Zehra GÜLÜÇ  “Hayatımın her noktasında müziğe sarılırım”

Zehra GÜLÜÇ “Hayatımın her noktasında müziğe sarılırım”

Zehra GÜLÜÇ  “Hayatımın her noktasında müziğe sarılırım”

Cennetten çiçek topluyorum dedi ve 200 milyon indirme, beğeni alma rekoru ile şarkının sözlerini hafızamıza yazdırdı… Akşamdan sabaha patlayan şarkısı 2020 pandemi yazına damgasını vurdu.  Henüz 21 yaşında önünde uzun bir hayat yolu var. Müzik yapmak istiyor ve hayatın her anında şarkılara sarıldığının altını çiziyor.  Bunları anlatırken gözleri ışık ışık oluyor. İstanbul’u “kitap gibi şehir” diyerek tanımlıyor. Pause derginin Kasım ayı konuğu genç ve güzel şarkıcı Zehra Gülüç ile sizler için onu daha yakından tanıyabileceğiniz bir sohbet gerçekleştirdik. Keyifle ve sağlıkla okumalar dileriz.

Şarkı seçerken ve ya hazırlarken özellikle neye dikkat edersiniz?

Dinleyicilerimin sevebileceği aynı zamanda benimde okurken keyif aldığım şarkıları seçmeye çalışıyorum. Şarkı söylerken de, yaparken de keyif almanız, o duyguları yaşıyor olmanız, hissetmeniz önemli… Diğer önemli olan ise aynı duyguları, dinleyicinin bulunduğu taraf iletebiliyor olmanızdır. Bu hususlarda büyük hassasiyet gösteriyorum.

Kendinize güveniyor musunuz?  Bunu konuyu nasıl geliştirdiniz?

Kendimle barışık bir insanım… Kendimi olduğum gibi kabul ediyorum. Kendimi seviyorum. Kusurlarım da olabilir ama seviyorum kendimi. Hiç bir insanın kusursuz olamayacağını biliyorum. Bu duygu ve düşünce yapısında olduğum için güçlü bir özgüvene sahibim. Yaşadığım olaylar bugüne kadar olan güçlükler, var olan özgüven duygumu zaman içinde daha da geliştiriyor.

 Cennetten Çiçek sizce neden bu kadar sevildi?

Sözler akılda kalacak yapıdaydı. Biraz da meydan okuyordu.  Yani bence şarkının sözlerinin tekerleme gibi olması akılda kalması yönünden bir artı oldu. Şarkının hem slow hem de hareketli versiyonuna uyması da başka bir artı oldu. Doğal olarak sevildi.

Yeni çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Kıymetli Prodüktörüm Erol Köse ve ben sürprizlere bayılıyoruz. O yüzden sıradaki bu konu dinleyicilerimize sürpriz olsun.

200 milyon indirilme rekoru kıran bu parça neyi anlatıyor? Sizden bize geçmesini istediğiniz Mesaj neydi?

Hayatımın her noktasında müziğe sarılan biriyim. Benim ruhumun gıdası gerçekten müzik. Babamı erken yaşta kaybetmenin verdiği acı bir yana tüm zorluklara annem ve kız kardeşlerimle beraber göğüs gerdik. O yüzden ” acılara yürüyor korkmuyorum ” sözleri bana yaşadığım zorlukları hatırlatıyor. Pes etmemek, zorlukları geçmek anlamında beni motive ediyor. Korkmadığımı kendi kendime hatırlatıyor. Dinleyicilerime de bu duygunun geçmesini istedim. Bendeki korkmuyorum duygusunu, erişebildiğim kadar insana ulaştırmak istedim. Umutlarımı aşılamak istedim.

 Müzik hayatınız youtube kanalınızla başlamadı sanırım… 

Çocukluğumdan beri müziğe düşkünüm. Babam bu konuda çok teşvik etti. Her zaman destekliyordu. Çocukluğumda sürekli gittiğimiz davetlerde ve evimizde bana şarkılar okuttururdu. Cesaretimi kazanmamı sağladı. Zaman içinde müziğe olan hayranlığım içimdeki cesaretimle iyice büyüdü, arttı. Eğitimini almaya karar verip; liseyi güzel sanatlar lisesi müzik bölümünde okudum. Kanalımı kurdum ve dünyaya seslendim. Dinleyicilerimle cennetimdeki çiçeklerimle buluşmuş oldum.

200 milyondan fazla tıklanma rekorunuz var. Kendinizi aşabilecek misiniz?

