Yazılar

Yaz çorbalarının gücünden faydalanma zamanı!

Yaz çorbalarının gücünden faydalanma zamanı!

Sofralarımızda genellikle kışın soğuk havalarında yer bulan çorbaların gücünden yaz aylarında da faydalanmak istemez misiniz? “Yazın çorba mı içilir!” dememek, kökeni yüzyıllar öncesine uzanan çorbanın gücünden, yaz sebzelerini de bolca kullanarak faydalanmak gerekiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı “Çorba, hazırlanırken içine konulan çeşitli gıda maddeleri ile hem lezzetli hem de sağlığımıza faydalıdır. Bu nedenle beslenmemizde önemli bir yer tutar. Genellikle kışın soğuk havalarda tercih edilen çorbalar yaz sofralarında da soğuk hazırlanarak tüketilebilir. Üstelik serinlemek ve hafif bir gıda tüketmek için iyi bir seçenektir. Yaz sofralarında özellikle soğuk çorbalara yer verilmeli, öğle ve akşam yemeklerinde mutlaka tüketilmeye çalışılmalıdır” diyor. Çorbaların içerdikleri besin ögeleri ile oldukça faydalı bir yemek çeşidi olduğunu belirten Fatma Turanlı, yazın çorba ile gelen 6 faydayı sıraladı, yaz sıcaklarına karşı soğuk şekilde tüketebileceğiniz 5 sağlıklı çorbayı ve faydalarını anlattı…

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı

Kilo vermeye yardımcı oluyor

Yemeğe çorba ile başlamak doygunluğa kolay ulaşılmasını sağlayarak kilo alımını engelliyor. Yağlı ve karbonhidratlı yiyecekler yerine, besleyici değeri yüksek olan çorbalar tüketilen kalori oranını da azaltacağı için kilo vermeye yardımcı oluyor.

Uzun süre tok tutuyor

Kalori içeriği çok yüksek olmamakla birlikte, besin içeriği açısından oldukça zengin olan çorbalar; uzun süre tok tutarak gereksiz atıştırmalıkların önüne geçiyor.

Bağışıklığı güçlendiriyor

Çorbalar içerdikleri vitamin, mineral ve lifler ile bağışıklığın güçlenmesine ve hastalıklardan korunmaya katkı sağlıyor.

Bağırsakları çalıştırıyor

Sebzelerde bol miktarda bulunan lifler, bağırsakların düzenli çalışmasına fayda sağlıyor. Ayrıca çorbanın büyük kısmı sıvı olduğu için özellikle yaz aylarında vücudun su ihtiyacının karşılanmasında önemli ölçüde destek oluyor.

Vücut ısısını dengeliyor

Sıcak havalarda içilen çorba; yağlı ve karbonhidrattan zengin ağır yemekler yerine hafif bir seçenek olarak yerini alıyor. Kişinin daha rahat ve serin hissetmesine yardımcı oluyor.

Vücut direncini artırıyor

Bütün çorbalara ilave edilebilen karabiber, pul biber, zerdeçal, nane ve kekik gibi baharatlar ile sarımsak, maydanoz, dereotu vb. sebzeler; içerdikleri vitamin, mineral ve antioksidan bileşikler sayesinde çorbaların besin değerlerini daha kaliteli hale getiriyor. Kişinin vücut direncini artırıyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

5 SOĞUK YAZ ÇORBASI VE FAYDALARI

Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Turanlı, yazın sıcak havalarında soğuk şekilde tüketebileceğiniz, hem serinletici hem sağlık deposu 5 yaz çorbasını ve faydalarını anlattı;

Soğuk domates çorbası

Domates, salatalık, soğan, yeşil biber, 1 dilim ekmek içi, sirke, sarımsak ve zeytinyağı konularak hazırlanan bu çorba tam bir antioksidan ve vitamin deposudur. Domates C vitamini, potasyum, demir, likopen, A vitamini, posa içeriği sayesinde kalp sağlığı, bağırsak sağlığı, cilt güzelliği, göz sağlığı için önemli katkılar sağlar. Sigaranın vücuda vereceği hasarları azaltmaya yardımcı olur. İçerdiği posa bağırsak çalışmasını kolaylaştırır. Ayrıca kanser oluşumunda rol oynayan serbest radikallerle savaşmaya antioksidan içeriği sayesinde destek olur.

Yoğurtlu soğuk çorba

Süzme yoğurt, nohut, buğday, zeytin yağı, nane kullanılarak hazırlanan çok pratik ve bir o kadar da faydalı olan bu çorba yaz sofrasının baş tacı olmayı hakeder. Yoğurt zengin

kalsiyum kaynağı olmasının yanında B vitaminleri, D vitamini, protein, iyot, A vitamini, E vitamini içerikleri sayesinde kemik sağlığı ve sinir sistemi çalışması için gereklidir. Fermante bir ürün olması nedeniyle de bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumlu etkisi vardır, dolayısıyla bağırsak sağlığı ve bağışıklık sisteminin korunmasında önemli rol oynar.

Soğuk semizotu çorbası

Semizotu, soğan, pirinç ve sarımsağın; yoğurt ve yumurta terbiyesiyle pişirilerek hazırlanıp soğuk içilen bu çorba besin içeriği güçlü bir yaz çorbasıdır. Semizotu A vitamini, B

vitaminleri, C, E vitaminleri, beta karoten, potasyum, demir, magnezyum, çinko gibi vitamin ve mineralleri bol miktarda içeren harika bir yaz sebzesidir. Ayrıca iyi bir omega 3 kaynağıdır. Dolayısıyla bağışıklık sistemini güçlendirme, bağırsak çalışmasını düzenleme, kalp damar sağlığını koruma gibi vücut için önemli faydaları vardır. Ayrıca çok düşük kalori içerdiği için kilo vermeye yardımcı olur.

