Yazılar

Grip özellikle 2 yaşın altındaki çocuklar çok etkileniyor!

Bahar aylarına kadar süren grip sezonu yetişkinleri olduğu gibi çocukları da hedef alıyor. Yüksek ateşle etkisi altına alarak halsiz bırakıyor, bazen hastaneye yatışı bile gerektiriyor. Verilere göre, kreşe giden her 2 çocuktan biri grip oluyor; aşırı soğukların devam ettiği son günlerde ise çocuklar arasında grip vakaları daha da artıyor! İnfluenza virüsünün bulaşma oranının çok yüksek olduğuna dikkat çeken Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Kesmez Evirgen, “Çocuklarımızı gripten korumak için hem bulaşmayı azaltacak hem de bağışıklık sistemini güçlendirecek önlemler almamız son derece önemli. Grip aşısı bu önlemlerin başında gelir. Ayrıca çocuklarımızın bol sıvı almalarını, sebze ve meyveyle beslenmelerini, istirahat etmelerini sağlamalıyız. Hijyen kurallarına dikkat etmek ve kalabalık ortamlarda mümkün olduğunca bulunmamak ya da maske takmak almamız gereken diğer önemli önlemlerdir” diyor.

Dr. Burcu Kesmez Evirgen

Dr. Burcu Kesmez Evirgen

Kreşe giden her 2 çocuktan biri grip oluyor

İnfluenza virüsünün yol açtığı grip, ani başlayan ve 38-40 derecelerde seyreden yüksek ateş, titreme, burun tıkanıklığı veya burun akıntısı, öksürük, baş ağrısı, halsizlik, yaygın kas ağrısı ve aşırı bitkinlik ile kendini gösteriyor. Genellikle 2 haftadan kısa sürede geçse de 5 yaşından küçük çocuklarda hastaneye yatış gerektirebiliyor. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda 39-40 dereceyi bulan ateşle birlikte havale geçirme olasılığı ve acile başvurularda artış gözleniyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Kesmez Evirgen, soğuk havalarda virüsün daha etkili olduğunu vurgulayarak, “Ülkemizde ekim gibi başlayan virüs aktivitesi nisan ayına kadar devam eder. Kış döneminde kreşe giden çocukların en az yarısı grip olur. Okul öncesi çocuk grubu, özellikle 2 yaş altındaki çocuklar bu virüsten çok etkilenir. Öyle ki çocukların hastanede tedavi edilmeleri gerekebilir” diyor.

GRİBE KARŞI 8 ETKİLİ ÖNERİ!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Burcu Kesmez Evirgen, çocuklarda gribe karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:

Grip aşısı yaptırın

Gripten korunmanın en etkili yolu, çocuklara yıllık grip aşısı yaptırmaktır. Amerikan Pediatri Akademisi; 6 ay ve üzerindeki tüm çocukların grip aşısı olmalarını öneriyor. Aşı, sadece çocukları korumuyor, aile üyeleri ve toplum genelinde hastalık yükünü de azaltıyor. Bu nedenle çocuğunuzun grip aşısını yaptırmayı alışkanlık edinin.

El hijyenine dikkat edin

Çocuğunuza sık sık ellerini sabunla yıkamasını öğretin ve hijyen kurallarına dikkat edin. Virüsler eller yoluyla burun, ağız ve gözlere temasla bulaştığı için çocuğunuzu ellerini yüzüne sürmemesi gerektiği konusunda bilgilendirin.

Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının

Salgın döneminde alışveriş merkezleri ile toplu taşıma gibi kalabalık ve havasız ortamlardan mümkün olduğunca uzak durun. Çocuğunuzun gribe yakalanmış kişilerle temastan kaçınmalarını sağlayın. Kalabalık bir ortama girmeniz gerekiyorsa çocuğunuza maske takmayı alışkanlık haline getirin.

