olanağı ile misafirler, kayak odasından direkt olarak tüm pistlere, kayak malzemelerini taşıma zorunluluğu olmadan kolaylıkla ulaşabiliyorlar. Ayrıca, misafirler, çocukları eğitim pistinde ders alırken pist başlarındaki Cafe’lerden çocuklarını izleme şansına da sahipler.

Yeni yılda gökyüzünde olun

İstanbul’un eşsiz güzelliğini helikopter ile gökyüzünden izlemek için yeni yılın “en havalı” rezervasyonunu yapın ve sevdiklerinize Kaan Air’ın özel turlarından bir helikopter turu hediye edin.

Yeni yılda, sevdikleriniz için “en havalı” hediyeyi seçmek istiyorsanız helikopter turundaki koltuğunuzu bir TIK’la ayırtabilirsiniz. Türkiye’nin en önemli ve en büyük helikopter işletmecilerinden olan Kaan Air İstanbul’un tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini helikopterden göreceğiniz nefes kesen bir deneyim sunuyor.

Kaan Air’ın “Helisightseeing” markası ile başlattığı turlarda yerinizi ayırtın ve İstanbul Boğazı’nın güzelliği, Tarihi Yarımada, Haliç manzarası ve şehrin önemli simgelerinin havadan kuşbakışı görüntüsüyle yeni yıl sizin için unutulmaz bir deneyim ile başlasın. Kaan Air’ın Leonardo AW119 model 7 kişilik helikopteri ile gerçekleştirdiği uçuşlar, Ayazağa Kaan Heliport’tan başlıyor ve helikopterler 15 dakikalık turlar için her 20 dakikada bir yeni grupla birlikte havalanıyor.

KDV dahil 75 Euro’dan başlıyor

Tur kapsamında cam kenarı koltuklar KDV dahil 125 Euro, pilot yanı koltuk 175 Euro, orta koltuklar ise 75 Euro fiyatları ile satışa sunulurken yeni yıla özel olarak Instagram’da Kaan Air hesaplarını takip edenlere ocak ayında yüzde 10 indirim uygulanacak ve satın alınan biletler ocak ayı süresince geçerli olacak.

20 Soruda Ben “Fatoş Dündar”

 

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

Kendim için yaptığım hiç bir harcamaya savurganlık olarak bakamıyorum. Çünkü kendimi iyi hissetmemi sağlıyor. Bana pozitif dönüşü oluyor. Bence maddi şeylerin hepsi yeri dolacak şeyler, en önemlisi zamanı boşa harcamamak.  Kayıp zamanın telafisi yok ne yazık ki. O yüzden fırsat buldukça kendimizi şımartacak kaçamaklarımız olmalı.

2-Kendinle yüzleşir misin?

Elbette. Ama çok acımasız mısın derseniz; Hayır! Genel olarak insanların bende bıraktıkları ilk intibaa göre hareket ederim ve bunda yanıldığım hiç olmadı. Bir konu ya da insan aklımda bir soru işareti oluşturuyorsa ona dönüp analiz ederim. Neden diye. Sonrasında da ilk hissiyatım neyse onunla hareket ederim. İş hayatımda da özel hayatımda da çok disiplinliyim ve adaletliyim. Sevdiğim insanlara kapılarım sonuna kadar açıktır ama adaleti ve disiplini onlardan da beklerim.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz

Keşkelerim yok benim. Anlarım var. Geçmişte yaşamanın çok lüzumu olmadığını düşünüyorum. Şair Ataol Behramoğlu’nun çok güzel bir şiiri var bilirsiniz.

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi

Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten

Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği…

Bu dizelerden alınacak çok dersler var. Umuyorum hayat da bana keşkeler yerine iyi kileri vermeye devam eder…

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz

Bu sorunun muhatabı ben değilim aslında… Eğlenceli biri olduğumu biliyorum. Çok kalabalık bir çevrem var ve birlikte mutlu zamanlar geçiriyoruz. Bunda benim de payım var sanırım. Gülmeyi de çok severim.

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

Saymakla bitmez, nerden başlasam. Ha ha ha… Bence garip bir şey yok. Yaptığım ve yapacağım her şeyde iyi araştırma yaparım, analiz ederim ve başladığımda da sonuna kadar disiplinli bir şekilde devam ederim.

6-Neyi romantik bulursunuz?

