Yazılar

Yemeklerinize bir diş sarımsak ekleyin

Yemeklerinize bir diş sarımsak ekleyin

Kış aylarında havaların soğumasıyla beraber grip, larenjit ve farenjit gibi solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma riskimiz artıyor. Özellikle soğuk havalarda bağışıklık sistemimizi güçlendirmek vücut direncimizi arttırarak bu hastalıklara yakalanma riskimizi düşürüyor. Bağışıklık sistemimiz yaş, beslenme, fiziksel aktivite, stres gibi faktörlerden etkileniyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığının, güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanın temelleri arasında yer aldığına işaret ederek, “Yetersiz beslenme bağışıklık sistemimizi olumsuz yönde etkileyerek vücudumuzu enfeksiyonlara karşı savunmasız hale getiriyor. Bu durum da çok daha kolay hasta olmamıza ve iyileşmemizin gecikmesine yol açıyor. Kış aylarında beslenmemizde dikkat etmemiz gereken en önemli nokta ise öğünlerimizde çeşitliliği yakalamak olmalı. Bu dönemde tek bir besine odaklanmak yerine farklı meyveler ve sebzeler tercih etmemiz vücudumuza farklı vitamin ve mineralleri almamızı sağlayarak bağışıklığımızı güçlendirecektir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için beslenme alışkanlığımızda dikkat etmemiz gereken 10 kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi

Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi

Güne kahvaltısız başlamayın

Güçlü bir bağışıklık sistemi için sabah kahvaltınızı mutlaka yapın. Kahvaltınızda yumurta ve peynir gibi protein kaynaklarının yanına C vitamininden zengin kapya biberi ve yeşil biberi eklemeye özen gösterin. C vitamini ısıdan çok çabuk etkilenen bir vitamin olduğu için kapya ve yeşil biberi çiğ olarak tüketmenizde fayda var. Yüksek C vitamini ve beta karoten içeren marul, maydanoz ve tere otunu tabağınızın yarısını dolduracak miktarda ilave edin.

Yemeklerinize soğan ve sarımsak ekleyin

Güçlü bir antioksidan olan glutatyon hücrelerimizin serbest radikallere karşı korunmasını sağlıyor. Ayrıca vücudumuzun toksik maddelerden arınmasına yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, önemli bir antioksidan olan glutatyonun vücudumuzda üretilebilmesini sağlayan sistein maddesini içeren soğan ve sarımsağı yemeklerinize eklemenizin önem taşıdığını belirterek, “Sağlıklı bir yetişkinseniz yemeklerinize günlük bir diş sarımsak ve bir küçük boy soğan eklemeniz bağışıklığınızın güçlenmesine katkıda bulunacaktır” diyor.

Zerdeçal ile karabiberi birlikte kullanın

Zerdeçal A, C ve E vitamininden, B grubu vitaminlerinden ve beta karotenden zengin bir baharat. Zerdeçalın içerisinde bulunan kurkumin iltihapların azalmasına yardım ediyor. Sağlıklı bir yetişkinseniz çorbalarınıza, yemeklerinize veya yoğurdunuza toplamda günlük 1-2 çay kaşığı toz zerdeçal eklemeniz bağışık sisteminizi güçlendirerek enfeksiyonlardan korunmanıza katkıda bulunacaktır. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, “Zerdeçalı yemeklere özellikle karabiberle birlikte eklemenizde fayda var. Zira karabiberde yer alan piperin zerdeçalda bulunan kurkuminin emilimini iki bin kat daha fazla arttırıyor” diyor.

Pause Sağlık

Beslenme listenizde balkabağına yer verin

Yüksek beta karoten içeriğine sahip olan balkabağı vücudumuzda oksidatif stresin azalmasına ve bağışık sistemimizin güçlenmesine katkı sağlıyor. Bu önemli etkileri nedeniyle sofranızda balkabağı çorbasına ve sulu balkabağı yemeklerine mutlaka yer verin. Az şekerle yapılmış balkabağı tatlısı, yüksek lif ve düşük kalori içeriğiyle sağlıklı bir tatlı tercihi olarak öne çıkıyor. Tabii ki porsiyon kontrolü sağlayarak, aşırıya kaçmadan tüketmeniz çok önemli. Balkabağı tatlınıza tarçın ve ceviz eklemeniz, tatlınızı lezzetlendirmenin yanı sıra kan şekerinizin dengelenmesine de yardımcı olacaktır.

