Yazılar

Şehrin İftar Masaları Cookshop’ta Kuruluyor

Türkiye’nin sevilen restoran zincirlerinden Cookshop, Ramazan ayında sevdikleriyle aynı sofrada buluşmak isteyenleri özel iftar menüsüyle ağırlıyor. Geleneksel tatlarla markanın imza lezzetlerini buluşturan menü, misafirlere hem lezzet hem de paylaşım dolu bir deneyim sunuyor.

Özenle Hazırlanan Ramazan Menüsü

İftariyelik tabağı ve günün çorbasıyla başlayan menüde, ana yemek olarak dört farklı seçenek bulunuyor: Fettuccine Makarna, Bizim Köfte, Pizza Akdeniz ve Izgara Tavuk. İftarın tatlı finali ise bademle uyumlu Güllaç ile yapılıyor. Menüye soft içecek eşlik ederken, yemek sonrası sohbetlerin vazgeçilmezi olan taze demlenmiş çay ikram ediliyor.

Cookshop, Ramazan menüsünü tüm şubelerinde 975 TL tek fiyat avantajıyla sunarken; Galataport ve Fişekhane şubelerinde fiyat 1.200 TL olarak belirleniyor.

18 yıldır “Şehrin Masası” olma geleneğini sürdüren Cookshop, Ramazan ayında da misafirlerini aynı lezzet ve özenle ağırlamaya devam ediyor.

#Cookshop #RamazanMenüsü #İftarSofrası #ŞehrinMasası #GurmeLezzetler #Ramazan2026 #İftarKeyfi #GelenekselTatlar #ModernLezzetler #GurmeHaber #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Horlama 20’li yaşlarda daha da artıyor

Vücudun gece boyunca yeterince nefes alamadığını haber veren bir alarm sistemi olan horlama, sosyal bir sorun olmasının dışında, kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir risk göstergesi olabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu nedenle alarmı susturmak değil, neden çaldığını araştırmak gerektiğini belirterek, “Horlama normal bir durum değildir. Her horlayan kişide ciddi bir hastalık olmayabilir; ancak hayati risk taşıyan her uyku apnesi hastalığı önce horlama ile başlar. Dolayısıyla, horlamayı basit bir ses problemi olarak görmek yerine, bir sağlık sinyali olarak değerlendirmek gerekmektedir” diyor.  Eskiden daha çok orta yaş ve üzeri bireylerde görülen horlamaya artık 20’li yaş grubunda da sık rastlandığına işaret eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, gençlerde artış gösteren obezitenin bu durumun en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurgulayarak, “Bilgisayar başında uzun süreli oturma, düzensiz uyku alışkanlıkları, fast food ve şeker içeren yiyeceklerle beslenme ve buna bağlı kilo artışı gençlerde horlama riskini artırmaktadır. Özellikle boyun çevresindeki yağ dokusu arttıkça üst solunum yolu daralmakta ve horlama ortaya çıkmaktadır” diyor.

Doç. Dr. Zerrin Boyacı

Doç. Dr. Zerrin Boyacı

Modern yaşamla birlikte giderek artıyor 

Horlama; uyku sırasında üst solunum yolundaki dokuların daralma veya gevşeme nedeniyle titreşmeleri sonucu ortaya çıkan ses olarak tanımlanıyor. Dünya genelinde erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 30–40’ında zaman zaman horlama görülürken, düzenli ve kronik horlama oranı yüzde 20 civarında seyrediyor. Horlamanın görülme sıklığı ileri yaşlarda giderek artıyor. Öyle ki 30 yaş altı erkeklerde yüzde 10 oranında rastlanırken, 60 yaş üzerinde bu oran yüzde 60’a yükseliyor. Erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, menopoz sonrası kadınlarda oran belirgin şekilde artıyor. Türkiye’de de benzer rakamlar söz konusu. Ayrıca, son yıllarda hem dünyada hem ülkemizde horlama sıklığında artış gözlendiği belirtiliyor. Bu yükselmenin en önemli nedenleri arasında; obezite, hareketsiz yaşam tarzı, uyku düzensizliği, stres, alerjik hastalıklar ve sigara kullanımındaki artış gösteriliyor.

Horlamanın önemli nedenleri

Doç. Dr. Zerrin Boyacı, kişinin aile ve sosyal hayatında önemli sorunlar oluşturabilen horlamaya yol açan etkenleri şöyle özetliyor:

Obezite: İdeal kilonun yüzde 15 daha fazlasına sahip olan kişilerde horlama riski artmaktadır. Bunun nedeni ise boyun çevresindeki yağlanmanın üst solunum yolunu daraltması. Kadınlarda boyun çevresinin 38,10 cm’nin ve  erkeklerde 43,18 cm’nin üzerinde olması kritik değer olarak hesaplanmış.

