Yazılar

Yapay zekayı nerelerde kullandık… 

Yapay zekayı nerelerde kullandık… 

Ipsos Araştırma Şirketi tarfından gerçekleştirilen “GÜNDEME DAİR araştırma verilerinden derlenen bu haftaki içerik dosyasında; “Yapay Zeka” başlığı etraflıca mercek altına alındı.  Çağın gekeleri karşısnda ihtiyaç sağlanabilecek hemen her alanda, son dönemde karşılaşılan bir başalık olsa da « Yapay Zeka » hakkında elde edilen Türkiye temsil bulgular dikkat çekiyor. Birkaç başlığa yer vercek olursak;

  • Ülkemizde ‘AI-Yapay Zekâ’ uygulamalarını duyanların oranı?
  • Gündelik hayatında bu uygulamaları kullananların oranı ne?
  • “AI/Yapay zekâ uygulamalarını duyanların bilgi kaynakları ne? Nereden duydukları?”
  • Üretken yapay zekâ uygulamalarına örnek bir isim belirtilmesi istendğinde, doğru yanıt verenlerin oranı ne?
  • Hiç cevap veremeyenlerin oranı ne?
  • Yapay zekâ uygulamalarının en çok etkileyeceği düşünülen 3 sektör hangileridir?
  • Yapay zekânın gelişimi ve iş hayatına etkisi hakkında düşünceler nasıl? Hangi başlıklar altında toplanıyor?
  • “Yapay zekâ/AI kullanımının ileriki nesiller için yaratacağı etki hakkında düşünceler nasıl?

 Yukarıda sıralanan başlıklara ait sorulara bireylerin verdiği ifade, tutum ve davranışlarının değerlendirmeleri grafiklerle de anlatılmıştır.

 YAPAY ZEKA BAŞLIĞINDAN HABERDAR MIYIZ? Günümüzün en güncel konularından biri olan “Yapay Zekâ” dan bireylerin %42’si haberdar. Üretken yapay zekâ dendiğinde ise bu deyişi duyduğunu söyleyenlerin oranı %23’e geriliyor.

Ipsos Türkiye

 

TOPLUMDA YAPAY ZEKA YAKLAŞIMI, FARKINDALIK NASIL? Ancak yapay zekâyı duyduğunu söyleyenlerin %71’i sadece ismen biliyor. Yapay zekâyı az da olsa kullanmış olanların oranı %12.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA çağın ihtiyaçlarına yönelik çözüm üretme veya sorun olma yolunda ilerlerken toplum bu başlığı nasıl ve nereden biliyor? Yapay zekâyı bildiğini söyleyen her 4 kişiden 3’ü bu konuyu internetten ya da sosyal medyadan duyduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

BELİRLİ GÖREVLERDE İNSAN ZEKASINI TAKLİT EDEBİLEN YAPAY ZEKAYI BİLİYOR MUYUZ?  Yapay zekâyı bildiğini söyleyen kişilerden örnek bir uygulama ismi söylemeleri istendiğinde, %44’ünün cevap veremediği, %36’sının ise verdiği cevapların yanlış olduğu görülüyor. Doğru cevap verenlerin oranı ise sadece %20 ve burada ChatGPT en çok bilenen uygulama olarak öne çıkıyor. Belirtilen diğer bütün uygulamalar %1 veya altında.

Ipsos Türkiye

 TOPLUMDA EN ÇOK DUYULMUŞ OLAN YAPAY ZEKA UYGULAMALARI HANGİLERİ? Yapay zekâ uygulamaları gösterilerek hangilerinin bilindiği sorulduğunda da her 3 kişiden birinin herhangi bir uygulamayı bilmediği görülüyor. ChatGPT ve OpenAI en çok duyulan / bilinen uygulamalar.

Ipsos Türkiye

YAPAY ZEKA UYGULAMALRI İLE İLGİLİ KULLANIM DURUMU NASIL? Yapay zekâyı duyan bireylerin 1/3’ü bugüne kadar herhangi bir uygulamayı kullanmamış. ChatGPT ve OpenAI bilinirliklerine paralel en fazla kullanılan uygulamalar olarak öne çıkıyor. Bing bu iki uygulamadan sonra en fazla kullanılan 3. uygulama.

