Sanat ile iç içe otel “The Artisan Istanbul Mgallery”

Sanat ile iç içe otel “The Artisan Istanbul Mgallery”

Accor Otel Grubu, farklı segmentlerde dünyaca ünlü otel markaları ve köklü geçmişiyle Türkiye’deki yatırımlarını sürdürürken, “sanata değer veren” yönüyle öne çıkacak yeni M Gallery otelinin kapılarını Gümüşsuyu’nda açtı.

Büyüleyici Boğaz manzarasıyla konukları otelin hemen her köşesinde sanat eserleri, tablolar ve heykellerle karşılayacak The Artisan Istanbul Mgallery genç tasarımcıları destekleyecek projeler planlıyor.

Accor Otel Grubu, farklı sektörlerde deneyimi ve köklü geçmişiyle Türkiye’deki yatırımlarını sürdürürken, sektörde sanata ve sanatçıya verdiği değerle tanınan MV Holding’le gerçekleştirdiği iş birliğiyle yeni MGallery otelinin kapılarını açtı.

Zarif “Art Nouveau” izleri

MGallery Gümüşsuyu otelinin mimarisi de iç mimarın otelin bulunduğu semt olan Beyoğlu’nun yıllarca sanata ve sanatçıya ev sahipliği yapan geçmişinden ve bölgenin taşıdığı “Art Nouveau” izlerinden ilham alarak tamamladığı dekorasyonla oldukça stilize ve güzel sanatlar duygusu veren zarif “Art Nouveau” izleri taşıyor. The Artisan Istanbul Mgallery, hepsi teraslı 2 adet şehir, 2 adet Boğaz manzaralı olmak üzere toplam 4 süit ve şehir ve Boğaz manzaralı 132 odayla hizmet verecek. Büyüleyici Boğaz manzarasıyla lokal lezzetler sunan Teras restoranı Madam Niça ve şık bir bistro olarak hizmet verecek Lobby Bar Art&Kitchen sadece otel misafirlerini değil şehirdeki tüm misafirlerini bekliyor. Art & Kitchen, sanat dolu ortamında misafirlerini ağırlarken, Madam Niça akşam buluşmalarının uğrak yeri olacak.

Her köşede sanat

The Artisan Istanbul MGallery, MV Holding’in yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini topladığı sanat koleksiyonunu otel içinde lobi ve koridorlarda sergilerken, otel hemen her köşesinde sanat dokusunu hissettirecek The Artisan Istanbul MGallery, sanat eserleri, tablolar ve heykellerle misafirlerin karşılarken, genç tasarımcıları destekleyecek projeler de planlıyor.

Portekizli şefi Jorge Lavos yemek yapmak ister misiniz?

Portekizli şefi Jorge Lavos yemek yapmak ister misiniz?

JW Marriott Istanbul Bosphorus’un dokuzuncu katında bulunan, Octo yepyeni bir etkinliğe başlıyor. Octo’nun Portekizli şefi Jorge Lavos Costa ile damaklar lezzetlenirken imza yemeklerinin nasıl ortaya çıktığını mutfakta birlikte çalışarak öğrenmek ister misiniz?

Uygulamalı pişirme deneyiminde Mısır Çarşısı ve Balık Pazarı’ndan seçilecek mevsimlik malzeme alışverişin ardından Jorge Lavos Costa öncülüğünde mutfakta uygulanan teknik bilgiler ve kullanılacak malzemelerin değeri derinlemesine incelenecek. Bu etkinlikte Jorge’den Portekiz mutfağının ve lezzetli yemeklerin püf noktalarını da dinleyeceksiniz. ‘Cooking Classes’ etkinliğinde Octo’nun imza yemeği olan Portekiz’e özgü deniz mahsullü pilav Arroz De Marisco’nun nasıl yapıldığını tüm detaylarıyla öğrenip ardından tadına varabilirsiniz.

