Yazılar

İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!

İş ortamındaki stres ve mobbing ruh sağlığını bozuyor!

Çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin önemine dikkat çeken uzmanlar, iş yerindeki stresin, mobbing gibi olumsuz durumların, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyerek, ruhsal sorunlara yol açabildiğini söylüyor. Aşırı çalışma gibi durumların psikolojik dayanıklılığı zorlayabildiğini ve kişinin motivasyonunu azaltabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Bu nedenle, öncelikler belirlemek ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemli.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, ruhsal sorunların gelişiminde çalışma koşullarının etkisi konusunu değerlendirdi.

Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir

Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir

Çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerinde etkisi var

Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, çalışma koşullarının ruhsal sağlık üzerindeki etkisinin oldukça önemli olduğunu ifade ederek, “İş yerindeki stres, mobbing gibi olumsuz durumlar, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir ve ruhsal sorunlara yol açabilir. Bununla başa çıkmanın anahtarı, uyum sağlama yeteneğini geliştirmek ve kişisel ruh sağlığını korumaktır. Bedensel ve ruhsal sağlık için düzenli olarak çaba sarf etmek, yaşamda anlamı bulmak ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemlidir.” dedi.

Psikolojik dayanıklılık zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade ediyor

Psikolojik dayanıklılığın, zorluklarla başa çıkma yeteneğini ifade ettiğini, iş ve özel hayat dengesini sağlama, sosyal ilişkilere zaman ayırma ve iş stresiyle başa çıkma becerisiyle ilişkili olduğunu anlatan Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Ancak, aşırı çalışma gibi durumlar psikolojik dayanıklılığı zorlayabilir ve kişinin motivasyonunu azaltabilir. Bu nedenle, öncelikler belirlemek ve stresle başa çıkma becerilerini geliştirmek önemli.” diye konuştu.

Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir

Samimi ilişkiler içtenlik ve dürüstlük temelinde kuruluyor

Samimi ilişkilerin içtenlik ve dürüstlük temelinde kurulan ilişkiler olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “İnsanlar arasındaki güven ve destek duygusunu ifade eder. Ancak, samimiyet hissi bazen yanıltıcı olabilir ve ilişkilerde hayal kırıklıklarına neden olabilir. Pandemi döneminde dijital iletişim artsa da gerçek, derin ilişkilerin önemi daha da arttı.” dedi.

Uzun süreli stres durumları depresyon ve anksiyeteye neden oluyor

Stresin kronik hale gelmesinin, uzun süreli stres durumlarında ortaya çıktığını ve depresyon, anksiyete gibi birçok sağlık sorununa yol açabildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Merve Umay Candaş Demir, “Stresin belirtileri bazen fark edilmeyebilir ancak sürekli yorgunluk, isteksizlik gibi belirtiler kronik stresin işaretleri olabilir. Bu durumda, sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmek önemlidir çünkü düzenli ve yeterli uyku, tükenmişliğe karşı koruyucu bir etkiye sahiptir. Uyku düzenine dikkat etmek, melatonin hormonunun belirli saatlerde salgılanmasını sağlamak önemlidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Mevsim geçişiyle vücut savunması zayıflıyor, enfeksiyon riski artıyor!

Mevsim geçişiyle vücut savunması zayıflıyor, enfeksiyon riski artıyor!

Halk arasında ‘mide gribi’ olarak da bilinen gastroenteritin klinik olarak bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal ya da yüksek ateş gibi şikayetlerle ortaya çıktığını kaydeden uzmanlar, gastroenteritlerin çoğunun viral kaynaklı olduğunu, bakteriyel ya da nadir de olsa paraziter kaynaklı olabileceğini de söylüyor. Gastroenteritin özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında sık görüldüğüne işaret eden Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü bu dönemler mevsim geçişi olduğundan dolayı vücudun sistemi zayıflıyor ve enfeksiyonlara karşı direnç de azalıyor. Böylece gastroenteritler de sık görülüyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, mide bağırsak sistemi enfeksiyonu “Gastroenterit” hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Gastroenteritlerin çoğunun kaynağı viral

