Yazılar

Mondelēz International Türkiye Satış Müdürü Salih Karlı oldu

Mondelēz International Türkiye Satış Müdürü Salih Karlı oldu

Gerçekleştirilen atamalar doğrultusunda Mondelēz International’ın Türkiye’nin Satış Müdürlüğü pozisyonuna Salih Karlı getirildi.

Salih Karlı kimdir?

Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Ekonomi bölümünde tamamlayan Salih Karlı, iş hayatına 2005 yılında Danone Tikveşli’de Satış Kontrolörü olarak başladı. Aynı kurumda Satış Süpervizörü ve Bölge Yöneticisi olarak devam eden Karlı, ardından Kraft Gıda’da Müşteri Yöneticisi olarak görev yaptı. Coca-Cola, Yörsan ve Ferrero kurumlarında Satış, İş Geliştirme, Kanal Yöneticiliği gibi çeşitli yöneticilik görevlerinden sonra 2023 Ekim ayında Mondelēz International Türkiye’de Satış Müdürü olarak atandı.

Kızılay yeni reklam filmi geldi

Kızılay yeni reklam filmi geldi

Kızılay Doğal Maden Suyu, yeni reklam kampanyasında, sade ve aromalı maden sularının magnezyum ve mineraller açısından zenginliğini, kaynaklarını ön plana çıkararak anlatıyor.

 Kalp ve kas sağlığına faydalı, magnezyum açısından Türkiye’nin en zengin oranına sahip Kızılay Erzincan Maden Suyu, koruyucu içermeyen ve yine Erzincan’da üretildiğinden bol magnezyumlu olan Kızılay Doğal Aromalı Maden Suları ve sindirime faydalı mineraller açısından Türkiye’nin en yüksek oranına sahip Kızılay Afyonkarahisar Maden Suyu, Kızılay Maden Suyu’nun yeni reklam kampanyası ile tüketici ile buluştu.

Reklam filmlerinde, ürünlerin aynı zamanda sağlık ve doğallık bakımından eşsiz birer seçenek olduğunun altı çiziliyor.

Kampanya Künyesi:

Reklamveren: Kızılay Maden Suyu

Marka Ekibi: Rasime Ozman, Belkıs Burçin Akgöz, Kıvanç Tanyıldızı, Özge Tufan

Reklam Ajansı: Rafineri

Ajans Ekibi:

Emre Kaplan: CCO

Erbek Onur: Başkan Yardımcısı

Can Erdoğan: Executive Kreatif Direktör

Eray Cankır: Kreatif Direktör

Ersel Hira: Kreatif Direktör

İrem Altuğ: Business Lider

Cem Gülarık: Marka Direktörü

Tuğçe Olgun: Marka Yöneticisi

Sezer Can Keleş: Kreatif Ekip Lideri

Kerem Civan: Sanat Yönetmeni

Kemal Boduroğlu: Metin Yazarı

Açelya Ülkümen: Prodüksiyon Lideri

Eralp Cankır: Prodüktör

Pırıl Akıncı: Prodüktör

Can Çalışkan: Stratejiden Sorumlu Başkan Yardımcısı

Merve Tohum: Strateji Grup Lideri

Arda Gökçe: Stratejist

Prodüksiyon & Post Prodüksiyon Şirketi:Vfor

Engeliler Günü’ne özel organizasyon

Engeliler Günü’ne özel organizasyon

Bandırma Belediyesi 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde özel bireyler ve aileleri için kahvaltı organizasyonu gerçekleştirdi.

Eşit vatandaşlık ilkesine göre hareket eden Bandırma Belediyesi, pozitif ayrımcılığı da kabul ederek, toplumda ayrımcılığa uğrayan, bu sebeple bazı haklara erişemeyen ya da kısıtlı erişen grupların lehine politikalar ve stratejiler geliştiriyor.

Bandırma Belediyesi sağladığı danışmanlık hizmeti ile özel bireylerin ve ailelerinin ihtiyaç duydukları destek ve sosyal yardımlara sağlıklı bir şekilde ulaşmalarını da sağlamaya devam ediyor. Medikal malzeme, akülü sandalye, tekerlekli sandalye ve walker yürüteç gibi ürünlerin kazandırılması ile sosyal hayata katılımı arttırılıyor.

Anne adaylarına yol rehberi…

Anne adaylarına yol rehberi…

Son yıllarda normal doğuma yönelen anne adaylarının sayısı giderek artıyor. Doğum sonrası annenin bebeğini kucağına alıp daha hızlı bağ kurma isteği, normal yaşamına dönüşünün çok daha hızlı olması, bebeğini kucağına alıp daha erken emzirmeye başlaması, doğum sonrası depresyonun daha az olması gibi etkenler normal doğum isteğinde etkili oluyor. Ancak bazı tıbbi durumlarda normal doğum yerine sezaryen bir gereklilik olarak ortaya çıkabiliyor. İşte, anne adaylarının normal doğum şansını artırmaları için hamilelik sürecinde bazı konulara dikkat etmeleri gerekiyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Seyfettin Özvural, yapılan bilimsel çalışmalara göre, normal doğum şansını artıran 7 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Seyfettin Özvural

Dr. Seyfettin Özvural

Düzenli kontrole gidin

Normal doğumu destekleyen bir merkezde düzenli doktor kontrolüne giderek olası risklerinizi yönetmeniz ve bu riskleri en aza indirmeniz mümkün. Gebelik takibi ve doğum sürecinizde kaliteli sağlık hizmeti almak, doğum sürecinizi öngörmenize de fayda sağlıyor.

Sağlıklı beslenin, egzersiz yapın, aşırı kilodan kaçının

Sağlıklı beslenmeye ve egzersize önem verin, aşırı kilo alımından kaçının. Böylece olumsuz gebelik sonuçları ve sezaryen olasılığını azaltabilirsiniz. Hekiminizin size özel belirlediği haftadan itibaren, haftada en az 150 dk. uygun kalp hızı ve ağırlıkta düzenli egzersiz yapın.

Sürekli doğum desteği alın

Gebelik sürecinizde Doula (doğum süreciyle ilgili eğitimini tamamlamış doğum destekçisi) ya da fiziksel ve duygusal açıdan size iyi hissettiren, bilgi veren doğum yardımcısı desteği ile sezaryen oranı, doğum süresi ve doğumda ağrı kesici kullanımı belirgin olarak azaltılıyor. Ayrıca doğum öncesi eğitim programına katılarak kendinizi daha güçlü hissedebilirsiniz.

Endişe ve stresten uzak durun

Doğum sürecine faydalı olmak adına yapılacak her müdahale doğumun doğal seyrini ve hormonların orkestrasyonunu bozma riski doğurabileceğinden aşırı müdahaleci olmayın. Zihninizi ve ruhunuzu olumlu bilgiler ve duygularla besleyin. Stres ve endişeden uzak durun. Yürüyün, dans edin. Size iyi gelecek herkese ve her şeye alan açarken, istemediğiniz hiçbir şeye tolerans göstermeyin.

