Yazılar

Helal Fuarı’na 5 bin kişi katıldı

Helal Fuarı’na 5 bin kişi katıldı

Türkiye’nin ilk sanal helal fuarı E-Halal Expo, Discover Events organizasyonuyla bu yıl online olarak gerçekleşti.  Pandemi sebebiyle sanal gerçekleşen fuar,  50 katılımcı firması, 4 bin 500 sanal konferans ve fuar ziyaretçisi ile yoğun ilgi gördü.

Discover Events organizatörlüğünde gerçekleşen E-Halal Expo 2020, dünyanın dört bir yanından ticari ziyaretçilere, satın almacılara, helal sektörü öncülerine ve yatırımcılara çalışmalarını, ürünlerini ve hizmetlerini tanıtmak için nitelikli bir platform sundu. Gıda, kozmetik, eczacılık ve sağlık, turizm ve teknoloji firmalarının katıldığı, www.e-halalexpo.com adresi üzerinden gerçekleşen E-Halal Expo, 50 katılımcı firması, dört günde 4 bin 500 sanal konferans ve fuar ziyaretçisi ağırlama başarısı ile fuarcılık ve B2B alanında tam not aldı. TİM ana sponsorluğu, Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı platin sponsorluğunda gerçekleşen, uluslararası katılıma ve ziyarete açık olan, WhatsApp, Zoom ,Google Meet gibi yeni çağın tüm etkileşim seçeneklerinin kullanıldığı E-Halal Expo’yu 55 farklı ülkeden ziyaretçi deneyimleme fırsatı buldu.

COVID-19 geçiren kişiler hakkında merak edilenler!

COVID-19 geçiren kişiler hakkında merak edilenler!

Aralık 2019 da Çin’de ilk vakaların görülmesi ile başlayan ve tüm dünyaya yayılan daha sonradan SARS-CoV-2 olarak adlandırılan virüsün neden olduğu COVID-19 pandemisinin ilk yılını geride bırakmak üzereyiz. Peki, şuanda tüm Dünya’da merak konusu olan COVID -19 aşıları hakkında neler biliyoruz? COVID-19 geçiren kişiler aşı olmalı mı? Hastalığı geçiren kişiler tekrar COVID-19 olabilir mi? Antikor testleri ve koruyuculuk hakkında bir yıllık deneyimler ve yorumlar… Tüm merak edilenleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları/Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Serkan Atıcı yanıtladı.

Aralık 2020 sayılarına incelendiğinde Dünya’da 80 milyondan fazla vakanın görüldüğü, 1.7 milyondan fazla kişinin de hastalık nedeni ile kaybedildiğini görmekteyiz. İlk vakanın 11 Mart 2019 görüldüğü ülkemizde vaka sayısı 2 milyonu geçmiş olup, maalesef 20 bine yakın kişide COVID-19 nedeni ile hayatını kaybetmiştir. Pandeminin ilk dönemlerinde maske, mesafe, hijyen gibi kontrol önlemlerini tartışırken günümüzde başta COVID-19 aşıları olmak üzere tartışılan konularda, COVID-19 hakkında merak edilen sorularda, bilimsel gelişmeler ışığında güncellenmiştir.

Uzm. Dr. Serkan Atıcı ‘’Özellikle COVID-19 geçiren kişi sayısının fazla olması ve giderek de bu sayının artması, bu kişiler hakkında değişik soru ve sorunları da beraberinde getirmiştir. Bazen insanlarda kafa karışıklığına yol açan, bazı hasta veya yakınlarının kimi zamanda meslektaşlarımızın çeşitli iletişim yolları ile bizlere sormuş olduğu, bizimde toplumu bilinçlendirmek için önemli olduğunu düşündüğümüz COVID-19 geçirmiş kişiler hakkındaki en çok merak edilen soru ve sorunlar ile ilgili gelişmeleri güncel bilimsel bilgiler ışığında paylaşmak istedik.’’ dedi.

COVID-19 Geçirerek İyileşen Kişi Tekrar Aynı Hastalığı Geçirebilir mi? Geçirirse Daha mı Ağır Geçirir?