Bol su içirin

Yeterli sıvı tüketimi vücudun virüsle mücadelesine destek oluyor. Dolayısıyla, çocuğunuzun yaşına göre bolca su içmesini sağlayın. Sadece su değil meyve suları, bitki çayları, ayran ve kefir gibi içecekler de vücuttaki sıvı miktarını artırıyor.

Sofranızda mutlaka yer verin

Sofranızda protein, sağlıklı yağlar, vitamin ve mineral açısından zengin besinlere yer verin. Yoğurt, kefir ve fermente gıdalar gibi probiyotikler bağırsak sağlığını destekleyerek bağışıklık sistemini güçlendiriyorlar. Vücudunun doğal savunmasını desteklemek için şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçının.

Evinizi sık sık havalandırın

Temiz ve nemli hava solunum yollarının korunmasına yardımcı oluyor. Havanın çok kuru olması burun ve boğazda tahrişe ve bunun sonucunda influenza gibi viral enfeksiyon etkenlerinin vücuda girişinin kolaylaşmasına neden olabileceği için ortamın nem dengesini koruyun. Evde temiz hava sirkülasyonu sağlamak için pencereleri düzenli olarak açarak odalarınızı havalandırın.

Yeterli uyku çok önemli

Yetersiz uyku vücudun hastalıklarla mücadelesini zorlaştırıyor. Düzenli uyku alışkanlığı ise çocukların genel sağlığını korumada önemli bir rol oynuyor. Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için çocuğunuzun her gece en az 8 saat uyumasına özen gösterin.

Yaşına uygun spor için teşvik edin

Düzenli hareket etmek bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir faktör. Dolayısıyla fiziksel aktivite vücudun hastalıklarla daha iyi mücadele etmesine yardımcı oluyor. Çocuğunuzu açık havada oyun oynamaya, yürüyüş yapmaya veya yaşına uygun bir sporla ilgilenmeye teşvik edin.

Sofralara lezzet, aşevlerine destek

Ramazan ayı boyunca sağlıklı ve dengeli beslenmeyi destekleyen Kızılay İçecek, sahurdan iftara kadar tüm gün tüketilebilecek ürünleriyle sofralara değer katıyor.

Türkiye’nin köklü içecek markalarından Kızılay İçecek, “Ramazan’da Türkiye Kızılay İçecek” sloganı ile Ramazan ayı boyunca sağlıklı ve dengeli beslenmeyi desteklemeye devam ediyor. Sahurda magnezyum açısından zengin Erzincan doğal mineralli suyunu önererek gün boyu zindelik sağlamaya dikkat çeken Kızılay İçecek, iftarda ise postbiyotik içeriğe sahip Sofra İçecekleri şalgam, limonata ve soğuk çay ile sofralara lezzet ve sağlık katmayı hedefliyor. İftar sonrasında sindirimi destekleyen mineralleriyle öne çıkan Afyon doğal mineralli suyu ile de sağlıklı içecek alternatifleri sunan Kızılay İçecek, bu süreçte elde edilen kârın tamamını Kızılay aşevlerinin finansmanına aktararak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan yemeklere katkıda bulunuyor.

Kızılay İçecek Genel Müdürü Metin Kul “Kızılay İçecek Grubu olarak, elde ettiğimiz gider fazlasının tamamını Kızılay’ın yurt çapına yayılmış aşevlerine aktarıyor ve bu yolla milyonlarca öğün yemeğin çıkmasına Kızılay’ın diğer çok değerli bağışçıları gibi destek oluyoruz. Bu nedenle bizler, Kızılay’ın yürüttüğü iyilik çalışmalarını artırmak için çalışan bir grup olarak tanımlıyoruz kendimizi. Ramazan ayı boyunca tüketicilerimize hem sağlıklı hem de geleneksel içecek alternatifleri sunarken, iyiliği büyütmeye de devam edeceğiz”.