Sebze yemeklerini eksik etmeyin

Sebzeler içerdikleri vitaminlerle bağışıklık sistemimizi güçlendirmeye katkı sağlarken aynı zamanda yüksek lif içerikleri sayesinde bağırsaklarımızın düzenli çalışmasına ve uzun süre tok kalmamıza da yardımcı oluyor. Örneğin; ıspanak C ve K vitamininden, folik asitten, demirden ve kalsiyumdan zengin bir sebzedir. Ispanak yemeğinize C vitamini içeriği yüksek limon suyunu eklemeniz, bağışıklığınızı güçlendirmenin yanında içeriğindeki demir mineralinin de emilimini arttıracaktır. Öğünlerinizde kırmızı et, tavuk ve balık gibi protein kaynaklarının yanında bol yeşillik ile hazırlanmış salataları tüketmenizde fayda var. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, C vitamini kaybını önlemek için bazı kurallara mutlaka dikkat etmeniz gerektiğini belirterek, “Örneğin; metal bıçaklar C vitamini kayıplarına yol açıyorlar. Yeşil yapraklı sebzelerin çok küçük parçalara ayrılması da oksijenle teması arttırarak vitamin kayıplarına neden oluyor. Vitamin kaybına karşı yeşil yapraklı sebzeleri metal bıçak kullanmadan, ellerinizle çok küçük parçalara ayırmadan koparıp tüketmeyi alışkanlık edinin” diyor.

Çorbalarınıza et veya tavuk suyu ilave edin

Et veya tavuk suyu eklemeniz çorbalarınızın lezzetini arttırırken aynı zamanda besin değerini de yükseltiyor. İçeriklerinde bulunan aminoasitler vücut direncinizi arttırıp grip, soğuk algınlığı gibi solunum yolu enfeksiyonlarında semptomların hafiflemesine yardımcı oluyor. Soğuk kış aylarında et veya tavuk suyu eklenmiş çorbalarınızı sofralarınızdan eksik etmeyin.

Meyve ve yağlı tohum tüketmeniz şart

Ara öğünlerinizde tüketeceğiniz mandalina, portakal, greyfurt ve kivi gibi C vitamininden zengin meyveler antioksidan etkileriyle soğuk havalarda sizi hastalıklara karşı koruyacaktır. Meyvelerinizin yanında badem, fındık, ceviz ve kaju gibi yağlı tohumlara yer vermeniz kan şekerinizin dengelenmesine yardımcı olacaktır. Örneğin, ceviz güçlü bir antioksidan olan yüksek E vitamini içeriği sayesinde vücudun enfeksiyonlara karşı savaşmasına destek oluyor. Günlük beslenmenize iki bütün orta boy ceviz ekleyebilirsiniz. Ancak kavrulmaları sırasında içlerinde bulunan sağlıklı yağlar zarar gördükleri için yağlı tohumları çiğ olarak tüketmeye özen gösterin.

Pause Sağlık

Su içmek için susamayı beklemeyin

Yeterli su tüketimi toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olarak bağışıklık sistemimizin güçlenmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle gün içerisinde su içmeyi ihmal etmemelisiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Begüm Bengi, su içmek için susamayı beklememeniz gerektiğine işaret ederek, “Susama refleksi su içmek için geç kalınmış bir cevaptır. Vücut dehidrate olmaya, yani su kaybetmeye başladıktan sonra susama refleksi gelişiyor. Bu nedenle sık aralıklarla su tüketiminizi sağlamalısınız. Günlük içmeniz gereken su miktarınızı kilonuzu 35 ml’ye çarparak bulabilirsiniz” diyor.

Probiyotik besinler çok önemli

Probiyotikler içeriklerindeki yararlı bakterilerle vücudumuzda bulunan zararlı bakterilere karşı savaşıyor, enfeksiyonlara yakalanma riskimizi azaltıyor. Öğünlerinize mutlaka peynir, kefir, yoğurt gibi fermente süt ürünlerini ekleyin. Fermente içeriği sayesinde güçlü bir probiyotik besin olan tarhanaya çorbalarınızda yer verin. Şalgam, lahana turşusu ve salatalık turşusu da fermente besinler arasında yer alıyor. Ancak turşu ve şalgamın yüksek tuz içeriğine sahip olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle özellikle hipertansiyon hastalarının tüketimlerini sınırlandırmalarında fayda var.

