Yazılar

“Miami ve Palm Beach arasında karar vermek”

Cemiyet hayatının renkli isimlerinden Beril Akçay, yaşamını sürdürdüğü Amerika’nın Florida eyaletini gezip sizler için deneyimlerini kaleme aldı. 

 Beril Akçay “Miami ve Palm Beach arasında karar vermek”

South Florida bölgesi, yani güney Florida, sadece Amerika’nın değil; tüm dünyanın gözdesi olmuş durumda. Özellikle son yıllar için geçerli bu durum. Gelişen ekonomisi, hareketli emlak piyasası ve sosyal ve sanat hayatında devamlı yenikler sunması başlıca sebepler bence. Tabi coğrafi olarak konumu ve her daim ılık iklimi de bu durumu destekliyor.

Ben de bu furyadan yararlanmak adına, güney Florida keşfine çıktım. Daha önceki ziyaretlerimden farklı bir seyahatti bu, çünkü iki bölge arasında karar vermek durumundayım. Güney Florida’nın iki incisi; Miami ve Palm Beach arasında…

Zor bir karar, Size hangisini seçmeliyim?

Miami

Her daim hareketli, eğlencenin ve mutlu insanların dolup taştığı bir şehir Miami. Enerjisi hiç düşmüyor. En beğendiğim bölgelerini sizlerle paylaşacağım, bu bölgeler Miami’yi bana daha da sevdirdiği için kararımı kolaylaştırabilir.

Wynwood;

“street art” olarak nitelendirilen, serbest sokak sanatı, son yılların ve büyük kentlerin önemli bir parçası olmuş durumda. İşte Wynwood’da başlı başına bir street art cenneti. Grafitiler, binalarda sergilenen sosyal mesaj içerikli çalışmalar, büyüklü küçüklü renkli restoranlar, ve hiç bitmeyen ziyaretçiler ile dolup tasan, çok eğlenceli bir bölge.

Sadece eğlence değil aslında, birçok firma ve şirketler de bu bölgedeki endüstriyel tarzda inşa edilmiş ‘office space’ denilen ofisleri kaplamış durumdalar. Genç, dinamik ve cool tarzdaki firmaların yeni adresi artık Wynwood.

Art Basel döneminde trafiğe kapatılarak sadece yayalara tahsis ediliyor tüm bölge. Yani burada eğlence ve hareket asla bitmiyor.

Bal Harbour;

Tamamen farklı bir enerjiye geçiş yapıyoruz. Oldukça eski bir yerleşim bölgesi burası Miami’nin. Daha çok ailelerin bulunduğu, sakin bir yaşam tarzı sunuyor. Bu tarafını çok seviyorum ben de…

Okyanusa nazaran uzanan sıra sıra elit rezidanslar gerçekten yaşamak için ideal. Daha çok sessizlik hakim buraya.

Ünlü markaların mağazalarının bulunduğu Bal Harbour Shops alışveriş merkezi hem burada yasayanların gözdesi hem de birçok ziyaretçinin. Aslında çok büyük bir alana yayılmış değil, ama güzel bir ortamı var. Kafeler ve restoranlar da çok hoş. Haftasonları için ideal olduğunu düşünüyorum. Bal Harbour da yaşam çok keyifli geçecektir, bundan eminim.

Beril Akçay

Brickell;

Şimdide New York tarzı bir bölgedeyiz. Finans şirketleri, dünyaca ünlü oteller, yoğun trafik, devasa binalar, muhteşem restoranlar ve kalabalığı ile tam bir New York burası.

Eğer Miami’ye yeni taşındıysanız, Brickell bölgesinde yaşamalısınız bence. Hemen hemen her şey yürüme mesafesinde. İnsan trafiği o kadar çok ki, sizi hiç yalnız hissettirmiyor. Her tarza yönelik restoran ve eğlence yeri var.

İş ve yaşam için bas tercihim olabilir burası. Bölge pandemi süreci ile birlikte inanılmaz popüler oldu. Devamlı yeni inşaatlar göreceksiniz etrafta, yeni yapılar hiç bitmiyor. Bir de dünyaca ünlü restoran zincirleri birer birer açılıyor Brickell’de…

Dinamik bir yer kısacası.

South Beach;

Okyanus, okyanus, okyanus. Miami’nin okyanus kıyısı gerçekten uçsuz bucaksız. Ve de çok davetkar. Gün içinde, işinize ara verip,  snoptan bir şekilde sahile inip güneşlenebiliyorsunuz mesela. Okyanus ile oldukça entegre bir yaşam var yani. İnsanlar birbirine saygılı, herkes kendi eğlence ve dinlencesinde. Bence bu çok önemli bir nokta, çünkü sahiller kimi zaman bu konuda ziyaretçileri zorlayabiliyor.

Gece hayati ise biraz farklı evet, çılgın olarak tanımlanabilir onu kabul ediyorum. Ama aslında görsel olarak çok keyifli oluyor; sıralar halinde restoran ve barlar, benzer mimari ile inşa edilmiş sıra sıra oteller ve dolup taşan ziyaretçiler var. İzlemesi bile eğlenceli. Ben bu bölgenin en çok Küba yemekleri yapan restoranlarını seviyorum. Daha salaş tarzdakileri. Yemekleri çok lezzetli oluyor.

Restoranlar demişken sizler için seçtiğim restoran tercihlerim ile bitiriyorum Miami’yi…

Novikov Miami; Sushi ve Uzakdoğu mutfağını çok başarılı sunuyor. Ortamı da oldukça enerjik. Eğer yüksek müzik sesinden çok hoşlanmıyorsanız, dış bahçe kısmında oturmanızı öneririm. Trufflu Dumling’ler inanılmaz lezzeti, mutlaka deneyin!

Le Zoo; Bal Harbour alışveriş merkezinde yer alan bir Fransız restoranı. Çok beğendim mutfağını. Çok başarılıydı. Kaz Ciğeri çok sevdiğim için, şekerlendirilmiş ve kızartılmış olarak iki şeklini denedim, ikisi de enfesti, öneriyorum.

