Yazılar

Saruhan Holding’de yeni pazarlama direktörü

Saruhan Holding’de yeni pazarlama direktörü

Saruhan Holding bünyesinde bulunan dünya markaları, Fakir Hausgeräte, De’Longhi, Braun ve İYO’nun Pazarlama Direktörlüğü’ne sektörün deneyimli isimlerinden Seda Altınok getirildi.

Saruhan Holding çatısı altında bulunan Fakir Hausgeräte, De’Longhi, Braun ve İYO gibi dünya markalarının pazarlama ve iletişim çalışmalarından sorumlu kişi; uzun yıllar global ve yerli markalarda önemli çalışmalara imza atan Seda Altınok oldu.

Selda Altınok kimdir?

Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu Altınok, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde aldığı eğitimler sonrasında profesyonel meslek hayatına ilk olarak Turkcell’de başladı. Elginkan Holding bünyesinde yer alan ECA markasının tüm pazarlama iletişim çalışmalarından sorumlu olan Altınok daha sonra Samsung Electronics’te görev aldı. Emporio Armani, Versace, Kenzo, Calvin Klein ve Guess gibi dünyaca ünlü moda markalarının Türkiye distribütörü Çiçek Retail Group’ta görevine devam eden Altınok son olarak, sporculara yönelik gıda takviyesi sunan Supplementler markasının iletişim çalışmalarını yürüttü.

Saruhan Holding Ailesine katılan Altınok, Fakir Hausgeräte, De’Longhi, Braun ve İYO markalarının; pazarlama, iletişim, E-commerce, dijital pazarlama, CRM, medya planlama ve satın alma çalışmalarından sorumlu olacak.

Asperox’un yeni reklam filmi

Asperox’un yeni reklam filmi

Asperox ve Peros’un üreticisi Beyaz Kağıt, 5 yıldır üzerinde çalıştığı ve bulaşık yıkamada ezberleri bozan yeni bulaşık makinesi deterjanı Asperox Sparx’ı tüketicilerle buluşturuyor.  Sparx reklamında ekranların sevilen yüzü İlker Ayrık rol alıyor. Reklam filminde ev hanımlarının temizlikte sıkça kullandığı doğal bileşenler sirke, limon ve karbonat içeren Sparx’ın güçlü yağ çözücü formülüyle bulaşık yıkama alışkanlıklarını değiştireceğine vurgu yapılıyor.

 

Kampanyanın Künyesi

Reklamveren: Beyaz Kağıt / Asperox Sparx

Reklamveren Yetkilisi: Mustafa Doğrul, Zeynep Kahraman, Serap Savaşçı

Reklam Ajansı: VML İstanbul

Yönetici Kreatif Direktör: Arkın Kahyaoğlu

Kreatif Direktör: Halil Gökhan Tuna

Yardımcı Kreatif Direktör: Gökçe Noyan

Kreatif Grup Başkanı: Berk Başaran

Kreatif Grup: Emre Şuataman, Demeter Dinler, Onur Çırpıcı

Strateji: Aslı Koparal

Genel Müdür: Tunç Alankaya

Müşteri İlişkileri Direktörü: Merve Çiçek Tuyun

Müşteri İlişkileri Süpervizörü: Naz Uzkan

Müşteri Temsilcisi: Gülşah Ekşioğlu

Prodüksiyon Direktörü: Fulya Akay

Ajans Prodüktörü: Zeynep Hacıalioğlu, Eylül Çınarcık

Yönetmen: Brutalism

Prodüksiyon Şirketi: Kala Film

Müzik: Jingle Factory

Sofralar Aroma ile lezzetleniyor

Sofralar Aroma ile lezzetleniyor

Aroma, gelenekselleşen lezzetlerinden şeftali, kayısı ve A, C ve E vitaminli karışık meyve nektarlarıyla sofraları şenlendiriyor.

1968’den beri Türkiye’de meyve suyu ve içecek sektörüne yön veren Aroma, geniş ürün yelpazesi içinde yenilikçi ve yaratıcı tatları barındırırken, geleneksel lezzetleri de tüketiciyle buluşturuyor. İçeriğindeki meyve oranıyla, yoğun ve gerçek meyve lezzeti sunan Aroma nektar çeşitleri, keyifli sofralara eşlik ediyor.

