Yazılar

Ferida’nın iftar menüsü

Ferida’nın iftar menüsü

Ferida Brasserie, lezzetli bir iftar menüsünü oluşturdu. Şef Murat Bozok’un danışmanlığını yaptığı restoranın Ramazan ayı için hazırladığı iftar menüsü şu şekilde;

Başlangıç

Mercimek çorbası

İftariyelik

Soğuk

Boşnak meze tabağı

Patatesli coleslaw salata

Ara sıcaklar

Kuru etli boşnak lokmaları

Boşnak mantı

Ajvar dip

Ana yemek

Biryan (2 kişilik)

Tatlı

Güllaç

Rezervasyon için: +(90) 537 320 34 00

Adres: Kazlıçeşme Mah. Kennedy Cad, No:52V, Zeytinburnu/İstanbul.

Blum’dan sağlıklı ve lezzetli tatlar

Blum’dan sağlıklı ve lezzetli tatlar

Nitelikli kahveler ile doğal, katkısız ve organik lezzetleri bir arada sunan Blum Coffee House, sabretmenin önemini hatırlatan ve bizleri sevdiklerimizle bereketli sofralarda buluşturan Ramazan ayına özel leziz ve sağlıklı alternatiflerin bulunduğu bir seçki sunuyor.

Blum Coffee House’un özgün reçetesinden çıkan vazgeçilmez Ramazan lezzetleri Süper Hurma ve manda kaymağı eşliğinde sunulan Revani ile damakları çatlatırken, sağlıklı ve güvenli beslenmenize yardımcı olacak.

Misafirlerin iyi kahve içmeleri kadar sağlıklı ve katkısız gıdalar tüketmeleri önemseyen “Blum Coffee House” herhangi bir katkı maddesi ya da rafine şeker içermeyen “Blum Keçiboynuzlu Latte” ile kahve severlere yenilikçi bir tat sunuyor. Blum imza reçeteleri ile hazırlanan; rafine şeker ve un içermeyen hurmayla tatlandırılan yaban mersinli ‘Blummy Cake’ ise en hafif lezzetlerden biri olarak öne çıkıyor. Tahin ve hurma ile yorumlanan “Tahin Dolgulu Hurma” şekersiz, glutensiz ve vegan beslenenler için alternatif oluyor.

Ramazana özel olarak hazırlanan rafine un ve şeker içermeyen bir diğer geleneksel lezzet Revani ise sağlıkla lezzetli bir araya getiriyor. Manda kaymağı ile sunulan Revani gönül rahatlığıyla yiyebileceğiniz, hem lezzeti hem de görüntüsüyle sağlıklı bir tatlı alternatifi oluyor. Ayrıca bu eşsiz ve sağlık tatlar Blum Coffee House’da özel kutularda satılıyor.

Yolculuklar sahura endekslendi  

Yolculuklar sahura endekslendi  

Ramazan ayının başlamasıyla birlikte seyahat planları için sahur saatleri tercih edilmeye başlandı. Ramazanın ilk gününden itibaren sahur saatlerinde uçak ve otobüs bileti aramalarının bir önceki haftaya göre 3 kat arttığını açıkladı.

Ramazanla birlikte seyahat bileti satışları da sahur saatlerine taşındı. Önceki haftaya göre uçak ve otobüs bileti ile araç kiralama aramalarının ikiye katlandığını açıkladı. Gece 03.00-05.00 saatleri arasında uçak bileti aramaları 3 kat, satışları ise 2,5 kat artış gösterdi. Benzer artış otobüs biletinde de görüldü ve otobüs bileti aramaları 2,5 kat, satışları ise 2 kat arttı. Araç kiralama aramaları da Ramazan öncesine göre ikiye katlandı.

Enuygun

Göz sağlığına dikkat! Gözler yalan söylemez!

Göz sağlığına dikkat! Gözler yalan söylemez!

İki yılı aşkın süredir yaşam alışkanlıklarımızda radikal değişikliklere neden olan Covid-19 pandemi sürecinde bir çok hastalık gibi göz hastalıkları da yaygınlaştı. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bu süreçte hiç olmadığı kadar ekran karşısında geçirilen uzun saatlerin ve Covid-19 endişesiyle hastaneye gitmeye çekinip göz şikayetlerinin ertelenmesinin göz sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, iki yıllık pandemi sürecinde artan göz hastalıklarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Yüzyılın salgın hastalığı Covid-19’un etkisini hala devam ettirdiği günümüzde, pandeminin sağlığımıza en olumsuz etkilerinden biri de gözlerimizde oldu. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Covid sürecinde evden çalışma ve online derslerle öğrencilerin derslerini bilgisayar ekranından takip etmeleri dijital ekran kullanım süresini çok artırdı. Ayrıca yine dijital ekranlar karşısında göz kırpma refleksinin azalması nedeniyle gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde kuru göz ve göz yorgunluğu şikayetleri başta olmak üzere göz kızarıklığı, gözde kanlanma, konjonktüvit ve miyopi derecelerinde artış yaşanıyor” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Dr. Neslihan Sinim Kahraman

Dikkat! Covid-19 bulgusu olabilir!

