Yazılar

Kalp sağlığını riske eden 12 faktör

Kalp sağlığını riske eden 12 faktör

Kalp hastalıkları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ölüm nedenleri açısından ilk sırada yer almaya devam ediyor. Son verilere göre 2030 yılında dünya genelinde 23 milyon kişinin kalp kaynaklı hastalıklardan hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Ancak ciddi kalp hastalıklarının önemli bir çoğunluğu risk faktörlerinin kontrol altına alınabilmesi sayesinde önlenebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Deniz Şener, “10-17 Nisan Kalp Haftası” sebebiyle kalp sağlığını koruyucu önlemler hakkında bilgi verdi.

Vücuda gereken besin maddeleri ve oksijeni sağlayan kanı dolaşım sisteminde hareket ettiren; göğüs kemiğinin hemen altında yer alan kalp, vücudun en önemli organlarının başında gelmektedir. Temel görevi kanı vücuda pompalamak olan kalp, vücudun ısısını düzenler, asit-baz dengesini korur, hormon ve enzimleri vücudun gereken yerlerine taşır. Kalbin günde 9 bin litre kanı vücuda pompaladığı bilinir. Yetişkin kişilerde 200 gram ile 400 gram arasında bir ağırlığı bulunan kalp hayati bir organdır. Vücuttaki dolaşımın doğru ve sağlıklı gerçekleşmesi için kalbin de sistematik olarak çalışması gerekir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Deniz Şener

Bazılarımız daha büyük risk altında

Hemen hemen herkes kalp hastalıklarına yakalanabilir. Ancak bazı kişiler bu konuda daha büyük risk altındadır. Kalp ve damar hastalıklarında mücadelede en önemli atılacak adım tedbir almaktır. Çünkü kalp ve damar hastalıkları risk faktörleri nedeniyle daha erken ortaya çıkabilmekte ve hızla ilerleyebilmektedir. Bu risk faktörlerini şöyle sıralamak mümkündür:

  1. Yaş faktörü: Erkeklerde 45, kadınlarda 55 yaşın üzerinde olmak
  2. Ailede erken yaşta kalp hastalığı görülmesi
  3. Tütün ürünleri kullanımı
  4. Hipertansiyon
  5. Kolesterol yüksekliği
  6. Fiziksel hareketsizlik
  7. Diyabet
  8. Obezite
  9. Stres
  10. Depresyon
  11. Uyku sorunları
  12. Erken menopoz

Erken yaşta da kalp sağlığı bozulabilir

Hayat boyu hiç mola vermeden çalışmaya devam eden kalp arada yorulup görevini aksatabilmektedir. Sağlıksız beslenme, sigara, stres, hareketsiz yaşam kalp ve damar hastalıklarına sebep olan faktörler arasında yer alırken; bu faktörlerin kontrol altına alınması ve vücudu dikkatli izlemek hayat kurtarıcı olabilmektedir. Bazen genç yaştaki kişiler kalp hastalığından endişe etmek için çok erken olduğunu düşünüp, dikkatsiz davranabilmektedir. Oysa erken yaşlarda atardamarlarda plak oluşumu başlayabilmektedir. Ailede kalp hastalığı, diyabet gibi hastalıklar da varsa; genç kişi fazla kilo sahibiyse damarlar bundan erken yaşta ve olumsuz etkilenebilmektedir. Damar sertliğine bağlı koroner arter hastalığında genetik etkenlerin yanında sağlıksız yaşam alışkanlıklarının da etkili olduğu bilinmektedir.

