Yazılar

Geleneksel Türk motifleri sofranızda

Geleneksel Türk motifleri sofranızda

Ramazan ayında sofralara zarafet kazandıran Bambum, Zeugma Ethnic Porselen Yemek Takımı göz alıcı masalara eşlik ediyor.

Geleneksel Türk motiflerini modern tasarım anlayışıyla birleştiren Zeugma Porselen Yemek Takımı, estetik görünümüyle sofralara ayrı bir hava kazandırıyor. 24 parçadan oluşan 6 kişilik Bambum Zeugma Porselen Takımı, dayanıklı yapısıyla uzun süre kullanım sunuyor.

Sahan takımından çaydanlığa kahvaltı takımlarından tencere setlerine kadar birçok ürünü tek çatı altında bulunduran Bambum, Zeugma Porselen Yemek Takımlarını satışa sundu.

İtalyan tatlısı ‘Tartufo’ Golf Royal Gourmet ailesinde

İtalyan tatlısı ‘Tartufo’ Golf Royal Gourmet ailesinde

Golf Dondurma, Golf Royal Gourmet ile geleneksel Türk lezzetlerinin yanına dünya lezzetlerini de ekleyerek dondurma severlere gerçek gurme deneyimi yaşatıyor.

Golf Royal Gourmet Belçika çikolatasından Madagaskar vanilyasına, Bodrum mandalinasından Mersin Lamas limonuna kadar iştah açan lezzetleriyle gerçek dondurma keyfini tüketicilerinin beğenisine sunuyor.

İtalya’nın nefis tatlısı Tartufo ise akışkan sosu, vanilyası, Belçika çikolatası, enfes brownie parçaları ile tüketicilerin iştahını kabartan’Golf Royal Gourmet Tartufo’da bir araya geliyor.

“Ülker Anadolu Baharat” serisi Bizim Toptan’da

“Ülker Anadolu Baharat” serisi Bizim Toptan’da

“Ülker Anadolu Baharat” serisi raflarla buluştu. Karabiberden pul bibere, naneden kekiğe Anadolu mutfağının halis lezzetine lezzet katacak 13 farklı üründen oluşan seri, Bizim Toptan ve Seç Marketler’de müşterilerin beğenisine sunuldu.

Yeni baharat serisi olan “Ülker Anadolu Baharat” Bizim Toptan ve Seç Marketler’de satışa sunuldu. Seride acı toz biber, tatlı toz biber, karabiber, pul biber, nane, kekik, susam, çörek otu, kimyon, köri, limon tuzu, sumak ve tarçın olmak üzere 13 çeşit ürün bulunuyor. Ürünler farklı büyüklükteki ambalajlarda hem Ev Dışı Tüketim (EDT) müşterilerinin hem de bireysel müşterilerin kullanımına uygun olarak raflarla buluştu.

Tiny House’lar için yeni yönetmelik

Tiny House’lar için yeni yönetmelik

Doğayla iç içe olmayı sağlaması ve hızlı yatırım dönüşü nedeniyle turizm tesisi yatırımcıları tarafından talep gören Tiny House’lar için yeni düzenlemeler getirildi. Yeni yönetmeliğe göre, “mobil evler” olarak resmiyet kazanan Tiny House’ların bulunacağı tesislerin imar planlarında kamping ya da kırsal/eko turizm kullanımlarına ayrılmış alanlar olması gerekiyor. Ayrıca konaklama birimlerinin hareket kabiliyetini ortadan kaldıracak düzenlemelerin yapılamayacağı belirtilirken, her birim için en az 250 metrekarelik bir alan ayrılması şartı bulunuyor.

Turizm amaçlı hizmet verecek Tiny House’lar için yeni düzenlemeler yapıldı. Cumhurbaşkanı Kararı ile 8112 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle”, Tiny House’ların turizm tesislerinde kullanımı ve işletimi için yeni kriterler getirildi. Tiny House’ların “Mobil Evler” olarak resmiyet kazandığı düzenlemeye göre, bu yapıların bulunacağı tesislerin imar planlarında kamping ya da kırsal/eko turizm kullanımlarına ayrılmış alanlar olması gerekiyor.