Pause Sağlık

Kasılmalara karşı hazırlıklı olun

Doğum süresince sizi zorlayabilecek kasılmalara karşı bilimsel olarak faydası gösterilen pek çok doğal uygulama bulunuyor. Örneğin; nefes egzersizleri, gevşeme teknikleri, ritmik hareketler, sıcak kompresler vb. uygulamaları araştırarak size uygun olanlara odaklanın.

Aceleci olmayın

Doğumun erken evrelerinde kasılmalarınızın düzensiz olduğu dönemlerde herhangi bir risk faktörünüz saptanmadıysa, hekiminizin önerisi doğrultusunda hastaneye geç yatın. Dr. Seyfettin Özvural “Günümüzde doğumların daha önceki yıllarda düşünüldüğü kadar hızlı ilerlemeyebileceğini biliyoruz. Hekiminiz tarafından bebeğiniz ve sizin için saptanan bir risk yoksa pozisyon değiştirmeyi, duşu ve hareketli olmayı deneyip bekleyin” diyor.

Doğum mümkün olduğunca kendi başlasın

Doğumun kendisinin başlaması çoğu zaman bedeninizin ve bebeğinizin doğum için hazır olduğunun işareti olup vajinal doğum şansını artırıyor. Tıbbi bir gereklilik olmadıkça rutin suni sancı uygulamalarını hekiminizle konuşup diğer seçenekleri sorgulayın. Hekiminizle size uygun olduğunu düşündüğünüz seçeneğe ya da beklemeye karar verin.

Bin kuleli şehir “Prag”

Bin kuleli şehir “Prag”

Prag’ın “bin kuleli şehir” olarak anılmasının haklı bir nedeni var. 1.100 yıllık silüetine baktığınızda, güzel kubbeli kiliselerin ve bir araya gelmesi ile Bin kuleli şehir “Prag” adı ile anılmasına neden oluyor.

Avrupa’nın en iyi korunmuş tarihi şehir merkezlerinden birine sahip olan Prag’ın keyifli Eski Kenti’nin dar sokakları, her biri keşfedilmeyi bekleyen iyi korunmuş tarihi binalara ev sahipliği yapan muhteşem meydanlara açılmaktadır. Görülmesi gereken yerler arasında Vltava Nehri üzerindeki ünlü Charles Köprüsü, eski sinagoglarıyla muhteşem Yahudi Mahallesi ve tabii ki şehrin birçok tarihi kilisesi yer alıyor.

Pause Travel

Prag Kalesi

Prag’ın Hradcany semtinde bulunan, bir zamanlar Bohemya krallarının evi olan Prag Kalesi (Pražský hrad), bugün Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın resmi konutu ve şehrin en çok ziyaret edilen turistik mekanlarından biridir.

Başlangıçta MS 870 civarında surlarla çevrili bir kale olarak inşa edilen kale, yıllar içinde önemli ölçüde değişmiştir ve son bin yılın önde gelen mimari tarzlarının çoğunun örneklerini içermektedir. Kale duvarlarının içinde, St. Vitus Katedrali, St. George Bazilikası, Barut Kulesi, Eski Kraliyet Sarayı ve Altın Yol dahil olmak üzere Prag’ın en popüler turistik mekanları bulunmaktadır.

Kaleyi tam olarak keşfetmenin en iyi yolu, Giriş Biletleri Dahil Prag Kalesi Yürüyüş Turuna katılmaktır.

Pause Travel

Charles Köprüsü

Avrupa’nın en tanınmış eski köprülerinden biri olan muhteşem Charles Köprüsü ( Karluv Most ), 621 metrelik açıklığı boyunca 32 benzersiz ilgi çekici noktaya sahiptir.

Köprü özellikle birçok güzel eski heykeliyle ünlüdür. Bunların en önemlileri arasında Kutsal Roma İmparatoru IV. Charles ve ülkenin en çok saygı duyulan azizi Nepomuklu John’un 1683’te açılışı yapılan eserleri yer alır (daha yeni bir batıl inanç, bir dileğin gerçekleşmesi için heykelin tabanındaki plakanın ovulmasını içerir).

Pause Travel

Wenceslas Meydanı

Prag’ın Yeni Kenti (Nové Mesto) bölgesinin şehrin zenginleştikçe genişleme ihtiyacından doğan bir bölge öne çıkan kısmı, Ulusal Müze’ye ve diğer birçok mimari hazineye ev sahipliği yapan muhteşem Wenceslas Meydanı’dır.

Adını, heykeli burada görülebilen Bohemya’nın koruyucu azizinden alan Wenceslas Meydanı, 14. yüzyılda IV. Charles döneminde at pazarı olarak kurulmuş ve o günden bu yana şehrin en önemli kamusal alanlarından biri haline gelmiş ve hâlâ gösteriler için kullanılıyor.

Pause Travel

Ulusal Müze

Yedi yıl süren bir yenilemeden yeni çıkan Prag’daki Ulusal Müze (Národní Muzeum) çeşitli yerlere yayılmış olup, mineraloji, zooloji, antropoloji ve bilimi kapsayan kelimenin tam anlamıyla milyonlarca öğe ile çeşitli alanları temsil eden çok sayıda önemli koleksiyona ev sahipliği yapmaktadır. Arkeolojinin yanı sıra sanat ve müzik. Entomoloji koleksiyonu tek başına beş milyondan fazla örneği barındırıyor. Çek Cumhuriyeti’nin en eski müzesi olan müze, 1800’lü yılların başında kurulmuş ve 1891 yılında bugünkü yerine taşınmıştır.

Pause Travel

Clementinum’u ve Ulusal Kütüphane

Avrupa’nın en büyük tarihi bina koleksiyonlarından biri olan Clementinum (Klementinum), Çek Cumhuriyeti Milli Kütüphanesi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Bu güzel Barok binalar başlangıçta bir Cizvit Kolejinin parçasıydı ve daha sonra Karolinum koleksiyonunun yanı sıra Cizvit kitap koleksiyonuna da ev sahipliği yaptı. Kütüphane, Cizvitlerin sınır dışı edilmesinin ardından devletin malı haline geldi ve Clementinum, Milli Kütüphane olarak oluşturulduktan kısa bir süre sonra 1782’de halk kütüphanesi haline geldi.

Pause Travel

Eski Şehir Meydanı ve Astronomik Saat

Prag’ın tarihi merkezi olan Eski Kent (Staré Mesto), şehri keşfetmeye başlamak için en iyi yerlerden biri. Burada Tyn Kilisesi ve Clementinum’un yanı sıra çok sayıda diğer güzel eski kiliseyi ve geçmişi 11. yüzyıla kadar uzanan muhteşem eski mimariyi bulacaksınız; Yahudi Mahallesi Josefov ise kuzeye kısa bir yürüyüş mesafesindedir.

