“Keşkelerim yok benim. Neysem oyum”

“Keşkelerim yok benim. Neysem oyum”

“Keşkelerim yok benim. Neysem oyum”

25 yıldır sahnelerde besteci ve söz yazarı… Aşk şarkıları ondan sorulur çünkü bu şarkılar en çok O’nun sesine, O’na yakışıyor.  Düştü kalktı yaralandı şimdi hepsini geride bıraktı. Ayakta hem de öyle güzel bir boyutta ki… Artık şarkılarını söylerken bir felsefi anlatım, fakındalık var. Ömründen sekiz bir imtihan da gitti. Sonra bir beyaz güvercin uçurdu. O şimdi çok başka biri. Kimseye küskün, kırgın, dargın değil. İki kitabı yüzlerce bestesi, sözü şarkısı var. İki güzel kitabı, çok büyük bir yüreği var. Kimseye benzemiyor. Şahsına münhasır. Çok sevgili Deniz Seki bu ay Pause Dergimizin kapak konuğu. Kendisi ile hayatını, çalışmalarını, çok konuşulan güzelliğini, değişimini ve yeni çalışması Savaş ve Aşk’ı siz kıymetli okuyucularımız için konuştuk. Keyifli okumalar…

Nereden başlayalım. Bütün dünya da değişmeyen bir şey kalmadı ama son günlerde en çok senin değişimin konuşulur oldu. Sosyal medyada ve diğer mecralarda bu güzellik halleri konuşuluyor? Neler oldu böyle? 

Eski Deniz’i yolladım ve şimdi yeni Deniz’i getirdim.. Hepimiz kendimizi güzel görmek isteriz. Sağlıkla yaşamak isteriz. Kilolu halimi beğenmiyordum. Şeyda Coşkun ile bir programa başladım. Bana “hep gözümün önünde olmalısın” diyordu. Protein ağırlıklı, düzenli beslenme ve neredeyse her gün yürüyüş yaptım.  Artık normal yaşam şeklim haline dönüştürdüm. Bacaklarım, vücudum incecik oldu. Çok şükür, olmam gereken kıvama geldim. Kendimi, bu halimi seviyorum. Daha öncede kilo vermiştim ama bu kez en sağlıkla ulaştığım, beğendiğim istediğim gibi bir sonuca ulaştım.

Yeni şarkının tanıtımına yönelik çektirdiğin fotoğraflarla her tarafta konuşuluyorsun.  Herkesin merak ettiğini ben sorayım o fotoğrafların ne kadarı photoshop, ne kadarı gerçek?

“Ne kadar photoshop var” lafına çok kızıyorum.

Neden?

Buse Tirman, Türkiye’nin en önemli fotoğraf sanatçılarından biri ve onun çektiği fotoğraflar… Hepsi gerçek. Hepsi yeni ben… Bunun içinde photoshop gibi şeyler aramayın. Yakında sahnelerden de görürsünüz zaten. Şu an pandemi nedeniyle çok fazla ortaya çıkmayı istemiyorum herkes gibi bende kendime dikkat etmeye çalışıyorum.  Biliyorsunuz  annem yaşlandı  ve rahatsızlıkları var. Üç büyük ameliyat geçirdi. Kendimi muhafaza ediyorum.

Dürüst ve yalansız ir insan olduğunu biliyorum. Estetik ameliyat var mı?

Var bir göğüs operasyonu geçirdim. Doku toplattım. Minik bir estetik diyelim. Çünkü çok zayıfladım.

“Deniz kilo vermiş ama bu yüz onun değil” diyenlere ne diyeceksin?

Benim yüzüm… Küçük dokunuşlar var, o kadar. O da normal, 50 yaşındayım. Yoksa Fransız askısı falan yok yani. Olsa onu da söylerdim.

Kilo verme sürecin nasıl oldu? Nasıl geçti o dönem? Alışmak zor geldi mi?