Cumartesi günleri gerçekleşecek etkinliğin kişi başı ücreti 300 TL’dir. Fiyata bir kadeh şarap da dahildir. Dilerseniz kendi oluşturduğunuz dört kişilik grubunuzla da bu etkinliği sevdikleriniz ile kendinize özel bir aktivite hale getirebilirsiniz. Rezervasyon için: 02128064040

BigChefs’ten kış mevsimine özel lezzetler

BigChefs’ten kış mevsimine özel lezzetler

BigChefs, mevsimin en taze ürünleriyle hazırladığı kış menüsünde yeni ve özgün lezzetlerle misafirlerini ağırlıyor.

Toprağın Kadınlarından Sofralara projesi kapsamında, yerel kadın üreticilerden temin edilen mevsimin taze ürünleriyle hazırlanan yemekleri misafirlere sunabilmek için menüsünü yılda iki kere güncelleyen BigChefs’in yeni menüsüne, bu kış müdavimi olacağınız yepyeni lezzetler eklendi. Her yeni menüde Türk ve dünya mutfaklarının en gözde lezzetlerini sunmak üzere titiz bir çalışma yapan BigChefs, bu kez de Anadolu’nun gizli kalmış lezzetlerini gün ışığına çıkararak kış aylarına merhaba diyor.

Mantı; BigChefs, farklı kültür ve yörelerin mantı geleneğini takip ederek hazırladığı Kafkas Mantısı, Hingel Mantı, Güveçte Yaprak Mantı, Özbek Mantısı, Sinop Mantısı, Tepsi Mantısı ve Fırında Kafkas Mantı ile misafirlerine benzersiz bir lezzet deneyimi sunuyor.

Vegan; Vegan seçeneklere kadar birçok seçenekte yepyeni lezzet yolculuklarına çıkıyor. Toprak kokulu ellerin emeğiyle üretilen, yerel ve doğal ürünlerle hazırlanan yepyeni “Zeytinyağlı Kuru Erikli Kereviz” ve “Tahıllı Piyaz” enfes baharatlar ve aromalarla taçlanıyor. Yüzde 100 bitkisel ürünlerden oluşan vegan menüsündeki seçeneklere eklenen ve Latin Amerika mutfağının enfes tadı guacamole ile zenginleşen yeni “Zahterli Falafel”ine ise maydanoz ve zeytinli domates sos eşlik ediyor.

Profiterol; Klasik profiterolün yanı sıra kestaneli, nutellalı, balkabaklı, satsumalı, dondurmalı profiterolleriyle lezzet tutkunlarının başını döndüren BigChefs, bu leziz seçeneklerle de yetinmeyip profiterollere özel, damak tadını katlayacak soslar sunuyor. Misafirler diledikleri profiterole eşlik eden çikolata, beyaz çikolata, karamel ve frambuaz soslar ile benzersiz bir tatlı ziyafeti çekiyor.

Almanya turizm şehirlerimiz riskli ilan etti

Almanya turizm şehirlerimiz riskli ilan etti

Yaz başında Antalya, İzmir, Muğla ve Aydın’ı haricînde seyahat uyarısını kaldıran Almanya, neden yasak getirdiğini açıkladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın ”Semptom göstermeyen vakaları istatistiklere dahil etmiyoruz” açıklamasının İngiltere Türkiye’yi seyahat koridoru listesinden çıkarmıştı. İngiliz Dışişleri Bakanı Grant Shapps, vaka sayılarının DSÖ standartlarına göre bildirmediği için Türkiye’yi seyahat koridoru listesinden çıkardıklarını açıklamıştı.

Almanya’nın, daha önce istisna tuttuğu Antalya, Muğla, Aydın ev İzmir’i de riskli ilan etmesinin aynı gerekçeden kaynaklandığı ortaya çıktı.

DW Türkçe’nin Der Spiegel’den aktardığı haberde Almanya’nın, vakaları doğru raporlamadığı gerekçesiyle Türkiye’ye nota verdiği belirtildi.