15. yüzyılın başlarından kalma harika Astronomik Saat’e (orloj) ev sahipliği yapan Eski Belediye Binası (Staromestská radnice) öne çıkanlardan biridir. Her saat başı, 12 Havari ve diğer figürler ortaya çıkıp saat kadranı boyunca geçit töreni yaparak hayat buluyor.

Pause Travel

Aziz Vitus Katedrali

Prag Kalesi arazisinde yer alan Roma Katolik Aziz Vitus Katedrali (Katedrala St. Vita), Çek Cumhuriyeti’nin en büyük ve en önemli Hıristiyan kilisesidir. Prag Başpiskoposunun koltuğu, aynı zamanda çok sayıda azizin ve üç Bohemya kralının mezarlarına da ev sahipliği yapıyor.

İç mekandaki öne çıkan özellikler arasında Kutsal Teslis’i tasvir eden çarpıcı vitray pencereler, 1370’den kalma bir mozaik ( Son Yargı ) ve 1.300’den fazla değerli taştan oluşan, mücevherlerle kaplı muhteşem sunağıyla St. Wenceslas Şapeli (Svatovaclavska kaple) yer alıyor.

Pause TravelTin’den önceki Meryem Ana Kilisesi

Prag’ın en tanınmış binalarından biri, Týn’den önceki Meryem Ana Kilisesi’dir (Kostel Matky Boží pred Týnem), genellikle sadece Týn Kilisesi olarak kısaltılır. Binanın her iki yanında yer alan (her biri dört küçük kuleyi destekleyen) 80 metre yüksekliğindeki ikiz kuleleriyle şüphe götürmez olan ana girişi, cephesini gizleyen evlerin arasından geçen dar bir geçitten geçmektedir.

Kilisenin arkasındaki 11. yüzyıldan kalma Ungelt Avlusu’nu mutlaka keşfedin . Ziyaret etmeye değer bir diğer muhteşem eski kilise ise, mucizelerden sorumlu olduğu söylenen ve hala bir hac noktası olduğu söylenen ünlü bebek İsa heykelinin bulunduğu Barok Meryem Ana Kilisesi’dir.

Pause Travel

Prag’daki Ulusal Galeri

Şehrin en önemli mimari simge yapılarından bazılarına yayılmış olan Prag’daki Ulusal Galeri (Národní galerie v Praze), Avrupa’nın en önemli sanat koleksiyonlarından bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. Koleksiyonun büyük bir kısmı, 1925’te inşa edilmiş ve 19. ila 21. yüzyıl eserlerini barındıran nispeten modern bir yapı olan Veletrzní Sarayı’nda (Veletrzní Palác) yer alıyor. Çek sanatçılara güçlü bir vurgu yapılırken, fotoğraf, moda, uygulamalı sanatlar ve heykel gibi diğer sanat dallarının yanı sıra Monet ve Picasso gibi yabancı sanatçılar da yer alıyor.

Pause Travel

Belediye Binası

Prag Belediye Binası (Obecní dum), şehirdeki Art Nouveau’nun en güzel örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. 1912 yılında inşa edilen bu muhteşem sivil bina, aynı zamanda Prag’ın en önemli (ve en büyük) konser mekanlarından biri olan Smetana Salonu’na da ev sahipliği yapmaktadır ve ikinci kat balkonunun üzerindeki kemerde yer alan büyük bir duvar resmi ile görkemli ön cephesinden, çok sayıda çarpıcı özelliğe sahiptir.

İç mekan da aynı derecede etkileyicidir ve çok sayıda kaliteli vitray pencere ve önemli tablolar içermektedir. İngilizce dilinde rehberli turlar mevcut olsa da (aksi takdirde kapalı olan tören salonlarını görme şansı da dahil), bu simgesel yapının tadını çıkarmanın en iyi yollarından biri bir konsere katılmak veya kafe, restoran ve lüks butik mağazalarının tadına bakmaktır.

Safari kelimesiyle eş anlamlı ülke “Kenya”

Safari kelimesiyle eş anlamlı ülke “Kenya”

Kenya;  bu isim neredeyse “safari” kelimesiyle eş anlamlıdır. Gezegendeki çok az yer bu kadar macera ve romantizm ruhunu çağrıştırıyor. Kenya’daki turistik mekanların çeşitliliği ziyaret eden herkesin gözlerini kamaştırıyor ve ülkenin zengin yaban hayatını görmek yapılacaklar listesinin başında geliyor.

Masai Mara’daki Büyük Göç sırasında savanda gürleyen antilop sürülerini görün; Amboseli’de fillerle göz göze gelmek veya binlerce flamingoyla dolu Nakuru Gölü’ne hayret edin. Güneşle yıkanan bu topraklarda Masai, Kikuyu ve Samburu gibi eski kabileler geleneksel geleneklerini koruyor ve doğal dünyayla göreceli bir uyum içinde yaşıyor.

Pause Travel

Uzakta Kilimanjaro Dağı ile Amboseli Milli Parkı

Dünyaca ünlü safari parklarının ötesinde kıyı hazinelerinden oluşan bir hazine yatıyor. Balık zengini mercan resiflerinde şnorkelle yüzebilir ve dalış yapabilir, inci gibi kumsallarda dinlenebilir, Mombasa ve Malindi’de kültürlerin ve mutfakların birleştiği noktayı deneyimleyebilir ve Swahili tarihiyle dolu tropik adaları keşfedebilirsiniz.

Mara Nehri’nde su aygırları ve timsah sürüleri gizleniyor. Park ayrıca nispeten büyük aslan, çita ve leopar popülasyonları sayesinde, özellikle Aralık’tan Şubat’a kadar kurak aylarda, mükemmel yırtıcı hayvan gözlemleri sağlamasıyla da biliniyor.

Pause Travel

Amboseli Ulusal Koruma Alanı

Afrika’nın en yüksek zirvesi olan Kilimanjaro Dağı’nın taçlandırdığı Amboseli Ulusal Koruma Alanı, Kenya’nın en popüler turistik parklarından biridir. “Amboseli” adı, parkın kurak koşullarına uygun bir tanım olan “tuzlu toz” anlamına gelen Masai dilindeki bir kelimeden geliyor.

Rezerv, büyük fil sürülerini yakından görmek için Afrika’nın en iyi yerlerinden biridir. Parkta yaygın olarak görülen diğer yaban hayatı arasında aslan ve çita gibi büyük kedilerin yanı sıra zürafa, impala, eland, su kuşu, ceylan ve 600’den fazla kuş türü yer alıyor.

