Yazılar

Dayanışma Hareketinin doğum yeri  “Gdansk”

Dayanışma Hareketinin doğum yeri  “Gdansk”

Bugün sizlere her ne kadar ülkemizde fazla bilinmese de, gidip görenlerin kaplerinin bir köşesine yerleşen, güzelliği kadar, tarih içindeki önemi ve hüzünleri bir arada barındıran Gdańsk’tan bahsedeceğiz.

Gdańsk, kuzey Polonya’nın Baltık kıyısında bir şehirdir. 470.907 nüfusu ile Gdańsk, Pomeranya Voyvodalığı’nın başkenti ve en büyük şehri ve Pomeranya coğrafi bölgesinin en önemli şehridir. Polonya’nın en büyük limanına ev sahipliği yapan şehir, ülkenin dördüncü büyük metropol bölgesidir.

Gdansk

Belediye Binası ve Uzun Pazar

Şehir, Gdańsk Körfezi’nin güney ucunda, Baltık Denizi’nde, Gdynia şehri, tatil beldesi Sopot ve banliyö toplulukları ile bir arada yer alan yerleşim bölgesindedir; bunlar, yaklaşık 1,5 milyon nüfuslu Tricity (Trójmiasto-Üçşehir) adlı bir metropol alanını oluşturur. Gdańsk’ı Polonya’nın başkenti Varşova’ya bağlayan yakındaki Vistula Nehri deltasındaki bir kol olan Leniwka’ya bağlı Motława Nehri’nin ağzında yer almaktadır. Yakındaki Gdynia limanı ile birlikte Gdańsk, aynı zamanda bir sanayi merkezidir.

Gdansk

Büyük Değirmen ve Değirmenci Lonca Evi

Şehrin tarihi, Polonya, Prusya ve Alman yönetimi dönemleri ve bağımsız bir şehir devleti olarak özerklik veya kendi kendini yönetme dönemleri ile biraz karmaşıktır. İki dünya şavaşı arası dönemde, Gdańsk ya da Almanca ismiyle Danzig, Polonya ve Almanya arasında Polonya Koridoru olarak bilinen tartışmalı bir bölgede bulunuyordu. Şehrin belirsiz siyasi statüsü Almanya tarafından istismar edilmiş ve iki ülke arasındaki gerilimi daha da arttırmış, bu da nihayetinde Polonya’nın işgali ve İkinci Dünya Savaşı’nın şehrin hemen dışındaki ilk çatışması ile sonuçlanmış, tüm bunların ardından Lehçe konuşan azınlık nüfusunun etnik temizlik ve infazları takip etmiştir. Daha sonra 1945’te şehir Ruslar tarafından ele geçirilince, yönetimi Polonya’ya bırakılmış ve Alman nüfus göçe zorlanarak sınır dışı edilmiştir.

Eski belediye binası

1980’lerde Gdańsk, Polonya’daki komünist yönetimin sona ermesinde büyük rol oynayan ve Doğu Bloku ile Berlin Duvarı’nın çöküşünü ve Varşova Paktı’nın dağılmasını hızlandıran “Dayanışma” (Solidarność) hareketinin doğum yeriydi.

Gdańsk; Gdańsk Üniversitesi, Gdańsk Teknoloji Üniversitesi, Ulusal Müze, Gdańsk Shakespeare Tiyatrosu, İkinci Dünya Savaşı Müzesi, Polonya Baltık Filarmoni ve Avrupa Dayanışma Merkezi’ne ev sahipliği yapmaktadır. Kent ayrıca geçmişi 1260 yılına dayanan ve Avrupa’nın en büyük ticari ve kültürel etkinliklerinden biri olarak kabul edilen St. Dominic’s Fuarı’nın da ev sahibidir. Gdańsk ayrıca dünya çapında yaşam kalitesi, güvenlik ve yaşam standartları sıralamasında da üst sıralarda yer almaktadır.

İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük çapta yıkıma uğrayan tarihi eski Gdańsk şehrinin bazı bölümleri 1950’ler ve 1960’larda yeniden inşa edilmiştir. Polonyalılar şehri yeniden inşa ederken, şehrin Alman karakterini seyreltmeyi ve onu 1793’te Prusya tarafından ilhak edilmeden önceki görünümüne geri döndürmeyi amaçladıklarını açıklamışlardır. 19. Yüzyılda inşa edilmiş yapılar, savaş sonrası yönetimler tarafından “ideolojik olarak kötücül” şeklinde veya “Prusya barbarlığı” olarak tanımlanmış ve yıkıma değer olarak kabul edilmiştir. Bunların yerine Flaman/Hollanda, İtalyan ve Fransız etkileri ile binalar inşa edilerek “tarafsızlık” vurgulandığı belirtilmiştir. Baltık bölgesindeki Sovyet emelleri için önemli olan limanının ve üç büyük tersanenin geliştirilmesine yapılan yoğun yatırımla desteklenen Gdańsk, Polonya Halk Cumhuriyeti’nin en büyük nakliye ve sanayi merkezi haline gelmiştir.

Wisłoujście Kalesi

Kentin Hansa Birliği zamanından kalan bazı binaları bulunmaktadır. Turistik mekanların çoğu Ulica Długa (Uzun Cadde) ve Długi Targ (Uzun Pazar)’da yer almaktadır. Bu tarihi alan (17. Yüzyıldaki hali esas alınarak) yeniden inşa edilmiş ve her iki ucunda ayrıntılı şehir kapıları ve binalarla çevrili bir yaya caddesi boyunca yer almaktadır. Şehrin bu kısmı, bir zamanlar Polonya Krallarını ziyaret etmek için kullanılan eski geçit yolu olduğu için Kraliyet Yolu olarak da anılır.