Almanya hükümeti, koronavirüs vakaları ile ilgili uyguladığı bilgi paylaşım yöntemleri nedeniyle Türkiye’ye eleştirilerde bulundu. Der Spiegel’e açıklamalarda bulunan bir Alman Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Türkiye’den salgın hakkındaki “haberlerin ve verilerin yeniden uluslararası standartlara göre açıklanmasının” talep edildiğini dile getirdi. Sözcü, bununla ilgili olarak geçen ekim ayı başında Ankara’ya sözlü nota verildiğini de sözlerine ekledi.

Der Spiegel’in haberine göre Almanya bu adımı, Türkiye’nin, enfekte olmasına rağmen semptom göstermeyen kişileri istatistiklerden çıkarması üzerine attı. Ankara’nın bu uygulamasının, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından belirlenen normlara uymadığını vurgulayan Bakanlık sözcüsü, böyle bir değerlendirmede enfekte olmuş çok sayıda kişinin istatistiklere girmediğini ifade etti.

Zehra GÜLÜÇ “Hayatımın her noktasında müziğe sarılırım”

Zehra GÜLÜÇ  “Hayatımın her noktasında müziğe sarılırım”

Cennetten çiçek topluyorum dedi ve 200 milyon indirme, beğeni alma rekoru ile şarkının sözlerini hafızamıza yazdırdı… Akşamdan sabaha patlayan şarkısı 2020 pandemi yazına damgasını vurdu.  Henüz 21 yaşında önünde uzun bir hayat yolu var. Müzik yapmak istiyor ve hayatın her anında şarkılara sarıldığının altını çiziyor.  Bunları anlatırken gözleri ışık ışık oluyor. İstanbul’u “kitap gibi şehir” diyerek tanımlıyor. Pause derginin Kasım ayı konuğu genç ve güzel şarkıcı Zehra Gülüç ile sizler için onu daha yakından tanıyabileceğiniz bir sohbet gerçekleştirdik. Keyifle ve sağlıkla okumalar dileriz.

Şarkı seçerken ve ya hazırlarken özellikle neye dikkat edersiniz?

Dinleyicilerimin sevebileceği aynı zamanda benimde okurken keyif aldığım şarkıları seçmeye çalışıyorum. Şarkı söylerken de, yaparken de keyif almanız, o duyguları yaşıyor olmanız, hissetmeniz önemli… Diğer önemli olan ise aynı duyguları, dinleyicinin bulunduğu taraf iletebiliyor olmanızdır. Bu hususlarda büyük hassasiyet gösteriyorum.

Kendinize güveniyor musunuz?  Bunu konuyu nasıl geliştirdiniz?

Kendimle barışık bir insanım… Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum. Kendimi seviyorum. Kusurlarım da olabilir ama seviyorum kendimi. Hiç bir insanın kusursuz olamayacağını biliyorum. Bu duygu ve düşünce yapısında olduğum için güçlü bir özgüvene sahibim. Yaşadığım olaylar bugüne kadar olan güçlükler, var olan özgüven duygumu zaman içinde daha da geliştiriyor.

 Cennetten Çiçek sizce neden bu kadar sevildi?

Sözler akılda kalacak yapıdaydı. Biraz da meydan okuyordu.  Yani bence şarkının sözlerinin tekerleme gibi olması akılda kalması yönünden bir artı oldu. Şarkının hem slow hem de hareketli versiyonuna uyması da başka bir artı oldu. Doğal olarak sevildi.

Yeni çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Kıymetli Prodüktörüm Erol Köse ve ben sürprizlere bayılıyoruz. O yüzden sıradaki bu konu dinleyicilerimize sürpriz olsun.

200 milyon indirilme rekoru kıran bu parça neyi anlatıyor? Sizden bize geçmesini istediğiniz Mesaj neydi?

Hayatımın her noktasında müziğe sarılan biriyim. Benim ruhumun gıdası gerçekten müzik. Babamı erken yaşta kaybetmenin verdiği acı bir yana tüm zorluklara annem ve kız kardeşlerimle beraber göğüs gerdik. O yüzden ” acılara yürüyor korkmuyorum ” sözleri bana yaşadığım zorlukları hatırlatıyor. Pes etmemek, zorlukları geçmek anlamında beni motive ediyor. Korkmadığımı kendi kendime hatırlatıyor. Dinleyicilerime de bu duygunun geçmesini istedim. Bendeki korkmuyorum duygusunu, erişebildiğim kadar insana ulaştırmak istedim. Umutlarımı aşılamak istedim.