PınarOnline’nın 2025 hedefleri

PınarOnline, 2024 yılında gösterdiği olağanüstü performansla dikkatleri üzerine çekti. Kullanıcı ve sipariş sayısını %100 artıran PınarOnline, cirosunda %130 büyüme kaydederek online gıda perakendeciliğinde yeni bir başarı hikayesi yazdı.

Dijital Cüzdan ile hızlı ve güvenli ödeme çözümleri sunma hedefi

PınarOnline Dijital Dönüşüm ve e-Ticaret Direktörü Bilge Kalpaklıoğlu Eyilik, şirketin 2025’teki odak noktalarından bahsetti: “PınarOnline olarak, 2025 yılında tüketici ihtiyaçlarını merkeze alarak yapay zeka ve otomasyonu iş süreçlerine entegre edip müşteri deneyimini iyileştirmeyi hedefliyoruz. Ürün takibi ve ısı kontrollü gönderilerle gıda güvenliğini artırırken, sosyal ticaret ve abonelik modelleriyle müşteri etkileşimini güçlendirmeyi planlıyoruz. Ayrıca, dijital cüzdan ile hızlı ve güvenli ödeme çözümleri sunmayı, sürdürülebilir e-ticaret anlayışıyla çevre dostu uygulamalar geliştirmeyi, canlı satış denemeleriyle interaktif alışveriş deneyimleri sunmayı ve e-ihracat ile küresel pazarda büyümeyi amaçlıyoruz.”

Sipariş sayısı 2 katına çıktı

Bilge Kalpaklıoğlu Eyilik, bu alandaki yatırımların getirdiği dönüşümle ilgili şu bilgileri paylaştı: “Son 1 yılda kullanıcı ve sipariş sayımızı 2 katına çıkarmamızın en büyük nedenlerinden biri, dijital altyapımızı güçlendirmemizdi. Öncelikle mevcut hedef kitlemiz içinde büyümeyi sürdürerek müşteri bağlılığını artırmayı, ardından yeni müşteri segmentlerine ulaşarak daha geniş bir kitleye hitap etmeyi çıkarmayı hedefliyoruz. İş süreçlerimize yapay zeka entegrasyonu sağlayarak sistemlerimizi daha akıllı ve verimli hale getirerek müşterilerimizle daha etkili bir iletişim kurmayı planlıyoruz.”

Ayrıca gıda alışverişi için abonelik modeli geliştirilerek, düzenli ve pratik bir alışveriş deneyimi sunulacak. Sadakat programları ile kullanıcılar, kişiye özel indirimler ve ayrıcalıklı kampanyalardan faydalanabilecek.

Ramazan’a özel kampanyalar!

Ramazan ayının bereketini sofralara taşıyan PınarOnline, geniş ürün yelpazesi ve özel kampanyalarıyla tüketicilerine avantajlı alışveriş imkânı sunuyor. Ramazan kampanyaları kapsamında Pınar ürünlerinde kaçırılmayacak fırsatlar, Pınar Kasap’ın taze ve güvenilir etlerinde avantajlı fiyatlar, aileniz ve sevdikleriniz için özenle hazırlanmış ekonomik ve pratik Pınar Boxlar Ramazan boyunca tüketicilerle buluşuyor.

Taze etlerden zeytinyağına, Pınar’ın kaliteli ürünlerinden bakliyata kadar geniş bir yelpazeyi içinde barındıran özel Ramazan paketleri hem kendiniz hem de sevdikleriniz için ideal bir seçenek sağlıyor.  Farklı ihtiyaçlara hitap eden bu özel paketler, 899 TL ile 2.399 TL arasında değişen fiyatlarla tüketicilere sunuluyor.

NESCAFÉ Gold’dan yeni iki lezzet

NESCAFÉ Gold ilk kez aromalı kahve seçenekleriyle raflarda yerini alıyor. NESCAFÉ Gold, yumuşak Vanilya ve zengin Karamel aromalı ürünleriyle, kahve deneyimini bir üst seviyeye taşıyor.