Goal Kulesi

Bir uçtan diğer uca, Kraliyet Yolu üzerinde veya yakınında karşılaşılan önemli tarihi alanlar şunları içerir:

Kraliyet Yolu’nun başlangıcını belirleyen Brama Wyżynna Kapısı

İşkence Evi (Katownia) ve Hapishane Kulesi (Wieża więzienna)- Şimdilerde Amber Müzesi’ne (Muzeum Bursztynu) ev sahipliği yapmaktadır

Aziz George Cemiyeti Konağı (Dwór Bractwa św. Jerzego)

Altın Kapı (Zlota Brama)

Pitoresk apartmanlarla dolu Ulica Długa (“Uzun Cadde”)

Uphagen’in Evi (Dom Uphagena), Gdańsk Müzesi’nin şubesi

Aslan Kalesi (Lwi Zamek)

Ana Belediye Binası (Ratusz Głównego Miasta, 1378-1492 inşa edilmiştir)

Długi Targ (“Uzun Pazar”)

Artus’ Mahkemesi (Dwór Artusa)

Neptün Çeşmesi (Fontanna Neptuna), mimar Abraham van den Blocke’un bir başyapıtı

Jadwiga Łuszczewska’nın popüler romanı Panienka z okienka’ya (“Penceredeki Kız”) atıfta bulunarak, görünüşte 17. yüzyıldan kalma, Penceredeki Bakire’nin turizm sezonu boyunca her gün göründüğü Yeni Jüri Evi (Nowy Dom Ławy). 17. yüzyıl Gdansk

Altın Ev (Złota Kamienica), çok sayıda kabartma ve heykelle dekore edilmiş, 17. yüzyılın başlarından kalma belirgin bir Rönesans konağı

Yeşil Kapı (Zielona Brama), Polonya krallarının resmi ikametgahı olarak inşa edilmiş bir Maniyerist kapı, şimdi Gdańsk’taki Ulusal Müze’nin bir şubesini barındırmaktadır

Gdańsk, St. Catherine Kilisesi ve St. Mary Kilisesi (Bazylika Mariacka) dahil olmak üzere bir dizi tarihi kiliseye sahiptir. Bu ikincisi, 15. yüzyılda inşa edilmiş bir belediye kilisesidir ve dünyanın en büyük tuğla kilisesidir.

Diğer önemli tarihi alanları ise; Polonya Kralı John III Sobieski Kraliyet Şapeli, Żuraw – ortaçağ liman vinci, Gradowa Tepesi, Ołowianka ve Granary Adaları’ndaki Tahıl ambarları, Büyük Cephanelik, John III Sobieski Anıtı, Eski Belediye Binası, Jan Heweliusz Anıtı, Büyük Değirmen (1350),Küçük Değirmen, Araştırma Derneği Evi, Polonya Postanesi -1939 Alman ve Polonya güçleri arasında çetin çarpışmalara sahne olmuştur-, tuğla gotik şehir kapıları – Mariacka Kapısı, Straganiarska Kapısı, İnek Kapısı.

Tarihi şehir merkezinin dışındaki başlıca turistik yerler şunlardır:

Oliwa Park’taki Abbot Sarayı, Yeni Liman’daki deniz feneri, Oliwa Katedrali, Pachołek Tepesi -Oliwa’da bir gözlem noktası, Brzeźno’daki iskele, Ortaçağ şehir duvarları, Westerplatte, Wisłoujście Kalesi, Gdansk Hayvanat Bahçesi.

Nasıl gidilir?

Gdansk’a Türkiye’den (yaz dönemi charter uçuşları hariç) direkt uçuş bulunmamaktadır. Bunun yerine LOT ile Varşova üzerinden üzerinden veya Luftansa ile Almaya üzerinden aktarma yaparak ulaşabilirsiniz.

Yazan: Ferhat Kaan Şahin

Jolly ile sonbaharda Güneydoğu Anadolu’ya gidiyoruz

Jolly ile sonbaharda Güneydoğu Anadolu’ya gidiyoruz

Jolly sizi,  alternatifli tur programları ve ulaşım seçenekleriyle bu bölgeyi keşfetmeye davet ediyor. İsterseniz kendi aracınızla temassız turlara katılın, isterseniz birçok ilden çıkışlı otobüslü ve uçaklı GAP turlarını tercih edebilirsiniz.

Jolly’nin 5 gece ve üzeri konaklama seçeneği, birçok şehirden katılma imkanıyla 1.199 TL’den başlayan fiyatlarla GAP turlarında tarih, lezzet ve kültürel bir deneyime tanık olmak istiyorsanız hemen rezervasyon yaptırın ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tüm güzelliklerini bir arada yaşayın.

Jolly Tur

Nemrut

İşte Jolly’nin GAP turları ile keşfedeceğiniz yerler;

Adana’da ilk olarak şehir merkezini keşfedecek ve ardından Sabancı Merkezi Camii, Taş Köprü, Hatay Müzesi, St. Pierre Kilisesi, Habib Neccar Camii, Uzun Çarşı ve Defne’yi göreceksiniz.

Gaziantep’te dünyanın en zengin mozaik müzelerinden birisi olan Zeugma Mozaik Müzesi’ne hayran olacaksınız. Gaziantep Kilisesi, Mutfak Kültürü Müzesi ve Bakırcılar Çarşısı’nı gezeceksiniz.

Jolly Tur

Midyat

Gaziantep’ten sonra rotayı Fırat Nehri üzerinde kurulan Birecik Barajı’nın suları altında kalan Halfeti’ye çevirecek ve Rum Kale, Atatürk Barajı, Cendere Köprüsü, Nemrut Dağı ve Karakuş Tümülüsü’nü görebilme imkanı bulacaksınız.

Bir sonraki rota ise Peygamberler Şehri Şanlıurfa olacak. Cilalı Taş Devrinden kalma, son dönemde dünya tarihini bile değiştiren ve dünyanın en eski açık hava tapınağı olarak kabul edilen Göbeklitepe kendisine hayran bırakacak. Göbeklitepe sonrasında Harran sizleri karşılıyor olacak. 5000 yıllık geçmişe sahip olan Harran’da ise Harran Üniversitesi, Kale, Kervansaray ve Konik Harran Evleri, Halil-ür Rahman ve Rızvaniye Camileri, Balıklı Göl, Ayn-el Zeliha Gölü ve Hz. İbrahim Makamı’nı ziyaret edeceksiniz.