İnsanların beğenisini böylesine güzel yaşayabilmek tarifsiz güzel bir duygu… Bundan sonraki çalışmalarımda yine herkesin her yaşın beğenebileceği çalışmalarım olsun diye çabalarım. Ancak bundan sonra yer alacak şarkılarım “cennetten çiçeği” geçebilir mi bunu hiç birimiz bilemeyiz. Tabi ki geçmesini isteriz fakat daha öncede söylediğim gibi hayatıma gelen her şeye gönüllüyüm. Benim önceliğim kaliteli iş yapmak. Eğer yaptığım işe güveniyorsam bir kişi bile dinlese benim için büyük bir hazine.

Bu şarkı sizin için dünyaya açılan bir kapı gibi oldu… Bu kapıdan geçince neler değişti?

Normalde Mersin’de yaşarken şarkım çıktıktan sonra hiç bilmediğim bir şehre İstanbul’a yerleştim. Masallar şehri yeditepe İstanbul… Binlerce güzel insanın kalbini kazandım. Müzikle daha içli dışlı oldum. Hayat ve yaşam görüşüm gelişti. 21 yaşındayım henüz çok gencim kitap gibi bir şehirle buluştum.

İstanbul’u nasıl buldunuz? Bu büyük şehrin hızına uyum sağlayabildiniz mi?

Müzik çalışmalarımla daha da içli dışlı olduğum, ufkumun daha da açan çalışmalar yaptım. Bu çalışmaları yapabilecek fırsatı bu şehirde yakaladım burada… Yanı sıra; insanın manevi yönlerini de güçlendirecek önemli bir şehir burası… Ayrıca; manevi yönden çok zengin bir yer… Camiler, müzeler…  Sosyal yönden hiçbir yerde bulunmayan hayranlıkla ziyaret edilebilecek saraylarımız, sergiler var. Yaşayan bir şehir İstanbul… Okul gibi, kitap gibi…  Akıcı bir roman olur ya; daha okuduğunuz sayfa bitmeden diğer sayfaları merak edersiniz, benim için bu şehirde yaşamak da öyle…

Gezebildiniz mi?

Pandemi dolayısıyla küresel olarak tüm dünyada çok fazla özgür kalamasak da kontrollü sosyalleştik. Ben de olabildiği ölçüde bu şehri bu çerçevede yaşıyorum. Belirttiğim gibi müzikle çok daha içli dışlı oldum. Evde hayat var dönemim tamamen müzik çalışmalarımın yoğunluğunu arttıran,  üretkenliğimi destekleyen zamanlar oldu.

 Dinleyici yorumları, mesajları ulaştıkça ne hissediyorsunuz?

Çok mutlu oluyorum. Çok utanıyorum da hemen kızarıyorum… Hiç tanımadığınız insanlarla, hiç beklentisiz, karşılıksız, beklentisiz gerecek sevgiyi hissediyorum. Sizi sevenlerle duygulu bir müzik köprüsü olduğunu görüyorum. Aynı şarkıyı farklı kalplerden farklı yaşanmışlıklarla söylenmesi, dinlenmesi gerçekten tarifsiz güzel bir his…

Kendinize güveniyor musunuz?  

Evet… Bir kere kendimle barışık bir insanım… Kendimi seviyorum ve olduğum gibi kabul ediyorum. Kusurlarım da olabilir kabul ediyorum. Hiç bir insanın kusursuz olamayacağını biliyorum. Bu duygu ve düşünce yapısında olduğum için güçlü bir özgüvene sahibim. Yaşadığım olaylar bugüne kadar olan güçlükler, var olan özgüven duygumu zaman içinde daha da geliştiriyor. Ayrıca; her insanı da olduğu gibi kabul ediyorum.

İmaj danışmanınız var mı?

Evet var. Sevgili Rana Büyük; hem styling’imi yapıyor, hem de bana bu konuda öneriler veriyor.  Sadelik seviyorum. Klasik olanı da seviyorum.

Seslendirdiğiniz şarkıları hazırlarken, seçerken, yaparken en çok neye dikkat edersiniz? Şarkı söylerken de, yaparken de keyif almanız, o duyguları yaşıyor olmanız, hissetmeniz önemli… Diğer önemli olan ise aynı duyguları, dinleyicinin bulunduğu taraf iletebiliyor olmanızdır. Dolaysısıyla dinleyicilerimin sevebileceği aynı zamanda benimde okurken keyif aldığım şarkıları seçmeye çalışıyorum. Bu hususlar da hassasım…

 Müzik dışında başak bir alanda olmayı düşünür müsünüz? Oyunculuk ya da mesleğiniz olan öğretmenlik gibi…