 Müzik hayatınız youtube kanalınızla başlamadı sanırım… 

Çocukluğumdan beri müziğe düşkünüm. Babam bu konuda çok teşvik etti. Her zaman destekliyordu. Çocukluğumda sürekli gittiğimiz davetlerde ve evimizde bana şarkılar okuttururdu. Cesaretimi kazanmamı sağladı. Zaman içinde müziğe olan hayranlığım içimdeki cesaretimle iyice büyüdü, arttı. Eğitimini almaya karar verip; liseyi güzel sanatlar lisesi müzik bölümünde okudum. Kanalımı kurdum ve dünyaya seslendim. Dinleyicilerimle cennetimdeki çiçeklerimle buluşmuş oldum.

200 milyondan fazla tıklanma rekorunuz var. Kendinizi aşabilecek misiniz?

İnsanların beğenisini böylesine güzel yaşayabilmek tarifsiz güzel bir duygu… Bundan sonraki çalışmalarımda yine herkesin her yaşın beğenebileceği çalışmalarım olsun diye çabalarım. Ancak bundan sonra yer alacak şarkılarım “cennetten çiçeği” geçebilir mi bunu hiç birimiz bilemeyiz. Tabi ki geçmesini isteriz fakat daha öncede söylediğim gibi hayatıma gelen her şeye gönüllüyüm. Benim önceliğim kaliteli iş yapmak. Eğer yaptığım işe güveniyorsam bir kişi bile dinlese benim için büyük bir hazine.

Bu şarkı sizin için dünyaya açılan bir kapı gibi oldu… Bu kapıdan geçince neler değişti?

Normalde Mersin’de yaşarken şarkım çıktıktan sonra hiç bilmediğim bir şehre İstanbul’a yerleştim. Masallar şehri yeditepe İstanbul… Binlerce güzel insanın kalbini kazandım. Müzikle daha içli dışlı oldum. Hayat ve yaşam görüşüm gelişti. 21 yaşındayım henüz çok gencim kitap gibi bir şehirle buluştum.

İstanbul’u nasıl buldunuz? Bu büyük şehrin hızına uyum sağlayabildiniz mi?

Müzik çalışmalarımla daha da içli dışlı olduğum, ufkumun daha da açan çalışmalar yaptım. Bu çalışmaları yapabilecek fırsatı bu şehirde yakaladım burada… Yanı sıra; insanın manevi yönlerini de güçlendirecek önemli bir şehir burası… Ayrıca; manevi yönden çok zengin bir yer… Camiler, müzeler…  Sosyal yönden hiçbir yerde bulunmayan hayranlıkla ziyaret edilebilecek saraylarımız, sergiler var. Yaşayan bir şehir İstanbul… Okul gibi, kitap gibi…  Akıcı bir roman olur ya; daha okuduğunuz sayfa bitmeden diğer sayfaları merak edersiniz, benim için bu şehirde yaşamak da öyle…

Gezebildiniz mi?

Pandemi dolayısıyla küresel olarak tüm dünyada çok fazla özgür kalamasak da kontrollü sosyalleştik. Ben de olabildiği ölçüde bu şehri bu çerçevede yaşıyorum. Belirttiğim gibi müzikle çok daha içli dışlı oldum. Evde hayat var dönemim tamamen müzik çalışmalarımın yoğunluğunu arttıran,  üretkenliğimi destekleyen zamanlar oldu.

 Dinleyici yorumları, mesajları ulaştıkça ne hissediyorsunuz?

Çok mutlu oluyorum. Çok utanıyorum da hemen kızarıyorum… Hiç tanımadığınız insanlarla, hiç beklentisiz, karşılıksız, beklentisiz gerecek sevgiyi hissediyorum. Sizi sevenlerle duygulu bir müzik köprüsü olduğunu görüyorum. Aynı şarkıyı farklı kalplerden farklı yaşanmışlıklarla söylenmesi, dinlenmesi gerçekten tarifsiz güzel bir his…

Kendinize güveniyor musunuz?  

