Yazılar

“20 Soruda Ben” Çiğdem Tunç

“20 Soruda Ben” Çiğdem Tunç

1-Savurganlık yaptığınız olur mu? Hayatınızda havalı gösterişli ama “bu benim ilk savurganlığım” diyebileceğiniz ne var?

Savurganlık yaptığım enderdir. Tutumlu yaşamayı ilke edinmişimdir. Akılsız ve hesapsız hareketlerle kendimi kimseye muhtaç duruma düşürmek istemesem de, şu anda yanımda oturan Genel Müdürüm Alper Çorumluoğlu “hocam sizin yerinize ben söyleyeyim; bu ekonomik açıdan zorlu senede tüm özel tiyatrolar dört beş kişilik oyunlar sahneye koyarken siz kalktınız yirmi kişilik oyun yaptınız” dedi. Ben aynı fikirde değilim. Bana kalırsa son savurganlığım geçtiğimiz aylarda kendime on numara beş yıldız bir Ankara tatili hediye etmiştim.

2-Kendinle yüzleşir misin?

Hem de her dakika, ama sonunda hep ben haklı çıkarım. Kendim bana anlatır durur, sabırla dinlerim ama son sözü gene ben kendim söylerim.

3-Keşke yapsaydım dediğiniz oldu mu? Ne için düşündünüz?

Olmaza mı? Benim de her insan kadar içimde ukde kalmış pek çok eylemim vardır. Keşke Çiğdem Tunç Tiyatrosu’nu bundan onbeş yirmi sene önce kursaymışım diyorum son günlerde kendime. Şimdiye markasını çok daha net yaratmış, kıdemli bir özel tiyatro olacaktım ve yüzlerce kişiye tiyatro yoluyla ekmek dağıtmış sayılacaktım.

4-İnsanlar üzerinde nasıl bir etki bıraktığınızı düşünüyorsunuz

Bilemiyorum ama son yıllarda hayatımıza giren özellikle sosyal medya ve mecralarında karşıma beni tanımlayan iki sözcük çıkıyor ve bu beni çok onurlandırıyor. Bir efsane olarak tanımlıyorlar, ikincisi ise asalet vurgusu yapıyorlar, bu da çok hoş bir şey ancak ben aksini söyleseler dahi ikna kabiliyetimin düşük olduğunu düşünüyorum. Zaman zaman ortamdaki en akil, en pratik zekâya sahip ve cesur kararlar alabilen kimlik ben olmama karşın hayretle insanların daha zayıf daha dengesiz ve daha isabetsiz görüşler sunana diğerlerinin peşinden gitme eğiliminde olduklarını görüyor ve bunda da çok hiddetleniyorum.

5-Size bile garip gelen bir huyunuz var mı?

Var. Aşkta aşırı kıskanç olma ve hükmetme gayretim. Neden böylesin ki? Sen ki yaşadığın hayat ve kariyer sonucunda özgüveni dört dörtlük olması gereken bir kadınsın Çiğdem! Neden karşımdaki adamın beynini didik didik edipte paranoyak senaryolar üretip adamı kaçırtırsın ki kendinden?

6-Neyi romantik bulursunuz?

Yağmuru, karı, kışı, Pazar akşamı gidilen salaş balıkçı lokantalarını, sahneyi, geceyi…

7-En çok neyi harcıyorsunuz: giysi, parfüm veya başka herhangi bir şey?

Oyuncu yevmiyeleri, veteriner ve kedi maması harcamaları.

8-En büyük, en tuhaf korkunuz nedir?

Korkunun hiçbir şekli tuhaf sayılamaz çünkü bu bir itkidir. Varsa mutlaka bir nedeni vardır. Bu sizin kontrolünüzde olabilecek bir şey değildir. Bir hikayesi ve bir tarihçesi mutlaka mevcuttur. En büyük korkumla yüzleştim. Annemi kaybetmekti. Yaşadım ve taşlaştım. Şimdilerde bir kedim hastalanmışsa ve klinikteyse oradan gelecek ansızın bir arama en büyük korkum. Bir tane daha var. Namerde muhtaç olmak.

9-Sınırsızca yaptığınız bir şey var mı?

Sınırsızca uykuya ayrılmazı gerek saatleri ecin devesi gibi geceleri uyanık geçirerek harcıyorum. Birde üstelik iş hayatımız gereği güne geç başlama gibi bir lüksüm yok. Oysaki insanlar gece uyur, gündüz yaşar.

10-Ünlü biri olmak sizce nasıl bir durum?

Güzel bir durum. Son yıllarda televizyon program veya dizisi üretmememe rağmen yıllara dayalı bu şöhretin hala tükenmeyip de bana saygı ve sevgi olarak dönüştüğü anları çok seviyorum.

11-Ünlülerin etkileyici olduğuna inanıyor musunuz?

Evet inanıyorum. Tabi şöhret kişi tarafından doğru kullanılıyor ise ne ala. Örneğin toplumun peşinden sürükleyen kişilerin örf ve ahlaka, vatan sevgisine aykırı davranmayıp özellikle gençler ve çocuklar üzerinde olumlu mesajları olabilecek eylem ve duygular içerisinde bulunmalarını çok destekliyorum.

12-Aksanını iyi bildiğiniz başka hangi dilde konuşuyorsunuz?

Evet. İngilizce, İtalyanca, biraz da Almanca.

