Yazılar

Soğuk hava ve rüzgar gözleri kurutuyor!

Soğuk hava ve rüzgar gözleri kurutuyor!

Tüm dünyayı kasıp kavuran Covid-19 pandemisi ve havaların soğumasıyla birlikte çoğumuz zamanımızın büyük bir bölümünü evde, kapalı bir ortamda geçiriyoruz. Bunun yanı sıra ofisten ve evden çalışmaya devam edenler, genellikle bilgisayar başında, gözlerini adeta kırpmadan saatlerce çalışıyorlar. Ancak kapalı mekanlarda odanın yeterince nemli olmaması ve uzun süre bilgisayar ekranına bakarken göz kırpmayı aksatmak gözyaşının buharlaşmasını artırarak, ‘gözlerde kuruluk’ problemine neden olabiliyor. Gözlerde kuruluk; gözde yanma, batma hissi, kaşıntı, kızarıklık, okurken gözün çabuk yorulması ve bulanık görme gibi yaşam kalitesini oldukça düşüren sorunlara yol açabiliyor. Üstelik göz kuruluğu şiddetlendiğinde ileride kalıcı hale dönüşebilen görme kaybıyla bile sonuçlanabiliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, kapalı ortamların yanı sıra kış aylarında soğuk hava ve rüzgarın etkisiyle de gözlerdeki nemin azalması sonucu göz kuruluğu oluştuğuna dikkat çekerek, “Bu nedenle soğuk ve rüzgarlı havalarda gözü koruyan gözlük ve siperlik kullanmak, göz sağlığımız için çok önemli.” diyor. Aslında alacağımız önlemlerle görme kaybına kadar gidebilen bu sorunu önlemenin mümkün olacağını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, gözlerde herhangi bir şikayet olduğunda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerektiği uyarısında bulunuyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay kış mevsiminde göz kuruluğuna karşı almamız gereken 6 korunma yolunu anlattı, önemli öneri ve uyarılarda bulundu.

Su içmeyi alışkanlık edinin

Vücudumuzun yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşuyor. Dolayısıyla ihtiyacımızdan az su tükettiğimizde gözyaşı üretimimiz azalıyor. Dr. Emre Sübay sağlıklı gözyaşı üretimi için vücudumuzdaki su oranının yeterli düzeyde olması gerektiğini belirterek, “Göz kuruluğuna karşı günde en az 2 litre su içmeyi ihmal etmeyin” diyor.

Omega-3 sofranızda bolca bulunsun

Yapılan araştırmalar omega-3’ün göz kuruluğu semptomlarını azalttığını gösteriyor. Sağlıklı gözyaşının en üst katmanını yağ tabakası oluşturuyor. Omega-3 bu tabakayı destekliyor ve gözyaşının kalitesini arttırıyor. Dolayısıyla omega 3’ten zengin olan balıkların (uskumru, ton, somon ve sardalya) yanı sıra ceviz ve semizotu gibi besinlere sofranızda düzenli olarak yer açın.

Kapalı mekanlarda nem oranını ayarlayın

Yeterli havalandırması olmayan kapalı alanlarda, klimanın havayı sıcak ve kuru bir hale getirmesi gözyaşının buharlanmasını artırarak gözlerde kuruluğa yol açabiliyor. Bu nedenle bulunduğunuz ortamı her gün sık sık havalandırmaya ve ortamın nem oranının yüzde 45 civarında olmasına dikkat edin. Evde, ofiste ve özellikle araç içerisinde klimanın doğrudan yüzünüze üflememesine dikkat edin. 

Her 40 dakikada bir 40 saniye mola

“Pandemiyle birlikte, özellikle masa başında çalışanlar ve uzaktan eğitim alan öğrenciler çoğu zamanlarını evde ve ekran karşısında geçirir oldular. Bu doğrultuda artan ekrana bakma süresi göz kuruluğunun oluşumuna zemin hazırlıyor” diyen Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, şu önerilerde bulunuyor: “Ekrana baktığımız süre boyunca göz kırpma aralığımız azalıyor ve gözyaşı çok daha hızlı buharlaşıyor; bu durum da göz kuruluğuna neden oluyor. Ekran başında geçirdiğiniz süreçte, göz sağlığınızı korumak için monitörün yüksekliğini göz seviyesinde veya altında olacak şekilde ayarlayın. Her 40 dakikada bir 40 saniye kadar ara vermeyi de ihmal etmeyin.”

Rüzgarlı havada ‘gözlük’ şart!

Düzenli yürüyüş yapmak her ne kadar sağlığımız için çok önemli olsa da, soğuk ve rüzgarlı havada uzun süre kalmak gözyaşını buharlaştırarak göz kuruluğuna neden olabiliyor. Soğuk ve rüzgarlı havada geniş çerçeveli gözlükler veya koruyucu siperlik kullanmanız göz kuruluğuna karşı fayda sağlayabiliyor. Ayrıca uzun süre ultraviyole ışınlarına maruz kalmak da göz kuruluğunu artırıyor. Ultraviyole ışınlarından korunmak için güneş gözlükleri kullanmanız, göz kuruluğuna karşı almanız gereken bir başka etkili önlem. Çünkü kışın ultraviyole ışınları özellikle karlı havada göze yansıyarak gözlerde kuruluğu artırabiliyor. 

Kontakt lens kullanıyorsanız, dikkat!

