Yazılar

Uzakdoğu’ya 500 milyon dolar ihracat hedefi

Uzakdoğu’ya 500 milyon dolar ihracat hedefi

Türkiye’ye kazandırdıkları yıllık döviz tutarı 6 milyar doları aşan taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörlerinin ihracatında Uzakdoğu pazarının payı ortalamanın üzerinde artıyor.

Türkiye, 1 Ocak – 28 Mayıs 2024 döneminde meyve sebze mamulleri ihracatını yüzde 24’lük artışla 880 milyon dolardan 1 milyar 93 milyon dolara taşırken, Japonya, Avustralya, Çin, Güney Kore, Tayvan, Tayland gibi ülkelerin domine ettiği Asya Pasifik pazarında ihracatını yüzde 38,5 artırarak 56,5 milyon dolardan 78,5 milyon dolara yükseltti.

Meyve sebze mamulleri ihracatında Türkiye’nin lideri olan Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 28-30 Mayıs 2024 tarihleri arasında Çin’in Şanghay kentinde, düzenlenen Sial 2024 Şanghay Fuarı’na katılarak, Türkiye’nin Çin’e meyve sebze mamulleri ihracatını daha da artırması için Uzakdoğu pazarındaki pazarlama faaliyetlerine yeni bir halka ekledi.

Turşu ve sos gruplarına yoğun ilgi vardı

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Sial 2024 Şanghay Fuarı’nda Türkiye’nin ihracatında dünya lideri olduğu turşular ve sos gruplarına yoğun ilgi olduğunu kaydetti.

UR-GE ve TURQUALITY Projesiyle Asya Pasifik pazarında 500 milyon dolar ihracata ulaşacaklar

Türkiye’nin yıllık 60 milyon tona ulaşan meyve sebze üretiminin yüzde 10’luk kısmını taze meyve sebze olarak ihraç ettiklerini ve yıllık 3,5 milyar dolar döviz getirisi sağladıklarını aktaran Uçak, “60 milyon tonluk rekoltenin daha katma değerli hale gelmesi için dondurarak, kurutarak, konserve yaparak değerlendiriyoruz. Turşu, salça, meyve suyu, közlenmiş sebzeler, dondurulmuş sebzeler ve meyveler şeklinde işleyen dünyanın en modern üretim tesislerine sahibiz. Amerika, İngiltere, AB ülkeleri, Uzakdoğu ve Ortadoğu ülkelerinde gücümüzü artırmak için fuarlara katılıyoruz. İhracatçı firmalarımızın kümelenerek yetkinliklerini artırdıkları ve pazarlama yaptıkları Ticaret Bakanlığımızca desteklenen UR-GE Projelerine 41 firmamızın katılımıyla Turkish Fresh and Processed Fruits and Vegetables Cluster isimli dördüncü UR-GE Projemizi başlattık. Günümüzde yıllık 200 milyon dolar seviyesinde ihracat yaptığımız Asya Pasifik pazarında 500 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

TURQUALITY Projesinde Çin hedef pazar olacak

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin koordinatörlüğünü üstlendiği, Uludağ Meyve Sebze Mamülleri İhracatçıları Birliği ve İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin paydaş olduğu “The Symphony of The Taste From Anatolia Turquality Projesi”ne 2024 yılında başlayacakları bilgisini veren Uçak sözlerini şöyle tamamladı; “Ticaret Bakanlığı’mızın onaya sunulan proje, onay sürecinin ardından start alacak. Meyve sebze mamulleri sektöründe, Türk gıda ürünlerinin küresel mutfaklarda eşsiz bir tat sunma potansiyeline sahip olduğunu bu proje ile tüm dünyaya göstermek istiyoruz. “Proje ile küresel tatların tarif ve içeriklerinin Türk meyve sebze mamulleri kullanımına olanak tanıdığı İngiltere ve Çin’de anlatılacak.

Genç belediye başkanına partiden ziyaret var

Genç belediye başkanına partiden ziyaret var

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yücel Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’ye makamında ziyaret etti.

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel’i makamında ağırladı. CHP’li Yücel’in Başkan Denizli’ye yeni görevinde başarı dileklerinde bulunduğu ziyarette, CHP Çeşme İlçe Başkanı Sait Kavasoğulları ve ilçe yöneticileri ile Çeşme Belediye Meclis Üyeleri de yer aldı.

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’ye yeni görevinde başarı dileklerinde bulunan Yücel, “Lal Başkanım hem gençliği hem enerjisi hem de genç yaşına rağmen partide aldığı görev ve kazandığı belediyesi ile Çeşme’ye İzmir’e çok yakıştı. Ben inanıyorum ki bu dönem Lal Başkanın danışmanlığında çok güzel işler yapacaksınız. Çeşme çok güzel ama Lal Başkanımla ve sizlerle daha güzel olacağına inanıyorum” dedi.