13-Hayatta yedek planlarınız var mıdır?

Ona vaktim olması. On yedi yaşımdan bu güne aralıksız çalışma hayatı içerisinde bulunduğum için ve mesleğime son noktayı kendi kararımla koymaya yeminli olduğum için herhangi bir B-planının beni rahatlatmasına ve azmimi gevşetmesine izin vermemiştim bu güne kadar. Varsa bir B-planı, o kendi gelir kritik bir dönemeçte beni zaten bulur diye düşünüyorum.

14-Şuan da sizinle ilgili; benim ve hiç kimsenin bilmediğim bir şeyi bana söyleyebilir misiniz?

Hayır söyleyemem. Düşünüyorum… Çok şey bilmiyor toplum benim hakkımda. Derhal ve kocaman ve kıpkırmızı ve delişmen ve yerden yere vuracak ve çok büyük bir aşk hikayesinin başrolünde yer almak istiyorum. Özel hayatımda olmayacak ise varsın sahnede, ekranda veya perdede olsun.

15- Süper gücünüz olsaydı ne yapmak isterdiniz?

Kocaman bir tiyatro binası getirip, şehrin ortasına kurup dünyayı bile kıskandıracak teknik donanımları ile dünyaya kafa tutacak, eserler üretebilecek maddi gücü kendime sağlamak isterdim. Birde ayazda soğukta insan veya hayvan tüm canlıları sıcacık bir battaniye ile korumaya almak, hepsinin içerde olmasını sağlayabilmek isterdim.

16-Kahramanlarınız var mıdır?

Kendi kendimin kahramanıyım…

17-Hayattaki altın kuralınız nedir?

Dürüstlük, emeğe saygı ve her ne olursa olsun doğruluktan vazgeçmeme gayreti.

18-Yemek yapar mısınız? Yapabilidiğiniz en güzel yemek nedir

Yaparım. Kısa zamanda çok çeşit çıkartabilirim. Birçok şey geliyor aklıma ama size fırında patates, yanında salçalı tavuk, mevsim salatası ve ayva tatlısı yapayım, parmaklarınızı yemeseniz bile o sofradan tok ve pek mesud kalkarsınız.

19-Hangi şehri sever ve yaşamak istersiniz? Ve neden?

İstanbul’un hastasıyız orası tartışılmaz ama Ankara aşkımızda çok iyi bilinir. Herkes pek şaşırabilir ama ben Ankara’yı çok romantik bir şehir olarak görür ve bu şehirdeki dostlukların, kış aylarının, yoğun sanat ortamının, sanat siyaset ilişkilerinin… Kısacası kentin her duyguyu uç boyutlarda yaşamasının hayranı olmuşumdur. Ankara’da iş ile ilgili bir pozisyon var olsa hiç düşünmeden hem kendimi hem tiyatroyu başkente taşır ve belki de daha mutlu olarak yaşamayı sürdürürdüm.

20-En sevdiğiniz yâda maceralı tatili nerede geçirdiniz?

Tatilde maceraya izin vermeyi sevmiyorum. Benim için tatil; tanıdığım, beni hayal kırıklığına uğratmayacak, sessiz, sakin, huzur ve deniz dolu bir Ege coğrafyasıdır. Ayvalık-Cunda adasını tek geçerim ve istikrarla her yaz bu güzelliği yaşamaya gitmek isterim. Arada kış tatili de olsa tadından yenmez. Mesela Abant Yedi Göller… Bembeyaz karlar altında gölün çevresinde sucuk ekmek yesek de dolaşsak fenamı olurdu sanki!

Dokuz bin yıllık tarih Çatalhöyük

Dokuz bin yıllık tarih “Çatalhöyük”

Çatalhöyük, Orta Anadolu’da, yaklaşık olarak 9 bin yıl önce yerleşim yeri olmuş, oldukça geniş bir Neoliti ve Kalkolitik Çağ yerleşim yeridir. Doğu-batı yönlerinde yan yana iki höyükten oluşur. Doğu Çatalhöyük olarak adlandırılan yerleşme Neolitik Çağ’da, Çatalhöyük olarak adlandırılan batıdaki höyük ise Kalkolitik Çağ’da iskan görmüştür. Konya’nın 52 km güneydoğusunda, Hasandağı’nın yaklaşık olarak 136 kilometre uzağında, Çumra ilçesinin 11 km kuzeyinde, Konya Ovası’na hakim buğdaylık bir arazide yer alır.

ÇATALHÖYÜKHöyükler kabaca 2 bin yıl kesintisiz iskan edilmişlerdir. Özellikle neolitik yerleşimin genişliği, barındırdığı nüfus, oluşturduğu güçlü sanat ve kültür geleneği son derece dikkat çekicidir. Yerleşimde 8 binden fazla kişinin yaşadığı kabul edilmektedir. Çatalhöyük’ün diğer neolitik yerleşimlerden temel olarak farkı, bir köy yerleşmesini geçip, kentleşme evresini yaşamış olmasıdır. Dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük sakinleri, ilk tarımcı topluluklardan biri olarak kabul edilir. Bu özelliklerinin bir sonucu olarak 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne, 2012 yılında ise Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.