Şeyda Coşkun hayatıma giren sihirli değneğim oldu. Tabii, çok zorlu bir yoldu. Ama Şeyda çok disiplinli… Bana da bu konuda disiplinli olmayı öğretti. Bu bağlamda beslenmeyi ve sporu çok sağlıklı şekilde hayat tarzıma dönüştürecek biri haline getirdi beni… Antidepresan alıyordum. Onu bile bıraktırdı.  Bana hep gözümün önünde ol diyordu. Protein ağırlıklı beslendim. Yemeklerime kadar gönderiyordu. Spor sadece yürüyüştü. Belirli bir kiloya kadar başka bir spor yaptırmadı. Kilolar gittikten sonra platese başladım. Yürümediğim gün yok neredeyse diyebilirim.

Kaç kilo verdin?

Kısa sürede 20 küsur kilo verdim. Ardından koruma dönemine geçtik. İnsan arada 1-2 kilo alıyor, veriyor. Hemen Şeyda’ma başvuruyorum. Detoks sularıyla bir haftalık kamplarla yola devam ediyoruz. Operasyondan ötürü pilates ve spora küçük ara verdim, hemen başlayacağım.

Sosyal medyayı çok aktif kullanıyor musun? Fotoğraf paylaşım trafiğin, öz çekim ya da hikaye çok da paylaşmıyorsun. Neden?

Sosyal mecradan çok anlayan biri değilim. Teknolojiye de pek bayılmıyorum. Ben manuel bir kadınım. Ama dünya bunun üzerine kurulduğu için kendime bunlarla ilgilenen bir ekip kurdum. Yine de gündelik fotoğraflar ve selfie’ler de yüklediğim oluyor. O yüzden bir sıkıntı yok. Ama büyük nazara geldim. Geliyorum da… Evde her gün adaçayı yakılıyor. Geçen gün ocağım patlıyordu. Sonra sağ gözümde kocaman bir arpacık çıktı ve gözüm kapandı. Dikkat etmem gerekiyor. Memnunum böyle…

Eski Denizi gönderdin. Peki yeni Deniz’den memnun musun?

Çok memnunum. Eski hüzünlü, kilolu Deniz’den çok sıkılmıştım. Ama o Deniz’in de sebepleri vardı. Bir sürü yaşanmışlıklar, geçmiş travmalar, annemin hastalığı, kardeşimin beyin ameliyatı… Bunlara çok üzüldüm. Üzüntü insana yarayan bir şey değil. Pandemi sebebiyle de kaç aydır evde yaşıyoruz. Mikrofonumu, alkışlarımı özledim. Ama pandemi ortamında üretmek de içimden gelmedi. Ben de biraz kendime yatırım yaptım. Kendime “Sıkıldığın Deniz’i yolla, İngiltere’den küçük kız kardeşi gelsin” dedim. Sıkıldığım Deniz’i gönderdik.

İçsel olarak nasıl yenilikler var?  Gündemler sizi korkutuyor mu?

Hepimiz gibi gelgitli. Haber izleyemiyorum. Kadına şiddet haberlerini görünce saçlarımı yolasım geliyor. İnsanlar kudurmuş, delirmiş durumda!  “Dünyanın çivisi mi çıktı Allahım” diyorum ama umdu

umu kesmiyorum. Çünkü umut kaybolunca her şey kayboluyor. Her yeni güne penceremi açıp “Melekler içeri, şeytanlar dışarı” diye başlıyorum, bunu da Kenan Erçetingöz’den öğrenmiştim.

Çok şükrederim. Elimdekilerle memnun olmayı onların değerini anlamış bir Deniz var. Çok sevildiğimi biliyorum. Şarkılarım çok seviliyor. Korkmuyorum… Hep beraber sabırla bu salgın döneminden de çıkacağımıza inanıyorum.

Kadına şiddet demişken fiziğindeki değişimler sebebiyle sosyal medya şiddetine maruz kaldığını düşünüyorum. Nasıl karşılıyorsun?