BMW Group iki yeni konsept modelini sergiledi

BMW Group iki yeni konsept modelini sergiledi

Borusan Otomotiv’in Türkiye temsilcisi olduğu BMW Group, iki yeni konsept modelini otomobil gün yüzüne çıkardı.

İki kişilik lüks spor otomobil konsepti BMW Concept Skytop ile ustalık ürünü BMW Motorrad R20 Concept’i çok özel bir etkinlikte tanıttı.

Özel klasik otomobillerin yanı sıra en çarpıcı yeni modellerin ve konsept araçların sergilendiği, otomobil koleksiyoncularının merakla beklediği etkinlik Concorso d’Eleganza Villa d’Este İtalya’nın kuzeyinde, Lombardiya bölgesindeki Como Gölü kıyısında bulunan Villa d’Este otelinde gerçekleşti.

BMW Concept Skytop

BMW Concept Skytop
BMW, estetik ve dinamizmi en üst seviyede sunan iki kişilik lüks konsept otomobili BMW Concept Skytop tasarımını Concorso d’Eleganza Villa d’Este 2024’te tanıttı. Akıcı ve zarif dış hatları ile son derece rafine bir görünüme sahip otomobilde özel malzemeler geleneksel usta işi bir işçilikle harmanlanmış. BMW Concept Skytop’un yolculuk etme isteği uyandıracak şekilde tasarlanan iç mekanı, kabinin kaslı yüzeyleri ve otomobilin yaşam alanını arkaya doğru yönlendiren çizgiler tamamlıyor. Kapı omuz çizgisine entegre edilen kanatçıklar geleneksel kapı kollarının yerini alırken hafif alaşımlı jantlar ise yan profildeki benzersiz görünümünü daha da güçlendiriyor.

BMW Concept Skytop, öne uzanan geniş kaputu ve ikonik BMW köpekbalığı burnu tasarımını aydınlatmalı böbrek ızgarası ile süslerken geriye doğru uzanan arka kısım göz kamaştırıyor. Efsanevi BMW Z8 Roadster modeline referansların özenle seçildiği modelde kaputtan itibaren iç mekana ve bagaj kapağındaki alüminyum kaplamaya kadar uzanan çizgi, otomobilin benzersiz silüetini belirginleştiriyor.

Otomobilin iki koltuğunun arkasındaki deri kaplamalı takla barı ve B sütunundaki yan kanatçıklar, tamamen açılabilir arka camla birleşiyor. Otomotiv endüstrisindeki en ince profile sahip kompleks yapıdaki LED teknolojili farları model için özel olarak geliştirilmiş. Otomobilin stopları ise yere paralel olarak tasarlanmış tek parça haliyle dikkat çekiyor.

BMW Z8 ile motor seçeneğinde de benzerlikleri bulunan BMW Skytop Concept, efsanevi roadster gibi markanın en güçlü V8 motoruyla birlikte geliyor.

BMW R 20 Concept

BMW R 20 Concept 

BMW Group, Concorso d’Eleganza Villa d’Este’de BMW Motorrad’ın en yüksek kalitede mühendislikle üretilmiş ve en ince ayrıntısına kadar rafine edilmiş yeni tasarımı BMW Motorrad R 20 Concept modelini tanıttı.

BMW Motorrad’ın efsanevi hava-yağ soğutmalı boxer motorunun merkezde adeta bir heykel gibi konumlandırıldığı motosiklet mükemmel mühendisliği ve klasik tasarımıyla etkileyici bir model haline dönüşüyor. Yeniden geliştirilen şasisi ve 17 inç siyah jantlarıyla daha modern bir tasarıma kavuşan modelde krom-molibden üretilmiş BMW Paralever salınım kolu yerine çelikten üretilmiş bir versiyon kullanıyor. Kinematik tahrik kolu ve iki defa frezelenmiş alüminyum arka aks taşıyıcıları da motosikletin mühendislik süreçlerinin ne kadar titizlikle gerçekleştiğini gösteriyor.

BMW Motorrad R 20 Concept’te maksimum sürüş keyfi için özenle geliştirilmiş tamamen ayarlanabilir Öhlins Blackline süspansiyonlar yer alırken, temel araç geometrisi 62,5 derecelik direksiyon açısına ve 1550 mm’lik dingil mesafesine sahip.

Motosiklet dünyasının standartlarını yeniden belirleyen BMW Motorrad R 20 Concept, hava yağ soğutmalı 2 litrelik boxer motorunda yeniden geliştirilen silindir kapağı, kayış koruması ve yağ soğutucusu ile geliyor.