Yüksek kaliteli Arabica ve Robusta kahve çekirdeklerinin lezzetini “Altın” oran kavurma işlemiyle ortaya çıkaran NESCAFÉ Gold, yepyeni 2 ürünle kahve severleri şaşırtıyor. NESCAFÉ Gold, benzersiz yumuşak lezzetini karamel ve vanilya aromalı ürünleriyle zenginleştiriyor. Yeni ürünleriyle aromalı kahve trendini ev rahatlığında deneyimleme imkânı sunan NESCAFÉ Gold, günlük kahve rutinine farklı bir dokunuş katıyor. Vanilya ve Karamel Aromalı yeni NESCAFÉ Gold ürünleri, ilk olarak Migros mağazalarında satışa sunuluyor.

Zuhal Baysar’dan kişisel sergi

Zuhal Baysar’ın “Ana Mesele” adlı kişisel sergisi Ankara’da Baştüzel Sanat Galerisinde 5 Mart 2025 tarihinde sanatseverlerle buluşuyor.

Zuhal Baysar’ın bu sergisi son dönem yapmış olduğu eserlerini merkeze alarak geriye doğru bir bakış sergiliyor. Sanatçının peşinden gittiği sanatsal bir meselenin son on yıllık serüveni bu serginin odağını oluşturuyor. Üst üste bindirilmiş görüntülerden oluşan “Bilinç Katmanları” serisinden “Av Mevsimi” sergisindeki resim ve heykellere, iç dünyaya odaklandığı ve doğanın döngüsünü insanın içinde aradığı resimlerden beden manzaralarına kadar temelinde insan denen karmaşık ikircikli varlığı anlamaya çalışan eserler bunlar. Bu sergi plastik boyutuyla sanatçı için son on yılın bir hesaplaşmasını içerdiği gibi aynı zamanda sanatçının son çalışmalarını, katmanlı görüntüler halinde kurguladığı doğa ve beden formları ile oluşan “beden manzaralarını” da izleyiciyle buluşturuyor.

Hyundai Motor Türkiye elektrikli araç üretimine hazırlanıyor

Hyundai Motor Türkiye, ünvan değişikliğinden sonra şimdi de elektrikli araç üretimiyle dikkatleri çekmeye devam ediyor.

Türkiye’deki İzmit fabrikasında üretilecek olan EV model, Hyundai’nin büyüyen elektrikli ürün gamına katkıda bulunacak ve Avrupa pazarının sürdürülebilir mobilite çözümlerine yönelik artan talebini destekleyecek. Hyundai Motor Türkiye, elektrikli modelin yanı sıra içten yanmalı motorlu modeller üretmeye de devam edecek.

Buna ek olarak; Hyundai Motor Türkiye, geçtiğimiz günlerde, global otomotiv dünyasındaki rolünü daha iyi vurgulamak için “Hyundai Assan Otomotiv Sanayi” olan ticari ünvanını da “Hyundai Motor Türkiye” olarak değiştirmişti.

Markanın yeniden yapılanma çabaları, Hyundai Motor Grubu’nun Kore dışındaki ilk ve en uzun süredir hizmet veren yurtdışı üretim merkezi konumunu da vurguluyor. 28 yılda üç milyondan fazla araç üreten Hyundai Motor Türkiye, istihdama, ihracata ve ulusal ekonomiye önemli ölçüde katkıda bulunmaya da devam ediyor. Hyundai Motor Türkiye, mevcut üretim genişlemesine ek olarak yerel tedariğe de öncelik veriyor. Bu sayede araç bileşenlerinin yüzde 55’inden fazlası 50’den fazla tedarikçiden oluşan bir ağ aracılığıyla yerli olarak üretiyor. İzmit’te üretilecek EV’ler de bu oranı sürdürme hedefinde olacak.

