Yazılar

Pandemi sonrası 2020 seyahat tercihleri değişti

Pandemi sonrası 2020 seyahat tercihleri değişti

Uçak ve Otobüs Bileti Sitesi Enuygun, seyahat alanındaki araştırmalarına bir yenisini daha ekleyerek, pandemi süreci ve 2020 yılında müşterilerinin seyahat tercihlerini analiz etti. Analize göre; 2020 yılında yurt içinde en çok uçak ve otobüs bileti alınan şehir İstanbul, yurt dışı için en çok uçak bileti alınan ülke Almanya, yurt içi en çok seyahat eden şehirler ise İstanbul, İzmir, Ankara oldu. 2020’de seyahat edenlerin yüzde 63’ü erkek, yüzde 37’si kadın yolculardan oluştu. Pandeminin gölgesinde ilerleyen sektörde 2020 yılında en erken otel rezervasyonu 279 gün önce yapıldı. Satılan en pahalı uçak bileti 59 bin TL, en pahalı otobüs bileti 400 TL, yapılan en pahalı otel rezervasyonu ise 13 bin TL olarak açıklandı.

Verilerine göre, en yüksek uçak ve otobüs bileti satışı Ocak ayında gerçekleşti. Yurt içinde en çok uçak bileti İstanbul’a, otobüs bileti ise Ankara’ya alındı. En çok seyahat eden şehirler ise sırasıyla İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya ve Adana oldu. Türkiye’den en çok uçak bileti alınan ülke ise Almanya olurken, sırasıyla en çok Ukrayna, Azerbaycan, Fransa ve İngiltere’ye seyahat edildi. Türkiye’ye seyahat eden ülkelerin başında Almanya ve Ukrayna yer alırken, Azerbaycan, Fransa ve Hollanda da ülkemize en çok seyahat eden ülkelerin başında geldi.

2020’de en çok erkekler seyahat etti

2020’de en çok erkekler seyahat etti. Seyahat edenlerin yüzde 63’ünü erkekler, yüzde 37’sini ise kadınlar oluşturdu. 2020’de en çok seyahat eden yaş grubu ise 25-35 yaş aralığı oldu.

En erken otel rezervasyonu 279 gün önce yapıldı

2020 yılında en çok konaklama yapılan şehirlerde ise İstanbul, Antalya, İzmir, Ankara ve Muğla başı çekti. Aynı anda en fazla 6 kişilik otel rezervasyonu yapılırken 12 kişilik uçak bileti ve 4 kişilik otobüs bileti satın alındı. Çocuklu ailelerin en çok tercih ettiği destinasyonlar arasında ise ilk üç sırayı İstanbul, İzmir ve Antalya aldı.

Kullanıcıların bilet aldığı zamanlar incelendiğinde; kadınların uçak biletini ortalama 9 gün, erkeklerin ise 6 gün önceden almayı tercih ettiği gözlemlendi. En erken otel rezervasyonu ise 279 gün önce yapıldı. Seyahat severler en çok 11:00 – 12:30 saatlerinde uçmayı tercih etti.

Covid-19 seyahat sıklığını etkiledi

Kullanıcıların yüzde 35’i Covid-19 salgını başlamadan önceki son 3 yıl içerisinde seyahat sıklığını “yılda 1-2 kez” olarak ifade ederken; yüzde 32’si bu sıklığı “yılda 3-4 kez” olarak belirtti. Covid-19 salgını başladıktan sonra, her 10 görüşmeciden 8’i kişisel/turistik veya iş amaçlı en az 1 kez seyahat gerçekleştirdi. Salgın sonrasında gerçekleştirilen bu seyahatler içerisinde kişisel seyahatler öne çıktı.  Covid-19 salgını başlamadan önceki son 3 yıl içerisinde gerçekleştirilen seyahatlerde, ilk 3 ulaşım aracı sırasıyla uçak, otobüs ve şahsi araç oldu. Salgın sonrasında ise şahsi araç kullanım oranı, uçak ve otobüs kullanım oranlarına göre artış gösterdi.

En uzun aktarma süresi 34 saat oldu

İçinde bulunduğumuz gündem nedeniyle pandeminin ilk döneminde uçuşlar ertelendi, buna bağlı olarak vatandaşlar biletleri iptal etti ya da açığa aldı.

Bilet İptal Güvencesi ile en fazla tasarruf rakamı 17.570,75 TL oldu.  4 kişilik bir aile en yüksek yurt dışı uçak bileti için toplam 59 bin TL ödedi. Bu yıl satılan en pahalı otobüs bileti ise 400 TL, en pahalı otel rezervasyonu ise bir yetişkin için 13 bin TL olarak açıklandı. En uzun aktarma bekleme süresi de 34 saat ile New York- Pekin arasında gerçekleşti.

Rus tur operatörü İngiltere pazarına giriyor

Rus tur operatörü İngiltere pazarına giriyor

Rus tur operatörü Biblio Globus, Güney Kıbrıs programıyla İngiltere pazarındaki faaliyetlerine başlayacak.

Rusya’nın önde gelen tur operatörlerinden Biblio Globus, “Biblio Travel” alt markasıyla İngiltere’de Güney Kıbrıs’a yönelik tatil satışlarına başlayacak. Biblio Travel’ın yönetiminin başında Olympic Holidays’in eski CEO’su Clare Tobin yer alacak.

Travel Trade Gazette’den Gary Noakes’un haberine göre, Biblio Travel’ın web sitesi yeni yılda yayına girecek.

Biblio Travel, Moskova merkezli Biblio Globus’un İngiltere’deki yan kuruluşu olarak ana şirketin 41 milyon Sterlin’lik desteğiyle faaliyetlerine başlayacak.