Evet… Bir kere kendimle barışık bir insanım… Kendimi seviyorum ve olduğum gibi kabul ediyorum. Kusurlarım da olabilir kabul ediyorum. Hiç bir insanın kusursuz olamayacağını biliyorum. Bu duygu ve düşünce yapısında olduğum için güçlü bir özgüvene sahibim. Yaşadığım olaylar bugüne kadar olan güçlükler, var olan özgüven duygumu zaman içinde daha da geliştiriyor. Ayrıca; her insanı da olduğu gibi kabul ediyorum.

İmaj danışmanınız var mı?

Evet var. Sevgili Rana Büyük; hem styling’imi yapıyor, hem de bana bu konuda öneriler veriyor.  Sadelik seviyorum. Klasik olanı da seviyorum.

Seslendirdiğiniz şarkıları hazırlarken, seçerken, yaparken en çok neye dikkat edersiniz? Şarkı söylerken de, yaparken de keyif almanız, o duyguları yaşıyor olmanız, hissetmeniz önemli… Diğer önemli olan ise aynı duyguları, dinleyicinin bulunduğu taraf iletebiliyor olmanızdır. Dolaysısıyla dinleyicilerimin sevebileceği aynı zamanda benimde okurken keyif aldığım şarkıları seçmeye çalışıyorum. Bu hususlar da hassasım…

 Müzik dışında başak bir alanda olmayı düşünür müsünüz? Oyunculuk ya da mesleğiniz olan öğretmenlik gibi…

Müzik benim hayatım… Büyük konuşmayı sevmiyorum. Zaman ne armağan eder, gelecek ne getirir onu da bilemiyorum. Aslında bakarsanız ne kadar planlı yaşamaya çalışsanız da; an ne getirirse ona teslim oluyoruz hepimiz. O anı yaşamak durumunda kalıyorsunuz.  Ve o anda geçiyor zaman… Dilerim ben hep müzikte kalırım, orada büyürüm. İnsanlara şarkılarımla, müziğimle dokunurum. Dolayısıyla gelecek ne getirir bilemeyiz ama şuan oyunculuk düşünmüyorum. Öğretmen oldum. Benim için eğitim hep kendi içimde devam edecek. Çünkü; eğitim- öğrenim bana göre hayatın her anında ve her yaşta sürecek, olacak bir olgu. Kendi içimde ondan kopmam. Kendimi geliştiririm. Gelişime hep açığım…

Sizce bu parça neden bu kadar sevildi?

Mesaj veriyordu… Cesaretli olmayı anlatmaya, yansıtmaya çalışan cümlelerdi. Bunu da “Acılara yürüyor Korkmuyorum” diyordu…  Ayrıca; bu sözler akılda kalacak türdeydi. Bunların hepsi sevilmesi için bir artı oldu. Şarkının hem slow hem de hareketli versiyonuna uyması da ikinci bir artı oldu olumlu yönde… Doğal olarak sevildi.  

Üzerinde çalıştığınız yeni çalışma nedir? Biraz bahseder misiniz?

Kıymetli Prodüktörüm deneyimli ve sevilen isim Erol Köse ve ben sürprizlere bayılıyoruz. Biz de dinleyicilerime bir sürpriz hazırlıyoruz diyelim… Sürpriz…

Oyunculuk düşünür müsünüz ya da mesleğiniz olan öğretmenlik?

Hayat sürprizlerle dolu… Ne kadar profesyonel ya da amatör olursanız olun; nasibinizde olanla harekete geçiyorsunuz. Çocukluğumdan beri gönlümde yatan şarkı söylemek oldu. Hayatım müzikle geçiyor.  Bu alanda ilerlemek hedefim. İnsan sevdiği işi yaptığında var olduğunu kanıtlayabiliyor. Bu alanda ilerlemek ve başarılı olabilmek için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum. Eğitim benim için hayat boyu yenilenme anlamına gelmektedir… Bu konuda da kendimi her daim yenilemeye, geliştirmeye açığım. Bu taraf bu şekilde bende kalır ve kendimi geliştirmek üzere kendi içimde devam eder.
Bu hayatta en çok neye değer verirsiniz?