ÇATALHÖYÜKİnsanlığın gelişiminde önemli bir evre olan yerleşik toplumsal hayata geçişle birlikte, tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli sosyal değişim ve gelişmelere tanıklık eden Çatalhöyük Neolitik Kenti, Güney Anadolu Platosu’nda geniş bir alan üzerinde yer almaktadır. İki höyükten oluşan Çatalhöyük Neolitik Kenti’nin daha uzun olan Doğu Höyüğü, M.Ö. 7400 ve 6200 yılları arasına tarihlenen 18 Neolitik yerleşim katmanından oluşmaktadır. Söz konusu katmanlarda, sosyal örgütlenmeyi ve yerleşik hayata geçişi simgeleyen duvar resimleri, rölyefler, heykeller ve diğer sanatsal öğeler yer almaktadır. Batı Höyüğü ise M.Ö. 6.200 ve 5.200 yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Döneme ait kültürel özellikler göstermektedir. Bu özellikleriyle Çatalhöyük, aynı coğrafyada 2000 yıldan fazla bir süredir var olan köylerden kentsel hayata geçişin de önemli bir kanıtıdır.

ÇATALHÖYÜKÇatalhöyük’teki içlerine çatılardan girilen birbirine bitişik evler ile sokağı olmayan yerleşim ünik bir özellik sergilemektedir. Ortadoğu ve Anadolu’da diğer Neolitik alanlar bulunmuş olmasına rağmen, Çatalhöyük Neolitik Kenti, kalıntıların boyutu, yaşayan toplumun yoğunluğu, güçlü sanatsal ve kültürel gelenekler ve zaman içindeki sürekliliğin benzersiz bileşimi ile olağanüstü evrensel değer taşımaktadır.

Ferhat Kaan Şahin

ferhatks@gmail.com

Instagram: fksahin

Meksika Tajin Zirvesi

Tajin Zirvesi

Meksika-Veracruz 18-21 Mart

MEKSİKA, Veracruz’da baharın gelişiyle, benzersiz bir zihin, beden ve ruh temizlenme kutlaması. Baharın getirdiği pozitif etki ile benden temizliği ile hayata bakış açısını değiştirmeniz için ideal bir festival. Bir dizi alternatif terapi yanı sıra sanat, müzik, dans ve macera sporları ile festival renklendirilmiş.

Çocuklara özel tatlı

Özsüt’en çocuklara özel tatlı. Mutluluk tadında ürünlerin yaratıcısı Özsüt, çocuklara özel lezzetleriyle minik müdavimlerinin yüzünü güldürüyor. Maharetli ustaların elinden, çocuklara özel tasarımlarla çıkan Gülücük, Kış Güneşi, Teddy ve Bunny’de her Özsüt lezzetinde olduğu gibi doğal içerikli ürünler kullanılıyor.

 Mutluluk tadında ürünlerin yaratıcısı Özsüt, çocuklar için hazırladığı özel tatlarla minik misafirlerinin yüzüne gülücükler konduruyor. Özsüt’ün maharetli ustalarının elinde birbirinden özel tasarımlara dönüşen tatlılar, lezzetleri ve görünümleriyle miniklerin kalbini kazanırken, ebeveynler ise çocuklarına doğal içerikli ürünler sunmanın keyfini yaşıyor.

Taptaze kakaolu kekin muzlu mus, çikolatalı fındık krema ve çikolatalı mus ile buluştuğu Gülücük pastanın üzerinde, ilhamını çocuklardan alan büyük bir gülen yüz tasarımı yer alıyor. Minik lezzet tutkunları için özenle hazırlanan Kış Güneşi ise, kakaolu kek katları arasındaki mus, dekorundaki renkli şekerler ve sarı zemin üzerindeki gülen yüzüyle çocukların içini ısıtıp damaklarını şenlendiriyor.

Oyuncak bir ayıdan esinlenilerek tasarlanan Teddy, yalnızca içerisindeki taptaze kakaolu keki, çikolatalı mus ve muz karışımıyla değil, bir oyuncağı andıran sevimli yüzüyle de çocukların dikkatini üzerinde topluyor. Bu eşsiz lezzetin dekorundaki püskürtme çikolatası ise Teddy’yi adeta sarmalayarak çocukların iştahını kabartıyor.

Teddy, çikolatasından gelen kahve rengiyle çocukların içini neşeyle doldururken, ilhamını beyaz bir tavşandan alan Bunny de bembeyaz süslemesi ve sevimli suratıyla minik Özsüt müdavimlerine göz kırpıyor.  Sade keke eşlik eden beyaz çikolatalı musu, taptaze çileğiyle enfes bir tat sunan Bunny, dekorundaki püskürtme beyaz çikolatasıyla çocukların hem gözlerine hem de damaklarına hitap ediyor.

HUAWEI’den Hem Akıllı Bileklik, Hem Bluetooth Kulaklık

HUAWEI’den Hem Akıllı Bileklik, Hem Bluetooth Kulaklık

HUAWEI, 4 güne varan kullanım süresi ve kendi bluetooth kulaklığı bulunan akıllı spor bilekliği TalkBand B3 Lite’ı kullanıcılar ile buluşturuyor. TalkBand B3 lite, hayatın yoğun akışı içinde ne iletişimden ne de spordan eksik kalmak istemeyen kullanıcılar için geliştirildi.