Bir yıllık tecrübeler göstermiştir ki iyileşen kişiler arasında tam oran bilinmese de bazı kaynaklarda %0.01-%0.1 olarak belirtilen oranlarda hastalığı tekrar geçirme riski vardır. Bununla ilgili hem ülkemizde hem de dünyanın çeşitli yerlerinde örnek vakalarda mevcuttur. Burada ki en büyük yanlış algı basında çıkan ya da çevreden duyulan münferit örneklerin herkes için genellemesinin yapılmasıdır. Herkesin immün sistemi yapısı aynı olmadığı gibi COVID-19 geçiren kişilerin immünizasyon yani hastalığa karşı koruyuculuk oluşturup, oluşturamama, koruyuculuk oluşturmuş ise ne düzeyde koruyuculuk oluşturduğu, oluşan koruyuculuğun ne kadar süre ile hangi oranda kişiyi koruyacağı gibi parametrelerde değişmektedir.

Bu noktada çokça kullanılmaya başlanılan ve giderek yaygınlaşan SARS-CoV-2 antikor testlerine de bir alt başlık açmakta da yarar var. Antikorlar immünsistemin bileşenlerinden biri olan humoral immünitenin antijenlere (virüse veya aşıda bulunan viral bileşenlere) özgül ürettikleri yanıtlardır. Antikor yanıtı bize bazı yorum imkânı sunsa da SARS-CoV-2 virüsüne karşı gelişen antikor yanıtının ne kadar süreceği, ne zaman azalarak sonlanacağı, kişiyi hangi oranda ne kadar süre koruyacağı günümüzde tam olarak bilinmemektedir. Bunu zaman ve bu zaman içerisinde yapılacak bilimsel çalışmalar gösterecektir. COVID-19 atlatan bazı kişilerinde antikor geliştiremediği de gözlenmiştir. Bu durum kişinin immünize olmadığını göstermeyebilir. İmmünsistemin farklı bölgelerinin (hücresel immünite) aktivasyonuna bağlı gelişen immünizasyon sayesinde bu kişilerde de koruyuculuk sağlanmış olabilir. Bu sebeplerden dolayı hastalığı geçiren kişilerin koruyuculuğum hala devam ediyor mu yaklaşımı ile farklı zamanlarda, tekrar tekrar antikor seviyeleri baktırmalarının bilimsel bir temeli yoktur.

İkinci kez hastalığı geçiren vakalar incelendiğinde bunların bir kısmının hastalığı ilkinden hafif veya asemptomatik olarak geçirdiğini, çoğunun benzer şiddette, bir kısmının da ilkinden daha ağır geçirdiğini, hatta dünya literatürün de ikinci kez geçirilen hastalık esnasında kaybedilenlerin olduğunu söylemek mümkündür. Hastalığın ikinci kez geçirilmesinin kesin olarak ilkinden daha ağır olacağı algısı da yanlıştır.

Özetle; COVID-19’u ikinci kez hatta ikiden de fazla kez geçirmek mümkün olmakla birlikte hastalığın ilk bir yılı gibi kısa bir döneme bakıldığında ikinci kez geçirenlerin oranı çok düşüktür. Başta bu virüse çok sık ve yoğun maruz kalan sağlık çalışanları olmak üzere tüm insanların hastalığı geçirse dahi rehavete kapılmadan, kontrol önlemlerine ve alınan tedbirlere maksimum derecede dikkat etmeleri doğru bir yaklaşım olacaktır.

COVID-19 Geçiren Kişinin COVID-19 Aşısı Olması Gerekir mi?

Uzm. Dr. Serkan Atıcı, ‘’Bu konuda şu an için netleşmiş bilimsel görüş birliği yoktur. Çeşitli uzman görüşleri mevcuttur. Tekrar hastalığa yakalanma oranının %0.1 in altında olduğunu, geçirilen hastalığın sağlıklı bireylerin %90-95’inde şu anki saptamalara göre 6 aya kadar koruma sağladığını, hastalığı geçiren kişilerde aşının lokal veya sistemik etkilerinin nasıl olacağına dair yeterli verinin bulunmayışını da dikkate alarak özellikle son 1-2 ayda, hatta 6 ay öncesine kadar hastalığı geçirenlerin, bu dönem için aşı olmamasını öneriyoruz. Bu konudaki bilgiler netleşip, ortak görüş birliği oluşana kadar farklı sağlık durumu olan kişilerin hekimleriyle görüşüp uzman görüşü doğrultusunda hekimi ile birlikte ortak karar vermeleri doğru olacaktır.’’ dedi.