Ipsos Türkiye

ENDİŞELER NE YÖNDE?

Yapay zekânın etkileyeceği sektörlerin başında bilişim teknolojileri geliyor. Savunma, finans, sağlık, otomotiv, hizmet sektörü  ve yazılı basın, yapay zekâdan etkileneceği düşünülen diğer sektörler olarak öne çıkıyor.

Ipsos Türkiye

 

SUNDUĞU FIRSATLAR NELER? …

İYapay zekânın bugünkü nesil için büyük fırsatlar sunacağını düşünenlerin oranı %39 iken, her 10 kişiden 6’sı yapay zekâ hakkında olumsuz görüş bildiriyor. Yapay zekâyı bilenlerin %30’u büyük bir tehdit olduğunu, %31’lik bir kesim de yapay zekâ yüzünden işsiz kalacağını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

İŞ İMKANI SAĞLAYACAK MI, DURDURACAK MI? Nesiller için yapay zekânın yeni iş imkânları doğuracağını düşünenlerin oranı sadece %15. Diğer taraftan iş imkânlarının kısıtlanacağı ve işsizlik sorununa neden olacağını düşünen bireylerin oranı %50.

Ipsos Türkiye Ipsos Türkiye CEO’SU SİDAR GEDİK verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; İnsanlar geçmişte tanık oldukları teknolojik gelişmelere daha pozitif, olumlu bir heyecan içinde yaklaşırdı. Yeni teknolojilerin insan ve toplum üzerindeki yan etkileri zaman içinde, yaşanarak görülürdü. Son 30 yıl içinde kitleselleşen internet, cep telefonu ve devamında akıllı telefonlar, sosyal medya gibi yenilikler yeni iş alanları açtı, öte yandan bazı iş alanlarının da sonunu getirdi. Sadece iş dünyasına etkileri ile kalmadı insanlar arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesine de yol açtı. Yaşadıklarımızın muhasebesini yaptığımızda kârda mıyız, yoksa zararda mıyız tartışması ise uzun sürecek bir tartışma.

Üretken yapay zekâ giderek artan bir hızla ile gündemimize giriyor. Ücretsiz olarak bize sunulan üretken yapay zekâ platformlarını daha fazla kullandıkça onları daha fazla eğitiyoruz, daha doğru karar verebilir hale getiriyoruz. Dil modellemeden matematik modellemeye adım atan üretken yapay zekâ giderek daha net yargılar üretebilir, kesin kararlar verebilir olma yolunda ilerliyor. Geçtiğimiz haftalarda OpenAI şirketinde yaşanan depremin arka planında da bu (matematik modellemeye dair) gelişmenin olduğu iddiaları var. OpenAI yönetim kurulunun üretken yapay zekânın daha sorumlu bir hızda, kontrollü bir şekilde geliştirilmesi için devreye girdiği ancak şirket CEO’su ile bu konuda ayrı düştükleri yönünde tartışmalar yapılıyor.

Sidar Gedik

Üretken yapay zekanın hayatımıza giderek daha fazla dahil olduğu şu dönemde endişeli olanlar hiç de az değil. Her on kişiden altısı üretken yapay zekânın iş hayatına etkilerini kendi nesli için olumsuz değerlendiriyor, işsiz kalmaktan korkuyorlar. Araştırmamıza katılan her iki kişiden biri gelecek nesiller için de yapay zekânın daha kısıtlı iş imkanları ve işsizlik riski yaratacağını düşünüyor.

Yapay zekânın muhtemel etkilerine dair oldukça endişeliyiz ama bu teknolojiye dair bilgi seviyemiz de pek yüksek sayılmaz. “Yapay Zekâ” kavramını duymuş olanlar ancak %42, kavramı “Üretken Yapay Zekâ” olarak sorduğumuzda bu oran %23’e düşüyor. Duymuş olan her on kişiden yedisi sadece ismen biliyor. Kullanmayı denemiş veya halihazırda kullanmaya başlamış olanların oranı %12. Yapay zekâ kavramını duyduğunu belirten %42 içinde yaklaşık olarak ancak her üç kişiden biri bir yapay zekâ uygulaması adı belirtebiliyor. Onların da yaklaşık yarısının belirttiği uygulama doğal olarak en popüler uygulama olan ChatGPT.