İLK DESTİNASYON GÜNEY KIBRIS OLACAK

Yeni kurulacak tur operatörünün faaliyet alanı, ana destinasyonu Biblio Globus’un da operasyonlarının en yoğun olduğu destinasyonlardan Güney Kıbrıs olacak.

3 KENTTEN UÇUŞ DÜZENLEYECEK

Biblio Travel, Londra Heathrow ve Londra Gatwick, Manchester, Birmingham havalimanlarından Güney Kıbrıs’a charter uçuşları düzenlemeyi planlıyor.

Olympic Holidays’in eski CEO’su Tobin, Güney Kıbrıs’ın “İngiltere pazarına girmek için önemli ve kilit destinasyon” olduğunu söyledi.

İngiltere pazarından Güney Kıbrıs’a yönelik kapasite, son iki sezonda Thomas Cook’un iflası ve diğer tur operatörlerinin kapasitelerini azaltma kararıyla önemli oranda düşüş yaşadı.

Biblio Travel, “satışların % 90’ından fazlasının” acente kanalında gelmesini beklediğini açıkladı.

Biblio Globus, üç milyon yolcuyla Rusya’nın en büyük operatörleri arasında yer alıyor.

Anex Group’un 2021 Türkiye programının ilk detayları belli oldu

Anex Group’un 2021 Türkiye programının ilk detayları belli oldu

Anex Group’un, Almanya pazarı için önde gelen Akdeniz destinasyonlarına yönelik 2021 yaz sezonu programının ilk detayları belli oldu.

Almanya’da Anex Tour, Bucher Reisen ve Öger Tours markalarıyla hizmet sunan Anex Group, Akdeniz’deki başlıca destinasyonları (Türkiye, İspanya, Yunanistan ve Mısır) için 2021 yaz sezonuna yönelik otel ve uçuş programının yüzde 95’ini rezervasyona açtığını duyurdu.

Anex Tour, Bucher Reisen ve Öger Tours tur operatörleri Antalya’da 419, Ege ve Bodrum’da 30, Dalaman’da 25 olmak üzere 2021 yaz sezonunda toplam portföyündeki 504 otelde tatil paketleri sunacak.

TÜRKİYE’DE 5 NOKTAYA UÇACAK

Anex Group, ilk etapta üç markasıyla İzmir, Bodrum, Dalaman, Gazipaşa ve Antalya’ya toplam 560 uçuş planlıyor.

ANEX GROUP’UN YUNANİSTAN PROGRAMININ DETAYLARI

Anex Tour ve Bucher Reisen, Yunanistan’da ise portföyündeki 340 otel için tatil paketi sunacak. Alman tur operatörünün Yunanistan’daki otel portföyünün dağılımı şu şekilde: Girit’te 211 otel, Rodos’ta 119 otel ve Kos’ta on yeni otel.

Anex Tour ve Bucher Reisen, havayolu firmaları Condor, Corendon, Eurowings ve Sundair ile Almanya’nın sekiz havalimanından haftada 16 sefer gerçekleştirmeyi planlıyor.

2021 YAZ SEZONU İSPANYA PROGRAMI

Anex Group, “Anex Tour” ve “Bucher Reisen” markalarıyla 2021 yaz sezonunda Mallorca’da Iberostar Alcudia Park, Prinsotel La Dorada, Protur Biomar ve Protur Sa Coma Playa dahil on yeni otelde tatil imkanı sunacak.

Balear Adaları’nda ise iki marka aracılığıyla toplamda 140 otelde rezervasyon yapılabilir.

Tenerife Adası programında ise, Hotel Best Jacaranda, Iberostar Bougainville Playa ve Be Live Experience La Nina otellerinin de aralarında bulunduğu toplam altı otel var.

Diğer yandan Anex Group’un 2021 yaz programı kapsamında Gran Canaria’da 34, Fuerteventura’da 33 otel yer alıyor.

Önümüzdeki birkaç hafta içinde İspanya programına daha fazla otel ilave edilecek.

Her üç markayla da (Anex Tour, Bucher Reisen ve Öger Tours) rezervasyon yapılabilen Mısır destinasyonu için Kızıldeniz’de 130 otel seçeneği bulunuyor.

Almanya’da kısıtlamalar 11 Ocak’a kadar uzatıldı

Almanya’da kısıtlamalar 11 Ocak’a kadar uzatıldı

Almanya’da koronavirüs salgınına yönelik olarak uygulanan kısmi kapanma önlemleri 11 Ocak’a kadar uzatıldı. Başbakan Merkel vefat sayılarının çok yüksek olduğunu belirterek “Hedefin hala çok uzağındayız” dedi.

Deutsche Welle’de yer alan habere göre, federal hükümet ve eyalet yönetimlerinin Çarşamba günü düzenlediği toplantıda alınan karar uyarınca 2 Kasım’da ay sonuna kadar devam etmek üzere yürürlüğe sokulan ardından süresi 20 Aralık’a kadar uzatılan kısıtlamalar 11 Ocak’a kadar kaldırılmayacak.

Sokak lezzetleriyle ünlü şehirler

Sokak lezzetleriyle ünlü şehirler

Bir bölgenin kültürünü ve coğrafyasını en iyi şekilde keşfetmenin yolu meşhur lezzetlerinden geçiyor. Özellikle de şehirlerin sokak yemekleri, toplumun damak zevkinin kültürle birleşmesinin bir ürünü. Ayrıca sokak lezzetlerinin peşine düşmek, şehirde yaşamanın nasıl olacağını görebileceğiniz bir kapı görevi de görüyor. Peki, hangi şehir hangi sokak lezzetiyle meşhur hiç merak ettiniz mi?

