Yazılar

Jolly’nin vizesiz özel Ukrayna turları

Jolly’nin vizesiz özel Ukrayna turları

Eşsiz doğal güzellikleri, kültürel ve tarihi mirası ile Doğu Avrupa’nın güzide ülkesi Ukrayna… Çipli kimlik kartına geçiş yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için artık pasaportsuz ve vizesiz Ukrayna tatili yapmak mümkün. Jolly’nin 7 gece 8 gün süren Grand Ukrayna turuyla Vinnitsa, Odessa, Uman, Kiev, Lviv rotalarını 499€’dan başlayan fiyatlarla keşfedebilirsiniz.

Jolly

Peki, eşsiz Ukrayna gezisinde sizleri neler bekliyor?

Gezginlerin bu turda ilk rotası Vinnitsa olacak. Tarihi 9. yy’a kadar dayanan bu şehir sakin ve uyumlu halkıyla Ukrayna’nın en güzel şehirlerinden biridir. Toskana Barok stili ile yapılmış olan Bakire Meryem Kilisesi ve Vinnitsa Anıtı şehir turumuzda göreceğimiz yerler arasında.

Seyahat tutkunların bu turdaki ikinci rotası ise Odessa olacak. Ukrayna’nın eğlence başkenti olan Odessa’yı gezmeye şehir turuyla başlıyorsunuz. Karadeniz’in en önemli şehirlerinden Odessa bir zamanlar Tatarlar’ın ve Osmanlılar’ın en kilit konumdaki Hacıbey Kalesi’nin bulunduğu yerde Ruslar, 1700’lerin sonlarında Odessa kentini kurmuşlar ve bu kent, 1800’lü yıllarda, St. Petersburg ve Moskova’dan sonra, Rusya’nın üçüncü büyük kenti haline gelmişti. Günümüzde Karadeniz’in İbiza’sı olarak adlandırılan ve Ukrayna’nın üçüncü büyük kenti olan Odessa, Ruslar’dan kalan tarihi binaları ve şehir yapısı, yemyeşil sokakları, geniş parkları ve sahil şeridiyle, sadece Karadeniz’in değil, Doğu Avrupa’nın da en güzel şehirlerinden biridir. Bu turda, Odessa Opera Binası, Çariçe 2. Katerina Anıtı, dünyaca ünlü Potemkin Merdivenleri’nin yanısıra, eşsiz mimari örneklerini görebileceksiniz.

Odessa’da dileyen misafirler ekstra düzenlenecek turlarla Katakomplar, Shabo Konyak üretim fabrikasını ve Odessa Tekne Turu  ile Odessa plajlarını, gece hayatıyla ünlü Arcadia Bölgesini, Meçhul Bahriyeli Anıtını görebilecekler.

Jolly misafirlerinin bu turdaki bir sonraki rotası ise Uman şehri. Uman Eski Podolya eyaletinin başkenti olup içerisinde büyük bir tarih barındırmaktadır. Uman Yahudiler için en önemli liderlerden Breslovlu Rabbi Nachman’ın kabrine ev sahipliği yapıyor. Nazi Almanyası’nın zulmünde yiten Yahudileri anmak ve hacı mertebesine ulaşmak için her sene binlerce Yahudi dünyanın çeşitli yerlerinden burayı ziyaret etmek için gelir.

Bu turdaki sonraki rota Kiev olacak. Burada gezginleri Vladimirskaya Caddesi, Opera Binası, Bale Binası ve Altın Kapı ile Ayasofya Meydanı karşılayacak. Ayrıca Kiev’de Tarihi Kiev Silah Fabrikası, Parlamento Binası, Mihaylovski Meydanı ve Kilisesi, Knyagine Olga Heykeli ve Andrevski yokuşu da görülecek yerler arasında bekliyor.

Gezginler son rotası Lviv olacak. II. Dünya Savaşı’ndan hasar almadan kurtulabilmiş ender şehirlerden birisi olan Lviv, trafiğe kapalı meydan ve caddeleri ile tarihi şehir merkezi UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girmiştir. Özgürlük ve Pazar meydanları, Devlet Opera Binası, Ünlü Maria Zankovetska Tiyatro Binası, Poltva Nehri, Latin-gotik Katedrali, Golden Rose Sinagogu ve kiliselerin bulunduğu Eski Şehir Meydanı, Lviv’de görülmesi gereken yerlerden.

30 Ağustos’ta tatili için farklı rotalar

30 Ağustos’ta tatili için farklı rotalar

Yaz biterken kısa ve keyifli bir seyahat yapmak istiyorsanız 30 Ağustos tatilini mutlaka değerlendirmelisiniz.

İçimizdeki yeni yerler keşfetme isteği, bizi resmi tatilleri izin alarak çoğaltmaya ya da tarihler el verirse hafta sonu ile birleştirerek seyahate çıkmaya itiyor. Özellikle hafta sonlarıyla birleştirebildiğimiz tatiller bizi çok mutlu ediyor. Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın pazartesi gününe denk gelmesi bizlere 3 günlük bir tatil yapma fırsatı sunuyor.

 

Tirilye / Mudanya / Cumalıkızık / Gölyazı

Türkiye’nin en kalabalık 4. ili olan Bursa, kısa tatiller için ideal bir şehir. Özellikle birbirlerine yakın konumdaki Tirilye, Mudanya, Cumalıkızık ve Gölyazı destinasyonları eşsiz bir 3 günlük rota… Trilye’de manzarası, ismini aldığı mis kokulu çamlar ve taze lezzetlerle dolu kahvaltısıyla Çamlı Kahve, Tirilye seyahatini unutulmaz kılmak için sizi bekliyor. Burada Osmanlı döneminde eğitim alanında reformların yapıldığı süreçte inşa edilen Taş Mektep’i gezmelisiniz. Tirilye Kültür Merkezi, Postane, Fatih Cami, Avlulu Hamam, Dündar Evi ve Aya Yani Manastırı da görmeniz gereken yerler arasında.

Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı Mudanya Mütareke Evi Müzesi’ni, el işi tezgâhları ve rengarenk sokaklarıyla ünlü Girit Mahallesi’ni mutlaka görmelisiniz. Eğer seyahatiniz esnasında yüzmek de isterseniz Mudanya’da halk plajları bulunuyor.

Bursa’da kahvaltı etmeniz gereken bir diğer yer de Cumalıkızık Köyü. Kerpiç, tahta, taş karışımıyla yapılan evlerle dolu, betondan yapılan evlerin bulunmadığı köyde kahvaltı edebileceğiniz çok yer bulunuyor. Uzun bir kahvaltının ardından nostaljik sokakları, Küpeli Ev’i, Cumalıkızık Camisi’ni ve Cin Aralığı’nı da ziyaret edebilirsiniz.

Bursa’nın en zengin antik yerleşimlerinden Gölyazı bir zamanlar Apollon Krallığı’nın da başkentiydi. Uluabat Gölü üzerinde yüzermiş gibi görünen bu adayı baştan başa yürümek aslında 15 dakika. Siz de Gölyazı’da gün doğumu ya da batımını izleyebilir, Uluabat Gölü’nde sandal turu yapabilir, Zambak Tepe’ye çıkabilir, Ağlayan Çınar’ın önünde güzel bir fotoğraf çekilebilirsiniz.

Kaz Dağı/ Cunda/ Ayvalık

İsviçre Alpleri’nden sonra dünyanın en temiz havasına sahip olmasıyla bilinen Kaz Dağı, yakınlarındaki Cunda ve Ayvalık ile eşsiz bir rota. Seyahat için İstanbul’a yaklaşık 5 saatlik uzaklıktaki bu rotaya bir otobüs bileti alabilir böylelikle temiz havaya doyabilir, Marmara’nın serin sularında yüzebilir ve her akşam enfes deniz ürünleri tadabilirsiniz.

Bu rotanın Kaz Dağı kısmında görmeniz gereken ilk yer tabii ki yeşilin binlerce tonuna sahip Kazdağı Milli Parkı. Dağın en yüksek noktasında yer aldığı için tüm manzaraya hakim olabileceğiniz Sarıkız Türbesi’ni, hikayesine dair bir film yapılmış Hasanboğuldu Şelalesi’ni, yürüyüş yapmayı sevenlerin beğenisini kazanan doğal güzellik Darıdere Tabiat Parkı’nı ve güzel fotoğraflarınızda harika bir arka fon olacak Şahinderesi Kanyonu’nu gezebilirsiniz. Buradayken keşkek, börülce ekşilemesi ve höşmerim gibi lezzetleri de tadabilirsiniz.

Rotanın Cunda ayağı sevdiklerinize çok güzel hediyelikler alabileceğiniz, enfes deniz ürünleri ve mezeler tadarak kendinizi şımartabileceğiniz durağı.  Buradan Agios Yannis Kilisesi’ne çıkmadan, Ayışığı Manastırı’nı görmeden, Despot’un Evi’ne uğramadan ve Rahibe Okulu’na gitmeden ayrılmamanız gerek.

Rotanın son ayağı Ayvalık, bölgenin meşhur tostuna ve Susurluk ayranına doyacağınız yer. İlçede görmeniz gereken ilk yer tabii ki Ege adalarının manzarasını ve gün batımını izleyebileceğiniz seyir terası Şeytan Sofrası. Sarımsaklı’yı, Saatli Camii’yi, Ayazma Kilisesi’ni, Badavut Sahili’ni ve Ayvalık Çarşısı’nı da görmelisiniz.

Gaziantep/ Halfeti

Üç günde mutfağı UNESCO tarafından tescillenmiş Gaziantep’i ve ünü sınırlarımızı aşan Halfeti’yi gezerek hem tarihi açıdan hem de gastronomik açıdan tatmin edici bir gezi yapmanız mümkün. Gaziantep enfes lezzetleriyle öne çıkan bir yer. Hatta yalnızca bir günlük seyahat için uçak bileti alıp şehrin enfes tatlarını deneyimleyip geri dönenler bile var. Gaziantep’te küşleme, Alinazik, yuvalama, simit kebabı, içli köfte, katmer, lahmacun, baklava ve künefe yemeniz gerek. Gastronomi gezisinin ardından Zeugma Mozaik Müzesi’ni, şehrin kültür mozaiğine dair önemli ipuçları veren Şahinbey Savaş Müzesi’ni, bakır kapların diyarı Bakırcılar Çarşısı’nı, baharat ve otantik hediyelikler alabileceğiniz Zincirli Bedesten Çarşısı’nı gezmelisiniz.

Şehirde Gaziantep Kalesi, Hamam Müzesi, Medusa Arkeolojik Cam Eserler Müzesi, Zeugma Antik Kenti, Tahmis Kahvesi, Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi, Kaleoğlu Mağarası da görülmeyi bekliyor. Tüm şehri keşfetmek 3 gün sürebilir ama şehre yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Halfeti’yi görmezseniz geziniz eksik kalır. Antep’ten Halfeti’ye geçmek için 3 kez toplu taşıma değiştirmeniz gerekiyor. Bu nedenle araç kiralamayı ya da taksi ile gitmeyi seçebilirsiniz.

Karagüllerin doğal olarak yetiştiği tek yer olan Halfeti, Rumkale’nin geçmişte harap olmasıyla yerleşimin karşı kıyıya taşınması sonucu oluşmuş bir yer. 2000 yılında Birecik Barajı’nın yapımı sırasında Halfeti’nin yarısı sular altında kaldı. Siz de Gaziantep’e gitmişken Halfeti’yi de görmeli hatta gölde bir gezi yaparak bölgeyi derinlemesine keşfetmelisiniz.