Kalbi koruyan hayati öneriler

Bu nedenle kalp sağlığını korumak ve kalp nedeniyle oluşan ölümlerin önüne geçmek için bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Kalp sağlığını koruyan önerileri şöyle sıralamak mümkündür:

– Sigara gibi tütün ürünlerinden uzak durmak

– Sağlıklı beslenip, ideal kiloya ulaşmak ve o kiloyu korumak

– Tuz tüketimini azaltmak

– Fiziksel olarak aktif olmak

– Stres yönetimine dikkat etmek

– Pozitif bir bakış açısına sahip olmak

– Kolesterol ve kan şekeri düzeyini dengede tutmak

– Tansiyonu kontrol altında tutmak

– Düzenli kalp kontrollerini yaptırmak

– Pozitif bir bakış açısına sahip olmak

The Roof at The Ritz-Carlton, Istanbul’da Anneler Günü Brunch’ı

The Roof at The Ritz-Carlton, Istanbul’da Anneler Günü Brunch’ı

The Roof at The Ritz-Carlton, Istanbul’un terasında, anneler gününe özel bir brunch keyfi yaşatacak.

Seçkin ve modern bir restoran & bar konseptiyle The Ritz-Carlton, Istanbul çatısı altında yer alan The Roof, görkemli terasında misafirlerine sunduğu brunch konseptini Anneler Günü ile buluşturuyor.

Bu özel gün için, 12.00-15.00 saatleri arasında süren brunch lezzetleri canlı müzik performansı eşliğinde gerçekleşiyor. Etkileyici bir lokasyon ve samimi misafirperverliğiyle The Ritz-Carlton, Istanbul Anneler Günü’ne özel yüzde 30 brunch indirimiyle konuklarını ağırlıyor.

Brunch’ta birbirinden farklı ve ev yapımı ürünlerle donatılmış zengin şarküteriler, ev yapımı kruvasanlar, ekmekler, taze deniz ürünleri, pideler, Türk ve Akdeniz mutfaklarından seçme tatlar yer alıyor. Açık büfe olarak servis edilen brunch, 5 istasyondan oluşuyor. Izgara istasyonu, kabuklu deniz mahsülleri, soğuk istasyonları (cold cut, smoked fish, peynir), tatlı istasyonu, salata ve meze büfesi bulunuyor. Kahvaltı klasiklerinin olmazsa olmazlarının da unutulmadığı bu keyfe, organik ‘mocktail’ler, smoothiler ve zengin içecek menüsü eşlik ediyor.

Rezervasyon: 0212 334 4188

Detur Global’in Global Havacılık Müdürü Berk Ercan oldu

Detur Global’in Global Havacılık Müdürü Berk Ercan oldu

İskandinav pazarında bu yıl yüksek satış grafiği yakalayan Detur Global, hedeflerine emin adımlarla ilerlerken yönetici kadrosunu da güçlendirmeyi sürdürüyor. Avrupa’nın 25 yıllık tur operatörü, Türkiye ofisinde yer alan Havacılık Departmanı’nda yeni bir yapılanmaya gitti. Turizm sektörünün deneyimli isimlerinden Berk Ercan, Detur Global’in Global Havacılık Müdürü oldu. Ercan, tüm uçuşların planlanması, yerli ve yabancı havayollarıyla uçuş anlaşmalarının yapılması ve operasyonların takibi gibi sorumlulukları üstlenecek.

Berk Ercan kimdir?

Hacettepe Üniversitesi İstatistik Bölümü mezunu olan Berk Ercan, 2006-2011 yılları arasında OTI Holding bünyesinde Kalite ve Ürün departmanlarında görev yaptı. 2011-2018 arasında Corendon Havayolları’nda Satış ve Pazarlama Uzmanı olarak profesyonel hayatını sürdüren Ercan, 2018 yılında katıldığı Detur Group bünyesinde Uçuş Operasyon Müdürü olarak çalıştı. Berk Ercan, markanın Detur Global ismini almasının ardından Global Havacılık Müdürü olarak atandı. Tur operatörünün Antalya’daki ofisinde çalışmalarını yürütecek olan Berk Ercan, iyi derecede İngilizce biliyor.

Bodrum Loft, 29 Nisan’da yaza merhaba diyor

Bodrum Loft, 29 Nisan’da yaza merhaba diyor

Akfen Grubu’nun bir yatırımı Bodrum Loft, 29 Nisan yaz sezonu için kapılarını açıyor. Uzun ve kısa dönemli tatil seçeneklerinin tamamı henüz geçen yıldan satılan Bodrum Loft’da turizm sezonu yine Mayıs – Kasım ayları arasında olmak üzere 6 aya yayılıyor.