Günlük hayatında sık telefon görüşmeleri yapan ve sağlıklı yaşama da önem veren kişiler için tasarlanan Talkband B3 Lite akıllı bileklik aynı zamanda bluetooth kulaklık olarak da kullanılıyor. Klipslere bastırarak çıkarınca aktif olan kulaklık, telefon görüşmesi yaparken, video izlerken veya müzik dinlerken de kullanılabiliyor. Özellikle toplu taşımada ve kalabalık ortamlarda gelen sesli mesajları dinlemek ve sosyal medyada videolar izlerken kullanmak için Talkband B3 Lite, en hızlı ve Pratik çözüm. 10 Metreye kadar Bluetooth bağlantı desteği ilke telefondan uzaklaşıldığında da bildirimleri görebilmeye ve konuşma yapılabilmesine olanak sağlıyor.

Telefon araması geldiğinde kulaklığı çıkardıktan sonra konuşma otomatik olarak başlıyor. Ayrıca aynı anda iki farklı telefonla bağlantı desteği de mevcut. TalkBand B3 Lite Konuşma yaparken arka plandaki gürültüyü tespit ederek engelliyor ve kaliteli bir telefon görüşmesi yapılmasını sağlıyor. Bu sayede kalabalık ve gürültülü ortamlarda özel görüşmeler çok daha rahat yapılabiliyor. Talkband B3 Lite bu özelliğiyle araç içerisinde özel konuşma yaparak kimsenin rahatsız olmadığı bir yolculuk geçirilmesine yardımcı oluyor. Ayrıca bileklik üzerinden gelen aramayı sessize almak, aramayı reddetmek veya son aranan kişiyi tekrar aramak da mümkün.

TruSleep 2.0 ile uyku düzenini de takip edebiliyor. Koşu ve yürüyüş yaparken de size yardımcı olacak egzersiz verileri sunan TalkBand B3 lite, yakılan kalori, ne kadar süre egzersiz yapıldığı gibi verileri de gösteriyor.

HUAWEI TalkBand B3 Lite, verileri görüntülemek için geniş bir alan sunan 0,91 inç HD OLED renkli ekrana sahip. Sezgisel tasarlanan arayüz sayesinde kullanıcılar, bileklerini çevirerek veya yan kısımdaki fonksiyon tuşu ile istedikleri verileri gösteren ekranlar arasında kolayca geçiş yapabilirler.

Arayan kimliği, mesaj bildirimi ve telefon bulma özellikleri ile donatılan TalkBand B3 Lite, aynı anda iki akıllı telefon ile birden senkronize edilip, her ikisinden de çağrı alıp yanıtlayabiliyor. 4 güne kadar kullanım süresi sunan ve sadece 2 saat içinde şarj olabilen pili ile TalkBand B3 Lite günlük hayatı kolaylaştırarak profesyonel bir destek sağlıyor. TalkBand B3 Lite’ın hipoalerjenik malzemeden üretiliyor.

Pause Dergi Konuk DJ, HAYATİ FİNS

Konuk DJ HAYATİ FİNS

12 mart 1978’de İstanbul’da doğan Hayati’nin müziğe ilgisi çok küçük yaşlarda babasının yurt dışından getirdiği long-playleri dinleyerek başladı. Lise yıllarında arkadaşlarına partiler organize ederek müziğe ve insanları eğlendirmeye ne kadar tutkulu olduğunu gösterdi. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra 1996 yılında profesyonelliğe ilk adımını attı. 1998 yılında, o günlerde İstanbul gece hayatının en önemli iki gece kulübü olan Escobar ve Sherlock Holmes’ta setinin başına geçti. Ardından Babylon Lounge Party Nights’ta iki sene boyunca hem DJ’lik hem de müzik direktörlük görevlerini sürdürdü. Özellikle New York, Tel Aviv, Dubai, Nice, Milano, Sofia, Mexico City ve Odessa’da çaldığı davetlerle adından sıkça söz ettirdi. 2000’li yıllardan itibaren özellikle Türkiye’nin önde gelen turizm firmalarının DJ’liğini ve müzik direktörlüğünü yaptı. Ezber bozan setleri ve sadece eğlence mottosu ile düğün ve davet sektöründe özel bir yer edindi. 2015 yılında Mix Music ailesine transfer oldu. 20 yıllık tecrübesi ve birikimiyle Mix Music’in en eğlenceli, en şık ve en coşkulu davetlerinde DJ kabininde bulunmaya ve iş, sanat, spor ve magazin dünyasının organizasyonlarında adından sıkça söz ettirmeye devam ediyor.

  1. Phantoms feat Prince Charles – Champagne secrets and Chanel
  2. Sam Smith feat Calvin Harris – Promises
  3. Panic at the disco – High hopes
  4. David Keno – Play
  5. Due Lipa – Kiss and make up
  6. David Guests feat Calvin – Say my name
  7. Marva Loud – Bad boy
  8. Lady Gaga feat Bradley Cooper – Shallow
  9. Gregory Porter Claptone remix – Liquid spirit
  10. Fatboy Slim – Praise you

Özben Önal “Benim dünyam bir çeşit tımarhane”

Özben Önal “Benim dünyam bir çeşit tımarhane”

Günümüz dinamiklerinin sınırları zorladığı zamanlarda,  fikir,  sanat ve zevki daha önce rastlamayacağınız türde tasarımlarda buluşturmayı başarabilen yüzde yüz yerli bir  markanın kurucusu…  Mücevher tasarımı hususunda eğitim alan ve bugüne kadar bu alanda kendine şans tanımadığını fark ederek, sektörün ihtayçalarında fabrikasyon ürünlerin dışında bir üretim için Tımarhane Tasarım Atölyesini kuran sevgili Özben Önal bu ayki Pause citys dergi kapak konuğumuz… Sevgili Özben bu tarsım atölyesi ile sadece kedine değil, sıradışı fikirleri olan sanat aşığı tasarımcılarada şans tanıyor. Ülkemizin aranan,  başarılı tasarımlara imza atan Tımharhane ve tasarımlarını konuştuğumuz söyleşimiz Pause dergi okurlarımız için, keyifli okumalar.