Müzik benim hayatım… Büyük konuşmayı sevmiyorum. Zaman ne armağan eder, gelecek ne getirir onu da bilemiyorum. Aslında bakarsanız ne kadar planlı yaşamaya çalışsanız da; an ne getirirse ona teslim oluyoruz hepimiz. O anı yaşamak durumunda kalıyorsunuz.  Ve o anda geçiyor zaman… Dilerim ben hep müzikte kalırım, orada büyürüm. İnsanlara şarkılarımla, müziğimle dokunurum. Dolayısıyla gelecek ne getirir bilemeyiz ama şuan oyunculuk düşünmüyorum. Öğretmen oldum. Benim için eğitim hep kendi içimde devam edecek. Çünkü; eğitim- öğrenim bana göre hayatın her anında ve her yaşta sürecek, olacak bir olgu. Kendi içimde ondan kopmam. Kendimi geliştiririm. Gelişime hep açığım…

Sizce bu parça neden bu kadar sevildi?

Mesaj veriyordu… Cesaretli olmayı anlatmaya, yansıtmaya çalışan cümlelerdi. Bunu da “Acılara yürüyor Korkmuyorum” diyordu…  Ayrıca; bu sözler akılda kalacak türdeydi. Bunların hepsi sevilmesi için bir artı oldu. Şarkının hem slow hem de hareketli versiyonuna uyması da ikinci bir artı oldu olumlu yönde… Doğal olarak sevildi.  

Üzerinde çalıştığınız yeni çalışma nedir? Biraz bahseder misiniz?

Kıymetli Prodüktörüm deneyimli ve sevilen isim Erol Köse ve ben sürprizlere bayılıyoruz. Biz de dinleyicilerime bir sürpriz hazırlıyoruz diyelim… Sürpriz…

Oyunculuk düşünür müsünüz ya da mesleğiniz olan öğretmenlik?

Hayat sürprizlerle dolu… Ne kadar profesyonel ya da amatör olursanız olun; nasibinizde olanla harekete geçiyorsunuz. Çocukluğumdan beri gönlümde yatan şarkı söylemek oldu. Hayatım müzikle geçiyor.  Bu alanda ilerlemek hedefim. İnsan sevdiği işi yaptığında var olduğunu kanıtlayabiliyor. Bu alanda ilerlemek ve başarılı olabilmek için elimden gelen her şeyi yapmak istiyorum. Eğitim benim için hayat boyu yenilenme anlamına gelmektedir… Bu konuda da kendimi her daim yenilemeye, geliştirmeye açığım. Bu taraf bu şekilde bende kalır ve kendimi geliştirmek üzere kendi içimde devam eder.
Bu hayatta en çok neye değer verirsiniz?

Ailem… 

Sizi en çok ne üzer?

Aldatılmak… Değer verdiğim, güvendiğim birinin bana aynı değeri vermediğini anlamış olmak. Güvenimi sarması, inandığım bir insanın yanlış yapması beni çok üzer. Ben birine bana güvenebilirsin diyorsam bunu asla sarsmam, hata yapmam.. Karşı taraftan da kim olursa olsun aynı tavrı, yani güvenimi sarmamasını beklerim.

İdolünüz var mı?

Büyük bir Ebru Güneş hayranıyım. Sesini ayrı beğeniyorum, güzelliğini ayrı… Tarzı, tavrı kimseye benzemiyor.

 Yerli, yabancı şarkıcılardan en beğendiğiniz birkaç isim vermenizi istesek…

Yabancı şarkıcılardan Anne Marie’yi çok beğeniyorum. Yerli şarkıcılardan ise Ebru Gündeş, Sezen Aksu, Yıldız Tilbe, Mustafa Sandal ve Tarkan…

Onları sosyal medyadan da takip ediyor musunuz?

Elbette hem onları hem de sevdiğim birçok yerli yabancı ünlüyü takip ediyorum.  

Sizce sizi kıskananlar oldu mu?

Başarılı olan her insanın kıskanıldığı gibi maalesef bana da aynı duyguları besleyen insanlar oldu. İşlerime daha sıkı sarılma daha çok çalışma ile karşılık veriyorum böyle durumlara…

Kariyer planınızda ne var?

Yolun çok başındayım. Daha yirmi bir yaşındayım. Şarkıcılık konusunda kendimi geliştirmek ve yaptığım işleri daha büyük kitlelere duyurmak kariyer planımın değişmeyecek temel taşı…

Sizce başarının sırrı nedir?

Önce disiplin ve azim daha sonra ise yapılan işi karşılık beklemeden yapmak.