Her yıl yeniliklerle tatilcilerinin karşısına çıkan Bodrum Loft’da bu yazın sürprizi dünyaca ünlü Nobu Restaurant oldu. Japon-Peru mutfağı ile öne çıkan Nobu’nun yanı sıra Paper Moon Bodrum Loft ve Vakko L‘Atelier Patisserie markalarıyla Bodrum Loft, tatilcilerin yanı sıra lezzet tutkunlarının da adresi olacak.

Mayıs’tan Kasım ayına, kısa ve uzun dönemli kiralama seçenekleri ile Bodrum’da turizmi 6 aya yayan Bodrum Loft’da 4 farklı tipteki 36 villanın tamamının kiralanması geçen yılın Eylül ayından tamamlanmıştı.

Sezona kapalı gişe giren Bodrum Loft’un kendine has rezervasyon sistemi ile bu villaları kiralayanlar, konaklamadıkları zaman aralığında villalarını Bodrum Loft üzerinden başka misafirlere kiralayabiliyorlar.

Çocuklarda tekrarlayan ateşe dikkat!

Çocuklarda tekrarlayan ateşe dikkat!

Anne babaları telaşlandıran ve genellikle nasıl davranacaklarını bilemedikleri yüksek ateş, doktora en sık başvurulan sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Yüksek ateş şikayetinin belirli aralıklarla sık tekrarlaması, çocuğun ve ailesinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürebilirken, çocukların okul başarısını da olumsuz etkiliyor. PFAPA sendromu olarak adlandırılan bir romatizmal hastalık ise bu tekrarlayan dirençli ateşlere neden olabiliyor.  Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, bir yaş üzerindeki çocuklarda gereksiz antibiyotik kullanımının ek sık nedenlerinden birisinin PFAPA Sendromu olduğunu söylüyor. Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir, her mevsim görülebilen PFAPA sendromu (tekrarlayan ateş) hakkında bilinmesi gereken 9 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Ferhat Demir

Antibiyotik vermeyin çünkü fayda sağlamıyor!

PFAPA sendromu genelde 3-6 gün arası süren ve kendiliğinden geçen, sık tekrarlayan, dirençli ateş, farenjit, tonsillit (bademcik iltihaplanması), ağız yarası ve lenf bezlerinde büyüme bulguları ile seyir gösteren, çocukluk çağının ek sık görülen romatizmal periyodik ateş hastalığıdır. Doç. Dr. Ferhat Demir “PFAPA sendromu, bir enfeksiyon değildir, antibiyotik verilmesi gereken bir durum ise hiç değildir. Bulaşıcılığı yoktur. Bu hastalık özelinde en sık gördüğümüz yanlış uygulama, çocukların beta mikrobu ya da boğaz enfeksiyonu olduğu düşünülerek, bazen ayda birkaç kez gereksiz nedenle antibiyotik kullanmalarıdır” diyor.

Bu belirtilerle seyrediyor!
Çocuklarda 3-4 hafta ara ile 39-40 dereceyi bulan ateş şikayeti gelişmektedir. Atak aralığı bir haftaya kadar düşebileceği gibi iki-üç ay aralığına da genişleyebilir. Ateşe eşlik eden en sık bulgu ise boğaz içerisinde bademcikler üzerinde beyaz plakların olmasıdır. Boyun lenf bezlerinde büyüme, farenjit-tonsillit, ağız içerisinde yaralar, eklem ağrıları, daha nadiren, döküntü, karın ağrısı ve ishal de eşlik edebilmektedir. Ataklar arasında çocuklar tamamen sağlıklıdır ve hastalığa bağlı büyüme ve gelişmede etkilenme olmaz.

