Yazılar

Her 100 kişiden 20’si ‘Huzursuz Bağırsak Sendromu’ ile mücadele ediyor!

Her 100 kişiden 20’si ‘Huzursuz Bağırsak Sendromu’ ile mücadele ediyor!

Toplumun yaklaşık yüzde 15-20’sini etkileyen bir rahatsızlık olan Huzursuz Bağırsak Sendromunun (IBS) fonksiyonel bir hastalık olarak tanımlandığını kaydeden uzmanlar, hastada organik bir problem olmamasına da vurgu yapıyor.

Bu hastalıkla başa çıkmak için yapılması gerekenlere işaret eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Diyete dikkat edilmeli ve stresi yönetme kapasitesi geliştirilmelidir. Huzursuz bağırsak sendromu (IBS) hastalarında genellikle şikayetler alevlenip söner, stresli ortamlarda şikayetler artar.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dahiliye Uzmanı, Huzursuz bağırsak sendromuna (IBS) dair açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Prof. Dr. Aytaç Atamer

Toplumumuzun yaklaşık yüzde 15-20’sini etkileyen bir rahatsızlık

Huzursuz bağırsak sendromu diğer adıyla hassas bağırsak sendromu ya da spastik kolon gibi çok sayıda isimlerle ifade edilen huzursuz bağırsak sendromunun toplumda oldukça sık karşılaşılan bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, şunları dile getirdi:

“Toplumumuzun yaklaşık yüzde 15-20’sini etkileyen bir rahatsızlık olan bu durum, fonksiyonel bir hastalık olarak tanımlanıyor. ‘Fonksiyonel’ dememizin nedeni, hastada organik bir problem olmamasıdır; yani bu hastalık kansere yol açmaz ve bağırsaklarda herhangi bir organik bozukluk bulunmaz. Ancak, hayatımızı önemli ölçüde etkileyen bir hastalıktır.

Ağır vakalar hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkiliyor

Bu rahatsızlığın en sıkıntı verici belirtileri arasında karında kramp, ağrı, şişkinlik, gaz ve ishal yer almaktadır. Örneğin, yeni bir işe başlayan ya da okula giden çocuklar evden çıkmak istemezler ve şiddetli karın ağrıları yaşayabilirler, tuvalete gitme ihtiyacı duyabilirler. Ağır vakalarda ise ‘Dışarı çıksam nerede tuvalet bulabilirim?’ gibi kaygılar, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde olumsuz etkileyebilir.”

Genetik faktörler önemli bir rol oynayabiliyor

Prof. Dr. Aytaç Atamer, Huzursuz bağırsak sendromunun (IBS) tüm dünyada yaygın olduğunu ama nedenlerinin kesin olarak bilinmemekle birlikte, birçok faktörün rol oynadığının saptandığını kaydederek, “Genetik faktörler önemli bir rol oynayabilir; ailesinde spastik kolon olan kişilerde daha sık görülüyor. Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla, özellikle 45 yaş altı gençlerde daha yaygın görülüyor. 50 yaş altı kişilerde, 50 yaş üstüne göre iki kat daha sık görülüyor. Hormonlar ve geçirilmiş enfeksiyonlar da etkileyebiliyor. Genetik faktörler ve ailede kazanılmış özellikler gibi birçok unsur bu sendromun oluşumunda iç içe geçmektedir, ancak kesin bir neden belirtmek mümkün değildir.” dedi.

NPİSTANBUL Hastanesi

Doktora gitmenin yanında nelere dikkat edilmeli?

Huzursuz bağırsak sendromunun (IBS) belirtilerini yönetmek için öncelikle yenilen gıdaları not etmenin önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Hangi gıdaların semptomları tetiklediğini belirleyip bu gıdaları diyetimizden çıkardığımızda rahatlama sağlanabilir. Bu yöntem, eliminasyon diyeti olarak bilinir. Ayrıca, düzenli egzersiz yapmak da önemlidir, çünkü egzersiz endorfin ve serotonin gibi hormonları artırarak rahatlama sağlar. Stresle başa çıkmak da şikayetleri büyük ölçüde azaltabilir.