Mide bağırsak sisteminin enfeksiyonunun “Gastroenterit” olarak adlandırıldığını ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Halk arasında mide gribi olarak da biliniyor. Gastroenterit klinik olarak karşımıza bulantı, kusma, karın ağrısı, ishal ya da yüksek ateş gibi şikayetlerle çıkıyor. Gastroenteritlerin çoğunun kaynağı viraldir. Bunlar rotavirüs ya da norovirüs olabilir. Özellikle çocuklarda görülenler daha çok viral kaynaklıdır. Bunun dışında gastroenteritler, bakteriyel ya da nadir de olsa paraziter kaynaklıdır.” dedi.

Gastroenteritin tedavisi var mı?

Farklı etkenlerle ortaya çıkabildiği için gastroenteritlerin tedavisinin mümkün olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Viral kaynaklı olan gastroenteritlerde antibiyotik tedavisinin yeri yoktur. Ama bakteriyel ya da paraziter kaynaklı olanlarda, öncelikle kaynağı ortaya çıkardıktan sonra ilaç tedavisi söz konusu.” diye bilgi verdi.

Gastroenterit bahar aylarında daha sık görülüyor

Gastroenteritin özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında sık görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Çünkü bu dönemler mevsim geçişi olduğundan dolayı vücudun sistemi zayıflıyor ve enfeksiyonlara karşı direnç de azalıyor. Böylece gastroenteritler de sık görülüyor. Özellikle yaz aylarında beslenme koşullarına ve hijyen koşullarına da uyulmadığı için sonbaharda daha sık görülüyor.” dedi.

Gastroenteritin özel bir diyeti var mı?

Gastroenterit olan kişilerde bulantı, kusma ve karın ağrısı olduğunu ve bu nedenle kişilerin özellikle lifli ve yağlı gıdalardan uzak durması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Daha çok haşlama, sebze ya da meyve yenebilir. Önemli olan burada sıvı kaybını önlemektir. Bol miktarda sıvı kaybı olduğu zaman böbrek fonksiyonları etkileniyor. Sıvı kaybını engelledikten sonra, gastroenterit kendi kendini sınırlayan bir hastalıktır.” şeklinde sözlerini tamamladı

Bilinen ötesinde bir dönüşüm

Bilinen ötesinde bir dönüşüm

Six Senses Kaplankaya, yeni sezonda bütünsel sağlığın tüm sırlarını paylaştığı “The Art of Staying Young” retreat programına ev sahipliği yaptı.

Bütünsel sağlık ve yaşam kalitesini artırmaya odaklanan program, Cellgym’in kurucusu Rainer Goytia ve dünyaca ünlü Naturopat ve konuşmacı Johannes Weiß öncülüğünde gerçekleşti.

Retreat programı, Six Senses Kaplankaya Wellness Direktörü Renate Hermes’in de katkıları ile Cellgym’in kurucusu Rainer Goytia ve Naturopat Johannes Weiß liderliğinde gerçekleşti. Katılımcılar, uzun ömürlü olmak, hücresel gençleşme ve çağdaş sağlık teknikleriyle tanışarak kendi potansiyellerini keşfetme fırsatı buldu. Bu beş günlük deneyim, yalnızca bir yaşam tarzı değişikliği vaat etmekle kalmadı, aynı zamanda sağlıklı bir yaşamın anahtarlarını sunan bir yaşam dönüşümünü hedefledi.

TatilBudur’dan eğlenceli reklam filmi

TatilBudur’dan eğlenceli reklam filmi

TatilBudur yeni reklam çalışmasını, en ilginç hikaye kurgularını gerçekleştirmeyi sağlayan 3D reklam uygulaması olan CGI teknolojisini kullanarak hazırladı.

“Baktığın her yerde tatil görüyorsan rota TatilBudur” mottosu üzerinden kurgulanan video, hikayesi ve görsel ögeleri ile dikkat çekiyor.