Gözlerde kızarıklık, sulanma ve çapaklanma ile seyreden konjonktivitin (göz yüzeyinin enfeksiyonu) Covid-19 enfeksiyonunun bulgusu olabildiğine dikkat çeken Dr. Neslihan Sinim Kahraman, özellikle bu şikayetlerin yanında halsizlik, kas ağrısı, ateş ve öksürük gibi bulgular da varsa çok dikkatli olunması ve mutlaka hekime başvurulması gerektiğini söylüyor. Dr. Neslihan Sinim Kahraman şöyle konuşuyor: “Covid-19 enfeksiyonunun pıhtılaşma bozukluklarına yol açması ve gözde damar tıkanıklığı yapabileceği akılda tutulmalıdır. Covid-19 enfeksiyonu sürecinde görmede ani zayıflama gelişen bir durumda vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurulmalıdır.” Göz yüzeyinin enfeksiyon için bir bulaş yolu olması nedeniyle dikkat edilmesi gereken bir nokta olduğunu, özellikle kuru göz ve alerjik konjonktivit gibi olguların gözde yanma, kaşıntı ve batma hissine yol açtıklarından, ellerin gözlere sık temas etmesine yol açtığını belirten Dr. Neslihan Sinim Kahraman, bunun da Covid-19 enfeksiyonunun gözden bulaş riskini artırdığına dikkat çekiyor.

Görme kaybına yol açabilir!

Pandemi sürecinde kronik rahatsızlığı olan ve ileri yaş hastaların hastaneye başvuruda çekincelerinin olmasının da, bu hastalıkların takibinde sıkıntılara yol açtığına dikkat çeken Dr. Neslihan Sinim Kahraman “Özellikle glokom (göz tansiyonu), üveit (gözün uvea denilen orta tabakasının iltihaplanması), diyabetik retinopati (retinadaki kan damarlarında gelişen hasarlanma) ve yaşa bağlı maküla dejenerasyonu (merkezi görmenin kaybı) gibi yakın takip ve tedavi gerektiren hastalarımızın pandemi sürecinde hastaneye gitme endişesiyle tedavilerinde aksaklıklar yaşandı. Ancak ertelenen göz sorunları tedavinin daha güç bir hal almasına, kalıcı hasarlara ve görme kaybına yol açabilir” diyor.

Pause Sağlık, Pause Dergi

Pandemide göz sağlığı için 9  etkili önlem!

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Sinim Kahraman, pandemide göz sağlığı için gerekli önlemleri şöyle anlatıyor;

  • Ekran karşısında uzun süre kalmayın. 20 dakikada bir mola vererek gözlerinizi dinlendirin.
  • Ekrana çok yakın bakmayın ve mutlaka gözlerinizi sık sık kırparak kurumasını engelleyin.
  • Bu süreçte mümkünse lens kullanımına ara vererek gözlük kullanın. Böylece gözlüğün koruyucu bir bariyer oluşturması ve ellerin göze temasının azaltılması sağlanabilir.
  • Maskenin gözlükte buharlanmaya yol açmaması için gözlüğünüzü maskenin üzerine gelecek şekilde takın. Buna karşın maske takmak buhar oluşmasına yol açarak gözlük kullanmayı zorlaştırdı.
  • Gözlüğe sık dokunmak, çok sık çıkarıp takmak, enfekte olabilecek kirli yüzeylere bırakmak da risk oluşturduğundan bu konularda dikkatli olun.
  • Ellerinizi gün içerisinde gözlerinize ve yüzünüze götürmeyin. Ellerinizi sık yıkamanız olası riskleri azaltacaktır.
  • Kontakt lenslerin temizliğine her zamankinden fazla dikkat edin. Lenslerinizi takıp çıkarmadan önce mutlaka ellerinizi yıkayın.
  • Kronik göz hastalığınız (glokom, diyabetik retinopati, yaşa bağlı makula dejenerasyonu vb) varsa mutlaka tedavinize devam edin, tedavinizi aksatmayın.
  • Olası bir göz sorununuzda ‘geçer’ diye beklemeyip, daha büyük sıkıntılara yol açmaması için hekime başvurun. Özellikle ani gelişen görme azalması durumunda zaman kaybetmeyin.

Finlandiya uçuşları arttı

Finlandiya uçuşları arttı

İskandinavya pazarının en büyük tur operatörlerinden biri olan Detur Global, yoğun ilgi gördüğü Finlandiya’da uçuş sayısını artırma kararı aldı.

Avrupa’nın deneyimli tur operatörü Detur Global, bu yıl yüksek taleple karşılaştığı İskandinavya pazarında 52 hafta boyunca devam eden ülke uçuşlarından bir kısmına ek seferler koydu. En yoğun frekans artışı ise Finlandiya’da yaşandı.

Yıl boyunca her hafta cumartesi günleri Helsinki’den Antalya’ya uçan Detur Global, sabit uçuşlarının yanı sıra nisan, mayıs ve haziran aylarında frekans artışına gittiğini açıkladı. Bu kapsamda tur operatörü ilkbahar ve yaz döneminde her pazartesi Helsinki-Antalya arasında ek seferler düzenleyecek.

Bodrum’da romantik düğünün adresi “Sirene Luxury Hotel”

Bodrum’da romantik düğünün adresi “Sirene Luxury Hotel”

Yalıkavak’ın görkemli panoramik manzarasında BED & BRUNCH konsepti ile hizmet sunan Sirene Luxury Hotel Bodrum, gün batımının eşlik ettiği romantik manzarasında, çok özel fırsatlarla düşlerinizdeki düğünü gerçeğe dönüştürüyor.

Sirene Luxury Hotel

Dünya mutfağının en güzel lezzetlerini tadabileceğiniz Mavi Cove Restoranı, Pier İskelesi, Jade ve Infinity Pool, bembeyaz kumsalı ve özel çim alanı ile Sirene Luxury Hotel Bodrum organizasyonlarınız için sayısız seçenek sunuyor.