Farah Zeynep Abdullahdan Bepanthol için “Eller Eller” şarkısı

Farah Zeynep Abdullahdan Bepanthol için “Eller Eller” şarkısı

Sevilen oyuncu Farah Zeynep Abdullah, Bepanthol için mikrofon başına geçerek herkesin çok iyi bildiği “Eller Eller” şarkısını yeniden yorumladı. Şarkı için hazırlanan klipte gün içinde ellerimizi ne kadar çok kullandığımıza ve onlara bakım yapılması gerektiğine vurgu yapılıyor.

Hijyene fazlasıyla önem verdiğimiz bu günlerde ellerimiz sabun, dezenfektan ve kolonya gibi etkenlerden dolayı daha fazla kuruyabiliyor. Bu yüzden ellere verilmesi gereken bakımın önemi de artıyor. Türkiye’nin 1 numarası* Bepanthol ellerimizin hayatımızdaki önemi vurgulamak ve gereken bakımı sağlamak amacıyla herkes tarafından bilinen “Eller Eller” şarkısını Farah Zeynep Abdullah ile cover olarak yeniden yorumladı. Hazırlanan şarkı ve klip 30 Aralık itibariyle tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Turizm ve seyahat sektörü 2021’den umutlu

Turizm ve seyahat sektörü 2021’den umutlu

Tüm dünyada 2020 yılına damgasını vuran pandeminin önemli ölçüde etkilediği sektörlerin başında turizm ve seyahat sektörü geliyor. Enuygun’un gerçekleştirdiği son araştırmaya göre, her 10 kişiden 9’unun 2021 yılında kişisel ya da turistik bir seyahat planı var. Yeni normalle birlikte alınan tedbirler neticesinde seyahatlerde en çok şahsi araçların yanı sıra otobüs ve uçak tercih ediliyor. 2020’de ertelenen seyahatlerin 2021 yılının ikinci yarısı itibariyle hızlı bir şekilde gerçekleştirileceğini öngördüklerini söyleyen Wingie Enuygun Group CEO’su Çağlar Erol, bu süreçte teknoloji yatırımlarına hız vererek seyahat severleri çok sayıda yenilikle buluşturmaya devam ettiklerini belirtiyor.

Wingie Enuygun Group CEO’su Çağlar Erol, şirket olarak 2021 yılından umutlu olduklarını vurguladı. Pandemi döneminde 5 milyon kartın ilk kez internet ödemesi ile tanıştığına dikkat çeken Çağlar Erol, 2021’de online’a olan ilginin daha da artacağını belirtiyor.

“Teknoloji şirketi olmamızın avantajlarını kullandık

Pandemi döneminde gelen seyahat yasakları sebebiyle mart, nisan aylarında kullanıcı sirkülasyonları dursa da şirket olarak çalışmaya aralıksız devam ettiklerini söyleyen Wingie Enuygun Group CEO’su  Çağlar Erol, şunları söyledi: “Aynı zamanda bir teknoloji şirketi olmanın avantajlarını bu süreçte daha fazla deneyimledik. Yeni geliştirmeler yapmaya ve kullanıcılarımıza 7/24 müşteri desteği sunmaya devam ettik. Yasaklar nedeniyle binlerce uçuş iptal oldu, biz de bu süreçte 122 bin yolcuya on milyonlarca lira iade gerçekleştirdik. Tamamen manuel ilerleyen bir iade onaylama süreci vardı ve bu bekleme süresini artıyordu. Kullanıcılarımızın iade sürelerini kısaltmak adına iadelerin otomatik bir şekilde gerçekleşmesini sağladık. Ayrıca açığa alma sorunu yaşayan hava yolları ile anlaşma yaparak Enuygun ve mobil uygulamamız üzerinden alınmış olup iptal edilen rezervasyon kodlarının bedelleri değerinde ENCoin’i kullanıcılarımıza verdik. Bu sayede yolcular ENCoin’lerini kullanarak saniyeler içinde biletlerini satın alabildiler.”

Dijital puan sistemi ENCoin ile otobüs, uçak ve otel hizmeti bir arada!

Bu süreçte teknoloji yatırımlarının yanı sıra kullanıcıları yeniliklerle de buluşturduklarını söyleyen Çağlar Erol, “Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek ‘Tüm seyahat ihtiyaçları için tek uygulama’ mottosu ile çıktığımız yolda mobil uygulamamızdaki güncellemeyle birlikte uçak ve otobüs biletinin yanında kullanıcılarımızın otel hizmeti almasına da imkân sağladık. Buna ek olarak kullanıcılarımız web sitemiz ve mobil uygulamamız aracılığı ile banka ve kredi kartlarında biriken ve yıl sonunda silinecek olan kart puanlarını dijital puan sistemimiz ENCoin’e dönüştürerek bu puanlarla bir sene boyunca istedikleri her an, her yerden uçak ve otobüs biletinin yanında aradığı oteli de aynı anda bulabiliyor, rezervasyonlarını yaptırabiliyor. Biz de içinde bulunduğumuz koşulları ve süreci yakından takip ediyor, değişen ihtiyaç ve beklentilere göre inovatif çözümler geliştirmeye devam ediyoruz.” dedi.