Hyundai Motor Türkiye, tüm bu gelişmelerin ışığında elektrikli araç üretimini hızlandırarak hem rekabetçi konumunu hem de çevre dostu mobiliteye olan bağlılığını güçlendiriyor. Bu stratejik hamle, markanın 2035 yılına kadar Avrupa’da yalnızca sıfır egzoz emisyonlu araçlar sunma planlarını sağlamlaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin marka adına Avrupa’daki önemli rolünü de güçlendiriyor.

Ramazan’da kilo almamak için mutlaka sahura kalkılmalı!

Ramazan ayında öğün sayısının artırılması, dengeli besin tüketimi, sıvı alımına dikkat edilmesi ve porsiyon kontrolünün sağlanmasının önemine dikkat çeken Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Sahurda en iyi menü kahvaltılık tarzı beslenmedir. Mideye doygunluk hissi verecek çorba menüye dahil edilmelidir.” dedi.

İftar ve sahur arasındaki sürede sık sık ve azar azar beslenmek için en az 2 ara öğün yapılması önerisinde bulunan Şahin, “Metabolizma hızını arttırıp, kilo almamak için mutlaka sahura kalkılmalıdır” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Kübra Şahin, Ramazan ayında sağlıklı beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu.

Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin

Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin

İftar, sahur ve ara öğünler dengeli olmalı!

Öğün sayısının artırılması, dengeli besin tüketimi, sıvı alımına dikkat edilmesi ve porsiyon kontrolünün sağlanmasının önemine dikkat çeken Beslenme Uzm. Kübra Şahin, Ramazan ayında öğün sayısının iftar, mutlaka sahur ve 2 küçük ara öğün ile en az toplam 4 öğünü bulacak şekilde düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Şahin, “Her gün 4 temel besin grubunu (peynir/yumurta/et/tavuk/balık gurubu, süt/yoğurt gurubu, sebze-meyve grubu ve tahıl grubu) belirli miktarlarda iftar, sahur ve gece öğünlerinde eşit ve dengeli bir biçimde tüketilmeye çalışılmalı.” dedi.

Çorbasız Ramazan olmaz!

Çorbaların Ramazan sofralarının en önemli başlangıç besini olduğunu da kaydeden Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Ana öğünlerde; çorba, et-tavuk veya balık gibi yağsız-derisiz et çeşitleri, sebze ve kuru baklagil yemekleri, çeşitli sebzelerden oluşan salatalar, bulgur, tarhana, erişte gibi tam tahıllılar, çavdar, tam buğday veya karışık çok tahıllı ekmekler ve mutlaka hazmın kolaylaşması için komposto veya hoşaf tercih edilmelidir. İlk oruç açıldığında çorba ile başlayıp, bir süre ara verildikten sonra etli sebze yemeği gibi hafif yemeklerle yemeğe başlanılması; yavaş sindirime zaman tanıyarak 15-20 dakika sonra az yağlı / ızgara et yemeği, kuru baklagil, sebze yemeği, salata, ayran, cacık gibi yemeklerle devam edilmelidir. Bu durum hem doygunluk hissinin sağlanması hem de sindirim problemlerinin önlenmesi açısından etkili olacaktır.” diye konuştu.

Sahurda en iyi menü kahvaltı!

Ana yemek olarak etli veya etsiz sebze yemekleri, haftada 1-2 gün kırmızı et, 3-4 gün beyaz et, 1-2 günde kuru baklagil yemekleri tercih edilmesi önerisinde bulunan kaydeden Şahin, şöyle devam etti:

“Sahurda en iyi menü kahvaltılık tarzı beslenmedir. Mideye doygunluk hissi verecek çorba menüye dahil edilmelidir. Protein içeriği yüksek besinler tüketildiğinde tokluk süresini artırmaktadır. Örneğin, haşlanmış yumurta veya biberli, domatesli bir menemen sahur için gayet uygun besinlerdir. Normal ekmek yerine tam buğday unundan, çavdar ekmeği, kepekli ekmek gibi posa ve lif içeriği yüksek ekmek ürünleri tüketilirse tokluk hissi artacaktır. Ayrıca süt tüketimi hem tokluk hissi vermesi hem de sıvı içeriği açısından önemlidir. Öğünlerde de yoğurt, cacık, ayran gibi protein ve kalsiyumu yüksek besinlere de yer verilmelidir.”