Pura Vida; Biscayne Blvd da bulunuyor. Miami’nin en sevdiğim Health Cafesi yani; sağlıklı menü kafesi. Taze meyve suları, özel hazırlanan proteinli içecekleri ve hafif atıştırmalık seçenekleri ile spor öncesi enerji deposunu buradan yapmalısınız bence…

Palm Beach

Sessiz, derinden ve çok güzel… Sanırım en iyi bu şekilde tanımlanabilir Palm Beach; çünkü başka bir boyuta geçmiş gibi hissettiriyor kendinizi. Sakin bir yasam tercih edenler için burası tam bir cennet. Miami’ye kara yolu ile yaklaşık 1 saat 20 dakika uzaklıkta. Otoban gidiyorsunuz. Oldukça pratik bir yolculuk bence…  Ve de keyifli.

Benim için bu keyif bir kat daha fazlaydı çünkü hız severlerin gözdesi 911 Turbo S bu otobanlarda gücünü tam anlamda hissettiriyor. Florida seyahatime hız ve renk kattan bu kırmızı güzelliği özleyeceğim çok.

Palm Beach’in en sevdiğim yeri Breakers Oteli olduğu için, güne orayı ziyaret ile başlarım. Tarihi 1890’li yıllara kadar dayanıyor. Okyanus kıyısında yer alan, nerdeyse uçsuz bucaksızmış gibi görünen bir alana yayılmış, harika bir yapıt.

O döneme damgasını vurmuş sanayicilerden olan, Henry M. Flagler tarafından kurulmuş. Bir zamanlar kendisinin evi olan, şimdinin Flagler Müzesi görkemli yapıt da otelin hemen yakınlarında yer alıyor.

Sahil kenarına inip dalgaların sesini dinlemek ilk işim Breakers’ta…  Gerçekten size çok huzur veriyor bu ortam. Daha sonra Sea Food bar restoranında oturup, en sevdiğim salatası olan Greek Salad’ı sipariş ediyorum. Bir de nane çayı. Ve de okyanusu seyre devam ediyorum.

Sakin bir yaşam var burada dedim ya, işte gerçekten de öyle. Bana çok cazip gelen bir bölge. Hareketten çok uzak. Restoran ve kafeler renklendiriyor şehir merkezini ama genelde evlerde sürülen bir hayat var sanki.

Emlak piyasası burada da hareketli. Ve de her bütçeye göre seçenekler bulmak mümkün gibi gözüküyor. Okyanus ve nehir manzaralı rezidanslar, şehir merkezi içinde yer alan daha çok genç nüfusa hitap eden yeni binalar ve dünyaca ünlenmiş devasa malikâneleri ile renkli bir şehir turuna çıkabilirsiniz Palm Beach’te… Ve gününüzü zevkle noktalayabilirsiniz.

Peki hangisinde karar kılınmalı? İşte asıl soru bu…

Hareket ve yüksek enerjili bir hayat mi? Miami’de olan

Yoksa

Sakin ve huzurlu günler mi? Palm Beach’in sunduğu

Siz hangisini tercih ederdiniz?

Ara tatilin için alternatif rotalar

Ara tatilin için alternatif rotalar

Öğrencilerin 15 Kasım’da başlayan ilk ara tatili biraz dinlenip gezmek isteyen ebeveynler için de bir fırsat yaratıyor.

2021-2022 eğitim-öğretim yılının ilk ara tatili 15 Kasım’da başlıyor. Bu fırsatı değerlendirip kısa bir tatil yapabilir ya da şehirde dolu dolu bir programla tatilin keyfini çıkarabilirsiniz. Gideceğiniz yeri henüz belirlemediyseniz Türkiye’nin seyahat sitesi Enuygun’un sizin için derlediği eğlence, kültür, dinlence dolu tatil rotalarına mutlaka göz atmalısınız.

Hobbit Evleri- Maşukiye

Kocaeli Kartepe’de bulunan Hobbit Evleri, Avrupa’nın en büyük doğal yaşam parklarından birinin içinde konumlanmış. Bu parkta Hobbit Evleri’nin önlerindeki banklarda kahvaltı etmek,5500 metrekarelik yürüyüş parkurlarında spor yapmak, temiz havanın tadını çıkarmak mümkün. Hobbit Evleri’ne kadar gitmişken Maşukiye’de kahvaltı edip, Kartepe’nin zirvesine de çıkabilirsiniz.

pamukkale

Abant – Bolu – Yedigöller

Ara tatilde kasım ayının en güzel rotalarından biri olan Abant-Bolu-Yedigöller-Sünnet Gölü-Göynük ve yine bölgenin etrafındaki pek çok yeri görebilirsiniz. Abant çevresinde bulunan her zevke, her bütçeye uygun otellerde konaklayabilir, doğal güzelliklerin keyfine varabilirsiniz.

Polonezköy – Ağva- Şile

Ara tatili İstanbul’da geçirecek olanlar için İstanbul ve çevresinde de pek çok aktivite mevcut. Müzeler, saraylar, eğlence mekanları başlı başına çocukların görmesi gereken yerler arasında. Ancak eğlenceli ve yaratıcı bir etkinlik arıyorsanız Polonezköy’de açılan Yeşil Nesil Atölyeleri’ni ziyaret edebilirsiniz. Bu atölyede tarım, orman, beceri, bilim, gurme ve bilişim gibi pek çok dalda çocukların becerilerini geliştirebildikleri etkinlikler bulunuyor.Maceraya düşkün çocuklar için Maslak Uniq, Alemdağ’da konumlanmış Park of Çekmeköy’deki survivor parkurları da son derece eğlenceli… İstanbul çevresinde Şile’de Saklıgöl, Ağlayankaya, Ağva’da Kilimli ve Kadırga Koyları ve Hacıllı Köyü’ndeki mağara gezebileceğiniz lokasyonlar arasında.

TheLand of Legends – Antalya

Antalya’da görsel şovları ve su parklarıyla çocukların çok eğlenecekleri bir yer var: The Land of Legends. Burası su parkları, su ve ışık gösterileriyle çocukların sınırsız eğlenecekleri bir yer olarak tasarlanmış. Eğer Antalya’ya birkaç günlük tatile gidecekseniz Kaleiçi, falezler, Düden Şelalesi’ni görüp, Tünektepe’den teleferikle Toroslar’a da çıkabilirsiniz. Dolu dolu bir ara tatil rotası sadece bir Antalya uçak bileti uzaklığınızda.

Ankapark – Ankara

Avrupa’nın en büyük tema parklarından biri olan Ankapark’ta oldukça geniş bir alanda çocuklar için eğlenceli aktiviteler var. Ankara’da ayrıca masal kahramanlarının heykelleriyle süslü Harikalar Diyarı da çocuklarla ziyaret edilebilecek alternatif bir eğlence noktası.