Bitki çayınızı bal ile güçlendirin

Soğuk kış aylarında bitki çayları hem ısınmamıza hem de bağışıklığımızın güçlenmesine destek oluyor. Ihlamur çayı, kuşburnu çayı, ada çayı, zencefil çayı ve yeşil çay yüksek antioksidan kapasiteleriyle vücut direncimizi arttırarak gribal enfeksiyonlardan korunmamıza katkı sağlayabiliyor. Sağlıklı bir yetişkinseniz günde iki fincan bitki çayı içerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz. Yapılan araştırmalara göre; bitki çaylarının bal ile lezzetlendirilmesi çayların antioksidan kapasitesini ve fenolik madde içeriklerini arttırıyor. Antioksidan etkinin yeşil çayda dört kata, ıhlamur çayında ise 60 kata kadar çıktığı gözlenmiş. Ilık bitki çayınıza bir çay kaşığı bal eklemeniz bağışıklık sisteminizin güçlenmesine katıda bulunacak, boğaz ağrılarınızın azalmasına ve öksürüklerinizin hafiflemesine yardımcı olacaktır.

Ege, 28 yıl aradan sonra “Delice Bir Sevda”yı tekrar yorumladı 

Ege, 28 yıl aradan sonra “Delice Bir Sevda”yı tekrar yorumladı 

Ege, 90’lı yıllardan bu yana sadece Türkiye’de değil Ortadoğu, İran ve Balkanlarda klasiklere girmiş olan şarkısı Delice Bir Sevda’yı yeniden yorumladı.

Düzenlemesini Erol Temizel’in klip yönetmenliğini Yavuz Selim Kılınç’ın üstlendiği  şarkının  klip çekimleri dünyanın en büyük gemi Kulübü Cosmos Moonlight’ta gerçekleştirildi. Yaklaşık 100 dansçının ve oyuncunun rol aldığı kliple ilgili Ege duygularını şöyle dile getirdi; “Delice Bir Sevda sadece Türkçe değil başka dile çevrildiği ülkelerde de klasikleşmiş hala dinlenen ve sevilen bir şarkı. İstedim ki bir jenerasyonun en kıymetli hatıralarını taşıdığı bu şarkı, şimdi çocuklarına saklayacakları bir anı olsun.. Şarkının orijinaline dokunmadan, her yerde rahat çalınabilmesi için sadece ritim ve enstrümanları yenilediğimiz bu versiyonunu umarım hem anne babalar hem de çocukları sever.”

“Ağrı yoksa basit bir yağ bezesidir” demeyin!

Ağrı yoksa basit bir yağ bezesidir” demeyin!

Kimi zaman el bileğinde belirirken kimi zaman karında, kollarda, sırtta, boyunda çıkıyor ortaya… Toplu iğne başından ceviz büyüklüğüne hatta 10 santimetrenin de üzerine çıkarak dev bir görünüme dönüşebiliyor… Ülkemizde çok yaygın bir sorun olan yağ bezeleri (lipomlar) yaklaşık her 1000 kişiden 1’inin kapısını çalıyor. Acıbadem Ataşehir Hastanesi Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan, yağ bezelerinin dünya genelinde en sık görülen iyi huylu yumuşak doku tümörü olduğunu belirtirken “Dokunduğunuzda genellikle kolayca hareket eden ve sıklıkla ağrıya neden olmayan yağ bezelerinde en büyük tehlike, kötü huylu yumuşak doku kitlelerini taklit edebilmesidir! Bu nedenle vücudunuzdaki yumruları yani yüzeyel ve derin cilt altı kitlelerini yağ bezesi olarak düşünmeyin ve mutlaka konunun uzmanı hekime başvurun” diyor. Yağ bezelerinin nedenlerinin kesin olarak bilinmemekle beraber, genetik bozukluklar, hiperkolesterolemi gibi kolesterol seviyesinin kanda çok yüksek olduğu rahatsızlık, obezite ve kronik darbeler (travma) sonucu da oluşabildiğini belirten Prof. Dr. Korhan Özkan, toplumda doğru sanılan yanlış bilgilerin hayati riske yol açabildiğini vurguluyor. Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan, yağ bezeleri hakkında doğru bilinen 5 yanlışı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Korhan Özkan

Prof. Dr. Korhan Özkan

  1. “Herkesin vücudunda yağ bezesi oluyor, normal bir şey”: YANLIŞ!