Özgün tasarım yapabileceğim, benim gibi düşünebilen bir ekiple aklımdan geçeni önce kağıda oradan da hayalimi en iyi taşıyacağına inandığım materyale geçirebileceğim bir hane… Ben Tımarhane yi kurmaya karar verdiğim günki heyecanımı hiç kaybetmedim ve sanırım bu böyle devam edecek.

Uzun süre Venedik Festivaline maskeler tasarladım ve sattım. Aynı zamanda ünlü bir mücevher firmasında tasarımların gövde buldu. Zaten eğitimimi İsviçre’de mücevher tasarımı üzerinde aldım. Eğitimimin bana kattığı en önemli şey materyalleri doğru kullanmak ve tasarımın alt yapısının oluşturulması oldu.

 

 Tasarımda özerklik yapabilmenin keyfi yaşanıyor. Ekibimin içinde ki herkes fikrini kendi elleriyle istediği tarzda biçimlendirebiliyor. Diğer tasarımhanelerin arasında kendince farklı bir yer açılıyor.

 

Malesef günümüz Türkiye’sinde hayalini somutlaştırmak için uğraşan bir tasarımcının ortaya çıkan eserine bir bedel belirlemesi eminim tüm uğraşılarından daha zordur. Çünki insanın hayaline paha biçmesi malesef mümkün değildir. Kaldı ki özgün tasarımların meraklıları çok olmasına rağmen fiyatlandırma sonrası alıcı bulması artık çok kolay değil. Tımarhane’de üzerinde en hassas zaman harcadığım konu fiyatlandırma oluyor. Alım gücünün insanların hayallerinin önüne geçmesine üzülüyorum.

Ben Ankara çocuğuyum ve Ankara hayranıyımdır. Bu sebeple orada çok küçük mekan açtım ama bakalım ilerleyen zaman ne getirir, göreceğiz.

 

Tüm dünyanın avucunuzun içinde olması ve tüm çevrenizle paylaşabilmek günümüzde olmaz ise olmaz. Online satışımız var ama tasarımlarımın tek bir tuş ile binlerce kişiye ulaşabilmesinin sebebi sosyal medya ağım ve kullanma sıklığımdır.

Hayatın tadını çıkartmak ve gereksiz zaman harcamamak lazım. Yeni projeler ve sürprizler olacak tabiki. Hatta bir projem hayata geçti sayılır. Uzun zaman sonra tekrar mücevher tasarımına geri dönüyorum. Bu yolda yanımda konusunda çok kıymetli genç bir yaratıcı var. ÖZBEN&PENOK markasını yakında daha sık duyacaksınız inşallah.

Spot: Hayat felsefem saf sevgi üzerinedir. Üzerine basarak söylemek isterim ki özgürlüğün herkes için olan önemi belki benim hayatımda daha da baskın. Etrafım ne der diye hiç düşünmedim, dilediğim gibi yaşamayı her zaman tercih etmişimdir. Şimdi kızlarıma da bunu öğretiyorum. Hayatınız sizindir ve onu yaşama şakline karar vermek de sadece sizi ilgilendirmelidir. En önemli kural bunu yaparken kendinize olan saygınızın ve sevginizin hiç bitmemesidir.

Kızlarımın yüzlerinin gülmesi beni dünyanın en mutlu insanı yapar.

 

Sevgili Özlem; nedir bu tırmahne? Neler oluyor burada? Burada özgür fikirler gövde buluyor. Tasarımda özerklik yapabilmenin keyfi yaşanıyor. Ekibimin içinde ki herkes fikrini kendi elleriyle istediği tarzda biçimlendirebiliyor. Diğer tasarımhanelerin arasında kendince farklı bir yer açılıyor.

Kimler içindir? Gerçekten ruhunu yansıtmayı seven, sosyal çevresinin içinde kendine yer açabilmiş açık fikirli sanata ve tasarımcılığa saygı duyan herkes Tımarhane de kendine göre bir parça bulabilir.

 

Nasıl bir düşünce ile oluştu? Aklımda hep olan bir fikirdi. Özgün tasarım yapabileceğim, benim gibi düşünebilen bir ekiple aklımdan geçeni önce kağıda oradan da hayalimi en iyi taşıyacağına inandığım materyale geçirebileceğim bir hane… Ben Tımarhane yi kurmaya karar verdiğim günki heyecanımı hiç kaybetmedim ve sanırım bu böyle devam edecek. Tasarımın özgürlüğüne imkan tanıdım gibi.