İzmir Uzay Kampı

Gökyüzü ve uzay bilimine meraklı çocuklar için İzmir’de güzel bir kamp seçeneği var. Bu kampta çocuklar fen bilimleri, matematik ve teknolojiye yönelik çalışmalar yapıyor.  Gaziemir’de bulunan bu kampta çocuklarınız uzun ve keyifli vakit geçirirken ebeveynleri de İzmir’in keyfini çıkarabilir.

Pamukkale

Pamukkale de ara tatil için güzel bir seçenek. Pamukkale travertenleri çocuklara çok ilginç gelebilir. Pamukkale’de kaplıca sularıyla dolu havuzu olan otel seçenekleri de mevcut.

pause dergi

İznik Gölü – Uludağ

İznik Gölü, Uludağ, Cumalıkızık Köyü gibi yerleri gezebileceğiniz mini bir Bursa yolculuğu size yalnızca bir otobüs bileti uzaklıkta. İznik merkezde Ayasofya Camii, II. Murad Hamamı, Süleyman Paşa Medresesi, Roma Hamamı, Yeşil Cami, İznik Müzesi gezebileceğiniz yerlerin başında geliyor. Göl çevresinde ise konaklayıp yemek yiyebileceğiniz yerler bulunuyor.

Atatürk Arboretumu – Kent Ormanı

Atatürk Arboretumu doğal güzellikleriyle en iyi sonbahar fotoğraflarını çekebileceğiniz yerlerin başında geliyor. Keyifli bir gezi sonrasında isterseniz boğaz hattında kısa bir yemek molası verebilirsiniz ya da Kemerburgaz Kent Ormanı’nı keşfedebilirsiniz.

Avrupa’nın sevimli ve minik ülkesi “Lüksemburg”

Yazan: Ferhat Kaan Şahin

Avrupa’nın sevimli ve minik ülkesi “Lüksemburg”

Lüksemburg, gezginler tarafından nispeten ihmal edilir, ancak bu küçük ülkenin (85 km’den uzun olmayan) sunabileceği tahmin edilenden daha çok şeyi vardır. Muhteşem bir vadide yer alan konumu ve Unesco listesindeki merkezi ile başkent Lüksemburg Şehri, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir.

Yaz aylarında bir hafta sonu kaçamağı için muhteşem bir seçim olabilir. Bir finans merkezi olması sebebiyle, genelde finansörler ve AB bürokratlarıyla dolu olan şehir, hafta sonları ve Temmuz-Ağustos aylarında bu kişilerin kendi ülkelerine dönmesi sebebiyle, ilginç şekilde nispeten boş kalır. Ve sizde bu fırsattan istifade, şehrin birbirinden ünlü Michelin yıldızına sahip restoranlarında değişik tatları deneme fırsatı bulabilirsiniz! Lüksemburg, kişi başına dünyanın başka herhangi bir yerinden daha fazla Michelin yıldızlı restorana sahiptir. Hafta ortalarında sunulan A la Carte menüleri seçerek, bol keseden saçmadan da leziz yemekleri tatma fırsatı edinebilirsiniz. Unutmadan ekleyelim, Domuz eti ve av eti, geleneksel Lüksemburg yemeklerinde ağırlıklı olarak yer alır- Ulusal yemekleri “judd mat gaardebounen”dir ve füme domuz boynu, haşlanmış bakla ve patates ile servis edilir. Çoğu restoran “friture de la Moselle” (kızarmış tatlı su balığı) sunar. Lüksemburg, Moselle kıyılarında kaliteli ve uygun fiyatlı şaraplar üretir ve çoğu bar ve restoranda iyi bir Belçika veya yerel bira seçeneklerini bulabilirsiniz.

Lüksemburg şehrinin dışında, Kuzeybatı’ da Belçika sınırındaki Yukarı Sure ile Kuzeydoğu’ da Almanya sınırındaki Our isimli iki büyük doğal park bulunmaktadır. Sarp, ormanlık tepeler ve sayısız akarsular ile birbirinden büyüleyici şatolar tarafından çevrelenmiş olan arazi, yürüyüşçüler, dağ bisikletçileri ve kanocular için muhteşem bir ortam sunar.

Müllerthal isimli, küçük İsviçre olarak bilenen bölge ile onun duvarlarla çevrili yol üzerindeki şirin kasabası Echternach özellikle görülmesi gereken yerlerdendir.

Mutlaka yapın;

1- Chemin de la Corniche’de burçlara tırmanarak, başkentin en iyi manzarasının tadını çıkarın

2- Büyüleyici ormanları, eşsiz akarsuları ve iyi düzenlenmiş patikaları ile Lüksemburg’un “Küçük İsviçre”si olarak adlandırlan Müllerthal’da yürüyüş yapın

3- Güzel Sure nehri boyunca bisiklet sürerek, Diekirch’de üretilmiş yerel bir bira ile kendinizi ödüllendirin

4- Fond-de-Gras’ta asırlık buharlı trene binerek tarihe yolculuk yapın

5- Vianden’in Arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaşın ve Victor Hugo’ya ilham veren orta çağ kalesine hayranlıkla bakarken çılgına döndüğünü hayal edin

6- Moselle Vadisi’nin şarap imalathanelerinde eşsiz şarapları tadın

Çoğu komşu ülkenin aksine Lüksemburgluların çoğunluğu iyi derecede İngilizce konuşmaktadır.  Bu yüzden ziyaretleriniz sırasında dil konusunda hiçbir sorun yaşamayacak olsanız da yerel halkla ve dükkân sahipleriyle konuşurken “merci, äddi” (teşekkürler, güle güle) ve wanneg gelift (lütfen) gibi birkaç Lüksemburgca kelime kullanmak duyan herkesin çok hoşuna gidecektir. Dilden bahsetmişken, Lüksemburglular Fransızca, Almanca ve Lüksemburgca öğrenerek 3 dilli olarak büyürler.

Nasıl gidilir?

Lüksemburg’a İstanbul’dan Türk Hava Yolları ve LuxAir’in karşılıklı uçuşları ile direkt ulaşabilirsiniz ve yolculuk süresi yaklaşık 3 saat 30 dakikadır. Bunun yanında Belçika’nın başkenti Brüksel’den 3 saatlik tren yolcuğu ve Almanya Frankfurt havalimanından shuttle otobüsleri ile ulaşım imkânı da bulunmaktadır.