Medya takip hizmeti alıyorum. Benim haberlerim için kullandığım mecra. Her sabah oradan hakkımda çıkan haberler bana iletiliyor. Bakmıyorum bile. Negatif hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. Kötü olan bir şeyi dinlemek istemiyorum. Hemen uzaklaşıyorum. Ben sevgi dolu bir insanım. Herkesin iyi olmasını istiyorum. Allah o insanlara da huzur versin. İç huzuru olmayan insanlar böyle saldırgan tavır alıyorlar. Yoksa çok sevildiğimi biliyorum. Hiç tanımadığım insanlar beni gördüklerinde ailemden biri gibi sevgi gösteriyorlar. Şarkılarımı sahnede hep bir ağızdan söylüyoruz bu muhteşem bir şey… Ötesi yok.  Onun için inanın huzursuz insanların huzursuz şiddetleri ile ilgilenmiyorum. Üç günlük dünya… Ölümlü dünya. Kimseyi ne kırmaya, ne üzmeye gerek yok. Çalışmaya üretmeye ihtiyaç var.

Bu şekilde kendini nasıl geliştirdin?

Çünkü canımı sıkmak istemiyorum. Yıllar içinde o kadar canım sıkıldı ki… Parmağım acıdığı zaman bile ona kıyamıyorum. Kendimi sevmeyi ve bununla baş etmeyi, nasıl yaşamam gerektiğini öğrendim. Eskiden kendimi sevmiyormuşum, “Önce canan, sonra can” diyormuşum. Şimdi tam tersi, “Önce can” diyorum.

Hayatını bir cümleyle özetleyecek olsan ne derdin?

Deniz âşık olunca şaşırır.

Hayatında bir şeyi geri alman gerekse…

Benim keşkelerim yok. Neysem oyum. Bana seni 18 yaşına döndürelim deseler, asla istemem. Yaşanmış yaşanmıştır. Olmuşla ölmüşün çaresi yok. Bu dünya bu…

18 yaşındaki Deniz’i bugün görsen ona ne dersin?

Aslan gibisin be, aferin kızım, iyi ki böyle mücadele etmişsin” derim.

Kendinde en gurur duyduğun şeylerden birini söylemen gerekse?

Allah’ın sevgili bir kuluyum. Bir sürü kez düştüm ama aslanlar gibi ayağa kalktım.

ü bir kadın olduğum için kendimle gurur duyuyorum.

Kendinde en acımasız eleştirdiğin şey ne?

Sabırsızlığım… Ama sabrın da ne olduğunu öğrendim.

En son ne zaman ağladın?

Rasim Öztekin’in öldüğü an. Bir de sevdiğim arkadaşlarım Ebru ve Aslı’nın annesini kaybettiğimizde ağladım.

Şöhreti hep en uçlarda yaşadın; en zirveyi de gördün, kötü şeyleri de…

Hayat böyle; inişli çıkışlı… Bir sabah kalkıyorsun çok mutlusun, ertesi sabah kalkıyorsun biraz sen de bulutlusun. Herkesin sorumlulukları var. Bunlarla başa çıkabilmenin de ruhsal gidiş gelişleri var.

Keşke şöhret olmasaydım dediğin zamanlar oldu mu?

Şöhreti şöyle algılıyorum; ben müzik aşkıyla yaşıyorum. Eğer müziğe âşık olmasaydım, bu işi bir saniye yapmazdım. Ne kadar okullu olmasam da, Allah tarafından verilen bir yeteneğim var. 5 yaşında da böyleydim, 50 yaşında da böyleyim. O yüzden bu aşkla yaşıyorum.

Peki, bazı gençlerin sadece ünlü olmak için bu mesleği seçmelerine ne diyorsun?

Şöhretli olmayı rengârenk buluyorlar. Oysa şöhret gri bir bulut… Bunu taşıyabilmek, anlamlandırabilmek, orada kalabilmek o kadar önemli ki… Yoksa bir günde de şöhret olursun.