DOĞRUSU: ‘Herkesin vücudunda görülebilen yaygın bir sorun’ şeklindeki yaklaşım toplumda en tehlikeli, yanlış inanışların başında geliyor. Dışarıdan gözle görülebilen, dokunabildiğimiz her şişlik yağ bezesi olmayabilir. Bu lezyonlar fibrom, hemanjiyom ve nodüler fasit gibi iyi huylu kitleler olabildiği gibi, sarkom denilen oldukça saldırgan, kötü huylu ve zamanında tedavi edilmezse hayatı tehdit edebilen tümörler ve kanserler olabilirler.

  1. Ağrı yoksa basit bir yağ bezesidir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Yağ bezeleri ağrısızdırlar ama büyüklüklerine bağlı olarak çevre damar sinir yapılarına bası yapabildiğinden ağrı, uyuşma hatta hareket kaybına yol açabilen şikayetler ve bulgular ortaya çıkabiliyor. Ayrıca nadir görülen bir tümör olan ‘iğsi hücreli tümör’ ya da ‘anjiolipom’ denilen bazı yağ bezesi alt tipleri kendiliğinden ağrıya yol açabilirler.

  1. Lezyonların hepsi iyi huyludur: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Ortopedi ve Travmatoloji, Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan  “Ne yazık ki liposarkom denilen yağ bezesi benzeri hücreler ihtiva eden bazı tümörol şişlikler oldukça agresif ve vücudun diğer organlarına yayılma yani metastaz yapma potansiyeline sahiptirler. Uygun zamanda ve uygun şekilde ortopedik onkologlar gözetiminde tedavi edilmelidirler” diyor.

pause sağlık

  1. Bitkisel tedavi ile sorun halledilir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Toplumumuzda yaygın olan yanlış bilgilerden biri de; yağ bezelerinin ve diğer kitlelerin sülük tedavisi, hacamat ve bazı bitkisel merhemlerle tedavi edilebileceği! Yağ bezelerinin sülük, hacamat ve bitkisel merhemlerle tedavi edilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Korhan Özkan “Konuyla hiçbir ilgisi olmayan ve tıp eğitimi bulunmayan kişilerin önerdiği ve gerçekleştirdiği bilimsel literatürden tamamen uzak uygulamalar hastalarımızın durumunu daha komplike hale getirebilmekte hatta hayatlarını tehdit edebilecek sonuçlara yol açabilmektedir!” diyerek tıbbi tedavinin şart olduğu uyarısında bulunuyor.

  1. Biyopsi yapılmadan çıkarılabilir: YANLIŞ!

DOĞRUSU: Vücuttaki tüm yüzeyel kitlelerin uygun görüntüleme yöntemleri yapılmadan, herhangi bir doktor tarafından çıkarılabileceği şeklindeki inanışın doğru olmadığını ve ciddi zararlara neden olabileceğini vurgulayan Ortopedik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Korhan Özkan “Maalesef ortopedik onkoloji kliniğine başvuran hastaların neredeyse yarısına yakını başka yerlerde uygun olmayan görüntüleme ve biyopsi yapılmadan ‘basit yağ bezesi’ olarak düşünülen ancak sarkom denilen kötü huylu tümörü olan hastalardan oluşmaktadır! Uygun olmayan şekilde yapılmış ilk cerrahi, ikincil cerrahiyi zorlaştırmakta ayrıca nüks oranını artırarak hastanın hayatını tehdit etmektedir” uyarısında bulunuyor. Bu tür olayların yaşanmaması için görüntüleme yöntemleri uygulanması ve şüphelenilen vakalarda uygun şartlarda uygun teknikle biyopsi yapılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Korhan Öztürk, “Biyopsiyi yapan kişinin tümör cerrahisini de yapabilecek yetkinlikte olması ve multidisipliner ekip yönetiminde uygulanması gerekmektedir” diyor.

Depremzede çocuklardan “Hayalimdeki Yarın” sergisi

Depremzede çocuklardan “Hayalimdeki Yarın” sergisi

Adıyamanlı depremzede çocuklar ünlü sanatçı İsmail Acar ile birlikte http://themaestrohotel.com The Maestro Hotel’de yapılan ortak sergide buluştu.