Katar 2030 hedefine doğru  ilerliyor

Katar 2030 hedefine doğru  ilerliyor

Katar Turizm, Orta Doğu’nun en hızlı büyüyen turizm ve cazibe merkezi olmak için ülkenin şu ana kadarki en büyük uluslararası turizm kampanyasını başlattı. FIFA Dünya Kupası Katar 2022 TM yaklaşırken hizmete girecek 100’den fazla otelle birlikte dünyanın önde gelen turizm merkezi olarak vitrine çıkmaya hazırlanan ülke aynı zamanda yeni internet sitesi ve mobil uygulamayı da hizmete sunuyor.

Katar Turizm, ülkenin turizm hedeflerini ileriye taşıyan ve 2030’a kadar yılda altı milyondan fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapmayı amaçlayan yeni bir uluslararası tanıtım kampanyası başlattı. Kampanyanın merkezinde, ülkeyi uluslararası ziyaretçilere tanıtmak için tasarlanmış beş adet benzersiz ve ilgi çekici anahtarlık maskotundan oluşan karakter yer alıyor.

Katar

Konsepti “Dünyanın Ötesini Keşfedin” olan kampanyada, Endonezyalı şarkıcı Raisa’nın sesinden bir şarkı yer alıyor ve birbirinden ilginç televizyon reklamlarıyla dikkat çekiyor. Altı tane anahtarlık maskotu karakterin baş rolde olduğu filmlerde ayrıca Katar’ın tur rehberlerini temsil eden üç dost canlısı karakter de onlara eşlik ederek Katar’ın deneyim yelpazesini turistlere tanıtıyor.

Katar

Küresel çapta eş zamanlı başlayan kampanya, uluslararası turistlerin günümüzde eskiden daha fazla unutulmaz hatıralar bırakan, eşsiz ve otantik deneyimlerin arayışında olmaları iç görüsünden ilham alıyor. Hızla gelişen bir turizm merkezi olarak Katar, kozmopolit modernliği Arap geleneği ile harmanlayarak Orta Doğu’da güvenli, emniyetli ve bölge kültürünün en yoğun yaşandığı destinasyon olarak konumlanıyor.

Katar

Katar Turizm’in başkanı ve Katar Havayolları Grubu Başkanı Akbal Al Baker şunları söyledi: “Ülkenin geniş çaptaki gelişimi olması gereken yolda ilerlerken bir yandan da dünya çapından gelen ziyaretçiler her temas noktasında olağanüstü bir misafirperverlikle karşılanıyor. Katar’ı önde gelen bir turizm merkezi olarak dünya sahnesine sağlam bir şekilde yerleştiren FIFA Dünya Kupası 2022™’ye ev sahipliği yapmak için geri sayarken, IAAF Elmas Ligi, ATP ve WTA tur etkinlikleri gibi seçkin spor müsabakalarına ev sahipliği yapma konusunda Katar’ın deneyimine dayanarak planladığımız heyecan verici bir uluslararası etkinlik takvimimiz de bulunuyor.”

Katar

Yeni reklam kampanyası, Katar’ın 2030 Ulusal Vizyonu ile paralel olarak Katar’ın büyüyüp gelişen turizm anlayışını yansıtıyor. Katar, sınırların Temmuz 2021’de tekrar açılmasından bu yana halihazırda ülkeye gelen iki yüz binin üzerinde ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor.

Yeni reklam kampanyası, Katar’ın 2030 Ulusal Vizyonu ile paralel olarak Katar’ın büyüyüp gelişen turizm anlayışını yansıtıyor. Katar’ın yeni turizm stratejisi, ziyaretçileri tüm yeni programların ve girişimlerin merkezine koyarken, bir yandan FIFA Dünya Kupası Katar 2022TM öncesinde açılan ya da hizmete başlaması planlanan yeni otellerden, tema parklarından, mağazalardan ve büyük eğlence projelerinden faydalanmalarını diğer yandan da yarımadada halihazırda mevcut olan deneyim yelpazesini deneyimlemelerini hedefliyor.

Katar

Katar, Skytrax tarafından altı kez Dünyanın En İyi Havayolu seçilen tek havayolu olan ödüllü havayolu Qatar Airways örneğinde oluğu gibi, sıcak misafirperverliği ve mükemmelliğe bağlılığıyla ünlü bir ülke. Bu durum, ulusal havayolunun ana merkezi olan ve Skytrax tarafından 2021’de Dünyanın En İyi Havalimanı seçilen Hamad Uluslararası Havalimanı ile de pekişiyor. Ülkenin samimiyetini ve misafirperverliğini vurgulayan bu itibarlı ödüller aynı zamanda turistler için sorunsuz bir deneyim yaşaması için onları dört gözle bekleyen Katar’ı da gururlandırıyor.

Apollo Samnaios’a adanan kent “Amos Antik Kenti”

Apollo Samnaios’a adanan kent “Amos Antik Kenti”

Amos Antik Kenti, Muğla’da Marmaris ilçesi sınırları içinde bulunan, Roma dönemine ait bir antik yerleşim yeridir.

Antik Amos harabelerine Kumlubük koyunun kuzeybatısında, dik sahilin güney tarafındaki Asarcık isimli tepeden ulaşılmaktadır. Amos, bir tepe üzerinde yer alan tiyatro, tapınak ve bazı heykel ile kaidelerin yer aldığı bir kazı alanından oluşmaktadır.

Amos Antik Kenti’nin çevresi aynı dönemden kalma surlarla çevrilidir. Rodos karşısındaki 3 tiyatrodan ikincisi olan Amos Antik Kendi Tiyatrosu, bugün bile oldukça iyi durumdadır. Oturma yerleri, yan duvar ve sahne evinin üç odası kolayca ayırt edilebilmektedir. Profesör E. Bean’in 1940’lı yılların sonlarında bölgede yaptığı kazılarda, Milattan Önce 200 yılları civarına ait üç ayrı kira sözleşmesinin koşullarının yazıldığı dört adet yazıt parçaları bulunmuştur.