Kontakt lensin doğru kullanılmaması da, göz kuruluğunun yaygın nedenleri arasında yer alıyor. Kontakt lens su içeriyor ve kurumaması gerekiyor. Sürekli ıslak tutmak için kullanılmayan zamanda solüsyonda bekletiliyor, göze uygulandığında ise bu nemi gözyaşından alıyor. “Gözyaşı film tabakasının incelmesi durumunda ise kontakt lensle göze temas ettiği kornea tabakası arasında sürtünme artıyor ve batma, yanma ile kızarıklık şikayetleri gelişiyor” uyarısında bulunan Dr. Emre Sübay, “Kontakt lensin materyalinin, temel eğrisinin ve çapının hastaya göre ayarlanmaması durumunda; kontakt lensin gözde uzun süre kalması, gece gözde unutulması gibi durumlarda bu şikayetler artıyor. Bu nedenle kontakt lens uygulaması mutlaka hekim kontrolünde olmalı.” diyor.

Göz kuruluğu tedavisi gecikmemeli!

Göz sağlığımız üzerinde son derece önemli olan gözyaşımız yetersiz kaldığında, gözlerde kuruluk oluşuyor. Toplumda oldukça sık görülen bu hastalık; gözyaşının vücut tarafından yeterince salgılanmaması ya da mevcut gözyaşının çeşitli dış etkenlerle buharlaşması sonucu görülüyor. İlerleyen yaş, romatolojik hastalıklar, endokrinolojik hastalıklar, kullanılan bazı ilaçların yan etkileri gözyaşı üretimini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Klima, soğuk hava ve rüzgar gibi çevresel etkenler de gözyaşının buharlaşmasını tetikleyerek, gözlerde kuruluk oluşturuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Sübay, gözün net görebilmesi için sağlıklı bir gözyaşı film tabakası gerektiği, bu tabakanın bozulmasının görme kaybına yol açabildiği uyarısında bulunarak, “Bu nedenle göz kuruluğunun erken dönemde tedavi edilmesi çok önemli. Göz kuruluğu şikayet boyutuna geldiğinde, doktorunuz önerdiği takdirde, gözlerinizi nemlendirmek için suni gözyaşı damlaları kullanmanız, şikayetlerinizi azaltmada etkili oluyor.” diyor.

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”

Kendi şarkılarını yazan, güçlü sesi ve yorumculuğu ile Enbe Orkestrası’nın 2018 yılında yayınladığı albümünün çıkış parçası olan ve klibi Barcelona’da çekilen “Yarım Sevda” ile müzik dünyasına merhaba diyen Ezgi Ayçe, başta Ajda Pekkan olmak üzere birçok sanatçı ile aynı sahneyi paylaşmış ve çocukluğundan gelen müzik tutkusunu sahne ve albümlere taşımıştır.

Müzik öğretmeni olan anne babanın çocuğu olarak küçüklüğünden bu yana müzikle büyüyen, Ortaokul yıllarında annesinin yönettiği korolarda, lise yıllarında ise babasının kurduğu lise orkestrasında bas gitar çalan ve şarkı söyleyen Ezgi Ayçe, aynı yıllarda kendi şarkılarını da yazmaya başlamıştır.

2019 yılında Serdar Ayyıldız ile ortak bir çalışmaya imza atan ve sözü müziği Sezen Aksu’ya ait “Ateş Böceği” ile kısa sürede büyük ilgi gören Ezgi Ayçe’nin yorumladığı şarkı, Serdar Ayyıldız’ın proje albümünün çıkış parçası olmuştur.

Ezgi Ayçe, Ajda Pekkan, Behzat Gerçeker, Sertab Erener, Yıldız Tilbe ve Nil Karaibrahimgil gibi sanatçılarla sahne ve albüm kayıtlarında yer almıştır.

Müziğini global çapta da duyurmayı amaçlayan sanatçı, İstanbul’un en güzel tarihi manzaralarında, şarkının aranjesini de yapan Ali Tolga Demirtaş yönetmenliğinde akıllı telefon ile çekilen sözü müziği kendisine ait yeni şarkısı “Derin Yemin”i Kasım ayında dinleyici ile buluşturdu.

Ezgi Ayçe “Derin Yemin”in klibi ile ilgili “İstanbul’u yansıtan güzel bir klip olsun ve şarkı ile bütünleşsin istiyordum. Pandemi döneminde beklememek, müzikle insanları buluşturmak için nasıl hızlı aksiyon alabiliriz derken, akıllı telefonla çekmeye karar verdik. Hep İstanbul’un tarihi güzellikleri ile dolu bir klibim olsun isterdim. Galata, Karaköy manzaraları eşliğinde ‘Derin Yemin’ ruhunu tam olarak bulmuş oldu” diyor.

Oyun tutkunları için özel olarak geliştirilen realme 7

Oyun tutkunları için özel olarak geliştirilen realme 7

realme’nin mükemmel mobil oyun deneyimi için özel olarak tasarlanan amiral gemisi realme 7, Helio 95 işlemcisi, 90Hz ekran tazeleme hızı, 30W Dart Şarj özelliği ve 5000mAh pil kapasitesiyle ile mobil oyunseverlerin beklentilerini fazlasıyla karşılıyor.