Sirene Luxury Hotel

13 villa, 98 Deluxe ve süit oda ile 68 bin metrekare alanda hizmet veren Sirene Luxury Hotel Bodrum, yüksek konforu ile yeni evli çiftlere muhteşem bir balayı vadederken, Ege’nin masalsı atmosferi, eşsiz lezzetleri ve profesyonel ekibi ile düğün organizasyonları için de çok özel bir seçenek.

Dünyanın en ilginç hapishane otelleri

Dünyanın en ilginç hapishane otelleri

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Hapishane otelleri perili olsun ya da olmasın, korkutucu! Eskiden işkencenin yapıldığı 100 yıllık bir Rus hapishanesinde kilitli kalma fikri bile korkutucu. O kadar cesursan geceyi hücrede bile geçirebilirsin. Kaldığınız yerin karanlık detaylarını anlatmak için hapishane turları var.

Jailhouse Accommodation – Christchurch -Yeni Zelanda

Bir hapishane hücresinde, dünün tüketimini anımsatan bir kalp çarpıntısı ve acı veren bir baş ağrısıyla uyanıyorsunuz. Sıkıntılı, son gecenizin anılarını toplamaya çalışıyorsunuz. Sonra sana çarpıyor ve rahat bir nefes alıyorsun. Yanlış bir şey yapmadın. Aslında, tam tersini yaptın. Eski bir hapishane olan Yeni Zelanda’daki en iyi hosteli rezerve ettiniz.

Jailhouse Accommodation’ın Gotik Revival tarzı binası, 1874 yılında Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde inşa edilmiştir. 1999 yılına kadar çeşitli yaramaz suçlulara ev sahipliği yaptı. Vizyon sahibi bir çift olan Kirsty ve Grant, burayı 2006’da satın aldı ve bütçe gezginler için ödüllü, hapishane temalı bir oyun alanına dönüştürdü. Siyah beyaz çizgiler hiçbir zaman Jailhouse Accommodation’daki kadar eğlenceli olmamıştı.

Tutuklu kılığına girip mahkûm kimlik numaranızla fotoğraf çektirebilirsiniz. Sonra otantik bir parmak izi istasyonu var. Söylentiye göre Mochaccino’nuzun parasını ödemeyi unutursanız parmak izlerinizi yerel polis karakoluna gönderiyorlar. Şaka bir yana, hostelin resepsiyonunda kahve, büyük atriyumda ise açık büfe kahvaltı servis edilmektedir. Ayrıca, rahat armut koltuklara sahip özel bir Netflix odası vardır ve akşamları oyun oynamak isterseniz, oyun odasında bir bilardo masası ve bir dart tahtası bulacaksınız.

Atriyum her iki tarafta ortak hücrelerle çevrilidir. Ortak hücreler derken, rahat şiltelerle yenilenen ancak orijinal görünümlerinin çoğunu koruyan yatakhane, ikiz ve çift kişilik odaları kastediyorum. Konfor seviyesinden memnun değilseniz ve geçmişin bir hatırlatıcısına ihtiyacınız varsa, orijinal hücrelerden birini ziyaret edebilirsiniz. Duvarlarda korunmuş bazı mahkum sanatlarını bile görebilirsiniz.

Hostelin atriyuma park edilmiş bisikletlerinde, “kaçan mahkûmların” hızlı bir kaçış için bir tane almalarını öneren bir işaret var. O halde bir bisiklete binin ve Christchurch’ün güzel ormanlarını, plajlarını ve park alanlarını onlar sizi yakalamadan önce keşfedin!

Jailhouse Accommodation

Barabas –Lucerne -İsviçre

Lucerne’nin merkezi hapishanesi 1862’de inşa edilmiş ve 1998’e kadar faaliyet göstermişti. Bu tarihi bina yakın zamanda yeniden tasarlanmış ve 60 hapishane hücre odasından birinde kalmanıza izin verilmiştir. Otel adını askerlik hizmetini reddeden cesur bir pasifist olan Barabas’tan almış ve bunun sonucunda hapse atılmıştır. Uzun süre kaldığı süre boyunca, özgür bir adamken hayatından kaçırdığı her şeyi fresklerle boyadı. Barabas’ın duvar sanatlarını İsviçre’nin ilk hapishane otelinde hala bulabilirsiniz.

Hücreler, uygun şilteli rahat odalar değildir. Sırt çantalı gezginler için ranzalı, bütçeye uygun üç ve dört kişilik odalar mevcuttur. Küçük pencereleri ve güvenlik çubukları olan sıradan otel odalarına benzememeleri dışında, tipik tek kişilik ve iki yataklı odalar da vardır. Buradan kaçmak yok, en azından pencerelerden! En özel konaklama yeri Superior Cell’dir. Bunlar eski sorgulama, ziyaretçi odaları ve birinci sınıf odalara dönüştürülmüş müdürün ofisi. En sevdiğiniz kitabı getirmeyi unutursanız, korkmayın, hapishane, yani otelin güzel bir polisiye roman koleksiyonu olan kendi kütüphanesi var.