Hava yolu ulaşımının salgın döneminde de güvenli olduğu kanıtlandı

Yaptıkları son tüketici araştırmalarının da gelecek dönemde seyahat konusunda umut vadeden sonuçlar verdiğini söyleyen Çağlar Erol, “Yeni normalle birlikte yapılan seyahatlerde kullanılan ilk 3 ulaşım aracının salgın öncesine kıyasla değişiklik göstermediğini, kullanıcıların tekrar uçak ve otobüs kullanımına ağırlık verdiğini gördük. Yakın tarihte Harvard Üniversitesi’nin de yapmış olduğu bir araştırmaya göre, hava yolu ulaşımının alışverişe çıkmak ya da bir restoranda yemek yemekten daha güvenli olduğu raporlandı. 2021 yılının ikinci yarısından sonra pandeminin etkilerinin azalacağını umut ediyor ve insanların 2020’de erteledikleri seyahatleri hızlı bir şekilde gerçekleştireceğini düşünüyoruz. Enuygun olarak bu doğrultuda dijitalleşmeye yatırımlarımızı artırıyor, 5 dilde hizmet verdiğimiz global markamız Wingie’yi de büyütme odaklı çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Evde şef gibi hindi pişirmenin sırrı

Evde şef gibi hindi pişirmenin sırrı

Pandemi boyunca devam eden ekmek pişirme challengları şimdi yerini lezzeti görüntüsünden belli olan yılbaşı hindilerine bırakıyor.

Hindi pişirmenin zor olduğunu düşünenler için APlus Mutfak Şefleri Koordinatörü Levent Peker, doğru püf noktalarını bilirseniz hindi pişirmenin aslında kolay olduğuna dikkat çekiyor.  Lezzetli bir hindinin nasıl hazırlanacağı konusunda ilk adımın hazırlık olduğunu belirten Peker “Hindiyi defneyaprakları ve top karabiberle yarım saat kadar haşlamak en önemli adımdır. “ Bu hindinin lezzetini arttırıp, pişmesini de ayrıca kolaylaştıracaktır.” diyor.

Filmlerde ya da reklamlarda gördüğümüz gibi hindi pişirmek için ise Peker; sıvıyağ, toz şeker, bal ve kırmızı toz biberden oluşan bir sos öneriyor. Hindinin iç ve dışının bu sosla kaplayarak fırınladığınızda nar gibi kızarmış, reklamlara taş çıkartacak bir lezzet yakalamak mümkün. Sulu ve yumuşak olması için ise hindinin 180 derece 1,5 saat kadar pişirilmesi gerektiğini, pişerken ise kurumasını önlemek için derin bir kapta su konulması gerektiğine dikkat çekiyor.

Hindinin en önemli tamamlayıcısı olan sebzelerin pişirilmesinde ise ayrı bir ipucu gizli… Bu sebzelerin de özenle hazırlanması gerektiğini belirten Peker, “ Sebzelere lezzetini veren hindinin haşlama suyudur. Sebzelerinizi mutlaka bu suda haşlayın. Bu hem bütünlük hem de lezzet için önemlidir. “ diyor.

Kuryelere yorgunluk kahvesi Burger King ve NESCAFÉ’den

Kuryelere yorgunluk kahvesi Burger King ve NESCAFÉ’den

Hizmet sektörünün bu dönemde büyük fedakârlık göstererek sahada çalışan kuryelerine Burger King® ve NESCAFÉ’den kıymetli bir jest geldi. 1 Ocak’ta ülke çapında çalışan tüm kuryeler Burger King®’de yorgunluk kahvesine davetli!

Burger King ve Nestlé Professional ile iş birliğinde yeni bir adım attı.  Burger King® ve NESCAFÉ, pandemi boyunca #evdekal’anların tüm ihtiyaçlarını gidermek için dar yollarda, çıkmaz sokaklarda, bitmek bilmeyen merdivenlerde, maske ile gece gündüz demeden, canla başla çalışan fedakâr kuryelere yorgunluk kahvesi teklif ediyor. Tüm kuryeler yılın ilk günü, diledikleri Burger King® restoranından, NESCAFÉ kahve çeşitlerine ücretsiz ulaşabilecek.