Burun tıkanıklığı: Septum deviasyonu, konka hipertrofisi, burun çatısının darlığı gibi statik bozukluklar ile alerjik rinit, sinüzit ve polip gibi enflamatuar bozukluklar önemli sebeplerini oluşturmaktadır.

Büyük geniz eti ve bademcikler: Özellikle gençlerde hava yolunu daraltabilmektedir.

Alkol ve sigara kullanımı: Kas gevşemesi ve mukozal ödem artışına sebep olmaktadır.

Sırtüstü uyuma: Dil kökünün geriye düşmesine yol açabilmektedir.

Uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor!

Horlama ile beraber görülen ve gece ani ölümlere sebep olabilen uyku apnesi üst solunum yolunun tamamen kapanması sonucu oluşuyor.  Horlama genellikle masum nedenlerden kaynaklansa da yaşamsal risk taşıyan uyku apnesinin ilk sinyali olabiliyor! Özellikle gece nefes durmaları, sabahları yorgun uyanma, baş ağrısından yakınma, gün içinde uyku hali, dikkat ve konsantrasyon bozukluğu gibi sorunlardan biri bile horlamaya eşlik ediyorsa,  zaman kaybetmeden hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor.

Uyku apnesi ani ölüme bile yol açabiliyor!

Uyku apnesinde erken tanı ve tedavi büyük önem taşıyor. Bunun nedeni ise uyku apnesinin; hipertansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, inme ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına, hatta gece ani ölüme bile  yol açabilmesi. Ayrıca, insülin direnci ve kilo artışıyla kısır döngü oluşabiliyor. Tedavi edilmemiş uyku apnesi olan bireylerde trafik kazası riski de 2–7 kat artıyor. Uzun süreli uyku apnesi aynı zamanda beyinde hasara neden olarak; hafıza problemleri ve erken bilişsel gerileme riskini de artırabiliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, erken değerlendirmenin olası ciddi komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynadığını aktarıyor.

Etkili ve kalıcı çözüm mümkün!

Erken teşhis, doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle horlamanın büyük oranda kontrol altına alınabildiğini belirten Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Horlama kader değildir. Doğru değerlendirmeyle çoğu hastada etkili ve kalıcı çözümler mümkündür. Önemli olan, geceleri bu sesi duymazdan gelmemektir” diye konuşuyor. Tedavinin kişiye özel planlandığını ve altta yatan nedene göre şekillendirildiğini vurgulayan Doç. Dr. Zerrin Boyacı, “Basit işlemler arasında yer alan radyofrekans uygulamaları, lazer destekli işlemler ve kişiye özel burun ile ağız içi apareyler, yaygın olarak başvurulan yöntemlerdir” diyor.

Uyku apnesinde altın standart: CPAP maskesi!

Horlamaya uyku apnesi eşlik ediyorsa, tedavide altın standart yöntemin CPAP maskesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zerrin Boyacı, bu tedavinin uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlayarak, solunum durmalarını önlediğini ve hastanın gece boyunca yeterli oksijen almasına yardımcı olduğunu belirtiyor.

Cerrahi yöntem gündeme gelebiliyor

Özellikle ileri düzey ve yapısal sorunların eşlik ettiği tablolarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Doç. Dr. Zerrin Boyacı, uyku apnesi olanlarda maske kullanmak istemeyenler için maksillofasyal ilerletme operasyonu, yani çenenin öne alınması ameliyatına başvurulduğunu söyleyerek, şu bilgileri paylaşıyor: “Bu ameliyatın başarı oranı yüzde 97’ye kadar ulaşmaktadır. Bunun yanı sıra dil ve dil köküne yönelik cerrahiler ile yumuşak damağa yönelik cerrahi girişimler de horlamanın ve üst solunum yolu daralmasının giderilmesinde tercih edilen yöntemler arasında arasında bulunmaktadır.”