Jolly Tur

Mardin

Mardin… Mardin’de ise Deyrülzafaran Manastırı, Kasımiye Medresesi, Kırklar Kilisesi, Abbaralar, Ulu Cami, Şehidiye Camii ve Şahtana Evi manzarası ve güzelliğiyle sizi büyülüyor olacak.

Son olarak Midyat, Kaymakamlık Konuk Evi, Hasankeyf, Ulu Camii, Cahit Sıtkı Tarancı Müze Evi ve panoramik olarak dünyanın ayakta kalmış en uzun ikinci Surları olan kent sularında Mardin Kapı, Keçi Burcu ve Dicle Havzası’nı görme şansı yakalayacaksınız.

Jolly Tur

Göbeklitepe

Setur’dan Mardin kültürünü keşfetme fırsatı

Setur’dan Mardin kültürünü keşfetme fırsatı

Yoğun ilgi gören kültür turlarına devam eden Setur, Ekim ayı boyunca 5 ayrı tur ile misafirlerine Mardin ve çevresinin eşsiz kültürünü tanıma olanağı sunuyor.

Setur, Ekim ayı boyunca düzenleyeceği 5 ayrı turda misafirlerini Mardin kültürünü yakından tanımaya davet ediyor. Mardin’in gezilecek en güzel zamanı olan Ekim ayında gerçekleşecek turların tarihleri, 01-03 Ekim, 08-10 Ekim, 15-17 Ekim, 22-24 Ekim ve 29-31 Ekim. Mardin Kültür Turunda misafirler ve muhteşem taş işçiliği ile inşa edilen Mardin evlerinin yanı sıra tarihi mekanlardan; Deyrulzafaran Manastırı, Kasımiye Medresesi, Abbaralar, Mor Gabriel Manastırı, Midyat, Hasankeyf ve Diyarbakır’ı gezip görme olanağı bulacak.

İstanbul-Mardin uçuşunun ardından ilk gün programında 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikamet yeri olan, kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışlarıyla ilgi çeken Deyrulzafaran Manastırı ziyareti yer alıyor. Manastırda yer alan Sin Mabedi, Mezarlık, Kilise ve Teras bölümleri gezilecek yerler arasında. Ardından ikinci durak olan Mezopotamya Ovasının üstünde kurulu Artuklular döneminde yapımına başlanan ve 15. yüzyılın sonlarında Akkoyunlu Hükümdarı Cihangiroğlu Kasım Padişah döneminde tamamlanan Kasımiye Medresesi’ne geçilecek. Öğle yemeği sonrası ise birçok din, dil ve ırkın bir arada anlayış içerisinde yaşadığı Mardin turu başlayacak. 569 yılında Süryaniler tarafından yapılmış olan Kırklar Kilisesi, Kültür Sokağı, Artuklu Dönemi mimari örneklerinden, dilimli kubbesi ve minaresiyle Mardin’in sembolü olan Ulu Cami, Mardin’in meşhur çarşıları ve Abbaraları bu uzun yürüyüş turunda görülecek olan mekanlar. Otele varışın ardından misafirler günün geri kalanı zamanını istedikleri gibi değerlendirebilecekler.

Mardin

Mardin Kültür Turu’nun ikinci günü Midyat ilçesinin 23 km güneydoğusunda kurulu Süryani Kadim Ortodoks’larının ünlü ve büyük yapıtlarından biri olan Mor Gabriel (Deyrulumur) Manastırı’nı ziyaretle başlıyor. Manastırda yer alan yemekhane, mezarlık ve Meryemana Kilisesi gezildikten sonra Midyat’a geçilerek birçok diziye ev sahipliği yapan Devlet Konukevi ziyareti, Midyat sokaklarında yürüyüş turu, telkâri çarşısı turu yapılacak. Öğle yemeği sonrasında ise Dicle nehri üzerinde yapılan Ilısu Barajı suları altında kalmış olan Yeni Hasankeyf’e hareket edilecek. Buraya taşınan yapılardan birisi olan Zeynel Bey Türbesi ziyaretinin ardından da Mardin’e geri dönülecek.

Mardin

Kültür Turu’nun son günü ise kahvaltının ardından Mardin’e 30 km uzaklıkta bulunan Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Dara Antik Kenti gezisi ile başlayacak. Roma Dönemi’nde, ‘Yeniden Diriliş’ törenlerinin yapıldığı, binlerce mezarın bir arada olduğu ve henüz yeni ziyarete açılan 1400 yıllık galeri mezarlığının gezilmesinin adından Diyarbakır’a hareket edilecek. Öğle yemeğinin ardından Anadolu’nun en eski camilerinden birisi olarak kabul edilen 5. Harem-i Şerif (kutsal mabet) olarak görülen Ulu Cami, Cahit Sıtkı’nın doğduğu ev olan Cahit Sıtkı Tarancı Evi Kültür Müzesi gezilecek. Suriçi’nden geçerek görülecek ünlü Mardin Kapısı üzerinden, Hevsel Bahçelerine can veren Dicle’ye ulaşılacak.  Dicle Nehri üzerindeki en önemli tarihi köprü olan ve 10 kemerinden dolayı 10 Gözlü Köprü olarak adlandırılan köprü ziyaretinden sonra Diyarbakır havaalanı üzerinden İstanbul’a dönülecek.

Tatilsepeti’nden en keyifli hafta sonu kaçamakları

Tatilsepeti’nden en keyifli hafta sonu kaçamakları

Yaz mevsimini yolcu etmeye hazırlanırken hala istediğiniz yaz tatilini yapamadıysanız, şansınız devam ediyor. Sektörün deneyimli oyuncularından Tatilsepeti, şehrin boğucu atmosferinden uzaklaşıp kendini doğanın kucağına bırakmak isteyen misafirlerine, hafta sonu kaçamak yapabilecekleri birbirinden avantajlı tatil alternatifleri sunuyor.