Farklı bir adı var kuruluşunuzun… Çalışmalarınızın da var olanlardan farklı olan tarafları nedir? Evet. Tımarhane ismini koyarken inanın çok düşünmedim. Tımarhane Tasarım,  konuşmamızın başından beri ısrarla belirttiğim gibi özgün ve özgür tasarımları ortaya çıkartabileceğim bir atölye olarak planlandı ve kuruldu. Tasarladığım ürünlerin herhangi başka bir yerde göremezsiniz gibi iddiam olmadı fakat atölyemden çıkan ürünlerin her birinde kendi içinde ayrışan özellik muhakkak vardır. Mesela, hemen hemen her yerde bulabileceğiniz porselen bir vazoyu, insan kafası formunda hayal edip, çiçekleri derlemeniz için de homojen açılan deliklere yerlşetirdiğiniz bitkilerin saç şeklinde görünmesi bir anda vazoyu yerleştirdiğiniz mekanı değiştirebilir. Bence her tasarımın kendine özgü bir özelliği vardır ve mutlaka benzerlerinden ayrılır.

 

Daha önce bu tarz bir deneyiminiz var mıydı? Bu tarz derken vurguladığınız tasarım ise evet. Uzun süre Venedik Festivaline maskeler tasarladım ve sattım. Aynı zamanda ünlü bir mücevher firmasında tasarımların gövde buldu. Ayrıca çok yakın çevreme de tasarladığım bir çok obje olmuştur. Zaten eğitimimi İsviçre’de mücevher tasarımı üzerinde aldım. Eğitim aldığım zamanlarda da hep kafamda tasarım yapmak ama bunu sadece mücevher ile sınırlandırmamak vardı. Eğitimimin bana kattığı en önemli şey materyalleri doğru kullanmak ve tasarımın alt yapısının oluşturulması oldu.

 

Günümüz dünyasını ve bu dunyanın gündemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüz dünyası dediğiniz eğer günümüzün tasarım dünyası ise bu konu oldukça geniş ve renklidir bana göre. Fakat ülkemizdeki tasarımcıların hem de her konudaki tasarımcıların işleri çok zor. Malesef günümüz Türkiye’sinde hayalini somutlaştırmak için uğraşan bir tasarımcının ortaya çıkan eserine bir bedel belirlemesi eminim tüm uğraşılarından daha zordur. Çünki insanın hayaline paha biçmesi malesef mümkün değildir. Kaldı ki özgün tasarımların meraklıları çok olmasına rağmen fiyatlandırma sonrası alıcı bulması artık çok kolay değil. Tımarhane’de üzerinde en hassas zaman harcadığım konu fiyatlandırma oluyor. Alım gücünün insanların hayallerinin önüne geçmesine üzülüyorum.

Sizce dünyamız bir tımarhane mi? Sizce Tımarhane nedir? Bence benim dünyam bir çeşit tımarhane. Bakın Tımarhane dendiğinde ilk aklınıza gelen ‘’Akıl Hastanesi’’ biliyorum. Ama oradaki insanların her biri farklı bir özellikle sosyal ortamlarda bulunamadığı için özel bakımla yaşayabiliyorlar. Her insan farklı bir renktir benim için. Özgür olmalı, dilediği gibi yaşayabilmelidir. Şimdi siz bana söyleyin ‘’siz yaşayabiliyor musunuz?’’…

 

Şubeleşiyor musunuz? Online olarak da hizmet veriyor musunuz?

Merkezimiz Antalya’da ama online satışımız var. Şubeleşme konusunda malesef ülkenin ekonomik konjüktürü de karar vermek için henüz eerken olduğunu düşündürüyor. Ben Ankara çocuğuyum ve Ankara hayranıyımdır. Bu sebeple orada çok küçük mekan açtım ama bakalım ilerleyen zaman ne getirir, göreceğiz.

 

Hayat felsefenizi ben çok farklı buluyorum. Siz de farklı buluyor musunuz? Hayat felsefem saf sevgi üzerinedir. Üzerine basarak söylemek isterim ki özgürlüğün herkes için olan önemi belki benim hayatımda daha da baskın. Etrafım ne der diye hiç düşünmedim, dilediğim gibi yaşamayı her zaman tercih etmişimdir. Şimdi kızlarıma da bunu öğretiyorum. Hayatınız sizindir ve onu yaşama şakline karar vermek de sadece sizi ilgilendirmelidir. En önemli kural bunu yaparken kendinize olan saygınızın ve sevginizin hiç bitmemesidir.

 

Plan yapar mısınız? Hayatla ilgili ne  gibi planlarınız var? Özellikle yeni projlerde sürpriz var mı? Plan yapmadan yattığımı hatırlamam. Günlük planı geçin, haftalık ve hatta aylık planlar yapmayı severim. Önümü daha rahat görmemin ve hayatımda kı 4  kızımla yaşamımı kolaylaştırmanın ve sevdiklerimle daha kaliteli zaman geçirmemin en önemli sebebidir planlı yaşamak. Hayatın tadını çıkartmak ve gereksiz zaman harcamamak lazım. Yeni projeler ve sürprizler olacak tabiki. Hatta bir projem hayata geçti sayılır. Uzun zaman sonra tekrar mücevher tasarımına geri dönüyorum. Bu yolda yanımda konusunda çok kıymetli genç bir yaratıcı var. ÖZBEN&PENOK markasını yakında daha sık duyacaksınız inşallah.