Yeni yerler keşfederken gittiğimiz yerin sadece meşhur binalarını ya da meydanlarını değil, yöresel yemeklerini ve sokak lezzetlerini de keşfetmeliyiz. Gittiğimiz şehirlerde karşımıza çıkan sokak tezgâhlarından aldığımız ve ayaküstü karnımızı doyurduğumuz bu lezzetler her zaman bir başka olmuştur. Peki, hangi şehir hangi sokak lezzetiyle meşhur?

İstanbul

İstanbul’da yaygın bir sokak lezzeti kültürü bulunuyor ama şehirle en çok özdeşleşen sokak lezzeti, ıslak hamburger. İstanbul’un bir diğer gözde lezzeti ise balık ekmek. İstanbul’a gelip de Eminönü’nde balık ekmek yememek pek mümkün değil! Midye dolma da bu iki lezzetin peşi sıra gelen bir sokak lezzeti. Midye dolma Türkiye’nin birçok şehrinin en hareketli sokaklarında bulabileceğiniz bir lezzet ama İstanbul’da yemenin tadı da bir farklı oluyor. Midye tezgâhının başında bol limonla kaç tane midye yediğinizi unutabilirsiniz. Tabii İstanbul sokaklarında gezerken kokorecin, tatlı olarak ise şambali ve halka tatlısının da mutlaka tadına bakmalısınız.

Berlin

Almanya Sokak lezzetleriyle oldukça meşhur bir ülke. Özellikle de currywurst, tüm dünyayı etkisini altına almış bir sokak lezzeti. Sosisle hazırlanan bu sokak lezzetinin en önemli özelliği sosislerin piştikten sonra körili ketçapa bulanması. Körili ketçapta bekleyen sosisler kâğıt tabaklara konurken üstüne tekrar köri serpiştiriliyor ve unutulmaz bir tat ortaya çıkıyor. Almanya’ya gittiğinizde mutlaka bu lezzeti deneyimlemelisiniz. Berlin sokaklarında en çok görebileceğiniz diğer bir lezzet ise döner. Türklerin Almanlara kattığı lezzet olan döner, genelde hem turistler hem de Almanlar tarafından çok sık tercih ediliyor.

İzmir

Kendine has lezzetlere sahip İzmir’de ilk akla gelen sokak lezzeti gevrek ve boyoz. Gevrek simitle karıştırılsa da pişirilme tarzıyla farklılaşan bir tat. Boyoz ise sabahın erken saatlerinde sıcacık ve çıtır çıtır satılan bir İzmir klasiği. Boyozun en sıkı dostu ise haşlanmış yumurta. Genelde boyoz ve haşlanmış yumurta birlikte satılıyor. Boyoz kadar meşhur bir diğer sokak lezzeti ise lokma tatlısı. İzmir sokaklarında yürürken kocaman kazanlarda lokma hazırlayıp dağıtan insanları görebilirsiniz.

Brüksel

Patates kızartması cenneti olarak tabir edebileceğimiz Brüksel sokaklarında külahta patates kızartmaları satılıyor ve sokakları turlarken neredeyse tüm turistlerin elinde külahlar görebilirsiniz. Sos olarak dilediğiniz miktarda ketçap ve mayonez alabiliyorsunuz ve elinizde o külah varken Brüksel’de gezmenin tadı iki katına çıkıyor. Brüksel sokaklarına adım attığınızda buram buram kokusuyla sizi büyüleyecek bir diğer lezzet ise waffle. Brüksel’deki waffle Türkiye’de alıştığımızdan farklı. Dikdörtgen şeklindeki waffle hamuru altın renginde ve karamelize şeker nedeniyle çıtır çıtır. Ayrıca genelde Türkiye’de yediğimiz gibi üstüne bir sürü farklı malzeme konmuyor. Erimiş çikolata, biraz krem şanti ve mevsim meyveleriyle hazırlanan klasik hali en çok tüketilen. Ancak tabii turistik sebeplerle birçok farklı türde de yapılıyor.

Atina

Yunanistan mutfağını düşününce aklınıza ilk olarak mezeler, deniz ürünleri ve uzo geliyor ama ülkede sokak yemekleri kültürü de oldukça zengin. Tüm ülkeyle özdeşleşen en ünlü sokak yemeği souvlaki. Kebap şişe benzeyen souvlaki oldukça lezzetli. Atina’da yiyebileceğiniz bir diğer sokak lezzeti ise koulouri yani simit. Simit arabalarında ya da simitçilerin kafalarında taşıdığı tepsilerde satılan koulouri yiyerek Atina sokaklarını keşfe çıkabilirsiniz.

Bangkok

Bangkok, diğer dünya şehirleri arasında en iyi sokak lezzetlerine sahip şehir olarak biliniyor. Şehrin birçok yerinde sıra sıra dizilmiş tezgahlarda Tayland’a özgü birçok yemeği bulabilirsiniz. Özellikle Zafer Anıtı’nın çevresinde kurulan tezgahlar, en popüler olanları. Tabii ki Bangkok sokaklarında yemek yerken hijyen konusunda ekstra dikkatli olmanızda fayda var. Hijyen konusunda emin olduktan sonra yer fıstığı, arpacık soğan, biber gibi lezzetlerle hazırlanıp pilavla birlikte verilen satay, deneyebileceğiniz lezzetlerden biri. Bunun yanında birçok farklı noodle çeşidi de Bangkok sokaklarına kurulan tezgahlarda sizi bekliyor. Bunlar dışında çırpılmış yumurtayla balık sosunun yağda kızartılmasıyla elde edilen Khao Khai Jiew gibi Tayland’a özgü birçok farklı lezzeti de bulabilirsiniz.