Mobil oyunlar için yüksek performans sunacak şekilde tasarlanan realme 7, Helio G95’i ilk kullanan akıllı telefon olurken, Antutu’da da 300.000 puana ulaşarak başarılı bir performansa imza attı. Dikkat çekici özelliklere sahip realme 7, yüksek performans için 90Hz Ultra Akıcı Ekran, 30W Dart Şarj, 5000 mAh büyük pil ve güçlü işlemciyi bir arada sunuyor. Sony 64MP Geniş Açılı Dört Kamera kurulumuna da sahip olan telefon üstün oyun deneyiminin yanı sıra üst düzey fotoğraf performansı ile de dikkat çekiyor.

Sadece 26 dakikada yüzde 50 şarj oluyor
6,5 inç FHD+ Ultra Akıcı ekrana, 90 Hz ekran tazeleme hızına ve yüzde 90,5 ekran/gövde oranı sahip olan realme 7, güçlü Helio G95 işlemcisini kullanan ilk akıllı telefon olarak oyunseverleri tatmin edecek bir performans sergiliyor. Oyun tutkunlarının bir diğer vazgeçilmezi olan yüksek pil kapasitesi ve hızlı şarj özelliği ile de göz dolduran realme 7, 5000mAh büyük pili ile uzun kullanım ömrü sunarak düşük pil kaygısını ortadan kaldırıyor. 30W Dart Şarj, telefonun 26 dakikada yüzde 50 şarj oranına ulaşmasını sağlarken hem güvenlik hem de verimliliği bir arada sunuyor.

Pandemi sonrası 2020 seyahat tercihleri değişti

Pandemi sonrası 2020 seyahat tercihleri değişti

Uçak ve Otobüs Bileti Sitesi Enuygun, seyahat alanındaki araştırmalarına bir yenisini daha ekleyerek, pandemi süreci ve 2020 yılında müşterilerinin seyahat tercihlerini analiz etti. Analize göre; 2020 yılında yurt içinde en çok uçak ve otobüs bileti alınan şehir İstanbul, yurt dışı için en çok uçak bileti alınan ülke Almanya, yurt içi en çok seyahat eden şehirler ise İstanbul, İzmir, Ankara oldu. 2020’de seyahat edenlerin yüzde 63’ü erkek, yüzde 37’si kadın yolculardan oluştu. Pandeminin gölgesinde ilerleyen sektörde 2020 yılında en erken otel rezervasyonu 279 gün önce yapıldı. Satılan en pahalı uçak bileti 59 bin TL, en pahalı otobüs bileti 400 TL, yapılan en pahalı otel rezervasyonu ise 13 bin TL olarak açıklandı.

Verilerine göre, en yüksek uçak ve otobüs bileti satışı Ocak ayında gerçekleşti. Yurt içinde en çok uçak bileti İstanbul’a, otobüs bileti ise Ankara’ya alındı. En çok seyahat eden şehirler ise sırasıyla İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya ve Adana oldu. Türkiye’den en çok uçak bileti alınan ülke ise Almanya olurken, sırasıyla en çok Ukrayna, Azerbaycan, Fransa ve İngiltere’ye seyahat edildi. Türkiye’ye seyahat eden ülkelerin başında Almanya ve Ukrayna yer alırken, Azerbaycan, Fransa ve Hollanda da ülkemize en çok seyahat eden ülkelerin başında geldi.

2020’de en çok erkekler seyahat etti

2020’de en çok erkekler seyahat etti. Seyahat edenlerin yüzde 63’ünü erkekler, yüzde 37’sini ise kadınlar oluşturdu. 2020’de en çok seyahat eden yaş grubu ise 25-35 yaş aralığı oldu.

En erken otel rezervasyonu 279 gün önce yapıldı

2020 yılında en çok konaklama yapılan şehirlerde ise İstanbul, Antalya, İzmir, Ankara ve Muğla başı çekti. Aynı anda en fazla 6 kişilik otel rezervasyonu yapılırken 12 kişilik uçak bileti ve 4 kişilik otobüs bileti satın alındı. Çocuklu ailelerin en çok tercih ettiği destinasyonlar arasında ise ilk üç sırayı İstanbul, İzmir ve Antalya aldı.

Kullanıcıların bilet aldığı zamanlar incelendiğinde; kadınların uçak biletini ortalama 9 gün, erkeklerin ise 6 gün önceden almayı tercih ettiği gözlemlendi. En erken otel rezervasyonu ise 279 gün önce yapıldı. Seyahat severler en çok 11:00 – 12:30 saatlerinde uçmayı tercih etti.

Covid-19 seyahat sıklığını etkiledi

Kullanıcıların yüzde 35’i Covid-19 salgını başlamadan önceki son 3 yıl içerisinde seyahat sıklığını “yılda 1-2 kez” olarak ifade ederken; yüzde 32’si bu sıklığı “yılda 3-4 kez” olarak belirtti. Covid-19 salgını başladıktan sonra, her 10 görüşmeciden 8’i kişisel/turistik veya iş amaçlı en az 1 kez seyahat gerçekleştirdi. Salgın sonrasında gerçekleştirilen bu seyahatler içerisinde kişisel seyahatler öne çıktı.  Covid-19 salgını başlamadan önceki son 3 yıl içerisinde gerçekleştirilen seyahatlerde, ilk 3 ulaşım aracı sırasıyla uçak, otobüs ve şahsi araç oldu. Salgın sonrasında ise şahsi araç kullanım oranı, uçak ve otobüs kullanım oranlarına göre artış gösterdi.

En uzun aktarma süresi 34 saat oldu

İçinde bulunduğumuz gündem nedeniyle pandeminin ilk döneminde uçuşlar ertelendi, buna bağlı olarak vatandaşlar biletleri iptal etti ya da açığa aldı.