Ailesel geçiş gösterebiliyor

PFAPA Sendromunda (tekrarlayan ateş) ataklar sıklıkla 2-5 yaş arasında başlar ve 7-8 yaşından itibaren kaybolur. Hastaların bir kısmında bu ataklar ergenlikte ve yetişkinlikte de devam edebilir. Araştırmalar; tam olarak genetik bir neden ortaya konulamamakla birlikte, hastalığın ailesel geçiş gösterebildiğini düşündürmektedir. Kendi klinik tecrübelerimizde de anne-baba-amca-hala-teyze-dayı gibi bir yakında çocuklukta benzer bulguların olduğunu, bademcik ameliyatı sonrasında bulguların sonlandığını belirli hastalarda görebilmekteyiz.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Her mevsim görülebiliyor!
Hastalığın özelliklerinden biri de diğer enfeksiyonlardan farklı olarak mevsim gözetmemesidir; kış ve bahar aylarında daha sık olmakla birlikte, her mevsimde PFAPA atakları gelişebilir. Bazı mevsimler daha sık görülmesinin nedeni, muhtemel viral enfeksiyonların bağışıklık sistemini uyararak PFAPA atağını tetikleyebilmesidir. Bu açıdan PFAPA tanılı çocukların aileleri, üst solunum yolu enfeksiyonları konusunda daha koruyucu ve dikkatli olmalıdır. Çocuklar, genel durumları iyi olduğu sürece, okul ve sosyal yaşamlarından kısıtlanmamalıdır.

Ana nedeni; bağışıklık sisteminin yoğun çalışması

Hastalığın temel sebebinin, bağışıklık sisteminin nedensiz bir şekilde yoğun çalışması olduğunu belirten Çocuk Romatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ferhat Demir “PFAPA sendromunda bağışıklık sistemi yoğun çalışırken, enfeksiyon hastalıklarına benzer bulgular gelişebilmekte ve hastaların enfeksiyon varmış gibi gereksiz tedaviler almasına neden olabilmektedir. Güncel bilimsel verilerle, buna neyin neden olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, bazı genetik durumların bu hastalık için risk oluşturabildiğini biliyoruz” diyor.

 Başka hastalıklarla karışabiliyor!

Hastalığın tanısı doktor muayenesi ve hastanın benzer ataklarının görülmesi ile konulur. Laboratuvar testlerinde, sanki vücutta mikrobik bir durum varmış gibi yükseklikler görülür. PFAPA teşhisi koymadan önce benzer bulgulara neden olabilecek diğer hastalıkları dışlamak gerekmektedir. Çünkü başka enfeksiyon hastalıklarının yanı sıra ülkemizde sık görülen Ailesel Akdeniz Ateşi (FMF) hastalığı ve birkaç romatizmal periyodik ateş sendromunun bulguları PFAPA ile karışabilmektedir.

 Tedavide bu noktaya dikkat!

Doç. Dr. Ferhat Demir “Steroid (kortizol) tedavisi atak dönemlerinde sık kullanılıp faydası görülse de steroid uygulamasının istemediğimiz bir yan etkisi, atak aralıklarının kısalmasına neden olmasıdır. Steroid uygulaması sonrası ataklar haftada bire kadar sıklaşabilmektedir. Steroid tedavisi bu açıdan her ay ya da daha sık kullanılmasını önerdiğimiz bir tedavi yöntemi değildir. Bu nedenle, hastalara çocuk romatoloji uzmanı değerlendirmesi ile diğer romatizmal nedenler dışlandıktan sonra, gerekirse atak sıklığını azaltmada yardımcı olabilen ek tedaviler verilebilmektedir. Adeno-tonsillektomi (geniz ve bademcik ameliyatı), hastaların yüzde 85-90’lık kısmında atakların tamamen sonlanmasını sağlayan en etkin tedavi yöntemidir. Bademcik ameliyatına rağmen atak bulguları devam eden ve dirençli seyreden hastalarda daha üst basamak tedavi seçenekleri bulunmaktadır” diyor.