 

Kendinize vakit ayırdığınızda neler yaparsınız? Kendime vakit ayırmak yerine beni mutu eden herkes ve herşeyle zamanımı paylaşıyorum. Öncelik her zaman kızlarımın olur. Kalabalık olmayı severimş birlikte yensin, içilsin ve kaliteli zaman geçirilsin. Kendi kendimle kaldığım sınırlı zamanda da evin diğer sakinleri yani kedilerimiz ve köpeklerimiz ile oynamak en büyük zevkim.

 

Modayı takip eder misiniz? Modayı her kadın gibi takip ederim ama rahat giyinme özgürlüğümün elimden alınmasına asla izin vermem.

 

Sosyal medyayı nasıl kullanıyorsunuz? İşle ilgili konularda kolaylık sağlıyor mu? Sanırım sosyal medyadan uzak kalan pek yoktur. Benim için sosyal medya hem iş hem arkadaş tüm ilişkilerimin akıcı olması için çok önemli. Tüm dünyanın avucunuzun içinde olması ve tüm çevrenizle paylaşabilmek günümüzde olmaz ise olmaz. İşim için de tabiki sosyal medya en kolay ulaştırma şekli. Zaten online satışımız var ama tasarımlarımın tek bir tuş ile binlerce kişiye ulaşabilmesinin sebebi sosyal medya ağım ve kullanma sıklığımdır.

 

Tanınmış bir aileden gelmek, tanınmış olmak işlerinizde başarı elde etmenizi kolaylaştırıyor mu?   Tabiki buna hayır demek mümkün değil. Herşeyden önce tanınmış bir aileden geldiğinizde çevreniz ailenizden başlayan bir çember ile büyüyor ama kişiliğiniz ile duruyor ya da büyümeye devam ediyor. Ben bu konuda şanslı olduğumu söyleyebilirim.

En çok hangi yönünüzü beğenirsiniz? Kendimle ilgili analizlerimi, öz eleştiri yapabiliyor olmamı severim.

 

Hızlı tüketim çağında en fazla tükettiğimiz zaman… Zaman yönetiminiz nasıldır? Planlama yapmak bu sorunu çözmemde bana en büyük destek.

 

Kendinize nasıl bakarsınız? Beslenmenize dikkat eder misniz? Anne olduğum günden beri beslenme konusunda ikili bir hayatım var diyebilirim. Evdeki yemek düzeni, seçimler ve alışveriş, kızlarım için sıfır hata ile olur. Ama ben malesef o kadar düzenli beslendiğimi söyleyemem. Belki de alışkanlıklarım alakalı ama mesela kahvaltı öğününü atlarım ve canım istediğinde yemek yerim. Sınırladığım bir yiyecek yok, sanırım benim için büyük bir avantaj.

Hayatta en çok neyi sevdiniz? Sizi en çok ne mutlu eder?

Ben anne olmayı sevdim ve hayatta beni daha çok mutlu edecek belki de bir gün annane olma olabilir. Şaka bir yana kızlarmın yüzlerinin gülmesi beni dünyanın en mutlu insanı yapar.

Hayatınızdaki öncelik sıralamınız nasıldır? İlk üçte ne var mesela?

Ailem, kızlarım ve işim

 Günlük hayatın getirdiği gündemler ister istemez bir stres ortamı yaratıyor… Zihninizi nasıl yenilersiniz, stresinizi nasıl  atarsınız? Ben evimi çok severim. Stresimi de üzüntümü de sevincimi de evimde ailem ve dostlarımla paylaşırım. Ama kağıt ve boya benim için stres ile savaşmak için yeterli olur.

 Güçlü bir kadın profiliniz var? Bu bir avantaj mıdır? Güçlü kadın ne demektir aslında ordan başlamak lazım ama dışarıdan bakıldığında güçlü bir kadın olduğumu hep söylerler. Belki da hayatla verdiğim sınavlar beni ayakta durmaya, kızlarıma örnek olurken her zaman dik durmaya çalışmaya ve sevdiğim insanları koruma içgüdüm ise dişi bir kedi gibi görünmeme sebep olmuştur.

 Sizce başarının sırrı nedir? Sadece karar vermek ve istemek.

Holy Week

Holy Week

İspanya-Sevilla 25-31 Mart

İspanya’nın Sevilla ve Granada şehrinde yapılan, (Mübarek Hafta) Holy Week, yine dini ayin olarak başlayan bir festival. Dini kıyafetlerle yürüyüşle başlayan Holy Week, ayın son günü kadar devam ediyor.  Toplumsal gruplamalar ve rütieller ile kıyaslandığında daha derinden tutulan gelenekleri sindirmek isterseniz Andalucia’ya gelmek için harika bir zaman. Birçok kişi Andalucia’yı ziyaret etmek için yılın bu zamanlarından kaçınır. Nedeni hem kalabalıklar hem de şişirilmiş fiyatlar. Ama bu deneyim için önemli diyorsanız, kesenin ağzını biraz daha açacaksınız.

Yeni ASX

Mitsubishi Motors, 2020 model ASX kompakt SUV modelinin dünya prömiyerini Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirdi.