Termal otellerde yenilenip dinlemek, doğa ile baş başa kalmak, kalabalıklara karışıp yeni yerler keşfetmek ya da doya sıya eğlenmek, dilediğiniz konseptte bir tatil için, hafta sonu otellerinin imkanlarını inceleyip size en uygun olanı değerlendirebilirsiniz. tatilsepeti

Yeşil ile mavinin eşsiz uyumu

Stresten uzak, sakin bir yer arıyorsanız, Ağva, Şile, Abant Gölü veya Kaz Dağları, sizin için iyi bir seçenek olabilir. İstanbul’a yalnızca 100 km uzaklıkta olan Ağva, huzurlu ortamıyla sizleri bekliyor. Yeşil ile mavinin bir arada olduğu bu eşsiz yeri turlar sayesinde ziyaret edebilir, yeşille dost bir hafta sonu geçirebilirsiniz.

Spa otelleri ve birbirinden eşsiz lezzetleriyle her mevsim ayrı güzellikler sunan Bolu da, hafta sonu tatilleri için oldukça ideal konumlar arasında yer alıyor. İstanbul’a ve Ankara’ya yakın konumu sayesinde her an kolay ulaşım avantajıyla gezi-seyahat rotalarının vazgeçilmezleri arasında yer alan Bolu, büyüleyici doğası ve her mevsime farklı alternatifler sunan geniş etkinlik seçeneğiyle dikkatleri üzerinde topluyor.

tatilsepeti

Ada tatilinin keyfi, Tatilsepeti’nde!

Masmavi denizi, kumu ve bol oksijenli havası ile yıldan yıla popülerliğini artıran Cunda da, hem doğal ve hem tarihi güzellikleriyle sizleri bekliyor. Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde yer alan Cunda tatil yöresi, Ayvalık otelleri arasından en çok tercih edilen bölge olarak konumlanıyor. Denizi, kumu, güneşi ile yerli ve yabancı turistlerin beğenisini kazanan bu eşsiz tatil beldesinde, Ege’nin masmavi denizinin ve temiz havasının tadını çıkarabilir, ada tatilinin keyfini sürebilirsiniz.

Çanakkale’de yer alan ve Türkiye’nin en büyük üçüncü adası olma özelliğini taşıyan, Bozcaada da, hafta sonu tatili için tercih edebileceğiniz destinasyonlar arasında yer alıyor.  Birbirinden güzel kıyıları ve plajları, el değmemiş sokaklarıyla huzur bulacağınız tatil beldesi, yerli ve yabancı binlerce turiste ev sahipliği yapıyor.

Her sene binlerce tatil severe konforlu hizmetler sunan Kaş, hayalinizdeki tatili yaşamanıza olanak sağlıyor. Akdeniz’in butik konseptli tatil beldesi Kaş’ta, her şey dahil, butik, oda kahvaltı gibi konseptlerde hizmet veren oteller arasından dilediğinizi seçerek bütçenize uygun bir tatil yapabilirsiniz.

Bu yaz Şile otelleri büyük ilgi gördü

Bu yaz Şile otelleri büyük ilgi gördü

Bu yıl ağırlıklı Sapanca, Şile ve Ağva destinasyonlarındaki bungalov ve nehir kenarı doğa otelleri tercih ediliyor.

İstanbul ve çevresindeki destinasyonlar özelindeki yapılan araştırmaya göre Sapanca, Şile, Ağva ve Kilyos’un bu yılın popüler bölgeleri arasında yer aldığını gözler önüne seriyor. Araştırmada bu yaz tatil için İstanbul ve çevresindeki destinasyonların geçen yıla göre daha çok arandığı, Sapanca, Şile, Ağva ve Kilyos’ta otel aramalarının ise geçen yıla göre arttığı görülüyor.

Sapanca otel aramaları geçen yıla göre %415 arttı

Araştırmaya göre otel aramaları geçen yıla göre Şile’de %913, Sapanca’da %415, Ağva’da %440 ve Kilyos’ta %200 artarken; rezervasyon oranlarının ise Şile’de %1375, Sapanca’da %225, Ağva’da ise %650 oranında yükseldiği görülüyor. Kilyos’ta aramalar artsa da rezervasyon oranında bir artış görülmüyor. Bu bölgelerdeki artışın sebebi pandemi sebebiyle daha sakin noktaların tercih edilmesi…

Bungalov oteller bu yılın da en çok tercih edileni

Elde edilen verilere göre bu yıl Sapanca, Ağva ve Şile otellerine en çok rezervasyonun yapıldığı dönem 10 Temmuz-22 Temmuz.

Rezervasyonların genellikle 2 kişilik olduğu ve ortalama 1.116 TL’lik olduğu görülüyor. Bu bölgelere seyahat eden kişilerin otellerde kalma süresi ise ortalama 5.5 gün.  Ayrıca seyahat severler bu yıl da tıpkı geçen yılki gibi bungalov otelleri ve doğa otellerini daha çok tercih etmiş.

Enuygun

Jolly’nin vizesiz özel Ukrayna turları

Jolly’nin vizesiz özel Ukrayna turları

Eşsiz doğal güzellikleri, kültürel ve tarihi mirası ile Doğu Avrupa’nın güzide ülkesi Ukrayna… Çipli kimlik kartına geçiş yapan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için artık pasaportsuz ve vizesiz Ukrayna tatili yapmak mümkün. Jolly’nin 7 gece 8 gün süren Grand Ukrayna turuyla Vinnitsa, Odessa, Uman, Kiev, Lviv rotalarını 499€’dan başlayan fiyatlarla keşfedebilirsiniz.

Jolly

Peki, eşsiz Ukrayna gezisinde sizleri neler bekliyor?