Enuygun.com

Bob Marley’in ülkesi “Jamaika”

Bob Marley’in ülkesi “Jamaika”

Jamaika, Amerika kıtasında, Küba’nın güneyinde, Büyük Antiller’de yer alan bir Karayip ada ülkesidir.

Yüzölçümü, 10.990 km², sahil şeridi, 1.022 km dir. İkliminde; tropikal, sıcak, nemli hava etkindir; iç kısımlarda ise ılıman iklim görülür. Tropikal bir cennet olan bu ada ülkesinin arazisi çoğunlukla dağlıktır. Karayiplerin üçüncü büyük adası olan Jamaika, aynı zaman eşsiz kahve çekirdeklerinin üretildiği Blue Mountain’a ev sahipliği yapar. Kahveseverlerin favorileri arasında yer alan Blue Mountain çekirdekleri, sınırlı üretim kapasitesi ve kendine özgü aroma ve tadından dolayı en pahalı kahve çekirdekleri arasına yer alır.

’nın başlıca şehirleri Kingston, Portmore, Spanish Town, Mandeville, Ocho Ríos, Port Antonio, Negril ve Montego Bay’dir. Kingston ayrıca dünyanın yedinci büyük doğal limanına ev sahipliği yapar. Kristof Kolomb 5 Mayıs 1494 yılında adaya ulaştığında “Gözlerimin gördüğü en güzel ada” olarak tariff etmiştir. Kolomb adaya “Santiago” adını vermiştir ancak adanın yerlileri tarafından kullanılan Xaymaca, “Jamaica” olarak kullanılmaya devam etmiştir. Adaya yerleşen İspanyollar, neredeyse tüm yerli halkı öldürmüşlerdir. Ada 1655 yılında İngiltere egemenliğine geçince, adadaki İspanyollar sürgün edilmiş, yeterli kolonileşme sağlanamadığı için de değerli şeker üretiminde kullanılmka üzere Afrika’dan çok sayıda köle getirildi. Günümüzde Jamaika halkının büyük çoğunluğu bu sebeple Afrika kökenlidir.

Adada resmi dil İngilizcedir ancak yerel halk kreyol bir dil olan Jamaika Patoisi lehçesini konuşmaktadır (Birden fazla dilin birleşmesiyle oluşmuştur)

Jamaika aynı zamanda Reggae müziğinin efsanesi Bob Marley’in de vatanıdır. Jamaika’ya gittiğiniz Bob Marley Müzesi’ni de ziyaret etmeyi sakın unutmayın. Jamaika’daki diğer ziyaret edilmesi gereken yerler Kraliyet evi, Aziz Cathrine Katedrali, Ulusal Galeri, Fern Gully, Mavi (Blue Mountains) ve John Crow Dağları milli parkı, Crocodile Pond (Timsah Göleti), Long Bay ve tabi ki Karayip Korsanları efsanelerine konu olan meşhur Port Royal’dir.

Bu güzel cennetten bir köşe adaya ne yazık ki Türkiye’den direkt ulaşım imkanı yoktur. Bunun için Amerika, Küba ya da Avrupa ülkerinden aktarmalı uçuş yapmanız gerekecektir. Jamaika Türkiye vatandaşlarına vize uygulamıyor olsa da, aktarma yapacağınız ülkeye giriş için vizeniz olduğundan emin olun. Jamaika ulaşmanın bir diğer yolu da deniz seferleridir ve birçok gemi tatili paketinin içinde yer almaktadır.

Ferhat Kaan Şahin pausedergi@gmail.com

TROYA ANTİK KENTİ

TROYA ANTİK KENTİ

Efsaneleri, aşk ve kahramanlık destanı ile anılan; Troya’ nın gizemli mitolojik hikayesini sizlerle paylaşmak istedik.

Troya antik kenti; Çanakkale, Tevfikiye köyü sınırları içinde bulunuyor. Şehrin Anadolu ve Avrupa yakaları olması sebebiyle, Asya kıtasında yer almaktadır. Binlerce yıllık geçmişi ile dünyada hep merak edilen çalışmalar yapılmış bir bölgedir. İlk yerleşimin M.Ö. 3000 yıllarında olduğu düşünülmektedir. Dönemi itibariyle şehir devletlerin kurulduğu dönemlerde varlığını sürdürmüştür. Şehir yangınlar, savaşlar ve deprem sebebiyle dokuz kez yeniden kurulduğu araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir. Şehrin kurucuları ise ilk yerleşim sağlayan Dardanos kral soyundan gelenler olmuştur. Rivayete göre şehrin kuruluş efsanesi; Dardanos kraliyet ailesinden olan İlos katıldığı bir yarışmada benekli bir inek kazanır. Şehrin bilicileri İlos’ a ineği serbest bırakmasını ve ineğin ilk mola verdiği bölgede bir şehir kurmasını öğütlerler. İlos, öğüdü dinlemiş ve serbest bıraktığı ineği Hisarlık Tepesi’nde oturmuştur. Bu sebeple İlos’un burada bir şehir kurup şehre İlion adını verdiği rivayet edilir.”

Yüzyıllar sonra; Antik şehrin keşfediliş hikayesi de Homeros’ un eserleri sayesinde olmuştur. Heinrich Schliemann, adında Alman tüccar ve amatör arkeolog’ un İlyada’ yı defalarca okuması ve bölgeye yönelik merakı sonucu kişisel girişimi ile 1868 yılında ilk kazılar başlamıştır. Tabii ki bu merakının masum olmadığı biliniyor. Yaptığı kazılarda bölgeden çıkan kıymetli tarihi eserleri yurtdışına kaçırdığı anlaşılmıştır.