Meyvenin çeşidine göre %25 ile %99 oranında meyve içeren nektarlar; renklendirici, koruyucu ve kıvam verici içermeden üretiliyor.  A, C ve E vitaminli Aroma Karışık Meyve Nektarı %50, Kayısı Nektarı %40, Şeftali Nektarı ise %50 oranında meyve içeriyor.

Karışık Meyve Nektarı, Şeftali Nektarı ve Kayısı Nektarı ambalaj çeşitliliğiyle de tüketim kolaylığı sağlıyor. Aroma nektar çeşitleri, 1 litrelik cam ve karton ambalaj seçeneklerinin yanı sıra 200ml’lik karton ve cam seçenekleriyle de raflarda yerini alıyor.

Sigara kalp krizi riskini 3 kat artırıyor!

Sigara kalp krizi riskini 3 kat artırıyor!

Kalp krizi tüm dünyada en önemli ölüm sebeplerinden biri olmaya devam ediyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 300 bin kişi kalp krizi geçiriyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Haldun Akgöz, kalp krizinin en yaygın belirtisinin ‘göğüs ağrısı’ olduğuna dikkat çekerek, “Ağrı süresi 10 dakikayı  geçtiğinde akla  mutlaka kalp krizi gelmelidir. Bu durumda hastaya en kısa sürede tam teşekküllü bir hastanede müdahale etmek yaşamsal önem taşımaktadır. Günümüzde erken tanı ve doğru tedavi sayesinde kalp krizinden ölüm oranları giderek azalmaktadır” diyor.

Prof. Dr. Haldun Akgöz

Prof. Dr. Haldun Akgöz

Göğüs ağrısı 10 dakikadan fazla sürdüyse, dikkat!

Kalp krizinin en yaygın belirtisi, ‘göğüs ağrısı’ oluyor.  Göğüs ağrısı alt çene ile göbek deliği arasında herhangi bir bölgede gelişebiliyor.  Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Haldun Akgöz, kalbe ait göğüs ağrısının şiddetli ve ani başlangıca sahip olmadığını belirterek, “Ağrı girdikten sonra şiddeti yavaşça artar. Nefes almakla şiddeti değişmez, genel olarak baskı tarzında künt bir ağrıdır. Hasta ağrıyı parmakla gösteremez, eli veya yumruğu ile göğüs üzerindeki yerini tarif edebilir. Sol kola, boyuna, omuzlara, karın, çene ve sırta yayılabilir” diyor.  Prof. Dr. Haldun Akgöz, “Ağrı süresi 10 dakikayı  geçtiğinde akla  mutlaka kalp krizi gelmelidir” uyarısında bulunarak,  kalp krizinin diğer belirtilerini şöyle sıralıyor: “Daha az sıklıkta olmak üzere;  nefes darlığı,  çarpıntı, terleme, tansiyonda düşme veya yükselme, halsizlik, mide bulantısı,  kusma, baş dönmesi, kol iç yüzü ve parmaklara yayılan uyuşma önemli belirtiler arasında sayılmalıdır. Ancak diyabetik hastalarda ağrı şikayeti nöropati nedeniyle daha az ön planda olabilir.”

Kriz anında bu hataları asla yapmayın!

Kalp krizi geçiren hastaya doğru müdahalede bulunmak yaşamsal önem taşıyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Haldun Akgöz, kalp krizi sırasında yapılan bazı hatalı uygulamaların hastaya ciddi zarar verebileceğini işaret ederek, “Başını soğuk suyla yıkama, ağrı kesici verme, hatta mide rahatsızlığına yorarak hastayı kusmaya teşvik etme girişimleri sadece daha fazla zarar verme potansiyeli taşır ve zaman kaybını artırır” uyarısında bulunuyor.