Gezginlerin bu turda ilk rotası Vinnitsa olacak. Tarihi 9. yy’a kadar dayanan bu şehir sakin ve uyumlu halkıyla Ukrayna’nın en güzel şehirlerinden biridir. Toskana Barok stili ile yapılmış olan Bakire Meryem Kilisesi ve Vinnitsa Anıtı şehir turumuzda göreceğimiz yerler arasında.

Seyahat tutkunların bu turdaki ikinci rotası ise Odessa olacak. Ukrayna’nın eğlence başkenti olan Odessa’yı gezmeye şehir turuyla başlıyorsunuz. Karadeniz’in en önemli şehirlerinden Odessa bir zamanlar Tatarlar’ın ve Osmanlılar’ın en kilit konumdaki Hacıbey Kalesi’nin bulunduğu yerde Ruslar, 1700’lerin sonlarında Odessa kentini kurmuşlar ve bu kent, 1800’lü yıllarda, St. Petersburg ve Moskova’dan sonra, Rusya’nın üçüncü büyük kenti haline gelmişti. Günümüzde Karadeniz’in İbiza’sı olarak adlandırılan ve Ukrayna’nın üçüncü büyük kenti olan Odessa, Ruslar’dan kalan tarihi binaları ve şehir yapısı, yemyeşil sokakları, geniş parkları ve sahil şeridiyle, sadece Karadeniz’in değil, Doğu Avrupa’nın da en güzel şehirlerinden biridir. Bu turda, Odessa Opera Binası, Çariçe 2. Katerina Anıtı, dünyaca ünlü Potemkin Merdivenleri’nin yanısıra, eşsiz mimari örneklerini görebileceksiniz.

Odessa’da dileyen misafirler ekstra düzenlenecek turlarla Katakomplar, Shabo Konyak üretim fabrikasını ve Odessa Tekne Turu  ile Odessa plajlarını, gece hayatıyla ünlü Arcadia Bölgesini, Meçhul Bahriyeli Anıtını görebilecekler.

Jolly misafirlerinin bu turdaki bir sonraki rotası ise Uman şehri. Uman Eski Podolya eyaletinin başkenti olup içerisinde büyük bir tarih barındırmaktadır. Uman Yahudiler için en önemli liderlerden Breslovlu Rabbi Nachman’ın kabrine ev sahipliği yapıyor. Nazi Almanyası’nın zulmünde yiten Yahudileri anmak ve hacı mertebesine ulaşmak için her sene binlerce Yahudi dünyanın çeşitli yerlerinden burayı ziyaret etmek için gelir.

Bu turdaki sonraki rota Kiev olacak. Burada gezginleri Vladimirskaya Caddesi, Opera Binası, Bale Binası ve Altın Kapı ile Ayasofya Meydanı karşılayacak. Ayrıca Kiev’de Tarihi Kiev Silah Fabrikası, Parlamento Binası, Mihaylovski Meydanı ve Kilisesi, Knyagine Olga Heykeli ve Andrevski yokuşu da görülecek yerler arasında bekliyor.

Gezginler son rotası Lviv olacak. II. Dünya Savaşı’ndan hasar almadan kurtulabilmiş ender şehirlerden birisi olan Lviv, trafiğe kapalı meydan ve caddeleri ile tarihi şehir merkezi UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne girmiştir. Özgürlük ve Pazar meydanları, Devlet Opera Binası, Ünlü Maria Zankovetska Tiyatro Binası, Poltva Nehri, Latin-gotik Katedrali, Golden Rose Sinagogu ve kiliselerin bulunduğu Eski Şehir Meydanı, Lviv’de görülmesi gereken yerlerden.

30 Ağustos’ta tatili için farklı rotalar

30 Ağustos’ta tatili için farklı rotalar

Yaz biterken kısa ve keyifli bir seyahat yapmak istiyorsanız 30 Ağustos tatilini mutlaka değerlendirmelisiniz.

İçimizdeki yeni yerler keşfetme isteği, bizi resmi tatilleri izin alarak çoğaltmaya ya da tarihler el verirse hafta sonu ile birleştirerek seyahate çıkmaya itiyor. Özellikle hafta sonlarıyla birleştirebildiğimiz tatiller bizi çok mutlu ediyor. Bu yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın pazartesi gününe denk gelmesi bizlere 3 günlük bir tatil yapma fırsatı sunuyor.

 

Tirilye / Mudanya / Cumalıkızık / Gölyazı

Türkiye’nin en kalabalık 4. ili olan Bursa, kısa tatiller için ideal bir şehir. Özellikle birbirlerine yakın konumdaki Tirilye, Mudanya, Cumalıkızık ve Gölyazı destinasyonları eşsiz bir 3 günlük rota… Trilye’de manzarası, ismini aldığı mis kokulu çamlar ve taze lezzetlerle dolu kahvaltısıyla Çamlı Kahve, Tirilye seyahatini unutulmaz kılmak için sizi bekliyor. Burada Osmanlı döneminde eğitim alanında reformların yapıldığı süreçte inşa edilen Taş Mektep’i gezmelisiniz. Tirilye Kültür Merkezi, Postane, Fatih Cami, Avlulu Hamam, Dündar Evi ve Aya Yani Manastırı da görmeniz gereken yerler arasında.

Mudanya Mütarekesi’nin imzalandığı Mudanya Mütareke Evi Müzesi’ni, el işi tezgâhları ve rengarenk sokaklarıyla ünlü Girit Mahallesi’ni mutlaka görmelisiniz. Eğer seyahatiniz esnasında yüzmek de isterseniz Mudanya’da halk plajları bulunuyor.

Bursa’da kahvaltı etmeniz gereken bir diğer yer de Cumalıkızık Köyü. Kerpiç, tahta, taş karışımıyla yapılan evlerle dolu, betondan yapılan evlerin bulunmadığı köyde kahvaltı edebileceğiniz çok yer bulunuyor. Uzun bir kahvaltının ardından nostaljik sokakları, Küpeli Ev’i, Cumalıkızık Camisi’ni ve Cin Aralığı’nı da ziyaret edebilirsiniz.