Pause Travel

Tsavo Ulusal Parkı

Kenya’nın en büyük parkı Tsavo ikiye bölünmüştür. Tsavo Batı ve Tsavo Doğu. Bu parklar birlikte ülkenin toplam alanının yüzde dördünü oluşturur ve nehirleri, şelaleleri, savanaları, volkanik tepeleri, devasa bir lav kayası platoyu ve etkileyici bir yaban hayatı çeşitliliğini kapsar.

Palmiye ağaçlarıyla çevrili Galana Nehri, parkın içinden geçerek mükemmel av izleme olanağı ve kurak ovalara yemyeşil bir kontrpuan sağlıyor.

Pause Travel

Samburu, Buffalo Springs ve Shaba Ulusal Koruma Alanları

Palmiyelerle kaplı Ewaso Nyiro Nehri’nin kıyısında, Samburu, Buffalo Springs ve Shaba Rezervleri, Kenya’nın uzak kuzeyindeki kurak bir bölgede yer alır.

Shaba Ulusal Koruma Alanı, George ve Joy Adamson’ın Born Free filmiyle ünlenen dişi aslan Elsa’yı yetiştirdiği iki bölgeden biridir.

Her üç rezervdeki yaban hayatı hayatta kalmak için nehrin sularına bağlıdır ve pek çok tür kurak koşullara özel olarak adapte olmuştur. Bunlar arasında Grevy’nin zebraları; Somali devekuşları ve ağaçların üst dallarındaki taze sürgünlere ulaşmak için iki arka ayak üzerinde duran uzun boyunlu antilop gerenuklar.

Pause Travel

Nakuru Gölü Milli Parkı

Orta Kenya’daki Nakuru Gölü Milli Parkı, devasa pembe flamingo sürüleriyle ünlüdür. Kuşlar, park alanının neredeyse üçte birini kaplayan Rift Vadisi soda göllerinden biri olan Nakuru Gölü’nde akın ediyor. Park aynı zamanda Afrika’nın en büyük sütleğen şamdan ormanını da koruyor. Bu uzun, dallanan sulu meyveler bölgeye özgüdür ve kurak manzaralara çarpıcı bir dokusal unsur sağlar.

Pause Travel

Lamu Adası

Mombasa’nın kuzeydoğusundaki küçük Lamu adası eski dünyanın cazibesini yansıtıyor. UNESCO Dünya Mirası Alanı olan Lamu Eski Kenti, kökenleri 12. yüzyıla kadar uzanan, Kenya’nın sürekli yerleşim gören en eski yerleşim yeridir.

Labirent gibi sokaklarda dolaşmak burada yapılacak en iyi şeylerden biri. Adanın zengin ticaret tarihinin binalara yansıdığını görebilirsiniz. Arap dünyasından, Avrupa’dan ve Hindistan’dan mimari özellikler belirgindir, ancak yine de fark edilebilir bir Swahili tekniği vardır. Girift oymalı ahşap kapılar, mercan taşı binalar, gizli avlular, verandalar ve çatı terasları ortak özelliklerdir.

Pause Travel

Naivasha Gölü

Kuş meraklıları için bir cennet olan Naivasha Gölü, Büyük Rift Vadisi’nin en yüksek noktasında yer alır. Burada Afrika balık kartalları, jakanlar, beyaz alınlı arı yiyiciler ve çeşitli yalıçapkını türleri de dahil olmak üzere 400’den fazla kuş türü tespit edilmiştir. Yabani hayatı görmenin en iyi yollarından biri teknedir. Su aygırları suda çalkalanıyor ve zürafalar, zebralar, bufalolar ve eland gölün kenarlarında otluyor. Gölgeliklerdeki colobus maymunlarına da dikkat edin.

Naivasha Gölü yakınındaki Krater Gölü Av Koruma Alanı yaban hayatı açısından zengin bir doğa parkuruna sahiptir.

Pause Travel

Nairobi

Kenya’da safari dışında yapılacak şeyler arıyorsanız ülkenin başkentinde ve en büyük şehrinde birçok seçeneğiniz olacaktır. Nairobi, renkli sömürge tarihiyle efsanedir. Bir zamanlar İngiliz Doğu Afrika’sının başkentiydi ve kahve ve çay endüstrilerinde servetlerini riske atmak için buraya gelen yerleşimcileri cezbediyordu. Bugün şehrin ünlü tarihi yerlerini ve yaban hayatıyla ilgili mükemmel turistik mekanlarını keşfedebilirsiniz.

Nairobi Ulusal Müzesi, Kenya’nın tarihi, doğası, kültürü ve çağdaş sanatıyla ilgili sergileri görmek için tek durak noktasıdır. Yeşil başparmaklar aynı zamanda arazideki botanik bahçelerinin de keyfini çıkaracak.

Pause Travel

Nairobi Ulusal Parkı

Safarinin tadını çıkarmak için Nairobi’den uzağa gitmeniz gerektiğini kim söyledi? Kenya’nın başkentinin gürültüsünden arabayla sadece 15 dakika uzakta, uyuyan aslan sürüsünü veya Nairobi Ulusal Parkı’nın altın rengi çimlerinde kasılarak yürüyen zarif bir zürafayı seyredebilirsiniz.

Yaban hayatı açısından zengin olan bu parkı ziyaret etmek, Nairobi’de kalıyorsanız yapılacak en iyi şeylerden biridir ve bu, özellikle daha büyük av rezervlerinden birine gidemiyorsanız, ödüllendirici bir günlük gezi sağlar.

Bufalo, leopar, zebralar, antiloplar, suaygırları, filler ve çita dahil olmak üzere tüm klasik safari yıldızları burada ve ayrıca parkın gergedan koruma alanında gezegenin en çok nesli tükenmekte olan türlerinden bazılarını görebilirsiniz.

Pause Travel

David Sheldrick Yaban Hayatı Vakfı Fil Bakımevi

Yavru bir file kim karşı koyabilir? David Sheldrick Yaban Hayatı Vakfı’nda inanılmaz derecede sevimli kalın derili yavru hayvanlarla kaynaşabilir ve aynı zamanda önemli bir koruma organizasyonunu desteklemenin mutluluğunu yaşayabilirsiniz.

Bu ünlü yaban hayatı koruma alanı, yetim filleri kurtarıp rehabilite ediyor ve size bu sevimli yaratıkları yakından görme şansı sunuyor. Burası en genç fillerin yaklaşık iki veya üç yaşına kadar elle yetiştirildiği yerdir ve bakıcıların bebekleri biberonla beslemesini izleyebilirsiniz.