Ailem… 

Sizi en çok ne üzer?

Aldatılmak… Değer verdiğim, güvendiğim birinin bana aynı değeri vermediğini anlamış olmak. Güvenimi sarması, inandığım bir insanın yanlış yapması beni çok üzer. Ben birine bana güvenebilirsin diyorsam bunu asla sarsmam, hata yapmam.. Karşı taraftan da kim olursa olsun aynı tavrı, yani güvenimi sarmamasını beklerim.

İdolünüz var mı?

Büyük bir Ebru Güneş hayranıyım. Sesini ayrı beğeniyorum, güzelliğini ayrı… Tarzı, tavrı kimseye benzemiyor.

 Yerli, yabancı şarkıcılardan en beğendiğiniz birkaç isim vermenizi istesek…

Yabancı şarkıcılardan Anne Marie’yi çok beğeniyorum. Yerli şarkıcılardan ise Ebru Gündeş, Sezen Aksu, Yıldız Tilbe, Mustafa Sandal ve Tarkan…

Onları sosyal medyadan da takip ediyor musunuz?

Elbette hem onları hem de sevdiğim birçok yerli yabancı ünlüyü takip ediyorum.  

Sizce sizi kıskananlar oldu mu?

Başarılı olan her insanın kıskanıldığı gibi maalesef bana da aynı duyguları besleyen insanlar oldu. İşlerime daha sıkı sarılma daha çok çalışma ile karşılık veriyorum böyle durumlara…

Kariyer planınızda ne var?

Yolun çok başındayım. Daha yirmi bir yaşındayım. Şarkıcılık konusunda kendimi geliştirmek ve yaptığım işleri daha büyük kitlelere duyurmak kariyer planımın değişmeyecek temel taşı…

Sizce başarının sırrı nedir?

Önce disiplin ve azim daha sonra ise yapılan işi karşılık beklemeden yapmak.

EasyJet’de uçaklarını satışa çıkardı

EasyJet’de uçaklarını satışa çıkardı

Yaşanan küresel kriz nedeniyle zor günler yaşayan havayolu şirketleri birer ikişer uçakları satmaya başladı. Uzun zamandır kriz yaşayan TUI’den sonra EasyJet’te uçaklarını satma yada kiralama yoluna gitti.

Şirket, filosunda bulunan 11 uçak için satış ve geri kiralama anlaşması yaptı. Yılın geri kalanında planlanan uçuşlarının maksimum yüzde 20’sini gerçekleştirebileceğini kaydeden EasyJet, anlaşmayla finansmanını 130 milyon euro arttırdığını ifade etti.

Almanya, İngiltere ve Fransa’daki koronavirüs kısıtlamalarının uçuş programı konusunda beklentileri azaltmaya zorladığını belirten EasyJet, ”Almanya, İngiltere ve Fransa’da ilan edilen kısıtlamalar, birinci çeyrek finansal döneminde planlanan uçuşların yalnızca yüzde 20’sinin gerçekleşebileceğini gösteriyor. Uçuşlar açıldığında talebe hızlı bir şekilde yanıt verebilmek için kış döneminde nakit yaratmaya odaklandık.” açıklamasını yaptı.

T.G.I Friday’s tekrar Türkiye’de

T.G.I Friday’s tekrar Türkiye’de

Bugüne kadar 59 ülkede 780 şubesi bulunan ünlü restoran zinciri T.G.I Friday’s, 2021 yılı başında İstanbul’un en gözde semti Suadiye’de yeniden lezzet tutkunlarıyla buluşacak.

Yeni yılda tekrar Türkiye pazarına girmeye hazırlanan T.G.I Friday’s, ilk bir yıl içerisinde Anadolu ve Avrupa Yakası’nda 2 şube, sonrasında her yıl bir şube açarak büyümeyi hedefliyor.