Eski hapishanenin avlusu, şimdi duvarlara dikilmiş yeşilliklerle çevrili rahat şezlonglara ve fenerlere ev sahipliği yapıyor. Sadece size bakan hapishane pencereleri size buranın kasvetli geçmişini hatırlatacak. Hapishane yemeklerini unutun; Hotel Barabas, birinci sınıf bir Japon restoranına sahiptir. Izakaya Nozomi, bir köy ryokanı olarak tasarlanmıştır ve menşe ülkesinin yüksek kaliteli yemek geleneklerini takip eder. Birkaç bardak sake içtikten sonra eğlenceli oyunlar denemek isteyebilirsiniz. Otelin salonunda bir masa-futbol masası, bir bilardo masası ve dart bulacaksınız. Luzern’i keşfetmek için yürüyüşe çıkmayı mı planlıyorsunuz? Hotel Barabas, Reuss Nehri ve Lucerne Gölü’ne yakın, eski kent merkezinde yer almaktadır.

Barabas

 Het Arresthuis –  Roermond -Hollanda

Rotterdam’dan farklı olarak, buradaki ufuk çizgisine hâlâ 13. yüzyıldan kalma iki kilisesinin kuleleri hakimdir: St. Christopher Katedrali ve Roermond Minster veya Felemenkçe ‘Munsterkerk’. Eski şehir, Hollanda’nın geri kalanından tanıdık nehir kenarı mimarisi ve bir ortaçağ taş köprüsü ile Meuse nehrinin tam kıyısındadır.

Het Arresthuis otelinin binasının geçmişi 1863 yılına dayanmaktadır. Yaklaşık 150 yıl boyunca hapishane olarak hizmet vermiş ve nihayet 2007’de kapılarını kapatmıştır. Toplam 105 eski mahkum hücresi, bir baş sallama olarak bazı parçalar korunarak şık odalara dönüştürülmüştür. orijinal kapılar olarak mirasına. Dört lüks süite uygun isimler verildi: The Jailer, The Lawyer, The Director ve The Judge. Eski hapishane koridorunun çarpıcı görünümü, geçmişinin bir hatırlatıcısıdır. Bir salona dönüştürülmüş ve gürültülü hapishane kuşları yerine huzur, renkli led ışıklar ve tavandan sarkan abartılı avizeler bulacaksınız. Sokağa çıkma yasağı da yok. İstediğin zaman odana gideceksin.

Eski mahkumların spor salonu, bir fitness salonuna dönüştürülmüştür. Artık modern kardiyo makineleri ve eski Roermond kentine bakan büyük pencereler ile donatılmıştır. Başka bir ek, resmi olarak mevcut olmayan saunadır. Tesis bünyesindeki restoran Damianz, mahkumların hayal bile edemeyeceği lezzetler sunuyor. Avlusu artık zeytin ağaçlarıyla çevrili bir kafe ve teras olarak hizmet veriyor. Hayatının partisini organize etmek isteyenler için hücre bloğu olarak da bilinen Het Cellenblok ideal mekanınız. Sadece ertesi gün mahkumlarınızı serbest bıraktığınızdan emin olun!

Het Arresthuis

 Clink78 –Londra -İngiltere

Bir İngiliz Mirası binasının içinde yer alan bu, şimdiye kadarki en büyük görünümlü gençlik pansiyonlarından biri olmalı. Bir zamanlar bir sulh mahkemesiydi ve 200 yıldan fazla bir süredir Londra’nın suçlularına ceza verdi. Avustralya’nın bazı patriklerinin bu adliyeden geçtiğine eminim.

Her neyse, bugün modaya uygun bir gençlik yurduna dönüştürüldü ve eski hapishane hücreleri artık kiralık odalar. Daha büyük gruplar için yurtlar da vardır. Hapishane için kullanılan eski İngilizce argodan sonra ‘Clink’ adını aldı; Bir zamanlar acı ve sefaletin büyüdüğü bugün, dünyanın her yerinden 500’e yakın gezginin Clash Bar’da bir araya geldiği veya kapsamlı internet merkezi aracılığıyla iletişim halinde olduğu için artık heyecan ve eğlence için bir yer. The Clash Bar, adını Londra parklarında devriye gezen normal bitkin kuşlar sanıp üç pahalı yarış güvercinini vurduğu için adliyede para cezasına çarptırılan ünlü punk grubundan alıyor.

Clink78

SleepIn Fængslet – Horsens -Danimarka

Bir gece parmaklıklar ardında uyumak ister misin? Bir mahkum olmanın gerçekten nasıl bir his olduğunu hiç merak ettiniz mi? Danimarka’daki SleepIn Fængslet (Fængslet = hapishane) nihayet merakınızı giderebilir! Bir hapishanenin eski, hasta koğuşunda (2006’da kalan son mahkum) yer alan bina yenilenmiştir, ancak hapishane yaşamının gerçekliği korunmaktadır. Geçmiş sakinlerin duvarlarında bozulmamış grafitiler ve orijinal çalışan radyolar ile 22 odanın her biri, kalmak isteyenler için benzersiz bir deneyim sunuyor.

Odalarda duş veya tuvalet yoktur; salonlarda bulunurlar. Tüm odalarda ranza vardır ve dört kişiye kadar konaklayabilir.

Merak etme; Konukların beslenme için ekmek ve sudan daha fazla seçeneği vardır. Kahvaltı dahil olmasa da, Café Lorentzen bir şeyler yemek isteyenler için hoş bir şekilde dekore edilmiş bir mekandır ve buradaki pencerelerde parmaklıklar yoktur!