Bilet İptal Güvencesi ile en fazla tasarruf rakamı 17.570,75 TL oldu.  4 kişilik bir aile en yüksek yurt dışı uçak bileti için toplam 59 bin TL ödedi. Bu yıl satılan en pahalı otobüs bileti ise 400 TL, en pahalı otel rezervasyonu ise bir yetişkin için 13 bin TL olarak açıklandı. En uzun aktarma bekleme süresi de 34 saat ile New York- Pekin arasında gerçekleşti.

BSH Global’e taze kan

BSH Global’e taze kan

BSH Gelişmekte Olan Pazarların Bölgesel Dijital Dönüşüm Direktörü olarak görev yapan Ayşenur Evcil, BSH Grubu’nun Global Direct-to-Consumer Kanallarının Strateji ve Yönetimini devir alıyor.

Avrupa’nın lider beyaz eşya üreticisi devi BSH Grubu bünyesinde Bölgesel Dijital Dönüşüm Direktörü olarak görevini sürdüren Ayşenur Evcil, 1 Şubat 2021 tarihinden itibaren BSH Grubu’nun Global “Direct-to-Consumer” stratejisinin oluşturulması ve hayata geçirilmesi sorumluluğunu üstlenecek. Proje kapsamında, BSH’ın global ölçekte entegre çoklu kanal stratejisinin belirlenmesini, doğrudan tüketiciye ulaşılan perakende ve e-ticaret yapısının oluşturulmasını ve geliştirilmesini sağlayacak olan Evcil, direkt olarak BSH Global CEO’su Carla Kriwet’e rapor edecek.

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünü mezunu olan Ayşenur Evcil, CUNY Baruch College’de Pazarlama ve Uluslararası Ticaret alanında master yaptı. 20 yılı aşkın Amerika gibi gelişmiş ve gelişmekte olan piyasalarda uluslararası iş tecrübesine sahip Evcil sırasıyla, International Masters Publishers, Kraft Foods, Citigroup, Eaglemoss Publishing Group, Accenture Digital gibi şirketlerde çeşitli üst düzey pozisyonlarda yer aldı. Ayşenur Evcil, 2017 yılından bu yana BSH Grubu’nun Türkiye, CIS, Orta Doğu ve Afrika bölgelerinde Dijital Dönüşüm Direktörü olarak görev aldı.

Yılın Seyahat Acentesi Ödülü Jolly’nin oldu

Yılın Seyahat Acentesi Ödülü Jolly’nin oldu

Turizm sektöründe 34 yıldır hizmet veren ve müşteri memnuniyetini hizmet politikasında en üst sırada tutan Jolly, 4.Türkiye Altın Markalar Ödülleri’nde “Yılın Seyahat Acentesi” ödülüne layık görüldü.

Pandemi sürecinin zorlu koşullarında dahi müşteri memnuniyetini en üst sırada gözeten, satın alma, tatil ve satış sonrası tüm aşamaları profesyonel temsilcilerle yürüten Jolly, “Yılın Seyahat Acentesi’ ödülünün sahibi oldu.

Ödülü, Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar’ın programındaki yoğunluk sebebi ile temsilen Yurt İçi Turlar Direktörü Kerem Gökçe teslim aldı. Gökçe, “Biz Jolly olarak 34 yıldır Türkiye’de seyahat pazarına öncülük etmeye çalışıyoruz. Markamızı her geçen sene daha da büyüterek Türkiye’de daha büyük kitlelere yayılıyoruz. Bu yıl tüm dünyada turizmin en zor dönemiydi. Bu süreçte dahi Jolly’den vazgeçmeyen müşterilerimiz var. Ben bu ödülü izninizle onlar adına almak istiyorum.” diyerek teşekkürlerini sundu.

Şişli Belediyesi’nden 100 milyon tasarruf

Şişli Belediyesi’nden 100 milyon tasarruf

Şişli Belediyesi, 2020 yılında 100 milyon TL düzeyinde bir bütçe tasarrufuna imza attı. 2019 yılı Nisan ayında 150 milyon TL olan banka borç stokunun ise bu yılın sonunda 50 milyon TL olarak gerçekleşmesi hedefleniyor.

Şişli Belediyesi, 2020 yılı gider bütçesini 100 milyon TL düzeyinde bir tasarrufla kapatmaya hazırlanıyor. 2020 yılının genel değerlendirmesinin de yapıldığı Şişli Belediye Meclisi’nin Aralık Ayı 1. Oturumu 7 Aralık Pazartesi günü gerçekleştirildi. Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, oturumda meclis üyelerine 2020 yılı bütçe gerçekleşme hedefleri hakkında önemli bilgiler verdi. Keskin, “2020 yılı gider bütçesindeki 100 milyon TL düzeyinde tasarruf sağlamamızda; yıl içinde yedek ödenekten harcamalar en azda tutulmuş, genel giderlerde tasarrufa gidilmiş, harcama süreci daha rekabetçi hale getirilmiş, alımların merkezileştirilmesi ve toplulaştırılması bunun yanında dönemin olağanüstü koşulları gözetilerek bazı harcamalar ise ertelenmiştir” şeklinde açıklamada bulundu.