MICHELIN 2024

MICHELIN 2024

Danışman, Yazar ve Chef Tolga Atalay

Geçen yıl sanırım yeteri kadar Michelin e olan tutkumu, saygımı, hayatımda ve belki de kariyerimde olan yerini ve ilk yılki Türkiye operasyonu hayal kırıklığımı paylaşmıştım. Dergimizin dijital platformunda “Aşkım Michelin, böyle olmaz” başlığı ile yer alıyor. Gault Millau’dan bahsetmiştim nitekim bu baskının dağılımının 4. Günü yani 4 Aralık’ta ilk GaultetMillau Türkiye töreni yapılmış olacak, bakalım doğru tahminlerde bulunmuşmuyuz. Geçen yıl tek net ve sansürsüz yazanlardan birisi olduğumu düşünürken derken bir baktım değil benim gibi amatör kalemler, bu işin piri profesyonel yazarlar da dahil olmak üzere bazı garipsediğim liste dışı markaları bir çok basın organı ve köşe yazarı kaleme almış. Ne güzel değil mi? Şu bizim Türk yapıcılığı hemen kolları sıvayarak doğruya ulaştırma ve oldurma çabası gerçekten Türkiye farkını ortaya koyuyor.

Şimdi gelelim Michelin’e. Yahu kardeşim ilk yıl adı üzerine ilk yıldır. İkinci yıl aynı hatalar ve aynı tarz ne demek? Food in life dergisindeki yazımda iyice açtım konuyu burada da bir kere daha kendimi tutamayacağım. Başta şu notu hatırlatayım hiçbir Michelin Rehberine giren firmayı eleştirmem, hakkım ve haddim değildir. Eminim bir geçerli sebebi vardır.

Tolga Atalay

Geçen yıl yıllarını vermiş dedenin dedesinden Türkiyeli ve bu genlere, kültüre sahip köşe yazarları size birkaç markayı hatırlatıyor. Dikkate almamak ne demek? Siz neyin peşindesiniz? Benim lügatimde bu terbiye noksanlığına girer. Ben kalkıp Tayvan’a gideceğim ve değerleme yapacağım ilk yıl hatalarım olacak, 19 Tayvanlı önemli ve çoğu profesyonel köşe yazarı bana hatırlatma yapacak ve ben inat edercesine dikkate almayacağım. Olacak iş mi ya? Mümkün mü böyle bir şey? Bir daha yazıyorum yazarken rehbere alınmış firmaları dikkate alıyorum, bir kısmının 6 aydır yeni marka olmalarını dikkate alıyorum vs.. Nişantaşı Hünkar Lokantası 1957, Develi Kebap 1912, Casa Lavanta 2010, Batard 2018, Dragon 1980 bunlar nerede daha bir bu kadar daha var, Şef restoranları var. Gelin teorimi paylaşayım eğer yanılıyorsam Michelin’in doğrusunu paylaşmasını rica ediyorum metinlerini birebir aynı basın organlarından paylaşacağım.

michelin rehberi

Halkla ilişkilerde kullanılan metotlardan birisi konumlandırmada tanımak ve tanımamaktır. Şimdi bu sadece ödül törenlerinde değil, snob eğlence mekan kapılarından tutun moda dünyasına kadar böyle bir kavram vardır. Tanınan mutludur sahiplenir tanımayan hırs yapar ve saygı duyar bu arada marka değerlenir. Aslında bir çeşit kandırmaca fakat Amerikalıların bayıldığım lafları gibi “it works” yani işe yarıyor. Bu metot da odak markanın kendisidir, yaptığı işlem değil. Örnek kulüp kapısında tanımadığınız veya tanıdığınız adamdan çok, sizin tabela değerinizdir odak. Davetlerde ve neredeyse son 20 yılın küreselleşme sürecinde ödül sistemlerinin çoğu böyle değil midir? Oskar ödül törenlerine bakın hep mesaj peşindeler, eh filmler ve aktörlere ne oldu? Demokratlar gelir hep siyahi filmler ve eşcinsel roller başı çeker Cumhuriyetçiler gelir savaş filmleri ödülleri kapar. Bir de bu metodu güçlendiren ana manevra ters köşedir bu toplumda şaşırma ve konuşma etkisi yaratır.

michelin rehberi

Zaten konuşturmak değil midir halkla ilişkiler? Şöyle konuşmalar: “Ah şu markaya vermişler inanamıyorum hiç gittin mi?” veya “Burası kimin bilmiyoruz” veya “Burası alamamış nasıl olur?” gibi gibi…2023 yılı Z kuşağı 23 yaşında, dünya dijital çağda, iletişim ışık hızında ve basına ve geçen yüzyıl kavramlarına olan güven sorgulanıyorken be adamlar bunlar olacak iş midir? Casa lavanta Şile/İstanbul Chef Emre Şen nasıl olur? Ufuk Ügümü 3. Kuşak Şef tencerede doğmuş,  Fransa’da Cordon Bleu’de okumuş, San Sebastian’da 3 Michelin Arzak Restoran’da çalışmış. Dönmüş 70 yıllık milli markasının başına sanat icra ediyor sabah 04:00’de halde, zeytini bahçesinden toplatıyor. Bunu baba, dede, amcalar yapmışlar 75 yıldır. Diğer tarafta güneyde mekan saat sabah 11:00’de atletli barmenler içki kasalarına serilmiş gazete kağıtları üzerinde menemen yiyorlar bir yandan sigara içerken akşam üzeri patron gelecek, yazarkasa açılacak vs. Siz restoran işletmeciliğini ve restorancılığı, şefliği bu kadar mı kaçıran müfettişlere düştünüz? Geçen yıl bir rehber veya liste diyordum bu yıl tekrarlıyorum yüzde yüz eminim tavsiye listesi var ve zayıf hazırlanmış, bir de bunun üzerine zayıf müfettişler gelince sıkıntı. Yanılıyorsam eleştirdiğim taraftan açıklama bekliyorum. Şunu da yazabilirsiniz: biz Micheliniz yerel köşe yazarlarınız ister 19 değil 190 olsun bizi bağlamaz, biz çok iyiyiz vs.  İlk yıl böyle olmaz dedik bu yıl üçüncü yıl ne konumda olacağınızı kestiremiyorum diyorum. 100 yıllık rehber sistemi bu kadar sahipsiz ve hata dolu olamaz veya basit metotlar peşinde. Bakalım Gecce hangi tarihte sahneye çıkacak? GalutetMillau ya gelince en azından sahibi olduğunu biliyorum. Gelecek ay GaultetMilaau tören detaylarını yazacağım. Herkese bereket, mutluluk, sağlık, aşk ve keyif dolu bir yeni yıl dileklerimle.

Aslı Turanlı “İnadına iyi kalmayı seçiyorum”

Aslı Turanlı “İnadına iyi kalmayı seçiyorum”

Ekranların güzel oyuncusu Aslı Turanlı, kendini ‘hayalperest’ olarak tanımlamıyor. Gerçekçi olmayı seçen Turanlı, kötülük karşısında da intikam duygularını geride bırakmayı daha doğru buluyor ve “İnadına iyilik” diyor.