Romantizmle yan yana gelemedik hiç. Şayet kastınız ikili ilişkiler ve aşksa ben ilişkimi ve aşkımı daha derinde ve klişelerden çok uzakta yaşamayı severim.

7-En çok neyi harcıyorsunuz: giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

Notte Orkestrası’nı kurduktan sonra harcamalarım çok fazla şahsi olmamaya başladı. Tüm enerjimi ve konsantrasyonumu işime odakladım. Hayatımın merkezi Notte Orkestrası ve bundan çok memnunum. İnsanların en özel ve güzel günlerine tanıklık etmek ve o anları mutlulukla pekiştirebilmek, o mutlulukta biraz da olsa pay sahibi olabilmek harika bir his.

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

Bütün korkularımdan sıyrıldım; özgürüm.

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

Çalışmak. Notte Orkestras’ını kurmak hayatımı başka bir yola sevk etti. Sıkılmadan saatlerce aynı yerde durabilirim mesela ki ben sabırsız ve çabuk sıkılan biriydim. İşim hem sabırlı hem de daha olgun birine dönüştürdü beni.

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

Ünlü olmak duruma bağlı bir duygu aslında… Çok da sahiplenmemek lazım, hayat değişken çünkü… Dünyaca ünlü yıldızlara baktığınızda çok sade ev yaşamlarını görebiliyorsunuz örneğin. Kimisi sokağa spor kıyafetleri ile çıkıp yürüyüşünü yapıyor, kimi metroya biniyor ve bundan da gayet memnun görünüyor. Ama kimine bakıyorsunuz kısa sürede oldukça tuhaf durumlara bürünebiliyor. Bazıları paranoyak olup sokağa bile çıkamıyor. O duygularda olmak istemem açıkçası çünkü özgürlüğüm her şeyim.

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

Elbette. Bence sanatla uğraşan herkes başka türlü bakar, başka türlü düşünür, başka türlü yorumlar ve neticesinde başka türlü yaşar. Farklı olan her şeyi etkileyici buluyorum.

 

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

İngilizce…

13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

Bazen yapıyorum ama hiç uymuyorum.

14-Şuan da sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

Notte Orkestrası’nı çok farklı bir yere taşıyacak büyük bir proje üzerinde gece gündüz çalışıyorum. Büyük bir proje ve şu anda kesinlikle detay veremiyorum.

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Hayvanlara karşı derin bir sevgim, bir bağım var. Onlara kimsenin zarar veremeyeceği huzurla yaşayabilecekleri bir ütopya kurmak isterdim. Ayrıca canım istediğinde yok olup istediğimde var olmak isterdim.

16-Kahramanlarınız var mıdır?

Bir yerlerde var olma çabası gösteren bütün kadınlar benim kahramanım.

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

Adalet. Her türlü ilişkide ister iş olsun ister ikili ilişkiler; adalet olmazsa olmazımdır.

18-Yemek yapar mısınız? Yapabildiğiniz en güzel yemek nedir?

Hayır. Gerçi bazı zamanlar hoşuma gidiyor ama çok sık yapmıyorum. Sağlığıma çok önem veriyorum. O yüzden kendi kendime sağlıklı yemekler hazırlıyorum. Bir de kuru fasulyeyi çok iyi yaptığım söyleniyor.

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

Güney Fransa, Provence bölgesinde yaşamak isterim. Lavanta tarlalarının üzüm bağlarının çevrelediği, evinin bir odasını kendi yaptığı eserlerden oluşan sanat galerisine çevirmiş köylü, kasabalı insanları görebileceğiniz, doğası muhteşem bir yer. Muhteşem yemekler, muhteşem şaraplar ve bohem bir hayat.. Orada kendimi çok iyi hissediyorum.

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

Nairobi hayatımda gördüğüm en ilginç yerdi. Natiniol Park’ta yaptığım safari beni çok etkiledi… Bence hayvanlar aynen öyle doğal alanlarında, doğal hayatlarını sürdürmeliler ve insanların orada olma amacı sadece onlara iyi bakmak ve gerektiğinde yardım etmek olmalı…

Mil puanlar hayır kurumuna

Mil puanlar hayır kurumuna

Air France ve KLM’de n bir ilk. Kazandığınız millerinizi hayır kurumlarına bağışlayabilirsiniz. 