Bu tür yaygın şikayetlerle karşılaşıldığında, bir gastroenteroloğa başvurmak önemli. Özellikle kilo kaybı, geceleri uykudan uyandıran ishal, rektal kanama, demir eksikliği anemisi, açıklanamayan kusma veya yutma zorluğu gibi belirtiler varsa, daha ciddi bir hastalık olabileceği için tıbbi değerlendirme gereklidir. Huzursuz bağırsak sendromu tanısı konduğunda, bu hastalığın yaşam süresini tehdit etmediği, ancak ciddi rahatsızlıklar yaratabileceği bilinmelidir. Kolon kanseri gibi ciddi hastalıklar konusunda endişeler varsa, mutlaka tıbbi bir değerlendirme yapılmalıdır.”

Tedavisi mümkün olan bir hastalık

Bu hastalığın normalde kronik bir hastalık olduğunu ve tekrarlayabildiğini dile getiren Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Stres dönemlerinde şikayetler giderek artmakta sonra azalmaktadır. Hastaların çok az bir kısmı şiddetli şikayetle başvurmakta bunların muhakkak tedavi edilmesi gerekiyor. Hastalığın tanısının düzgün konulması gerekiyor, tanı konulduktan sonra ise tedavisi mümkün olan bir hastalık.” dedi.

Bu hastalıkla başa çıkmak için yapılması gerekenlere dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Diyete dikkat edilmeli ve stresi yönetme kapasitesi geliştirilmelidir. Huzursuz bağırsak sendromu (IBS) hastalarında genellikle şikayetler alevlenip söner, stresli ortamlarda şikayetler artar. Hastaların şikayetlerini kontrol altına almak ve tanıyı kesinleştirmek için doktora başvurmaları önemlidir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Mandarin Oriental 2024 yazına eşsiz lezzetlerle giriş yapıyor

Mandarin Oriental 2024 yazına eşsiz lezzetlerle giriş yapıyor

Mandarin Oriental Bodrum, dünyaca ünlü restoranlarıyla 29 Haziran – 5 Temmuz tarihleri arasında ünlü İtalyan Şef Luigi Stinga’nın ağırlayacak.

İtalyan geleneksel yemeklerini Doğu yöntemleri ve lezzetleriyle harmanlayarak sofistike dokunuşlar yaratan celebrity şef Luigi Stinga, Michelin yıldızlı mutfaklarda kazandığı deneyimle tasarladığı özgün lezzetleri otel misafirleriyle paylaşacak.

Halen Emirates Palace Mandarin Oriental, Abu Dhabi’de, Michelin yıldızlı Talea By Antoni Guida’nın mutfağında görev yapan ve 2023’te Michelin Rehberi’ne “Genç Şef” ödülü ile giren Stinga, İtalya’daki çok önemli Michelin yıldızlı mutfakların ardından Mandarin Oriental Group’a katıldı.

Hilal Altın “Sevme Benden Sonra”

Hilal Altın “Sevme Benden Sonra”

Hilal Altın, son zamanlarda çıkardığı yeni şarkılarla sevenlerini şaşırtmaya devam ediyor. Aynı zamanda arabesk müziğin duayen isimlerinden Hüseyin Altın’ın kızı olan sanatçı, sıfır bir Yıldız Tilbe şarkısı ile sürpriz yaptı. Hilal Altın, yepyeni şarkısı ‘Sevme Benden Sonra’yı müzikseverlerin beğenisine sundu.

Söz ve müziği Yıldız Tilbe imzası taşıyan şarkı, Musicom Prodüksiyon etiketiyle tüm dijital platformlarda yayınlandı. Yapımcılıklarını Fatih Aksoylu ve Harun Savaş Aksoylu’nun üstlendiği şarkının klibini ise Enes Bilal Taşçı çekti.