Özellikle et, tavuk ve Meksika lezzetleri ile ünlü restoran, özel Friday’s sosu ile 6 saat pişen dana kaburga başta olmak üzere, salataları, burgerleri, kokteylleri, fajita ve en önemlisi Meksika mutfağının baş aktörlerinden oluşan tüm imza yemeklerini yeniden kullanarak, lezzet tutkunlarının damaklarında enfes tatlar bırakacak.

Eğlenceli servisi, spor ve maç yayınları ile misafirlerine kaliteli hizmet sunmaya hazırlanan T.G.I Friday’s, çok yakında Bağdat Caddesi’nde sevenlerini ağırlayacak.

Nişantaşı’na yeni bir lezzet durağı

Nişantaşı’na yeni bir lezzet durağı

Türk modasına çnde gelen markası Gizia’nın yeni yatırımı yeme içme sektörüne yaptı. Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi’nde Gizia, Gizia Gate ve Gizia Couture mağazaları ile varlık gösteren marka, sektöre heyecan verici bir giriş yaparak Gizia Brasserie’ yi hizmete açtı.

Gizia Brasserie, özel odun ateşinde 11 farklı pizza, geniş salata alternatifleri, birbirinden lezzetli makarna ve risottolar, balık, et ve deniz ürünlerinden oluşan ana yemekler ve popüler atıştırmalıklarıyla her yaş ve her beslenme düzenine hitap ediyor. Gizia Brasserie, iç ve dış alandan oluşan keyifli atmosferinde müşteri memnuniyeti önceliğiyle iddialı tatlı ve kahve önerilerini de öğün arası ve yemek sonrasında müşterileriyle buluşturuyor. Menüde vegan ve vejeteryan lezzetler yanısıra sağlıklı smoothie ve kahveler de dikkat çekiyor.

Gizia Brasserie’nin üst katında yer alan VIP bölüm ise, 15 kişilik özel davet ve organizasyonlara ev sahipliği yapıyor.

Güne 09:30’da sabah kahvaltısı servisi ile başlayan Gizia Brasserie, öğlen ve akşam yemekleri ile kahve arası buluşmalarında hem semt sakinlerini hem de Nişantaşı severleri ağırlıyor.

Gizia Brasserie Adres: Abdi İpekçi Cd. No.20/2 Nişantaşı

Doğuş “Ben kimim”  20 Soruda Ben

Doğuş “Ben kimim”  20 Soruda Ben

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

Savurgan olarak kendimi ifade edemem. Bu yüzden savurganlık yaptığım söylenemez.

2-Kendinle yüzleşir misin?

Çoğu zaman kendimle yüzleştiğim olur. Bu da beni mutlu eder.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz?

Hayatta hiç bir şey için keşkem olmadı. Bundan sonra olacağını da düşünmüyorum.

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz

Onu insanlara sormak lazım. Ama girdiğim yeri aydınlattığı mı söylediklerini birçok kez duydum.

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

Huy olarak sayarsak aşırı iyi niyet diyebiliriz.

6-Neyi romantik bulursunuz?

Şarkılarımı… Çünkü bütün duygularım orada

7-En çok neyi harcıyorsunuz?  Giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

Hoşuma giden ve beğendiğimi düşündüğüm her şeye para harcarım

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

Gece yatarken kolumu yataktan aşağı sarkıtmak

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

Benim için hiç bir zaman sınır olmadı. Bundan sonra da olacağını düşünmüyorum. Sınırları zorlamayı seven bir insanım.

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

Ünlü olmak olarak değil de ben konuya insan olarak bakmayı daha çok yeğliyorum. Ama tatlı da bir yanı var…

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

Evet inanıyorum.  Şahsıma bu soru sorulduğu için şöyle cevap vereyim.  Ben ünsüzken de etkileyiciydim.