 

Safranbolu/ Amasra

Hem tarihi açıdan zengin hem de yeşilliklerle dolu sıradaki rota Batı Karadeniz’den… Keyifli bir 3 gün için Safranbolu ve Amasra rotasını izlemeyi tercih edebilirsiniz. Karabük ilinin tarihi ve turistik ilçesi Safranbolu, klasik Osmanlı mimarisini yansıtan evleriyle eşsiz bir bölge. Türkiye’nin Dünya Miras Listesi’nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri olan Safranbolu’da öncelikle cumbalı evlerle dolu sokakları gezerek keşfetmeniz gerek. Çünkü sokaklarda yürümek bile bölgeyi anlamanız için oldukça yeterli olacak. Burada sokakların yanı sıra Cinci Han ve Hamam’ı, koruma altındaki müze köy Yörük Köyü’nü, Kristal Teras’ı, kireç taşlarının binlerce yıl aşınmasıyla oluşmuş Tokatlı Kanyonu’nu ve doğal varlık kabul edilen Bulak Mağarası’nı görmenizi tavsiye ediyoruz. Rotanın Safranbolu ayağında ıspanak ya da pazı ile hazırlanan bükmeyi, lezzetli kuyu kebabını, safranlı lokumları ve kahvaltıların baş tacı su simidini tatmalısınız.

Martı seslerini dinleyebileceğiniz ve gidenlerin “huzur” kelimesiyle tanımladığı Amasra ise gezinizi daha da unutulmaz kılacak bir rota. Çoğu kişi tarafından Karadeniz’in en güzel sahil kasabası olarak görülen ilçede gezilecek ve görülecek çok şey var. Amasra’nın ilk ve tek müzesi olma özelliğine sahip Amasra Müzesi, ilçenin simgelerinden Kemere Köprüsü, gözyaşı döküyormuş gibi görünen Ağlayan Ağaç, iki ana kütleden oluşan Amasra Kalesi’ni ve yüzmeyi seviyorsan Bozköy Plajı’nı görmeli, şehrin simge yiyeceklerinden Amasra salatası ve Amasra pidesini mutlaka tatmalısınız.

Eskişehir/Ankara

Son rotamız önce Eskişehir’i detaylıca gezip sonrasında Ankara’ya giderek Atamızı ziyaret etmek isteyecekler için ideal. Keşfedilecek yer hiç bitmesin isteyenler için eşsiz bir rota olacak Eskişehir’de Odunpazarı evlerini, Şazova Parkı’nı, Porsuk Çayı’nı, Kurşunlu Cami ve Külliyesi’ni, Kent Park’ı ve Atlıhan El Sanatları Çarşısı’nı gezmelisiniz. Çiböreği, göbeteyi, met helvayı, balaban köfteyi ve cevizli haşhaşlı ekmeği yemeden Ankara’ya geçmemelisiniz. Başkentte ise Zafer Bayramı ruhunu en coşkulu şekilde yaşayacağınız Anıtkabir’i, Etnografya Müzesi’ni, Kurtuluş Savaş Müzesi’ni ve Ankara Cumhuriyet Müzesi’ni kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Vaktiniz kalırsa Kızılay Meydanı’nı, Atakule’yi, Seğmenler Parkı’nı ve Atatürk Orman Çiftliği’ni de gezmenizi öneriyoruz.

Enuygun

Jolly’nin 30 Ağustos kültür turlarını kaçırmayın

Jolly’nin 30 Ağustos kültür turlarını kaçırmayın

30 Ağustos Zafer Bayramımız bu yıl Pazartesi gününe denk geliyor. Hafta sonu ile birleştirip 2-3 günlük kısa bir tatil için güzel bir fırsat.

Jolly’nin kültür turlarıyla deniz, doğa, tarih, kültürel keşifler, gastronomik lezzetleri birarada bulabilirsiniz.

Karadeniz’in yemyeşil yaylaları, Ege’nin masmavi suları, Kapadokya’nın eşsiz coğrafyası, Güneydoğu Anadolu’nun kadim tarihi… Bunların hepsi ve daha fazlası sizleri bekliyor.

Jolly’de, birçok ilden çıkışlı, günübirlik ve konaklamalı seçeneklerle 169 TL’den başlayan fiyatlarla onlarca tur alternatifinden size uygun olanı seçebilirsiniz.

Günübirlik turlarla yakın bölge rotalar olan Maşukiye, Sapanca, Ormanya, Şile, Ağva, Polonezköy gibi doğa ile iç yürüyüş yapabilir; köy kahvaltısı ve lezzetli öğle yemekleri ile keyifli bir gün geçirebilirsiniz.

Bir veya iki gece konaklamalı Kapadokya, Eskişehir & Odunpazarı,  Bursa & İznik & Trilye, Safranbolu & Amasra,  Assos & Gökçeada & Bozcaada, Salda Gölü & Pamukkale,  Ayvalık & Kuşaadası & Çeşme & Alaçatı, Ege’nin Saklı Köyleri, Kaş & Olimpos & Adrasan, Likya, Butik Mardin turlarıyla birden fazla rotayı birarada keşfedebilir, cennet ülkemizin farklı yerlerini doyasıya gezme fırsatı yakalayabilirsiniz.

Bayramda Jolly ile Karadeniz turuna

Bayramda Jolly ile Karadeniz turuna

Bu bayram tatilinde Karadeniz’in sizi mest edecek güzelliklerini keşfetmenin tam zamanı!

Jolly’nin Kurban Bayramı’na özel Karadeniz turları ile Karadeniz’in eşsiz güzelliklerine tanık olun…

Jolly Karadeniz turlarında birçok ilden katılım imkanı ile 3 gece ve üzeri konaklama seçenekleri mevcut. Kurban Bayramı’nda Karadeniz turu başlangıç fiyatı ise 1.399 TL olarak belirlendi.

Peki, Karadeniz’in tüm güzelliklerini bir arada görebileceğiniz alternatifli gezi programlarında siz gezginleri neler bekliyor?