Eski cezaevi tesislerinden bazıları hapishane atölyeleri, toplanma salonu, spor salonu, toplantılar, konferanslar veya partiler için kiralanabilir. Otelin web sitesine göre, SleepIn Fængslet “sosyo-ekonomik bir işletme olarak kabul ediliyor ve kârlar hapishanedeki diğer faaliyetlere ve olaylara yönlendiriliyor”. Gezginler ayrıca hapishane turlarına katılabilir ve tarih hakkında daha fazla bilgi edinmek için Hapishane Müzesi’ne göz atabilir.

SleepIn Fængslet

Protea Breakwater Lodge – Cape Town -Güney Afrika

Aslen 1859 yılında bir İngiliz hapishanesi olarak inşa edilen Protea Breakwater Lodge, Masa Dağı ve körfezin panoramik manzarasına sahip çağdaş odalara sahip olmak için tamamen restore edilmiştir. Konuklar, Cape Town’daki Waterfront V&A’nın hemen yanında kalırken modern konforun ve uygun fiyatlı konaklama birimlerinin keyfini çıkarabilir. Kapınızın hemen ötesinde çok sayıda yemek ve eğlence seçeneği var. Böyle merkezi bir konumla, Masa Dağı, Kirstenbosch Bahçeleri, Cape Town Stadyumu, yürüyüş parkurları ve plajlar gibi en popüler ilgi çekici yerlere sadece birkaç dakika uzaklıktasınız.

Tüm konuk odalarında çevreye duyarlı tasarımlar ve malzemeler kullanılmıştır. Her oda, tavandan tabana pencereler ve konforlu bir oturma alanı ile güneşli ve huzurlu bir ortam yaratır. Ayrıca her oda ücretsiz, sınırsız WiFi, LCD düz ekran televizyonlar ve dizüstü bilgisayar dostu elektronik kasalarla donatılmıştır.

Stonebreakers Restaurant, rahat bir atmosfer ve muhteşem manzaralar sağlamak için tam tesis bünyesinde elverişli bir konuma sahiptir. Güler yüzlü personel, çamaşırhane hizmetlerinden açık hava gezilerine kadar her türlü kişisel istek ve ihtiyacınızda size yardımcı olmaya isteklidir. Protea Breakwater Lodge, Cape Town’un sunduğu tüm manzaraları ve sesleri keşfetmek isteyenler için mükemmel bir yerdir.

Protea Breakwater Lodge

Ottawa Hapisanesi –  Ottawa -Kanada

Merkezi konumu, bu hosteli Kanada’nın tarihi başkentini ve yakındaki Great Lakes’i keşfetmek için mükemmel bir üs haline getirmektedir. Hostel, eskiden idam mahkûmlarına ev sahipliği yapan dönüştürülmüş Carleton County Hapishanesinde yer almaktadır.

1972’de misafirlere açıldığından beri, hayaletler ve ürkütücü olaylar – zoikler! Ama merak etmeyin, eski hapishane şapelinde birlikte doyurucu yemekler yiyen misafir topluluğu arasında pek çok iyi his var. Odan eski hücre bloklarında. Hostel, dönüştürülmüş hapishane hücrelerini büyütmek için duvarları yıktı ve talihsiz mahkumların aksine, sıcak ısıtmanın ve ücretsiz Wi-Fi’nin keyfini çıkaracaksınız.

Konuklar ve gruplar için sunulan içki turları ve neşeli açık hava etkinlikleri vardır. Hostel barı, sık sık haftalık partilere gelen yerlilerle geceyi dans etmeden önce sabıkanızı yaptırma şansı sunuyor.

Ottawa Hapisanesi

Four Seasons – İstanbul -Türkiye

İstanbul’un tarihi semtinde eşsiz bir binada Four Seasons lüksünün tadını çıkarıyorsunuz. Daha iyi ne olabilir? Osmanlılar tarafından 1918’de inşa edilen bu dönüştürülmüş hapishane, yıllar boyunca birçok muhalif yazara ev sahipliği yaptı. Ünlü romancı Graham Greene’in literatüründe bile yer aldı.

Mimari tutkunları Türk neoklasik binasının keyfini çıkarırken, harika otel tutkunları ünlü Four Seasons markasından beklediğiniz her şeyin tadını çıkarabilir. Bu otelde, Ayasofya kilisesi ve Sultanahmet Camii’nde şaşkınlık içinde nefes almak için yürümeden önce güzelce düzenlenmiş bahçelerde yemek yiyebilirsiniz. Dindardan gösterişliye geçerek, bir zamanlar güçlü padişahlara ev sahipliği yapan seçkin Topkapı Sarayı’nı gezebilirsiniz.

Batı süiti veya Türk tarzı süit seçeneğiniz var. Kendi özel terasınızdan muhteşem Marmara Denizi manzarasının keyfini çıkarın. Spa menüsüne göz atarken, dinlenirken tadını çıkarabileceğiniz batı ve doğu terapilerini seçeceksiniz.

Four Seasons

Hotel Katajanokka – Helsinki -Finlandiya

Pencerenizin burada parmaklıkları olmadığını bilmek sizi memnun edecektir. Ve istediğiniz zaman kontrol edebilirsiniz. Bu alışılmadık otel bir hapishaneyken mahkumlar birbirlerine ‘kekiniz ne kadar sürüyor?’ diye sorarlardı. ‘Kek’ Fin mahkumların hapis cezalarının süresini tanımlamak için kullandıkları bir terimdi. Sanırım ‘kek’iniz bu lüks otelde birkaç gün ve gece olacak.