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

Türkçe’ den başka dil tanımam. Fakat biraz Almanca ve biraz İngilizce ‘ye hakimim

13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

Bana hayatın öğrettiği başka bir şey mutlaka bir yedek planının olmasıdır. Ama ben genelde plansız yaşarım.

14-Şuan da sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

Maalesef pas geçiyorum

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Süper gücüm olsaydı dünya üzerinde aç susuz kimseyi bırakmazdım

16-Kahramanlarınız var mıdır?

Çocuklarım benim kahramanlarımdır

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

Zincir, künye ve yüzük şaka şaka…  Sevgi

18-Yemek yapar mısınız? Yapabildiğiniz en güzel yemek nedir?

Yumurta bile kıramam ama çok güzel yemek yerim

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

Ülkemin her şehrini severim şu an bütün şehirler de yaşayabilirim

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

İbiza’da geçirdim tatil. 3 arkadaş gittik ve bu kadar eğlendiğimi hiç hatırlamıyorum… Detayları bana kalsın.

Pause Dergi ile “10 Soru”nun konuğu Serkan Koca oldu

Pause Dergi ile “10 Soru”nun konuğu Serkan Koca oldu

Pause Dergi ile “10 Soru”nun konuğu gece hayatına yön veren, Cabbar’ın başarılı işletmecisi Serkan Koca konuk oldu.

1- İşletmede olmazsa olmaz kural nedir?

İşletmeler zincir gibidir, bir parçası eksik olursa sistem çöker. Nedir bu ana zincir halkaları İyi servis, İyi lezzet, İyi müzik, İyi dekor, İyi fiyat politikası, İyi hijyen…

2- İyi işletmeciyi tarif eder misin?

İyi işletmeci mekanının en doğru yerde açılmasına karar veren, doğru marka ismini bulan, doğru mutfak ve servis ekibini seçen, doğru reklam ve Pr işlerini yapan, doğru müşteri portföyü olan hem yemeği ve hem de içkileri iyi bilen kişidir. Yani 3-5 tane müşterisi olan her kişinin ben işletmeciyim demesi gibi değildir işletmecilik.

3-Eğlence veya yeme sektörün şimdi ki trendi nedir?

Sakinlik!

Evet… Artık günümüzdeki şartlardan dolayı insanlar erken yemek yiyip sohbet edip ferah olan mekanlarda vakit geçirmeyi tercih ediyor.

4- En iyi yemek ve en iyi eğlence hangi ülkede?

En iyi yemek kesinlikle ülkemizde…

Neden mi? Çünkü çok fazla çeşit yemeğimiz var ve hepsi çok lezzetli. Dünya mutfakları arasında İtalyan mutfağı benim favorim.  Eğlence olarak da Dubai derim.

5- En Popüler mutfak?

İtalyan mutfağı dünya genelinde en popüler mutfak. Her damak tadına uyuyorç

6-En Popüler içki?

Bu aralar Negroni

7-Trendleri kim belirliyor?

Ülkemizde yaklaşık 1.000-1500 kişilik bir kitle var.  Bunların içinde gazeteciler, youtuberlar, gurmeler, ınfuleccer lar, gezginler sosyal medyayı iyi kullananlar ve ünlüler belirleyici oluyor.

8-Hayalindeki mekan bahseder misin?

Hayal ettiğim bütün mekanları yaptım. Son 2 şey kaldı Türkiye’nin en iyi Beachini yapmak ve Cabbar markasını büyütmek.

9- Müşterileri bir görüşte analiz edebilir misin?

23 yıllık tecrübem var. Hemen analiz ederim.

10-Kariyerinden bahseder misin?

23 yıllık bir kariyerim var. Bu sektörde 1997’de Ortaköy Zihni bar da başladım.  Birçok önemli marka ile çalıştım komilik, barboyluk, barmenlik, yöneticilik ve marka danışmanlığı yaptım. Alaçatı’da ve İstanbul’da önemli markalar yarattım. Şimdi hem ortağı olduğum hemde işletmesini yaptığım ve hayatım dediğim Cabbar Nişantaşı’na uzanan bir yolculuk. Amacım Cabbar markasını Türkiye geneline yaymak.