Bertan Başaran “Tarz Her Şeyin Yanıtıdır”

Yönetmen Bertan Başaran: “Tarz Her Şeyin Yanıtıdır”

“Kimler Geldi Kimler Geçti” ve “Şahmaran” projeleriyle dikkat çeken yönetmen Bertan Başaran, yaratım sürecinin sancılı ama bir o kadar da heyecan verici olduğunu anlatıyor. Ünlü yönetmen, tarzını ve ilham kaynaklarını paylaşıyor ve Serenay Sarıkaya ile çalışmanın kendisi için büyük bir şans olduğunu vurguluyor.

 RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ

nazanortac@outlook.com.tr

Bertan Başaran “Tarz Her Şeyin Yanıtıdır”

Üst üste iki projeyle çok konuşuldunuz… “Kimler Geldi Kimler Geçti” ve “Şahmaran”… Bu dizilerin yaratım süreci nasıl geçti?

Yaratım süreçleri genel olarak sancılı süreçlerdir. Senaryoları iyi çalışmanız, okumalar yapmanız ve anlatım dilinizi bulmanız gerekir. Bunlardan sonra da cevaplamanız gereken yüzlerce soru, bakmanız gereken mekanlar kostümler vs… Ve tabii ki kısa bir zaman…

Her iki projede de sizi en çok heyecanlandıran veya zorlayan unsurlar neler oldu?

Her proje beni çok heyecanlandırır ve korkutur. Benim için işlerin en heyecan verici kısmı oyuncular ile bir şeyler yaratmaktır diyebilirim.

Bu iki dizi arasında yönetmenlik açısından ne gibi farklılıklar ve benzerlikler yaşadınız? Tarzınızı bu projelere nasıl yansıttınız?

“Şahmaran” dizisinde ustam Umur Turagay ile çalıştım. İlk işimdi, çok korkuyordum, onun kanatları altında çalıştım diyebilirim. “Kimler Geldi Kimler Geçti”, aslında dördüncü uzun soluklu işim oldu. Bütün bölümleri ben çektim, bambaşka bir maceraydı. Ece Yörenç de beni serbest bıraktı diyebilirim. Çok eğlenceliydi ve kendimi tanımam ve görmem açısından çok önemliydi. Bir tarzım olduğunu söyleyemem, zira her proje kendi içinde bir tarz dikte eder zaten yönetmene.

Bertan Başaran

 “Şahmaran” mitolojik bir hikâyeyi anlatıyor. Mitolojik unsurları modern anlatımla nasıl dengelediniz?

Mitolojik unsurları araç olarak kullanıp, aslında mitolojinin anlattığı duyguların üstüne gittik sanırım.

“Şahmaran”ın ikinci sezonu için yakında sete gireceksiniz… İzleyicileri bu kez ne gibi sürprizler bekliyor?

Bu sezon daha heyecanlı diyebilirim…

Yönetmenlik kariyeriniz boyunca size ilham veren veya etkilemiş olan yönetmenler ve filmler hangileri? Bu etkiler projelerinize nasıl yansıyor?

F.F. Copolla, David Fincher, Gus van Sant, Denis Villeneuve ve filmleri diyebilirim. Birçok film izliyorum, beğeniyorum. Görsel estetik algım, hikaye anlatım şeklim bu yaşıma kadar izleyip sevdiğim filmlerden, resimlerden, sergilerden, fotoğraflardan mutlaka etkileniyordur. Herhangi bir filmi veya projeyi örnek alarak çekmiyorum projelerimi, özgün olmayı tercih ediyorum.

Bertan Başaran

Bugüne kadar yönetmenlik kariyerinizde karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve bunların üstesinden nasıl geldiniz?

Her yönetmende olduğu gibi; az para, az zaman, çok iş…

Her iki dizinizi de Netflix için çektiniz. Netflix gibi global bir platformda çalışmanın avantajları neler?

Bana değer verildiğini hissettiriyorlar. Kendimi yaratımda daha özgür hissediyorum. Onların güveni beni daha da motive ediyor ve tabii dünya seyrediyor.

“Serenay benim en büyük şansım”

Serenay Sarıkaya her iki dizinizde de başrolde. Serenay ile çalışmak nasıl bir deneyimdi? Onun performansı hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Serenay benim en büyük şansım diyebilirim. Mükemmel bir oyuncu, çalışkan ve mütevazı. O, beni daha iyi bir yönetmen yapıyor…

Global bir platformda dünyaca tanınmış oyuncularımızla çalışmanın projelerinize getirdiği uluslararası ilgi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hâlâ inanamıyorum! Kendi aranda bir şeyler yapıyorsun, bir anda dünya çapında oluyor, bu inanılmaz…

Bertan Başaran

Uluslararası izleyici kitlesinin projelerinize tepkileri nasıl oldu? Bu geri bildirimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Genelde beğenildi. Ben doğru yapılan eleştirileri okumayı çok seviyorum, beni geliştiriyor.