Hiçbir yakınmanız olmasa bile…

Kalp krizi kalbin kanlanmasından sorumlu olan koroner damarlardaki tıkanıklık veya aşırı daralmalara bağlı olarak kalp kasına kan akışının kesilmesi durumu olarak tanımlanıyor. Koroner kan damarlarındaki tıkanmalar genel olarak bu damarların iç yüzünde yer alan aterosklerotik plakların yırtılması ve üzerinde pıhtı oluşmasıyla meydana geliyor. Daha az olarak da bu plaktan kopan parçaların veya pıhtının daha alt bölgeye doğru hareket edip daha ince bir damar segmentini tıkamasıyla da oluşuyor.  Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Haldun Akgöz, düzenli kontroller ve yaşam alışkanlıklarında yapılacak olan düzenlemeler ile kalp krizinin büyük oranda önlenebileceğini belirterek, “Öncelikle her birey koroner kalp hastalığını kolaylaştıran faktörler açısından kendini sorgulamalı, hiçbir yakınması olmasa bile 40 yaşından itibaren düzenli olarak kalp muayenesini ve kan tahlillerini yaptırmalıdır. Ayrıca sigara kullanımını bırakmak,  dengeli ve sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, diyabet varlığında şekerin normal sınırlarda kalmasına özen göstermek, kan basıncını düşük tutmak ve stresten uzak kalmak son derece önemlidir” diye konuşuyor.

pausejournal

Hızlı tanı konulması yaşamsal önem taşıyor

Kalp krizine tam teşekkülü bir hastanede en kısa sürede müdahale etmek gerekiyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Haldun Akgöz, kalp krizinde hastaya tanının hızlı konulmasının hayati önem taşıdığına işaret ederek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hastaneye ulaştırılan hastalarda doktor muayenesini takiben çekilen elektrokardiyografi  (EKG) ve kan tahlilleri yol göstericidir. Kardiak enzimler dediğimiz infarktüse işaret eden parametrelerin kanda yükselmesi hemen değerlendirilir. Göğüs ağrısına ek olarak EKG veya kardiak enzim değişikliklerinden en az birinin varlığı ile hastaya kalp krizi tanısı konur. Bir tür kalp ultrasonu olan ekokardiyografi ile kalp hasarının boyutu belirlenir. Hasta hemen koroner yoğun bakım ünitesine alınarak medikal tedavisi başlatılır ve koroner anjiografi için hazırlanır.”

İlk bir saat çok kritik!

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Haldun Akgöz, günümüzde kalp krizi tedavisinde altın standart olarak kabul edilen yöntemin koroner anjıografi sonrası uygulanan anjioplasti işlemi olduğunu belirtiyor. Anjiografi sonrası damar yapısı teknik olarak anjioplasti işlemine uygun değilse, ikinci tercih olarak hastaya koroner bypass cerrahisi uygulanıyor.  “Bu süreçte tek önemli şey, kriz başlangıcından itibaren sorumlu damarın balon ve stent ile açılmasına kadar geçen süredir. Özellikle ilk bir saat kalp krizinde çok önemlidir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Haldun Akgöz, “Zira kalpte oluşacak hasar süreyle doğru orantılıdır ve anjioplasti işlemi başarılı olsa bile süre uzunsa kalıcı hasar oluşabilir. Günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri ile erken müdahale hayat kurtarmaktadır” diyor.

Kalp krizi riskini artıran 9 önemli neden!

  • Ailede birinci dereceden yakınlarda koroner kalp hastalığı öyküsü
  • Kan yağlarındaki yükseklik, özellikle LDL (kötü kolesterol) düzeyinde yükselme, HDL (iyi kolesterol) düzeyinde azalma
  • Diyabet hastalığı
  • Hipertansiyon
  • İnsülin direnci
  • Sigara kullanımı
  • Menopoz
  • Obezite
  • Uyku apne bozukluğu

Smaka på Stockholm Yemek Festivali

Smaka på Stockholm Yemek Festivali

Stockholm-İsveç 3-9 Haziran

Bu yemek festivali, Stockholm’ün yemek yaşam tarzına dair mükemmel bir fikirdir. Sürdürülebilir bir yaşam modeli oluşturan organik gıda yerel olarak yetiştirilen üretmek her şeyi kapsar.Bu sadece yemek değil, aynı zamanda kapsamlı bir çok türlü müzik festivalidir. Taste Stockholm Yemek Festivali, King’s Garden Park’ta (Kungsträdgården) yapılır. Dünyanın en büyük yemek festivallerinden biri

Her yıl 350’den fazla ziyaretçiyi müzik ve heyecan verici şeyler içeren kapsamlı programın tadını çıkarır ve öğrenir.