Troya antik kenti arkeolojik kazılardaki bulgulara göre; Çanakkale Boğazı’nın güney girişine yaklaşık 4,8 kilometre mesafedeki Hisarlık adlı bir tepeciğin üzerinde yer almaktadır.  Şehrin kuruluşu sonrası güçlü bir devlet olması sebebiyle, devasa surlara sahip iç kalesiyle nüfuzlu bir şehir olduğu bilinmektedir. Kazılarda Troya’nın bin yıllık dönemi süresince defalarca yıkılıp yeniden inşa edildiği tespit edilmiştir. Gelişmiş ve bölgesinde önemli bir şehir olarak varlık gösterirken, savaşlar veya doğal afetler ardından harabeye dönüşü kentin tarihinde yer almaktadır. Orta Çağ dönemine dek, Troya’nın inişlerle ve çıkışlarla dolu öyküsünün devam ettiği anlaşılmaktadır. Bölge dönemi itibariyle dünyaya yön veren hükümdarlar tarafından saygınlık görmüş bir merkez olmuştur. Savaş sonrası şehirden ayrılıp Roma imparatorluğunun kurulduğu topraklara giden Aeneas’ in, Roma’nın efsanevi kurucuları Romulus ve Remus’un atası olduğuna inanılmıştır. Bu sebeple Roma İmparatorlarının hep saygı duyduğu bir bölge olmuştur. Makedonya’ nın kurucusu döneminin güçlü imparatorlarından; Büyük İskender (MÖ 356-323) bölgeye duyduğu saygıdan dolayı önem vermiştir. Troya’yı yeniden eski ihtişamına getireceğine yemin edip, şehrin yeniden imarı ve vergiden muaf tutulması emrini vermiştir.

Troya Savaşı’na ait hikayelerden esinlenerek yaratılmış film vizyona girmesi ile son dönemlerde büyük ilgi görmüştür.

Bugüne gelirsek; günümüz arkeologları ve tarihçiler Homeros eserinde anlattığı savaşın gerçekten yaşanıp yaşanmadığı, zamanını ve nasıl gerçekleştiğini belirleme çabaları sürüyor. MÖ 1300 yılı civarında savaşın gerçekleştiğidir. Yıkıntılar arasında mancınık bulunması savaşın bu zamanda geçtiğine işaret etmektedir. Savaşın daha sonra, MÖ 1190 civarında gerçekleşmiş olması da ihtimaller dâhilindedir. Bu tarihe gelindiğinde Troya yeniden inşa edilmiş ama şehir, Akdeniz’deki birçok benzeri gibi saldırıya uğramış ve tarumar edilmiştir.

Kazıların 1865 yılından bu yana sürdüğü Troya’da şehrin mimarisi ve hazineleri gün yüzüne katmanlar halinde çıkmaktadır. Arkeologlar 4 bin yıldan da eski dönemde Troya’nın büyük bir refah içinde yaşadığını artık biliyorlar. Hükümdarların bıraktığı devasa hazineler arasında binlerce altın yüzüğün yanı sıra altın, gümüş, elektrum, bronz, bakır kaplar ve birçok silah bulunmaktadır.

Efsanevi şehir Troya antik kenti kazılarında bulunan eserler 2018 yılında hizmete açılan Troya Arkeloji müzesinde sergilenmektedir.

Efsanesi:

Troya’ da yaşananları MÖ 800 yılında yaşamış olan İonia’ lı (İzmir çevresi) Homeros’ un İlyada ve Odysseia eserlerinden biliyoruz. M.Ö. 1180’e tarihlenen Troya Savaşının anlatıldığı eserlerinde; Sparta Kraliçesi Helen, bir düğün nedeniyle şehre gelen eski Troya Prensi Paris’ e gönlünü kaptırır. Paris’ in babası Troya kralı iken, Zeus babasını cezalandırarak krallığı elinden almış ve Paris’ i İda dağlarında çoban yapmıştır.

Aşkın başlangıç hikayesi ise; Kral Peleus ile deniz tanrıçası Thetis’in düğünleri sırasında güzellik tanrıçası Afrodit, kraliçe Helen, Zeus’un kızı Athena ve Zeus’un eşi Hera, düğüne çağrılmayan nifak tanrıçası Eriş tarafından masalarına atılan, üzerinde “en güzele” yazılı altın elma için harekete geçmeleridir. Altın elma paylaşılamayınca kavga çıkar. Bu durum üzerine Zeus, seçimi Paris’ in yapmasını ister. Bu rekabet yüzünden masada ki kadınlar Afrodit, Athena ve Hera, Paris’ e vaatlerde bulunurlar. Paris, Helen’ i en güzel kadın olarak seçer. Evli olan Helen ile aralarında bu olaydan sonra yasak aşk başlar. İki aşık, Troya’ ya kaçarlar yani Antik Yunan’ dan, Asya’ ya kaçmışlardır. Sparta Kralı kendisini küçük düşüren bu olayı temizlemek için kardeşi Mykene kralı Agamemnon’ un başında olduğu Akha ve birleşik Antik Yunan ordusunu karşı kıyıya gönderir. Troya’yı savunmak için ise Troya Kralı Priamos’un oğlu Hektor’ un komuta ettiği, Anadolu’ dan gelen askeri birlikler ile savunma sağlanır. Helen’ i geri almak için harekete geçen ordular ile başlayan savaş on yıl sürer. Yıllarca süren savaşta, yorulurlar ve birbirlerine karşı üstünlük sağlayamazlar.