Her birim için 250 metrekarelik alan şartı

Yönetmelikte, “Mobil evler, tahsisli kamu taşınmazları hariç olmak üzere, imar planlarında kamping ya da kırsal/eko turizm kullanımlarına ayrılmış alanlarda düzenlenen, tamamı mobil evlerden oluşan, en az beş, en fazla 49 konaklama birimi içeren tesislerdir” denilerek, bu tesislerin sahip olması gereken nitelikler ise şöyle sıralanıyor:

  • Konaklama birimi başına en az 250 metrekare alan.
  • Tesis alanının çit, duvar, yeşillik gibi düzenlemeler ile çevreden tecrit edilerek aydınlatılması.
  • Girişte konaklama birimi başına bir araç olmak üzere otopark, resepsiyon-idare ünitesi.
  • Mobil evlerin tamamının tescil belgesinin mal sahibi veya belge sahibi ya da işletmeci adına düzenlenmiş olması.

 Hareket kabiliyetini ortadan kaldıran düzenlemeler yapılamayacak

Yönetmelik, konaklama birimlerinde doğal ışık alınacak şekilde düzenlemeler yapılmasını da gerekli kılıyor. Konforlu bir kullanım için uygun mobilya elemanlarının olması şart koşulurken, yastıktan çöp kutusuna, havludan minibara kadar bulundurulması gereken eşyalar tek tek sayılıyor. Ayrıca konaklama birimlerinin hareket kabiliyetini ortadan kaldıracak düzenlemelerin yapılamayacağı açıkça belirtiliyor. Böylece birimlerin regülasyonlara göre üretilmeleri garanti altına alınırken, hareket edebilme kabiliyetlerinin olması zorunlu kılınıyor. Bu da hiç yerinden hareket ettirilmeyecekmiş gibi yapılan çevre düzenlemelerinin artık olamayacağı; mobil evlerden oluşan tesislerin konaklama hizmeti verecekleri alanın planlamasını Tiny House’ların hareket kabiliyetlerine uygun yapması gerektiği anlamına geliyor.

Bu tesislere ilişkin turizm işletmesi belgesi başvurusunda, tescil belgesinin ibraz edilmesi isteniyor. Başvuru tarihi itibarıyla geçerli teknik muayene zorunluluğu getirilirken, turizm işletmesi belgesi alındıktan sonra da bunların yaptırıldığına ilişkin geçerli muayene belgesinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ibraz edilmesi gerekiyor. Öte yandan lokanta, alakart lokanta, kafeterya, bar salonu, pasta salonu, kafe ve kahvaltı salonu ünitelerinin toplam kapasitesinin 100 kişiyi geçemeyeceği, toplantı salonu ve çok amaçlı salon yapılamayacağı vurgulanıyor.

Nurettin Çolak, Mela Bedel “Ninni”

Nurettin Çolak, Mela Bedel “Ninni”

Dünya çapında yaptığı şarkıları ve remixleri ile adından söz ettiren başarılı prodüktör DJ Nurettin Çolak’ın yeni şarkısı, ’Ninni’ Sony Music Türkiye etiketi ile müzikseverlerle buluşuyor.

Başarılı prodüktör DJ Nurettin Çolak, önümüzdeki günlerde yayınlanacak proje albümünde de bulunacak olan “Ninni’’ şarkısına Mela Bedel ile imza attı. Sözü ve müziği Mela Bedel’e ait olan synthwave pop şarkının yeni nesil soundlardaki düzenlemesi ise Nurettin Çolak’a ait.

Daha önce proje albümü kapsamında Melis Fis, Anıl Piyancı, Berkay Altınyay, Ayça Özefe, Sufle ve Ero ile şarkılarını dinleyicilerle buluşturan Nurettin Çolak şimdi de Mela Bedel ile bir ortak çalışmaya imza attı.

Müziğini ‘yenilikçi ve kendini tekrar etmeyen’ olarak tanımlayan Nurettin Çolak, müzikteki renkliliği çalışmalarına da yansıtıyor.

Bayram tatilinizi keyfe döndürün

Bayram tatilinizi keyfe döndürün

Sofitel Istanbul Taksim, Bayram tatilini baştan sona keyfe dönüştürmek isteyen misafirlerini bekliyor.