Soğuk pancar çorbası

Kırmızı pancar, yoğurt, sarımsak, zeytinyağı kullanılarak hazırlanan nefis bir yaz çorbasıdır. Pancar C vitamini, folat, fosfat, manganez, kalsiyum, potasyum gibi birçok vitamin ve mineral sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli rol oynar, beyin ve bilişsel fonksiyonların en elverişli şekilde yürütülmesine yardımcı olur. İçerdiği nitratın nitrik okside dönüşmesi damarlar üzerinde olumlu etki yaparak tansiyon düşmesine, fiziksel performansın artmasına yardımcı olur. Bağırsak sağlığı için çok önemli bir amino asit olan glutamin içeriği de yüksektir, lif açısından zengin bir yapısı vardır.

Soğuk bezelye çorbası

Bezelye, kuru soğan, taze nane, yoğurt, sarımsak, köri, karabiber ve tavuk suyu ile hazırlanan tam bir sağlık deposu olan güzel bir yaz çorba seçeneğidir. Bezelye iyi bir protein ve lif kaynağıdır. İçerdiği zengin folik asit sayesinde gebeliğe hazırlanan anne adayları için kıymetli bir sebzedir. Ayrıca C vitamini, polifenoller, alfa karoten içerikleri sayesinde de cildin güzelleşmesi, metabolizmanın hızlanması ve mide şikayetlerinin azalmasına yardımcı olur.

Dişlere implant yaptırırken şunlara dikkat edin

Dişlere implant yaptırırken şunlara dikkat edin

Estetik görünüm ve sağlık açısından kötü sonuçlar doğuran diş eksikliği sorunu güncel bir tedavi yöntemi olan diş implantı ile çözümlenebiliyor. Kron ya da köprü protezi uygulaması yerine alternatif olabilen implant sayesinde diğer dişlerin zarar görmesinin de önüne geçiliyor.  Yara iyileşmesini olumsuz yönde etkileyen sigara kullanımı ve kötü ağız hijyeni tedavinin başarı oranını düşürerek, implantın kullanım süresini kısaltıyor. Memorial Ankara Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Dr. Dt. Berna Turgut, diş implantı tedavisi hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Dt. Berna Turgut

İmplantlar diş kökünü taklit eder

Günümüzde diş eksikliklerinde sıklıkla kullanılan ve güncel bir tedavi yöntemi olan diş implantı, ağızda eksik olan dişlerin yerine çene kemiği içerisine yerleştirilen ve diş kökünü taklit eden titanyum vidalardır. Bu vidaların üzerine, hastaya uygun olarak planlanan diş protezleri ile eksik dişlerin yeri hem fonksiyonel hem de estetik olarak tamamlanmaktadır.

Komşu dişlerin küçültülmesi gerekmez

İmplant tedavisi kron ya da köprü protezi uygulaması yerine alternatif olabilecek bir tedavi şeklidir. Bu sayede köprü protezlerinin yapımı için boşluğa komşu dişlerin küçültülmesine gerek kalmadan ağız içinde bulunan eksik diş tamamlanabilmektedir. Ayrıca yeterli sayıda destek dişi bulunmadığı için hareketli protez kullanmak zorunda kalan hastalara da bu tedavi sayesinde sabit protezler uygulanmış olur. Hareketli protez kullanan ama kemik yetersizliğinden dolayı protezi tutmayan hastalarda da implant yerleştirilip proteze bağlanarak protezin tutuculuğunun artması sağlanabilir.

İmplant için kemik uygunluğuna bakılır

İmplant tedavisi yapılacak hastanın öncelikle genel sağlık durumu değerlendirilmekte ve ağız içi muayenesi yapılmaktadır. Hastanın tedaviden beklentilerine ve üç boyutlu radyografik görüntüler ile mevcut kemiğin implant için uygunluğuna bakıldıktan sonra hangi uzunluk ve çapta, kaç adet implant uygulanacağına karar verilmektedir.  Estetik değerlendirmeler de yapılarak hastaya en uygun üst yapı seçimi gerçekleştirilir.

İşlem süresi implant sayısına göre değişir

Operasyon öncesinde varsa reçete edilen ilaçların alınması gerekmektedir. Cerrahi bir işlem olan implant operasyonundan önce sadece işlem yapılacak bölge lokal anestezi ile uyuşturulur ve ardından çene kemiğinde yuvalar açılarak bu yuvalara implantlar yerleştirilir. İşlemin sonunda açılan bu yuvalar dikişlerle kapatılarak operasyon sonlandırılır. Bu işlemin süresi uygulanacak implant sayısına göre farklılık gösterirken, her bir implantın kemik içine yerleştirilmesi yaklaşık 10 dakika sürmektedir. Operasyondan ortalama bir hafta sonra dikişler alınarak kontrol muayenesi gerçekleştirilir. İşlem sonrasında antiseptik gargaraların kullanımı ve iyi bir ağız bakımı iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olmaktadır.

Ek işlemler bekleme süresini uzatabilir

İmplant tedavisinde iyileşme süresi hastadan hastaya farklılık göstermektedir. Üst çenede ortalama 3 ay, alt çenede ise ortalama 2 aylık bir sürede implantların kemikle birleşmesi beklenir. İnce veya yetersiz yükseklikte kemik olması durumunda yapılan ek işlemler bekleme süresini uzatabilir. Bununla birlikte planlanmış olan üst yapı protezlerin yapımı için gereken süre bir hafta ile 10 gün arasında değişmektedir.

Soğuk tampon şişlik ve ağrıyı azaltılabilir

İmplant işleminden sonra anestezinin etkisinin geçmesiyle yapılan cerrahi işleme bağlı olarak düşük dozda şişlik ve ağrı yaşanabilir. Bu durum ilk 24 saat içerisinde yapılan soğuk tampon uygulaması ve uygun görülen ilaç kullanımıyla kontrol altına alınabilmektedir.

Kemoterapi ve radyoterapi alan hastalara implant uygulanmıyor

Büyüme gelişimini tamamlamış ve genel sağlık durumu iyi olan her hastaya implant tedavisi yapılabilmektedir. Bununla birlikte kontrol altında olmayan önemli bir sistemik hastalığı olan, radyoterapi veya yakın dönemde kemoterapi alan bireylerde implant tedavisi uygulanması uygun olmamaktadır. Bu sebeple diş hekiminin implant yapılması ön görülen her hastanın sağlık geçmişini bilmesi önem taşır.