Amos, Antik dönemde, Akdeniz kıyısındaki Karya’daki Rhodian Peraia’da bulunuyordu. Muhtemelen bu şehirden epigrafik buluntularla desteklenen Lindos ile bağlantılıydı. Rodos ile bağlantısı, yerleşim yerinde bulunan yazıtlarda Dor lehçesinin kullanılmasıyla da kanıtlanmıştır.

Antik Amos’un kalıntıları, Marmaris körfezinin hemen yukarısındaki Hisarburnu’ndaki Asarcık’ın uzun tepesinde toplanmıştır. Hellenistik Dönem’e tarihlenen çokgen örgülü kerpiçten yapılmış sur duvarı, duvarların ve kulelerin hala 3-4 metre yüksekliğinde olduğu kuzey yamacında oldukça iyi korunmuştur. Güney cephesindeki duvar erozyon nedeniyle neredeyse yok olmuştur. Biri hariç tümü sağlam olan beş kule günümüze kadar sağlam kalmayı başarmıştır. Kuzey duvarında muhtemelen kentin ana kapısı olan bir kapı vardır. Kullanılan duvar tipine göre orijinal duvarın yapımı MÖ 4. yy’a tarihlenmektedir.

İç duvar kalıntıları arasında en belirgin olanı tiyatrodur. Rodos Peraia’nın bilinen üç Yunan tiyatrosundan Amos tiyatrosu, sahne evi ve orkestranın korunmuş kalıntılarına sahip tek tiyatrodur. Muhtemel seyirci sayısının yaklaşık 1300 olduğu tahmin edilmektedir. G. E. Bean 1948’de orkestra alanında Dionysos’a ait parça parça bir sunak bulmuştur.

Tepenin en üst noktasında, tiyatronun hemen batısında, Helenistik bir dairesel veya yarım daire heykel kaidesinin birkaç parçası görülmektedir.

Daha batıda, surların yakınında, yaklaşık 7 m genişliğinde ve 14 m uzunluğunda pronaosu olan küçük bir in Antis tapınağının temelleri vardır. Civarda bulunan tapınak envanterine sahip yazıtlar, tapınağın muhtemelen yalnızca bu konumda bilinen bir tanrı olan Apollo Samnaios’a (“Tepenin Apollonu”) adandığını göstermektedir.

Nekropol, kentin hemen dışında, surların kuzeyinde yer almaktadır. Arazide, bazı yazıtlar ve anıtsal mimarinin parçaları ile birlikte birkaç kaya mezarı görülebilir.

Amos Koyu, Marmaris’in Turunç beldesine bağlıdır ve Marmaris merkeze uzaklığı 25 kilometredir. Marmaris’de kahverengi Amos Antik Kenti tabelalarını takip ederek kolayca ulaşılabilmektedir.

Dayanışma Hareketinin doğum yeri  “Gdansk”

Dayanışma Hareketinin doğum yeri  “Gdansk”

Bugün sizlere her ne kadar ülkemizde fazla bilinmese de, gidip görenlerin kaplerinin bir köşesine yerleşen, güzelliği kadar, tarih içindeki önemi ve hüzünleri bir arada barındıran Gdańsk’tan bahsedeceğiz.

Gdańsk, kuzey Polonya’nın Baltık kıyısında bir şehirdir. 470.907 nüfusu ile Gdańsk, Pomeranya Voyvodalığı’nın başkenti ve en büyük şehri ve Pomeranya coğrafi bölgesinin en önemli şehridir. Polonya’nın en büyük limanına ev sahipliği yapan şehir, ülkenin dördüncü büyük metropol bölgesidir.

Gdansk

Belediye Binası ve Uzun Pazar

Şehir, Gdańsk Körfezi’nin güney ucunda, Baltık Denizi’nde, Gdynia şehri, tatil beldesi Sopot ve banliyö toplulukları ile bir arada yer alan yerleşim bölgesindedir; bunlar, yaklaşık 1,5 milyon nüfuslu Tricity (Trójmiasto-Üçşehir) adlı bir metropol alanını oluşturur. Gdańsk’ı Polonya’nın başkenti Varşova’ya bağlayan yakındaki Vistula Nehri deltasındaki bir kol olan Leniwka’ya bağlı Motława Nehri’nin ağzında yer almaktadır. Yakındaki Gdynia limanı ile birlikte Gdańsk, aynı zamanda bir sanayi merkezidir.

Gdansk

Büyük Değirmen ve Değirmenci Lonca Evi

Şehrin tarihi, Polonya, Prusya ve Alman yönetimi dönemleri ve bağımsız bir şehir devleti olarak özerklik veya kendi kendini yönetme dönemleri ile biraz karmaşıktır. İki dünya şavaşı arası dönemde, Gdańsk ya da Almanca ismiyle Danzig, Polonya ve Almanya arasında Polonya Koridoru olarak bilinen tartışmalı bir bölgede bulunuyordu. Şehrin belirsiz siyasi statüsü Almanya tarafından istismar edilmiş ve iki ülke arasındaki gerilimi daha da arttırmış, bu da nihayetinde Polonya’nın işgali ve İkinci Dünya Savaşı’nın şehrin hemen dışındaki ilk çatışması ile sonuçlanmış, tüm bunların ardından Lehçe konuşan azınlık nüfusunun etnik temizlik ve infazları takip etmiştir. Daha sonra 1945’te şehir Ruslar tarafından ele geçirilince, yönetimi Polonya’ya bırakılmış ve Alman nüfus göçe zorlanarak sınır dışı edilmiştir.

Eski belediye binası

1980’lerde Gdańsk, Polonya’daki komünist yönetimin sona ermesinde büyük rol oynayan ve Doğu Bloku ile Berlin Duvarı’nın çöküşünü ve Varşova Paktı’nın dağılmasını hızlandıran “Dayanışma” (Solidarność) hareketinin doğum yeriydi.