Sofitel Istanbul Taksim, bayram neşesini her detayın düşünüldüğü eşsiz bir tatil konaklamasıyla birleştiriyor. Bayram tatili boyunca, Executive Şef Matteo Bertuletti ve profesyonel ekibinin önderliğinde, imza lezzetler eşliğinde The Oven restoranında unutulmaz bir gastronomi deneyimi yaşayacaksınız. Ruhsal ve mental rahatlamanın adresi Sofitel Spa’da, baharı yenilerek karşılayacaksınız. Her detayın düşünüldüğü ve kişiye özel tatil anlayışıyla tasarlanan Superior, Imperial ve Suit oda seçenekleriyle Sofitel Istanbul Taksim, bayram neşesini unutulmaz bir tatil deneyimiyle buluşturuyor.

Oruç beyin hücrelerini kamçılıyor ve büyüme faktörünü tetikliyor!

Oruç beyin hücrelerini kamçılıyor ve büyüme faktörünü tetikliyor!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ramazan orucunun etkilerini nörobilim açısından değerlendirdi…

Ramazan orucuyla kişinin beyindeki açlık toklukla ilgili hipotalamus bölgesini terbiye ettiğini dile getiren Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “On saatten fazla açlık oluştuğu için vücut ‘Aç kalıyorum eyvah’ diyor, alarma geçiyor ve kendini yenilemeye başlıyor.” dedi.

Orucun beyinde büyüme faktörünü tetiklediğini söyleyen Prof. Dr. Tarhan, “Beyin hücrelerini kamçılıyor, kemik iliği hücrelerini kamçılıyor ve kendini yenileme yaptırıyor. Ramazan orucunun sinir sistemine verdiği sıkıntı, bu büyümenin sonucu. Bu döneme vücudumuzun sağlıklı çalışmasına katkı sağlayan bir süreç diyebiliriz.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ramazan orucunun beyne etkisi hakkında bilgi verdi.

“Ramazan baştan çıkarıcı duygularla baş etmek için bir fırsattı”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, ramazan orucunun üç boyutlu bir ibadet olduğunu dile getirerek, “Bu sosyal, mali ve şahsi bir ibadettir. Şahsi ibadet ile ilgili düşünürsek insanın içerisinde böyle duygular var; nefsi emare olarak bilinen yoldan çıkarıcı, baştan çıkarıcı duygular. Bu zamanda çok azgın olan duygular. Asıl özgürlük o duyguların dediğini yapmak değil o duygulardan özgür olmaktır. O duygular, baştan çıkarıcı, yoldan çıkarıcı, mal, makam düşkünlüğü, şöhret düşkünlüğü, aç gözlülük, çıkarcılık gibi insanlarda var olan genel duygular. Ramazan bu duygularla baş etmek için bir fırsattır. Toplu bir ibadet olduğu için herkese de etki edebiliyor.” dedi.

“Oruç tahammül gücümüzü, dayanıklılık gücümüzü arttırıyor”

Orucun insana dayanıklılık eğitimi verdiğini de kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Dayanıklılık eğitimiyle ilgili pozitif psikoterapi yöntemlerinde modüller yazılıyor. Dayanıklılık eğitimi, fırsat eğitimidir. Bu dönem insanın dayanma gücünü, tahammül gücünü arttırıyor. Hayatta gizli psikoloji yasası var. Mükafatını tahammül edenlere veriyor. Oruç da tahammül gücümüzü, dayanıklılık gücümüzü arttırıyor.” diye konuştu.

“Çocuklar hemen istediğini elde etmesin, davranışının doğal sonucunu yaşasın”

İkinci kazancın da doyum erteleme becerisini güçlendirmek olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Modernizm haz peşinde koşmayı yüceltti, arzuları serbest bıraktı. Böyle olunca da insanların hepsi haz peşinde koşan vur patlasın, çal oynasın oldu. Zincirleri kır, duvarları yık diyen insan tipolojisi çok yaygınlaştı. Böyle durumlarda doyum erteleme becerisini çocuklarda öğretmeyi tavsiye ediyoruz anne babaya. Çocuklar hemen istediğini elde etmesin, davranışının doğal sonucunu yaşasın. Yanlış bir şey yapıyorsa onun bedelini ödesin. İsteklerini, emek vererek elde etsin.  Bunu çocukluktan başlayarak, yürümeye başlamasından itibaren öğretiyoruz.” dedi.