Bursa’nın en zengin antik yerleşimlerinden Gölyazı bir zamanlar Apollon Krallığı’nın da başkentiydi. Uluabat Gölü üzerinde yüzermiş gibi görünen bu adayı baştan başa yürümek aslında 15 dakika. Siz de Gölyazı’da gün doğumu ya da batımını izleyebilir, Uluabat Gölü’nde sandal turu yapabilir, Zambak Tepe’ye çıkabilir, Ağlayan Çınar’ın önünde güzel bir fotoğraf çekilebilirsiniz.

Kaz Dağı/ Cunda/ Ayvalık

İsviçre Alpleri’nden sonra dünyanın en temiz havasına sahip olmasıyla bilinen Kaz Dağı, yakınlarındaki Cunda ve Ayvalık ile eşsiz bir rota. Seyahat için İstanbul’a yaklaşık 5 saatlik uzaklıktaki bu rotaya bir otobüs bileti alabilir böylelikle temiz havaya doyabilir, Marmara’nın serin sularında yüzebilir ve her akşam enfes deniz ürünleri tadabilirsiniz.

Bu rotanın Kaz Dağı kısmında görmeniz gereken ilk yer tabii ki yeşilin binlerce tonuna sahip Kazdağı Milli Parkı. Dağın en yüksek noktasında yer aldığı için tüm manzaraya hakim olabileceğiniz Sarıkız Türbesi’ni, hikayesine dair bir film yapılmış Hasanboğuldu Şelalesi’ni, yürüyüş yapmayı sevenlerin beğenisini kazanan doğal güzellik Darıdere Tabiat Parkı’nı ve güzel fotoğraflarınızda harika bir arka fon olacak Şahinderesi Kanyonu’nu gezebilirsiniz. Buradayken keşkek, börülce ekşilemesi ve höşmerim gibi lezzetleri de tadabilirsiniz.

Rotanın Cunda ayağı sevdiklerinize çok güzel hediyelikler alabileceğiniz, enfes deniz ürünleri ve mezeler tadarak kendinizi şımartabileceğiniz durağı.  Buradan Agios Yannis Kilisesi’ne çıkmadan, Ayışığı Manastırı’nı görmeden, Despot’un Evi’ne uğramadan ve Rahibe Okulu’na gitmeden ayrılmamanız gerek.

Rotanın son ayağı Ayvalık, bölgenin meşhur tostuna ve Susurluk ayranına doyacağınız yer. İlçede görmeniz gereken ilk yer tabii ki Ege adalarının manzarasını ve gün batımını izleyebileceğiniz seyir terası Şeytan Sofrası. Sarımsaklı’yı, Saatli Camii’yi, Ayazma Kilisesi’ni, Badavut Sahili’ni ve Ayvalık Çarşısı’nı da görmelisiniz.

Gaziantep/ Halfeti

Üç günde mutfağı UNESCO tarafından tescillenmiş Gaziantep’i ve ünü sınırlarımızı aşan Halfeti’yi gezerek hem tarihi açıdan hem de gastronomik açıdan tatmin edici bir gezi yapmanız mümkün. Gaziantep enfes lezzetleriyle öne çıkan bir yer. Hatta yalnızca bir günlük seyahat için uçak bileti alıp şehrin enfes tatlarını deneyimleyip geri dönenler bile var. Gaziantep’te küşleme, Alinazik, yuvalama, simit kebabı, içli köfte, katmer, lahmacun, baklava ve künefe yemeniz gerek. Gastronomi gezisinin ardından Zeugma Mozaik Müzesi’ni, şehrin kültür mozaiğine dair önemli ipuçları veren Şahinbey Savaş Müzesi’ni, bakır kapların diyarı Bakırcılar Çarşısı’nı, baharat ve otantik hediyelikler alabileceğiniz Zincirli Bedesten Çarşısı’nı gezmelisiniz.

Şehirde Gaziantep Kalesi, Hamam Müzesi, Medusa Arkeolojik Cam Eserler Müzesi, Zeugma Antik Kenti, Tahmis Kahvesi, Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi, Kaleoğlu Mağarası da görülmeyi bekliyor. Tüm şehri keşfetmek 3 gün sürebilir ama şehre yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Halfeti’yi görmezseniz geziniz eksik kalır. Antep’ten Halfeti’ye geçmek için 3 kez toplu taşıma değiştirmeniz gerekiyor. Bu nedenle araç kiralamayı ya da taksi ile gitmeyi seçebilirsiniz.

Karagüllerin doğal olarak yetiştiği tek yer olan Halfeti, Rumkale’nin geçmişte harap olmasıyla yerleşimin karşı kıyıya taşınması sonucu oluşmuş bir yer. 2000 yılında Birecik Barajı’nın yapımı sırasında Halfeti’nin yarısı sular altında kaldı. Siz de Gaziantep’e gitmişken Halfeti’yi de görmeli hatta gölde bir gezi yaparak bölgeyi derinlemesine keşfetmelisiniz.

 

Safranbolu/ Amasra

Hem tarihi açıdan zengin hem de yeşilliklerle dolu sıradaki rota Batı Karadeniz’den… Keyifli bir 3 gün için Safranbolu ve Amasra rotasını izlemeyi tercih edebilirsiniz. Karabük ilinin tarihi ve turistik ilçesi Safranbolu, klasik Osmanlı mimarisini yansıtan evleriyle eşsiz bir bölge. Türkiye’nin Dünya Miras Listesi’nde yer alan 9 kültürel varlıktan biri olan Safranbolu’da öncelikle cumbalı evlerle dolu sokakları gezerek keşfetmeniz gerek. Çünkü sokaklarda yürümek bile bölgeyi anlamanız için oldukça yeterli olacak. Burada sokakların yanı sıra Cinci Han ve Hamam’ı, koruma altındaki müze köy Yörük Köyü’nü, Kristal Teras’ı, kireç taşlarının binlerce yıl aşınmasıyla oluşmuş Tokatlı Kanyonu’nu ve doğal varlık kabul edilen Bulak Mağarası’nı görmenizi tavsiye ediyoruz. Rotanın Safranbolu ayağında ıspanak ya da pazı ile hazırlanan bükmeyi, lezzetli kuyu kebabını, safranlı lokumları ve kahvaltıların baş tacı su simidini tatmalısınız.