Oyunculuk kariyerinde her projede farklı bir deneyim yaşayan Aslı Turanlı, hayalperest olmadığını söylüyor ama inadına iyimserliği ile dikkat çekiyor. Zaman zaman sosyal medyadan uzak durarak kendi iç dünyasına odaklanan Turanlı, Shakespeare’ın ünlü tiradıyla yaşamının mottosunu belirliyor.

Bizimle güzelliğinin sırlarını da paylaşan oyuncu, sporu hayatına nasıl entegre ettiğini anlatıyor ve kariyerindeki dönüm noktalarını samimiyetle anlattı. Aslı Turanlı, hem kariyerindeki başarıları hem de kişisel gelişimi üzerine soruları içtenlikle yanıtladı.

Röportaj: NAZAN ORTAÇ

Aslı Turanlı

Kariyerinize başlamadan önceki hayaliniz neydi ve bu hayalinize ne kadar yaklaştınız?

Çok hayalperest olduğum söylenemez… Ancak her yaptığım şeyin daha iyisini düşündüğüm ve yapacağıma inandığım için hiçbir zaman doyuma ulaşabileceğimi düşünmüyorum. Galiba beni motive eden de bu.

İdol aldığınız veya ilham aldığınız kişiler var mı? Eğer varsa, neden bu kişiler sizi etkiliyor?

Açıkçası yok. Sevdiğim, oyunculuğunu beğendiğim tabii ki insanlar var ama idol demem için her şeyini sevmem gerek. Bir insanın her şeyini sevmenin ya da sevdiğini iddia etmenin çok abartılı olduğunu düşünüyorum.

Aslı Turanlı

Hayatınızdaki en önemli öğrenme deneyimi nedir ve bu deneyim sizin için nasıl bir dönüm noktasıydı?

Çok sevdiğim birinin bana yaptığı bir hata şaşırmamı ve çok sinirlenmemi sağlamıştı. Tabii ki üzülmüştüm de ama o deneyimi dönüştürürken yaptığım yorum önemli. Ben inadına iyi kalmaya karar verdim; kim ne yapıyorsa yapsın! Sadece izleyip akışını bırakmak, iletişimi kesmek en büyük ders oldu. Zaten en büyük intikam, intikam fikrinin hiç olmaması. Şimdi en mutlusu benim; sıfır toksik.

Kendi kariyerinizde veya hayatınızda öne çıkan bir öğüdü paylaşabilir misiniz?

Birçok hocamın, büyüğümün emeği üstümde ama okuduğum bir Shakespeare tiradı, hayatımın mottosu diyebilirim: “To be or not to be.” Biliyorsunuz bu, ‘Hamlet’ oyununun meşhur bir tiradıdır, yani “Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu! Dur, yeter…” Yani ölmek uyumak, o kadar…

Aslı Turanlı

TELEFONA HİÇ BAKMADIĞIM

ZAMANLAR DA OLUYOR

Farklı türdeki projeler arasında geçiş yapmak size nasıl bir tatmin sağlıyor?

Her oyun her senaryo ayrı bir şey benim için. Yeni bir insan tanıyorsun, dönüşüyorsun, kendi içinde onu buluyorsun… Çok heyecan verici.

Sosyal medya, günümüzde birçok oyuncu için önemli bir platform haline geldi. Sosyal medyayı siz nasıl kullanıyorsunuz ve hayranlarınızla nasıl etkileşimde bulunuyorsunuz?

Sosyal medya eskiden çok umursadığım bir yerdi. Şimdi yorumları bile okumuyorum! Çünkü kolay etkilenen biriyim, bir de dünyadaki her kötü, acı olay, savaş hemen sosyal medyaya düşüyor. Bunları her ayrıntısıyla görmek istemiyorum, o zamanlar kullanıyorum telefonu bile.

Aslı Turanlı

Gelecekte hangi tür projelerde yer almayı hayal ediyorsunuz?

Açıkçası bilmediğim bir şeyi hayal edemem ama her projeyi heyecanla okuyacağımdan şüphe duymuyorum.

Güzelliğinizle dikkat çeken bir isimsiniz. Kişisel bakımınıza yönelik en iyi tavsiyeniz nedir?

Çok teşekkür ederim öncelikle. Gece kremi kullanmaya başladım yeni yeni… Her zaman söylediğim bir şey var; yüz temizliğine çok önem veriyorum. Zaten çok makyaj yapan biri değilim gün içinde. Bol bol su içiyorum. Ama dozu iyi ayarlamak lazım tabii, her şeyin aşırısı zarar. Sabahları suyuma elma sirkesi ve bir çay kaşığı ölçekte çörek otu yağı karıştırıp içiyorum. Çok yararını gördüm düzenli olarak uyguladığımda.Aslı Turanlı

Sporun hayatınızdaki yeri nedir? Hangi sporları tercih ediyorsunuz?

Sporu aslında dönemsel yapabiliyorum. Bizim çalışma hayatımızda düzenli olarak spor yapabilmek çok başarabildiğim bir şey olmuyor. Ama kas gelişimi için pilatese her zaman özen gösterdim. Haftada 2-3 gün pilates yapıyorum. Bir de köpeğim olduğu için onunla her gün dolaşıyorum. Tenis oynadığımı herkes bilir zaten. Bir şeyi her gün yapınca yaşam tarzına dönüyor.

Aslı Turanlı

Çocukluğundan beri sahnede

1993 doğumlu olan Aslı Turanlı, oyunculuk kariyerine ilkokul yıllarında adım attı. Marmara Üniversitesi Uluslararası Ticaret bölümünden mezun olan Turanlı, aynı zamanda Müjdat Gezen Sanat Merkezi Oyuncu Stüdyosu’nu başarıyla tamamladı. Küçük yaşlardan itibaren tiyatro sahnelerinde boy gösteren güzel oyuncu, birçok tiyatro oyununda önemli roller üstlendi. Dizi ve sinema oyunculuğuyla tanınan Turanlı, TV sunuculuğu eğitimi de aldı. Emek Sahnesi’nde sahne almanın yanı sıra, Tiyatro Karnaval’da sahnelenen “Ahh Süreyya” müzikalinde de başarılı performans sergiledi. Ekranların uzun soluklu dizisi “Arka Sokaklar”da yer alan Aslı Turanlı, “Aslı Gibidir” filmiyle de beyazperdede hayranlarıyla buluştu. Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan oyuncu, hayranlarıyla olan etkileşimiyle de dikkat çekiyor. Aslı Turanlı, hem sosyal medyanın hem de ekranların yükselen yıldızlarından biri olarak yoluna devam ediyor.