 Gelin bunlardan birkaç tanesine birlikte göz atalım;

Karadeniz’deki ilk rota Trabzon olacak. Trabzon’da sizleri ilk olarak Trabzon Ayasofyası bekliyor. Komnenos Krallığı döneminde İstanbul’daki Ayasofya’ya ithafen yapılan bu mimari harikası yapıyı ve fresklerini tanıdıktan sonra bölgenin en büyük gümüş atölyesini görecek ve sonrasında rotanız coşan dere boyunca doğanın görkemli güzelliklerini keşfedeceğiniz Altındere Milli Parkı ve Sümela Manastırı olacak.

Bir sonraki rotanız ise Sürmene. Sürmene bıçaklarının yapılışına tanıklık edecek; ardından ise Karadeniz’in bir başka markalaşmış ürünü çay bitkisini görmek için çay fabrikasını ziyaret edeceksiniz.

Karadeniz’in tüm güzelliklerini bir arada yaşayacağınız bu gezide bir sonraki rotanız ise yaylaların sultanı olarak bilinen Ayder Yaylası… Burada bol oksijenle birlikte anılarınız arasına yeni anılar ekleyecek ve dilerseniz de Fırtına Deresi’nde rafting yapabileceksiniz.

Karadeniz turunda iken Zilkale ve Palovit Şelalesi’ni de görmemek olmaz. Burada Kartal Yuvası’nı andıran kaleyi gezip Kaçkarların eşsiz güzelliği ve bol oksijen içerisinde büyülü bir dünyayı yaşamak için Palovit Şelalesi’ni de görebilirsiniz.

Turun devamında ise sizleri dik yamaçları ve muhteşem orman örtüsü ile Alplerin güzelliğini geride bırakan Uzungöl sizleri bekliyor olacak. Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen Deresi’nin önünü kapatmasıyla oluşan Uzungöl çevresinde bir gezintiye çıkabilirsiniz.

Rotanızı Giresun’a çevirdiğinizde burada dağ yamaçlarından saçaklar halinde dökülen Kuzalan Şelalesi’ni gördükten sonra Türkiye’nin en özel doğal oluşumlarından bir tanesi olan Mavi Göl’e hayran kalacaksınız.

Akabinde deniz seviyesinden 530 mt yükseklikteki Boztepe’nin büyüleyici manzarasını fotoğraflayıp dilerseniz Boztepe Teleferiğinde bu eşsiz manzaranın tadını çıkarmaya devam edebilirsiniz.

Avrupa’daki kovboylar 

Avrupa’daki kovboylar 

Desierto Tabernas yani ‘Tabernas Çölü’ İspanya’nın Almeria şehir merkezine 30 kilometre uzaklıkta yer alan ilginç bir yer. Özellikle ‘Spagetti Western’ olarak bilinen kovboy filmlerinin mimarı ünlü İtalyan yönetmen Sergio Leone tarafından keşfedilen ve 1960-1970’li yıllarda 300’den fazla filme ev sahipliği yapan bir çöl burası…

Pause Travel, Pause Dergi

Meksika sandığımız yer İspanyaymış

Sergio Leone’nin 1964 yılında ‘Bir Avuç Dolar’ filmini çekmek için set olarak keşfettiği Tabernas Çölü’nde mevcut durumda turistik amaçlı kullanılan dört tesis bulunurken, bunların en ünlüleri Texas Hollywood/Fort Bravo ve Mini Hollywood/OASYS olarak biliniyor. Bir çocuğumuz bu filmlerin Amerika ve Meksika çöllerinde çekildiği sanmışızdır.

Almeria kentine 40 kilometre uzaklıkta bulunan Tabernas Çölü adlı bölgedeki eski film setlerini geçtiğimiz yıllara kadar 200 bine yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği belirtiliyordu.

Pause Travel, Pause Dergi

İyi, Kötü Çirkin

Clint Eastwood, Lee Van Cleef, Brigitte Bardot, Yul Bryner, Anthony Quinn, Sean Connery, David Lean, Orson Welles, Alain Delon, Harrison Ford, Steven Spielberg gibi ünlü sinema oyuncularının ve yönetmenlerin film çekimleri sırasında yürüdükleri yollardan geçen turistler, o dönemin canlandırıldığı şovları izleyip, kovboy filmlerinin vazgeçilmez sahnelerini andıran figürlerin önünde hatıra fotoğrafı çektiriyor.

Pause Travel, Pause Dergi

‘Vahşi Batı’ dönemine ait şovlar

Avrupa’nın ortasında vahşi batıyı yaşamak hayli ilginç. Bankaya saldırı, düello, şerifin ofisinden adam kaçırma, sokak ya da bar kavgası, salon barlarda müzik ve dansçı kızların gösterilerini seyrettiğinizde sanki bir zaman tüneli içinden geçip o zamanlarda yaşadığınızı sanıyorsunuz.

Pause Travel, Pause Dergi

Doğal plato

Tabernas’ın meşhur olmasında Sergio Leone’nin 1966 yılında çektiği “İyi, Kötü, Çirkin” filminin önemli bir paya sahip… Az bütçe ile film çekmeye müsait çok iyi bir doğal ortam var.

İklim müsait ve güneşi kullanılabilirlik oranı çok uygun, ayrıca endüstriyel faaliyet çok az olduğu için gökyüzü masmavi, temiz. 50 kilometrelik bir çapta, deniz, çöl, dağ, vadi, kurumuş nehir bulma olanağı olan bir yer.

O dönemlerden bu zamana fazla birşey kalmasa da ancak film çekimlerinde önemli olan banka, şerif ofisi, salon bar gibi yapıların ise halen ayakta duruyor.

İspanya’daki Tabernas Çölündeki kovboy kasabaları, eski ihtişamını yitirmiş olsa da barları, ahırları, otelleriyle hala varlıklarını sürdürüyor.

Pause Travel, Pause Dergi

Gösteri Hakkında

Tabernas Çölü’nde çeşitli konaklama alternatifleri bulabilirsiniz. Bunların arasında karavan ve bungalow evlerde konaklama.

Karavan tatili Amerika’da olduğu gibi İspanya’da da çok yaygın tatil konsepti. Karavanız ile gelebilir yada 45 Euro karşılığında yalnızca konaklamak için karavan kiralaya bilirsiniz.