Sigara kullanımı implantın başarı oranını düşürüyor

Yapılan birçok çalışmada sigaranın implant ile kemik bütünleşmesini engellediği kanıtlanmıştır. Sigara içen bireylerde, implantın başarısız olma olasılığı normalden 2-3 kat daha yüksek olmaktadır. Özellikle işlem sonrasında yani iyileşme sırasında sigara kullanımı hem enfeksiyon riskini artırmakta hem de yara iyileşmesini geciktirmektedir.

Ağız hijyeninin sağlanması implantın ömrünü uzatır

İmplantların kullanım ömrü farklı etkenlere bağlı olmaktadır. Hastanın gerekli hijyen koşullarına dikkat etmesi implantların ömrünün uzun olmasında oldukça önem taşımaktadır. Dişleri doğru şekilde fırçalamak, ağız temizliğinde diş ipi ve ağız gargarası kullanmak ağız hijyeninin vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır.

Alanında uzman deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır

İmplant tedavisinden beklediği faydayı göremeyen hastalar hem fiziksel hem psikolojik hem de maddi kayıp yaşayabilmektedir. Bu sebeple implant uygulamasının mutlaka alanında uzman ve deneyimli bir hekim tarafından yapılması büyük önem taşımaktadır.

 

Gençlik ipi yaşlanmanın etkilerini siliyor

Gençlik ipi yaşlanmanın etkilerini siliyor

İlerleyen yaş,  genetik ve çevresel faktörler, yanlış beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı, az su tüketimi gibi etkenler cilt yaşlanmasına ve yüzde sarkmalara neden olabiliyor. Ameliyatsız yüz gençleştirme işlemleri arasında son dönemlerde gençlik ipi de olarak bilinen iple yüz germe uygulaması başarılı sonuçları ile öne çıkıyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Topçular Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Mustafa Keleş, iple yüz germe işlemi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

İple yüz germe, özel dikişlerle yüzde gerdirme ve yumuşak dokuda sıkılaştırmayı hedeflemektedir. Bu işlem sarkık yüz hatları olan veya kaş, orta yüz, çene ve boyunda yaşlanma belirtileri olan kişilere uygulanabilmektedir. Geçici bir yüz germe etkisi isteyen hastalarda bu yöntem ile istenilen estetik sonuçlar alınabilmektedir. İple yüz germede kişisel ihtiyaca uygun olarak tek bölgeye uygulama yapmak mümkündür. Kullanılan materyal kısa, çift yönlü, uzun çift yönlü, dikenli sütür veya uzun tek yönlü gibi farklı çeşitlerde olabilir. Farklı özellikleri bulunan bu ipler yüzde çeşitli etkiler elde etmek için kullanılır. Bu işlem klasik yüz germe ameliyatları ile kombine edilerek de uygulanabilir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Op. Dr. Mustafa Keleş

Hastalar işlem sonrası kısa sürede günlük yaşantısına devam edebiliyor

İple ameliyatsız yüz gençleştireme işlemi 30 dakika ila 1 saat arasında yapılabilmektedir. Bu işlemlerin uygulandığı hastalar 1-2 saat gibi kısa sürede günlük yaşantılarına devem edebilir. İple yüz germe gibi işlemler geçici bir yüz germe etkisi elde etmek için uygun tekniklerdir. Sonuçları korumak veya geliştirmek için yeni ipliklerin eklenmesi gerekebilir. Bu süre hastalara göre farklılık göstermekle birlikte, ortalama 1-2 yıl olabilir.

Diğer tekniklerle kombine edilebilir

İple yüz germe işlemi botoks veya geçici dermal dolgu uygulamaları gibi görülmelidir. Çünkü belirli bir süre sonra işlemin etkisi geçer ve bu durumun başarısızlık olarak değerlendirilmemesi gerekir. İple yüz germe, diğer cerrahi olmayan tekniklerle birlikte kombine edilebilir ve daha hedeflenen genç görünüm sağlanabilir.

Deneyimli uzmanlarca steril koşullarda yapılmalı

İple yüz germe işleminden sonra şakaklarda veya kulak arkasında geçici rahatsızlık ve ağrı hissi olabilir. Şişlik ve morluk minimal düzeydedir. Bazı hastalar ağızlarını genişçe açmakta zorluk çekebilirler ve ancak bu durum günlük yaşamı etkilemeyecektir. İşlem yapılan alandaki katlanma görüntüsü iki ila üç hafta içinde kaybolur. İşlemin bu konuda tecrübeli uzmanlara, uygun koşullarda yaptırılması işlem başarısı ile genel sağlığın korunması açısından çok önemlidir.

Çocuğunuzun sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmesi için!

Çocuğunuzun sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmesi için!
Yaz aylarıyla birlikte çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi, özellikle aşırı sıcak havalarda bazı hastalıklarla daha fazla karşılaşmalarına neden olabiliyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aziz Polat yaz sıcaklarında yolculuk, güneşin altında uzun süre kalma, mekan ve iklim değişikliği, beslenme değişikliği gibi etkenlerin çocukların sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek “Yaz aylarında çocuklarda güneş yanığı ve sıcak çarpması, bulantı, kusma, ishal, kulak ve göz enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonu, yaz gribi ve klima çarpması gibi sorunlarla çok sık karşılaşıyoruz. Ancak çocukların ve ailelerinin yaz keyfinin kabusa dönüşmemesi, hastalıklardan uzak bir tatil geçirmeleri alınacak bazı önlemlerle mümkün olabilir” diyor. Prof. Dr. Aziz Polat, yaz hastalıklardan korunmak için alınabilecek 10 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Aziz Polat