Akha ordusu, Kral Odysseus’un fikrini geçekleştirerek savaşın sonunu getirirler. Bugünde şehrin simgesi olan; devasa bir tahta bir at inşa ederler. İçerisine Odysseus ve seçkin askerler gizlenirler. Gece karanlığında tahta atı barış sembolü olarak Troya’nın kapısına bırakılır. Çekildikleri söylenen diğer askerleri taşıyan gemiler Bozcada arkasında kalan bölgeye saklanırlar. Savaş yorgunu, barış arzusunda olan Troyalılar; sessizlik üzerine karşı tarafın geri çekildiğini ve barış için tahta at bırakıldığına inanırlar.  Barış için bırakılan tahta atı surların içine alırlar. Gece yarılarına kadar barış kutlamaları içi şarap içip eğlenip sızarlar. Bu sebeple savunmasız kalan şehrin kapıları, atın içinden çıkan Akhalı savaşçıların saldırısı ile açılır. Savunmasız kalan Troya’nın surlarına yönelen Akha ordusunun saldırısı ile Troya şehri tamamen harabe haline gelir. Troya’ da taş, taş üstünde bırakılmadan yakılıp, yıkıldığı büyük felaket yaşanır. Bu son pusu içeren darbe ile Troya şehri ve Paris’in sonu gelmiş olur.

 

Paris’ in babasının elinden krallığın alınması ile ilgili sözü edilen kehanet gerçekleşir.

Zeus’ a iletilen kehanete göre, Paris’ in babasının yönettiği şehir yerle bir olacaktır. Bu yüzden krallık ellerinden alınmış ve Paris dağlara sürülmüştür. Bu savaş ile birlikte Troya kehanet edilen kaderini yaşamış olur. Savaş sırasında Zeus zaman, zaman her iki tarafı da desteklemiştir. Bu konuda kendisini en çok etkileyen eşi Hera olmuştur.

Zaferi kazanan Menelaos, eşi Helene’yi alarak Yunanistan’a doğru gemisi ile yolculuğa çıkar.

Yıllar süren savaşa neden olan kraliçe Helen’e olan iki erkeğin tutkusu neden olması sebebiyle; savaş sırasında Menelaos ve Paris düello yapmak istemişlerdir. Bu sayede savaşın uzamadan bir sonuca varması düşünülmüştür. Düello sonucunda kazananın ödülü Helen’e sahip olması ve savaşın bitişidir. Düelloyu istemeyen Zeus’ un eşi olan Afrodit’ in müdahalesi ile düello gerçekleşmez.

Homeros’un İlyada ve Odysseia epik şiir eserleri dilimize harika bir tercüme ile çevrilmiştir. Okurken elinizden bırakamayacağınız sürükleyici, etkileyici düşündürücü bir üsluba sahip eserlerdir.

Truva ören yeri milli park sınırları içerisinde yer almaktadır. Truva, dünyanın önemli medeniyetlerinden Roma imparatorluğunun başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Bölgeye yaptığınız ziyarette; savaş kalıntıları ve surları incelemek geçmişin mitolojik hikayelerine keyifli bir yoluculuk yaptıracaktır. Mitolojide bahsi geçen tahta Truva Atı ise Çanakkale şehir merkezinde ziyaret edilebilmektedir.

 

Troya Müzesi ve Ören Yeri Hakkında:

Tevfikiye Köyü, Çanakkale: Telefon: 0 286 283 00 61

Ulaşım: Araç ile yolculuk da; Çanakkale – Ezine istikametine devam edilirken, Çıplak köyü istikametine devam edilmesi ile ulaşılmaktadır. Truva antik kentine şehir merkezinden kalkan dolmuşlar ile ulaşım mümkündür.  Şehir merkezine 30 km mesafededir.

Murat Söker  e-posta: neexss@gmail.com

Setur’da erken rezervasyon fırsatları başladı

Setur’da erken rezervasyon fırsatları başladı
Türkiye’nin önde gelen turizm şirketlerinden Setur, erken rezervasyon fırsatlarında %50’ye varan indirimlerle farklı tatil alternatifleri sunuyor. World özellikli kredi kartlarına özel 18 aya varan taksit imkanı veren Setur, tatil severlere hijyen sertifikalı güvenilir otellerden oluşan farklı seçenekler ve satın alınan konaklamalarda 72 saat öncesine kadar para iade güvencesi de sağlıyor.

Birçok farklı tatil seçeneği için çeşitli avantajlar yaratıldı
Erken rezervasyon kampanyası ile tatil severlere 2021 yazında Bodrum, Belek, Kemer, Çeşme, Fethiye, Side gibi ana destinasyonlara ek olarak, Selimiye, Bozburun, Datça, Cunda, Akyaka, Kaş, Kalkan gibi birbirinden güzel butik otellerin olduğu destinasyonlarda güvenilir ve fiyat avantajlı tatil imkanı sunduklarını belirten Setur Turizm Operasyon Direktörü Oktay Temeller, “Setur olarak, tatilcilerimizin güvenliğini her şeyin önünde tutuyoruz. Gerekli sertifikasyonlara sahip otellerle çalışıyoruz. Misafirlerimize ayrıca tüm yıla yayılan avantajlı kampanyalarımıza ek olarak düzenlediğimiz erken rezervasyon kampanyasında yaz döneminde Türkiye’nin en seçkin tatil otellerinde %50’ye varan indirimli fiyatlar sunuyoruz. Bununla birlikte iptal ve değişiklik isteyen tüm misafirlerimize gerekli desteği vererek seyahatin başlamasından 72 saat öncesine kadar para iade güvencesi veriyoruz. Misafirlerimizi yurt içinde “Güvenli Turizm Serfikası” alan otellere yönlendirmeye ve turlarımızda alınan önlemlere dikkatle uymaya devam ediyoruz. Portföyümüze birçok yeni butik otel katıyoruz ve küçük gruplar olarak yapılabilecek seyahatler için tesislerimizin sayısını artırıyoruz. Yeni dönem için de turlarımızın daha az kişi sayısı ile hijyen güveliğinden emin olduğumuz oteller, ören yerleri, restoran ve açık hava destinasyonlarından oluşmasına önem veriyoruz.” dedi.