Öğün atlayan çocuklarda algılama düşüklüğü görülüyor

Öğün atlayan çocuklarda algılama düşüklüğü görülüyor

Çocuğun okula başlamasıyla birlikte özellikle akran etkileşimi nedeniyle beslenme alışkanlıklarının değiştiğine dikkat çeken uzmanlar, okullarda bulunan yemek servisinin, çocukların gelişimini desteklemeyi ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmayı hedeflemesi gerektiğini söylüyor. Öğün atlamanın okul çocuklarında çok sık görülen bir yeme davranışı olduğunu dile getiren Beslenme Uzmanı Funda Tuncer, “Okul çocukları arasında en sık atlanan öğünün kahvaltıdır, ancak öğleden sonra okula giden öğrencilerin öğle yemeğini de atladıkları bildiriliyor.” dedi. Tuncer, öğün atlandığı taktirde ve özellikle de kahvaltı yapmayan çocukların konsantrasyon ve algılamalarının düşük olduğu, dikkat sürelerinin kısa olduğu, öğrenmede güçlük yaşamalarının yanında bazılarında baş ağrısı, baş dönmesi gibi sorunların olduğunun bildirildiğini kaydetti.

Üsküdar Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Funda Tuncer, okul döneminde çocukların beslenme alışkanlıkları konusunu değerlendirdi.

Beslenme ve Diyetetik Funda Tuncer

Beslenme ve Diyetetik Funda Tuncer

Beslenme çocukların zihinsel gelişimi için temel faktör

Çocukluk döneminde obezite, yeme bozuklukları ile sağlıksız beslenme alışkanlıklarının 100 milyondan fazla görülmesi ve söz konusu durumun fiziksel ve psikososyal sağlığa olumsuz etkilerinin endişe uyandırdığını ifade eden Tuncer, “Beslenme, büyüme ve gelişme ile yaşamın ilerleyen dönemlerinde sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için önemli faktörlerden biri olmasının yanında çocukların zihinsel gelişimi ve akademik başarıları için de temel bir faktördür.” dedi.

Çocuğun okula başlamasıyla birlikte alışkanlıkları da değişiyor

Okul öncesi dönemde çocuğun beslenme alışkanlıklarının ailenin beslenme alışkanlıklarının yansıması ile geliştiğini kaydeden Tuncer, “Ancak çocuğun okula başlamasıyla birlikte özellikle akran etkileşimi, besin seçiminin özgürleşmesi, okulun vermiş olduğu beslenme hizmetleri gibi faktörlerle tekrar şekilleniyor. Bu ölçüde öğün atlanması ya da düzensiz bir şekilde beslenilmesi, sağlıksız olarak nitelendirilen yüksek yağ ve şeker oranına sahip besinlerin seçimi, besinlerin hazırlanması, pişirilmesi veya saklanmasında hatalar gibi durumlar meydana geliyor. Bu durumlarla başa çıkmak için okuldaki öğretmenler başta olmak üzere ailelerin ve çocukların sağlıklı besin seçimi konusunda bilinçli olması önemli. Bunun yanında okulda satılan besinlerin sağlıklı yöntemlerle yapılması ve yüksek yağ ve şeker içeren besinlerin satışı hakkında bir düzenlemenin bulunması gerekiyor.” diye konuştu.

Aileler öğle yemeğinin kalitesine dikkat etmeli

Okullarda bulunan yemek servisinin, çocukların gelişimini desteklemeyi ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmayı hedeflemesi gerektiğini de anlatan Tuncer, şöyle devam etti:

“Özellikle çocukların beslenme kalitelerini iyileştirmesi, besinlerde çeşitlilik sağlaması gerekiyor. Dolayısıyla çocuklar için öğle yemeği hizmeti alınıyor ise beslenme hizmetlerinin kalitesi konusunda aileler dikkat etmelidir. Okul kantinleri de bu ölçüde değerlendirilmesi gereken yerlerdir. Sağlıksız besinlerin varlığı çocuğun besin seçimlerini büyük ölçüde etkileyeceğinden sağlıklı besinlerin bulunması ve mümkün olduğu kadar sağlıksız besinlerin satışının olmaması gerekiyor.”

Beslenme çantasına neler konulmalı?

Okullarda yemek hizmetinin bulunmadığı durumlarda ailelerin ne yapması gerektiğine de değinen Tuncer, evde uygun pişirme ve saklama teknikleri kullanarak sağlıklı besinlerin beslenme çantasına eklemesi gerektiğini, besin çeşitliliğini sağlaması için beslenme çantasında sebze, meyve, süt ürünleri ve tam tahıllar gibi çocuğun günlük alması gereken besin gruplarına mutlaka yer verilmesinin çocukların yeterli ve dengeli beslenmelerine katkı sağlayacağını söyledi.

Tuncer, buna ek olarak ara öğünler için hazırlanacak atıştırmalıkların da aynı ölçüde tam tahıl ürünleri, yağlı tohumlar ve meyvelerle çocukların seveceği ölçüde çeşitlendirilerek hazırlanmasının da uygun olacağını dile getirdi.

Öğün atlayınca baş ağrısı, baş dönmesi gibi sorunlar yaşanıyor

“Öğün atlama okul çocuklarında çok sık görülen bir yeme davranışıdır. Bu davranış nedeniyle vücudun gereksinimi olan besin ögelerinin diğer öğünler karşılanması güçleşmekte ve yetersiz beslenmeye neden olmaktadır.” diyen Tuncer, şöyle devam etti:

“Okul çocukları arasında en sık atlanan öğünün kahvaltıdır, ancak öğleden sonra okula giden öğrencilerin öğle yemeğini de atladıkları bildiriliyor. Kahvaltı öğünü bir önceki öğün üzerinden geçen 10-12 saat açlığın bulunması ve sabah okula giden çocukların öğrenme, konsantrasyon gibi zihinsel süreçlerinde enerjinin temini için önemlidir. Öğün atlandığı taktirde ve özellikle de kahvaltı yapmayan çocukların konsantrasyon ve algılamalarının düşük olduğu, dikkat sürelerinin kısa olduğu, öğrenmede güçlük yaşamalarının yanında bazılarında baş ağrısı, baş dönmesi gibi sorunların olduğu bildiriliyor.”

Beslenme ve Diyetetik Funda Tuncer

Çocuklar neden öğün atlıyor?

Öğün atlama nedenlerine de işaret eden Tuncer, şunları söyledi:

“Öğün atlama nedenleri arasında zamanın olmaması, çocuğun iştahının olmaması ya da geç kalma korkusu gibi nedenler bulunuyor. Bu kapsamda öğün atlanmasının önüne geçebilmek adına çocuğun öğünlerinin önceden hazırlanması ya da pratik hazırlanabilen ve tüketilebilen sağlıklı besinlerin seçimi uygun olacaktır. İştahsızlığın ya da vakit konusunda sorun yaşandığı durumlarda çocuğun bu öğününü yanında taşıması ve mümkün olan en kısa zamanda tüketmesi fayda sağlayacaktır.”