Yüz yılın felaketi olarak nitelendirilen ve 10 ilimizi neredeyse tamamıyla yerler bir eden depremin ardından yaralar sarılmaya devam ediyor. İlk günde bu yana hem maddi hem de manevi desteklerine devam eden Mirzaoğlu Holding çok özel projede Adıyamanlı depremzede çocuklarla buluştu.

Sanatın iyileştirici gücü üzerinden depremzede çocuklarla sanatsal bir bağ kuran Mirzaoğlu Holding’in bu projesine dünyaca ünlü Türk çağdaş resim sanatçısı İsmail Acar liderlik ediyor. Deprem sonrası Adıyaman’a giden şirket yetkilileri ve ünlü sanatçı İsmail Acar, orada kurduğu resim atölyesinde çocuklara buluştu. Bu atölye çalışmasından sonra depremzede çocukların eserleri ve çocuklar İstanbul’a getirildi. İlk defa İstanbul’a gelen çocuklar şehrin tarihi yerlerini gezme şansıda buldu.

The Maestro Hotel’de gerçekleşen serginin açılışını İstanbul Valisi Davut Gül yaptı. Çocuklar ile birlikte sergiyi dolaşan Vali Gül, onlarla sohbet edip gelecek hakkında konuştu. Sergiye devlet erkanı ve iş dünyasından katılım oldu.

Zefbey  “Aklım Kaldı”

Zefbey  “Aklım Kaldı”

Zefbey’in, ‘Aklım Kaldı’ isimli yeni şarkısı sosyal medyada en çok paylaşılan şarkılar arasında yerini aldı.

Aslen Samsun’lu ancak İzmir’de Sokak şarkıcılığı yapan 22 yaşındaki Zefbey, şarkılarına güvendiğini ve zirveye çıkacağını belirterek iddialı konuştu. Asıl adı Zafer Eroğlu olduğunu belirten Zefbey, ‘Aklım Kaldı’dan önce ‘Yaş Yastıklar Şahit yıllar’ isimli şarkıda Hazal ile düet yapmıştı. Klarnet, gitar, piyano çalan Zefbey, yeni teklisi ‘Aklım Kaldı’nın Sözünü Salman Genç ve Zefbey’in (Zafer Eroğlu) yazdı. Bestesi Zefbey’in kendisine ait bu projede, Matd Music Productions, Aranjörlüğünü Mehmet Akif Tuna Demirtaş’ın yaptığı müzik projesinde, Kayıtları, Mix, Mastering’leri Mehmet Akif Tuna tarafından yapıldı.  Zefbey’in ‘Aklım kaldı’ isimli şarkısının Yönetmenliğini Murat Toparlı’nın üstlendiği Projenin Menajer koordinatörlüğünü Gökhan Genç, Yapımcılığını Servet Şan’ın Fabrika Prodüksiyon etiketi tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Setur’dan yılbaşı için tatil önerileri

Setur’dan yılbaşı için tatil önerileri

Setur, yepyeni bir yılı aileleri ve sevdikleriyle unutulmaz bir tatil ile karşılamak isteyen tatilseverlere özel yılbaşı önerilerini paylaştı.

Abant, Afyon, Sapanca ve Kayak Bölgelerinin yanı sıra Antalya otelleri, ev sahipliği yapacakları sanatçılarla, yeni yıl coşkusunu misafirlerine doyasıya yaşatmaya hazırlanıyor. 2024’ü yurt dışında kutlamak isteyenlere özel turlarda Avrupa ülkeleri dikkat çekiyor. Ren ve Tuna Nehri’nin yanı sıra Japonya cruise turları benzersiz bir yılbaşı kutlaması vaat ediyor.

Sanatçılı oteller yılbaşı keyfini dolu dolu yaşatacak

Misafirlerine, yeni yıl coşkusunu dolu dolu yaşatacak programlar hazırlayan Abant, Afyon ve Sapanca otelleri bu yıl da yoğun talep görüyor. NG Enjoy Hotel’de Hülya Avşar, NG Sapanca Wellness & Convention’da Ferhat Göçer, NG Afyon’da ise Cenk Eren yılbaşı gecesi sahne alıyor. Akrones Thermal Spa Convention Sport Hotel Deniz Seki, Elite World Grand Sapanca Hotel ise Ayta Sözeri yılbaşı özel konserleri ile öne çıkıyor. Abant Palace, 30 Aralık Rober Hatemo, 31 Aralık’ta ise Zara konserleriyle yılbaşı coşkusunu iki güne yayıyor.