 Sürekli takip gerekli!
PFAPA herhangi bir kalıcı soruna neden olmaz. Büyüme, gelişme geriliği yapmaz ancak havale eşiği düşük olan çocukların yüksek ateşe bağlı ateşli havale geçirmesine neden olabilir. Tanı alan hastaların mutlaka çocuk romatoloji uzmanı takibine de girmesi gerekir. PFAPA hastalığı, temelinde bir romatizmal ateş hastalığı olduğu için, diğer periyodik romatizmal ateş hastalıkları açısından da bu çocukların değerlendirilmeleri mutlaka önerilir.

Erken tanı ve tedavi çok önemli!
Doç. Dr. Ferhat Demir “Hastalığa bağlı yaşadığımız en büyük sıkıntı, hem çocuğun hem de ailenin hayat kalitesinin ciddi anlamda azalmasıdır. Özellikle ayda bir ve daha sık atak geçiren çocuklarda bu daha ön planda gözlenmektedir. Bu nedenle çocukların okul hayatı da kesintilere uğrayabilmektedir. Bu açıdan erken dönemde iyi bir ayırıcı tanı yapılarak, etkin tedavi ile atakların sıklığının ve şiddetinin azaltılması ya da tamamen ortadan kaldırılması asıl amacımız olmalıdır.

Anıl Durmuş “Giden Herkesin Yerine”

Anıl Durmuş “Giden Herkesin Yerine”

Sahne performansları ve güçlü sesiyle dikkat çeken Anıl Durmuş, yeni şarkısı “Giden Herkesin Yerine”yi Universal Müzik Türkiye etiketiyle yayımladı.

Sanatçının geçtiğimiz aylarda paylaşarak dijital platformlarda ve radyolarda büyük başarı yakalayan şarkısı “Kafayı Yaktım”ın ardından gelen “Giden Herkesin Yerine”, alaturka motiflerle süslenmiş etkileyici bir çalışmayı dinleyicinin beğenisine sunuyor.

Anıl Durmuş’un güçlü vokal tekniğiyle hayat bulan şarkının prodüktörlük görevini ise Mert Demir üstleniyor.

Yayla’dan Murta Boz ile yeni reklam

Yayla’dan Murta Boz ile yeni reklam

Katkısız, koruyucusuz, ev yemeği tadında Yemek Hazır ürünleri, ister evde ister dışarıda olsun herkese lezzetli ve sağlıklı öğünler sunuyor.

Yayla Yemek Hazır’ın Murat Boz’un yer aldığı yeni reklam filminde de hayatı kolaylaştıran bu yönü vurgulanıyor. Ansızın gelen misafirler karşısında yemeği nasıl yetiştireceğim diye düşünen annelerin imdadına Murat Boz ve Yayla Yemek Hazır yetişiyor.

Yayla Agro Gıda, yenilikçi ürün serisi Yemek Hazır’ı, Murat Boz’un yer aldığı eğlenceli reklam filmleri ile tanıtmaya devam ediyor.

KAMPANYA KÜNYESİ

Reklamveren: Yayla Agro Gıda

Reklam Ajansı: ÇÖZÜM

Yaratıcı Ekip: Ozan Can Bozkurt, İrem Alkan, Erce Ulusoy, Başak Özkeskin, Özgür Biçer

Marka Ekibi: Yusuf Ziya Erdönmez, Elif Onat Bozkurt, Yasemin Asaad, Ayça Günaydın

Stratejik Planlama Ekibi: Ahmet Yener, Can Erdönmez

Prodüksiyon Ekibi: Neslihan Gücüm, Tansu Aktürk

Prodüksiyon Şirketi: Organic Film

Yönetmen: Kıvanç Baruönü

Post Prodüksiyon Şirketi: Sinefekt

Müzik: Jingle House

Kullanılan Mecralar: TV, Dijital

 

Doğa dedektifleri buluştu

Doğa dedektifleri buluştu

Dünya, çevre kaynaklı sorunların ve iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha da güçlü bir şekilde hissediyor. Geleceğe yaşanabilir bir dünya bırakmak için sorumluluk ve duyarlılıkla hareket eden markaların başında ise Vileda geliyor. Marka, bunun için yakın zamanda “LOVE IT CLEAN” girişimini kurdu. Temizlik denilince akla ilk gelen markalar arasında yer alan Vileda, bu girişimle yalnızca evleri değil dünyamızı da daha temiz bir yer haline getirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda “Doğa Dedektifleri” projesini geliştiren marka, 120 çocuğa çevre ve sürdürülebilirlik bilinci kazandırarak her birini “doğa dedektifi” olacakları 8 haftalık bir programa dahil ediyor.