Gdańsk; Gdańsk Üniversitesi, Gdańsk Teknoloji Üniversitesi, Ulusal Müze, Gdańsk Shakespeare Tiyatrosu, İkinci Dünya Savaşı Müzesi, Polonya Baltık Filarmoni ve Avrupa Dayanışma Merkezi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Kent ayrıca geçmişi 1260 yılına dayanan ve Avrupa’nın en büyük ticari ve kültürel etkinliklerinden biri olarak kabul edilen St. Dominic’s Fuarı’nın da ev sahibidir. Gdańsk ayrıca dünya çapında yaşam kalitesi, güvenlik ve yaşam standartları sıralamasında da üst sıralarda yer almaktadır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük çapta yıkıma uğrayan tarihi eski Gdańsk şehrinin bazı bölümleri 1950’ler ve 1960’larda yeniden inşa edilmiştir. Polonyalılar şehri yeniden inşa ederken, şehrin Alman karakterini seyreltmeyi ve onu 1793’te Prusya tarafından ilhak edilmeden önceki görünümüne geri döndürmeyi amaçladıklarını açıklamışlardır. 19. Yüzyılda inşa edilmiş yapılar, savaş sonrası yönetimler tarafından “ideolojik olarak kötücül” şeklinde veya “Prusya barbarlığı” olarak tanımlanmış ve yıkıma değer olarak kabul edilmiştir. Bunların yerine Flaman/Hollanda, İtalyan ve Fransız etkileri ile binalar inşa edilerek “tarafsızlık” vurgulandığı belirtilmiştir. Baltık bölgesindeki Sovyet emelleri için önemli olan limanının ve üç büyük tersanenin geliştirilmesine yapılan yoğun yatırımla desteklenen Gdańsk, Polonya Halk Cumhuriyeti’nin en büyük nakliye ve sanayi merkezi haline gelmiştir.

Wisłoujście Kalesi

Kentin Hansa Birliği zamanından kalan bazı binaları bulunmaktadır. Turistik mekanların çoğu Ulica Długa (Uzun Cadde) ve Długi Targ (Uzun Pazar)’da yer almaktadır. Bu tarihi alan (17. Yüzyıldaki hali esas alınarak) yeniden inşa edilmiş ve her iki ucunda ayrıntılı şehir kapıları ve binalarla çevrili bir yaya caddesi boyunca yer almaktadır. Şehrin bu kısmı, bir zamanlar Polonya Krallarını ziyaret etmek için kullanılan eski geçit yolu olduğu için Kraliyet Yolu olarak da anılır.

Goal Kulesi

Bir uçtan diğer uca, Kraliyet Yolu üzerinde veya yakınında karşılaşılan önemli tarihi alanlar şunları içerir:

Kraliyet Yolu’nun başlangıcını belirleyen Brama Wyżynna Kapısı

İşkence Evi (Katownia) ve Hapishane Kulesi (Wieża więzienna)- Şimdilerde Amber Müzesi’ne (Muzeum Bursztynu) ev sahipliği yapmaktadır

Aziz George Cemiyeti Konağı (Dwór Bractwa św. Jerzego)

Altın Kapı (Zlota Brama)

Pitoresk apartmanlarla dolu Ulica Długa (“Uzun Cadde”)

Uphagen’in Evi (Dom Uphagena), Gdańsk Müzesi’nin şubesi

Aslan Kalesi (Lwi Zamek)

Ana Belediye Binası (Ratusz Głównego Miasta, 1378-1492 inşa edilmiştir)

Długi Targ (“Uzun Pazar”)

Artus’ Mahkemesi (Dwór Artusa)

Neptün Çeşmesi (Fontanna Neptuna), mimar Abraham van den Blocke’un bir başyapıtı

Jadwiga Łuszczewska’nın popüler romanı Panienka z okienka’ya (“Penceredeki Kız”) atıfta bulunarak, görünüşte 17. yüzyıldan kalma, Penceredeki Bakire’nin turizm sezonu boyunca her gün göründüğü Yeni Jüri Evi (Nowy Dom Ławy). 17. yüzyıl Gdansk

Altın Ev (Złota Kamienica), çok sayıda kabartma ve heykelle dekore edilmiş, 17. yüzyılın başlarından kalma belirgin bir Rönesans konağı

Yeşil Kapı (Zielona Brama), Polonya krallarının resmi ikametgahı olarak inşa edilmiş bir Maniyerist kapı, şimdi Gdańsk’taki Ulusal Müze’nin bir şubesini barındırmaktadır

Gdańsk, St. Catherine Kilisesi ve St. Mary Kilisesi (Bazylika Mariacka) dahil olmak üzere bir dizi tarihi kiliseye sahiptir. Bu ikincisi, 15. yüzyılda inşa edilmiş bir belediye kilisesidir ve dünyanın en büyük tuğla kilisesidir.

Diğer önemli tarihi alanları ise; Polonya Kralı John III Sobieski Kraliyet Şapeli, Żuraw – ortaçağ liman vinci, Gradowa Tepesi, Ołowianka ve Granary Adaları’ndaki Tahıl ambarları, Büyük Cephanelik, John III Sobieski Anıtı, Eski Belediye Binası, Jan Heweliusz Anıtı, Büyük Değirmen (1350),Küçük Değirmen, Araştırma Derneği Evi, Polonya Postanesi -1939 Alman ve Polonya güçleri arasında çetin çarpışmalara sahne olmuştur-, tuğla gotik şehir kapıları – Mariacka Kapısı, Straganiarska Kapısı, İnek Kapısı.

Tarihi şehir merkezinin dışındaki başlıca turistik yerler şunlardır:

Oliwa Park’taki Abbot Sarayı, Yeni Liman’daki deniz feneri, Oliwa Katedrali, Pachołek Tepesi -Oliwa’da bir gözlem noktası, Brzeźno’daki iskele, Ortaçağ şehir duvarları, Westerplatte, Wisłoujście Kalesi, Gdansk Hayvanat Bahçesi.

Nasıl gidilir?

Gdansk’a Türkiye’den (yaz dönemi charter uçuşları hariç) direkt uçuş bulunmamaktadır. Bunun yerine LOT ile Varşova üzerinden üzerinden veya Luftansa ile Almaya üzerinden aktarma yaparak ulaşabilirsiniz.

Yazan: Ferhat Kaan Şahin

Jolly ile sonbaharda Güneydoğu Anadolu’ya gidiyoruz

Jolly ile sonbaharda Güneydoğu Anadolu’ya gidiyoruz

Jolly sizi,  alternatifli tur programları ve ulaşım seçenekleriyle bu bölgeyi keşfetmeye davet ediyor. İsterseniz kendi aracınızla temassız turlara katılın, isterseniz birçok ilden çıkışlı otobüslü ve uçaklı GAP turlarını tercih edebilirsiniz.