Henüz çok fazla fikir sahibi olmadığımız bu yeni teknoloji karşısında pek rahat değiliz. Neden? Bu sorunun yanıtını Stephen Hawking’in yorumlarında bulabiliriz, Hawking, “Yapay zekâ, kendisini geliştirmeyi sürdürebilir ve hatta kendisini yeniden biçimlendirebilir. Son derece yavaş bir biyolojik evrimle sınırlı olan insanlar, bu tür bir güçle yarışamaz.” diyordu, yapay zekâ insanlığı tehdit edebilir ve belki de son buluşumuz olabilir endişesi taşıyordu. Etik ve hukuki alt yapı tartışmalarının da teknoloji kadar hızlı ilerlemesini umarım. Yoksa hırsın sağduyunun önüne geçtiği her durumda olduğu üzere, burada da yolumuz iyi bir yere çıkmayacaktır. Yapay zekâ teknolojisinin ne kadar sorumlu şekilde ilerleyeceğini zaman içinde göreceğiz, ve bu çok uzun bir zaman dilimi değil.

Tek tekerlekli tahrik sistemi

Tek tekerlekli tahrik sistemi

Hyundai Motor Grubu, “Tek Tekerlekli Tahrik Sistemi – Universal Wheel Drive System”i Seul’de tanıttı. Bu yeni nesil araç tahrik sistemi, gelecekteki mobilite cihazlarının tasarımında devrim yaratacak. “Uni Wheel”, ana tahrik sistemi bileşenlerini tekerlek göbeği içindeki boş alana taşıyarak, elektrikli bir aracın (EV) kabinindeki mevcut alanı önemli ölçüde artıracak. Aynı zamanda, işlevsel olarak entegre bir tekerlekten çekiş sistemi görevi gören Uni Wheel, elektrikli araçların redüksiyon dişlisini tekerlek göbeğinin içine doğru hareket ettirerek tahrik millerinin uzunluğunu azaltıyor. Böylelikle daha düz bir zemin konfigürasyonuna olanak tanıyan sistem, çeşitli kullanım amaçları için optimize edilmiş geleceğin mobilite ürünlerinde de rahatlıkla kullanılabilecek.

Hilton Istanbul Maslak’tan dopdolu bir yılbaşı programı

Hilton Istanbul Maslak’tan dopdolu bir yılbaşı programı

Otel, Executive Chef Ceyhan Aşcıoğlu’nun imzasını taşıyan ‘Yeni Yıl Gala Menüsü’ eşliğinde konuklarına eşsiz bir ziyafet sunacak.

Lezzetlere, repertuvarı ve güçlü sesiyle Berna Çiçeksever eşlik edecek. Gece ilerleyen saatlere kadar DJ Burculusound ile devam edecek.

Yeni yıla özel menü

Menüde; Torik Lakerda, Kaju Parçacıklı Muhammara, Kuru Erikli Yaprak Sarma, Şefin Özel Peynir tabağı gibi birbirinden leziz 10 ayrı meze ile geceye başlangıç yapılan menüde, ara sıcak olarak Orman Mantarlı Ravioli, Çıtır Ördek Göğsü Dilimi ve Keçi Peynirli Krema Köpüğü yer alıyor. Ana yemekte Dilimlenmiş Dana Tenderloin ve Çektirilmiş Arpacık Soğanlı Kemik Sos ile Mor Patates Pavesi birlikte sunuluyor. Kestane, Portakal Ezme ve Tarçın Sos aromasıyla lezzetlendirilen Çikolatalı Royal’in tadı ise yıl boyunca damaklarda iz bırakacak.