“Kişi beyindeki açlık toklukla ilgili hipotalamus bölgesini terbiye ediyor”

Prof. Dr. Tarhan, ramazan orucunun insanın nefsini terbiye ettiğini ve iradesini güçlendirdiğini de ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ramazan orucunu inanmadan tutarsanız, çok acı çeker, huzursuz olursunuz. Beynimize, nörobilim penceresinden baktığımız zaman bir kimse ramazan orucuna inandığı zaman beyin onunla ilgili program geliştiriyor ve mideye, bağırsağa ilk birkaç gün alışma dönemi dışında ‘akşam yiyeceksin, ertelemek zorundasın’ diye mesaj veriyor. Kişi beyindeki açlık toklukla ilgili hipotalamus bölgesini terbiye ediyor.

“Beyin hücrelerini kamçılıyor”

On saatten fazla açlık oluştuğu için vücut ‘Aç kalıyorum eyvah’ diyor, alarma geçiyor ve kendini yenilemeye başlıyor. Beyinde büyüme faktörünü tetikliyor, beyin hücrelerini kamçılıyor, kemik iliği hücrelerini kamçılıyor ve kendini yenileme yaptırıyor. Ramazan orucunun sinir sistemine verdiği sıkıntı bu büyümenin sonucu. Bu döneme vücudumuzun sağlıklı çalışmasına katkı sağlayan bir süreç diyebiliriz

 

Dişler hekiminiz beyazlatmalı

Dişler hekiminiz beyazlatmalı

Kiminin dişeti kanar, kiminin yirmilik dişleri ağrıya sebep olur kiminin de dişleri hep sarardığından beyazlatma ihtiyacını sık duyar… Sorunlar çok olsa da aslında dişlerimize özen gösterdiğimizde, diş kontrollerimizi ihmal etmediğimizde, alışkanlık haline getirdiğimizde dişlerimizin de sağlıklı olur. Uzmanlar en sık karşılaşılan diş sorunlarının başında dişeti kanamalarının geldiğini belirtiyor. Peki dişlerimizi fırçalarken neden bazen dişetlerimiz kanar? Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Dt. Mustafa Yılmaz yanıtladı.

Dt. Mustafa Yılmaz

Dt. Mustafa Yılmaz

Diş beyazlatma (bleaching) nedir, dişlere zarar verir mi?
Beyazlatma işlemi için doğru hastaya doğru endikasyon, doğru teknik ve malzeme seçimi ile uygulandığında kesinlikle bir zararı yoktur. Bunun için hasta seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Dişlerinde defekt görülen, mevcut hassasiyet problemi görülen, dişeti çekilmesi ile kök yüzeyi açıkta olan hastalarda uygulanması doğru değildir. Malzeme seçiminde ise sağlık bakanlığı tarafından onaylı beyazlatma ajanları tercih edilip kesinlikle hekim tarafından uygulanmalıdır.

Diş fırçalama rutini nasıl olmalı?
Ağız ve diş sağlığını korumak için dişlerimizi doğru fırçalamak oldukça önemlidir. Diş çürüklerini ve diştaşı oluşumunu engellemek için ağız bakımının en önemli parçası diş fırçalamadır. Diş fırçalama günde en az 2 kez 3’er dakika yapılmalıdır. Diş fırçalama ile bakteri plağı ve yiyecek artıklarının büyük oranda temizliği sağlanır. Ancak bakteri plaklarının ve gıda artıklarının tam olarak temizlenebilmesi için mutlaka diş ipi kullanımı gereklidir.

Pause Sağlık

Diş fırçalarken dişeti kanaması neden olur?

  • Ağız ve diş sağlığı bakımının ihmal edilmesiyle biriken plaklar ve gıda artıkları dişetlerinde iltihabi duruma yol açar. Diş eti dokusunun veya diş eti ile diş dokularının birleştiği bölgede yer alan bağların iltihaplanması durumunda, diş etlerinin doku bütünlüğü zarar görür (Gingivitis, Periodontitis). Bu durum dişeti kanamasına sebep olabilir.
  • Sert bir şekilde diş fırçalama dişeti kanamasına neden olabilir.
  • Hamilelik döneminde hormonal değişimlerde dişetlerini etkileyerek kanamaya neden olabilir.
  • Mevcut kanama hastalıkları kanama yatkınlığı dişeti kanamasına sebep olabilir.