• Bol su içirin
Sıcak ve nemden dolayı vücudun su kaybı ve su ihtiyacı artar. Bu nedenle bebeğinizi daha sık emzirin, çocukların da yaşına ve kilosuna göre her gün 1,3-2 litre su içmelerine özen gösterin.
• İlaç çantası yapın
Tatilde ihtiyaç duyabileceğiniz çocuk ilaçlarını mutlaka yanınıza alın. Ağrı kesici ve ateş düşürücü şuruplar, güneş kremleri, sinek kovucular, cilde sürülen pişik, yanık ve alerji kremleri, ateş ölçer, yara bandı, buz torbası mutlaka yanınızda olmalı.
• Güneşten koruyun
Yazın çocuklarda güneş çarpmasına çok sık rastlandığından çocuklarınızın güneşte kalma süresi ve saatlerine dikkat edin. Güneşteki zararlı ultraviyole ışınları da kısa dönemde ciltte yanıklara, uzun dönemde cilt kanserine yol açabiliyor. Bu nedenle güneşe çıkmadan yarım saat önce güneş kremini mutlaka sürün. Güneş gözlüğü, şapka ve giysilerle güneşin zararlı ışınlarından korunması için önlem alın.
• Temizliğe özen gösterin
Sebze ve meyveleri iyice yıkamadan yememesine dikkat edin. Suyun temizliğinden emin olun. Tesislerde özellikle tuvalet hijyeni çok önemli. Yeterince klorlanmış ve kalabalık olmayan havuzları kullanın, temiz denizde yüzdürün. El, ayak, cilt ve vücut temizliğine dikkat edin. Çocuklara sık sık duş aldırın. Bunlar sayesinde birçok mikrobik hastalık önlenmiş olacaktır.
• Sağlıklı beslenin
Çocuk beslenmesinde kahvaltı vazgeçilmez olmalı. Süt, yumurta, peynir, bal, tereyağ, domates, salatalık, yeşillik, kepekli veya tam buğday ekmek, taze meyve suyu tercih edin. Çay içecekse açık olmalı. Yağlı, kızartılmış ağır yemekler veya fastfood yerine, sebze ağırlıklı, zeytinyağlı, sindirimi kolay yemekler yedirin. Yemekler günlük olmalı ve uzun süre dışarıda bekletilmemeli. Özellikle tavuk, sütlü ve kremalı pastalar sıcakta kolayca bozulup besin zehirlenmesine yol açabilir. Ara öğünlerde yoğurt, cacık, meyve tüketilebilir. Dondurma günde 1-2 top yenebilir. Şeker, çikolata, cips, abur cubur gıdalar sağlığa zararlı olduğu gibi, özellikle yaz aylarında ishale de yol açabileceğinden uzak tutun.
• Klimaya dikkat edin
Prof. Dr. Aziz Polat “Çocuklar ani ısı değişikliklerine uyum sağlayamazlar. Oda çok serin olmamalı, sıcaklık 18-21 dereceye ayarlanmalı. Çocuklar odada iken uzun süre klima çalıştırılmamalı. Klimanın karşısında durulmamalı. Klima etkisiyle nezle benzeri semptomlar, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğazda kuruluk, ağrı, öksürük olabilir. Temizliği iyi yapılmamış klimalardan bazı mikroplar bulaşıp akciğer enfeksiyonu yapabilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

• Mayo ya da bikinisini değiştirin
Özellikle kız çocukları idrar yolu enfeksiyonuna daha yatkın olduklarından; havuz ve denizin temiz olması, suda uzun süre kalmaması, ıslak kıyafetlerin hemen değiştirilmesi, sık sık duş alınması, tuvalet temizliğinin iyi yapılması, idrarını uzun süre tutmaması, kabızlık varsa tedavi edilmesi çok önemli. İdrar yaparken ağrı, sık idrara gitme, idrardan kan gelmesi, ateş, karın ağrısı, kusma durumunda hastaneye başvurun.
• Yakından takip edin
Kaza ve boğulmalara karşı çocukları yakından izleyin ve acil müdahale için yakınlarında bulunun. Küçük çocukları tek başına kesinlikle bırakmayın. Acil yardım için hemen 112’yi arayın.
• Haşerelere karşı tedbir alın
Sivrisinek ısırmasına karşı oda içinde kullanılan sinek kovucu aparatlar veya cibinlik kullanılabilir. Arı, böcek, akrep gibi haşeratın çocuklara yaklaşmaması için tedbir alın.
• Uyku düzenini sağlayın
Çocukların tatilde uyku düzenleri değişiyor. Ancak çocukların büyümeleri ve dinlenmeleri için yeterli süre (10-12 saat) uyumaları gerekiyor. Düzenli uyku için oda sıcaklığı çok soğuk veya çok sıcak olmamalı, akşam yemekleri geciktirilmemeli ve ağır olmamalı, oda sessiz ve loş olmalı, yatmaya yakın hiçbir şey yenmemeli. Telefon ve tabletin de yatmadan iki saat önce kapatılmasına dikkat edin.

Kısırlığın nedenleri

Kısırlığın nedenleri

Üreme çağındaki kadınlarda %5-10 oranında görülme sıklığına sahip olan polikistik over sendromu (PKOS veya PKO) kadınlarda en sık görülen infertilite (kısırlık) nedeni olarak kabul ediliyor. Ancak doğru bir tedavi süreciyle polikistik over sendromunun doğurganlığa olan olumsuz etkisi ortadan kaldırılabiliyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Tüp Bebek Bölümü’nden Doç. Dr. Arzu Yurci, polikistik over sendromu ve hakkında bilgi verdi.

Polikistik over sendromunun vücutta ortaya çıkmasının altında yatan temel sebep henüz kesin olarak bilinemese de hastalığın genetik faktörlerden ortaya çıktığı düşünülmektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Doç. Dr. Arzu Yurci

Polikistik over sendromunun belirtileri şöyle sıralanmaktadır:

  • Adet düzensizliği (35 günden daha seyrek adet görme),
  • Ergenlik döneminde bir ya da iki adet dönemi sonrası adet görememe,
  • Uzun süreli yumurtlama problemleri,
  • Tüylenme,
  • Erkeklik hormonlarında yükselme,
  • Yumurtalıkların tipik ultrason görünümü,
  • Geçmeyen sivilceler,
  • Saç dökülmesi,
  • Fazla kilo alma,
  • Ense, koltuk altı, kasık cildinde hafif kadifemsi kahverengi bir görünüm (Akantozis igrikans),
  • Hamile kalmada zorlanma,
  • Ses kalınlaşması polikistik over sendromu hastalığının başlıca özellikleridir.