Bilgi: 0 212 305 10 20 / 0538 051 44 15

Buray, Konyalıları mest etti

Buray, Konyalıları mest etti

Geçtiğimiz günlerde çıkardığı “Al Senin Olsun Dünya” albümü ve haftalardır listelerde 1 numarada olan “Olmuşum Leyla” şarkısı ile müzik listelere yön veren Buray, bir yandan da konser turnesine hız kesmeden devam ediyor. Biletlerin günler öncesinden tükendiği gelenekselleşen Konya konserinde Buray’a büyük bir seyirci korosu eşlik ederek desibel rekoru kırdı. Hit olmuş bir çok şarkısının yanı sıra son çıkardığı ve kısa süre içerisinde tüm dijital platformlarda trendlerde yerini alan “Al Senin Olsun Dünya” albümündeki parçaları da sevenleriyle birlikte coşkulu bir şekilde seslendiren Buray, muhteşem performansının yanı sıra enerjisiyle adeta sahne de inci gibi parladı.

Emrah Öz “Zor Zamanda”

Emrah Öz “Zor Zamanda”

Emrah Öz, “Zor Zamanda” adlı yepyeni şarkısı ile müzikseverlerin beğenisine sundu…

“Evime Hoşgeldin”, “Gidiyor Musun” ve “Gel Be Kadınım” gibi sevilen şarkılara imza atan Emrah Öz, yeni şarkısı “Zor Zamanda” ile müzik kariyerine heyecanla devam ediyor.

Şarkının sözleri Türkiye’nin en sevilen sanatçılarından Hakan Altun’a, bestesi Aydın Kara’ya düzenlemesi Cüneyt Yalmaz’a ait. Abim dediği Hakan Altun’un şarkısını seslendiren Emrah Öz, ‘Hakan abimin duygularından çıkan eseri okumak benim için ayrı bir onurdur. Allah herkese Hakan Altun gibi ağabeyi nasip etsin. Aynı kan değil ama candan ağabeyimdir ‘ diye konuştu.

Emrah Öz’ün Yeni single “Zor Zamanda”, Avrupa Müzik markasıyla tüm dijital platformlarda yerini aldı.

Tchibo Türkiye’nin Mağazalar Direktörü Erman Tutkun oldu

Tchibo Türkiye’nin Mağazalar Direktörü Erman Tutkun oldu

2005 yılından bu yana ülkemizde hizmet veren Tchibo Türkiye’nin Mağazalar Direktörü Erman Tutkun oldu.

Erman Tutkun kimdir?

İstanbul Üniversitesi İşletme Yönetimi bölümünden mezun olan Erman Tutkun, kariyerine Komşufırın’da Pazarlama Yetkilisi olarak başladı. Daha sonra Tchibo Türkiye’ye katılan Tutkun; Kahve Pazarlama Müdürü, Bölge Satış Müdürü ve Kurumsal Satış Müdürü pozisyonlarında görev yaptı. Ardından; Yves Rocher Türkiye’de Perakende Departman Yöneticiliği ve son olarak Doğuş Perakende Grubu / Kiko Milano’da Perakende Satış Müdürü görevlerini yürüttü.

Oğuz Holding pazar payını büyüttü

Oğuz Holding pazar payını büyüttü

Türkiye içecek sektöründe yüzde 11’lik pazar payı ile önemli bir oyuncu konumunda bulunan Oğuz Holding, hedef büyütmeye devam ediyor.

Yerli ve milli sermayesiyle ürün çeşitlilikleri ile her geçen gün arttırdıklarına dikkat çeken Oğuz Holding CEO’su Enes Örer, “Sarıyer Kola, Sarıyer Gazoz, Sarıyer Limonata, Juss Meyve Suyu, JussTea ve Black Bruin Enerji İçeceği markaları olarak, şu an 5 fabrikası bulunan Türkiye’nin en büyük içecek üreticilerinden birisi konumundayız. Fabrikalarımızda; gazlı ve meyveli içecekler, vitamin içecekleri, enerji içecekleri, sporcu içecekleri, şerbet, gazoz ve soda gibi pek çok farklı içecek grubunun üretimini yapıyoruz. Tüm üretim hatlarımız, yüzde yüz yerli ve milli üretim yapmasının yanı sıra son teknoloji ile donatılmış durumda” dedi.

Cinsel sorun sadece bedensel değil!