Geceyi West Village’da geçirerek konforlu bir konaklama seçebilirsiniz. Bungalow evler, karavanlardan daha konforlu olduğu için azda olsa fiyat farkı oluyor.  Farklı büyüklükteki bungalow 75 -160 Euro arasında…

Pause Travel, Pause Dergi

Açılış saatleri 09:00 – 19:30

Ücret: At Arabası Gezisi, Tüm Batı Şovlar, Otopark ve Yaz aylarında Havuz

18 yaş üstü 19,40 Euro

Engelli ve 65 yaş üstü 15,90 Euro

11 yaş altı 9,90 Euro

Kurban Bayramında Balkanlara gidiyoruz

Kurban Bayramında Balkanlara gidiyoruz

Jolly, Kurban Bayramı tatilinde Balkanları keşfetmek ve tatilini farklı coğrafyalarda geçirmek isteyenlere Baştan Başa Balkanlar Turu’nu öneriyor. 8 günde 5 ülke 13 şehri vizesiz olarak keşfetmek isteyenler bu tur tam size göre!

8 günde 5 ülke 13 şehir vizesiz olarak planlanan tur, 7 gece 8 gün sürecek. İstanbul ve İzmir’den direkt uçuş ile ulaşımın sağlandığı Baştan Başa Balkanlar Turu  yarım pansiyon konaklama, rehberlik hizmeti ve çevre gezileri dahil 399 euro’dan başlayan fiyatlarla sizleri bekliyor.

Nice güzelliğin keşfedileceği bu turda seyahat tutkunlarının ilk rotası Üsküp olacak. Türk Çarşısı, Vardar Nehri, Kale, 6. yüzyıldan kalma Taş Köprü, Türk ve Yahudi mahalleleri, Davut Paşa Külliyesi, Mustafa Paşa Camii, Sultan Murat Camii, İsa Bey Camii, Çifte Hamam, Sulu Han, Kapan Han, Kurşunlu Han, Saat Kulesi, Makedonya Meydanı, eski ve yeni tren istasyonları, St. Spas Kilisesi ve dahası görülecek yerler arasında.

Gezginlerin  bir sonraki rotası Makedonların Tetova olarak adlandırdığı bizim tarihimizde ise Kalkandelen olarak bilinen şehir olacak. Burada dünyaca ünlü Alaca Camii ve külliyesinde bulunan medreseler görülecek yerler arasında. Gezi sırasında Türk Çarşısı, Bedesten, İshak Camii, Yeni Camii, Haydar Kadı Camii ve gezinin en duygusal anlarının yaşandığı Atatürk’ün mezun olduğu Askeri İdadi ve Atatürk Müzesi ziyaret edilecek.

Ohrid… Öncelikle muhteşem manzaralarından ardından bölgenin en önemli azizlerinden biri olan St. Naum Manastırı ve Sarı Saltuk Türbesi ziyaret edilecek. Ohrid Camii, Roma Dönemi Antik Şehir kalıntısı, Keraklea Lynketis, Saat Kulesi, Aya Dimitri Kilisesi, Ayasofya Kilisesi, Aya Klement Manastırı, Aya Kaneo Kilisesi, Aya Pantelejmon Kilisesi ve Samoil Kalesi görülecek yerler arasında.

Tiran… Arnavutluk’un başkenti olan Tiran’da Ethem Bey Camii, Saat Kulesi, İskender Bey Heykeli ve Meydanı, Janna Nehri keşif rotaları arasında yer alıyor.

Budva… St. Stefan’ı panoramik olarak tepeden görebileceğiniz bir molanın ardından muhteşem sahilleri ve çok renkli gece hayatı ile Balkanlar’ın en ünlü tatil merkezlerinden olan Budva siz tatil severleri kendine hayran bırakacak. Ardından Karadağ’da son durak önemli tarih, doğa cenneti ve turistik cazibe merkezi olan Kotor… Burada Stari Grad’da yürüyerek bu şirin belde ile tanışacaksınız.

Mostar’da ise sizleri Mimar Hayreddin tarafından 1557 yılında inşa edilen Mostar Köprüsü, Koska Mehmet Paşa Camii, Poçitel ve 16. yüzyılda Osmanlı tarafından yapılan binalar gibi önemli tarihi yapılar karşılayacak.

Özgür İmparatorluk şehri Rothenburg

Özgür İmparatorluk şehri Rothenburg

Rothenburg ob der Tauber Ansbach Almanya‘nın Bavyera eyaletinde, Frankonya bölgesinde, iyi korunmuş ortaçağ eski şehri olmakla birlikte, dünyanın her yerinden gelen turistler için bilinen bir yerdir.

Rothenburg, Ortaçağ‘dan 1803’e kadar Özgür imparatorluk şehri (Free city) idi.

Şehir, Tauber Nehri’ne bakan bir plato üzerinde yer almaktadır. “Rothenburg” adı ile ilgili olarak, bazıları nehir ardı evlerinin çatılarındaki kırmızı renge atıfta bulunarak, isminin kökeninin bu olduğunu söylenmiştir (Almanca Rot (Kırmızı) ve Burg (kasaba, Ortaçağ müstahkem şehri) anlamına gelmektedir). Kısaca, Rothenburg ob der Tauber ismi Tauber nehri’nin üzerindeki kırmızı kale demektir.