Flying Blue kullanıcıları kazandıkları mil puanları Air France KLM tarafından özenle seçilmiş hayır kurumlarından birine bağış yaparak seyahat deneyimiyle fark yaratıyor. İhtiyaç sahiplerine bağışlanabilen miller; Unicef, Wings of Support, WWF, The Ocean Clean Up gibi yüzlerce doğa, çocuk ve hayvan haklarını koruyan yardım kuruluşuna fayda sağlamak üzere kullanılabiliyor.

Sadakat puanı Air France ve KLM’de

Air France ve KLM’in kişiye özel sunduğu lider sadakat programı Flying Blue, özel olarak tasarlanan pek çok hizmete erişim imkanı sağlıyor. Müşterilerin sadakatini puanla ödüllendiren Flying Blue programı, uçtukça mil kazanma ve harcama fırsatları ile yolcularının seyahat deneyimini zenginleştiriyor.

Harcanan her bir Euro için mil kazandıran Flying Blue, seyahat ederken kazanmak ve kazanılan milleri uçuş, konaklama, araba kiralama gibi pek çok hizmette kullanmak üzere eşsiz bir yol arkadaşlığı sunuyor.

Ivory, Gold, Silver ve Platinum olmak üzere dört farklı üyelik seviyesi bulunan Flying Blue, uçuş türü, mesafe ve seyahat sınıfına göre müşterilerin kartına mil puanı yüklüyor.  Ekstra konfor, ekstra bagaj hakkı, alakart yemekler ve eğlence gibi hizmetlerde harcanabilen mil puanlar ile Flying Blue avantajlı yolculuk deneyimi sunuyor.

Daha esnek Mil harcama

Flying Blue programında Air France-KLM uçuşlarında tüm koltuklar millerle rezerve edilebiliyor. Bilet için gereken mil miktarı, kalkış-varış yerine ve uçuş tarihine dayalı olurken, Miles & Cash seçeneği; Flying Blue üyelerine millerle satin alınan biletlerinin yüzde 25’ine kadar olan tutarı nakit ödeme imkanı sunuyor. Flying Blue programında kazanılan millerle bilet rezervasyonu yapmak, millerle satin alınan bilet rezervasyonu yapmak veya satin almak uçuş başına sınırlı olmayıp, son koltuğa kadar geçerlidir.

 

İsteyenler ‘Mil’lerini Bağışlayacak 

Flying Blue kullanıcıları kazandıkları mil puanları Air France KLM tarafından özenle seçilmiş hayır kurumlarından birine bağış yaparak seyahat deneyimiyle fark yaratıyor. İhtiyaç sahiplerine bağışlanabilen miller; Unicef, Wings of Support, WWF, The Ocean Clean Up gibi yüzlerce doğa, çocuk ve hayvan haklarını koruyan yardım kuruluşuna fayda sağlamak üzere kullanılabiliyor.

 

 

Serap Tibuk’un Tren ile Paris-Londra macerası

 

Serap Tibuk’un Tren ile Paris-Londra macerası

Pause City’s Derginin bu ay ki konuk gezi yazarı Serap Tibuk… Paris’ten Londra’ya yaptığı tren yolculuğu ve her iki şehirden izlenimlerini paylaştı.

Beni tanıyanlar bilir programlı, programsızlardanımdır. Bazen çok kurallı bazen de kuralların dışına çıkarım. Tek başına tatil yapacaksam asla program yapmam. Birine bağlı olmak yerine kafamın estiği şehirde istediğim tarihinde olmayı severim. Birçok defa Londra ve Paris’e gitme imkanı budum. Ve bu iki güzel kent arasındaki yolculuğumda her zaman uçak kullandım. Bu kez Paris’ten trene binip denizin altından Londra’ya gideceğim. İlk tren gezisini sizinle paylaşmak istedim.

Her zaman yaptığım gibi İstanbul’dan Paris’e uçak geldim. Paris gezimi tamamlayıp, alışverişlerimi yaptıktan sonra bu kez Londra’ya uçak ile değil, trenle gitmeye karar verdim. Bu benim içinde bir ilk olacak. Hızlı tren (Eurostar) ile 2.30 dakikada Paris’ten-Londra’ya uçak konforunda vardım. Havalimanı için uzun süren yolculuklar ve beklemelere takılmadan konforlu bir yolculuk oldu. Biletim internetten almıştım. Otelden taksie atladım 10 dakika içinde (Gar du Nord) kuzey tren garına geçtim.