Cinsel sorun sadece bedensel değil!

“Cinsel sorunlar; çocukluk döneminden itibaren kaynaklanan bir ‘’ilişki’’ sorunudur. Buradaki ilişki; cinsel ilişki değil kişiler arasındaki tüm ilişkilerdir. Bu nedenle kendimizi tanımamız, anlamamız ve kendimizle ilgili yeni bakış açıları getirmeliyiz. Çünkü insanların hem ruhsal hem de bedensel sağlığı çok büyük ölçüde sağlıklı bir cinsel yaşama bağlıdır.” diyen Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sibel Malkoç, cinsel sağlık ve cinsel işlev bozukluklarını anlattı.

Op. Dr. Sibel Malkoç

Op. Dr. Sibel Malkoç

Cinsel sağlık nedir?
Cinselliğin sağlıkla beraber anılması başta garip gelebilir. Ancak ‘’Cinsel sağlık’’ üremeden çok daha fazlasını içerir. Cinsel sağlık; cinsel bir varlık olarak insanın sadece bedensel değil; duygusal, düşünsel ve toplumsal bütünlüğünü sağlayan, kişilik gelişimini, iletişim ve sevginin paylaşımını olumlu yönde zenginleştiren ve artıran sağlıklılık halidir.
Cinsel sağlığın amacı sadece üremek değil…
Cinsel sağlığın amacı; sadece üreme ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarla sınırlandırılmış tıbbı bakım ve danışmanlık değil aynı zamanda kişilik, kişisel ilişkiler ve yaşamın güçlendirilmesidir. Cinsel sağlık bir kişinin cinsel yaşamını bir zorlama olmadan, mutlu ve zarar görmeden sürdürebilmesidir.

Cinsel sağlık öğrenilmeli ve öğretilmelidir
Dünyada her yıl 500binden fazla kadın gebelik ve doğum komplikasyonları nedeniyle ölmekte, bunların sadece 4bin kadarı gelişmiş ülkelerde meydana gelmektedir. Halen her yıl 10 milyon bebek ölümü olmakta, bunların da neredeyse tümü gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşmektedir. Doğurganlığı düzenleme hizmetlerinin sadece istenmeyen gebeliklerin önlenmesini değil, anne-çocuk ölümlerinin en az üçte birini önleyebileceği hesaplanmıştır. Cinsel yolla bulaşan bakterial ve viral enfeksiyonlar epidemi düzeyine ulaşmıştır. AIDS pandemisi yaş, cinsiyet, sosyal durum ve cinsel davranış özelliği göstermeden milyonlarca insanı etkilemiştir. İşte tüm bu nedenlerden dolayıdır ki cinsel sağlık öğrenilmeli ve öğretilmelidir.

Cinsel işlev bozukluğu yaşayan kişi sayısı fazlalıkta
Yapılan araştırmalar, kadınların %30-60‘ının yaşamları boyunca en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını göstermektedir.

5 maddede cinsel işlev bozukluk sebepleri

Cinsel istek bozuklukları: Azalmış cinsel istek, cinsellikten tiksinme.

Cinsel uyarılma bozuklukları: Kadında uyarılma, erkekte sertleşme bozukluğu.

Orgazm ile ilgili bozukluklar: Kadında orgazm problemi, erkekte orgazm ve erken boşalma problemi.

Cinsel ağrı bozuklukları: Disparonia (Ağrılı cinsel ilişki), vajinismus.

Genel tıbbı duruma bağlı cinsel işlev bozuklukları: Kronik hastalık, ilaç kullanımı gibi.

Nedene yönelik tedavi planı çok önemli!
Cinsel işlev bozukluklarını tedavisinde nedeni saptayıp, ona yönelik tedavi planlamak çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki cinsel sorunlarımızı tek bir nedene bağlayarak ve zihinsel olarak o nedene saplanıp kalarak çözemeyiz. Genellikle Cinsel sorunlar; çocukluk döneminden itibaren kaynaklanan bir ‘’ilişki’’ sorunudur. Buradaki ilişki; cinsel ilişki değil kişiler arasındaki tüm ilişkilerdir. Bu nedenle kendimizi tanımamız, anlamamız ve kendimizle ilgili yeni bakış açıları getirmeliyiz. Çünkü insanların hem ruhsal hem de bedensel sağlığı çok büyük ölçüde sağlıklı bir cinsel yaşama bağlıdır.