Ultraviyole ışınlarına dikkat

Ultraviyole ışınlarına dikkat

Yaz aylarında göz koruması, güneşin ultraviyole (UV) ışınlarından kaynaklanan hasarı önlemek ve genel göz sağlığını korumak için çok önemlidir. Peki yaz aylarında etkili göz koruması için almanız gereken önlemler neler? Liv Hospital Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İhsan Yılmaz anlattı.

Prof. Dr. İhsan Yılmaz

Prof. Dr. İhsan Yılmaz

1.Güneş gözlüğü takın: Hem UVA hem de UVB ışınlarını %100 engelleyen güneş gözlüklerini seçin. Etrafı saran stiller, gözlerin yanlarını da kapladıkları için en iyi korumayı sunar.

  1. Şapka kullanın: Gözünüze ulaşabilecek UV ışınlarının miktarını azaltmak için geniş kenarlı bir şapka takın.
  2. Güneşin yoğun saatlerinden kaçının: Güneşin yoğun olduğu saatlerde, genellikle sabah 10’dan öğleden sonra 2’ye kadar içeride kalmaya veya gölge aramaya çalışın.
  3. Nemli Kalın: Uygun hidrasyon, gözlerinizdeki nem seviyelerinin korunmasına yardımcı olarak kuruluk ve tahrişi önler. Özellikle ekran kullanımı fazlaysa suni gözyaşları gibi damla takviyelerle göz kuruluğunu önlemek önemlidir. Ayrıca ekran koruyucuları kullanın ve gözlerinizi dinlendirmek için ara verin.
  4. Koruyucu gözlük kullanın: Yüzme gibi su sporları yaparken gözlerinizi klor ve diğer kimyasallardan korumak için gözlük takın.

Bu ipuçlarını takip ederek gözlerinizi olası hasarlardan koruyabilir ve yaz boyunca sağlıklı kalmalarını sağlayabilirsiniz.

Tütün her yıl 10 milyon kişiyi hayattan koparıyor

Tütün her yıl 10 milyon kişiyi hayattan koparıyor

Tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı dünyada ve Türkiye’de özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde de en çok sigara ardından nargile, az miktarda puro ve pipo ile yerel olarak sarmalık ve çiğneme tütün şeklinde ürünler tüketiliyor. Her yıl tütün kullanımının yol açtığı sağlık sorunları nedeniyle milyonlarca kişi çeşitli rahatsızlıklarla karşı karşıya kalırken, dünyada yaklaşık 10 milyon kişi yaşamını yitiriyor. Memorial Bahçelievler Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Mesut Bayraktaroğlu, “31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü”nde tütün ürünleri ve yol açtığı zararlar hakkında bilgi verdi. 

Dr. Mesut Bayraktaroğlu

Dr. Mesut Bayraktaroğlu

Dumanı bile hasta ediyor 

Tütün yaprağının tamamen veya kısmen hammadde olarak kullanılması ile yapılan tüm ürünler “tütün mamulü” ya da “tütün ürünü” olarak adlandırılmaktadır. Tüketimi en yaygın tütün ürünleri; sigara, sarmalık kıyılmış tütün, pipo, puro, nargilelik tütün, enfiye ve çiğnemelik tütün olarak sıralanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 1,5 milyar kişi tütün ürünü kullanmaktadır. Tütün ürünü kullananların %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Bu ülkeler aynı zamanda tütün ürünü kullanımına bağlı hastalık ve ölümlerin en yüksek olduğu bölgelerdir. Ölümlerin çoğu doğrudan tütün kullanımının sonucu iken, yaklaşık %20’si tütün ürünü kullandığı için değil, tütün ürünü dumanına maruz kalınması dolayısı ile meydana gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre; dünyadaki çocukların yarısı tütün dumanıyla kirlenmiş havayı solumakta ve her yıl 65.000 çocuk pasif etkilenimin yol açtığı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmektedir. Hamilelik döneminde tütün ürünü kullanmak, bebekler için ömür boyu sürecek çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Yani tütün ürünleri bunu kullananlar kadar pasif etkilenim yoluyla, kullanmayanlar için de ölümcül zararlara yol açmaktadır. Tütün ürünlerinin her türlüsü zararlıdır ve tütün dumanına maruz kalmanın güvenli bir şekli veya düzeyi yoktur.