Yılbaşı’na özel beslenme önerileri

Yılbaşı’na özel beslenme önerileri

2020 Yılının bitimine sayılı günler kala hepimiz evlerimizde geçireceğimiz yılbaşı gecesi için hazırlıklar yapmaya başladık. Yılbaşı sofrasında her ne kadar dikkat etmeye çalışsak da bazen ipin ucu kaçabiliyor. “Yılbaşı sofrası ve yemekleri yüzünden bir akşam kaçamak yapmak, sağlıklı beslenme adına her şeyi bitirmek anlamına gelmez. Ama bir kronik hastalığınız varsa, kaçamak yapmak sağlığınızı riske atabilir” diyen Acıbadem Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Renan Güneş sözlerine şöyle devam ediyor: “Dolayısıyla diyabeti olanlar, tansiyon problemi yaşayanlar, kalp ve böbrek hastalıkları olanlar veya hastalıklarına bağlı sürekli ilaç kullananlar veya özel beslenme gerektiren durumlar söz konusuysa dikkatli olun. Böyle durumlarda bir günlük beslenme yanlışı bile önemli sorunlar yaşamanıza neden olabilir.”

Yeni yıla girerken bunlara dikkat!

Diyetisyen Renan Güneş, yılbaşı gününe özel beslenme önerilerini ise şu şekilde sıralıyor;

* Yemeğe çok aç oturmamaya çalışın.

* Kendinizi iyi hissettirecek yemek seçimleri yapın.

* Gün boyunca ara öğünler yapmaya çalışın.

* Yemek öncesi zeytinyağlı ve salata gibi hafif başlangıçlar ile yemeğe başlayın.

* Yılbaşı gecesi için et olarak hindi iyi bir tercih olacaktır ama onun yerine tavuk veya balık gibi beyaz etleri de tercih edebilirsiniz.

* Karbonhidrat olarak pilav, çorba veya ekmekten birini tercih edebilirsiniz.

* Tatlı olarak çok yağlı kızarmış şeker oranı ve kalorisi yüksek tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlıları tercih edebilirsiniz.

* Yılbaşının vazgeçilmezi kuruyemişleri tüketirken dikkatli olmakta fayda var. Hem kalorisi yüksek hem de kavrulmuş olanların tuz içeriği fazla olduğundan çiğ olanları tercih edilmeli ve küçük bir kâseden fazlası tüketilmemelidir.

* Yemek sonrası gece devam edeceğinden daha fazla kalori almamak için, taze sebze ve meyveleri atıştırabilirsiniz.

* Eğer alkol tüketecekseniz dikkatli olun. 1 gram alkolün 7 kalori olduğunu unutmayın. Alkol tüketimini de sınırlamaya çalışın. Alkol alırken kan şekerinizde dengesizlik yaratmaması için yemekle beraber tüketmeye özen gösterin. Alkol alırken aşırı yağlı yiyecekler tüketmemeye ve yavaş içerek geceye yaymaya çalışın.

* Kendi limitlerinizi belirleyin ve hayır demeyi öğrenin.

* Su tüketiminizi artırmaya çalışın.

 

Yılbaşının ilk gününe özel beslenme tüyoları

Yılbaşı gecesi çok kaçırdıysanız, ertesi gün beslenmenize ayrı bir özen gösterin. Yılbaşı sabahı hafif bir kahvaltı ile güne başlanmak gerektiğini söyleyen Diyetisyen Renan Güneş diğer maddeleri ise şu şekilde sıraladı;

* Kafeinli içeceklerden mümkün olduğumca uzak durun. Çay ve kahve tüketiminizi azaltın.

* Yeşil çay, beyaz çay, biberiye, kekik gibi bitki çayları tüketin ki ödeminizi atmaya yardımcı olsun.

* Su tüketiminizi artırın. Alkol vücutta su tutup ödem yapacağından birkaç gün alkolü vücuttan atabilmek için bol su tüketmeye özen gösterin.

* Şekerli yiyecekleri ve yağlı, kızarmış besinleri tüketmeyin.

* Hafif ara öğünler yapmaya çalışın.

* Hazırlayacağınız zengin bir sebze çorbası toksinleri vücudunuzdan uzaklaştırarak sizi tok tutar ve ödeminizi atmaya yardımcı olur.

