Yazılar

Beşler Un’dan Irak’a 20 milyon dolarlık ihracat

Beşler Un’dan Irak’a 20 milyon dolarlık ihracat

Beşler Un, Irak’a 40.000 ton gıda ürünü göndererek, ülkemize 20 milyon dolar döviz girdisi sağladı.

Gaziantep merkezli Beşler Group bünyesinde faaliyet gösteren Beşler Makarna Un İrmik Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş, Irak Ticaret Bakanlığı’na mal tedarik eden yerel bir firma ile el sıkıştı.

Irak Ticaret Bakanlığı’na mal tedarik eden yerel bir firma ile anlaşma sağlayan Beşler Un, bu ülkeye tek kalemde 40.000 ton gıda ürünü gönderdi. Irak Ticaret Bakanlığı’nın talebini 2 ay gibi kısa sürede karşılayan Beşler Un, Türkiye ekonomisine 20 milyon dolar döviz girdisi sağladı.

“Türkiye ve Irak arasındaki ticari ilişkileri daha da güçlendirecek”

Beşler Makarna Un İrmik Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mesut Çakmak, “Beşler Un olarak bizim Irak pazarına yönelik ihracatımız her geçen yıl artarak devam ediyor. Bunun yanı sıra, Irak Ticaret Bakanlığı’nın son talebini karşılamak hem ülkemiz, hem de firmamız açısından önemli bir gurur kaynağı oldu. Bu olumlu iş birliklerinin önümüzdeki süreçte de artmasını bekliyoruz. Gerek üretim kapasitesi, gerekse yönetimsel çeviklik ile coğrafi yakınlık avantajını da kullanarak 2 ay gibi bir sürede büyük montanlı bir siparişi teslim etmenin gururunu şirket olarak yaşıyoruz. Bu olumlu iş birliklerinin yakın gelecekte de artmasını bekliyoruz” dedi.

Şirket, 2022 yılında yaşanan Kahramanmaraş depremine rağmen üretim ve istihdamını artıran bir trendle bölge ekonomisine ve halkına katkıda bulunması da önemli bir başarı örneği olarak dikkat çekiyor.

Arzum, Thermogusto’ya yeni reklam

Arzum, Thermogusto’ya yeni reklam

Arzum, “Mutfaklarda Alışkanlıkları Değiştiriyoruz” mottosu ile satışa sunduğu çok fonksiyonlu akıllı mutfak robotu Thermogusto için yayınladığı reklam filminde, Thermogusto’yu Maksut Aşkar ile tanıttı.

Arzum Thermogusto ve ödüllü şef Maksut Aşkar’ın başrollerde yer aldığı, TBWA\Istanbul imzalı reklam filminde Thermogusto ile çeşit çeşit yemekler için bir parmaktan fazlasına ihtiyaç olmadığı ve Thermogusto’nun tek tuşla tüm işi tek makinede bitireceği vurgusu yapılıyor.

 Reklam künyesi

Reklamveren: Arzum

Reklamveren Marka Ekibi: Seda Simur Büyükkucak, Göksu Işıksalan, Gökhan Kapıcı, Eda Balcı, Buket Balcan, Kubilay Kahrıman

PR Ajansı: Salt İletişim Grup

Medya Ajansı: MG Media

Ünlü Yönetim Ajansı: Portal Rights Management

Reklam Ajansı: TBWA\Istanbul

CCO: İlkay Gürpınar

ECD: Volkan Karakaşoğlu

Grup Kreatif Direktör: Mesut Koçarslan

Kreatif Direktör: Serdar Güngör

Kreatif Grup Lideri: Sungun Çalışkan

Yaratıcı Ekip: Gizay Samancı, Eren Keskiner, Ege Yetkin

Genel Müdür: Tuğyan Çelik

Genel Müdür Yardımcısı: Ömer Üstündağ

Marka Ekibi: Çağla Yalçınkaya, Bahar Kılıç, Dilşah Koşkan

CSO: Toygun Yılmazer

Stratejik Planlama Ekibi: Onur Aydın, Yunuscan Hısımcıl, Su Solak

Prodüksiyon Ekibi: Canan Polat, Mert Adabaş

Optimizasyon Ekibi: Neslihan Gücüm, Gözde Bilir

Yönetmen: Senem Bay

Prodüksiyon Şirketi: Organic Film

Seslendirme: Onur Saylak

Müzik: 3K1A

Sanatçı Ahmet Öcal’ın yeni sergisi “Simulation of Truth”