Pause Travel

2.Dünya Savaşı’nda müttefik bombardımanı ile büyük hasar gören şehir, savaş sonrası özverili bir şekilde aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiştir. 31 Mart’ta, müttefiklere ait 16 uçak tarafından Rothenburg bombalamış ve 39 kişi ölmüş, 306 ev, kamu binaları ve dokuz gözetleme kuleleri hasar görmüştür. ABDSavaş Sekreteri Yardımcısı John J. McCloy, tarihi öneminden dolayı Rothenburg’un güzelliklerini biliyordu ve bu yüzden ABD Ordusu‘dan General Jacob L. Devers‘a Rothenburg’u almak için ağır top ateşi kullanmamasını emretmiştir. Şehri savunan yerel askeri komutanı Alman Binbaşı Thömmes, tüm kasabanın sonuna kadar mücadele etmesi için Adolf Hitler‘in verdiği emri göz ardı ederek şehir savunmaktan vazgeçmiş ve şehir tamamen imha edilmekten kurtulmuştur. Kasım 1948 yılında McCloy’a Rothenburg’un koruyucusu unvanı verilmiştir. Savaştan sonra, şehrin sakinleri hızla hava bombardımanından kaynaklanan hasarları tamir etmiştir. Kasabanın yeniden inşası için dünyanın her yerinden bağışlar yapılarak, şehrin özgün yapısına kavuşması sağlanmıştır​​. Sokaklarında dolaşırken, adeta kendinizi zaman makinesiyle Ortaçağa ışınlanmış gibi hissedeceğiniz Rothenburg, her yıl yerli yabancı çok sayıda turist tarafından ziyaret edilmektedir.

Pause Travel

Şehir surları, Rathausturm (Belediye binası), Markplatz (Şehrin ortaçağdan kalma meydanı), Herrngasse (Dünyaca ünlü Noel dükkanı), Plönlein meydanı, Markustrum Kulesi ve Röderbogen saat kulesi, Gerlachschmiede evi, Mittelalterliches Kriminalmuseum (Ortaçağ iskence müzesi) şehirde mutlaka görmeniz gereken yerler içinde yer alır. Oldukça küçük bir şehir olan Rothenburg’un bir ucundan diğer ucuna 15/20 dk içinde yürüyebilirsiniz. Bu yazdıklarımız haricinde de her bir köşesinde ayrı bir tarihi önemi olan ve sizi kendine hayran bırakacak yapılarla karşılaşacağınıza emin olabilirsiniz.

Rothenburg’a ulaşmak için en kısa yöntem, en yakın havalimanina sahip şehir olan Nürnberg’e uçmak olacaktır. Nürnberg’den sonra ise dilerseniz tren ile (1 saat 15 dk) ya da araç kiralayarak Rothenburg’a ulaşabilirsiniz.

Pause Travel

Rothenburg’da yapılacak en iyi şeyler:

Kasaba duvarı ve Rathaus mutlaka görülmesi gereken bir Rönesans mimarisidir

Marktplatz’ı keşfedin

Burggarten’i – kale bahçesini keşfedin

Plonlein’deki yarı ahşap ve taş evleri övün

St Jacobs Kilisesi’ni ziyaret edin

Ortaçağ Suç Müzesi’ni keşfedin

Baumeisterhaus ve Klingentor’un şaşırtıcı mimari cephelerini ziyaret edin

Latince yazıt, Pax intrantibus, Salus exeuntibus’u okuyun, “İçeri girenlere selam olsun, tekrar ayrılanlara sağlık.” Anlamına gelir. Spitalhof ve Spitaltor duvarlarında

Pause Travel

Rothenburg ne zaman ziyaret edilir?

Mayıstan eylüle kadar olan ideal atmosfer, şehri çarpıcı kılıyor. Ortalama sıcaklık, ideal iklim, nemsizlik ve orta çağ kenti Rothenburg’a dağılmış güzellik, her yerde masallar ülkesi etkisi yaratır.

Ortaçağ güzelliğini hala koruyan ve bugünle uyumlu bir şekilde harmanlayan şehir, Rothenburg Ob Der Tauber. Yolların güzelliği ve hayranlık uyandıran antika yapıları, burayı sizi geçmişe götüren bir peri masalı yapıyor.

Rothenburg’da nerede kalınır?

Şaşırtıcı derecede büyüleyici evler ve mükemmel konaklama, şehrin saf bir mutluluk olduğuna işaret ediyor. Geçmişin ve lüks olanakların mükemmel karışımı ile burada kalacak en iyi oteller:

Burghotel : Terasından Tauber Vadisi’nin muhteşem manzarasını sunan şehir duvarlarının yakınında lüks ve iyi döşenmiş odalar, bu otel şaşırtıcı derecede büyüleyici.

Hotel Eisenhut : Noel Müzesi ve Marktplatz’ın hemen yanındaki büyüleyici eski moda bina, bir dizi olanakla bütçeye uygun.

Hotel Reichskuchenmeister : Aile tarafından işletilen bu bütçe dostu otel, otantik kahvaltı ve geleneksel bir restoranla sizi şaşırtmaya hazırdır ve bu da bütçenize uygundur.

Hotel Klosterstueble : Olağanüstü Noel Müzesi ile Burg Bahçesi arasında yer alan bu geleneksel bina, rahat ve ilginç odalarıyla bütçeye uygun.

Akzent Hotel Schranne : Samimi bir ortama ve çok yüksek bütçeye sahip antika mobilyalarla döşenmiş bu otel konforlu ve Marktplatz’ın sadece bir blok ötesinde.

Türkiye’nin en popüler 4. gölü Eğirdir Gölü

Türkiye’nin en popüler 4. gölü Eğirdir Gölü

Eğirdir Gölü, Isparta’da yer alan, tektonik ve karstik etkilerle oluşmuş bir tatlı su gölüdür. Dik kayalara, düz ve sığ bir tabana sahip olan gölün, kıyı uzunluğu 150 km dir. Eğirdir Gölü’nde Kemer Boğazın kuzeyinde yer alan bölümü Hoyran, Güneyinde yer alan kısım ise Eğirdir bölümü olarak bilinmektedir.