Banka borç stoku 50 milyon TL’ye düştü

Şişli Belediyesi’nin 2019 yılı Nisan ayında 150 milyon TL olan banka borç stokunun, bu yıl sonunda 50 milyon TL olarak gerçekleşeceğine de işaret eden Keskin, “Bu, önemli iyileşmede belediyemizle birlikte tedarikçilerimiz de üstlerine düşen fedakârlığı yapmaktadırlar. Onlara da buradan teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde bu ve benzeri çabalarımızı kurumsal bir kalıcılığa eriştirmek, mali yönetim öncelikli olmak üzere, yerel yönetimde demokratikleşme ve kurumsallaşmanın önde gelen referanslarından olmak istiyoruz” dedi.

NCR Türkiye’den ATM yüzeylerine özel antimikrobik koruma kaplaması geliyor

NCR Türkiye’den ATM yüzeylerine özel antimikrobik koruma kaplaması geliyor

NCR Türkiye, ATM yüzeylerini ve ATM kullanıcılarını Covid-19 salgınına karşı korumak amacıyla doğa dostu bir hizmet modeli olan Antimikrobik Koruma’yı Türkiye’ye getiriyor. “Organo Silane” teknolojisi baz alınarak geliştirilen bu uygulama, elektrostatik bir şekilde mikropları ve virüsleri çekerek kalıcı koruma sağlıyor. Halk sağlığını koruma konusunda bir sosyal sorumluluk projesi olarak NCR tarafından geliştirilen ve pandemi sırasında ATM’lerden para çekme konusunda tedirgin olan kullanıcılar için alınan en önemli hijyenik önlem olarak dikkat çeken Antimikrobik Koruma teknolojisini dünyada ilk kez uygulayan ülkelerden biri de Türkiye olacak.

Dezenfektanlar egzamaya neden olabilir

Dezenfektanlar egzamaya neden olabilir

Egzama gittikçe yaygınlık gösteren bir cilt hastalığıdır. Özellikle ellerde oluşan egzamaya pek çok etken sebep olabiliyor. Koronavirüs salgını ile birlikte el dezenfektanlarının kullanım oranı büyük bir artış gösterdi. Virüsten korunmak için hemen herkes dezenfektan ya da kolonya kullanmaya başladı. Ancak dezenfektan ve kolonyanın kimyasal içeriğe sahip olması egzaması olanları olumsuz yönde etkileyebilir. Astım ve Alerji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay yoğun dezenfektan kullanımının egzamalı kişiler üzerindeki etkisini anlattı.

Ellerde görülen egzama nedenleri nelerdir?

Egzama, ciltte kuruluk, pullanma, çatlama, yara, kızarıklık ve kaşıntı olarak görülen bir cilt rahatsızlığıdır. Özellikle soğuk havalarda ciltteki nem oranının azalması egzama sıklığını arttırır. Alerjik yatkınlığı olan kişilerde daha sık görülme eğiliminde olan el egzamasına; hem genetik faktörler hem de kontakt alerjenler ve tahriş edici maddeler sebep olabilir. Kimyasal ve tahriş edici maddelerin ellerdeki egzamayı tetikleyici özelliği bulunur. Tahriş edici maddeler arasında; deterjanlar, asitler, su, soğuk ve sürtünme bulunur. Ellerde görülen egzama bulaşıcı değildir, sizde olan egzama başkasına bulaşmaz.

Yoğun dezenfektan kullanımı egzamayı olumsuz etkiler!

Son zamanlarda hayatımızın bir parçası haline gelen el dezenfektanları kişisel hijyen için sıklıkla tercih ediliyor. El dezenfektanlarının bu kadar yoğun kullanılması bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Özellikle egzaması olan kişilerin yoğun bir şekilde el dezenfektanı kullanması, egzama alevlenmeleri yaşanmasına sebep olabiliyor. Egzamanın en büyük tetikleyicileri arasında yer alan kimyasal maddeler dezenfektanlarda yoğun bir şekilde yer alıyor. Bu kimyasal maddelerin gün içinde sıklıkla kullanılması egzaması olmayan ciltlerde bile kuruluk ve tahrişe yol açabilecekken egzaması olan kişilerin de durumdan daha kötü etkilenmesine, egzamasının tetiklenmesine yol açabiliyor. Egzamada cildin nemini korumak gerekir. Alkollü dezenfektanların cildi kurutucu özelliği olduğu için egzaması olan kişilerin el dezenfektanlarını kullandıktan sonra nemlendirici de kullanmasında fayda vardır.

Ellerde görülen egzamayı önlemek için öneriler

Özellikle son zamanlarda virüsten korunmak için el hijyenine dikkat edilmesi büyük önem taşıyor ve ellerin sürekli yıkanması öneriliyor. Ellerin sık sık yıkanması egzaması olan kişilerde olumsuz durumlara yol açabiliyor. Egzaması olan kişilerin ellerini çok sıcak ya da çok soğuk suyla yıkamaması gerekir. Ellerinizi yıkarken tahriş edici özelliği az olan nemlendirici içerikli sabunları tercih edebilirsiniz. Takıların altındaki nem egzamayı arttırabilir. Ellerinizi yıkarken takılarınızı çıkarmaya özen gösterin. Egzamanın tedavisinde yapılacak en iyi uygulama, dezenfektan uygulama sonrası cildi iyi nemlendirmektir. Egzamada cilt bariyeri bozuktur ve cilt suyu tutamaz. Ciltteki bariyer bozukluğunun düzeltilmesi gerekir. Ellerinizi yıkadıktan sonra hemen kurulayın ve nemlendirici sürün. Kullandığınız nemlendiricilerin doğal içerikli olmasına, parfüm ve paraben içermemesine dikkat etmenizde fayda var

Sonuç olarak;

*Ellerde egzama sık görülen bir cilt rahatsızlığıdır.