20 yaş dişleri hangi durumlarda çekilmelidir?
20 yaş dişleri dişlenmede en arkada ve en son çıkan dişlerdir. Çene kemiğinde yeterli alan olduğunda dişler düzgün bir şekilde sürmüşse ve karşıt dişle kapanışında sorun yoksa çekimine gerek yoktur. Ancak yeterli alan olmadığında dişlerde çapraşıklığa sebep olma ihtimalinde, apse varlığında, çürük varlığında, baskı ağrısı varlığında çekimi gerekir.

Sanasaryan Han kapılarını açtı

Sanasaryan Han kapılarını açtı

Tarihi yarımadada yer alan Sanasaryan Han, A Luxury Collection Hotel, İstanbul, misafirlerini ağırlamaya başladı.

Marriott Bonvoy’un 30’u aşkın sıra dışı otel markasından oluşan portföyünün bir parçası olan Sanasaryan Han, a Luxury Collection Hotel, Istanbul kapılarını misaflerine açtı.

Luxury Collection Başkan Yardımcısı ve Global Marka Lideri Philipp Weghmann, “Hem ticaret hem de kültür açısından uluslararası bir merkez olarak tanınan İstanbul’u The Luxury Collection ile tanıştırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sanasaryan Han, a Luxury Collection Hotel, İstanbul, bu tarihi şehrin ruhunu yansıtıyor ve dünyadaki tüm seyahat severlerin maceracı ruhunu temsil ediyor” dedi.

D vitamini eksikliği menopozu hızlandırıyor!

D vitamini eksikliği menopozu hızlandırıyor!

Kadınlarda adet döngüsünün ve doğurganlığın sona erdiği dönem ‘menopoz’ olarak adlandırılıyor. Ülkemizde kadınlar genellikle 45-49 yaşları arasında menopoza giriyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Burcu Yılmaz, ancak bazı hatalı alışkanlıklarımızın menopozu hızlandırdığına işaret ederek, Menopoz önlenebilir ya da geciktirilebilir bir durum değildir. Menopoz yaşını öne çekebilen aile öyküsü, genetik etkenler, bazı cerrahi müdahaleler gibi faktörler de değiştirilemez. Ancak süreci hızlandırabilen bazı hatalı alışkanlıklara dikkat ederek menopoza daha erken yaşta girilmesi önlenebilmektedir. Özellikle sigara kullanımı menopoza girme sürecini hızlandıran en önemli etkenlerden biridir. Yapılan araştırmalara göre, sigara alışkanlığı menopozu ortalama 2 yıl öne çekmektedir” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Burcu Yılmaz, menopoz sürecini hızlandıran hatalı alışkanlıkları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Dr. Burcu Yılmaz

Dr. Burcu Yılmaz

Sigara içmek

Uzun süreli ve düzenli sigara içen her 10 kadından 1’inin erken menopoz için risk altında olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Günde bir paket ve üzeri sigara içen kadınların menopoza ortalama 2 yıl önce girdikleri belirtiliyor. Bu etkinin sigara dumanında bulunan polisiklik hidrokarbonların yarattığı doku toksisitesinden kaynaklandığı düşünülüyor.

D vitaminini ihmal etmek

Yapılan çalışmalarda, D vitamini eksikliğinde daha az folikül, yani yumurta geliştiği gözlenmiş. D Vitamini düzeylerini karşılaştırarak yapılan bir çalışmada, D vitamini alan grupta erken yaşta menopoza girme riskinin yüzde 17 daha düşük olduğu tespit edilmiş. D vitamini ve güneş ışığından maksimum düzeyde faydalanabilmek için Mart-Ekim ayları arasında, 11.00-15.00 saatleri dışında, her gün 25-30 dakika güneşlenmeniz çok önemli. Ayrıca her yıl mutlaka D vitamini seviyenize baktırıp, gerekirse takviye ilaç almak için hekiminize başvurmayı ihmal etmeyin.