* Daha fazla potasyum içeren yiyecekler tüketmeye çalışın. Daha fazla potasyum almak, sodyum fazlasının vücuttan atılmasını sağlar. Böylelikle ödemin azalmasını sağlar.

* Mümkünse ertesi gün ve sonrası birkaç gün hafif tempoda yürüyüş yapmaya çalışın.

A101’den on bin birinci market

A101’den on bin birinci market

A101, 2020 yılını 10 binden fazla marketi ve 60 bin çalışanı ile kapatarak rekorunu güncelledi.

Türkiye’nin her noktasında, kaliteli ve ucuz alışveriş deneyimi sunan A101, 2020 yılında hızlı bir büyüme kaydederek erişimini daha da artırdı. 9 binden fazla market ile başlayan 2020 yılını 10 binden fazla market ile kapatan A101, Türkiye’nin en yaygın perakende zinciri olma ayrıcalığını elinden bırakmadı. A101, pek çok dünya devini de geride bırakan bu yeni rekor ile “Türkiye’nin en yaygın perakende zinciri” unvanını daha da yukarı taşıdı.

Pandemi çiftler arasını açıyor

Pandemi çiftler arasını açıyor

Günlük yaşam alışkanlıklarımızı derinden sarsan yüzyılın salgın hastalığı Covid-19 pandemisi şüphesiz zor ve benzerine rastlanmayan bir süreç. Dışarının tehlikeli ve bazen yasak olduğu bir dünyada; ofis, yemek arası, kahve molası, okul, okul bahçesi, restoran, sinema salonu, terapi odası, spor salonu ve diğer her yaşam alanı eve, içeriye sıkıştı. Aynı evde yaşayan bireyler birbirlerini ilk defa bu kadar sık ve yakından görüyor, birbirlerinin günlerine, bedensel ve ruhsal olarak her haline bu denli tanıklık ediyor. Hal böyle olunca aynı çatı altında çift ilişkilerinde problemler de giderek artıyor. Acıbadem International Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin “Araştırmalar; dünyanın her yerinde; kültürel ve sosyoekonomik düzeyden bağımsız şekilde, boşanma oranlarının arttığını, ilişki problemlerinin şiddetlendiğini, ebeveyn-çocuk ilişkilerindeki sorunların yoğunlaştığını gösteriyor. Covid-19 öncesi zamanlarda beraberlikleri yolunda ilerleyen çiftlerin dahi, karantina süreçleri içinde çeşitli çatışmalar yaşamaya başladığı, ilişkisel şikayetlerle psikoterapiye başvurduğu gözlemlenmekte. Oysa bu hızlı ve hazırlıksız değişimin, her çift için zorlayıcı etkileri olması doğaldır ve bu karmaşık zamanlardan geçerken, bağları güvenli, içeriyi korunaklı tutabilmeye ihtiyacımız var” diyor. Peki aynı çatı altında huzuru artırmanın, bir arada sağlıklı bir iletişim sürdürebilmenin yolları neler? Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin bu yolları anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Birbirinizin kişisel alanlarına ve “kötü” hislerine izin verin

Çift olmak her şeyi birlikte yapmak ve her deneyimi aynı hislerle yaşamak anlamına gelmez. Yakınlık, bazen aynılık yanılsamasını beraberinde getirir. Fakat birlikteliği sağlıklı yapan en önemli şeylerden biri iki kişinin arasındaki alana ve farklılıklara yer açabilmektir. Pandemi döneminin başlamasıyla birlikte çok farklı duygular, bedensel ve ruhsal tepkiler vermeye başladık. Hem siz hem partnerinizin kötü hissedebilirsiniz. Bunu ifade etmeye ve duymaya izin verin. Korku, panik, takıntılı davranışlar, yadsıma, öfke, donuklaşma, huzursuzluk, uykusuzluk, iştah artışı ya da kaybı gibi pek çok duygu ve tepkiyi deneyimliyoruz. Dahası, örneğin siz aynı haber ya da durum karşısında soğukkanlı bir tutum içinde kalırken, partneriniz yoğun bir panik ya da kontrol ihtiyacı yaşayabilir. Kendi duygunuzu söylerken, partnerinizin iç dünyasına da alan açar şekilde yaklaşmaya çalışın, ona ne hissettiğini sorun. Koronavirüs salgını başlayalı uzun bir zaman olmuş olsa da, pandemi gibi tekinsiz ve beklenmedik bir olguyla baş başa kalmak herkes için hala yeni.