Yolculuktan yarım saat önce istasyona geldim direk Eurostar salonuna geçtim. Tren diyorum ama uçaktan farksız. Konforlu koltukları, televizyonu, interneti, servisi ve her şeyi bir uçak yolculuğu kadar kaliteli… Bagajımı özel bagaj yerine bırakıp yerime oturup camdan etrafı izlemeye başladım. Keyifli hızlı bir seyir sonrası takriben bir saat sonra tren aniden yavaşladı. Ne oldu diye merak ettim. Bir baktım karşımızda koca bir tünel… Manş Deniz’in içine doğru ilerliyorduk.  Bir anda etrafımız karardı. Korkmadım dersem yalan olur. Denizin altından geçtiğimiz bilmek beni biraz ürküttü… Ama kısa zamanda bu duruma ayak uydurdum. Bu loş, yarı aydınlık yolculuk tamtamına yarım saat sürdü. Tünelin sonunda ışığı görünce İngiltere topraklarına girdiğimizi anladım. 50 km’lik Manş Tüneli’nin 39.5 km’si denizin altında yer alıyor. Bu keyifli ve ilginç deneyimin ardından Londra St. Pancras istasyonuna vardım. Eurostar, sabahın erken saatlerinden, gece geç saatlere kadar her 2 saatte bir tren var. Yani günü birlik olarak da kullanabilirsiniz. Hızlı bir pasaport kontrolünün ardından Londra’ya ayakbastım…

Ücreti merak edenlerde olmuştur. Uçak fiyatı ile aynı. Ekonomi, standardpremier ve businesspremier sınıfları var. Ekonomi 185 Euro, standardpremier 240 Euro, businesspremier 370 Euro…

Ben yolculuğumu businesspremier vagonuna yaptığım için diğer vagonlar hakkında size bilgi veremiyorum. Dip not: Havalimanında zaman harcamak istemeyenler varsa tren en ideal yolculuk.

 

 

Paris ve Londra’nın hayatım da çok önemi var. Bu nedenle bu iki şehre çok sayıda seyahat yaptım. Sanat, tarih ve moda açısından çok sevdiğim ve keyif aldığım şehirler. Ama bu şehirde beni en çok rahatsız eden, butik ve alışveriş merkezlerinin kalabalık olması, kasa işlemlerinin uzun sürmesidir.

Bu kez şehirler hareketli olmasına rağmen, meşhur alışveriş merkezleri ve butikleri şaşırtıcı derecede boştu.

Mesela günün her saati, kalabalık olarak hatırladığım Galerie Lafayett nerdeyse bomboştu. Her katında personel hariç en fazla 40-50 kişi vardı. Aynı şekilde Printemps’da boştu. Avenue Montaigne ve Şanzelize kafeleri hareketli ve caddeler dolu ama alışık olduğumuz mağaza önü kuyruklarını bu kez göremedim. O meşhur Louis Vuitton, Chanel ve Dior gibi dünyaca ünlü butikler inanılmaz bir şekilde sakindi.

 

Londra’da krizi hissediyor;

Aynı şekilde Londra’nın meşhur Alışveriş merkezleri  Harrods ve Harvey Nichols’da öyle, eski kalabalığı, eski yoğun alışverişe şahit olamadım. Burberrys’de bu krizden nasibini alanlardan…

Evet, ülkemizde ciddi kriz var ancak gördüm ki tüm Avrupa’da ciddi bir kriz var. Fiyatlar yüksek, alım gücü azalmış, parası olan da almadan önce defalarca düşünür olmuş… Harrods o kadar boş ve sakindi ki Chanel ve Louis Vuitton bölümünde tam ortada “falling stars” resmi bile çekilebildim.

Yeme-içme ve eğlence sektörü bu krizden çok etkilenmemiş. Her krizlerde olduğu gibi insanlar yiyip-içerek sosyalleşip stres atıyor. Skala biraz aşağı düştüğü görünüyor.

 

Hava şansıma çok güzeldi;

Gelelim her iki şehrin en favori yerlerine… Şansıma hava muhteşemdi. Uzun zamandır Londra’da böyle masmavi bir gökyüzü görmemiştim. Sıcaklıkta 23 derece civarında seyrediyordu.

