"Her rolde farklı bir ‘ben’i keşfediyorum"

“Her rolde farklı bir ‘ben’i keşfediyorum”

Latin danslarından reklam setlerine, oradan televizyonun sevilen dizilerine uzanan bir yolculuk… Hatice Deniz, “Kızılcık Şerbeti”nden “Siyah Kalp”e uzanan kariyerinde, rol aldığı her karakterle kendi iç dünyasında yeni kapılar açtığını söylüyor. Sanat filmlerinden çok katmanlı rollere, geleceğe dair hayallerini ve oyunculuğa bakışını Pause Dergisi’ne anlattı.

RÖPORTAJ: NAZAN ORTAÇ

Hatice Deniz

Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunusunuz. Oyunculuğa nasıl başladınız? Bu alanda sizi en çok motive eden şey neydi?

Üniversite yıllarımda Latin danslarıyla ilgileniyordum. O sıralar Elidor reklamında yer almıştım. Zamanla bu deneyimlerin çok daha derin bir anlam taşıdığını gördüm. Kamera karşısına geçtiğim her an, kendimin başka bir versiyonuyla tanışıyordum. Her rol hem bambaşka dünyalarla hem de içimde keşfetmediğim yönlerle karşılaşmamı sağladı. İşte bu keşif hâli ve her seferinde yeniden öğrenme süreci, oyunculuğa olan en büyük motivasyonum oldu.

“Begüm” karakteriyle “Kızılcık Şerbeti” gibi çok izlenen bir projede yer almak size neler kattı? Gelen izleyici tepkileri sizi nasıl etkiledi?

İlk etapta bazı kaygılarım vardı. Fakat zamanlama olarak tam da ihtiyacım olan bir dönemde girdiğim bir projeydi. “Kızılcık Şerbeti”nin samimi set ortamı, insanların yaklaşımı ve doğaçlamaya alan tanıyan yapısı, beni çok rahatlattı. Oyunculuklarına hayranlık duyduğum isimleri sahnede birebir gözlemleyebilmek, yeni bir oyuncu olarak benim için büyük bir avantajdı.

Begüm, hayatın doğru–yanlış çizgilerini netleştirememiş, tecrübesiz bir genç kızdı. Yaptığı hatalar, onun öğrenme sürecinin bir parçasıydı. İzleyiciler de bu yönünü gördükleri için öfke yerine daha çok anlayışla yaklaştılar. Bu nedenle sert eleştirilerden çok, yumuşak tonda geri dönüşler aldım.

Hatice Deniz

 “Siyah Kalp” dizisinde “Peri” karakterine hayat verdiniz. Bu karakterin sizin kişiliğinizle örtüşen veya taban tabana zıt yönleri neler?

Peri, dişiliği ve zekâsıyla hayatında istediklerini elde etmiş, yoldan çok amaca odaklanan, güçlü görünen bir karakterdi. Ancak kırılgan bir egosu ve empatiden uzak bir bakış açısı vardı. İnsanlarla kurduğum ilişkiler, kendi değerlerim, seçimlerim ve en önemlisi yöntemlerim onunla taban tabana zıt kalıyor. İş konusundaki ciddiyeti dışında ortak bir yanımız olduğunu söyleyemem. Dizi final verdi ama Peri karakterinin bana hayat yolculuğumda öğretecekleri olduğuna inanıyorum.

Şu ana kadar canlandırdığınız roller arasında sizi en çok etkileyen veya zorlayan karakter hangisiydi?

Bütün işlerim beni ayrı ayrı heyecanlandırdı. Ama en çok “Adsız Âşıklar” projesi beni etkiledi. Karakterin derin duygularının yanı sıra, fiziki bir engelini inandırıcı şekilde yansıtma sorumluluğu vardı. Kısa sürede tamamlanması gereken yoğun bir kurgu ve tek sahnede tüm hikâyeyi izleyiciye geçirme zorunluluğu, benim için ayrı bir heyecandı.

Gaye’nin içindeki yaşam sevinci, abisine duyduğu sevgi ve hayata bakışı, bu rolü canlandırırken bana bambaşka bir derinlik kattı.