İftar ve sahur arasında en az 2 ara öğün yapılmalı

Kan şekerini hızla yükselten beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan gıdalar yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna gibi posalı, glisemik indeksi düşük besilerin tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Şahin, “Ara öğünlerde ise; taze mevsime uygun meyveler, çorba, dondurma, sütlü tatlılar, kuru meyve ve yağlı tohumlar gibi besinler tercih edilmelidir. İftar ve sahur arasındaki sürede sık sık ve azar azar beslenmek için en az 2 ara öğün yapılmalı.” ifadesinde bulundu.

Günde en az 2 porsiyon meyve çiğ ya da komposto olarak tüketilmeli

Günde en az 2 porsiyon meyvenin çiğ ya da komposto olarak tüketilmesi gerektiğini de söyleyen Şahin, “Şeker içeriği yüksek gıdalar kan şekerini hızla yükseltirler ve hızla düşürürler, bu da ertesi gün çok çabuk acıkılmasına ve kan şekerinin çok daha çabuk düşmesine sebep olacaktır. Şerbetli tatlılar yerine; sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Tok tutacağına inanılan hamur işleri denilen mantı, makarna, börek, gözleme, ekmek ve kızartma ağırlıklı besinleri sahurda fazla miktarda tüketmek tehlikelidir. Çünkü bu tür besinler uyanıldığında midede ağırlık, yanma ve ekşime hissettirebilmektedir.” şeklinde konuştu.

Çay, yemekten 2 saat sonra içilmeli!

Vücudun ihtiyacı olan suyun; metabolik su, günlük içilen sıvılar (çay, kahve, taze sıkılmış meyve suları, ayran, komposto suyu gibi) ve yenilen yiyeceklerle sağlandığını kaydeden Öğr. Gör. Kübra Şahin, “İftar ve sahur arasında sıvı gereksinimini karşılamak için ortalama 2–2,5 litre su tüketilmelidir. Yemekten hemen sonra çay, kahve içmek doğru değildir. Çay ve kahvenin içerisinde bulunan maddeler demirin emilimini azaltmaktadır. Bu yüzden yemekten en az 2 saat sonra çay veya kahve içilmelidir.” dedi.

Tokluk sinyaline dikkat!

Ramazan’da bütün gün oluşan açlıktan sonra, kişilerin iftarda çok hızlı bir şekilde ve çok miktarda besin tükettiğine işaret eden Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Bu alışkanlık kan şekerinin hızlı yükselmesine neden olur. Beyin, ilk yemek yemeğe başladığı süreden en az 20 dakika sonra tokluk sinyali oluşturur. Bu yüzden hızlı yemek yemeniz tokluk sinyali oluşuncaya kadar daha çok miktarda besin tüketilmesine ve kilo alınmasına neden olacaktır. Sahurdan iftara kadar olan sürede aç kalındığı için metabolizma hızı zamanla yavaşlar. Kişi önce biraz kilo verir ancak bir süre sonra kilo verme durur ve sonrasında kilo artışı gerçekleşir. Bu olumsuzluklardan korunmak için, öğün sıklığı arttırılmalıdır.” diye konuştu.