Yılbaşına özel programlar düzenleyen oteller arasında bulunan Kars, Sarpino Mountain Hotel Merve Özbey konseri ile yılbaşı keyfini yaşatmaya hazırlanıyor. Antalya, Mirage Park Resort ise 30 Aralık’ta Melek Mosso, 31 Aralık’ta ise Sakiler grubunun vereceği konserlerle yılbaşı keyfini ikiye katlıyor. Kıbrıs’ta ise Elexus Hotel’de Ebru Gündeş, Kaya Artemis Hotel’de Derya Uluğ, Limak Deluxe Hotel’de İrem Derici, Acapulco Hotel’de ise Tan Taşçı yılbaşı gecesi konserleriyle yeni yıl kutlamasını unutulmaz kılıyor. Setur’un önerdiği tüm sanatçı programlı otellere https://www.setur.com.tr/yilbasi-sanatcili-oteller linkinden ulaşılabiliyor.

Yurt dışı turlarına talep artıyor

Yılbaşını yurt dışında karşılamak isteyen tatil seveler için Setur’un önerdiği yılbaşına özel turlar arasında Barcelona, 6 ülke Balkan turu rotası, Porto ve Lizbon turları bulunuyor. Benzersiz bir yılbaşı deneyimi için Finlandiya’da bulunan gizemli Laponya bölgesi ve nefes kesen Paris turlarına ilgi artıyor.  Cruise turlarında ise Ren Nehri boyunca Noel pazarlarıyla ünlü duraklara uğrayan Ren Nehri’nde Noel Pazarları turu 12 Aralık itibarıyla başlıyor. Yılbaşını çok farklı bir kutlama ile unutulmaz kılmak  isteyenler için 20 Aralık’ta başlayacak Japonya-Tayvan turu ve 28 Aralık çıkışlı Tuna Nehri turu öneriliyor.

Narın bilinmeyen faydaları

Narın bilinmeyen faydaları

Birçok topluma göre bereketin simgesi olan narın sağlık için de pek çok faydası bulunuyor. Zengin antioksidan içeriği bulunan nar, diyetlerde rahatlıkla tüketilebiliyor ve sindirim sistemine de iyi geliyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. N. Sinem Türkmen, narın faydaları hakkında bilgi verdi.

Dyt. N. Sinem Türkmen

Dyt. N. Sinem Türkmen

Nar 3 kat fazla antioksidan içeriyor

Nar en faydalı meyveler arasında yer almaktadır. Narda; lif, B6, B1, B2, B3, B5, C, E, K vitaminiyle birlikte kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, sodyum, çinko bulunmaktadır. Nara bu anlamda vitamin ve mineral deposu denilebilir. Pek çok besinden üç kat daha fazla antioksidan içerir. Antioksidanlar, vücut hücrelerini serbest radikallerin verdiği hasardan korur. Narın sağlığa faydaları arasında şunlar yer almaktadır:

  1. Yüksek tansiyonu düşürür: Yüksek tansiyon, kalp krizi ve felçlerin önde gelen nedenlerinden biridir. Düzenli nar tüketiminin kan basıncını düşürdüğü yönünde araştırmalar bulunmaktadır.
  2. Eklem ağrılarına iyi gelir: Nardaki bileşiklerin iltihap önleyici etkileri bulunur ve eklemlerle ilgili sorunlarda narın fayda sağlayabilmektedir.
  3. Kalp krizi riskini düşürür: Kalp hastalıkları dünyada yaygın ölüm sebeplerinden biridir. Narda bulunan punisik asidin kalp sağlığını koruduğu bilinir. Yüksek trigiliserid düzeyine sahip 51 kişide yapılan 4 haftalık çalışmada günde 800 mg nar çekirdeği yağının trigliseridi düşürdüğü, HDL oranının yükseldiğini göstermiştir. Ayrıca farklı araştırmalar nar suyunun yüksek tansiyonu düşürdüğünü ortaya koymuştur.
  4. Kanser riskini azaltır: Narın antioksidan içeriğiyle; prostat, mide kanseri, kolon kanseri, akciğer kanseri, meme kanseri üzerinde olumlu etkileri olduğu çeşitli çalışmalarca gösterilmiştir.
  5. Sindirim sistemine iyi gelir: Narın sindirim sistemi üzerine olumlu etkileri vardır. Antibakteriyel ve antiviral etkisiyle bağırsaklardaki zararlı bakterileri ortadan kaldırır. Şişkinlik ve kabızlığı önler.
  6. Mantar enfeksiyonlarıyla savaşır: Nardaki bitki bileşikleri zararlı mikroorganizmalarla savaşmaya yardımcı olabilir. Bazı bakteri türleriyle ve ayrıca Candida albicans mantarına karşı etkilidir. Anti-bakteriyel ve anti-mantar etkileri, ağzınızdaki enfeksiyonlara ve iltihaplanmalara karşı da koruyucu olabilir.
  7. Hafızayı güçlendirir: Narın hafızayı iyileştirebileceğine dair bazı kanıtlar vardır. Yapılan araştırmalar ayrıca narın Alzheimer hastalığıyla savaşmaya yardımcı olabileceğini düşündürmektedir.
  8. Cilt kolajenini artırır: Vücuttaki kolajen yaşlandıkça azalmaktadır. Ayrıca kötü beslenme, sigara ve diğer olumsuz yaşam tarzı alışkanlıkları kolajenin hızlı kaybedilmesine neden olabilir. Narın antioksidan içeriği yaşlanmayı önler.
  9. Dengeli hidrasyonu sağlar: Narın hem yağlı hem de kuru cilt tipleri için faydalı olduğunu söylenir. Nardaki antioksidanlar sayesinde ciltteki yağ- nem dengesi korumaktadır.