#Horlama #UykuApnesi #SağlıkSinyali #GençlerdeHorlama #Obezite #UykuSağlığı #KBB #DoçDrZerrinBoyacı #Acıbadem #SağlıklıYaşam #UykuBozukluğu #SolunumSağlığı #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Retinada Sessiz Tehlike: Diyabetik Retinopati

Diyabet, ülkemizde görme kaybının en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Uygun şekilde tedavi edilmediği ve düzenli takip edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan kalıcı görme kaybına ve körlüğe yol açabiliyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabetik retinopatinin diyabetin en sık görülen ve tedavi edilmediği takdirde körlüğe neden olabilen en önemli komplikasyonu olduğunu belirterek, “Retina, gözün içini kaplayan ve görüntüyü algılayarak beyne ileten sinir tabakasıdır. Aslında görme fonksiyonunu gerçekleştiren ana yapıdır. Diyabetik retinopatide bu yapı yüksek kan şekerine bağlı olarak hasar görür ve tedavide gecikildiğinde kalıcı görme kaybı oluşur” diyor.  Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan,  bu nedenle diyabetik retinopatinin erken dönemde tedavi edilmesinin göz sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Diyabet tanısının ardından, hiçbir yakınmaları olmasa bile hastaların düzenli göz kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir. Bu sayede, ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, görme kaybı riskini önemli ölçüde azaltır ve çoğu zaman önlenebilir hale getirir” diye konuşuyor.

Prof. Dr. Berna Özkan,

Prof. Dr. Berna Özkan

Her 10 hastadan yaklaşık 3’ünde görülüyor!

Gözün sinir tabakası olan retinanın hasar görmesiyle meydana gelen diyabetik retinopati, diyabetik hastaların yaklaşık yüzde 30–35’inde görülüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, asHasretinopati gelişme riskinin hastalığın süresiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, “Genellikle diyabet başlangıcından yaklaşık 5 yıl sonra gözde ilk patolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar ve hastalık süresi uzadıkça retinopati görülme sıklığı da artar. Türk Diyabetik Retinopati Epidemiyoloji Çalışması’na göre, diyabet süresi 15 yılı aştığında hem kadınlarda hem erkeklerde görülme oranı yaklaşık yüzde 66’ya yükselir. Ayrıca, kan şekeri düzeylerinin iyi kontrol edilememesi ve hipergliseminin uzun süre devam etmesi, retinal hasarın şiddetini de belirgin şekilde artırır” diyor.

Kalıcı görme kaybına neden olabilir!

Diyabet temel olarak bir damar hastalığı olduğu için kanda yüksek düzeydeki glukozun uzun süre damar içinde dolaşması, damar duvarında yapısal bozulmaya yol açıyor. Bu hasar sonucu kan hücreleri, serum, proteinler ve lipidler, gözün sinir tabakası olan retinaya sızarak, ödem ve kanamalara neden oluyor. Bu tablo görme keskinliğinde azalmayla sonuçlanıyor.  Prof. Dr. Berna Özkan, hastalık ilerledikçe hasar gören damar duvarlarının zayıfladığını ve damarlarda tıkanmalar oluştuğunu belirterek, ”Bunun sonucunda retina yeterli kan ile oksijen alamaz; iskemi olarak adlandırılan süreç meydana gelir ve retina hücrelerinde kayıp başlar.  Bu evrede ortaya çıkan görme kaybı sinir hücrelerinin yenilenme kapasitesi olmadığı için çoğu zaman geri dönüşsüz, yani kalıcı olur” diye konuşuyor.  Hastalığın ilerlemesi durumunda retina dekolmanı gelişebileceği uyarısında bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, “Bu evreye geldiğinde görme seviyesi yalnızca ışığı ayırt edebilecek seviyeye düşebilir” diyor.

Glokomdan katarakta…

Diyabet, retina dışında gözün başka yapılarını da etkileyebiliyor. Katarakt, glokom (göz tansiyonu), kornea ve oküler yüzey hastalıkları ile enfeksiyonlara yatkınlık bu etkiler arasında yer alıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, özellikle enfeksiyonlara yatkınlığın klinik açıdan büyük önem taşıdığını anlatarak,  şöyle devam ediyor: “Diyabetik hastalarda immün yanıtın zayıflaması nedeniyle, normalde vücutta zararsız şekilde bulunabilen ya da günlük yaşamda karşılaşılan mikroorganizmalar, göz içinde ciddi, hatta görmeyi tehdit eden enfeksiyonlara (endoftalmi) yol açabilir. Ayrıca diyabet, göz hareketlerini sağlayan kranial sinirlerde mikroiskemik hasara neden olarak göz kaslarında felçlere ve buna bağlı çift görmeye (diplopi) sebep olabilir.”

Yılda bir kez göz muayenesi çok önemli!