Otel, Helsinki’nin ünlü Uspenski Katedrali’ne kısa bir yürüyüş mesafesindedir ve onu gördükten sonra Kauppatori açık hava pazarında bir gezintiye çıkabilirsiniz. 1837’de Çar I. Nicholas tarafından inşa edilen orijinal hapishane kilisesi orijinal haliyle korunur ve ziyaret etmek için büyüleyici bir yerdir. 2002 yılında otel olarak açılmadan önce 5 rahip tarafından kutsanan bina, geçmişten gelen tüm negatif enerjileri atmak için. Böylece geceleri korkunç olaylar hakkında endişelenmenize gerek kalmayacak. Hayır, günümüzde ünlü Best Western otel markasından beklenen tüm lezzetlerin tadını çıkarabilirsiniz. Restaurant ‘Jailbird’, ekşi patates püresi ve ıstakoz gibi lezzetli Fin yemekleri sunmaktadır. Ve sıcak aylarda keyfini çıkarabileceğiniz bir yaz avlusu var

Hotel Katajanokka

Liberty Hotel – Boston -ABD

Suçun ödemediğini söylüyorlar. Eh, hapishaneler böyle olsaydı ‘onlar’ onların sözlerini yemek zorunda kalabilirdi. 19. yüzyıldan kalma bu hapishane, etkilemeyi garanti eden benzersiz bir alan yaratmak için tarihçiler ve çevrecilerle birlikte çalışan modern mimarlar ve tasarımcılar tarafından yenilenmiştir.

Siz gelmeden önce Liberty’nin ‘bagaj irtibat’ ekibi bagajınızı havaalanından alıp odanıza yerleştirmiş olacak. Başınızın 90 fit yukarısında cam bir çatıya sahip merkezi atriyuma doğru yürürken gözleriniz genişler. Hapishanenin orijinal özellikleri, bir misafir olarak sizin için sıra dışı ve tek seferlik bir deneyim yaratmak için kullanılmıştır. Odanızda yaptığınız ilk şey, tarihi Boston şehrine özgü muhteşem granit mimarisine hayran kalarak, süslü demir işçiliği ile boydan boya pencerelerinizden dışarıyı seyretmek olacaktır.

Yerel topluluğa açık ve sizin için ücretsiz olan bir dizi etkinliğin keyfini çıkarabilirsiniz. Ünlü bir şeften aşçılık dersi alın, film kulübünde rahatlayın, Boston’ın en iyi gruplarından bazılarını canlı izleyin ve bir yoga dersi ile sağlığınıza özen gösterin. Otel, dönüştürülmüş hapishane duvarlarının arkasında şehrin en iyi 5 restoran ve barına sahiptir, restoranlar rahat özel yemek için eski hapishane hücrelerini bile kullanır. Şimdi bu yeniden icat.

Liberty Hotel

Langholmen Hotel- Stockholm- İsveç

Langholmen Hotel’de konuklara ve gruplara sunulan aktiviteler, tamamen mahkum numarası yapmak ve adadan kaçmakla ilgilidir. Takım çalışması, tırmanma ve nişancılık gibi becerileri öğreneceksiniz. Personele Langholmen’in artık hapishane olmadığını kimse söylemedi mi? İçerisi çok güzel olduğu için birinin neden kaçmak isteyebileceğini hayal edemiyorum.

Bu eğlenceli hayal gücü oyunlarının yanı sıra, Stockholm’de bir Kayık turuna çıkabilir ve Langholmen’in 250 yıllık büyüleyici tarihini size anlatan otel müzesini ziyaret edebilirsiniz. Buradaki resimlere bakılırsa, eski hapishaneyi en iyi otele dönüştürmek için övgüye değer bir iş çıkarmışlar. Odanız dönüştürülmüş bir hücrede ama neyse ki, dışarı çıkıp geleneksel Inn and Pub’larında akşam yemeğinin tadını çıkarabilmeniz için size bir anahtar veriliyor. Burada ekmek ve su yok.

Ayrıca otele bağlı bir gençlik yurdu da bulunmaktadır ve bu sayede genellikle lüks bir otelde bulacağınızdan çok daha çeşitli insanlarla tanışmanızı sağlar. Bu eşsiz konum, alışılmadık bir ortamda Stockholm’ün ve çevresindeki kırsalın manzaralarının ve seslerinin keyfini çıkarmanızı sağlar.

Langholmen Hotel

Malmaison Oxford- Oxford- İngiltere

Oxford Castle Hapishanesi’nin konuklarının bu heybetli binaya gelmeden önce duyacakları şey, “Seni buradan, ölünceye kadar boynundan asılacağın Oxford Castle Hapishanesi’ne götürülmeye mahkum ediyorum.” Ancak, ‘çantanızı alabilir miyim, efendim?’ sözlerini duymanız çok daha olasıdır. Neyse ki, 1950’lerde Birleşik Krallık’ta ölüm cezası kaldırıldı ve hapishane 1996’da kapılarını kapattı.

Artık İngiltere’nin en ünlü ve güzel şehirlerinden birinde eşsiz bir lüks oteldir. Daha hassas konukları düşünüldüğünde, hapishanenin infaz için kullanılan bölümlerinin yatak odalarına değil ofislere çevrilmiş olması güzel bir şey. Burada, 1086’da Fatih William tarafından inşa edilen ve güzel bir şekilde korunan Oxford Kalesi’nde alışılmadık bir konaklama fırsatına sahipsiniz. Kalenin içi yenilenerek bir miras ve alışveriş merkezi haline getirilmiştir ve Oxford’un ünlü mimarisi ve tarihi kapınızın önündeyken, konaklamanız boyunca sizi memnun edecek çok şey bulacaksınız.