Öğün atlanmasının önüne geçebilmek için son zamanlarda okullarda öğrencilere, çeşitli yemek seçenekleri ve fırsatları sunulduğunu da dile getiren Tuncer, “Bu kapsamda okullarda verilen yemek hizmetine ek olarak öğrencilerin besinleri temin edebileceği öğün alternatifleri okullarda besin satın almasına olanak sağlanıyor. Buna ek olarak çocukta öğün atlamasının sonuçları ve öğün tüketiminin önemine dair bilincin gelişmesiyle bu problem halledilecektir.” dedi.

Okul kantinlerinde sağlıksız besinler de bulunuyor

Okul çağı çocuklarında sağlıklı beslenmede nelerin etkili olduğunu da anlatan Tuncer, “Okul yemek hizmetinden sorumlu kantin ve yemekhanelerinde sağlıksız tipteki besinlerin bulunmaması sağlıklı beslenme konusunda büyük avantaj sağlayacaktır. Nitekim bu konuda ulusal bazda çalışmalar yürütülüyor. Okul yönetimleri de bu konuyu titizlikle ele almalıdır. Ancak halen özellikle kantinlerde sağlıklı besinlerin yanında halen sağlıksız besin alternatifleri de bulunuyor. Bu kapsamda besin seçimi konusunda öğretmenler başta olmak üzere çocuğun kendisi ve ailesi de bilinçli olmalıdır. Bu bilincin gelişimi için okullarda beslenme eğitimleri düzenlenmelidir. Okullardaki beslenme eğitimlerinin sadece okul müfredatını kapsaması yeterli değildir.” şeklinde konuştu.

Beslenme eğitim programlarının aile ile iş birliğini, okul çevresinin (kantin, yemekhane) uygun şekilde düzenlenmesini de ele alması gerektiğini kaydeden Tuncer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Örneğin okulun belirli bölgelerinde ve özellikle beslenme hizmetinin verildiği yerlerde sağlıklı besin seçimine ilişkin ilgi uyandıran öz bilgilere yer verilen şekil ve tablolar asılarak öğrencinin bu seçime ilişkin davranışına katkı sağlayabilmektedir. Çocuğun sağlıklı besin seçme davranışını sağlamasında aileler de büyük öneme sahiptir. Çocuklar hangi besini neden seçmesi veya neden seçmemesi gerektiğini aile ortamında da uygulamalı bir biçimde görürse çocuğun sağlıklı besin seçimine yönelik davranışına olumlu katkıları olacaktır

Vücut kendi ritmini gün ışığına göre düzenliyor

Vücut kendi ritmini gün ışığına göre düzenliyor

Güne erken başlama, sabahları belli rutinler oluşturma ve en önemlisi karanlıkta uyumanın sirkadiyen ritme katkı sağladığını ifade eden uzmanlar, gün içinde yetersiz beslenmenin, özellikle akşamları daha çok acıkmaya ve daha yüksek kalorili bir öğün tüketimine sebep olabildiğini söylüyor. Geceleri tüketilen öğünlerin uyku kalitesinin de düşmesine sebep olabildiğini dile getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit,  “Vücudunuzu geceleri aç bırakmanız hücre yenilenmesi (otofaji), vücuttan toksinlerin atılabilmesi yani detoks sürecine destek oluyor.” dedi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit, sirkadiyen ritm ve gece yemek yeme konusunu değerlendirdi.

Sirkadiyen ritmin dünyanın 24 saatte dönüşünün meydana getirdiği aydınlık ve karanlık döngüsünün canlılar üzerinde oluşturduğu döngüsel, fizyolojik ve davranışsal etkiler olduğuna işaret eden Yiğit, “Işık en önemli ritim düzenleyicidir. Vücut kendi ritmini yani hormonlarını gün ışığına göre düzenler. Bu ritmin bozulmaması, ruh-beden sağlığı için uykunun önemi bu noktada devreye giriyor. Güne erken başlamak, sabahları belli rutinler oluşturmak ve en önemlisi karanlıkta uyumak sirkadiyen ritminize en çok katkı sağlayacak uygulamalardır.” dedi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Geceleri tüketilen yüksek kalorili bir öğün mide-bağırsak şikayetine neden oluyor

Güne başlarken vücudun işlevleri için daha çok enerjiye ihtiyaç duyduğunu kaydeden Yiğit, şöyle devam etti:

“Gün sonuna doğru bu enerji ihtiyacı azalacak, vücudumuz yavaş yavaş dinlenme haline geçecektir. Bu nedenle vücudun enerji ihtiyacını gün içinde karşılamak gerekli. Gün içinde yetersiz beslenmek, özellikle akşamları daha çok acıkmaya ve daha yüksek kalorili bir öğün tüketimine sebep olabiliyor. Geceleri tüketilen yüksek kalorili bir öğün, vücutta daha çok mide-bağırsak şikayeti yaratıyor. Reflü şikayeti olanlar bu konuda daha da dikkatli olmalı. Geceleri tüketilen öğünler, gece boyunca sindirimin aktif olmasına ve çoğunlukla uyku kalitesinin de düşmesine sebep olabiliyor.”

Gece yemek yeme yağ depolanması süreçlerini hızlandırabiliyor

Hülya Yiğit, diyabet gibi kronik bir rahatsızlığınız yoksa neler yapılabileceğini de şöyle anlattı:

“Vücudunuzu geceleri aç bırakmanız hücre yenilenmesi (otofaji), vücuttan toksinlerin atılabilmesi yani detoks sürecine destek oluyor. Akşam yemeğinden sonrasında vücuda ihtiyacından fazla alınan karbonhidrat ve şekerler (meyve şekeri dahil), vücutta kullanılamayacağı için yağ depolanması süreçlerini hızlandırabiliyor ve ilerleyen dönemlerde karaciğer yağlanmasına sebep olabiliyor. Bu da bizler için bel çevresinin artması, yağlanmamız anlamına gelmektedir.

Eğer akşamları atıştırmayı seven bir bireyseniz, yemek sonrası karbonhidratlı ara öğünler yerine, 8-10 adeti geçmeyen tuzsuz kuruyemişleri veya ayran/kefir gibi probiyotik besinleri tercih edebilirsiniz. Uyku kalitesi için yatmadan 4-5 saat öncesinde kafein alımını sınırlamayı da unutmamak gerekir.”

Beslenme ve Diyet Uzmanı Hülya Yiğit

Geceleri vardiyalı çalışanlar da uyku saatlerine göre yemeli

Geceleri vardiyalı çalışanların da öğünlerini gün ışığına göre olmasa da uyku saatlerine göre düzenleyebileceklerini kaydeden Yiğit, “Gün içinde kendinizi daha az stresli, daha enerjik ve mutlu hissetmek istiyorsanız, sirkadiyen ritminizi desteklemenin elzem olduğunu unutmayınız. Kaliteli uyku, düzenli öğün saatleri ve mümkünse daha az şeker kendi ritminizi bulmanıza mutlaka katkı sağlayacaktır.” dedi.