İzmir Marriott’ta görkemli yılbaşı

İzmir Marriott’ta görkemli yılbaşı

İzmir Marriott, 2023’ü sevgiyle uğurlarken, 2024’e muhteşem bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor. Misafirlerine renkli bir atmosferde yeni yıl ruhunu yaşatmayı planlayan İzmir Marriott, yılbaşına özel hazırladığı konaklama paketleriyle 31 Aralık gecesini şölene çeviriyor.

Lima Restaurant’ta Gala Yemeği veya Pagos Rooftop’ta DJ Party katılımının dahil olacağı iki kişilik konaklama paketleri; odada karşılama ikramları, Quan Spa’da masaj hizmeti ve geç kahvaltı servisi ile yeni yıla harika bir başlangıç yapmanızı sağlıyor.

Yılbaşı konaklama paketi tüm bu ayrıcalıkların yanı sıra, otelin müsaitlik durumuna göre erken giriş ve geç çıkış imkânı da sunuyor.

İzmir Marriott, 270 EUR’dan başlayan özel fiyatlı yılbaşı konaklama paketleri ile misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor.

Bilgi: 0232 497 00 00

El ayak döküntülerine dikkat

El ayak döküntülerine dikkat

Çoğunlukla yaz aylarında görülen el-ayak hastalığı son zamanlarda sonbahar ve kış aylarında da sık görülmeye başlandı. Çocukları sevdiği kadar, havasız ortamları da çok seven ve özellikle kışın tercih edilen kapalı oyun alanlarında, kreşlerde çok sık görülmeye başlanan hastalık ebeveynlerin de kafasını karıştırıyor… Çünkü çocukluk çağının döküntülü hastalıklarından biri olan el-ayak-ağız hastalığı ailelerde “Çocuğum kızamık mı oldu? Su çiçeği mi geçiriyor?” gibi endişelerine de yol açabiliyor. Peki aradaki farkı nasıl anlayabilirsiniz? Bulaşıcı bir hastalık mı? Kaç sürmesi normaldir? Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr Osman Karlı yanıtladı.

Dr. Osman Karlı

Dr. Osman Karlı

El-ayak-ağız hastalığı nedir?
El-Ayak-Ağız hastalığı bir virüs hastalığıdır. Çoğunlukla etkenler Coxsackievirus A16 ve Enterovirus 71 adlı virüsleridir. Çok hızlı şekilde bulaşır.

Hangi yollarla bulaşır?

  • Burun salgıları,
  • Tükürük,
  • Dışkı ve
  • Solunum damlacıkları ile.

Hangi aylarda daha çok görülür?
Yaz aylarında ve daha çok plaj, havuz, şezlong kullanımı kaynaklı vakalar görülürdü. Ancak artık kış aylarında da temasın çok olduğu anaokulu ve kreşler, sirkülasyonun hızlı olduğu ve hijyen kurallarına çok dikkat edilmeyen kapalı oyun alanları nedeniyle daha sık görülmeye başlanmıştır.

Belirtileri nelerdir?