Stockholm’ün en iyi restoranlarının çoğu, festival boyunca geleneksel yemeklerden heyecan verici dünya mutfağına kadar her şeyi kapsayan yemekler sunar.

Helen & Valentina Chernykh ”My Reflectıon / Yansımam”

Helen & Valentina Chernykh ”My Reflectıon / Yansımam”

Rus ikiz kardeşler Helen & Valentina Chernykh’in ”My Reflectıon / Yansımam” sergisi Bodrum’un seçkin isimlerini bir araya getiren Merqezart Alternatif Sanat’ta sergilendi.

Dedeleri ve babalarından sonra ailedeki üçüncü kuşak ressamlar olarak kariyer yapan ikizlerin babaları ünlü ressam Pavel Alexandrovich Chernykh’in ” Deniz Kıyısı” adlı eseri Moskova’nın dünyaca ünlü Puşkin müzesinde sergilenirken, büyükbabaları Alexander Mikhailovich Chernykh’in bir eseri ise Paris’teki Louvre koleksiyonun bir parçasıdır.

Moskova eğitimli sanatçılar yaşamın her anında var olan güzellikleri ve insan ruhunun özünü yakalamaya çalışıyor. Valentina hayata güzelleme yaparken Helen portreleriyle insan ruhuna ışık tutuyor.

Chernykh’lerin duo sergisi Bodrum Marina Yacht Club  Merqezart Alternatif Sanat Mekanı’nda bir ay boyunca izlenebilecek.

Başkan Denizli, tarihe ve kültüre sahip çıktı

Başkan Denizli, tarihe ve kültüre sahip çıktı

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Ildırı, Alaçatı ve Çeşme Merkezdeki arkeolojik kazı alanlarını ziyaret etti.

Alaçatı’daki Arkeolojik kazı alanında 19. ve 20. yüzyıla ait mimari yapıların ortaya çıkarılmasına dair çalışmaları, 12 İyonya şehrinden biri olan Ildırı’da Antik Tiyatroyu, Matrone Klisesi’ni ve Athena Tapınağını, Çeşme Merkez’de Tunç Devri’nden kalma yapıların ortaya çıkarıldığı arkeolojik kazılarını arkeologlar, müze müdür vekili, kazı ekibi ve belediye meclis üyeleriyle birlikte ziyaret eden Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, bugüne kadar yapılan kazı çalışmalarını yerinde inceledi.

Glutensiz yaşamın önemi

Glutensiz yaşamın önemi
Buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan bir protein karışımı olan Gluten ve otoimmün bir hastalık olan Çölyak hastalığı ile ilgili merak edilenleri anlatan Liv Hospital Gastroentroloji Uzmanı Dr. Koray Koçhan, Gluten’in, ince bağırsağın iç yüzeyinde hasara yol açabilen bir reaksiyon başlattığının altını çizdi. Bununla birlikte Çölyak hastalığının sadece fiziksel sağlık üzerinde değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal yaşam üzerinde de önemli bir etkiye sahip olduğu vurgusunu da yaptı.

Çölyak hastalığı, sindirim sisteminin gluten adı verilen bir proteine karşı aşırı duyarlılık reaksiyonu göstermesiyle karakterize edilen otoimmün bir hastalıktır. Gluten, buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan bir protein karışımıdır. Bu protein karışımı, unlu mamullerde yapışkanlık ve esneklik sağlar. Gluten, özellikle ekmek, makarna, kek, bisküvi, pizza ve birçok hazır gıda ürününde bulunur. Gluten, gliadin ve glutenin adı verilen iki ana protein grubundan oluşur. Bu proteinler, özellikle çölyak hastalarında bağışıklık sistemi tepkisine neden olan toksik peptidler içerir. Gluten, ince bağırsağın iç yüzeyinde hasara yol açabilen bir reaksiyon başlatır.