Sanatçı Ahmet Öcal’ın yeni sergisi “Simulation of Truth”

Ressam, şair ve kalp damar cerrahi uzmanı Ahmet Öcal, son çalışması “Simulation of Truth” ile İstanbullu sanatseverlerle buluştu.

4 Mayıs 2024 Cumartesi günü Evrim Sanat Galerisi’nde açılan kişisel sergi, 24 Mayıs 2024 tarihine kadar sanat tutkunlarının ziyaretine açık olacak.

Sanatçının; 25 adet yağlı boya tekniği çalışmasının yanı sıra dünya ilk kez kendi geliştirdiği teknikle röntgen filmlerini tuval olarak kullanarak hazırladığı 38 adet özel koleksiyon büyük ilgi gördü.

Ahmet Öcal’ın eserlerinde, insanın doğaya ve iç dünyasına karşı yaşadığı yabancılaşma ve evrensel konuları parçalayarak işlediği görülmektedir. Figüratif eserlerinde insanın yalnızlığı ve kaderi gibi derin konuları ele alan sanatçı, eserleriyle izleyicilere düşünme ve duygusal bir yolculuğa çıkma fırsatı sunmaktadır. Eserlerindeki detaylar ve derinlik, insanın varoluşsal çatışmalarını ve varlık nedenini yansıtarak ilham verici bir deneyim sunmaktadır.

 

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Göztepe Mahallesi, Bağdat Caddesi Handan Palas Apartmanı No:233 Daire: 1 Kadıköy-İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

Şiddetli baş ağrısı beyin kanamasının habercisi olabilir!

Şiddetli baş ağrısı beyin kanamasının habercisi olabilir!

“Beyin, insan vücudunun en karmaşık ve hayati organıdır. Her gün, anılarımızı saklar, düşüncelerimizi şekillendirir ve vücudumuzun birçok fonksiyonunu kontrol eder. Beyin ve sinir cerrahisi ise bu organı korumak üzere hastalıklara karşı çeşitli tedavi ve ameliyat yöntemleri uygular.” diyen Liv Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Çağrı Canbolat beyin cerrahisini ilgilendiren hastalıkların erken belirtilerini ve bu belirtilerin altında yatan nedenleri detaylı inceleyerek, bu tür durumlar karşısında nasıl daha bilinçli ve hazırlıklı olunabilineceğini anlattı.