Mitsubishi Motors Corporation (MMC), 5-17 Mart arasında düzenlenecek 89. Uluslararası Cenevre Otomobil Fuarı’nda 2020 model ASX kompakt SUV modelinin dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

En büyük pazarlarını Kuzey Amerika, Avrupa, Avustralya ve Çin’in oluşturduğu ASX, 2009 yılında lanse edildiğinden bu yana dünyanın 90 ülkesinde yaklaşık 1.32 milyon adet sattı. MMC’ın en çok satan üçüncü aracı olan ASX, şirketin küresel stratejisinde kilit bir rol üstleniyor.

2020 model ASX kompakt SUV’un dış tasarımı, MMC’ın küresel “Drive your Ambition” sloganının bir ifadesi olarak kullanılan “sağlam ve zeki” tasarım felsefesi kapsamında büyük bir değişimle görücüye çıkıyor.

ASX ile kullanım kolaylığı

ASX, şehir için tasarlanmış kompakt bir SUV. Hafif ve kompakt bir gövde ile sürücüye mükemmel bir hakimiyet alanı sağlarken, keyifli ve kolay bir sürüş sağlıyor.

Avrupa pazarlarına 5 ileri vitesli manuel şanzıman ya da 6 vitesli Spor Modlu INVECS*1-III CVT şanzıman ile uyumlu 2.0L MIVEC*2 16 valf motor seçenekleri, iki ve dört tekerden çekişli versiyonlarla piyasaya girecek ASX’te ayrıca, RISE güvenlikli gövde ve “Önden Çarpışmayı Yumuşatma” (FCM) fren sistemi gibi özelliklerle güvenli bir sürüş dinamiği yer alıyor.

*1: Akıllı ve Yenilikçi Araç Elektroniği Kontrol Sistemi

*2: Mitsubishi Yenilikçi Valf zamanlayıcı Elektronik Kontrol Sistemi

Mitsubishi ASXASX’in Yenilikleri

Tasarım – Konsept: Dikkat çekici tasarımı, Mitsubishi’nin imzası olan sağlamlığın yanı sıra güçlü bir imaj yansıtırken sürücüleri kendi isteklerini takip etmeye ve yeni mücadelelere davet ediyor.

Ön görünüm: Yeni ASX, Mitsubishi Motors’un ön tasarım konseptine yeni bir bakış açısı getiriyor. Tampon, ön ızgara ve çevresindeki tasarımı, güç ve sağlamlığını yansıtıyor. Sinyal lambalarını ve sis farlarını tamponun ucuna konumlandıran LED aydınlatma düzeni, ön görünüme Mitsubishi imzasını atıyor.

Arka görünüm: ASX’in güçlü ve keskin hatlı arka tasarımına LED arka farlar damgasını vuruyor.

Renk: ASX şimdi canlı, yoğun parlak “Elmas Kırmızısı”, sportif ve enerjik “Güneş Işığı Turuncusu” ve şık “Meşe kahverengi” renk seçenekleriyle sunuluyor.

Mitsubishi ASXAkıllı telefon görüntü ve ses iyileştirmeleri

Geliştirilmiş olarak sunulan Smartphone-link Display Audio – SDA (akıllı telefonlar ile bağlantılı görüntü ve ses) ile bağlantı ileriye seviyeye ulaşıyor.

Yedi inçten sekiz inçe yükselen ekran boyutu ile USB belleklerdeki videolar artık SDA ekranından izlenebilecek.*3

Üst donanım seviyesindeki modellerde Tom Tom*4 navigasyon sistemine yer veriliyor. Akıllı telefonla internete bağlanarak gerçek zamanlı trafik bilgilerine artık kolayca erişilebiliyor.

Yakın vadede hız göstergesi, kilometre sayacı, uyarı lambası ve diğer araç bilgilerinden yararlanan bir uygulama sunulacak. Uygulama, kalan yakıtı kontrol edecek ve en yakın akaryakıt istasyonlarına navigasyonla yönlendirecek, optimum bakım ve muayene aralıkları konusunda kılavuzluk edecek.

*3: Sadece araç stop ettirildiğinde.

*4: Hollanda merkezli şirket, trafik, navigasyon ve harita ürünleri sunmaktadır.

Panda’dan Hazır Künefe

Panda’dan Hazır Künefe

Türk damak tadını iyi bilen,Türkiye’nin ilk dondurma markası Panda künefe sevenlere büyük bir kolaylık, benzersiz bir lezzet sunuyor. Sipariş verip, dışarıdan söylemeye gerek kalmadan, evde kolayca hazırlanıp servis edilecek bir lezzet çıkarıyor!

Panda Künefe’yi pişirip, şerbetini döküyorsunuz ve dilediğiniz gibi, ister dondurmayla ister fıstıkla süsleyerek servis ediyorsunuz.

15 dakikada hazır.

Panda Künefe’yi 240 °C’de ısıtılmış fırının alt tarafına yerleştirip kızarıncaya kadar (yaklaşık 12 dk) pişiriyorsunuz. Pişmiş sıcak künefeyi ters çevirip servis tabağına yerleştiriyorsunuz. Ilık şerbeti üzerine döküp kaymak, fıstık, dondurma veya cevizle süsleyip sıcak sıcak servis ediyorsunuz. İster yemeğin üstüne ailenize, ister yemekteki misafirinize çıtır çıtır, nefis bir sürpriz hazırlıyorsunuz.

Panda dolaplarında Panda Künefe… Yanına da Panda Dondurma almayı unutmayın!

Panda Künefe’leri Panda dolaplarında bulabilirsiniz.