Diyabetik retinopatide ilk damar değişiklikleri başladığında hastanın görme keskinliği hemen etkilenmeyebiliyor. Bu nedenle, diyabet tanısı konulduğunda düzenli göz muayeneleri ve ortaya çıkan sorunlara erken dönemde müdahale edilmesi, ciddi görme kaybının önlenmesi açısından kritik önem taşıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, diyabet tanısı alan ve henüz göz bulgusu saptanmayan hastaların yılda bir kez göz muayenesi yaptırmaları gerektiğini anlatarak, “Erken dönem retinopati bulguları tespit edildiğinde takip aralığı genellikle 6 aya indirilmektedir. İleri evre bulguların varlığında ise muayene sıklığı, hastalığın şiddetine ve klinik durumuna göre daha da artırılır” diyor. Prof. Dr. Berna Özkan, kontrol zamanı henüz gelmemiş olsa bile görme keskinliğinde azalma ve görme alanında kayıp fark edildiğinde veya şiddetli bir göz ağrısı oluştuğunda zaman kaybetmeden göz hekimine başvurmanın son derece önemli olduğunu vurguluyor.

Görme keskinliğinde artış sağlanabiliyor!

Günümüz tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada tam görme kaybının önüne geçmek mümkün olabiliyor. Diyabetik retinopati geliştiğinde, damar sızıntısına bağlı retina ödemi oluşmuşsa, göz içi enjeksiyon tedavileriyle ödem azaltılabiliyor. Bu tedavi sayesinde çoğu hastada görme keskinliğinde artış sağlanabildiğini aktaran Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Berna Özkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastalık ilerleyip retina damarlarında tıkanmaya bağlı iskemi, yani doku tahribatı geliştiğinde ise iskemik retina alanlarına lazer fotokoagülasyon uygulanması gerekir. Daha ileri evrelerde diyabetik retinopatiye bağlı göz içi kanama, traksiyonel retina dekolmanı veya bağışıklık sistemindeki zayıflığa bağlı göz içi enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Bu durumlarda vitreoretinal cerrahiyle kanamalar temizlenebilir, retina yeniden yatıştırılabilir ve gözün bütünlüğü korunabilir.”

#Diyabet #GözSağlığı #DiyabetikRetinopati #Retina #GörmeKaybı #ErkenTeşhis #GözMuayenesi #SağlıkBilgilendirme #Acıbadem #ProfDrBernaÖzkan #GözHastalıkları #SağlıklıYaşam #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Derya Özbalcı Yeşilyurt, Accor’un Lüks Otellerinde Pazarlamayı Yönetecek

Accor’un lüks segmentinde yer alan Türkiye’deki iki önemli otel; Fairmont Quasar İstanbul ve Fairmont markasına dönüşüm sürecinde olan The Grand Tarabya Managed by Accor, pazarlama ve iletişim faaliyetlerini artık Derya Özbalcı Yeşilyurt’un liderliğinde tek çatı altında yürütecek.

Hâlihazırda The Grand Tarabya’da Pazarlama ve İletişim Direktörü olarak görev yapan Yeşilyurt, yeni yapılanma kapsamında Fairmont Quasar İstanbul’a da dönerek her iki otelin pazarlama ve iletişim stratejilerinden sorumlu olacak.

Yeşilyurt; dijital pazarlama, kurumsal iletişim, medya ilişkileri, içerik stratejileri ve stratejik iş birliklerini kapsayan geniş bir sorumluluk alanını yönetecek. Accor’un lüks segment vizyonu doğrultusunda, Türkiye’deki Fairmont markalarının pazardaki gücünü artırması hedefleniyor.

Otelcilik ve medya sektörlerinde uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Yeşilyurt, daha önce Fairmont Quasar İstanbul’da Pazarlama ve İletişim Müdür Yardımcısı ve Dijital Pazarlama Müdürü olarak görev yapmıştı. Dijital dönüşüm ve marka hikâyeleştirmesi alanındaki uzmanlığıyla, her iki otelin yerel ve uluslararası pazarda daha güçlü bir konum elde etmesi amaçlanıyor.

#FairmontQuasar #TheGrandTarabya #AccorHotels #TurizmSektörü #PazarlamaAtaması #LüksOtelcilik #DeryaÖzbalcıYeşilyurt #HotelMarketing #TurizmVeİletişim #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Bayramda Tatilcilerin Yeni Rotası: Kuzey Afrika 

Ramazan Bayramı’nda Türk tatilcilerin gözdesi Kuzey Afrika oldu. Coral Travel Türkiye, Mısır, Fas ve Tunus’a yönelik rezervasyonlarda önceki yıllara göre belirgin bir artış yaşandığını açıkladı. Vizesiz veya kolay vize imkânı sunan bu üç ülke, kültürel çeşitlilik ve uygun fiyat avantajlarıyla 2026’nın en cazip destinasyonları arasında öne çıkıyor.