Op. Dr. Çağrı Canbolat

Op. Dr. Çağrı Canbolat

Beyin Cerrahisi Hastalıklarının Erken Belirtileri ve İlişkili Hastalıklar

  1. Şiddetli ve ani baş ağrıları: Aniden başlayan, şiddetli baş ağrıları, beyin kanaması veya anevrizma gibi ciddi durumların habercisi olabilir. Özellikle, ‘hayatımın en kötü baş ağrısı’ olarak tanımlanan durumlar, acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
  2. Kusma: Özellikle baş ağrısı ile birlikte görülen kusma, beyin tümörleri, beyin kanaması veya artmış kafa içi basıncının belirtisi olabilir. Bu tür semptomlar, beynin baskı altında olduğunu ve acil tıbbi müdahale gerektirebileceğini işaret eder.
  3. Görme bozuklukları: Görme alanında kayıplar, bulanık görme veya çift görme, görme siniri üzerindeki baskıdan kaynaklanabilir. Bu durum, beyin tümörleri veya hidrosefali (beyinde su toplaması) gibi durumlarla ilişkili olabilir.
  4. Konuşma güçlüğü: Ani konuşma bozuklukları, beyin damar tıkanıklığı, beyin kanaması veya beyin tümörlerinin belirtisi olabilir. Konuşma merkezinin etkilendiğini gösteren bu semptomlar, beynin belirli bölgelerindeki sorunları işaret eder.
  5. Ani gelişen çift görme: Çift görme, beyin sapının veya kranial sinirlerin etkilendiği durumları gösterir. Bu durum, beyin tümörleri, beyin kanaması veya travmatik beyin yaralanmaları ile ilişkili olabilir.
  6. Motor fonksiyonlarda değişiklik veya zayıflık: Kol veya bacaklarda ani güç kaybı veya koordinasyon bozukluğu, beyin kanaması, tümör veya inme gibi durumların belirtisi olabilir. Bu tür değişiklikler, beyin veya omurilikteki hasarı gösterebilir.
  7. Bilinç değişikliği veya kaybı: Ani bilinç kaybı veya bilinç değişikliği, kafa içi basıncın artışı, beyin kanaması veya tümör gibi durumların işareti olabilir. Bu tür belirtiler, beyin fonksiyonlarında ciddi değişikliklere işaret eder ve acil tıbbi müdahale gerektirir.

Op. Dr. Çağrı Canbolat

Kafa Kurcalayan Soru-N-lar:

  1. Kafada şişlik veya çıkıntılar: Kafa derisindeki şişlikler ve çıkıntılar, deri altındaki yapıların değişimlerinden kaynaklanabilir. Tamamen normal olabildiği gibi kafatasında hissedilen sertlikler, bazen benign tümörler veya kistlerle ilişkilendirilebilir. Nadiren, bu tür şişlikler malign tümörlerin ilk işareti olabilir. Erken teşhis için dermatolojik veya nörolojik değerlendirme önemlidir.
  2. Belirli bir noktada dokunma ile ağrı: Kafatasında lokalize ağrı, genellikle cilt altındaki sinir sıkışmalarından veya enfeksiyonlardan kaynaklanır. Nadiren, bu ağrı beyin veya kafatası ile ilgili daha ciddi durumların bir belirtisi olabilir. Kronik ağrılar ve lokalize hassasiyet, daha detaylı bir nörolojik değerlendirme gerektirebilir.
  3. Bir göz kapağının düşüklüğü: Göz kapaklarında düşüklük, genellikle okulomotor sinir hasarı veya kas zayıflığından kaynaklanır. Bu durum, bazen beyin tümörlerinin veya sinir sistemi hastalıklarının erken bir belirtisi olabilir. Göz kapağı düşüklüğü olan hastalarda, nörolojik ve göz muayenesi gereklidir.
  4. Bulanık görme: Bulanık görme, bazen görme sinirindeki sorunlardan kaynaklanabilir. Bu durum, kafa içi basıncın artması, beyin tümörleri veya nörolojik bozukluklarla ilişkilendirilebilir. Kronik veya aniden ortaya çıkan bulanık görme durumlarında göz doktoru ve nöroloji uzmanı tarafından değerlendirme yapılması önemlidir.
  5. Koku alma güçlüğü: Koku alma yeteneğinde azalma, genellikle üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanır. Ancak, bu durum bazen frontal lob hasarı veya sinirsel sorunlarla ilişkilendirilebilir. Koku alma güçlüğü, özellikle travma sonrası ortaya çıktıysa, beyin MR gibi nörolojik tetkikler gerektirebilir.
  6. Kulak çınlaması: Kulak çınlaması, genellikle iç kulak veya işitme yolları ile ilgili sorunlardan kaynaklanır. Ancak, nörolojik hastalıklar veya beyin tümörleri gibi daha ciddi durumlar da bu semptoma neden olabilir. Özellikle tek taraflı ve sürekli çınlama durumunda nörolojik değerlendirme önerilir.
  7. Ani hafıza kaybı: Ani hafıza kaybı, genellikle travma veya inme gibi ciddi nörolojik olayların bir sonucudur. Beyin tümörleri veya enfeksiyonlar da hafıza kayıplarına neden olabilir. Ani hafıza kaybı yaşayan hastaların acil tıbbi değerlendirme ve beyin görüntülemesi yapılması gerekebilir.
  8. Yürüme ve denge sorunları: Yürüme zorluğu ve denge kaybı, genellikle serebellum (küçük beyin) veya beyin sapının etkilenmesiyle ilişkilidir. Bu belirtiler, serebellar tümörler, inme veya multipl skleroz gibi nörolojik hastalıkların işareti olabilir. Bu tür semptomlar detaylı nörolojik muayene gerektirir.
  9. Konuşmada zorluk veya bozukluk: Konuşma güçlükleri, genellikle beyin hasarının veya tümörlerin bir işaretidir. Afazi veya disartri gibi konuşma bozuklukları, beyin veya sinir sistemi hasarının belirtileri olabilir. Bu tür semptomlar, detaylı nörolojik değerlendirme ve beyin görüntülemesi gerektirir.
  10. Sık baş dönmeleri: Baş dönmesi, vestibüler sistem veya beyin sapı ile ilgili sorunların bir belirtisi olabilir. Vertigo, beyin tümörleri veya inme gibi ciddi nörolojik durumların işareti olabilir. Sürekli veya şiddetli baş dönmesi yaşayan hastaların nörolojik değerlendirme yapılması önemlidir.
  11. El ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma: Uyuşma ve karıncalanma, genellikle sinir sıkışmalarından veya hasarından kaynaklanır. Ancak, bu semptomlar beyin veya omurilik tümörlerinin, özellikle merkezi sinir sisteminin etkilendiği durumların belirtisi olabilir. Bu tür semptomlar, detaylı nörolojik muayene ve gerekirse beyin veya omurilik görüntülemesi gerektirir.
  12. Yüzde asimetri veya hissizlik: Yüzde asimetri veya hissizlik, genellikle sinir hasarına (inme ya da kanama nedeniyle) veya beyin tümörlerine işaret eder. Yüzdeki değişiklikler, nörolojik değerlendirme ve gerekirse beyin MR gerektirebilir.
  13. Nöbet geçirme: Nöbetler, özellikle yeni başlamışsa veya sıklığı artmışsa, beyin tümörlerinin veya enfeksiyonların işareti olabilir. Nöbet geçiren hastaların, detaylı nörolojik değerlendirme ve beyin görüntülemesi yapılması önemlidir.
  14. Sürekli yorgunluk hissi: Sürekli yorgunluk, genellikle genel sağlık sorunlarından kaynaklanır. Ancak, beyin tümörleri veya beyin hasarının da bu duruma neden olabileceği unutulmamalıdır. Eğer yorgunlukla birlikte diğer nörolojik semptomlar da varsa, detaylı tıbbi değerlendirme gerekebilir.
  15. Aşırı uykusuzluk veya uyku bozuklukları: Uykusuzluk veya uyku bozuklukları, genellikle psikolojik veya hormonal faktörlerden kaynaklanır. Ancak, beyin hasarı veya tümörleri bu tür uyku problemlerine yol açabilir. Kronik uyku sorunları yaşayan hastaların nörolojik ve psikiyatrik değerlendirme yapılması faydalı olabilir.
  16. Ani görme kaybı: Ani görme kaybı, genellikle optik sinir üzerindeki baskıdan kaynaklanır ve acil bir durumdur. Bu durum, beyin tümörleri veya kafa içi basıncın artmasıyla ilişkilendirilebilir.
  17. Sürekli veya şiddetli baş ağrıları: Sürekli veya şiddetli baş ağrıları, artmış kafa içi basıncının bir işareti olabilir. Bu tür baş ağrıları, beyin tümörleri veya beyin kanamaları ile ilişkilendirilebilir. Kronik veya şiddetli baş ağrısı olan hastaların nörolojik değerlendirme yapılması önemlidir.
  18. Kişilik değişiklikleri veya davranışsal sorunlar: Kişilik değişiklikleri ve davranışsal sorunlar, genellikle beyin tümörleri veya hasarları ile ilişkilendirilir. Bu tür değişiklikler, özellikle hızlı ve açıklanamayan durumlarda, detaylı nörolojik değerlendirme gerektirir.
  19. Sıkça karşılaşılan koordinasyon bozuklukları: El ve ayaklardaki koordinasyon bozuklukları, genellikle beyin tümörleri veya hasarları ile ilişkilendirilir. Motor koordinasyonun bozulması, serebellum veya motor korteks hasarının işareti olabilir ve detaylı nörolojik değerlendirme gerektirir.