Malmaison Oxford

 Karosta Prison –Liepaja -Letonya

Çarlık Rusya’sından bu yana değişmeyen bu hapishane, 100 yıl boyunca Çar’a ve Komünist Partiye düşman olanlara gaddarca davranmaya hizmet etti. Mekanın perili olduğu söyleniyor. Belki de onların turuna çıkacak kadar cesur hissediyorsunuz. Sadece sizi tutanları suçlamayın… Bir hücre kapısının açılıp kendi kendine çarptığını gördüğünüzde veya koridorlarda zincirleme sesinin yankılandığını duyduğunuzda ev sahiplerini kastediyorum. Özellikle şanssızsanız, uzun zaman önce ölmüş bir mahkumun hayaletine tanık olabilirsiniz – iskelet ince, sadece size bakıyor.

Gerçekten eşsiz bir deneyim için, çok cesur, mahkûmların neler yaşamış olabileceğini deneyimlemek için hücrelerde bir gece geçirebilir. Belki bir parça gerçek macera için bazı arkadaşlarınızı yanınıza almak istersiniz. Öyleyse, cezaevi/otelin bekarlığa veda geceleri ve inanılmaz derecede düğünler için özel paketleri vardır. Düğün gününü komünist bir hapishanede geçirmek isteyen herhangi bir kadının tamamen deli olduğunu varsayabilirim.

Ne mutlu ki, bu olağandışı deneyim, çevredeki deniz üssü turlarını içerebilir, o döneme tarihsel ilgi duyan insanlar için mükemmeldir ve bu, eninde sonunda dışarı çıkmanıza izin verildiği anlamına gelir. Hatta sizi idam etmeden önce hapishanede bisiklet sürmenize bile izin verecekler. Hayır, bu bir şakaydı. Misafirlerini idam etmiyorlar – sanırım.

 Karosta Prison

OLd Mount Gambier Gaol –Mount Gambier -Avusturalya

Bu bina 1866-1995 yılları arasında hapishane olarak kullanılmıştır. Şimdi dünyanın en sıra dışı pansiyonlarından biri. Hücreler konforlu odalara dönüştürüldü ve eski hapishane kapıları, bir parça boya ve casus deliklerin kaldırılması dışında olduğu gibi kaldı. Hapishanenin serin ve yüksek tavanlı eski personel odalarını içeren hücre dışı bir seçenek var. Eski hapishane kütüphanesi artık arkadaşlarınızla rahatlayabileceğiniz veya sevdiklerinize e-posta gönderebileceğiniz bir mekân alanıdır. Hem açık hem de kapalı rekreasyon alanları ve kendi yemeklerinizi hazırlayabileceğiniz büyük mutfaklar vardır.

Her ikisi de yakınlarda bulunan ünlü Mavi Göl’ü ziyaret edebilir veya Avustralya şarap bölgesini gezebilirsiniz. Gaol ayrıca yerel halk ve gezginler arasında oldukça popüler olan düzenli konserlere de ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca Hapishanenin ilginç tarihi özelliklerini gezebilir, gerçek bir hapishane hücresinde uyuduğunuzu bilmenin eşsiz zevkini yaşayabilirsiniz.

OLd Mount Gambier Gaol

Korona daha bitmedi

Korona daha bitmedi

Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması 102. Dönem verileriyle bu hafta toplumun; dünyanın bitmeyen derdi pandemi salgınının ülkemizdeki durumuna yönelik güncel ve farkındalık sağlaması amacıyla paylaşılan bilgiler var. Her iki haneden birinde en az bir kişide koronavirüs var. Salgınla mücadele, maske takmak ya da 1,5 metre sosyal mesafe konusuna da toplumun dikkat seviyesi,  gibi konularda bireylerin bugüne dair ifade, tutum ve davranışlar​​ı incelenmiştir.

HER İKİ HANEDEN BİRİNDE EN AZ BİR KİŞİ KORONAVİRÜSE YAKLANMIŞ.

Ipsos araştırma şirketinin gerçekleştirdiği araştırmalara göre bugüne kadar hanelerinde kendisinin ya da bir başkasının koronavirüse yakalanma oranı %48. Bugün halen dünyanın büyük sorunu olan salgın tamamen bitmiş değil. Toplumumuzda bulunan kişilerin çevrelerinde koronavirüse yakalanan kişilerin sayısı çok daha yüksek. Her 10 kişiden 8’i çevresinde birine koronavirüs teşhisi konduğunu belirtiyor.

Ipsos Türkiye

 AYNI ZAMANDA SALGINDA ZOR GÜNLERİN GERİDE KALDIĞINI VE MÜCADELENİN İYİ GİTTİĞİNİ DÜŞÜNENLERİN DE SAYISI ARTIYOR.

Mart ayına kadar toplum Koronavirüs salgını konusunda daha kötümserken Mart ayının ilk haftasından itibaren gerek mücadelenin iyi gittiğini gerekse de zor günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %50 seviyesine çıkıyor ve olumsuz görüş belirtenler ile arasındaki fark açılıyor. Bugün sadece her 4 kişiden 1 daha zor günlerin beklediğini, her 3 kişiden 1’i ise salgın ile mücadelenin kötü gittiği görüşünde.

Ipsos Türkiye

 

Ipsos Türkiye

ANCAK TOPLUM BUGÜN SALGIN KONUSUNDA DAHA RAHAT HİSSEDİYOR.