Mısır: Tarih ve Deniz Bir Arada

Mısır, yalnızca deniz tatili değil; Kahire, Giza Piramitleri ve Nil Nehri’ni kapsayan tur paketleriyle hem dinlenme hem keşif imkânı sunuyor.

Fas: Kültür ve Gastronomi Deneyimi

Coral Travel, 14-19 Şubat tarihleri arasında turizm profesyonelleriyle Fas’a düzenlediği Fam Trip organizasyonunda Rabat, Fes, Şafşavan, Marakeş, Casablanca ve Essaouira’yı tanıttı. Katılımcılar, Fas’ın kültür, gastronomi ve şehir deneyimini bir arada sunan yapısının Türk turistler için güçlü bir alternatif olduğunu vurguladı.

Tunus: Çöl ve Tarih Buluşması

Tunus, Ramazan Bayramı döneminde en çok talep gören destinasyonlardan biri oldu. Çöl deneyimi, geleneksel pazarları ve Kuzey Afrika mutfağıyla dikkat çeken ülke, hem deniz tatili hem kültür turu seçenekleriyle cazibe merkezi haline geldi.

Rezervasyonlarda Artış ve Ödeme Kolaylığı

Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, “Kuzey Afrika’yı 2026 sezonunda güçlü bir büyüme alanı olarak görüyoruz” dedi. Coral Travel, Ziraat Bankası iş birliğiyle Bankkart sahiplerine 8.500 TL’ye varan Bankkart Lira fırsatı sunarken, bayram dönemine özel kontenjanların hızla dolduğu açıklandı.

#KuzeyAfrika #BayramTatili #Mısır #Fas #Tunus #VizesizSeyahat #CoralTravel #YurtDışıTatil #Seyahatİpuçları #Turizm2026 #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Corendon Airlines, Tour of Antalya’ya Sponsorluk Desteğini Sürdürüyor

Corendon Airlines, 2018’den bu yana destek verdiği Tour of Antalya’nın 2026’da da ana sponsoru oldu. Türkiye Bisiklet Federasyonu ve UCI takviminde yer alan organizasyon, 12–15 Mart tarihleri arasında dört etap üzerinden gerçekleştirilecek.

174 sporcunun katılacağı yarış, Antalya’nın kültürel ve turistik değerlerini ön plana çıkaran parkurlarda koşulacak. Start The Land of Legends’tan verilecek; Perge ve Silyon Antik Kentleri, Doyran Göleti, Kaleiçi ve Konyaaltı Sahili gibi tarihi noktalardan geçilecek. Kraliçe etap olan Saklıkent tırmanışı sonunda “Dağların Kralı” unvanı Corendon Airlines sponsorluğunda sahibini bulacak.

Corendon Airlines Kurumsal İletişim ve Pazarlama Kıdemli Müdürü Pınar Pehlivan, “Spor turizmine yatırım yaparken sporcuların başarı yolculuğuna katkı sunmayı hedefliyoruz. Tour of Antalya’ya uzun soluklu desteğimizle sporu ve sporcuyu desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

“İlklerin Havayolu” Corendon Airlines, geçmişten bugüne basketbol, voleybol, patika koşuları ve bisiklet gibi birçok spor dalına destek veriyor. Marka, Tour of Antalya 2026 ile spor turizmine katkısını sürdürüyor.

#CorendonAirlines #TourOfAntalya #BisikletSporu #SporTurizmi #Antalya #UCI #DağlarınKralı #SporSponsorluğu #Cycling #TurizmVeSpor #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Milk Academy’den Dondurma Kategorisine Yeni Yatırım

Süt ve süt ürünlerini entegre üretim yapısında buluşturan Milk Academy, Bursa Mustafakemalpaşa’daki modern tesisinde dondurma kategorisine yatırım yaptı. Marka, perakende, PL ve ev dışı tüketim (EDT) segmentlerinde üretime başlayarak şeflere ve mutfak profesyonellerine özel çözümler sunuyor.