Beyin hastalıkları, bazen beklenmedik derecede sinsi ve diğer hastalıkları taklitçi olabilir. Çoğu zaman, bu hastalıklar çok basit ve sıradan gibi görünen belirtilerle kendini gösterirken, diğer durumlarda oldukça ciddi ve göz ardı edilemez klinik bulgularla ortaya çıkabilir. İlginç bir şekilde, bazı beyin hastalıkları yıllarca herhangi bir belirti göstermeyerek sessizce ilerleyebilir. Bu durumlar, beyin sağlığının ne kadar karmaşık ve aynı zamanda ne kadar hayati olduğunu göstermektedir.

Yavaş yavaş gelişen ve zamanla artan semptomlar, günlük yaşamın rutin telaşı içinde kolayca göz ardı edilebilir. Bu, bazen tanıda gecikmelere ve hatta hastalıkların ilerlemesine neden olabilir. Bu nedenle, en küçük semptomların bile farkında olmak ve gerektiğinde tıbbi yardım aramak, beyin sağlığını korumada büyük önem taşır. Beyinle ilgili herhangi bir değişiklik veya şüphe durumunda, erken teşhisin hayat kurtarıcı olabileceğini unutmamak gerekmektedir.

Çağan Şengül “Adını Sen Koy”

Çağan Şengül “Adını Sen Koy”

Başarılı sanatçı Çağan Şengül, yeni bir cover’a imza atıyor. Kendi söz ve bestelerini eşsiz sesiyle birleştiren sanatçı, aynı başarısını kült şarkı yorumlarıyla da devam ettiriyor. 1993 yılında Müslüm Gürses yorumuyla yayınlanan, Gülten Çiçek’in sözlerini yazdığı ve Sinan Özşeker’in bestelediği parça “Adını Sen Koy” Çağan Şengül yorumu ve Burak Bedirli düzenlemesiyle Sony Music Türkiye etiketiyle tüm dijital platformlarda yayında. Sanatçının kendisinin çektiği klip ise bugün itibarıyla Çağan Şengül Youtube kanalında yayında.

Yumurtalık kanseri riskini azaltmanın etkili yolları!

Yumurtalık kanseri riskini azaltmanın etkili yolları!

Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda görülme sıklığı giderek artan yumurtalık kanseri, kadın kanserleri arasında ikinci sırada yer alıyor. 2050 yılına gelindiğinde her yıl dünyada yumurtalık kanseri tanısı alanların sayısının yüzde 55,  bu kanserden dolayı hayatını kaybeden kadınların sayısının da yüzde 70 artacağı tahmin ediliyor. Ancak dünya ölçeğinde yapılan bir çalışma; yumurtalık kanseri tanısı alan kadınların üçte ikisinin bu kanser hakkında hiçbir bilgisinin hatta duyumunun bile olmadığını ortaya koyuyor! Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Bilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum, Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serkan Erkanlı “Kadın kanserlerine karşı toplumsal farkındalığın artırılması şarttır. Her kadının en azından yılda bir jinekolojik muayenesinin yapılması ve jinekolojik şikayetleri olduğunda da vakit kaybetmeden hekime başvurması hastalıkların erken tanısı açısından çok önemlidir. Yumurtalık kanserinde olguların yüzde 75’inden çoğu ileri evrelerde tanı alabildiğinden, kadın kanserleri arasında en ölümcül seyredenidir. Bu nedenle ‘sessiz katil’ olarak da adlandırılabilmektedir” diyor. Prof. Dr. Serkan Erkanlı 8 Mayıs Dünya Yumurtalık (Over) Kanseri Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, yumurtalık kanseri hakkında bilinmesi gereken 8 önemli noktayı anlattı, çok önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Serkan Erkanlı

Prof. Dr. Serkan Erkanlı

Bu sinyalleri mutlaka dikkate alın!