*Kişisel hijyen için yoğun bir şekilde kullanılan dezenfektanlar ellerdeki egzamanın olumsuz etkilenmesine sebep olabilir.

*Elleri nemlendirmek, egzamanın önlenmesinde son derece önemlidir.

*Kişisel hijyende mümkün olduğunca kimyasal maddelerden kaçınmak gereklidir.

*Sabun ve dezenfektan gibi ürünler kullanılırken etkinliği onaylı ve nemlendirici özelliği olan ürünler tercih edilmelidir.

İrem Derici “Benimki delilik değil özgürlük”

İrem Derici “Benimki delilik değil özgürlük”

Dört yaşında org çalarak müzik yapmaya başladı. Özgür ruhu o yıllarda da karakterindeki baskın olan tarafıydı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı piyano bölümünü bitirse de diğer bir diploması da; İstanbul Bilgi Üniversitesi sosyoloji bölümünden…  Pazarlama iletişimi yüksek lisans programına devam ederken O Ses Türkiye’ye katıldı ve yarı finale kadar yükseldi. O Ses Türkiye’den önce üç yıl bir reklam ajansında metin yazarlığı yaptı. Aynı dönemde Monopop isimli grubuyla Türkiye’nin birçok yerinde sahne aldı. Yaptığı işi pazarlama tarafından tutun sosyolojik boyutuna kadar planlayabiliyor. Bundan dolayı mıdır, yoksa sesinin güzelliğinden midir ama çoğu insanın özellikle gencin şarkılarını ezberleyerek dinlediği sevgili İrem Derici Pause derginin bu ayki kapak konuğu.

Öncelikle geçmiş olsun… Nasıl oldunuz? Geçirenler sağ olsun!  Her an değişiyor.  Bence koronavirüs İkizler burcu. Dakikası dakikasını tutmuyor. Resmen paçavra gibi oldum. Ben kutlama kadınıyımdır. Yeni maxi single’ım çıkmıştı, akşamına ‘pozitif’ sonucu gelince psikolojik olarak çöktüm. Neyse ki durumu şimdi daha iyi…

Nasıl fark ettiniz? İlk tat ve koku gitti. Çamaşır suyu kokusunu hemen alırım. Evde temizlik yapılıyordu. Yerler siliniyor, ben koku duymuyorum. Kafamı kovaya soktum, yok. Sonra saç telimden ayak tırnaklarıma kadar kemiklerimi bir acı sardı. Geberiyorum sandım. Bir tabur askerden dayak yemiş gibiydim. 13 Kasım’da gelip çubukları beynime kadar soktular. Gece rapor, sabah İlçe Sağlık’tan ilaçlar geldi. Dirayetliyimdir. Beni etkilemez sanıyordum ama öyle olmadı. Yine de geçmişte daha ağır gripler geçirmiştim, ben sanırım daha hafif yaşıyorum.

Şimdi nasıl hissediyorsunuz?  Koku ve tat alamamak. Rezalet bir duygu.  Bugün uzun zaman sonra ilk kez koku aldım. Tuvalette… Ama nasıl sevindim bilemezsiniz… Heyecanla annemi falan aradım. Hâlâ tat alamıyorum ama..

Bu süreçte acayip şeyler yaşadığın oluyor mu? Geçen yemek siparişi verdim. ‘Kapıya bırak’ seçeneğini işaretledim, kapıya yemeği getiren “Abla biliyorum koronasın ama aç kapıyı da bir fotoğraf çektirelim” diyor. İnsanlar çok garip!

Dönelim yeni şarkının adına ‘Senin Hastan’ olunca bunun reklam ile bir ilişkisi olabilir mi? Keşke şarkının adını ‘Senin milyarderin’, ‘Senin şehvet kölen’ falan yapsaydık. Belayı çektik üzerimize. Benim korona olduğuma inanmayanlar için; sosyal medya hesabımdan Sağlık Bakanlığı logosu olan bir rapor koydum. İnceleyebilirler.  Hâlâ şüpheleri varsa açık adresimi söyleyeyim. Buyursun gelsinler…

Nasıl bulaştı? Birine bulaştırdın mı? Klibi izlediğinizi düşünüyorum… İşte orada bulaşma söz konusu. Bütün set ekibi negatif çıktı. Ama model nur topu gibi pozitif… Neyse ki semptomu yok. O da karantinada. Belki duygusal bir şey başlayacaktı, aramıza korona girdi.

Model Diogo Fedrizzi… Brezilyalı değil mi? Evet ama burada yaşıyor. Abisi de Hadise’nin klibinde oynamış. Ona da bulaştı. Yazışıyoruz. Dün ona da ilaçlar falan götürmüşler.

Klip sırasında bir yakınlaşma oldu mu? Magazin dedikoduları doğru mu diye sorsak? O kadar ağız ağıza rol yaparken insanın kalbi atmıyor değil. Yemin ediyorum inanın; bu çekimler sırasında setlerde başlayan aşkları anladım. Bu çocukla 4-5 bölüm dizi çeksem kapısında çiçeklerle otururdum (gülüyor). Salgın bitsin bakalım ne olacak!