Birçok psikolojik ve fiziksel hastalığa davetiye çıkarıyor

Polikistik over sendromunun uzun süre tedavi edilmediği durumlarda kişide; yüksek tansiyon (hipertansiyon), kalp damar hastalıkları, psikolojik problemler (depresyon, anksiyete, kaygı bozukluğu, sosyal fobi), şeker hastalığı, karaciğer yağlanması ve benzeri birçok psikolojik ve fiziksel probleme yol açabilmektedir. Bu nedenle kişi, polikistik over sendromunun ilk belirtilerini fark ettiğinde, bu alanda uzmanlaşmış bir doktora başvurmalı ve vakit geçirmeden tedaviye başlamalıdır.

Eş zamanlı kilo kontrolü desteği gerekiyor

Polikistik over sendromu tedavisinin ne yönde ilerleyeceği ise kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Tedavi yöntemi belirlenirken hastanın istekleri, yaşı, hastalığın ilerleyiş şekli, hastanın fiziksel durumu ve benzeri birçok faktör göz önüne alınır. Polikistik over hastalığına sahip olan kişilerde kilo artışı doğal bir sonuçtur. Bu nedenle hastanın aynı zamanda beslenme ve diyet uzmanına başvurarak kilo kontrolünü sağlaması oldukça önemlidir.

Polikistik over tedavisi sonrası kişi kendiliğinden hamile kalabilir

Tıbbi tedavi ve kilo kaybı sonucunda adette önemli oranda düzelme olabilmekte, yumurtlama probleminin son bulmasıyla bazen gebelik kendiliğinden oluşabilmektedir. Adet düzensizliğinin devam ettiği durumlarda ise yumurtlamayı uyaran ilaçlar ve hormon iğneleri kullanılabilir. Takipler sonucunda gelişen yumurtalardan normal ilişki önerilerek veya aşılama yöntemi ile gebelik oluşturulmaya çalışılır. 3-4 kez yapılan takip ve aşılama neticesinde gebelik elde edilemediği durumlarda  tüp bebek yöntemine geçilmesi önerilir.  Polikistik over sendromlu hastaların tüp bebek tedavisinde dikkat etmesi gereken özel durumlar vardır.

Ovaryan hiperstimulasyon sendromuna dikkat!

Polikistik overde yumurtalık uyarılması tüp bebek tedavisinin en önemli aşamasıdır, eğer ilaç dozu düzgün ayarlanmazsa aşırı yanıt gelişir. Yumurtalıkların aşırı uyarılması durumunda OHSS (Ovaryan hiperstimulasyon sendromu) denilen tablo gelişir. OHSS tedavi edilmezse ölüme bile neden olabilir. Bu nedenle polikistik over tüp bebek tedavisinin en önemli noktası OHSS’den korunmaktır.

Gebelik şansı artmış polikistik over sendromlu hastalarda, normal hastalarda kullanılan ilaç dozundan daha düşük ilaç dozu ile tüp bebek tedavisine başlanmalıdır. Eğer düşük doza yanıt alınamazsa, doz yavaş yavaş yükseltilmelidir. İlaç dozu düşük tutulmasına rağmen aşırı uyarılma olduysa yumurtalar HCG yerine agonist ilaçlarla çatlatılmalıdır. Oluşan tüm embriyolar dondurulur (total freezing). Gebelik olmadığı için 7-10 gün içinde OHSS tablosu gerileyecek ve hasta normale dönecektir. Takip eden 1-2 ay içinde donmuş embriyolar çözdürülerek transfer edilir. Bu şekilde hem OHSS’den korunulmuş olur, hem de polikistik over tüp bebek tedavisinde gebelik olur.

Tüp bebek başarı oranları oldukça yüksek

Polikistik overde tüp bebek başarı oranı yüksektir. Tüp bebek başarı oranı çiftin özelliklerine göre değişse de, tüp bebekte hamilelik şansı %40-50 civarındadır. Polikistik overde tüp bebekle gebelik şansı artmaktadır. Polikistik overde kısırlığın nedeni belirlenmekte ve ilaçlarla bu sorun çözülmektedir. Bu nedenle Polikistik over sendromunda tüp bebek şansı diğer hasta gruplarına göre daha yüksektir. Polikistik over hastalarının önemli bir çoğunluğunda tüp bebek tedavisi sonucu ilk denemede hamile kalındığı görülmektedir.

Karpuzu kesmeden önce buzdolabına koymayın, çünkü…!

Karpuzu kesmeden önce buzdolabına koymayın, çünkü…!

Sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına destek oluyor… Kalp ve kanser hastalıklarından korunmada fayda sağlıyor… Böbrek ve cilt sağlığımız üzerinde önemli işlevler üstleniyor… Uykusuzluğa karşı savaşıyor… Lezzeti ve bol su içeriğiyle yaz aylarının en favori meyvelerinden olan karpuz, A ile C vitaminleri, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerin yanı sıra likopenden de zengin olması sayesinde sofralarımıza adeta sağlık taşıyor. Ancak karpuz tüketirken bazı kurallara dikkat etmek gerekiyor, aksi halde yarardan çok zarar verebiliyor!  Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, glisemik  indeksi yüksek olması nedeniyle kan şekerini hızla yükseltebildiği için karpuzun fazla tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, “Diyabet ve insülin direnci gibi bir hastalığınız varsa karpuzu günde sadece bir kez 200 gramı geçmeyecek şekilde ve haftada en fazla 3-4 kez tüketmeye özen gösterin” diyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, karpuz tüketirken sağlığınızı riske atmamak için dikkat etmeniz gereken 6 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Pause Sağlık, Pause Dergi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik

Ana öğün değil, ara öğün olsun!