Martı seslerini dinleyebileceğiniz ve gidenlerin “huzur” kelimesiyle tanımladığı Amasra ise gezinizi daha da unutulmaz kılacak bir rota. Çoğu kişi tarafından Karadeniz’in en güzel sahil kasabası olarak görülen ilçede gezilecek ve görülecek çok şey var. Amasra’nın ilk ve tek müzesi olma özelliğine sahip Amasra Müzesi, ilçenin simgelerinden Kemere Köprüsü, gözyaşı döküyormuş gibi görünen Ağlayan Ağaç, iki ana kütleden oluşan Amasra Kalesi’ni ve yüzmeyi seviyorsan Bozköy Plajı’nı görmeli, şehrin simge yiyeceklerinden Amasra salatası ve Amasra pidesini mutlaka tatmalısınız.

Eskişehir/Ankara

Son rotamız önce Eskişehir’i detaylıca gezip sonrasında Ankara’ya giderek Atamızı ziyaret etmek isteyecekler için ideal. Keşfedilecek yer hiç bitmesin isteyenler için eşsiz bir rota olacak Eskişehir’de Odunpazarı evlerini, Şazova Parkı’nı, Porsuk Çayı’nı, Kurşunlu Cami ve Külliyesi’ni, Kent Park’ı ve Atlıhan El Sanatları Çarşısı’nı gezmelisiniz. Çiböreği, göbeteyi, met helvayı, balaban köfteyi ve cevizli haşhaşlı ekmeği yemeden Ankara’ya geçmemelisiniz. Başkentte ise Zafer Bayramı ruhunu en coşkulu şekilde yaşayacağınız Anıtkabir’i, Etnografya Müzesi’ni, Kurtuluş Savaş Müzesi’ni ve Ankara Cumhuriyet Müzesi’ni kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Vaktiniz kalırsa Kızılay Meydanı’nı, Atakule’yi, Seğmenler Parkı’nı ve Atatürk Orman Çiftliği’ni de gezmenizi öneriyoruz.

Enuygun

Jolly’nin 30 Ağustos kültür turlarını kaçırmayın

Jolly’nin 30 Ağustos kültür turlarını kaçırmayın

30 Ağustos Zafer Bayramımız bu yıl Pazartesi gününe denk geliyor. Hafta sonu ile birleştirip 2-3 günlük kısa bir tatil için güzel bir fırsat.

Jolly’nin kültür turlarıyla deniz, doğa, tarih, kültürel keşifler, gastronomik lezzetleri birarada bulabilirsiniz.

Karadeniz’in yemyeşil yaylaları, Ege’nin masmavi suları, Kapadokya’nın eşsiz coğrafyası, Güneydoğu Anadolu’nun kadim tarihi… Bunların hepsi ve daha fazlası sizleri bekliyor.

Jolly’de, birçok ilden çıkışlı, günübirlik ve konaklamalı seçeneklerle 169 TL’den başlayan fiyatlarla onlarca tur alternatifinden size uygun olanı seçebilirsiniz.

Günübirlik turlarla yakın bölge rotalar olan Maşukiye, Sapanca, Ormanya, Şile, Ağva, Polonezköy gibi doğa ile iç yürüyüş yapabilir; köy kahvaltısı ve lezzetli öğle yemekleri ile keyifli bir gün geçirebilirsiniz.

Bir veya iki gece konaklamalı Kapadokya, Eskişehir & Odunpazarı,  Bursa & İznik & Trilye, Safranbolu & Amasra,  Assos & Gökçeada & Bozcaada, Salda Gölü & Pamukkale,  Ayvalık & Kuşaadası & Çeşme & Alaçatı, Ege’nin Saklı Köyleri, Kaş & Olimpos & Adrasan, Likya, Butik Mardin turlarıyla birden fazla rotayı birarada keşfedebilir, cennet ülkemizin farklı yerlerini doyasıya gezme fırsatı yakalayabilirsiniz.

Bayramda Jolly ile Karadeniz turuna

Bayramda Jolly ile Karadeniz turuna

Bu bayram tatilinde Karadeniz’in sizi mest edecek güzelliklerini keşfetmenin tam zamanı!

Jolly’nin Kurban Bayramı’na özel Karadeniz turları ile Karadeniz’in eşsiz güzelliklerine tanık olun…

Jolly Karadeniz turlarında birçok ilden katılım imkanı ile 3 gece ve üzeri konaklama seçenekleri mevcut. Kurban Bayramı’nda Karadeniz turu başlangıç fiyatı ise 1.399 TL olarak belirlendi.

Peki, Karadeniz’in tüm güzelliklerini bir arada görebileceğiniz alternatifli gezi programlarında siz gezginleri neler bekliyor?

 Gelin bunlardan birkaç tanesine birlikte göz atalım;

Karadeniz’deki ilk rota Trabzon olacak. Trabzon’da sizleri ilk olarak Trabzon Ayasofyası bekliyor. Komnenos Krallığı döneminde İstanbul’daki Ayasofya’ya ithafen yapılan bu mimari harikası yapıyı ve fresklerini tanıdıktan sonra bölgenin en büyük gümüş atölyesini görecek ve sonrasında rotanız coşan dere boyunca doğanın görkemli güzelliklerini keşfedeceğiniz Altındere Milli Parkı ve Sümela Manastırı olacak.

Bir sonraki rotanız ise Sürmene. Sürmene bıçaklarının yapılışına tanıklık edecek; ardından ise Karadeniz’in bir başka markalaşmış ürünü çay bitkisini görmek için çay fabrikasını ziyaret edeceksiniz.