Çok rahat konuşuyorsunuz, bu kadar rahat ve samimi konuşmayı seviyor musunuz? Seviyorum. Ama her şeyin yeri var. Neyi nerede söyleyeceğimi biliyorum. Kimsenin şahsına da küfretmiyorum. Benimkiler bir nida gibi…

Yıllardır sana ‘ çılgın bir kişiliğe sahip ’ diyorlar. Katılıyor musun?  Ben ilkokulda da böyleydim. Şu an hayatımın en sakin dönemindeyim. Benimki çılgınlık ya da delilik değil, özgürlük.

Nasıl bir özgürlükten bahsediyorsun?  El âlem ne der korkusu yaşamadan istediğim şeyi söylüyorum. Haftada üç kere linç edilsem de değişmiyorum. Herkesin salonunda konuştuğu şeyleri biraz törpüleyerek insan içinde konuşuyorum diye deli mi oluyorum? Hayır.

Kıskanılıyor musun? Evet… Herkesin kıskandığı özgür bir kız…

Hak ettiğin yerde misin? Şu an değilim. Evde olmak yerine klipteki Brezilyalı modelle yemekte olmalıydım (gülüyor). Ben koronayı hak etmedim ya!

Çapkın mısın? Çok. Bütün erkek arkadaşlarım “İyi ki erkek değilsin, aç kalırdık” der.

Zor bir kadın olduğunu söylediğiniz zamanlar oluyor.  Bundan dolayı ön yargılı davrananlar olabilir mi? Mesela erkekler? Zorum doğru… Aslında çok ‘Dediğim dedik’ kafadayım. Bana akıl verilmesini sevmiyorum. ‘En iyisini ben bilirim’ kafasından dolayı ben de, insanlar da yıprandı. Artık öyle değilim. Kalbi yorulur mu insanın? Yoruldum.

Yorgunum’ diyorsun, gönül kapılarını aşka kapattın mı?  Yok, kapatmadım. Tekrar bir insan tanımak bile çok yorucu.  Ben bir kere çok güzel bir aşk yaşadım. İnsan kıyaslıyor, arıyor… Şahıs olarak olmasa da, yaşadığı duyguları arıyor ve özlüyor.  Artık aramıyorum. Aşk gelirse gelir. Belki bir romantik film gibi olur. Çarpışırız, kitaplarımız yere düşer. (gülüyor) Kalbim hep açık ama rafta. Ben zehir gibi bir şeyim. Hayatıma giren insanların hayatına zehir gibiyim. Kontrolcüyüm.  Çok güzel aşktı yaşadığım. Onun gibi olacaksa olsun, olmayacaksa olmasın.

Sonsuz aşka inanır mısınız? Sizce var mı böyle bir şey? Var.. Kerem ile Aslı, Romeo ile Juliet… Aşk bence iki yıl süren bir hastalık. Ondan sonrası dostluk, saygı sevgi, şefkattir. Bir sonra ki cümlesini biliyorsan ama batmıyorsa bu sevgi ilişki gidiyor.

Tavlanmam Tavlarım diyorsunuz… Doğru mu? Her zaman tavlarım. Hiçbir zaman biri beni tavlamadı. Flört beni besliyor. Allah yaratmış, ben de bakacağım, gidip konuşacağım tabii. Pas verirse ne âlâ, pas vermezse Mualla…

Bir kere evlendin, bir daha evlenir misin? Büyük konuşmayayım. Bugün ‘evlenmem’ der, yarın Brezilya’da düğün yaparım.

Şarkıda “Gözün arkada kaldıysa önünü göremezsin” diyorsun. Senin gözün hiç arkada kaldı mı? Kaldı. Ama geçmişte yaşamak içten içe insanı yiyen bir hastalıkmış, onu anladım.

Son dönemlerde çektiğin kliplerinde seni çok cesur bulanlar var… Katılıyor musnuz? Bu, unuttuğunu söylese de aslında adamın şehvetinden, aşkından geberdiğini anlatan bir kadının şarkısı. Ben de klipte adamı kendime çekip kokluyorum diye bu söylentiler… Hemen tu kaka mı oluyorum? Bunda ne var? Mis gibi klip oldu valla.

Son dönemde neleri dert ediyorsun? Para ve sağlık… Aç değilim, açıkta değilim ama hayatımı küçülttüm.

Nasıl? İnsanlar ‘fakir edebiyatı’ diye kızıyor, haklılar. Ama ben tek değilim ki, bir ekibimiz var. Ve önümü göremiyorum. Seninle pandeminin başında yaptığımız video röportaj sırasında Maslak’ta hayvan gibi terası olan dubleks bir dairede yaşıyordum. Baktım aidat, kira… E kazanmıyorum. Fulya’da küçük bir eve taşındım.

Pop müzikte neden eskisi gibi hit yok? Tükettik. Besteciler de söz yazarları da tükendi. Bir de yeni trendler var. Müziği sosyal medya kullanıcıları yönlendiriyor. Şarkılar ‘TikTok’ta patlıyorsa patlıyor. Genç nüfus orada.  Ha biz popçular da güzel şarkıları çıkarıyor muyuz? Hayır. Rezalet. Benim de rezalet şarkılarım oldu ama bu son şarkılarım öyle değil.