Tütün kullanımı erken ölümlerin en baş nedeni 

Tütün ürünleri başta kanser, kalp- damar hastalıkları, KOAH olmak üzere pek çok hastalığın ve bunlara bağlı erken ölümlerin en baştaki nedenidir. Tütün ürünleri neden olduğu ağır sağlık sorunları ve ölümler dışında hem birey hem de ülke ekonomisine büyük zarar vermektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre tütün ürünü kullanımına bağlı toplam ekonomik kaybın yıllık 1,5 trilyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. Tütün kullanımı durdurulmadığı takdirde, tütün ürünü kullanımının sebep olduğu sağlık yükü ve maliyetleri artmaya devam edecektir.

Son yıllarda elektronik likitlere olan talep artıyor

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2024 yılı için belirlenen tema çocukların tütün endüstrisinin müdahalelerinden uzak tutulmasıdır. Ülkemizde birçok resmi kurum, dernek, sağlık merkezi ve hekim tarafından bu yıl da 31 Mayıs tarihinde farklı etkinlikler, seminerler, bildiriler ve yayınlar yapılması planlanmış olup, bu yıl özellikle çocuklarımızı tütün ürünlerine karşı korumak üzerine yoğunlaşılması planlanmıştır. Bu bağlamda özellikle çocuk ve gençlerimizi hedef alan ‘zararı azaltılmış ürün’ kavramıyla son 10 yıl içinde artan sayı ve çeşitlerde piyasaya sürülmekte ve pazarlanmakta olan tüm likit/ısıtılmış tütün formundaki ürünlerin zararları özellikle vurgulanmalıdır. Bu yeni ve modern görünümlü ürünler özellikle gençler için cazip hale getirilmeye çalışılmaktadır. Bu şekilde tütün endüstrisi pazar payının gerilediği ülkelerde gelir artırmaya çalışmakta,  çocukları ve gençleri nikotin bağımlılığına sokmayı hedeflemektedir. Ancak bunlar yine nikotin ve tütün içeren, bağımlılık yapan ve en az sigara kadar hatta bazı yönleriyle daha fazla zararlı ürünlerdir. Elektronik sigarada kullanılan elektronik likitler tatlandırıcı ve sıvı nikotin içerir, bunların sıvı halden duman haline gelmesi özel ısıtma mekanizmalarıyla olur. Bu, gerçek dışı beyanlarla anlatıldığı gibi su buharı değildir, birçok kimyasal madde içeren bir aerosoldür. Başta akciğerler olmak üzere tüm vücuda zararlıdır. Ayrıca elektronik likitlerin içinde özellikle çocuk ve gençlerin ilgisini çekmek üzere tatlandırıcı ve lezzet arttrıcı bileşenler vardır. Bunlar, sigaralardan çıkartılması için uzun süre mücadele verilmiş tehlikeli maddelerdir.

Sigarayı Bırakma Poliklinikleri büyük görev üstleniyor

Ülkemizde Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastaneleri, özel hastaneler ve sivil toplum kuruluşları (STK) tarafından aktif ve başarıyla çalıştırılan ‘Sigara Bırakma Poliklinikleri’ sayesinde toplumsal farkındalık oluşması amaçlanmakta ve sigarayı bırakmak isteyen kişilere yönelik tedavi protokolleri uygulanmaktadır. Sigara içenlerin kendileri ve yakınlarının hayatları için önemli bir karar vermeleri ve bu merkezlere başvurmaları tavsiye edilmektedir. Elektronik sigara ile sigara bağımlılığından kurtulmanın mümkün olmadığının bilinmesi önemlidir.