Vileda, daha temiz bir dünya için, en büyük değişimi yaratabilecekleri 3 temel alana odaklanan bir plan dahilinde hareket ediyor: Bunlardan ilki; atıkları, tüketilen karbondioksiti, su ve enerji kullanımını azaltmak ve zararlı maddeleri kullanımdan çıkartmak. İkincisi, uzun ömürlü ürünler üreterek doğaya gidecek atık miktarını azaltmak. Üçüncüsü ise geri dönüştürülmüş ve geri dönüştürülebilir malzemelerle ürünlere ikinci bir yaşam sağlamak.

 

Boğazın kalbinde masalsı bir düğün

Boğazın kalbinde masalsı bir düğün

Shangri-La Bosphorus, Istanbul, düğün öncesi detaylı hazırlıklardan yıl dönümlerine uzanan süreç boyunca en önemli anlarda çiftlere eşlik ediyor. Shangri-La’da evlenen çiftler, kusursuz bir düğünün yanı sıra düğün öncesi sağlık kulübünde özel dersler, kişisel butler hizmeti, Rolls Royce limuzin ile romantik bir İstanbul turu ve otelin hediyesi olarak yıl dönümü konaklaması gibi ayrıcalıklara sahip oluyor.

Shangri-La Bosphorus

Shangri-La Bosphorus, Istanbul’un görkemli balo salonu, ihtişamla zarafeti buluşturan dekorasyonu ve geniş fuaye alanı ile dikkat çekerken, yetenekli şeflerin hazırladığı enfes düğün menüleriyle davetlilere unutulmaz bir lezzet şöleni yaşatıyor.

Shangri-La Bosphorus

Düğün öncesi iki aylık ücretsiz sağlık kulübü üyeliği ayrıcalığına sahip olan çiftler, en özel günlerine hazırlanırken form tutmaya devam ediyor. Shangri-La Bosphorus, Istanbul, düğün hazırlığı sürecinde özel antrenör ile ücretsiz ders yapma ayrıcalığını sunan tek otel olarak farkını ortaya koyuyor. Asya’nın iyileştirici felsefesinden ilham alan CHI, The Spa’da ise çiftler, düğün öncesi ücretsiz olarak sunulan Çin Derin Doku Masajı ile hem bedenlerini hem de ruhlarını dinlendiriyor.

Düğün günlerinde ise çifte eşlik eden “Wedding Fairy”, kişisel butler hizmetiyle en heyecanlı günlerinde her detayın kusursuz olmasını sağlıyor.

Shangri-La Bosphorus

O muhteşem günün üzerinden tam bir yıl geçtiğinde, yıl dönümünü kutlaması da Shangri-La’nın hediyesi olarak sunuluyor. Çift, masalın başladığı adres Shangri-La’da Boğaz’a karşı romantik bir konaklama ve kahvaltı ile kutluyor.

 Bilgi: (+90) 212 275 8888 , SLIB.Sales@Shangri-la.com

Vegan yaşam çocuk gelişimini olumsuz etkiler mi?

Vegan yaşam çocuk gelişimini olumsuz etkiler mi?

İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Dr. Sultan Kaba, vegan beslenme hakkında bilgiler verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Sultan Kaba

Çocukların vegan yetiştirilmesi konusu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insanları ikiye bölüyor. Vegan beslemek sağlık açısından doğru mu?