Geçmişten mesela içinde bulunduğumuz yıllardan farkı nedir geçmişin veya 90’ların diyelim? Sosyal medya farkı …  Teknoloji bugün ki gibi değildi. Yoktu hatta… Sokakta oynardık.  Ben kaset almak için para biriktirirdim. Şimdi herkes bilir kişi… Herkes müzikten anlayan biri gibi. Çıkıyor, ‘Olmamış’ diyor. Duygu yoğunluğu diye bir şey yok. Tamamen Fast food kültürü geldi hayatın içine  yerleşti.  Sosyoloji mezunuyum hayatı, yaşananları ve yaşayanları çok net okuyabiliyorum. fast food hayatımızda maalesef. Şarkılarda da ruh bekleme. Şimdi rap furyası var mesela. Ben çok severim ayrıca. 1-2 işim şarkısı güzel diye herkes rap yapıyor. Ben mesela ekipten biri, ‘Süper olmuş’ dediğinde inanmıyorum. ‘Stockholm Sendromu’ şu an diyorum. O yüzden işimin içinde olmayan insanlara dinletmeyi tercih ediyorum şarkılarımı.

 Yeni şarkıların; ‘Senin Hastan’ ve ‘Güz Dönümü’nün farkları ne? ‘Güz Dönümü’ beni kariyerimde en etkileyen şarkı. ‘Senin Hastan’ da A’dan Z’ye kalite. Bir de artık “Bunda ekmek var. Bu şarkı tutar” demeyi bıraktım. Beni mutlu etmeyecek şarkıyı artık yapmam.

Bazı şarkıcıları herkes sever. Seni bazıları çok seviyor, bazıları da senden nefret ediyor. Bunu neye bağlıyorsun? “Severiz onu” denilenlerden star oluyor mu? Dünyanın, Türkiye’nin starlarına bakın. Mesela Hülya Avşar…  Kıskananı çok.  Michael Jackson, Madonna… Kulp bulmak isteyen herkese bulur. Bunlar star…  Ama etliye sütlüye dokunmayan, aynı ses rengindeki popçular star değil maalesef.

Sizce star mısınız ? Hayır, değilim. Ben bir karakterim, bir tane de benim gibi lazım (“Canım İrem” diyerek kendini öpüyor).

Titiz detaycı bir tarafınız var. Temizlik halen takıntı halinde mi ? İşim konusunda detaycıyım.  Temizlik takıntım halen biraz var. Ama eskisi kadar değilim. Hiçbir şey kalmadı onlardan.

Nedir onlar?  Bir tane çay kaşığı pis olsa uyuyamazdım. Her şey nizamlı olacak. Artık öyle takıntım yok. Bir ay sonra ki konserin valizini hazırlıyordum. Adana valizi, Antalya valizi gibi sıralı duruyordu. Böyle hayat mı olur?

Günümüzde hayat çok değişti. Salgın hastalıklar vd.  Hayatla ilgili hedeflerinizi sorsak ne dersiniz? Hayatın cılkı çıkmadan ölmek… Hedef değil ama kimseye muhtaç olmadan ölmek. Kimseye yük olmak istemem. Zaten başarmak istediklerimin çoğunu başardım. Ama elbette hedeflerim halen var. Son yıllarda yaşadıklarımdan sonra tek isteğim günüm güzel geçsin, huzurla geçsin, birilerine yardım edeyim. Kafamı yastığa koyduğumda ‘Birini istemeden üzdüm mü?’ şüphesi olmasın kafamda. Salgın bitsin dünya huzura kavuşsun yeniden bir arada eğlenebildiğimiz güzel konserler vermeyi isterim. Kendim de yazıp, çizmek istiyorum.

Korkularınız var mıdır? Kimin yoktur ki? Korkularım hep vardır.  İşimle ilgili kariyer planlaması adına da sağlık adına da hep olur.

Kariyer adına derken?  Her zaman ya da sürekli lale devrinin yaşanamayacağını biliyoruz. 10  yıldır piyasadayım. Ben inanılmaz patlayarak çıktım. Bir Mirkelam, bir bendim herhalde. 100 milyon dinlenmeler…. Popülerite alışınca durağanlaşıyor çünkü yeniler geliyor. Bu durağanlığa alışmada bir süreç… Bu duruma da alıştım. Memleket sürekli İrem Derici mi dinleyecek? Sadece sahnede gürül gürül söylüyorum günün birinde bunu kaybetmekten korkarım ki salgın sürecinde bunlar hep kısıtlandı.

Sosyal medya ile aranız nasıl? Orada Ata sporumuzu yapıyorum, cehaletle savaşıyorum. Ne yapsa tutuyor. Reklamlarda oynadı. Jüri yaptı yazalım diyorlar. Dünya eve kapandı. Biz de kapandık. Evde iken bu konuya da vakit ayırıp ilgilendiğim oluyor. Eskiden böyle her yerden her konuda yürüyenlere  cevap vermiyordum. Onlar da kendini bilgili, otorite kabul ediyorlardı. Ama baktım ki; bu gibi insanlara “sükût altın” değil, tam tersine “ atıp tutmak hakkındır” gibi algılıyorlar. Sessizliğiniz cevap vermeme süreciniz sürdükçe her kes kendini bir şey sanmaya başlıyor. Kimse kimseye istediğini yazamaz. Söyleyemez. Ben de gereğini yapıyorum. Niye cvp. Vermeyeyim. İçinde yaşadığımız döneme bakın. Her gün ağzımızda maske ile yaşarken, bu gece ölsem ben bu hayatta yapacağımı yaptım derim. İçim rahat, kafam rahat, senden ne haber derim.