Eğirdir Gölü’nün yüzey alanı insanların su kullanımına bağlı olarak farklılık göstermektedir. Karstik yapıdaki gölün özelikle batı kesimlerinde yer alan düdenlerin bir kısmı kapatılmıştır. Farklı amaçlarla kullanılmak üzere (içme suyu, tarım vb.) gölde DSİ tarafından çok sayıda pompaj istasyonları kurulmuştur. Eğirdir Gölü’nün en önemli özeliklerinden bir diğeri denizle olan bağlantısıdır. Kovada kanalı ile Kovada Gölü’ne gelen sular Kovada Vadisi’nden, Aksu Çayı’na oradan da karstik yollarla Akdeniz’e boşalmakta idi. Son yirmi yıldır gölün suları Çandır Ovası’nda yaptırılan Karacaören I ve II barajlarına gelmektedir. Eğirdir Gölü ile Kovada Gölü arasında doğal bağlantıyı oluşturan 22 km’lik Kovada Kanalı yer almaktadır. Kemer Boğazı; Doğu-Batı doğrultusunda daralma göstererek yaklaşık 1,8 km’lik mesafe ile gölün iki bölümlü görünüm almasına neden olmaktadır.

Pause Travel

Eğirdir göl çukurluğunun plüvyal dönemlerdeki karstik olaylar sonucu oluştuğu ve yine bu dönemde su ile dolduğu düşünülmektedir. Bilim insanları Göl çukurluğunun tektonik kökenli, su birikiminin Neojen sonrasında geliştiğini belirtmişlerdir. Holosen‘de büyük bir polyenin çökmesi sonucu ortaya çıktığı, göl içindeki küçük adaların da bunun delili olduğu söylemektedir. Tektonik kökenli çukurluğun karstik olaylarla mevcut şeklini kazandığı ve gölün plüvyal dönemde geliştiği düşünülmektedir. Anadolu’nun eski iklimi ile birleştirilerek Eğirdir dahil yöredeki büyük su kütleleri plüvyal göller şeklinde gruplandırılmaktadır.

Türkiye’nin en büyük 2. tatlı su gölüdür. Eğirdir Gölü’nün maksimum su kotu ile çevrelenen su alanı “I. Derece Doğal Sit Alanı” olarak belirlenmiştir. Maksimum su kotundan itibaren 300 metrelik bir bant ise “III. Derece Doğal Sit Alanı” olarak kabul edilmiştir. Eğirdir Gölü, “A Sınıfı Sulak Alan” listesindedir. Eğirdir Gölü havzası içerisinde Kovada Gölü Milli Parkı ve Gelincik Dağı Tabiat Parkı bulunmaktadır.

Gölde, Eğirdir’e bir karayoluyla bağlanmış bulunan iki küçük adacık bulunmaktadır. Birincisi Can Ada, ikincisi ise Yeşilada’dır.

Pause Travel

Can Ada; Eğirdir ile Yeşilada arasında yer alan ve 7 dönümlük (7000 m²) bir alana sahip olan küçük bir adacıktır. Yerleşim alanı olmayıp, çadır ve karavan turizmi ile piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Atatürk’ün Eğirdir’i ziyareti sırasında Canada, 1 Şubat 1933 tarihli Belediye encümeni kararıyla kendisine hediye edilmiş, daha sonra Atatürk’ün mirasçılarına, onlardan da Eğirdir Belediyesine geçmiştir.

Yeşil Ada: Eğirdir’in en güzel turizm bölgesi olan adada, doğa güzelliklerinin yanında Aya Stefanos Kilisesi gibi tarihi zenginliklerde bulunmaktadır. Yerli ve yabancı turistlere hizmet veren balık lokantaları ve ev pansiyonculuğu gelişmiştir.

Eğirdir Gölü’ne Isparta’dan kalkan araçlar ile ulaşmak mümkündür.

Kardinal Pietro’nun kurduğu şehir “Amalfi”

Kardinal Pietro’nun kurduğu şehir “Amalfi”

Amalfi İtalya’nın Campania bölgesindeki Salerno iline bağlı bir kasaba ve komündür ve Salerno Körfezi’nde yer alır.

İtalya’nın alışveriş başkenti Milano’dan uzakta bir dünya olmasına rağmen , Amalfi Sahili’nin Sorrento, Capri ve Positano, ülkenin en ünlü alışveriş merkezlerinden bazılarına ev sahipliği yapmaktadır.

Monte Cerreto’nun eteklerinde, kayalıklarla ve kıyı manzaralarıyla çevrili derin bir vadinin ağzında yer almaktadır. Amalfi kasabası, 839 ile 1200 yılları arasında Akdeniz’de önemli bir ticaret gücü olan Amalfi Dükalığı olarak bilinen denizci cumhuriyetin de başkentiydi.

Pause Travel

1920’lerde ve 1930’larda Amalfi, İngiliz üst sınıfı ve aristokrasisi için popüler bir tatil yeri haline gelmiştir. Amalfi, bulunduğu sahilin ana kentidir, Costiera Amalfitana (Amalfi Sahili) olarak adlandırılır ve bugün aynı kıyıdaki Positano, Ravello gibi diğer kasabalarla birlikte önemli bir turizm merkezidir. Amalfi, UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktadır. Amalfi’nin koruyucu azizi, kalıntıları Amalfi Katedrali’nde (Cattedrale di Sant’Andrea / Duomo di Amalfi) saklanan Havari Aziz Andrew’dur.

Amalfi, ortaçağ mimarisinde önemli bir konuma sahipti. Amalfitan Kardinal Pietro Capuano tarafından kurulan Cappuccini manastırı olan Sant’Andrea Katedrali (Saint Andrew, 11. yüzyıl), eğilimiyle Güney İtalya’da hüküm süren sanatsal hareketi zengin bir şekilde temsil etmektedir. Bizans stilini kuzey mimarisinin formları ve keskin çizgileriyle harmanlanmıştır.

Pause Travel

Başlıca tarihi eserler ve yerler, Aziz Andrew Katedrali (Duomo), Denizcilik Cumhuriyeti Arsenali (Gli Arsenali della Repubblica), El Yapımı Kağıt Müzesi (Museo della Carta) olarak sıralanabilir.