Yumurtalık (Over) kanseri erken evrede genellikle hiç belirti vermeyebildiğinden erken teşhis edilemeyebiliyor. İlerlemeye başladığında ise; şişkinlik hissi ve masum görünen sindirim problemlerine yol açsa da hastaların bunu önemsememesi tanı ve tedavinin gecikmesine neden oluyor. Hastalık ilerlediğinde karında şişlik, kasık, bel ve karın ağrısı, sık idrara çıkma/idrar zorluğu, kabızlık, yorgunluk, kilo kaybı ve bazen de anormal kanama gibi belirtiler ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Serkan Erkanlı “Eğer bu şikayetler her gün oluyorsa ve birkaç hafta devam ediyorsa mutlaka detaylı değerlendirme için hekime başvurulması gereklidir. Özellikle menopoz döneminde vajinal kanama olursa hemen bir hekime başvurulmalıdır” diyor.

Artık genç yaşlarda da görülüyor!

Yumurtalık kanseri genellikle 60’lı yaşlarda görülmekle beraber son yıllarda obezite, östrojen hormon maruziyeti ve gebeliğin ötelenmesi gibi etkenlerle daha genç yaşlarda da karşımıza çıkıyor. Özellikle 20 yaş altındaki hastalarda germ hücreli tümörler olarak bilinen farklı bir türün görülme riskinin çok daha yüksek olduğunu belirten Prof. Dr. Erkanlı, bunlar arasında kanser olanların daha hızlı ilerlediğini söylüyor.

40 yaşından sonra risk artıyor!

Yumurtalık kanserinin gelişmesinde ilerleyen yaş en önemli risklerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir kadının hayat boyu ameliyat gerektirecek bir over kitlesi geliştirme riski yüzde 5-7 arasında bulunurken, bu kitlenin kanser olma ihtimali yaş ile beraber ciddi oranda artıyor. “40 yaşından sonra risk artmakta, özellikle de menopoza girildiğinde çok daha riskli bir dönem başlamaktadır” diyen Prof. Dr. Erkanlı, bu nedenle her kadının en azından yılda bir jinekolojik muayenesinin yapılmasının ve jinekolojik şikayetleri olduğunda da vakit kaybetmeden hekime başvurmasının çok önemli olduğunu vurguluyor.

 Bu etkenler yumurtalık kanseri riskini artırıyor!

Yumurtalık kanserine zemin hazırlayan riskler arasında; yaşın yanı sıra, hiç doğum yapmamış olmak, erken yaşta adet görmeye başlamak (12 yaş öncesi), geç menopoza girmek (55 yaş), endometriozis, menopozda hormon tedavisi, infertilite ve yanlış yaşam alışkanlıkları gibi birçok etken bulunuyor. Ayrıca aile öyküsü ve bazı genetik kanser sendromlarında over kanser riski artıyor. Over kanserlerinin yaklaşık yüzde 20-25’inden kalıtsal genetik anormallikler sorumlu tutuluyor.

Yanlış yaşam alışkanlıklarına dikkat!

Prof. Dr. Serkan Erkanlı, günümüzde sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı, obezite, paketlenmiş hazır gıdaların tüketilmesi, fazla yağlı beslenmek gibi sağlıksız beslenme alışkanlıkları, kanserojen maddelere maruz kalınması, talk pudrası kullanılması gibi unsurların yumurtalık kanseri gelişiminde rol oynadığının düşünüldüğünü belirtirken, sigara içmenin de riski ciddi oranda artırdığını vurguluyor.

Prof. Dr. Serkan Erkanlı

Bu önlemler riski azaltabiliyor!