Salgının ilk gününden beri endişeli olan bireylerin oranı%32. Zaman içinde endişesi artan kişilerin oranı ise sadece %6. Diğer taraftan toplumun %46’sı artık salgın konusunda daha rahat olduğunu söylüyor. Salgın başından beri bu konuda hiç endişeli olmadığını söyleyen %16’lık kesim ile birlikte bugün her 10 kişiden 6’sının salgın konusunda artık endişeli olmadığı görülüyor.   

Ipsos Türkiye

BU İYİMSER GÖRÜŞLER AYNI ZAMANDA BİREYLERİN KORONAVİRÜS TEDBİRLERİ KONUSUNDA DA RAHATLAMALARINA SEBEP OLUYOR.

Salgındaki vaka sayılarındaki düşüş, salgınla mücadeleye yönelik olumlu görüşler toplumun maske mesafe konusunda daha rahat davranmalarını sağlamış durumda. Her 10 kişiden 7’si etraflarındaki kişilerin ne maske ne de sosyal mesafeye uymadığını düşünüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik verilerle ilgili şu değerlendirmelerde bulundu; “Her iki evden birinde hastalığı atlatmış olan birey var. Çevresinde Covid-19’a yakalanmış bir tanıdığı olanların oranı ise %80’e yaklaştı. Bir yandan aşı yaygınlaşırken diğer yandan Covid-19’a yakalanıp atlatanların sayısı arttıkça hastalığa dair endişeler azalıyor, her on kişiden altısı daha rahat hissettiğini belirtiyor. Rahatlamanın etkisini maske-mesafe önlemlerinin uygulanmasında görebiliyoruz, vatandaşların gözlemlerine göre çevredeki diğer insanların  %70-75 civarı bir bölümü bu önlemleri uygulamayı neredeyse bırakmışlar.

Ipsos Türkiye

Salgınla mücadelenin kötü gittiğini düşünenlerin oranı %50’lerden %30’a doğru geriledi, artık her iki kişiden biri salgınla savaşın iyi gittiğini belirtiyor. Bunun doğal sonucu olarak da kötü günlerin geride kaldığını düşünenlerin oranı %50’nin üzerinde. Umalım ki Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın sonuna yaklaşıyor olalım. “

Emir Taha’nın “Kalp Çare Arar”

Emir Taha’nın “Kalp Çare Arar”

Genç sanatçı Emir Taha’nın geçtiğimiz haftalarda yayımlanan yeni şarkısı “Kalp Çare Arar”ın aksutik performans videosu yayında. Hasan Kuyucu tarafından İstanbul, Karaköy Abed Han’da çekilen klip müzik platformlarında yayında.

Kendine özgü ve ilgi çekici stiliyle dinleyicilerin ilgisini çeken Emir Taha, “Kalp Çare Arar”ın bu kaydında duru sesini başarılı bir vokal performansıyla birleştiriyor.

Elidor’dan yeni kampanya “Dedik Olabilir”

Elidor’dan yeni kampanya “Dedik Olabilir”
Geçen yıl “Dedim Olabilir” kampanyasıyla büyük ses getiren şampuan ve saç kremi markası Elidor, yeni kampanyası “Dedik Olabilir” ile devam ediyor.

Yeni reklam filminde sporcu Ebrar Karakurt, bu sefer “Dedik Olabilir” diyor. Her tür saç rengini ve modelini kucaklayan yeni reklam filminde, hayallerin de saçlar gibi kişiye özgü olduğu ve onlardan asla vazgeçilmemesi gerektiği mesajı veriliyor.

Ebrar Karakurt ile “Dedim Olabilir” diyerek 2021 yılının en ses getiren kampanyasına imza atan Elidor, ünlü voleybolcu ile yeniden kamera karşısına geçtiği yeni reklam filmini yayınladı. Ebrar’ın bir otobüse binip şoföründen yolcusuna kadar farklı saç tiplerine sahip kişilerle “Dedik Olabilir” dediği yeni filmde, hangi renk ya da saç modeli olursa olsun tüm saçların sağlıkla uzayabileceği anlatılıyor. Her saç tipini kucaklayan bu kapsayıcı mesajın yanı sıra hayallerin de saçlar kadar kişiye özgü olduğu ve onlardan asla vazgeçilmemesi gerektiği paylaşılıyor.

KÜNYE:

Reklamveren: Unilever

Reklamveren Yetkilileri: Eser Lapanta, Kerem Diramca, Ebru Seyhan

Reklam Ajansı: Medina Turgul DDB

ECD: Ertuğ Tuğalan

Kreatif Grup Lideri: Fatih Mehmet Yılmaz, Cem Erguvan

Kreatif Ekip: Özberk Baz, Gözde Bayraktar, Seray Samancı, Hande Matban

Yönetici Strateji Direktörü: Berkant Avcı

Stratejist: Beste Atasoy

Müşteri Direktörü: Pelin Toykan Gündem

Müşteri Ekibi: Alara Büyükçınar, Ece Boğa, Cansu Böke

Yönetici Ajans Prodüktörü: Gülengül Soyturk

Ajans Prodüktörleri: Can Taşkın

Yapım Şirketi: Yapar İstanbul

Yönetmen: Sedat Dündar & Umut Dizdar

DoP: Serkan Güler

Müzik: FFW Creative Audio

Post Prodüksiyon: İmaj

Fotoğraf Şirketi: Foto Sanayii

Fotoğrafçı: Mert Terliksiz

Medya Planlama: PHD Türkiye

PR Ajansı: Sobraz İletişim

Ünlü Yönetim Ajansı: Portal Rights Management