Reklam filmi; yoğun iş hayatı içerisinde bunalan, tatil için gün sayan ve en iyi tatil rotasını avantajlı fiyatlarla arayan beyaz yaka çalışanlarının çalıştıkları plazada dev bir su kaydırağı görmesi ile başlıyor. Film, çalışma hayatının simgesi olan plazaların şeffaf köprülerle bağlandığı bir dünyada geçiyor. Konuşma balonları ile resmedilen düşünceler TatilBudur’un reklam filminde yerini plazalar arasında akan tatil hayallerine bırakıyor.

Künye:

Reklamveren: TatilBudur

Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı: Ömer Barış Nefesoğlu

Marka Ekibi: Elif Kaya, İdil Aras

Kreatif Fikir & CGI Uygulama Ajansı : MCG

Influencer ajansı: ICM Turkey

Vegan ve vejetaryen mutfağının yeni adı “Telezzüz”

Vegan ve vejetaryen mutfağının yeni adı “Telezzüz”

Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Divan Grubu, zincirine yeni bir halka daha ekledi. Bağlarbaşı Abdülmecit Efendi Korusu’nda özenle tasarlanan konsepti ile hayata geçirilen Telezzüz, zengin vegan ve vejetaryen menüsüyle lezzetlerin doğal buluşmasını misafirlerine sunuyor. Bir lokantanın ötesinde etik ve sürdürülebilir değerleri gözeten bir hareketin parçası olan Telezzüz, menüsü, konumu, mimari yaklaşımı ve sanat eserlerinin yer aldığı dekorasyonu ile benzersiz bir gastronomi deneyimi sunuyor. Telezzüz’ün ödüllü ve yaratıcı şef Bahtiyar Büyükduman liderliğindeki mutfak ekibi, menüde yer alan her bir reçeteyi vegan ve vejetaryen geleneklerden beslenerek modern bir yaklaşımla yeniden yorumluyor.

Vegan ve vejetaryen menüsü, özenle seçilmiş şarapları ve özel kokteylleri de içeren bar menüsü, sanat eserlerinin yer aldığı şık dekorasyonu ile tüm misafirlerini bekliyor.

Bilgi: (0216) 576 76 71

Dünyaca ünlü yoga eğitmeni Chris Chavez Bodrum’a geliyor

Dünyaca ünlü yoga eğitmeni Chris Chavez Bodrum’a geliyor

The Marmara Bodrum, 9 – 12 Mayıs’ta unutulmaz bir yoga deneyimine imza atıyor. Cihangir Yoga işbirliği ve dünyaca ünlü yoga eğitmeni Chris Chavez’in rehberliğiyle gerçekleştirilecek olan Yoga Escape, yenileyici bir deneyim vaat ediyor…

9 Mayıs akşamı Chris Chavez’in liderlik edeceği egzersizle açılacak olan programın devam eden günlerinde Chavez, Sabah Egzersizi ve Meditasyon ile Günbatımı Yogası pratiklerinde yer alacak. Ayrıca Cihangir Yoga eğitmenlerinden Betül Avcı programa iki gün gerçekleştirilecek yüz yogası pratikleriyle katılacak.

Michelin Tavsiye Listesi’nde yer alan Tuti olacak. Akdeniz mutfağını yansıtan kimliğiyle gastronomi meraklılarının dikkatini çeken ve Michelin Guide’ın “Geleneksel tariflere, yöresel ürünlerden yola çıkılarak büyük bir maharetle yeni yorum getirilmiş,” diyerek tavsiye ettiği Tuti, kamp boyunca akşam yemeklerinin adresi olacak. Programda ayrıca Tuti Executive Şef’i Hakan Süve tarafından bir workshop da gerçekleştirilecek.