5.000 ml’lik ambalaj seçenekleriyle ev dışı tüketim kanalına verimlilik sağlayan dondurmalar, farklı serilerle profesyonel mutfakların beklentilerine yanıt veriyor:

Selection Serisi: Madagaskar Vanilyalı, Kaymaklı, Belçika Çikolatalı ve Çilekli çeşitleriyle fine-dining sunumlara sofistike bir eşlikçi.

Gurme Serisi: Karamel, ceviz, Antep fıstığı ve nane gibi özel lezzetlerle yaratıcı kombinasyonlara imkân tanıyor.

Klasik ve Sevilen Tatlar Serisi: Limon, vişne, muz ve meyve bahçesi tatlarıyla modern pastacılıkta farklı dokunuşlar sağlıyor.

Milk Academy dondurmaları, şeflerin imza tatlılarını zenginleştirerek menülere karakter katıyor ve profesyonel mutfaklarda premium bir deneyim sunuyor.

#MilkAcademy #Dondurma #GurmeLezzetler #TatlıSanatı #SelectionSerisi #GurmeSerisi #KlasikTatlar #Şeflereİlham #GıdaYatırımı #GurmeTatlılar #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Arz Fazlası Ramazan’da Yumurta Fiyatlarını Baskıladı

Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim Afyon, geçen yıl uygulanan fon kesintisi ve ihracat kısıtlamalarının iç piyasada arz fazlası yarattığını, bunun da üretici fiyatlarını baskıladığını açıkladı. Ramazan döneminde genellikle yaşanan fiyat hareketliliğinin bu yıl görülmediğini belirten Afyon, üreticilerin maliyetin altında satış yaptığını vurguladı.

Geçen yıl 5,45 TL’ye kadar çıkan yumurtanın tanesi bugün toptancıda 4,10 TL civarında. Üreticiler, 4 liraya mal ettikleri yumurtayı 3–3,5 liraya satmak zorunda kalıyor. Afyon, perakende fiyatlarda zaman zaman oluşan “artış algısına” dikkat çekerek, bunun tüm sektöre mal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Market raflarında ise fiyatlar geçen yıla göre daha makul seviyelerde. Bir koli yumurta 150–170 TL arasında, organik gezen tavuk yumurtası ise 88–115 TL aralığında satılıyor. Afyon, üreticilerin sürdürülebilirlik için desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

#YumurtaFiyatları #GıdaEkonomisi #Ramazan2026 #ArzFazlası #YUMBir #ÜreticiSorunları #GıdaSektörü #EkonomiHaberi #OrganikYumurta #TüketiciFiyatları #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Yeni Tasarım ve Gelişmiş ANC ile Premium Kulaklık Deneyimi

Samsung, ses teknolojilerindeki en yeni inovasyonlarını Galaxy Buds4 Pro ve Galaxy Buds4 modelleriyle kullanıcılarla buluşturdu. Seride, daha geniş woofer, geliştirilmiş Aktif Gürültü Engelleme (ANC) ve uyarlanabilir Ekolayzır (EQ) özellikleri öne çıkıyor. Buds4 Pro, tam spektrumlu seslerle orijinal kayıtlara sadık kalırken, Buds4 ise açık tip tasarımıyla konforlu bir kullanım sunuyor.

Yeni kulaklıklar, veri destekli ergonomik tasarım sayesinde gün boyu konfor sağlıyor. Ultra ince kulaklık başlıkları, stabilize kanat tasarımı ve şeffaf kapaklı şarj yuvası ile hem estetik hem de işlevsel bir deneyim sunuluyor.

Donanım tarafında Buds4 Pro, daha büyük hoparlörler ve geniş woofer ile %20 daha fazla etkin hoparlör alanı sağlıyor. 24-bit/96 kHz desteğiyle yüksek doğrulukta ses deneyimi sunan cihaz, ANC ve uyarlanabilir EQ ile farklı ortamlarda optimum ses performansı sağlıyor. Telefon görüşmelerinde ise Super Clear Call özelliği, makine öğrenimi tabanlı gürültü azaltma ile ultra net arama kalitesi sunuyor.

Galaxy ekosistemi entegrasyonu sayesinde kullanıcılar, Bixby ve diğer yapay zekâ asistanlarını sesli komutlarla başlatabiliyor. Buds4 serisi, kolay kurulum ve kişiselleştirilebilir ses ayarlarıyla günlük kullanımda premium bir deneyim vaat ediyor.

#SamsungGalaxyBuds4 #GalaxyBuds4Pro #HiFiSes #ANC #UyarlanabilirEQ #TeknolojiHaberi #PremiumKulaklık #Samsung #GalaxyEkosistemi #YapayZekaEntegrasyonu #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity