“Her değişim küçük bir adımla başlar”
Günümüz Türkiye’sinde birey olmanın anlamı, giderek karmaşıklaşan sosyal dinamikler, ekonomik dalgalanmalar ve dijital çağın getirdiği yeni kimlik arayışlarıyla yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün en sessiz ama en derin izleri ise insan ruhunda saklı. Pause Dergi olarak, bu izleri anlamak ve görünür kılmak adına Klinik Psikolog İrem Erdinç ile bir araya geldik.
İrem Erdinç, sadece bireysel terapi odasında değil, toplumun ruhsal nabzını tutan bir gözlemci olarak da dikkat çekiyor. Türkiye’de psikolojik farkındalık, terapiye bakış açısı, gençlerin ruhsal ihtiyaçları ve kültürel kodların psikoloji üzerindeki etkileri gibi pek çok başlıkta derinlemesine bir sohbet gerçekleştirdik.
Bu röportajda, hem bireyin iç dünyasına hem de toplumun kolektif ruh haline dair çarpıcı tespitler bulacaksınız. Hazırsanız, Türkiye’nin ruh haritasını birlikte keşfetmeye başlayalım.

Psikolog olarak çalışma alanlarınız nelerdir?
Bireysel psikoterapi, yeme davranışı bozuklukları, bağımlılık süreçleri, anksiyete, duygusal regülasyon zorlukları ve yaşam krizi gibi alanlarda çalışıyorum. Psikodinamik yönelimli terapi sürecine ek olarak, bireyin bütüncül iyilik halini destekleyecek tamamlayıcı yaklaşımları da değerlendirmeye açığım.
Son zamanlarda danışanlarınızda en sık karşılaştığınız konular nelerdir?
Duygusal yeme, stres kaynaklı iç huzursuzluk, dijital bağımlılık ve ilişkisel sorunlar oldukça yaygın. Ayrıca içsel boşluk hissi, hedef yoksunluğu ve anlam arayışı gibi varoluşsal temalar da günümüzde çok görünür hale geldi.

Bir terapi sürecinde sizin için en önemli unsur nedir?
Danışanın kendilik deneyimine saygı duyulması, terapötik ilişkinin güvenli ve açık olması ve kişinin kendi değişim temposuna sadık kalınması çok kıymetli. Her birey biricik ve süreci benzersizdir.
Bağımlılıkla çalışan bir psikolog olarak danışanlara nasıl bir yol haritası sunuyorsunuz?
Bağımlılıkları sadece “bırakma” davranışı üzerinden değil, kişinin iç dünyasındaki ihtiyaçlar ve çatışmalar üzerinden ele alıyorum. Psikoterapi süreciyle birlikte davranışsal yapılandırma, destekleyici günlük rutinler ve gerektiğinde psikiyatri desteğiyle entegre bir yaklaşım sunuyorum.

Psikolojik sürece destek olarak kullandığınız tamamlayıcı bir yöntem var mı?
Evet, son dönemde uygulamalarıma feedback yöntemini ekledim. Feedback, vücudun elektromanyetik frekans yapısını esas alarak çalışan, tanı ve tedavi amacı taşımayan tamamlayıcı ve destekleyici bir uygulamadır. Özellikle bağımlılık, duygusal yeme ve stres yönetimi gibi konularda farkındalık geliştirmeye katkı sağlayabileceğini gözlemliyorum. Bu yöntem, psikolojik danışmanlık sürecine eşlik eden, kişisel farkındalığı ve içsel dengeyi desteklemeye yönelik bir araçtır. Uygulama mutlaka bireyin onayıyla, klinik değerlendirme sonrası planlanmaktadır.
Feedback’in psikolojik sürece nasıl katkı sağladığını düşünüyorsunuz?
Bazı danışanlar, bu uygulamadan sonra kendilerini daha sakin, odaklı ve bedensel olarak dengede hissettiklerini ifade ediyor. Bu da psikoterapide ele aldığımız temaların içselleşmesini ve davranışa geçişini kolaylaştırabiliyor. Elbette feedback, tıbbi tedavi yerine geçmez; sadece süreci destekleyen bir araçtır.

Son olarak, psikolojik destek almak isteyen bireylere ne söylemek istersiniz?
Kendini keşfetmek bir cesaret eylemidir. Her değişim küçük bir adımla başlar. Terapi, kişinin kendine duyduğu saygının bir ifadesidir ve zamanla içsel gücünü yeniden keşfetmesini sağlar.
+90 544 455 22 63