Karpuz yapısında işlenmemiş, doğal şeker içeriyor. Büyük bir bölümü sudan oluşsa da, 100 gramında yaklaşık 7gr karbonhidrat mevcut. İçeriğindeki karbonhidrat nedeniyle glisemik indeksi, yani kan şekerini yükseltme hızı yüksek olduğu için ideal porsiyon miktarı aşıldığında özellikle diyabet hastalarının sağlığını tehdit edebiliyor. Fazla tüketimi içerdiği karbonhidrat nedeniyle göbek çevresinde ve karaciğerde yağlanmaya da neden olabiliyor. Yine içeriğindeki fodmap nedeniyle sindirim sistemi de etkilendiği için şişkinlik ve gaz gibi problemler de gelişebiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Porsiyon miktarının artması nedeniyle karpuzu ana öğün olarak değil, ara öğün olarak tüketmeye özen gösterin” diyor.

Yanında mutlaka protein tüketin

Karpuz; elma, armut ve muz gibi meyvelerden farklı olarak uzun süreli tokluk sağlamıyor, mideyi şişirerek kısa süreli doygunluk hissetmenize yol açıyor. Bu nedenle karpuzun yanında peynir gibi protein kaynağı ya da ceviz, badem ve fındık gibi yağlı tohumları tüketmeniz hem daha uzun süre tok kalmanıza hem de tükettiğiniz karpuz porsiyonunun kontrollü olmasına yardımcı olacaktır.

Karpuz peynir ikilisine dikkat!

Karpuz denildiğinde hemen hepimizin aklında ilk olarak ‘peynir’ geliyor. Zira karpuz-peynir yaz aylarında ara öğünlerin vazgeçilmez ikilisini oluşturuyor. Uzun süreli tokluk sağlamayan karpuzun yanında iyi bir protein kaynağı olan peynir tüketmeniz kan şekerini dengeleyerek doygunluk, dolayısıyla porsiyon kontrolü sağladığı için aynı zamanda da faydalı. Ancak dikkat! Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Günlük tuz tüketiminin artmaması için ara öğünde bir porsiyon az tuzlu peynirle bir porsiyon (yaklaşık 200 gram) karpuz miktarını aşmayın” uyarısında bulunuyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Çekirdeklerini sakın atmayın

Karpuz çekirdeklerinin de karpuz gibi sağlığa birçok olumlu etkisi oluyor. Vitamin, mineral ile yağın yanı sıra içerdiği cucurbocitrin adlı madde sayesinde kan basıncının düşmesine ve böbreklerin temizlenmesine yardımcı olabileceği belirtiliyor. Çekirdeği karpuzla birlikte çiğ halde tüketemiyorsanız kuruttuktan sonra kuruyemiş şeklinde de yiyebilirsiniz.

Karpuz suyunu tercih etmeyin

Glisemik indeksi yüksek olan, dolayısıyla fazla miktarda yenildiğinde kan şekerini hızla yükseltme riski taşıyan karpuz, meyve suyu veya smoothie şeklinde tüketildiğinde kan şekerinin düzenlenmesinde sorun oluşturabiliyor. Bunun nedeni ise karpuz suyu olarak tüketildiğinde karpuzun porsiyon miktarının artması. Smoothie’lerde de hem ekstra başka besinlerin eklenmesi hem de yine bir sıkma işlemi uygulandığı için porsiyon miktarı, dolayısıyla kalori içeriği artıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ezgi Hazal Çelik, “Meyve suyunda C vitamini ve lifin büyük bir kısmının kaybolduğunu da göz önünde bulundurarak, karpuzu meyve şeklinde tüketmeniz daha sağlıklı olacaktır” diyor.

Kesmeden önce buzdolabına koymayın

Karpuzu oda sıcaklığında bütün halinde tutmanız içeriğindeki antioksidan miktarının artmasına fayda sağlıyor. Bu nedenle karpuzu kesme zamanı gelmeden buzdolabına koymayın. Kestikten sonra üzeri kapalı bir şekilde buzdolabında 3-4 gün muhafaza edebilirsiniz. Bozulmaması için bitiremediğiniz karpuzları ezerek posa haline getirdikten sonra dondurup, limonata tariflerinde değerlendirebilirsiniz.

Stres görme kaybına neden olabilir

Stres görme kaybına neden olabilir

Stres pek çok hastalık üzerinde kilit rol oynarken göz sağlığını da olumsuz etkiliyor. Genellikle yoğun stres altında olunan dönemlerde meydana gelen santral seröz koryoretinopati yani retinada sıvı birikmesi görme kaybına bile neden olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi’nden Prof. Dr. Abdullah Özkaya, santral seröz koryoretinopati ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan stres pek çok hastalığın yanında görme sorunlarına da neden olabilmektedir. Yoğun stres altında çalışan, mükemmeliyetçi, A tipi kişiliğe sahip olanlar görme sorunlarına maruz kalabilmektedir. Stres kaynaklı olduğu bilinen santral seröz koryoretinopati kendiliğinden geçebildiği gibi, kronikleşip kalıcı hale de gelebilmektedir.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Abdullah Özkaya

Hekime sormadan burun spreyi kullanmayın

Retina altında sıvı toplanması olarak tanımlanabilen santral seröz koryoretinopati, araştırmalara göre genç ve orta yaştaki erişkinlerde daha sık görülebilmektedir. Araştırmalara göre erkeklerde kadınlara göre bu durum daha sık gelişebilmektedir. Hastalığın nedeni tam olarak anlaşılmasa da, kortikosteroid ilaca sistemik şekilde maruz kalmanın bu sorunu ortaya çıkarabileceği düşünülmektedir. Kortikosteroidler, reçetesiz satılan bazı burun spreylerinde ya da iltihap önleyici cilt kremlerinde bulunabilmektedir. Bu nedenle hekime sormadan bu tür ürünlerin kullanmaması önem taşımaktadır.