“Tehlikeli bir şeyi tarzla yapmak, sanat dediğim şeydir”

Tarzınız ve stilinizle de dikkat çekiyorsunuz. Modaya özel bir ilginiz var mı?

Bunu, Charles Bukowski’nin harika bir yazısıyla cevaplamak isterim…

Tarz her şeyin yanıtıdır.

Sıkıcı veya tehlikeli bir şeye yaklaşmanın taze bir yolu.

Sıkıcı bir şeyi tarzla yapmak, tehlikeli bir şeyi tarz olmadan yapmaktan daha iyidir.

Tehlikeli bir şeyi tarzla yapmak, sanat dediğim şeydir.

Boğa güreşi sanat olabilir.

Boks sanat olabilir.

Sevmek sanat olabilir.

Bir konserve sardalyayı açmak sanat olabilir.

Çok az kişi tarza sahiptir.

Çok az kişi tarzını koruyabilir.

Erkeklerden daha çok tarza sahip köpekler gördüm, her ne kadar pek az köpeğin tarzı olsa da.

Kediler bol bol sahiptir.

Hemingway beynini bir av tüfeğiyle duvara dayadığında, bu tarzdı.

Ya da bazen insanlar size tarz verir.

Joan of Arc tarza sahipti.

Vaftizci Yahya.

İsa.

Sokrates.

Sezar.

García Lorca.

Hapiste tarz sahibi adamlarla tanıştım.

Hapiste, hapishane dışında olduğundan daha çok tarz sahibi adamla tanıştım.

Tarz farktır, yapma şekli, yapılma şekli.

Sakin bir su birikintisinde sessizce duran altı balıkçıl kuşu,

ya da sen, çıplak, banyodan çıkarken beni görmemen…

Moskova’da gastronomi festivali başladı

Moskova’da gastronomi festivali başladı

Rusya’nın başkenti büyük çaplı bir gastronomi festivali olan ‘Moskova Dalga Üzerinde. Balık Haftası’na ev sahipliği yapıyor. Moskova, en lezzetli geleneksel ve sıra dışı balık ve deniz ürünleri yemeklerini sunmak üzere Türkiye’den konuklarını bekliyor.

Rusya’nın başkenti yapılan festival 2 Haziran da sona erecek.

Herkesin 500’den fazla taze balık ve deniz ürünü çeşidini satın alabilmesi için şehrin dört bir yanında marketler, panayırlar ve zincir mağazalar açıldı. Tüm ürünler doğrudan Murmansk’tan Uzak Doğu’ya, ayrıca Karadeniz kıyılarından Pasifik bölgesine kadar Rusya’nın en iyi üreticileri tarafından tedarik ediliyor. Ayrıca her festival ziyaretçisi, başkentteki restoranlarda ve açık yemek alanlarında festivale özel hazırlanan eşsiz balık ve deniz ürünlerini deneyimleyebilecek. Moskova, en lezzetli geleneksel ve sıra dışı balık ve deniz ürünlerini ikram edebilmek için Türk misafirlerini bekliyor.

Can Temiz ‘’Yerin Dibi Göğün Sonunda’’

Can Temiz ‘’Yerin Dibi Göğün Sonunda’’

Can Temiz, yeni albümü öncesi son düzlüğe girerek ‘’Yerin Dibi Göğün Sonunda’’ isimli EP’sini Warner Music Türkiye etiketiyle yayımladı.

Yerin Dibi Göğün Sonunda EP’sinde yer alan 3 şarkıdan odak şarkısı olan Mutlu Taklidi, Türkçe sözlü rock müzik türünde melankolik ve duygusal yapısı ile öne çıkıyor. Ayrıca EP’de, diğer bir yeni şarkı ‘’Ölü Çiçeklerin Üzerinde’’ ve geçtiğimiz aylarda yayımlanan ‘’Unutuyorum Ne Kadar Acıttığını’’ şarkıları da yer alıyor.

Tüm şarkıların söz ve bestelerine kendi imzasını atan başarılı müzisyen Can Temiz, projenin prodüktörlüğünde de rol alarak Ali Rıza Şahenk ile çalışmaları gerçekleştirdi. Kayıtlar, mix ve mastering çalışmaları ise Ali Rıza Şahenk tarafından kendi stüdyosu TheFatlab’da gerçekleştirildi.