Yakın yerlerde tatile ne dersiniz?

Yakın yerlerde tatile ne dersiniz?

Sonbaharın elini eteğini çekip kış mevsiminin kapıya dayandığı şu günlerde, tabiatı yakından seyretmeye hazır mısınız? Tatilsepeti, şehrin keşmekeşinden bir süreliğine de olsa uzaklaşmanız ve sevdiklerinizle keyifli bir mola vermek için  Varınca Para, Axess, Tatil Destek Paketi ve dahası kampanyalar ile soğuk havaya inat içinizi ısıtacak birbirinden avantajlı tatil teklifleri sunuyor.

Şehirden uzaklaşmadan ama doğanın eşsiz serüvenini deneyimlemek isteyenlere Sapanca, Ağva, Şile, Polonezköy, yakın çevresinde bulunan oteller ile şehrin karmaşasından kaçıp dinlemek isteyenlere Bolu, Yalova, Bursa, Kocaeli, Balıkesir, ve dahası İstanbul’a yakın birbirinden eşsiz seçenekler sunuyor. Özellikle kısa süreli tatil fırsatlarını değerlendirmek için vazgeçilmez noktalardan olan İstanbul’a yakın konumlanan bu otellerde, keyifli bir hafta sonu tatili yapabilirsiniz.

Yerebatan Sarnıcı (Yerebatan Sarayı); Görkemi, efsaneleri ve gizemi…

Yerebatan Sarnıcı (Yerebatan Sarayı); Görkemi, efsaneleri ve gizemi…

Sarnıcı çocukluğumda ziyaretimde zihnime işleyen görüntüsü aklımdan hiç çıkmaz. O dönemde Sarnıç içerisinde sütunlar arasına uzanan iskele bugünkü gibi uzun değildi. Profesyonel bir ışıklandırma da mevcut değildi. Tüm bunlara rağmen sanki sonsuz sayıda olduğunu düşündüren sütunların yarattığı gizem muhteşemdi. Meraklı ve keşfetmeyi seven bir çocuk olmanın muzipliği ile unutamadığım esrarengiz bulduğum bir mekan olmuştur. Sarnıcın etkileyici atmosferi, her sene binlerce ziyaretçiyi çekmesini sağlamaktadır.  Muhteşem görüntüye ve tılsımlı gizeme sahip sarnıcın hikayesini sizler için derledik.

Tarihi ve Özellikleri:

527-565 yılların arasında Bizans imparatoru I. Justinianus emriyle inşa edilmiştir. Şehrin merkezi ve soyluların yaşadığı bölge olarak, Ayasofya’ ya çok yakın bir yerde şehrin su ihtiyacını karşılamak için yapılmıştır. Eski bir bazilika bulunan yerde yapılması sebebiyle, “Bazilika Sarnıcı” olarak geçmektedir. Sarnıcın böylesine gizemli ve görkemli kılan ise; suyun içinden yükselen ve saymaya zorlanılan çoklukta muhteşem bir işçiliğe sahip mermer sütunlara sahip olmasıdır. Bu sebepten ötürü sarnıç “Yerebatan Sarayı” olarak da anılmaktadır.

Sarnıç içerisinde yer alan,  sütunlar farklı tarzlarda ve bazıları iki parçadan oluşmaktadır. Farklı özelliklerde mermerlerin yontulması ile yapılmışlar; bu farklılık estetik açıdan onları çok özel bir hale getirmiştir. Bir görüşe göre de; sütunların farklı yapılardan toplanarak buraya getirildiği düşünülmektedir. Sarnıç İstanbul fethinden sonra bir süre daha kullanılmış, alternatif su temini kaynakları sağlanınca kullanımı sona ermiştir. Bir dönemde Topkapı Sarayı’nın bahçelerinin sulanmasında su temini için kullanılmıştır.

Unutulan sarnıcı 16 y.y.’ da Hollandalı Seyyah Keşfetmiştir.

İstanbul 16. Yy’ dan itibaren batılı seyyahların ilgisini çeken bir şehir olmuştur. Seyyahlar şehri dolaşırken yaşadıklarını ve gördüklerini yazmaktadırlar. 1544-1550 tarihlerinde İstanbul’ da bulunan Hollandalı seyyah P. Gyllius’ un keşfi ile Sarnıç Avrupa’ ya tanıtılmıştır. P. Gyllius’ un sarnıcı keşfetme hikayesi de oldukça ilginçtir. Sultanahmet çevresinde gezerken; Evlerin bahçelerinde veya zemin katlarında açılmış kuyu ağzı şeklinde açılmış haznelere sarkıtılan kovalarla su çekildiğini, iple bağlanan karpuzların soğuması için sarkıtılışını ve balık tutulmasına şahit olur. Gördükleri onu meraklandırmıştır; Sarnıç üst kısmında kalan etrafı duvarlarla çevrili bahçeli ahşap evlerden birinin avlusundan yerin altına inen gizemli merdivenler olduğunu öğrenir.  Seyyah olarak yeni bir keşfi yapmanın heyecanı ile elinde meşale ile taş basamaklı merdivenlerden sarnıca inerek sarnıca ulaşmış olur. Yardım alarak oldukça zorlu koşullarda sarnıç içerisinde sandalla dolaşarak sütunları inceler. Elde ettiği bilgileri seyahatnamesinde yayımlamıştır. Yayınlanan seyahatnamesi Avrupa’ da oldukça ses getirmiştir.