Az yargılayın, bol takdir edin

Yakınlık, dikenli tellerle mümkün değildir. Pandemi döneminde, artan stres ve sıkışmışlık hisleri iç dünyamızda pek çok farklı duyguyu tetikleyebilir ve karşımızdakine yönelen suçlayıcı tutumları artabilir. Öte yandan benzer kırılganlıkları ve karışık duyguları partnerimizin de yaşayabileceğini unutmamak önemli. Yargılamadan önce her zamankinden biraz daha fazla düşünüp takdir edilesi küçüklü büyüklü her şeyi vurgulamak, ilişkide güvende ve değerli hissetmemize yardımcı olacaktır. Bunu bir oyuna dönüştürüp her gün sonunda partnerinizde o gün size iyi gelen, hoşunuza giden üç şeyi zihninizde canlandırabilir, yatmadan önce bunları onunla paylaşabilir, bu “oyununuza” onu da davet edebilirsiniz.

Günlerinizi planlayın ama planlar sizi sıkıştırmasın, size yol göstersin

Pandemi öncesi dönemde planlar ve çerçeveler bize dışarıdan verilen somut şeylerdi. Başka bir yerde olmak, trafiğe göre kendini planlamak, dışarı ve içerinin ayrı kıyafetleri olması gibi örneklerle en genel çerçeveleri konuşabiliriz. Evde olmak ise bu çerçeveyi bulanıklaştırdı. Mesai saatleri bir sınır sunsa da hem iş günleri hem de serbest zamanlarda günü planlamakta her birey zorluk yaşamakta. Özellikle çocuğu olanlar için uzaktan eğitimle beraber, evdeki okul ve teneffüs zamanlarının karıştığı gözlenmekte. Evde eğitim aslında tüm ailelere örtük ve hazırlıksız yakalanılan bir yük yükledi. Hem çiftler birbirine karşı rollerinde hem de çocuklara karşı anne-baba rollerinde yeni sorumluluklar eklendi. Bu gerçekliğin içinde, günü planlamak her zamankinden daha değerli. İlk olarak hafta sonu, evdeki her bireyin daha serbest olduğu zamanlardan başlayarak günü haritalandırmak koruyucu bir sınır sunacaktır. Bir Pazar gününden başlayarak günü planlamayı deneyin. Herkesin bireysel ve birlikte zamanlarının olduğu bir çizelge önerilebilir. Burada en kritik noktalardan biri yine herkesin birbirinin alanına, meraklarına, rahatlama ihtiyacına saygı duyması ve bir plan yapıldığında esneme ve değişikliklere yer açmak olacaktır.

Tartışmalar yersiz değildir, ama yeri önemlidir

Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin “Tartışmalar elbette olacak. İlişkilerde çatışmalar pandemiden önce de vardı, şimdi de olacak. Öte yandan tartışmaların nasıl yapıldığı kadar nerede yapıldığı da bir o kadar önemli. Bebekler, çocuklar ve gençler anne-babalarının duygularını, aralarındaki gerilimleri hissederler. Çiftin tartışmaları, çocukların gözü önünde olmasa da o eve aittir ve evdeki herkesi etkiler. Diğer yandan, çocuğu olan çiftlerin ilişkinin her boyutuna yer açabilecek, her konuda konuşabilecekleri alanlarını korumak da ilişkinin sağlığı için önemli. İletişimi tıkamadan, partnerinizle meseleleri rahatça tartışabilmek için molalar yaratın. Eşinizle bir yürüyüşe çıkıp hem hava değişikliği yapıp hem de onunla konuşmak istediğiniz özel konulara zaman ayırabilirsiniz” diyor.

Ev işlerinde dengeyi bulun

Her evde iş bölümü, partnerler arasındaki görev dağılımı farklıdır. Toplumumuzda ağırlıklı olarak kadınlar ev ve çocuk bakım görevlerini üstlenmekte; bu görev kadınlara atfedilmektedir. Öte yandan hem erkek hem kadın için eşitliksiz bir güç dinamiği doğuran bu durum, evde çatışmalara, pasif agresif eylemlere sebep olabilir. Her çift kendine özgüdür ve her evin özelinde bir denge planlanması önemlidir. Eşinizle birlikte bir iş bölümü çizelgesi oluşturmayı deneyin. Eğer çocuklarınız varsa, yaşlarına göre onlara da sorumluluklar verin, ekipler kurun, görevlerini en düzenli tamamlayan için ufak ödüller belirleyin. Sadece çocuklar için değil, yetişkinler için de oyun bir ihtiyaçtır.