Karadeniz’in tüm güzelliklerini bir arada yaşayacağınız bu gezide bir sonraki rotanız ise yaylaların sultanı olarak bilinen Ayder Yaylası… Burada bol oksijenle birlikte anılarınız arasına yeni anılar ekleyecek ve dilerseniz de Fırtına Deresi’nde rafting yapabileceksiniz.

Karadeniz turunda iken Zilkale ve Palovit Şelalesi’ni de görmemek olmaz. Burada Kartal Yuvası’nı andıran kaleyi gezip Kaçkarların eşsiz güzelliği ve bol oksijen içerisinde büyülü bir dünyayı yaşamak için Palovit Şelalesi’ni de görebilirsiniz.

Turun devamında ise sizleri dik yamaçları ve muhteşem orman örtüsü ile Alplerin güzelliğini geride bırakan Uzungöl sizleri bekliyor olacak. Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen Deresi’nin önünü kapatmasıyla oluşan Uzungöl çevresinde bir gezintiye çıkabilirsiniz.

Rotanızı Giresun’a çevirdiğinizde burada dağ yamaçlarından saçaklar halinde dökülen Kuzalan Şelalesi’ni gördükten sonra Türkiye’nin en özel doğal oluşumlarından bir tanesi olan Mavi Göl’e hayran kalacaksınız.

Akabinde deniz seviyesinden 530 mt yükseklikteki Boztepe’nin büyüleyici manzarasını fotoğraflayıp dilerseniz Boztepe Teleferiğinde bu eşsiz manzaranın tadını çıkarmaya devam edebilirsiniz.

Avrupa’daki kovboylar 

Avrupa’daki kovboylar 

Desierto Tabernas yani ‘Tabernas Çölü’ İspanya’nın Almeria şehir merkezine 30 kilometre uzaklıkta yer alan ilginç bir yer. Özellikle ‘Spagetti Western’ olarak bilinen kovboy filmlerinin mimarı ünlü İtalyan yönetmen Sergio Leone tarafından keşfedilen ve 1960-1970’li yıllarda 300’den fazla filme ev sahipliği yapan bir çöl burası…

Pause Travel, Pause Dergi

Meksika sandığımız yer İspanyaymış

Sergio Leone’nin 1964 yılında ‘Bir Avuç Dolar’ filmini çekmek için set olarak keşfettiği Tabernas Çölü’nde mevcut durumda turistik amaçlı kullanılan dört tesis bulunurken, bunların en ünlüleri Texas Hollywood/Fort Bravo ve Mini Hollywood/OASYS olarak biliniyor. Bir çocuğumuz bu filmlerin Amerika ve Meksika çöllerinde çekildiği sanmışızdır.

Almeria kentine 40 kilometre uzaklıkta bulunan Tabernas Çölü adlı bölgedeki eski film setlerini geçtiğimiz yıllara kadar 200 bine yakın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği belirtiliyordu.

Pause Travel, Pause Dergi

İyi, Kötü Çirkin

Clint Eastwood, Lee Van Cleef, Brigitte Bardot, Yul Bryner, Anthony Quinn, Sean Connery, David Lean, Orson Welles, Alain Delon, Harrison Ford, Steven Spielberg gibi ünlü sinema oyuncularının ve yönetmenlerin film çekimleri sırasında yürüdükleri yollardan geçen turistler, o dönemin canlandırıldığı şovları izleyip, kovboy filmlerinin vazgeçilmez sahnelerini andıran figürlerin önünde hatıra fotoğrafı çektiriyor.

Pause Travel, Pause Dergi

‘Vahşi Batı’ dönemine ait şovlar

Avrupa’nın ortasında vahşi batıyı yaşamak hayli ilginç. Bankaya saldırı, düello, şerifin ofisinden adam kaçırma, sokak ya da bar kavgası, salon barlarda müzik ve dansçı kızların gösterilerini seyrettiğinizde sanki bir zaman tüneli içinden geçip o zamanlarda yaşadığınızı sanıyorsunuz.

Pause Travel, Pause Dergi

Doğal plato

Tabernas’ın meşhur olmasında Sergio Leone’nin 1966 yılında çektiği “İyi, Kötü, Çirkin” filminin önemli bir paya sahip… Az bütçe ile film çekmeye müsait çok iyi bir doğal ortam var.

İklim müsait ve güneşi kullanılabilirlik oranı çok uygun, ayrıca endüstriyel faaliyet çok az olduğu için gökyüzü masmavi, temiz. 50 kilometrelik bir çapta, deniz, çöl, dağ, vadi, kurumuş nehir bulma olanağı olan bir yer.

O dönemlerden bu zamana fazla birşey kalmasa da ancak film çekimlerinde önemli olan banka, şerif ofisi, salon bar gibi yapıların ise halen ayakta duruyor.

İspanya’daki Tabernas Çölündeki kovboy kasabaları, eski ihtişamını yitirmiş olsa da barları, ahırları, otelleriyle hala varlıklarını sürdürüyor.

Pause Travel, Pause Dergi

Gösteri Hakkında

Tabernas Çölü’nde çeşitli konaklama alternatifleri bulabilirsiniz. Bunların arasında karavan ve bungalow evlerde konaklama.

Karavan tatili Amerika’da olduğu gibi İspanya’da da çok yaygın tatil konsepti. Karavanız ile gelebilir yada 45 Euro karşılığında yalnızca konaklamak için karavan kiralaya bilirsiniz.

Geceyi West Village’da geçirerek konforlu bir konaklama seçebilirsiniz. Bungalow evler, karavanlardan daha konforlu olduğu için azda olsa fiyat farkı oluyor.  Farklı büyüklükteki bungalow 75 -160 Euro arasında…

Pause Travel, Pause Dergi

Açılış saatleri 09:00 – 19:30

Ücret: At Arabası Gezisi, Tüm Batı Şovlar, Otopark ve Yaz aylarında Havuz

18 yaş üstü 19,40 Euro

Engelli ve 65 yaş üstü 15,90 Euro

11 yaş altı 9,90 Euro