Kilo artışını önlemek için sahur…

Dengeli ve sağlıklı beslenme ile kilo artışını önlemek için öncelikle alınan enerjinin azaltılması gerektiğini ifade eden Beslenme Uzm. Kübra Şahin, “Uzun süre açlıktan sonra sadece tek öğünde tüm besinlerin tüketilmesi doğru değildir. O nedenle az miktarda, öğünleri bölecek şekilde tüketilmesi gerekmektedir. Metabolizma hızını artırmak için en önemli nokta az az sık sık beslenmektir. Metabolizma hızını arttırıp, kilo almamak için mutlaka sahura kalkılmalıdır. Sahur yemekleri azar azar, iyice çiğneyerek tüketilmelidir. Çiğ sebze, domates, salatalık, biber gibi hem enerjisi düşük hem de sıvı içeriği yüksek olan, C vitamini açısından zengin yiyeceklere mutlaka sahurda yer verilmelidir. Sahurda fazla yeme isteği olmadığı durumlarda ise 1 bardak süt ve 1 porsiyon meyve kan şekerini dengede tutmak için yeterli olacaktır.” ifadesinde bulundu.

İftarda hafif yemekler tercih edilmeli

Metabolizma hızını artırmak için bir diğer yolun ise iftarda birden tüm besinleri yemek yerine bölerek ve ara vererek tüketmek olduğunu kaydeden Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Kübra Şahin, “Hafif yemekler tercih edilmelidir. Yemek üzerine hemen tatlı, meyve, kuruyemiş tarzı besinler tüketilmemelidir. Bunlar 1 saat aralıklı olarak tüketilmelidir. Oruç tutulan günde harcanılan enerji ile normal günde harcanılan enerji farklıdır. Bu yüzden dengeli bir beslenme programınızın olması özellikle vücuttaki yağ miktarının artmasına engel olacaktır.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Etiketsiz ürünlerden uzak durun!

Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Ramazan ayında merdiven altı üretimin artışına dikkat çekerek tüketicileri uyardı. Sidar, “Fırsatçılar daha cazip fiyatlarla tüketiciyi cezbetmeye çalışsa da, ürünün ambalajında üretim yeri, son kullanma tarihi ve içeriği gibi bilgilerin yer almasına mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor” mesajını verdi.

Ramazan ayında pek çok kişi ihtiyaçlarını hızlı ve uygun maliyetle karşılamak isterken sağlık açısından risk barındıran gıdalara yönelebiliyor. Bu durum gıda okuryazarlığının önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, Ramazan ayı boyunca gıda alışverişlerinde daha dikkatli ve bilinçli olunması gerektiğine vurgu yaparak; etiketsiz, içeriği belirsiz ve aşırı ucuz ürünlerin sağlık için oluşturabileceği ciddi tehlikelere yönelik uyarılarda bulundu.

Sağlıklı yaşam için doğru gıda bilgisi şart!

Gıda okuryazarlığını; gıda ve beslenme hakkında doğru bilgiye ulaşma, bilgiyi anlayıp değerlendirme ve güvenilir gıda tercihlerini günlük hayatımıza yansıtma süreci olarak tanımlayan Kaan Sidar, “Güvenilir gıda bilincinin artması, toplumsal sağlık ve refahın korunması için büyük önem taşıyor. Özellikle aileler çocuklarına küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırdığında, bu bilinçli tutum ömür boyu sürüyor. Gıda okuryazarı bireyler de hem kendi sağlıklarını hem de toplumun genel sağlığını korumaya katkı sağlayarak sağlıklı nesillerin yetişmesine destek oluyor” ifadelerini kullandı.

Bakanlık onaylı ürünler tüketilmeli

Ramazan ayında sahur ve iftar sofralarında yer alacak ürünlerin seçimi de büyük önem taşıyor. Bu doğrultuda tüketicilerin dikkat etmesi gereken noktaları sıralayan Kaan Sidar, alışveriş yaparken özellikle etiketsiz ve içeriği belirsiz ürünlerden kaçınılması gerektiğinin altını çizdi. Sidar, “Fırsatçılar daha cazip fiyatlarla tüketiciyi cezbetmeye çalışsa da, ürünün ambalajında üretim yeri, son kullanma tarihi ve içeriği gibi bilgilerin yer almasına mutlaka dikkat edilmesi gerekiyor. Aşırı ucuz ürünler de büyük bir risk taşıyor.  Merdiven altı üretimde özellikle tatlı, süt, şarküteri ve et ürünleri gibi temel gıdalarda ciddi sorunlar yaşanabiliyor. Bu nedenle güvenilir markaları ve denetlenmiş işletmeleri tercih etmek, Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı ürünleri satın almak büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Son yıllarda ‘doğal’ ve ‘organik’ adı altında birçok ürünün satışa çıktığını belirten Sidar, bu ürünlerin gerçekten sağlıklı ve güvenilir olup olmadığını anlamak için menşeini ve sertifikalarını kontrol etmek gerektiğini de vurguladı.