Tempolu yürüyüş diyabeti önleyebiliyor!

Tempolu yürüyüş diyabeti önleyebiliyor!
Son yıllarda modern yaşamla beraber fiziksel aktivitenin azalması ve sağlıksız beslenme nedeniyle tüm dünyada hızla yaygınlaşan tip 2 diyabet önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Dünya Diyabet Federasyonu’nun verilerine göre; dünyada 537 milyon, ülkemizde de 9 milyon diyabet hastası bulunuyor. Sinsi ilerlemesi nedeniyle tanı henüz konulmadığı için ülkemizde bu kişilerden 3,7 milyonu diyabet hastası olduğunu bilmiyor. Bu hastaların tespit edilerek tedavilerine erkenden başlanması ise büyük öneme sahip. Zira, tip 2 diyabet başta; kalp-damar, göz, böbrekler ile sinirler olmak üzere, tüm organ ve sistemleri tahrip ederek hayat kalitesini olumsuz etkilerken, süresini de kısaltabilen ciddi bir sağlık sorunu. Acıbadem Fulya Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter, aslında tip 2 diyabetin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Risk altındaki kişilerin erken tespit edilerek sağlıklı yaşam koşullarının sağlanması sayesinde diyabetin önlenmesi veya geciktirilmesi, günümüz tıbbının en önemli hedeflerinden biri haline gelmiştir. İnsülin direnci ve prediyabet, yani gizli şeker tespit edilen kişilerde sağlıklı beslenme ile egzersiz ve ihtiyaç halinde ilaç tedavisiyle diyabetin gelişmesini önlemek veya geciktirmek mümkündür” diyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rüştü Serter, tip 2 diyabeti önlemek için almanız gereken önlemleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Prof. Dr. Rüştü Serter

Prof. Dr. Rüştü Serter

Besinlerin içeriğine dikkat edin!
Sağlıklı beslenmede günlük alınan toplam kalori ve gıdanın içeriği önem taşıyor. Prof. Dr. Rüştü Serter, yağ ve kalori içeriği yüksek olan sağlıksız gıdaların tüketiminden mutlaka kaçınmanız gerektiğine işaret ederek, “Hazır gıdaların büyük kısmında yağ ile kalori içeriği yüksektir. Bu nedenle hazır gıdaları tüketmeden önce paket üzerinde belirtilmiş olan kalori içeriği mutlaka incelenmeli. Öte yandan, içeriği sağlıklı olan gıdaları aşırı miktarda tüketmek de vücutta yağ birikimine neden olabiliyor. Fazladan alınan kaloriler vücutta yağ olarak birikerek diyabet riskini artırıyor” diyor.
Hareket edin, hem de bolca
Diyabeti önlemenizde hareketli bir yaşam sürmeniz büyük bir öneme sahip. Yapılan araştırmalara göre; günde bin 500 adımdan daha az yürüyen ve sağlıksız beslenen kişilerde tip 2 diyabet yüzde 60 oranında daha fazla görülüyor. Hareketli bir yaşam için online işlemler yapmak yerine bankaya veya markete yürüyerek gidebilir, asansör yerine merdiven kullanabilirsiniz.
Haftada en az 2-3 gün tempolu yürüyün!
Egzersiz, kas – iskelet ve dolaşım sistemine faydalı olduğu gibi fazla yağın yakılarak vücut yağ oranının istenilen düzeylerde kalmasını sağlıyor. Egzersizle yağ yakımı 20 dakikadan sonra başlıyor. Fiziksel aktiviteden ayrı olarak haftada en az 3-4 gün 30-45 dakika orta şiddette egzersiz (tempolu yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, aerobik gibi) yapmayı alışkanlık edinin. Yapılan araştırmalarda; haftada 150-300 dakika orta tempolu yürüyüş (5-6 km/saat hız ile) veya haftada 75-150 dakika yüksek tempolu yürüyüşle (6 km/saatten hızlı) diyabet gelişme riskinin yüzde 40 azaldığı tespit edilmiş.
Bel çevrenizi mutlaka ölçün!
Bel çevresi ölçümü, metabolik yönden risk oluşturan karın bölgesindeki yağları yansıtıyor. Bel çevresinin kadınlarda 80 santimetre, erkeklerde 94 santimetre üzerinde olması diyabet ile diğer metabolik bozukluklar için risk oluşturuyor. Bel çevresi 102 santimetre üzerindeki erkekler ve 88 santimetre üzerindeki kadınlar ise yüksek risk grubundalar. Eğer bel çevreniz ideal ölçülerden fazlaysa, sağlıklı bir diyet ve egzersiz programıyla kilo vermeniz yaşamsal önem taşıyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi

Risk grubundaysanız, dikkat!
Diyabeti engellemek için risk altındaki kişilerin erken tespit edilmeleri ve gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor. Prof. Dr. Rüştü Serter, hiçbir yakınmanız olmasa dahi risk grubundaysanız 2-3 yıl aralıklarla diyabet için mutlaka hekim kontrolünden geçmeniz gerektiğine dikkat çekiyor. Prof. Dr. Rüştü Serter, diyabetin risk faktörlerini şöyle sıralıyor: “40 yaş üzerinde olmak, obezite, düşük fiziksel aktivite, yükselmiş açlık şekeri veya yükselmiş tokluk şekeri, gebelik diyabeti geçirmiş olmak, dört kilo üzerinde bebek doğurmuş olmak, birinci derecede akrabalarda diyabet hikayesi, sağlıksız beslenmek, hipertansiyon ve yüksek kolesterol diyabete zemin hazırlayan faktörlerdir.”
Sigarayı ve alkolü bırakın
Yapılan çalışmalarda; sigara içen kişilerde içmeyenlere göre yüzde 30-40 oranında daha fazla diyabet tespit edilmiş. Alkol de yüksek kalori içerdiği için fazla tüketildiğinde vücutta yağ birikmesine neden olarak obezitenin, dolayısıyla diyabetin gelişme riskini artırıyor.

Kıbrıs’ın yerel lezzetleri keşfedildi

Kıbrıs’ın yerel lezzetleri keşfedildi

Elexus Hotel, Kıbrıs’ın yerel lezzetlerini keşfetmek için unutulmaz bir gastronomi buluşması gerçekleşti.

Elexus Hotel’de Executive Şef Veli Bayraktar ve Şef Memet Özer rehberliğinde, yöresel malzemelerle geleneksel tatlar modern dokunuşlarla bir araya geldi.

Executive Şef Veli Bayraktar ve Şef Memet Özer’in uzmanlığıyla, Kıbrıs’ın yöresel malzemeleri ve yemek kültürü katılımcılara en ince ayrıntısına kadar aktarıldı. Etkinlik boyunca yerel malzemelerle hazırlanan geleneksel tatlar, modern dokunuşlarla buluşarak katılımcılara özgün bir lezzet deneyimi yaşattı. Etkinlikte glutensiz beslenme sistemlerinin vazgeçilmezleri kinoa ve teff de menüde yer alarak günümüzün beslenme alışkanlıklarına dokundu.

Kıbrıs Mutfağı

Kıbrıs’ın önemli protein kaynaklarından Garavolli ve Ada Salyangozu gibi yerel lezzetler, modern sunumlarla başlangıçlara eşlik etti. Sakatatların baklava yufkaları arasında sunulması ise adanın kendine özgü tatlarının buluştu. Ayrıca zeytinyağının farklı bir işleme tekniğiyle çorba formunda sunuldu. İstakozun lezzeti ise, özellikle Bisque tekniğiyle hazırlanan sosla damaklarda unutulmaz bir tat bıraktı. Deniz ürünlerinin özenle pişirilmesi, Ada’nın deniz kültürünü yansıttı. Kaya Levreği ve islendirilmiş midye, farklı pişirme yöntemleriyle misafirlere sunuldu.