Varsayımlara değil meraka alan açın

Covid-19 pandemisi ile birlikte, pek çok yeni sorumluluk ve kısıtlama girdi hayatımıza. Bu dönemde, partneriniz yeterince çaba ya da özen göstermiyor gibi hissedebilir ve ona karşı her zamankinden daha öfkeli olabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki, anksiyeteyi tetikleyen olağanüstü durumlar, bizi hatalara ve kazalara daha açık hale getirir. Partnerinizle ya da çocuklarınızla ilişkinizde aklınızı kurcalayan ilişkisel bir mesele gördüğünüzde, varsayımlarda bulunmayın. En yakınımızdaki insanın dahi zihnini okuyamayız. Ancak ona ne düşündüğünü sorabiliriz, onu merak edip dinleyebiliriz. Basitçe sizin gözünüzden ne olduğunu, bunun size ne hissettirdiğini ve onun neden böyle davrandığını merak ettiğinizi söyleyin. Ve karşınızdakini dinleyin. Dinlemek, kompleks bilişsel becerilerimizi harekete geçiren, göründüğünden çok daha fazla eksikliğini yaşadığımız ve kaçındığımız bir eylemdir. İçinde bulunduğumuz dönemde, stres seviyesi arttıkça da, ters orantılı biçimde dinlemenin azaldığı görülmektedir. Hâlbuki birlikte düşünmeye, ilişkiyi derinleştirmeye imkân bulmanın en etkili yolu karşımızdakini dinlemekten geçer.

Kaybolduğunuzu hissettiğinizde destek almaktan çekinmeyin

Uzman Klinik Psikolog Deniz Keskin “Klinik araştırmalarında, boşanan çiftlerin çoğunun, ayrılık öncesi psikolojik destek almaktan kaçındığı belirtilmekte. Kimi zaman sorunları görmezden gelmek, ortada bir problem olduğunu dile getirmekten çok daha kolay görünür. Yardım istemenin güçsüzlük ya da çaresizlik çağrışımlarına mahkum edildiği toplumsal bir baskı içinde yaşıyoruz. Halbuki yardım istemek kuvvetli; destek almak da umutlu olan adımdır. Çatışmalar, o güne dek denediğiniz yöntemlerle çözümlenememiş ve sizi sıkışık hisler içinde bırakmış olabilir. Kimi zaman profesyonel bir üçüncü gözün, tarafsız bir bakışın çifti duyması, dinlemesi, ilişkideki sorunlara yönelik kritik bir çözüm yoludur. İhtiyaç hissettiğinizde yardım almaktan çekinmeyin.” diyor.

Tekne turunda Göcek zirvede

Tekne turunda Göcek zirvede

41 ülke ve 960 lokasyonda hizmet veren Türkiye’nin lider tekne kiralama platformu viravira.co, 2020 yılı sezon verilerini açıkladı. viravira.co verilerine göre; pandemi döneminde tatilciler daha korunaklı olan tekne turizmine yöneldi. Tekne turizminin Türkiye’deki pazar büyüklüğü 290 milyon dolara yükseldi. 2020’nin parlayan lokasyonu Göcek ve Bozburun olurken, en çok tercih edilen tekne tipi ise gulet oldu.

Global pazar büyüklüğü 15 milyar doları aştı!

Tekne turizminde 2020’de global pazar büyüklüğü 15,9 milyar dolar olurken; Avrupa pazarı ise 7,9 milyar dolar büyüklüğe ulaştı. Türkiye’de ise pazarın büyüklüğü 290 milyon dolar oldu. Türkiye’deki profesyonel tekne turizmi araç sayısı ise 5.298’e yükseldi.

Pandemide küçük gruplar halinde tatil yaptık

viravira.co verilerine göre tatilciler sezon boyunca ortalama 5,6 günlük tatil yaptı. Pandemi nedeniyle kalabalık gruplar toplanmakta zorlandı ve bir teknede tatil yapan ortalama kişi sayısı 2019 yılına göre düşüş kaydederek 7,8 kişi olarak gerçekleşti. Kullanıcılar, teknelerden en çok guleti tercih ederken en pahalı kiralama 346.802 TL ile 12 kişinin yer aldığı 7 günlük Bodrum tatili oldu. Bu dönemde en ucuz kiralama ise 4.500 TL ile 4 kişinin yer aldığı 2 günlük Göcek tatili olarak kayıtlara geçti.