Sayıları sevenler için…

İnşaatında 7.000 kölenin çalıştığı rivayet edilmektedir. Sarnıcı besleyecek su temini, Valens kemeri ve Mağlova kemerleri ile 19 km uzaklıkta ki Belgrat ormanlarından sağlanmıştır. Sarnıç; 140 metre uzunluk,70 metre genişlikte ve dikdörtgen biçimindedir.  9.800 m2 toplam alan üzerine kurulmuş,100.000 ton civarı su toplama kapasitelidir. İçerisine 52 basamak taş merdivenle inilebilmektedir. Sarnıcın taşıyıcı kolonları; Sütunlar her biri 9 metre yükseklikte, 336 adettir. Sütunlar 12 sıra şeklinde, her sırada 28 sütun olarak ve 4.80 metre ara ile yerlerine dikilmişler. Duvarlar ise 4.80 metre kalınlığında tuğladan örülmüştür. Taban ise tuğla döşemeli ve üst kısmı Horasan harcı ile kalın tabaka ile sıvanmıştır.  Yukarda bahsetmiş olduğumuz gibi sütun başlıkları, hepsinde aynı üslup özelliğinde değildir. Sutünlardan 98 adedi Corint üslûbu yansıtırken, bir kısmı ise Dor üslûbunu taşımaktadır. Büyük oranda silindirik hacme sahiptirler. Yakın dönemde yapılan restorasyon sonrası ziyaretçiler için keyifli bir seyir imkanı veren yenilikler oluşmuş.

Efsaneleri;

Gözyaşı Sembolleri

Rivayete göre; sarnıç içerisinde yer alan sütunların bazılarının üzerinde taşa oyma şeklinde kabartma süslemeler yer alıyor. Bu süslemeler; Tavus Gözü, Sarkık Dal, Gözyaşı şekillerinden oluşmaktadır. Bu şekillerin ortak özelliğinin gözyaşına benzemeleridir. Bu görsel özelliği sarnıcın inşasında hayatını kaybeden kölelere ithaf edilmiş olarak yorumlanır.

Gizemli Medusa Başı

Sarnıç içerisinde yer alan ziyaretçilerin oldukça ilgisine mazhar olan; kaide amaçlı kullanım için konumlanmış iki adet Medusa başı bulunmaktadır. Mitoloji kahramanı olan Medusa başları için günümüze ulaşmış efsanevi hikayeler bulunmaktadır. Ayrıca bu iki şahane eser dönemin heykel sanatının ulaştığı zirve noktayı bize anlatmaktadır.

Nereden getirildiği bilinmeyen Medusa Başlarının efsaneleri ise;  Mitolojik hikayelerde bir rivayete göre; Medusa, Antik dönemde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona’ dan biri olarak kabul ediliyor. Yılan saçlı olan Medusa, kendisine bakanları taşa çevirme yetisine sahip olduğuna inanılmış. Ayrıca büyük yapılar ve özel yerlere konan resim ve heykelleri sayesinde konulduğu yerleri koruduğuna inanılırmış. Bu yüzden sarnıca Medusa başı konulduğu düşünülmektedir.

Günümüze ulaşan bir başka efsaneye göre; Medusa, Zeus’ un oğlu Perseus’ a gönlünü kaptırır. Medusa; güzelliği dillere destan olmuş, siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile herkesin beğenisini almaktadır. Onların bu ilişkisini kıskanan başka bir kadın ortaya çıkar.  Athena da, Perseus’a aşık olmuştur ve Medusa’yı kıskanır. Athena, intikam için, Medusa’nın saçlarını yılana çevirir. O andan sonra Medusa’nın baktığı herkes, taşa dönüşmeye başlar. Bu durumu kendi lehine kullanmak isteyen; Perseus, Medusa’nın başını keser. Medusa’ nın başını düşmanlarını taş etmek için kullanır ve başarılı olur. Bu hikayeye dayanarak Medusa Başı, Bizans’da askerlerin kılıç kabzalarına işlenmiş ve ters yerleştirilerek sütun kaidelerine yer verilmiştir. Bakanlar taş kesilmesin diye, baş hep ters çevrilerek kullanılmıştır.

Restorasyon geçmişi

Bir kültür mirası olarak, Osmanlı’ dan günümüze kadar bakım ve onarımları olmuştur.                Sarnıç, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde iki defa onarımdan geçmiştir. Üçüncü Ahmet zamanında (1723) Mimar Kayserili Mehmet Ağa tarafından ilk onarım olmuştur. Sultan 2. Abdülhamid (1876-1909) döneminde ise ikinci onarım olmuştur. Sarnıç, müze olarak hizmete açılışı ise; 1987’de İstanbul Belediyesi tarafından temizlenmesi ve gezi platformu yapılması ile olmuştur. En son kapsamlı bakım ise 1994 yılında olmuştur.

Sarnıç ziyaretçileri için bir gelenek halini almış olan, suya madeni para atarak dilek dilendiğinde dileğin yerine geleceğine inanılmaktadır.

Müze Hakkında;                                                                                                                                                           Haftanın 7 günü; 09.00 – 18.30 saatleri arasında açıktır.  Müze giriş ücretli (Öğretmen /Öğrenci: 5 TL, Yetişkin: 15 TL), Müze Kart geçmiyor.

Adres: Yerebatan Cad. Alemdar Mah. No: 1/3 Sultanahmet  Telefon: 0212 512 15 70

Yüksek nem oranı olması sebebiyle astım hastaları için sakıncalı olabilir uyarısı yapılıyor.                                                                      

Murat Söker / neexss@gmail.com –  intagram: murat_soker