Çölyak hastalığı, ince bağırsakta gluten tüketimi sonrası ortaya çıkan inflamasyon (iltihap) ve hasar ile karakterizedir. Dünya genelindeki prevalansı %1 civarındadır ve genellikle genetik yatkınlık ile ilişkilidir.

Dr. Koray Koçhan

Dr. Koray Koçhan

GENETİK ÖZELLİKLER

Çölyak hastalığının gelişiminde bazı özel genlerinin varlığı önemli bir risk faktörüdür. Çölyak hastalığı sıklıkla diğer bazı hastalıklarla birlikte görülebilir. Bazı yaygın görülen bu hastalıklar arasında:

  1. Dermatitis Herpetiformis: Dermatitis herpetiformis, çölyak hastalığına bağlı bir cilt hastalığıdır. Kabarcıklı ve kaşıntılı döküntülerle karakterizedir ve genellikle dirseklerde, dizlerde, omuzlarda ve kalçalarda ortaya çıkar.
  2. Tip 1 Diabetes Mellitus: Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreasın insulin üreten hücrelerine saldırması sonucu ortaya çıkar. Çölyak hastalığı ve tip 1 diyabet arasında sıkı ilişki olduğu gözlemlenmiştir.
  3. Tiroid Hastalıkları: Çölyak hastalığı tiroid bozuklukları ile ilişkilendirilmiştir. Özellikle otoimmün tiroid hastalıkları olan Hashimoto tiroiditi ve Graves hastalığı, çölyak hastalığı olan bireylerde daha sık görülebilir.
  4. Laktoz İntoleransı: Çölyak hastalığı olan bazı bireylerde, ince bağırsak hasarı nedeniyle laktoz intoleransı gelişebilir. Bu durum, laktoz sindiriminde sorunlara ve karın ağrısına neden olabilir.
  5. Romatoid Artrit: Romatoid artrit, eklem iltihabıyla karakterize otoimmün bir hastalıktır. Çölyak hastalığı olan bireylerde romatoid artritin riskinin arttığı bulunmuştur.

Bu hastalıkların çölyak hastalığı ile birlikte görülmesi, hastaların sağlık durumunu daha da karmaşık hale getirebilir. Bu nedenle, çölyak hastalarının diğer sağlık sorunları açısından da düzenli olarak takip edilmesi önemlidir.

KLİNİK BULGULAR

Çölyak hastalığının semptomları sindirim sistemi dışında birçok sistemi etkileyebilir. Yaygın semptomlar arasında karın ağrısı, ishal, kilo kaybı, yorgunluk ve cilt döküntüleri bulunur. Bazı hastalar tipik sindirim sistemi belirtileri gösterirken, diğerleri cilt, sinir sistemi veya başka sistemleri de etkileyen geniş bir yelpazede belirtiler yaşayabilir. Bu nedenle, çölyak hastalığı olan bireylerin semptomlarını tanımak ve uygun tedaviyi almak önemlidir.

ÇÖLYAK HASTALIĞI KLİNİK BELİRTİLERİ
1. Gastrointestinal Bulgular:

– Kronik ishal

– Karın ağrısı ve kramp

– Bulantı ve kusma

– Kabızlık

– İştah kaybı ve kilo kaybı

  1. Nutrisyonel Bulgular:

– Vitamin ve mineral eksiklikleri (örneğin, demir eksikliği anemisi, vitamin D eksikliği)

– Protein enerji malnütrisyonu

– Büyüme geriliği (çocuklarda)

  1. Dermatolojik Bulgular:

– Dermatitis herpetiformis: Kırmızı kabarcıklı, kaşıntılı döküntüler

– Kronik ülseratif dermatit

– Dermatomiyozit: Kaslarda zayıflık ve deride kızarıklık

  1. Nörolojik Bulgular:

– Baş ağrısı ve migren

– Nöropati: Uyuşma, karıncalanma, dengesizlik hissi

– Epileptik nöbetler (çok nadir)

  1. Hematolojik Bulgular:

– Demir eksikliği anemisi

– Megaloblastik anemi (B12 ve folik asit eksikliği)

  1. Hepatobiliyer Bulgular:

– Karaciğer enzimlerinde yükselme

– Karaciğer yağlanması

  1. Kemik ve Kas Bulguları:

– Osteoporoz ve osteopeni (Kemik erimesi)

– Kas krampları ve güçsüzlük

  1. Reprodüktif Bulgular:

– Adet düzensizlikleri

– İnfertilite (kısırlık)

TANI YÖNTEMLERİ VE TEDAVİ

Tanı genellikle kan testleri ve ince bağırsak biyopsisi ile konur. Tedavi ise gluten içermeyen bir diyetle mümkündür. Hastaların ömür boyu sıkı bir şekilde gluten tüketiminden kaçınmaları gerekmektedir.