Jolly’nin 5 gece ve üzeri konaklama seçeneği, birçok şehirden katılma imkanıyla 1.199 TL’den başlayan fiyatlarla GAP turlarında tarih, lezzet ve kültürel bir deneyime tanık olmak istiyorsanız hemen rezervasyon yaptırın ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tüm güzelliklerini bir arada yaşayın.

Jolly Tur

Nemrut

İşte Jolly’nin GAP turları ile keşfedeceğiniz yerler;

Adana’da ilk olarak şehir merkezini keşfedecek ve ardından Sabancı Merkezi Camii, Taş Köprü, Hatay Müzesi, St. Pierre Kilisesi, Habib Neccar Camii, Uzun Çarşı ve Defne’yi göreceksiniz.

Gaziantep’te dünyanın en zengin mozaik müzelerinden birisi olan Zeugma Mozaik Müzesi’ne hayran olacaksınız. Gaziantep Kilisesi, Mutfak Kültürü Müzesi ve Bakırcılar Çarşısı’nı gezeceksiniz.

Jolly Tur

Midyat

Gaziantep’ten sonra rotayı Fırat Nehri üzerinde kurulan Birecik Barajı’nın suları altında kalan Halfeti’ye çevirecek ve Rum Kale, Atatürk Barajı, Cendere Köprüsü, Nemrut Dağı ve Karakuş Tümülüsü’nü görebilme imkanı bulacaksınız.

Bir sonraki rota ise Peygamberler Şehri Şanlıurfa olacak. Cilalı Taş Devrinden kalma, son dönemde dünya tarihini bile değiştiren ve dünyanın en eski açık hava tapınağı olarak kabul edilen Göbeklitepe kendisine hayran bırakacak. Göbeklitepe sonrasında Harran sizleri karşılıyor olacak. 5000 yıllık geçmişe sahip olan Harran’da ise Harran Üniversitesi, Kale, Kervansaray ve Konik Harran Evleri, Halil-ür Rahman ve Rızvaniye Camileri, Balıklı Göl, Ayn-el Zeliha Gölü ve Hz. İbrahim Makamı’nı ziyaret edeceksiniz.

Jolly Tur

Mardin

Mardin… Mardin’de ise Deyrülzafaran Manastırı, Kasımiye Medresesi, Kırklar Kilisesi, Abbaralar, Ulu Cami, Şehidiye Camii ve Şahtana Evi manzarası ve güzelliğiyle sizi büyülüyor olacak.

Son olarak Midyat, Kaymakamlık Konuk Evi, Hasankeyf, Ulu Camii, Cahit Sıtkı Tarancı Müze Evi ve panoramik olarak dünyanın ayakta kalmış en uzun ikinci Surları olan kent sularında Mardin Kapı, Keçi Burcu ve Dicle Havzası’nı görme şansı yakalayacaksınız.

Jolly Tur

Göbeklitepe

Setur’dan Mardin kültürünü keşfetme fırsatı

Setur’dan Mardin kültürünü keşfetme fırsatı

Yoğun ilgi gören kültür turlarına devam eden Setur, Ekim ayı boyunca 5 ayrı tur ile misafirlerine Mardin ve çevresinin eşsiz kültürünü tanıma olanağı sunuyor.

Setur, Ekim ayı boyunca düzenleyeceği 5 ayrı turda misafirlerini Mardin kültürünü yakından tanımaya davet ediyor. Mardin’in gezilecek en güzel zamanı olan Ekim ayında gerçekleşecek turların tarihleri, 01-03 Ekim, 08-10 Ekim, 15-17 Ekim, 22-24 Ekim ve 29-31 Ekim. Mardin Kültür Turunda misafirler ve muhteşem taş işçiliği ile inşa edilen Mardin evlerinin yanı sıra tarihi mekanlardan; Deyrulzafaran Manastırı, Kasımiye Medresesi, Abbaralar, Mor Gabriel Manastırı, Midyat, Hasankeyf ve Diyarbakır’ı gezip görme olanağı bulacak.

İstanbul-Mardin uçuşunun ardından ilk gün programında 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikamet yeri olan, kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışlarıyla ilgi çeken Deyrulzafaran Manastırı ziyareti yer alıyor. Manastırda yer alan Sin Mabedi, Mezarlık, Kilise ve Teras bölümleri gezilecek yerler arasında. Ardından ikinci durak olan Mezopotamya Ovasının üstünde kurulu Artuklular döneminde yapımına başlanan ve 15. yüzyılın sonlarında Akkoyunlu Hükümdarı Cihangiroğlu Kasım Padişah döneminde tamamlanan Kasımiye Medresesi’ne geçilecek. Öğle yemeği sonrası ise birçok din, dil ve ırkın bir arada anlayış içerisinde yaşadığı Mardin turu başlayacak. 569 yılında Süryaniler tarafından yapılmış olan Kırklar Kilisesi, Kültür Sokağı, Artuklu Dönemi mimari örneklerinden, dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin’in sembolü olan Ulu Cami, Mardin’in meşhur çarşıları ve Abbaraları bu uzun yürüyüş turunda görülecek olan mekanlar. Otele varışın ardından misafirler günün geri kalanı zamanını istedikleri gibi değerlendirebilecekler.

Mardin

Mardin Kültür Turu’nun ikinci günü Midyat ilçesinin 23 km güneydoğusunda kurulu Süryani Kadim Ortodoks’larının ünlü ve büyük yapıtlarından biri olan Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı’nı ziyaretle başlıyor. Manastırda yer alan yemekhane, mezarlık ve Meryemana Kilisesi gezildikten sonra Midyat’a geçilerek birçok diziye ev sahipliği yapan Devlet Konukevi ziyareti, Midyat sokaklarında yürüyüş turu, telkâri çarşısı turu yapılacak. Öğle yemeği sonrasında ise Dicle nehri üzerinde yapılan Ilısu Barajı suları altında kalmış olan Yeni Hasankeyf’e hareket edilecek. Buraya taşınan yapılardan birisi olan Zeynel Bey Türbesi ziyaretinin ardından da Mardin’e geri dönülecek.