 

Starbucks’ta Mart ayına özel lezzetler

Starbucks, mart ayını özel tatlar, ayrıcalıklı kampanyalar ve Ramazan’a özel tasarlanan renkli bardaklarıyla karşılıyor.

Sevilen ve gelenekselleşen tatları misafirleriyle buluşturmaya devam eden Starbucks’ın Ramazan ayının favorilerinden Starbucks Fıstıklısı lezzet yolculuğuna eşlik etmek için geri dönüyor. Bu yıl mart ayına özel olarak sunulan Antep Fıstıklı Kek ise Starbucks misafirlerine yepyeni bir lezzet deneyimi sunuyor. Birbirinden özel fırsatlar da bu ay boyunca Starbucks misafirlerini bekliyor.

Starbucks, Ramazan ayının favori ve gelenekselleşen lezzetini yeniden misafirleriyle buluşturuyor. Antep fıstıklı, baklava tabanlı, üstü mousse ve fıstık süslemeli Starbucks Fıstıklısı’na bu yıl yepyeni bir tat eşlik ediyor: Antep Fıstıklı Kek. Starbucks’ın özenle hazırladığı Antep Fıstıklı Kek ve ikonik lezzeti Starbucks Fıstıklısı, 27 Şubat itibariyle raflardaki yerini alıyor.

Ramazan’ın geleneksel lezzetleri Sheraton İstanbul City Center’da

Sheraton İstanbul City Center, Ramazan ayını bereketli sofralar karşılıyor. Geleneksel Ramazan lezzetlerini modern sunumlarla bir araya getiren otel, büyük gruplara özel balo salonunda dört farklı iftar set menüsü, açık büfe alternatifi ve The Souq İstanbul’un özenle hazırlanmış iftar menüsü ile misafirlerini ağırlıyor.

The Souq İstanbulda Ramazan sofrası

The Souq İstanbul’un sıcak atmosferinde, Ramazan’ın paylaşım ve birlik ruhunu yansıtıyor. Karışık ızgara, Adana kebap ve tavuk şiş gibi geleneksel ana yemek seçenekleri ile misafirlere lezzet dolu bir iftar deneyimi sunuluyor.
Büyük gruplar İçin özel iftar

Sheraton İstanbul City Center, kalabalık iftar organizasyonları ve kurumsal davetler için balo salonunda dört farklı set menüsü sunuyor.

Kuzu tandırdan, ağır ateşte pişirilmiş dana kaburgaya, Türk tatlı tabağından fıstıklı tel kadayıfa kadar geniş bir seçenek yelpazesiyle hazırlanan menüler, Ramazan sofralarının vazgeçilmez tatlarını misafirleriyle buluşturuyor

Açık büfe

Ramazan ayında daha geniş bir lezzet seçeneği sunan iftar büfesi, çeşitli iftariyelikler, geleneksel zeytinyağlılar, salata ve mezeler, Türk mutfağının sevilen ana yemekleri ve tatlı köşesi ile zengin bir iftar deneyimi yaşatıyor. Pastırmalı kuru fasulye, köri soslu piliç sote, balık buğulama gibi özel tatların yanı sıra geleneksel Türk tatlıları ve taze meyvelerle tamamlanan menü, Ramazan sofralarının ruhunu Sheraton İstanbul City Center’da yaşatıyor.