Besin alerjisi gibi tıbbi zorunluklar olmadığı sürece çok katı kısıtlamaların olduğu hiçbir yasaklı beslenme modelini desteklemiyorum. Vegan beslenmenin çocukluk çağında büyüme ve gelişme üzerine etkilerinin uzun dönemde güvenli olduğuna dair bilimsel kanıtlar yok. Kaldı ki önermemiz için klasik beslenme modeline üstünlüğünün kanıtlanmış olması gerekir.

Vegan beslenmek çocukların gelişimini, boy uzamasını vb. faktörleri etkileyebilir mi?

Kesinlikle, etkileyebilir. Çocukluk çağının yetişkin dönemden en önemli farklarından biri vücut büyümesinin ve beyin gelişiminin hızlı olmasıdır. Büyüme konusunda genetik, beslenme ve hormonların rolü çok büyük. Vegan beslenme şekli özellikle protein ve mikronutrientlerin eksikliği konusunda yüksek risklidir. Protein eksikliği direkt büyüme geriliğine yol açabileceği gibi, vitamin ve mineral eksikliklerinin de katkısıyla büyümede gerekli hormonların yapımında ve etkisinde de azalmaya yol açarak sağlıklı büyümeyi aksatabilir.

Vegan beslenen bir çocuğun gelişimi ideal boy kilo eğrisinin altında kalıyorsa yeterli beslenmiyor diyebilir miyiz? Bu durumda vegan beslenmeyi kesmek gerekir mi?

Beslenme yetersizlikleri büyüme geriliği olan çocuklarda en sık karşılaştığımız nedenlerden biri. Öncelikle vegan beslenme bir yaşam biçimi.  Karşımızda bir çocuk olduğunu düşünürsek anne babaların çocuk adına, hem uygulamada zorluklar taşıyan,  hem de çocuğun vücut sağlığı üzerine olumsuz sonuçları olabilecek bir yaşam biçimine karar vermelerini doğru bulmuyorum.

Ancak yine de bu konuda ısrar söz konusu ise, vegan beslenme biçimini benimseyen ailelerin çocuklarının sağlık kontrollerinin daha sıkı bir şekilde yapılması gerekir.  Vegan beslenen çocuklarda kalsiyum, B12, çinko ve demir eksikliği riskleri artmıştır. Bu takviyelerin ilaç şeklinde sürekli alınması gerekir ki, hiç pratik değil.  Biz yetişkinler için de ilaç uyumu en büyük zorluklardan biri iken çocukların sürekli ilaç kullanmaya uyum sağlamaları hiç inandırıcı değil. Evet, vegan beslenmeyi kesmek gerekebilir.

Bir çocuğun ek gıdaya geçiş döneminde ve sonrasında beslenme rutini nasıl olmalı?

İlk 6 ay kesinlikle sadece anne sütü ile beslenmeli. Anne de gebeliğin başından itibaren ve emzirdiği sürece dengeli ve yeterli beslenmeli. Mikronutrient eksiklikleri giderilmelidir. 6 aylık olduktan sonra tamamlayıcı beslenmeye başlanmalı ancak anne sütü 2 yaşa kadar sürdürülmelidir. Anne sütüne ek olarak, güvenli ve temiz gıdalar çocuğun verdiği tepkiler ve  çiğneme becerisi göz önüne alınarak, miktar  ve çeşitlilik  açısından  kademeli bir şekilde arttırılmalıdır. Çocukluk çağı beslenmesinde 4 ana besin (ekmek ve tahıl grubu – sebze meyve grubu – et grubu – süt grubu)   mutlaka yer almalıdır. Öncelikle kahvaltı vazgeçilmez öğün olmalıdır. Gece uzun süren açlık sonrası beynin ihtiyacı olan ilk enerji kaynağı kahvaltı öğünü ile sağlanmalıdır. Kahvaltıda yumurta, gün içinde ara öğünlerde yoğurt çocukların sevdiği ve anne açısından hazırlanması kolay besinlerdir.

Doğru beslenme davranışı geliştirmek istiyorsak çocuklar hazırlanan besinlerin tamamının tüketilmesine zorlanmamalı, beslenmeyi öven davranışlardan da kaçınılmalıdır.