Londra’da görülmesi gereken yerler arasında Natural History Museum, Victoria and Albert Museum ve Science Museum her zaman benim listemde vardır. Londra’da müzelere giriş ücretsizdir. Her zaman aynı müzeleri dolaşmıyorum tabi ki… Çoğu zaman içinde geçici sergiler oluyor. Bunları kaçırmak için listemde bu meşhur müzeler var. Sadece Madam Tussauds  ücretli ve giriş ücreti 30 pound civarında.

 

Londra’da alışveriş;

Alışveriş için Oxford Street, Regent Street, Piccadilly, Sloane Street ve Bond Street sizler için tavsiye edebilirim. Biraz turistik bir yer olsa da her aradığınızı bulacağınız caddeler.

 

Nerelere gitmeli;

Londra’ya ilk defa gidenler için Big Ben, Westminster Abbey ve London Eye, Buckingham Sarayı, Tower Bridge mutlaka uğranılması gereken yerler. Londra’nın en sevdiğim şeylerinden biri şehrin göbeğinde oldukça bol yeşil alan olması. İstanbul’da yaşayanlar için bura bir cennet… Hyde Park, Green Park, Regent Park en popülerler parkları. Gökyüzünde azda olsa güneş görüldüğü an Londra haklı hemen soluğu parklarda alıyor. Güzel bir park kültürü var. Kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Tek istekleri o güzel havanın tadını çıkarmak.

 

Yemek konusunda minik tüyolar;

Şu sıralar en gözde mekanlar arasında eskiden bir itfaiye binası olan Chiltern Firehouse, Mandarin Oriental Oteli’nin içinde Michelin Yıldızlı Heston Blumenthal ve May Fair bölgesindeki meşhur Gordon Ramsey… Özellikle istiridye ve balık konusunda hayli iddialı.

Londra’da mutlaka bir müzikal deneyimi yaşanmalı. Soho onlarca müzikal ve gösterilere ev sahipliği yapıyor. Bende hazır gitmişken müzikal seyretmeden dönmedim. Book of Mormons’u beğendim ve şiddetle tavsiye ediyorum. Soho sanat ev sahipliği yaparken gece hayatının en hareketli yerlerinden biri… Publar, barları, gece kulüpleriyle çok meşhur. Dip not olarak fish and chips yemeden Londra’dan dönmeyin.

 

 

 

Romantizm adresi Paris;

Şıklığın ve romantizm adresi Paris… Paris mutlaka insan ömründe en az bir kerede olsa gidilmesi gereken bir şehir.

Her zaman şık Fransız kadını, zarif giyimli Fransız erkeklerini sokaklarda görmeniz mümkün. Bu şık ve zarif insanları, restoran ve kafelerde saatlerce süren şarap ve peynir eşliğindeki sohbetlerini yaparken izleyebilirsiniz.

Nereleri gezmeli;

Paris’te gezilecek o kadar çok müze, tarihi yer, sanat galerileri, antika pazarları var ki, onların hepsini bir çırpıda gezemezsiniz. Ya Paris için birkaç hafta ayırmanız gerekiyor yada en popülerini seçip onlara gitmeyi tercih edeceksiniz. Ben birkaç önemli adresi sizinle paylaşayım. Eyfel Kulesi, Notre Dame Katedrali, Louvre Müzesi, Montmarte (ressamlar tepesi) ve tabii Şanzelize Caddesi. Galerie Lafayette ve Printemps en büyük ve meşhur markaları bir arada barındıran alışveriş merkezleri…

 

Paris’in dünyaca ünlü kafeleri Cafe Deux Magots, Cafe de Flore, Brasserie Lipp, Cafe de la Paix, Le Fouquet’s, Bar Hemingway (Ritz Oteli’nin içinde) ve tabi ki; Cafe Avenue (Avenue Montaingne)  Kafelerde her an bir tanıdığa yada ünlüye rastlamak mümkün.

Gece hayatı;

Paris gece hayatı ile de çok meşhur şehirlerden. Kabareleri ile ünlü Paris’in simgesi haline gelen Le Moulin Rouge, Le Lido, Le Crazy Horse görülmesi gereken eğlence mekanlarından. Gece kulüpleri arasında en popülerleri; Vip Room, Queen, Le Club 79, Buddha Bar. Dip not: Paris’te özellikle restoran, kafe ve barlar çok yoğundur. Rezervasyon yapmadan gitmeyin.