Bilgi: bodrum-sales@themarmarahotels.com

+90 252 999 10 10

The Marmara Bodrum Yoga Escape Detaylı Program:

9 Mayıs Perşembe

13:30 – Otele Giriş, Serbest Zaman

18:00 – 19:15 – Yoga – Chris Chavez ile Hoş Geldin Egzersizi

20:00 – Michelin Tavsiyeli Tuti’de Akşam Yemeği

10 Mayıs Cuma

08:30-09:45 – Chris Chavez ile Sabah Egzersizi ve Meditasyon

10:00 – Kahvaltı

14:30 – 15:00 – Betül Avcı ile Yüz Yogası

18:00 – 19:15 – Chris Chavez ile Günbatımı Yogası

20:00 – Michelin Tavsiyeli Tuti’de Akşam Yemeği + Canlı Müzik

11 Mayıs Cumartesi

08:30-09:45 – Chris Chavez ile Sabah Egzersizi ve Meditasyon

10.00 – Kahvaltı

12:00 – 14:00  Michelin Tavsiyeli Tuti’de Şef Hakan Süve ile yemek workshop’u

18:00 – 19:15 – Chris Chavez ile Günbatımı Yogası

20:00 – Michelin Tavsiyeli Tuti’de Akşam Yemeği + Canlı Müzik

12 Mayıs Pazar

08:30-09:45 – Chris Chavez ile Sabah Egzersizi ve Meditasyon

10.00 – Kahvaltı

12:00 – Hoşça Kalın!

Anneleri gülümsetme günü

Kırgın ve Kızgın Türkiye

Kırgın ve Kızgın Türkiye

Psikoterapist Anıl Koşar

Ülkemiz (bence) kolektif olarak derin bir travmanın, depresyonun içinde. Herkes kırgın, kızgın ve birilerine küs. Şunu hatırlatmak isterim: Yoksulluk başlı başına bir travma sebebi olamaz. Travmanın sebebi geleceğe olan umudu ve güveni kaybetmektir. Sonunu görememek ve kaygıdır. Tutunacak dal bulamamaktır. Çaresizliktir. Bir çocuğun ebeveynine güvenmeyi bıraktığı an travmadır. Bir halkın yönetimine güvenmeyi bıraktığı an travmadır. Travma çaresizliğin, yalnızlığın fizyolojisidir ve ‘suçlama’ döngüsü bu çaresizliği, yalnızlığı daha da körükler.

Ne acıdır ki, bizim toplumumuz sanatçılar da dahil olmak üzere her daim bu suçlama psikolojisi içinde. Birçok mesajda “Ben iyiyim, diğerleri kötü” veya “Bende sorun yok, sorun başkalarında” bilinci var. Ülkemizde psikoterapinin geldiği nokta da bu suçlama, mağdurluk ve sorumluluk almama psikolojisini besler durumda: “Toksik insanın beş sinyali”, “Narsist insanı tanımanın 5 yolu”, “Bencillere sınır çizmenin 6 yolu” gibi içerikler bir insanı farkındalığa ve bireysel sorumluluk almaya yönlendirmediği gibi aksine daha çok ayrışmaya, yalnızlığa, mağdurluğa, şüpheciliğe ve öfkeye sürükler.

Peki nasıl çıkılır bu kırgın, küskün travma halinden? Bunun cevabı bir sosyologa göre farklı olabilir ama bir terapist olarak ben insanların yakınma ve suçlama döngüsünden çıkıp kişisel sorumluluk almasının iyileşme yolu olduğunu düşünüyorum. İyileşmenin ilk adımı, insanın işaret parmağını dışarıdan kendisine yöneltmesiyle başlar. İnsanın durmaksızın kendi içini irdelemesi, en karanlık, en zor duygularını sahiplenmesidir iyileşmenin yolu. Narsisti, toksik insanı nasıl tanırım sorusu yerine “Ben kimim, bu hayatı nasıl yaşamak istiyorum ve bunun için kendimde ne değiştirmeliyim?” sorusu bireysel sorumluluğun başladığı yerdir. Bunlar Terapi odasının en anlamlı sorularıdır. Kimseye güvenmemek, izole olmak yerine belki de her birimiz anlaşılmak ve anlamak adına kişisel sorumluluk almalıyız.

O halde soru “Ben duygularımı derinlemesine biliyor ve ifade edebiliyor muyum?” ve “Ben sabırla ve ilgiyle birini dinleyebiliyor muyum?” olmalı. Hepimizin içinde var olan narsistliği başkalarında aramayı bırakıp kendi içimizde bulduğumuz ve iyileştirmeye başladığımızda belki de toplumsal iyileşme başlayacak.

Sakin Zihin! Peki nasıl?