Çocukların ihtiyacı olan besinler sadece bitki bazlı gıdalardan alınabilir mi yoksa çocuğun et ve süt ürünlerine de ihtiyacı var mıdır?

Sadece bitkisel kaynaklarla dengeli beslenme sağlayamayız. Hayvansal ürünlere kesinlikle ihtiyaçları var. Örneğin demir hem baklagillerde hem et ürünlerinde var gibi bir savunmayla karşılaşabiliyoruz. Ancak, vitamin minerallerin biyoyararlanım dediğimiz bir süreci var.  Baklagille bağırsağa gelen demir, kırmızı et ile bağırsağa gelen demir kadar iyi emilemeyebilir.

Anne sütü ile beslenen bebeklerde de anne sütünün içeriğinin demir ve B12 vitamininden zengin olması, bizim dışardan ilaç şeklinde vermemize göre daha etkin olacaktır.

Mesela çocuk inek sütü yerine sadece badem, soya, yulaf vs sütü tükettiğinde yeterli kalsiyumu almış olur mu ya da gerekli kalsiyumu alması için ille de inek sütü, peyniri, yoğurdu mu tüketmesi gerekir?

Özellikle de kalsiyum konusu çok önemli. Bitki bazlı sütlerde kalsiyum yok denecek düzeyde. Kalsiyum beyin gelişimi, kemik sağlamlığı, büyüme hususunda çok gerekli. Kesinlikle hayvansal kaynaklara ihtiyaç var. Yumurta, balık, et ve süt ürünlerinin yerini hiçbir bitkisel kaynak alamaz.

Ancak süt ya da yoğurt ya da peynir konusunda üçünden biri arasında tercih yapılabilir. Çocukluk çağında 3 yaştan ergenlik dönemine kadar ortalama 600 mg/gün gibi kalsiyuma gereksinim duyulur. Ergenlikte bu ihtiyaç iki katına çıkar.  Yeterli kalsiyum alımı için günde 2-3 porsiyon süt ürünü tüketilmelidir. (Bir bardak süt ve yoğurtta 300 mg, bir kibrit kutusu peynirde 200 mg kalsiyum vardır)

Et tüketmeyen, doğumundan itibaren vegan beslenen çocuklarda ileriki yıllarda sağlık sorunları görülme riski daha mı fazla?

Her ne kadar vegan beslenmede kalp sağlığı üzerine olumlu etkilerden bahsedilse de yasaklı beslenme modellerinde besin eksikliklerinin sonuçları da korkunçtur. Potansiyel eksiklikler açısından denetleme ve eksikliklerin düzenli olarak takviye edilmesi her zaman uygulanamayacağı için özellikle kemik sağlığı ve beyin sağlığı üzerine olumsuz etkileri çok muhtemeldir. Ders başarısı ve sosyoentellektüel kapasitede kayıplar da yine maalesef olabilir.

Çocukların henüz kendi tercihlerini yapamayacak yaşlarda vegan ya da et yiyen diye ayrılması doğru mu?

Ben yanlış buluyorum. Klasik beslenme şekline üstün olduğu kanıtlanmamış ve yasaklardan oluşan bir beslenme biçimi,  özellikle çocukların yasaklara karşı çok direnç gösterip tam tersi davranışları göstermeye eğilimli olduklarını düşünürsek,  kişilik gelişimlerini de etkileyebilir.

Ergenlik döneminden sonra çocuk kendi isterse böyle bir tercih yapacaktır. Çocukluk döneminde yönlendirme yapmaktan kaçınılmalıdır.

Ebeveynlerinin beslenme şekli hem çocukluk döneminde hem de çocuk yetişkin olduğunda besin tercihleri üzerinde etkili olmaktadır. Bu açıdan da çocuk büyüyünce hayvansal ürünler tüketmeyi doğru bulsa bile, çocukluk döneminde ailede uygulanan vegan beslenme tutumundan dolayı, damak tadı gelişmemiş olmadığı için hayvansal gıdaları yiyemeyebilir.