UZUN DÖNEMDE YAŞAMA ETKİLERİ

Çölyak hastalığı, uygun tedavi edilmezse osteoporoz, infertilite, nörolojik bozukluklar ve bağışıklık sistemi hastalıkları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle, hastaların gluten içermeyen bir diyeti sürdürmeleri hayati önem taşır. Erken tanı ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesi artırılabilir ve potansiyel komplikasyonlar önlenmiş olur.

Pausejournal

HASTA VE HASTA YAKINLARI ÜZERİNDE PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Çölyak hastalığı, sadece fiziksel sağlık üzerinde değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal yaşam üzerinde de önemli bir etkiye sahiptir. Bu etkilerin bazıları:

  1. Hastalık Kabulü ve Stres: Çölyak hastalığı tanısı alan bireyler, hastalığı kabul etme sürecinden geçerken stres yaşayabilirler. Glutensiz bir diyetin uygulanması, günlük yaşamda zorluklar ve sosyal etkinliklerde kısıtlamalar getirebilir. Bu durum, hastaların ve ailelerinin stres düzeylerini arttırmaktadır.
  2. Sosyal İzolasyon: Glutensiz bir diyetin sürdürülmesi, çeşitli sosyal etkinliklerde ve restoranlarda yeme seçeneklerinin sınırlı olması nedeniyle sosyal izolasyona yol açabilir. Bu durum, hastaların ve ailelerinin dışlanmış veya anlaşılmamış hissetmelerine neden olabilir.
  3. Ekonomik Yük: Glutensiz ürünlerin genellikle diğer gıdalardan daha pahalı olması, ekonomik stres yaratabilir. Ayrıca, bazı ülkelerde glutensiz ürünlerin sigorta tarafından karşılanmaması da ek mali zorluklar getirebilir.
  4. Kontrol Kaybı Hissi: Çölyak hastalığı olan bireyler, yaşamlarının bir yönünü kontrol etmek için sürekli olarak diyetlerini izlemek zorundadırlar. Bu, kontrol kaybı hissi ve günlük yaşamın belirli yönlerinde sınırlamalar hissetmelerine neden olabilir.
  5. Endişe ve Depresyon: Hastalığın uzun vadeli yönetimi, bazı bireylerde endişe ve depresyon gibi duygusal sorunlara neden olabilir. Özellikle sosyal etkinliklerde yeme seçeneklerinin sınırlı olması veya glutensiz diyetin getirdiği zorluklar, bu duygusal zorlukların artmasına katkıda bulunabilir.
  6. Aile İlişkileri: Çölyak hastalığı, aile içi ilişkileri de etkileyebilir. Özellikle ailedeki diğer bireylerin hastalığa uyum sağlaması ve hastanın diyetine dikkat etmesi gerekebilir. Bu durum, aile içinde bazı gerilimlere neden olabilir.

Bu zorluklarla başa çıkmak için, çölyak hastaları ve aileleri destek gruplarına katılabilir, psikolojik danışmanlık alabilir veya kaynaklardan faydalanabilirler. Ayrıca, hastalığın yönetimi konusunda bilgi sahibi olmak ve sosyal destek ağı oluşturmak da önemlidir.