Amalfi, tarihte, batıya sattığı Bizans ipeklerini satın almak için Mısır ve Suriye’de basılan altın dinarların karşılığında komşularından tahıl, Sardunya’dan gelen tuz ve hatta kereste ticareti yapan bir deniz gücü olarak önem taşıyordu. Fernand Braudel, tahıl taşıyan Amalfi tüccarlarının İslam ülkelerinin limanlarında bazı imtiyazlara sahip olduklarını belirtmiştir. Amalfi çizelge tabloları (Tavole amalfitane), Hıristiyan liman şehirleri tarafından yaygın olarak kullanılan bir denizcilik kodu olmuştur.

Ortaçağ tarihinde Amalfi, gelişen hukuk ve matematik okullarıyla ünlüydü. Geleneksel olarak denizci pusulasını Avrupa’ya ilk getiren kişi olarak kabul edilen Flavio Gioia’nın Amalfi’nin yerlisi olduğu kabul edilmektedir.

Amalfiye, Napoli’den kalkan otobüs seferleriyle ya da araç kiralayarak ulaşabilirsiniz. Oldukça kıvrımlı ve dar yollara sahip olan Napoli-Amalfi arası yaklaşık 2 saat sürmektedir.

Pause Travel

Amalfi keşifleri:

Yürüyüş severler için Amalfi’nin enfes deniz ve kasaba manzaralarına nazır Sentiero degli Dei patikası biçilmiş kaftan. Tanrılar Yolu olarak da anılan bu patika, minik bir kasaba olan Agerola’dan başlayan ve Positano’ya kadar doğudan batıya uzanan hafif inişli yol size limon bahçeleri arasından geçirerek Capri Adası ve Positano kasabasının nefes kesici manzaraları ile karşılaştıracak. Gerçekten eşsiz bir deneyim. Başka bir keyifli yürüyüş rotası ise Amalfi’den Atrani köyüne uzanan Via delle Signore patikası. Civita ve Aurora tepecikleri arasında yer alan Atrani köyü zamanda asılı kalmış bir adres. Santuario Santa Maria del Bando’ya tırmanın ve tepeden limon ağaçları ile çevrili köyün manzaralarının tadına varın. Daracık sokaklar, geçitler ve merdivenler ve kemer altlarından geçerek köyün meydanı olan Piazza Umberto’ya ulaşın ve kahve molası verin.

Amalfi Tarih Keşifleri: Antik tarih severler için Minori balıkçı kasabasında yer alan Villa Romana’nın muhteşem freskoları ve yer mozaikleri görülmeye değer.

Praiano: Amalfi sahillerinin sanat kasabası Praiano, enfes manzaralara nazır limon ve narenciye ağaçları, daracık taş patikalar ve tarihi evler ile bezenmiş, sessiz ve sakin bir kasaba. La Brace, kasabanın manzaralarının ve lezzetlerinin tadına varabileceğiniz en güzel lokantası. Casa Angelina ve Casa Privata enfes manzaralara nazır büyüleyici birer inziva oteli. Ayrıca La Praia ve Praiano arasında deniz kıyısında yer alan minik ve şirin kasaba Marina di Praia görülmeye değer. Marina di Praia’da deniz kenarında geleneksel aile lokantası Trattoria Da Armandino’da enfes deniz mahsulleri yemek ise ayrı bir keyif.

Pause Travel

Conca dei Marini: Bir göz açıp kapayana kadar yanından görmeden geçip gidebileceğiniz Conca dei Marini, Amalfi ve Furore arasında yer alan şirin mi şirin bir sahil kasabası. Sahile indikten sonra ufak kayıklar ile Grotta dello Smeraldo yani Zümrüt Mağarası’na gidin. Güneş ışıkları ile suyun yansımaları birleşince duvarları yemyeşil parlayan bu mağara gerçekten görülmeye değer. Sahilde iken Santa Rosa’lı rahibelerin 17. yüzyılda hazırladığı tarife göre yapılan Sfogliatella Santa Rosa tatlısının tadına bakın.

Amalfi’de Deniz Keyfi: Denizin keyfini sürmek isteyenler için önerilerimiz ise: kalabalık severler Positano’da Spiaggia Grande, sessizlik severler Positano’da Fornillo, parti ve gün batımı severler için Praiano’da One Fire Beach, lokaller ile harmanlanmak isteyenler için Amalfi’deki Santa Croce plajı, enfes manzaralara nazır denize girmek isteyenler için Castiglione(Lido di Ravello). Plaj keyfi ile mükemmel bir öğle yemeği deneyimini birleştirmek isteyenler için sadece tekne ile ulaşılabilen Laurito plajında yer alan Da Adolfo restoranı öneriyoruz. Positano’ya beş dakikalık tekne mesafesinde Laurito sahilinde özel minik bir koyda yer alan ufacık, mütevazi ve samimi restoran, denizle iç içe lokal bir aile işletmesi. Taze deniz mahsulleri, marine balıkları, çeşit çeşit peynirleri ile öğle yemeği için hem lokallerin hem de ünlülerin favori durağı.

Jolly ile tropikal cennet Maldivler’e özel fiyatlarla

Jolly ile tropikal cennet Maldivler’e özel fiyatlarla

Masalsı Hint kültürü, bozulmayan yemyeşil doğa ve masmavi bir deniz… Egzotik bir tatil yapmayı planlayanlar için Jolly’nin kaçırılmayacak bir fırsatı bulunuyor; Maldivler…

Maldivler’de 5 Gece 2 kişilik odada kişi başı her şey dahil konaklama, THY ile direkt uçuş ve transferler dahil 1.375 €’dan başlayan fiyatlarla unutulmaz bir tatil sizleri bekliyor.

Hint Okyanusu’nun en güzel takımadalarına sahip Maldivler; turkuaz mavisi suları, bembeyaz kumsalları ile adeta cennetten bir köşe. Bembeyaz kumsalda güneşlenebilir, mavinin binbir tonunda yüzebilir, muhteşem mercan kayalıklarına ve deniz yaşamına sahip dünyanın en iyi dalış noktalarından biri olan Maldivler’de  dalış yapabilirsiniz.

Türk vatandaşları için vizesiz olan Maldivler’de izole dizayn edilmiş konaklama alternatifleriyle unutamayacağınız bir tatil keyfi sizleri bekliyor.