Sefo “Yanıbaşımda”

Sefo “Yanıbaşımda”

Milyonlarca dinlemelere sahip sevilen sanatçı Sefo, ilk albümü “İmparator Pt.1”i uzun bir bekleyişin ardından 25 Nisan’da sevenleriyle buluşturmuştu.

Türkiye sınırlarını aşarak başarısını yurt dışına taşıyan başarılı sanatçı, son teklisini yayınlamanın heyecanını yaşıyor.

Cornetto iş birliği ile hazırladığı şarkısı “Yanıbaşımda” tüm dijital platformlarda yayında!..

Yaz mevsiminin geldiğini hissettiren parçanın söz ve müziği yine başarılı sanatçı Sefo’ya ait…

Son dönemlerin en çok konuşulan isimlerinden olan Sefo’nun 2024 yazına damga vuracak olan şarkısı “Yanıbaşımda” şimdi yayında!

Sağlıklı ve dengeli beslenmede sütün önemi

Sağlıklı ve dengeli beslenmede sütün önemi

“Artan sağlıklı ve dengeli beslenme ihtiyacının karşılanmasında, süt ve süt ürünlerinin rolü her geçen gün önem kazanıyor”

Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, “Temel gıdamız süt, faydalı olduğu kadar, toplumunun tüm kesimleri tarafından da kolayca erişilebilir bir gıda” diyerek, artan sağlıklı ve dengeli beslenme ihtiyacının karşılanmasında, süt ve süt ürünlerinin rolüne ve önemine dikkat çekti.

Sağlıklı bir yaşam sürebilmek için gerekli olan besin öğelerini ideal dengede ve oranlarda doğal olarak içeren süt ve süt ürünleri, dünya genelinde yaklaşık 6 milyar insan tarafından düzenli olarak tüketiliyor. Dünya Süt Günü, sütün insan sağlığı için öneminin yanı sıra ekonomiye ve toplumsal yaşama katkıları hakkında farkındalık yaratma hedefiyle Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) öncülüğünde 2001 yılından bu yana her yıl 1Haziran’da kutlanıyor.

 

IDF’nin kamuoyu ile paylaştığı son araştırma raporlarına göre süt ve süt ürünleri, içerdiği kalsiyum, B2 veB12 vitaminleri, proteinler ve magnezyum, potasyum, iyot ile kemik sağlığına katkıda bulunuyor, kalp ve damar sağlığına iyi geliyor; günlük öğün alışkanlıklarının bir parçası olması, genel beslenme kalitesini iyileştiriyor.

 

Dünya Süt Günü nedeni ile bir açıklama yapan Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, “Artan sağlıklı ve dengeli beslenme ihtiyacının karşılanmasında, süt ve süt ürünlerinin rolü her geçen gün önem kazanıyor” dedi.

Yılmaz, “Temel gıdamız süt, faydalı olduğu kadar, toplumunun tüm kesimleri tarafından da kolayca erişilebilir bir gıda. Üretim teknolojilerinde, lojistikte ve perakendecilikte sağlanan gelişmelerle verimlilikte de önemli aşamalar kaydedildi. Diğer yandan süt ürünlerinde Arge ve inovasyon çalışmaları, kalite ve ürün çeşitliliğini olumlu yönde etkiliyor, pazar büyüyor. Bu değerli gıdanın üretilmesi de çok çeşitli sektörler üzerinde ekonomik etkileri olan, aynı zamanda kapsayıcı yönü güçlü bir ekonomik faaliyet. Süt, çiftlikten sofralara ulaşırken tarım, sanayi ve hizmet sektörleri başta olmak üzere birçok sektörü harekete geçiriyor, yüksek katma değer yaratıyor, milyonlarca insana istihdam ve düzenli gelir sağlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Vize sorunu için bir araya geldiler

Vize sorunu için bir araya geldiler

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), vize başvurularında yaşanan sorunların görüşülmesi için VFS Global yetkilileri ile akredite seyahat acentalarını TÜRSAB Genel Merkezi’nde bir araya getirdi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), seyahat acentalarının pandemi sonrası Schengen Vizesi başta olmak üzere diğer ülkelerle yaşadığı vize sorununun çözümü için çalışmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda TÜRSAB Genel Merkezi’nde “VFS Global Yetkilileri ile Akredite Acentalar Toplantısı” düzenlendi.

Toplantıda konuşan Engin Ceylan, vize başvurularında yaşanan sorunların seyahat acentaları ve vatandaşlar için önemli bir engel teşkil ettiğini vurgulayarak, çözüm odaklı yaklaşımların geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ceylan, TÜRSAB’ın bu konuda aktif rol aldığını ve VFS Global ile iş birliği içinde sorunların çözümüne yönelik adımlar attığını belirtti.

VFS Global Bölge Başkanı Nishant Bhatia ise, vize başvurularındaki süreçleri iyileştirmek ve hizmet kalitesini artırmak için çalıştıklarını ifade etti.

Toplantı sonrası seyahat acentaları, VFS Global yetkililerine doğrudan sorular sorma ve sorunlarını iletme fırsatı buldu. Ayrıca, vize süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik öneriler tartışıldı ve iş birliğini artıracak yeni stratejiler üzerinde duruldu.

TÜRSAB ve VFS Global, önümüzdeki dönemde de vize süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürmek amacıyla düzenli olarak toplantılarına Ankara, İzmir ve diğer illerde devam edecek.

Türkiye’nin tek 3D restoranı

Türkiye’nin tek 3D restoranı

Yakın zamanda şov ve menüsünü yenileyen Le Petit Chef, ziyaretçilerini daha da büyüleyici bir yolculuğa davet ediyor.

Dünyanın en küçük şefi Le Petit Chef, dört şef arkadaşıyla birlikte misafirlerini sürükleyici bir gastronomi yolculuğuna çıkarıyor. Bu deneyimi, masanızın üzerinde gerçekleşen son teknoloji 3D tiyatral bir şov olarak gerçekleşiyor. Minyatür şefler, 3D görseller eşliğinde yemeklerin yapılışını esprili bir dille anlatıyor. Kısacası, yemek masanızın üzerindeki nesneleri haritalandırarak sanal bir yemek pişirme hikayesi sunuluyor.

Dünya mutfağı

Le Petit Chef İstanbul’un yenilenen menüsü, misafirlerine dünya mutfaklarının en güzel lezzetlerini sunuyor. İspanyol, Japon, İtalyan ve uluslararası mutfaklardan seçkin tatlar, minik şeflerin hünerli ellerinde lezzet şölenine dönüşüyor. Her bir şef, kendi mutfağının en özel yemeklerini hazırlarken, misafirlere unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşatıyor.

Yeni menüde öne çıkan lezzetler arasında İspanyol paella, Japon sushi, İtalyan makarnaları ve uluslararası mutfaklardan özel tatlar bulunuyor. Bu çeşitlilik, her damak tadına hitap eden bir ziyafet sunuyor. Le Petit Chef’in yenilenen menüsü, sadece lezzetleriyle değil, aynı zamanda sunumuyla da göz dolduruyor.

Nancy Ajram, İstanbul’a geliyor

Nancy Ajram, İstanbul’a geliyor

Lübnanlı pop müziği ikonu Nancy Ajram, 21 Haziran’da İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda unutulmaz bir konserle sahne alacak!

Nancy’nin güçlü vokalleri ve enerjik sahne performansları, en tanınmış eserlerinden “Ya Tabtab” ile dinleyicilerini romantizmin doruklarına çıkaracak. Ayrıca, pop ikonu statüsünü kazandığı “Ah W Noss” parçasıyla enerjik ve eğlenceli dakikalar yaşatacak. Kariyerinde önemli bir dönüm noktası olan “Akhasmak Ah” ve başka bir popüler şarkısı “Inta Eyh” ile müzikseverlere bir şölen sunacak.

Konser, İstanbul Kongre Merkezi Harbiye Oditoryumu’nda saat 21:00’de

Konser biletleri Biletix ve Bubilet’te