  • Hastalık bulaştıktan sonra genelde ilk olarak yüksek ateş ve boğaz ağrısı, halsizlik, iştahsızlık görülür.
  • Ellerde ayaklarda, ağız etrafında, bazen ağız içinde kırmızı içi sıvı dolu kabarcıklar, döküntüler olur.
  • Döküntü kaynaklı şiddetli kaşıntı ve ağrı görülebilir.
  • Ağız içindeki yaralar nedeniyle beslenme ve yutma güçlüğü oluşabilir.
  • Döküntüler nadiren de olsa kalça bölgesine, gövdeye ve yüze yayılabilir.
  • İyileşme süresi yaklaşık 7-10 gün arasıdır ve bulaştırıcılık da ortalama 7 gün sonra biter.
  • Hastalığa yakalananlar bu süre içinde evde kalmalı ve evdeki diğer bireylere bulaşı önlemek için hijyen ve temas önlemlerine dikkat etmelidir.
  • Hastalığın şiddetine ve hastalanan kişinin bağışıklık durumuna göre nadiren menenjit (beyin zarı iltihabı), miyokardit (kalp kası iltihabı) ve ateşli havale gibi komplikasyonlar görülebilmektedir.

Tanı ve tedavi nasıl yapılır?
Hastalığın tanısı; hastanın fizik muayenesi ve klinik bulgularıyla konur. Tablonun netleşmediği durumlarda ek sürüntü örnekleri ve laboratuvar testleri istenebilir.

Liv Hospital

Özel bir tedavisi var mı?

  • Şikayetleri azaltmaya yönelik tedaviler uygulanır. Bol sıvı alımına dikkat edilmelidir.
  • Sağlıklı beslenmeye dikkat edilmeli bol miktarda meyve-sebze tüketimi ve probiyotiklerden zengin besinler alınmalıdır.
  • Ateş ve ağrı durumunda ağrı kesici ve ateş düşürücüler kullanılabilir.
  • Ağız içi yaralarda lokal, anestezik-antiseptik özellikli spreyler ve gargaralar tercih edilebilir.
  • Döküntüler ve kaşıntılar için topikal veya sistemik antihistaminik ilaçlar kullanılabilir.

Tekrar geçirme olasılığı var mı?
Birden fazla virüs tipi bu hastalığa neden olduğu için ve kalıcı bağışıklık bırakmadığı için hastalığı geçiren kişiler tekrar geçirebilir.

Erişkinlerde görülür mü?
Nadiren de olsa erişkinler de bu hastalığa yakalanabilir.

İtalyan Mutfağı Haftası’nda “Lezzetle Sağlık Bir Arada”

İtalyan Mutfağı Haftası’nda  “Lezzetle Sağlık Bir Arada”

İtalya’nın gastronomik zenginlikleri, bu yıl da “Lezzetle Sağlık Bir Arada” teması altında, yemeğin kültürel bir ifade olarak gücünü ve sağlıklı yaşamın bir parçası olarak rolünü kutluyor.

İtalyan gastronomisinin en seçkin ve özgün değerlerini dünya çapında sergilemek amacıyla başlatılan İtalyan Mutfağı Haftası, İtalyan yemek kültürünün uluslararası sahnede tanıtılması, İtalya’nın hedefe yönelik ihracatını, uluslararası iş ilişkilerini ve turizmini güçlendirmeyi hedefliyor.

İtalya’nın dünyadaki büyükelçilikleri, konsoloslukları ve kültür enstitüleri İtalyan Ticaret Ajansı ofisleri ile gerçekleştirilen etkinlik bugüne kadar yüzden fazla ülkede ve toplamda 8.000’den fazla girişimle İtalyan mutfağının inceliklerini paylaşıldı.

Bu yıl, sekizincisi düzenlenen İtalyan Mutfağı Haftası’nın odak noktasını İtalyan Mutfağı Sofralarda: Lezzetle Sağlık Bir Arada teması oluşturuyor. Bu temanın kökleri, İtalyan mutfak geleneğinin yalnızca etkileyici lezzetler sunmakla kalmamasına; iyi ve dinç bir yaşam biçimini teşvik etmesine uzanıyor. İtalyan mutfak kültürü, sürdürülebilirlik ve yerel ürünlerin kullanımı gibi unsurlarla besleniyor ve böylece yemeğin sadece bir lezzet aracı değil, aynı zamanda bir zindelik kaynağı olarak önemini vurguluyor.