Yeni şarkın ‘Savaş ve Aşk’ yayımlandı…

Hem bedenen hem ruhen kendimi değiştirdim. Yapım şirketimi de… Artık Polat Yağcı’yla çalışıyorum. Yakında bir ‘Best of’ yapacağız. 150’ye yakın şarkı yazmışım. 25’inci yılım, albümde de 25 şarkı olacak. Ama bu meşakkatli bir iş… Bu arada sevenlerime bir şey vermem gerek diye düşündüm. Bu şarkıyı da Polat bana getirdi. Sözler Gökhan Şahin, müzik Nezih Ünen’in. Sözleri itibariyle sanki ben yazmışım gibi hissettim.

Şarkıda “Savaşta ve aşkta her şey mubah” diyorsun. Gerçekten öyle mi?

Evet, mubahtır. Sözler kurşun, dudak silahtır.

Sen aşk için nasıl bir mücadele verdin?

Aşk üç harften oluşan çok küçük bir kelime ama içi çok dolu… A, Ş, K… Çok büyük… Ben de büyük mücadeleler verdim. Aşksız hayatta yaşanmıyor ama aşk sadece karşı cinsine beslenecek bir duygu da değil. O kadar çok şeye âşık olabiliyorsun ki; evindeki kediye, köpeğine, baharda açan çiçeğe…

Peki, hiç aşka olan inancını kaybettin mi?

Aşka olan inancımı kaybedersem yok olurum.

Aşk konusunda mağduriyetlerin oldu mu?

Olmuştur, hayat bu. Ama artık aşka bakış açım çok farklı.

Nasıl?

20’lerdeki, 30’lardaki gibi uçuş uçuş değilim. Başka şeylere önem veriyor ve başka şeylerden keyif alıyorum. Mesela dostlarımı, arkadaşlarımı da çok azalttım. Kendi içimde sevdiklerimle mutlu bir hayatım var.

Neden arkadaşlarını azalttın?

Ayıklamak zorunda kaldığım dönemlerden geçtiğim için.

Oysa sizin dünyanızda herkes dost, can ciğer kuzu sarması görünüyor…

Tabii yalan. Öyle bir dünya yok.

İrfan Bey’le ayrıldığınız yazıldı, doğru mu?

Bana özel, kimseyi alakadar etmez. Artık özelimi paylaşmak istemiyorum, başka yerlere saptırılıyor. Geçmişte bunun çok cezasını gördüm.

Nasıl biri seni etkiler?

Asla şekilci bir kadın olmadım. Ancak aklıyla, duygusal seviyesiyle ruhuma hitap edecek bir erkek hayatıma misafir olabilir.

Sen bir erkek olsan kendinle sevgili olur muydun?

Erkek olsam kendime âşık olurdum.

Senin şarkıların yıllar geçse de dinleniyor. Ama yeni çıkan isimlerin, günümüz şarkılarının ömrü çok kısa sürüyor. Neden?

Çok fazla yeni sanatçı arkadaşım var. Hepsinin yolu açık olsun. Gemisini yürüten kaptandır. Ama bazen dinlemeye tahammül edemediklerim de oluyor. Herkes üretme peşinde, bu bile güzel. Üretin ama her şeyi de bu kadar çabuk tüketmeyin.

Öyle bir dönem mi bu?

Hayat fast food’a dönüştü. İnsanlar her şeyden bunalıyor. Ben herkesi tahammüllü olmaya, tevekkül etmeye davet ediyorum. Tabii bunun için sanırım hayattan bir tokat yemek gerekiyor. Çünkü tokat yemeden ayağa kalkamıyorsun. O sınavdan da aynı hataları yapmamak adına kendine bazı dersler çıkarman lazım.

Peki, YouTuber’ların albüm çıkarmasına, şarkıların başarılarının tıklanma üzerinden ölçülmesine ne diyorsun?

Hayat başka bir türe evrildi. İşlerini saygı, sevgi ve vicdanla yapsınlar. Zaten halk görüyor. Biraz daha kültüre, eğitime, okumaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.