Mardin

Kültür Turu’nun son günü ise kahvaltının ardından Mardin’e 30 km uzaklıkta bulunan Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Dara Antik Kenti gezisi ile başlayacak. Roma Dönemi’nde, ‘Yeniden Diriliş’ törenlerinin yapıldığı, binlerce mezarın bir arada olduğu ve henüz yeni ziyarete açılan 1400 yıllık galeri mezarlığının gezilmesinin adından Diyarbakır’a hareket edilecek. Öğle yemeğinin ardından Anadolu’nun en eski camilerinden birisi olarak kabul edilen 5. Harem-i Şerif (kutsal mabet) olarak görülen Ulu Cami, Cahit Sıtkı’nın doğduğu ev olan Cahit Sıtkı Tarancı Evi Kültür Müzesi gezilecek. Suriçi’nden geçerek görülecek ünlü Mardin Kapısı üzerinden, Hevsel Bahçelerine can veren Dicle’ye ulaşılacak.  Dicle Nehri üzerindeki en önemli tarihi köprü olan ve 10 kemerinden dolayı 10 Gözlü Köprü olarak adlandırılan köprü ziyaretinden sonra Diyarbakır havaalanı üzerinden İstanbul’a dönülecek.

Tatilsepeti’nden en keyifli hafta sonu kaçamakları

Tatilsepeti’nden en keyifli hafta sonu kaçamakları

Yaz mevsimini yolcu etmeye hazırlanırken hala istediğiniz yaz tatilini yapamadıysanız, şansınız devam ediyor. Sektörün deneyimli oyuncularından Tatilsepeti, şehrin boğucu atmosferinden uzaklaşıp kendini doğanın kucağına bırakmak isteyen misafirlerine, hafta sonu kaçamak yapabilecekleri birbirinden avantajlı tatil alternatifleri sunuyor.

Termal otellerde yenilenip dinlemek, doğa ile baş başa kalmak, kalabalıklara karışıp yeni yerler keşfetmek ya da doya sıya eğlenmek, dilediğiniz konseptte bir tatil için, hafta sonu otellerinin imkanlarını inceleyip size en uygun olanı değerlendirebilirsiniz. tatilsepeti

Yeşil ile mavinin eşsiz uyumu

Stresten uzak, sakin bir yer arıyorsanız, Ağva, Şile, Abant Gölü veya Kaz Dağları, sizin için iyi bir seçenek olabilir. İstanbul’a yalnızca 100 km uzaklıkta olan Ağva, huzurlu ortamıyla sizleri bekliyor. Yeşil ile mavinin bir arada olduğu bu eşsiz yeri turlar sayesinde ziyaret edebilir, yeşille dost bir hafta sonu geçirebilirsiniz.

Spa otelleri ve birbirinden eşsiz lezzetleriyle her mevsim ayrı güzellikler sunan Bolu da, hafta sonu tatilleri için oldukça ideal konumlar arasında yer alıyor. İstanbul’a ve Ankara’ya yakın konumu sayesinde her an kolay ulaşım avantajıyla gezi-seyahat rotalarının vazgeçilmezleri arasında yer alan Bolu, büyüleyici doğası ve her mevsime farklı alternatifler sunan geniş etkinlik seçeneğiyle dikkatleri üzerinde topluyor.

tatilsepeti

Ada tatilinin keyfi, Tatilsepeti’nde!

Masmavi denizi, kumu ve bol oksijenli havası ile yıldan yıla popülerliğini artıran Cunda da, hem doğal ve hem tarihi güzellikleriyle sizleri bekliyor. Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde yer alan Cunda tatil yöresi, Ayvalık otelleri arasından en çok tercih edilen bölge olarak konumlanıyor. Denizi, kumu, güneşi ile yerli ve yabancı turistlerin beğenisini kazanan bu eşsiz tatil beldesinde, Ege’nin masmavi denizinin ve temiz havasının tadını çıkarabilir, ada tatilinin keyfini sürebilirsiniz.

Çanakkale’de yer alan ve Türkiye’nin en büyük üçüncü adası olma özelliğini taşıyan, Bozcaada da, hafta sonu tatili için tercih edebileceğiniz destinasyonlar arasında yer alıyor.  Birbirinden güzel kıyıları ve plajları, el değmemiş sokaklarıyla huzur bulacağınız tatil beldesi, yerli ve yabancı binlerce turiste ev sahipliği yapıyor.

Her sene binlerce tatil severe konforlu hizmetler sunan Kaş, hayalinizdeki tatili yaşamanıza olanak sağlıyor. Akdeniz’in butik konseptli tatil beldesi Kaş’ta, her şey dahil, butik, oda kahvaltı gibi konseptlerde hizmet veren oteller arasından dilediğinizi seçerek bütçenize uygun bir tatil yapabilirsiniz.

Bu yaz Şile otelleri büyük ilgi gördü

Bu yaz Şile otelleri büyük ilgi gördü

Bu yıl ağırlıklı Sapanca, Şile ve Ağva destinasyonlarındaki bungalov ve nehir kenarı doğa otelleri tercih ediliyor.

İstanbul ve çevresindeki destinasyonlar özelindeki yapılan araştırmaya göre Sapanca, Şile, Ağva ve Kilyos’un bu yılın popüler bölgeleri arasında yer aldığını gözler önüne seriyor. Araştırmada bu yaz tatil için İstanbul ve çevresindeki destinasyonların geçen yıla göre daha çok arandığı, Sapanca, Şile, Ağva ve Kilyos’ta otel aramalarının ise geçen yıla göre arttığı görülüyor.

Sapanca otel aramaları geçen yıla göre %415 arttı

Araştırmaya göre otel aramaları geçen yıla göre Şile’de %913, Sapanca’da %415, Ağva’da %440 ve Kilyos’ta %200 artarken; rezervasyon oranlarının ise Şile’de %1375, Sapanca’da %225, Ağva’da ise %650 oranında yükseldiği görülüyor. Kilyos’ta aramalar artsa da rezervasyon oranında bir artış görülmüyor. Bu bölgelerdeki artışın sebebi pandemi sebebiyle daha sakin noktaların tercih edilmesi…

Bungalov oteller bu yılın da en çok tercih edileni

Elde edilen verilere göre bu yıl Sapanca, Ağva ve Şile otellerine en çok rezervasyonun yapıldığı dönem 10 Temmuz-22 Temmuz.

Rezervasyonların genellikle 2 kişilik olduğu ve ortalama 1.116 TL’lik olduğu görülüyor. Bu bölgelere seyahat eden kişilerin otellerde kalma süresi ise ortalama 5.5 gün.  Ayrıca seyahat severler bu yıl da tıpkı geçen yılki gibi bungalov otelleri ve doğa otellerini daha çok tercih etmiş.

Enuygun