Vücut ağırlığına dikkat etmemek

Beden kitle indeksinin normalin üzerinde veya altında olması da menopozu hızlandırabilen önemli  bir risk faktörü. Çok zayıf olmak, örneğin yağ kitle indeksinin yüzde 12’inin altında olması daha az yağ dokusu, dolayısıyla daha az östrojen deposuna sahip olmak demek. Çünkü östrojen dengesi periferal yağ dokuyla birebir ilişkili oluyor. Anormal düzeyde düşük yağ dokusu adetlerin kesilmesine ve her 3 kadından 1’inin daha erken yaşta menopoza girmesine neden olabiliyor. Dr. Burcu Yılmaz, öte yandan obezitenin de menopozu hızlandıran önemli etkenler arasında yer aldığını belirterek, “Periferik yağ dokusu arttıkça östrojen dengesi bu sefer de terazinin diğer yönünde olumsuz olarak etkilenerek, adet döngülerini ve yumurta kalitesini olumsuz etkilemektedir” diye konuşuyor.

Kalsiyumdan yetersiz beslenmek

Yapılan çalışmalarda kalsiyumdan zengin beslenen kadınlarda erken menopoz yüzde 13 oranında daha az gözlenmiş. Dr. Burcu Yılmaz, menopozun daha erken yaşta gelişme riskine karşı kalsiyumdan zengin beslenmeye önem verilmesi gerektiğini hatırlatarak, “Beslenme listesine kalsiyumdan zengin gıdalar eklemek kemik sağlığının yanı sıra yumurtalık fonksiyonları açısından da önem taşımaktadır. En önemli kalsiyum kaynakları süt ve süt ürünleridir. Bunun dışında pekmez, susam, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, kuru meyveler, fındık ile fıstık da kalsiyumdan zengin besinlerdir ” diyor.

pause sağlık

Hareketsiz bir yaşam sürmek

Hareketsiz bir yaşam tarzı toksinlerin vücutta birikmesine neden oluyor. Bunun aksine düzenli yapılan egzersiz sayesinde kalp hızının artması oksijenli kanın vücuda daha fazla pompalanmasını sağlıyor. Dolaşımdaki bu artış toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca egzersiz vücut ısısını artırarak toksinlerin atılmasında rol oynayan ter bezlerini tetikliyor. Düzenli egzersiz menopozal geçiş dönemi ve semptomları da hafiflettiği için oldukça önemli. Haftada en az 3 gün düzenli olarak egzersiz yapmayı alışkanlık edinin.

Sağlıksız beslenmek

İşlenmiş besinler, rafine karbonhidrat ve basit şekerler kan şekerinde ani iniş ve çıkışlara sebep oluyorlar. Bunun sonucunda hormon regülasyonunu bozarak potansiyel olarak erken menopoza yol açabiliyorlar. Aynı şekilde doymuş ve trans yağlar da hormon regülasyonunu bozabiliyor. Bu konuda kanıta dayalı çalışmalar devam ediyor.

Kronik strese maruz kalmak

Kronik strese maruz kalmak, uzun süren yüksek kortizol seviyeleri maruziyeti anlamına geliyor. Bu durum da vücuttaki hormon dengesini, özellikle östrojen ve yumurtlama düzenini, dolayısıyla adet düzenini etkileyebiliyor.

Bu belirtilerde mutlaka hekime başvurun!

Özellikle adet döngüsündeki değişiklikler, örneğin kanamanın yoğunluğundaki ya da sıklığındaki ani değişimler menopoza işaret edebiliyor.  Adet döngüsü normalde 28 günde gerçekleşiyor. Adet döngüsünün sıklaşarak 22 güne kadar düşmesi, yumurtalık rezervindeki azalmanın ilk sinyali olabiliyor. Dr. Burcu Yılmaz, adet döngüsünde yaşanan değişimlerde mutlaka hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunarak, “Hekiminiz sizi klinik ve ultrasonografik olarak değerlendirecek, tanıyı gerekirse laboratuvar bulgularıyla destekleyecektir. Yumurtalık rezervindeki azalmanın tespiti durumunda öncelikle yumurta dondurma ve yardımcı üreme yöntemleri gibi koruyucu doğurganlık önlemleriyle ilgili sizi bilgilendirecektir” diyor.