GLUTEN İÇEREN GIDALAR
1. Buğday Bazlı Ürünler:

– Ekmek

– Makarna

– Bulgur

– Kuskus

– Krakerler

– Kekler

– Krep ve pankekler

  1. Arpa Bazlı Ürünler:

– Bira

– Arpa unu

– Arpa şurubu (şeker)

  1. Çavdar Bazlı Ürünler:

– Çavdar ekmeği

– Çavdar gevreği

– Çavdar unu

  1. Yulaf (Kontamine Olabilir):

– Yulaf ezmesi

– Yulaf unu

– Yulaf barları

  1. Hazır Gıdalar ve İşlenmiş Ürünler:

– Hazır çorbalar ve çorba karışımları

– Hazır soslar ve marinadlar

– Hazır çörekler ve kurabiyeler

– Salam, sosis, sosis, jambon gibi işlenmiş et ürünleri

  1. Soslar ve Çeşniler:

– Soya sosu (bazıları glütensiz olabilir)

– Teriyaki sosu

– Bulyonlar ve hazır çeşniler

 Tatlılar ve Atıştırmalıklar:

– Çikolata kaplı atıştırmalıklar (bisküvi, gofret vb.)

– Bazı çikolata ve şekerleme çeşitleri (kontamine olabilir)

– Kekler, kurabiyeler ve pastalar

  1. Dondurulmuş Gıdalar:

– Hazır pizza

– Dondurma

– Dondurulmuş patates ürünleri (patates kızartması, kroketler)

  1. Kahvaltılık Ürünler:

– Kahvaltı gevrekleri ve mısır gevreği (bazıları glütensiz olabilir)

– Granola barları

– Enerji barları

GLUTEN İÇERMEYEN ALTERNATİFLER

Çölyak hastaları için gluten içermeyen alternatifler arasında pirinç, mısır, quinoa, amaranth ve glütensiz tahıl ürünleri bulunur. Ayrıca, glutensiz un karışımları ve glutensiz ekmekler gibi özel ürünler de mevcuttur.

Gluten, çölyak hastaları için zararlı olabilir, ancak genel nüfus için genellikle güvenlidir. Ancak, son yıllarda gluten duyarlılığı veya intoleransı olan bireylerin sayısında artış gözlemlenmektedir, bu nedenle bazı kişiler glutensiz diyetleri tercih edebilirler.

Sarılmak kadar yumuşak!

Sarılmak kadar yumuşak!

“Luppo Sarılmak Kadar Yumuşak” sloganıyla hazırlanan reklam filminde, sarılmanın verdiği sıcaklığı ve samimi duyguları, Luppo’nun yumuşacık kekine atıfta bulunarak anlatılıyor.

Reklam filmi; hayatın içinden farklı sarılma anlarının samimiyeti, sıcaklığı ve bıraktığı yumuşacık hissi konu alırken Luppo Sandviç Kek Ailesi’nin de bu sarılma anlarına lezzet kattığını anlatıyor. Filmde, Luppo Sandviç Kek Ailesi’nin yumuşacık dokusu ve lezzeti, sarılmanın verdiği duygular ile bağdaştırılıyor.

KÜNYE

Reklam Veren: Şölen Çikolata

Reklam Veren Temsilcileri: Çiğdem Tüzüner Serim, Yasemin Özbayraktar, Mehtap Şahin, Ezgi Çetin, Nazlı Berna Çalış

Müşteri İlişkileri Direktörü: CEREN SU OLGAÇ

Reklam Yazarı: BURÇİN PERÇİN

Executive Kreatif Direktör: KAAN AYÇE

Prodüksiyon Şirketi: KALA FİLM

Yönetmen: SERTER TIRMIK

Mandarin Oriental, Bodrum’un her köşesi sanat eserleri ile renklenecek

Mandarin Oriental, Bodrum’un her köşesi sanat eserleri ile renklenecek

Mandarin Oriental, Bodrum, bu sezon Avrupa’nın en tanınmış sanat galerilerinden biri olan Villa del Arte’ye ev sahipliği yaparak, dünyaca ünlü sanatçıları ve eserlerini ağırlayacak.

Çağdaş sanat konusunda uzmanlaşmış olan galeri, ilk etapta heykel ve resim sanatına odaklanarak kendisine bağlı bulunan sanatçıların eserlerini sergileyecek. Sezon boyunca farklı dönemlerde Lluis Cera, Corvengi, Herbert Mehler gibi pek çok tanınmış sanatçı sanatseverlerle bir araya gelebilecekler.