Hatice Deniz

Bir role hazırlanırken izlediğiniz özel bir yöntem ya da ritüel var mı?

Önce projenin dünyasını kurarım. Hikâyenin geçtiği yerleri, ilişkileri, atmosferi zihnimde canlandırırım. Sonra karakteri bu dünyanın içine yerleştiririm. Onun geçmişi, kişiliği ve tepkileriyle harmanlayarak çalışırım. En çok da şu soruya odaklanırım: “Verdiğim tepki doğal mı?” Seyirciye “oynuyormuşum” hissi vermeden, karakterin kendi reflekslerini yansıtabilmek için çalışırım.

Oyunculuk yolculuğunuzda sizi etkileyen, örnek aldığınız bir sanatçı ya da idol var mı?

Tek bir isimden ilham aldığımı söyleyemem. Daha çok, birlikte çalıştığım ya da izlediğim oyuncuların farklı özelliklerinden besleniyorum. Kimi zaman bir oyuncunun sahneye hazırlanma biçimi, kimi zaman da bir başkasının duyguyu izleyiciye geçirme şekli beni etkiliyor. Bazen de karakterlerine bakış açıları ve iş disiplinlerine hayranlık duyuyorum. Aslında birlikte çalıştığım insanları gözlemleyip, kendi yöntemlerimi sorguluyorum. Bu sorgu bana farklı bakış açıları kazandırıyor. Ve böyle böyle kattığım şeyler bende ilhama dönüşebiliyor.

Hatice Deniz

Oyunculuk dışında ilgilendiğiniz hobileriniz ya da tutkularınız neler?

Spor, çocukluğumdan beri hayatımın içinde; neredeyse her dalıyla. Yüzmek ise bambaşka… Suyun içinde, sanki dünya ile bağım kopuyor. Denizaltının dingin sessizliği içinde zaman yavaşlıyor, bedenim ve zihnim rahatlıyor. Benim için tam bir terapi hissiyatı oluşturuyor. Hobilerimde en sevdiğim nokta, sadece yapıyor olmaktan ziyade; öğrenme süreci, tekniği ve disiplinini deneyimlemek. Kick boks, binicilik, tenis, dans gibi pek çok alanla ilgilendim. Edebiyat da hayatımın vazgeçilmezlerinden. Deneyimlerimi yazarak ifade etmek, insanları gözlemlemek, hikâyeler dinlemek ve bunları öyküleştirmek, oyunculuğuma ve bana yeni katmanlar kazandırıyor.

Hatice Deniz

“Katmanlı karakterler ilgimi çekiyor”

Gelecekte yer almak istediğiniz özel bir proje türü ya da canlandırmak istediğiniz bir karakter var mı? Birlikte çalışmak istediğiniz bir yönetmen/oyuncu var mı?

Geçen her süre içinde, deneyimledikçe ve anlamlandırdıkça oyunculuğun ritmini biraz daha buluyorum. İlerleyen süreçlerde, çok fazla söze ihtiyaç duymadan, bakışlarıyla duygusunu ifade edebilen karakterleri canlandırmak isterim. Gözle anlatım biçimi beni çok etkiliyor. Daha çok sanat filmi türünde… Bunun yanında, duygusunu uçlarda yaşayan, çok katmanlı karakterler de ilgimi çekiyor.

Bana benzeyen ya da hissiyle kendimden parçalar bulduğum rollerden ziyade, benden çok farklı karakterleri anlamaya çalışarak bir şey inşa etmek istiyorum. Bu muhtemelen zorlayıcı olacak ama aynı zamanda çok öğretici olacağı için buna karşı büyük bir hevesim var. Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Yeşim Ustaoğlu gibi karakter derinliğine ve hikâyenin katmanlarına önem veren yönetmenlerle çalışmak beni çok heyecanlandırır. Özellikle Yeşim Ustaoğlu’nun kadın karakterlere yaklaşımı, duyguyu derinlemesine işleyişi ve oyuncuya alan tanıyan sinema dili benim için çok değerli.