A tipi kişiliklerde daha sık görülüyor

Santral seröz karyoretinopatinin duygusal sıkıntıları veya A tipi kişilikleri olan hastalar arasında daha sık görüldüğü ortaya çıkmıştır. Bu durum, stres nedeniyle vücudun doğal kortikosteroidler ürettiğiyle açıklanmaktadır. Araştırmalarda A tipi davranış ve stres, psikofarmakolojik ilaç kullanımı, uyku bozuklukları ile bu hastalık arasında bağlantı bulunduğu ortaya konulmakla birlikte; olası risk faktörleri olarak sayılabilmektedir. Kişilik özellikleri ve stres arasındaki bağlantıya, özellikle kortikosteroidler ve katekolamin gibi stres hormonlarının aracılık ettiği ileri sürülmektedir. Hastalığın risk faktörleri arasında ailede buna benzer bir öykünün bulunması, yüksek tansiyona sahip olunması da yer almaktadır. Bazı ilaçların da bu soruna neden olabileceği bilinmekle birlikte, alınan herhangi bir ilaç varsa göz doktorunun bu konuda mutlaka bilgilendirilmesi gerekmektedir.

Bazı hastalarda belirti de vermeyebilir

Hastalıkla birlikte hastanın görmesinde bulanıklaşma meydana gelmektedir. Ancak bazı hastalarda semptom da görünmeyebilmektedir. Rutin göz muayeneleri bu anlamda çok önemlidir. Göz hekimi, göz bebeklerini büyüterek göz muayenesi yaparken, retinanın da görüntüsünü alır. Bunun yanında Optik Koherans Tomografi uygulanır. Böylece hekim retinayı iyice incelemektedir. Ayrıca gerektiğinde Floresein anjiyografi de yapılabilmektedir.

Erken teşhis edilmesi önem taşıyor

Hastalık bazen tedavi olmadan kendiliğinden düzelebilmektedir. Duruma göre termal lazer tedavileri, çeşitli ilaçlar ve göz enjeksiyonları da tedavi için uygulanabilmektedir. Belirtilere ve hastanın durumuna göre göz hekimi en iyi tedavi seçeneklerini belirleyecektir. Bu hastalıkta erken teşhis önem taşımaktadır, bu sayede kalıcı görme kaybı da önlenebilmektedir. Bunun yanında stresin kontrol altına alınması da önem taşımaktadır.

Covid-19 diğer varyantları daha dirençli olabilir

Covid-19 diğer varyantları daha dirençli olabilir

Dünyada 6 milyondan fazla insanın hayatını kaybetmesine, çeşitli hastalıklarla karşı karşıya kalmasına ve günlük yaşam akışımızın tamamen değişmesine neden olan Covid-19’un varyantı olan Omicron’un yeni alt türlerinden BA.4 ve BA.5 çok daha hızlı bulaşıyor. Dünyada hızla yayılan varyantlar haline gelen BA.4 ve BA. 5’in antikorlara karşı daha dirençli olduğundan şüpheleniliyor ve bu varyantların akciğerleri hedef aldığı düşünülüyor. Memorial Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ayşegül Ulu Kılıç, BA.4- BA. 5 varyantları ve etkileri ile ilgili bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Prof. Dr. Ayşegül Ulu Kılıç

Yeni varyantlar 46 ülkede görüldü

Omicron’un yeni alt varyantları olan BA.4 ve BA.5 ilk olarak Güney Afrika’da Ocak ve Şubat 2022’de tespit edildi ve o zamandan bu yana o bölgelere baskın varyantlar haline geldi. Yapılan ilk çalışmalarda, BA.4 ve BA.5 varyantlarının özellikle BA.1 ile karşılaştırıldığında, antijenik özelliklerinde önemli değişiklik olduğu belirlendi. BA.4 ve BA.5 hala küresel olarak vakaların nispeten küçük bir kısmını oluştursa da, uluslararası veri tabanına göre varyantlar en az 46 ülkede tespit edilmiş durumdadır.

Belirtiler diğer varyantlarla aynı

Yeni varyantların  belirtileri şöyle sıralanmaktadır:

  • Yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Vücut, baş ve boğaz ağrısı
  • Burun tıkanıklığı ya da burun akıntısı
  • İştah kaybı ve ishal
  • Nadiren tat ve koku kaybı

Aşıların etkisi giderek azalıyor

BA.4 ve BA.5 için şu anda gözlemlenen vaka artışının, varyantların aşılama sonucu bağışıklık korumasından kaçma yeteneklerinden kaynaklandığı belirtilmektedir. Çünkü son dönemde mevcut aşılardan elde edilen korumanın Omicron varyantına karşı etkisi giderek azalmaktadır.

Halihazırda, BA.4 ve BA.5 kaynaklı hastalığın ciddiyetinde önceki Omicron alt türlerine kıyasla bir değişiklik belirtisi yoktur. Bununla birlikte, önceki dalgalarda olduğu gibi, COVID-19 vaka sayılarının önemli ölçüde artması halinde,  hastane ve yoğun bakım ünitesindeki yatış oranlarının artabileceğinden endişe edilmektedir.

Dolaşımdaki varyant tespit edilmeli

BA.4 ve BA.5’nin neden olduğu vakalarının artışına karşı dikkatli olunmalıdır.  Erken varyant tespiti, zamanında dizi raporlaması gibi doğru test politikaları ile bu varyantların dolaşımdaki oranının tespit edilmesi, hastane ve yoğun bakım kabullerinin artışının öngörülmesi gerekir. Aşılı bireyler arasında ciddi hastalık riskini tespit etmek amacı ile aşı etkinliğinin test edilmesi, özellikle 60 yaş üstü ve ciddi hastalık riski olan gruplarda ek dozların değerlendirilmesi, henüz aşılanmamış tüm yaş grupları için primer aşılama ve ek dozlar düşünülmesi yeni bir dalganın önlenmesi için önemlidir. Bununla birlikte gerekli yerlerde maske kullanımı, sosyal mesafe ve kişisel hijyen tedbirlerine dikkat edilmelidir.

Sağlık yaşlanmak için ne yapmalı?

Sağlık yaşlanmak için ne yapmalı?

Yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte 60 yaş ve üzerinde kişisel sağlık taramalarının önemi her geçen gün daha çok artıyor. Düzenli check-up uygulamaları, kronik hastalıklardan kansere kadar birçok sağlık sorununun daha başlangıç evresindeyken fark edilmesini sağlayabiliyor. Böylece birçok hastalık daha başlamadan önlenebiliyor ya da pratik bir şekilde tedavi edilebiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Geriatri (İleri Yaş Hastalıkları) Bölümü’nden Uz. Dr. Yıldıray Topçu, 60 ve üzeri yaştaki hastalar için check-up yaptırmanın önemi hakkında bilgi verdi.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Yıldıray Topçu

Yaşlılık bir hastalık değildir

Ülkemizde ve dünyada zaman ilerledikçe nüfus yaş ortalaması ve toplum içindeki yaşlı bireylerin oranı artmaktadır. Yaşlılık bir hastalık değildir ama yaşlanma ile birlikte birçok hastalığın sıklığı artmakta, rahatsızlıklar daha ağır seyretmekte, bireylerin başkasına bağımlı olma ve hastalıkların hayati riske yol açma riski artmaktadır. Yaşlanma hızının herkese göre farklı oluşu, bireylerin sahip olduğu sosyal destek ve mevcut kronik hastalıklarının çeşitliliği ileri yaştaki bireylerin kişiye özel değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyi olmak için…

Check-up genel olarak kişisel sağlık taramalarının yapılarak genel sağlık durumunun korunmasını ifade etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlıklı olmak sadece rahatsızlıkların olmayışı değil, bir bütün olarak fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyi olma hali olarak açıklanır. Dolayısıyla kişilerin sağlık değerlendirmeleri bu açıdan ele alınmalıdır. Sağlıklı olmak uzun yaşamak anlamına gelmese de, genel olarak sağlıklı bireyler daha uzun ve daha kaliteli bir yaşam sürmektedir. Sigara içmek, gereğinden fazla kalori almak ve hareketsizlik gibi etkenlerin ön planda olduğu olumsuz bir hayat tarzı erken yaşta ölümlere ve sağlıksız yaşama sebep olabilmektedir.

Yaşam tarzı değişiklikleri ile hastalıklar başlamadan önlenebiliyor

Sağlık taramaları hastalık veya risk faktörlerini yakalayarak tedavi etmenin yanında hastalığın risk faktörlerinin de oluşmasını engelleyecek bir etkinlik içermelidir. Örneğin tansiyonu önerilen hedef değerlere ilaç tedavisi ile düşürülmüş bir hastanın olumsuz olay yaşama riski, tansiyonu kontrol altında olmayan bir hastadan oldukça düşüktür. Fakat yine de tansiyon hastalığına yakalanmış ve tansiyonu kontrol altında olan bu hastanın, hiç tansiyon hastası olmamış bir hastadan neredeyse 2 kat fazla olumsuz olay yaşama riski vardır. Sağlık taramalarında yaşam tarzı değişiklikleri önerileri, bazı olumsuz olayların daha başlamadan önüne geçilmesine yardımcı olabilecektir. Yine depresyon, kaygı, ekonomik durum ve sosyal destek sorunlarının taranması, sağlığın korunmasında belirleyici etmenlerdir. Yaşlanma ile bu sorunların ve hastalıkların görülme sıklığının artması ve sonuçlarının daha ciddi seyretmesi yaşlılarda sağlık taramalarının önemini daha da artırmaktadır.

Check-up programları kişiye özel oluşturulmalı

Sağlık taramalarına başvurmak için bireylerin herhangi bir hastalığının olması gerekmemektedir. Sağlık taraması yaptırmak isteyen kişinin ayrıntılı fizik muayenesi yapılmakta, hastalık geçmişi, önceden ve şimdi kullandığı ilaçlar gözden geçirilmektedir.  Kişinin yaşı, beklenen yaşam süresi ve hayat şartlarına göre tarama programı oluşturulmaktadır. Check up taramasında tansiyon ölçümü gibi muayene bulguları ile diyabet (şeker hastalığı), kolesterol gibi kronik hastalıklar için yaşa uygun laboratuvar testleri yapılmaktadır. Bağırsak kanseri, meme kanseri, akciğer kanseri ve prostat kanseri taramaları yapılabilmektedir. Rahim ağzı kanseri taramalarında eksiklik olan bireyler, sağlık kontrollerinin tamamlanması için ilgili branşlara yönlendirilmektedir. Risk altındaki bireyler için aşılama programı oluşturulmaktadır. Bir hastalık olan veya riskini taşıyan kişiler için ilaçlar gözden geçirilmekte, gereksiz ilaçlar kesilmekte ve gerekirse yeni ilaçlar eklenebilmektedir. Risk ve yaş faktörleri göz önüne alınarak osteoporoz (kemik erimesi) ve aort anevrizması (ana atar damar baloncuklanması) taramaları yapılabilmektedir.

Geriatrik sendromlar yaşam kalitesini düşürüyor

Geriatri bölümleri, koruyucu hekimliği benimsemiş ve normal rutin hasta değerlendirmelerine check-up uygulamalarını yerleştirmiş polikliniklerdir. Geriatri bölümlerinde başvuru nedenine yönelik gerekli tanı tedavi çalışmaları sonrasında koruyucu hekimlik hizmetleri verilmektedir. Fiziksel hastalıkların dışında hastalarda depresyon gibi psikolojik hastalıkların varlığı veya hastanın sosyal destek ihtiyacı da irdelenmektedir. Tam olarak hastalık şeklinde tanımlanmayan fakat kişilerin yaşam kalitesini bozan düşme, idrar kaçırma, uyku bozuklukları, beslenme bozuklukları, unutkanlık, işitme ve görme bozuklukları gibi geriatrik sendromların taraması da yapılmaktadır.

60 yaş ve üzeri sağlık taramaları Geriatri Bölümleri’nde yapılabiliyor

Tüm 60-65 yaş üstü bireylerin beklenen yaşam süresi ve kırılganlıkları göz önünde bulundurularak, gereksiz iş yükü ve kaygıya neden olabilecek, kişiye yarar yerine zarar getirebilecek testlerden uzak durularak sağlık taramaları için geriatri (ileri yaş hastalıkları) polikliniklerinde değerlendirilmeleri gerekmektedir. Geriatri poliklinikleri sağlık taramalarını içselleştirmiş, yaşlı bireylerin sağlık taramaları için uygun ve güvenilir birimlerdir.