Yumurtalık kanserine yol açabilen yaş, aile öyküsü, genetik yatkınlık gibi bazı risk faktörleri değiştirilemese de diğer risk faktörlerini azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak mümkün olabiliyor. Jinekolojik Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erkanlı “Örneğin; sağlıklı beslenmek, yaşa uygun egzersizler yapmak, kilo kontrolü sağlamak, kanserojen maddelerden mümkün olduğunca uzak durmak ve toplum olarak farkındalığın artırılması fayda sağlayacak yaklaşımlardır. Gebelik ve emzirmenin yumurtalık kanseri riskini azalttığını biliyoruz. Bunun yanı sıra doğum kontrol hapları kullanımı her 5 yıl için yumurtalık kanseri riskini yüzde 20’ye varan oranlarda azaltmaktadır” diyor.

Önleyici cerrahiler ile riski azaltmak mümkün!

BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik mutasyon taşıyan hastalarda yumurtalık ve fallop tüplerinin alınması şeklinde önleyici cerrahiler uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Serkan Erkanlı şöyle konuşuyor: “Bu hastalarda özellikle aile tamamlandıktan sonra mutasyon tipine göre BRCA1 için 35-40 ve BRCA2 için 40-45 yaşları arasında önleyici cerrahiler önerilmektedir. Bu cerrahi sonrasında yumurtalık kanserine yakalanma riski yüzde 85-%95 oranında azaltılmaktadır. Ayrıca son yıllarda yapılan çalışmalarda fallop tüplerinin yumurtalık kanseri gelişimindeki rolü saptanmıştır. Dolayısı ile rahim alınması için ameliyat olan hastalarda fallop tüplerinin alınması yapılan çalışmalara göre yumurtalık kanseri riskini azaltmaktadır.”

Çocuk sahibi olunabiliyor

Yumurtalık kanserinde ana tedaviyi cerrahi oluşturuyor. Erken evrede yapılan iyi bir cerrahi sonrasında başka alanlara sıçrama saptanmazsa, tümör tipi vb kriterler de uygun olduğunda sadece cerrahi yeterli olabiliyor ve ek tedaviye ihtiyaç kalmıyor. Özellikle son dönemlerde gebelik yaşının artmasıyla beraber over kanseri tanısı alıp da henüz çocuk sahibi olmamış hastaların sayısının arttığını belirten Prof. Dr. Serkan Erkanlı “Bu durumda hastalığın evresi ve tümör tipine göre üremeyi koruyucu cerrahiler yaparak, üreme organlarını kısmen koruyarak hastanın kanserden kurtulma ve çocuk sahibi olma şansını artırabiliyoruz” diyor. İleri evrelerde ise kapsamlı cerrahilerle hastanın sağkalım oranları artabiliyor. Cerrahi sonrası kemoterapi ile tedavinin desteklenmesi gerekirken, uygun şartlara sahip olan hastalarda ‘akıllı ilaçlar’ denilen yeni tip ilaçlar kullanılarak hastaların sağkalım süresi artırılabiliyor.

Mavi Dalga Festivali

Mavi Dalga Festivali

Rugen-Almanya 6-9 Haziran

Binz’de Mavi Dalga Festivali: Rugen’de yıllık blues ve funk festivali her yıl haziran ayında dört gün sürer. Blue Wave Festival, çeşitli caz ve blues sanatçılarının yer aldığı Rugen’in en büyük müzik festivalidir. Bu, onu her yıl bu Alman adasındaki en popüler etkinliklerden biri yapar.

Blue Wave, Binz’de geniş bir izleyici kitlesinin ilgisini çekiyor, bu nedenle festivali deneyimlemek istiyorsanız otelinizi çok önceden ayırtmak harika bir ipucu.

Diğer Yunan adalarda kapıda vize istiyor

Diğer Yunan adalarda kapıda vize istiyor
Türk turistler için 10 Yunan adası için hayata geçirilen kapıdan vize uygulaması başarılı olunca, diğer Yunan adaları da kendilerine aynı ayrıcalığın tanınmasını istiyor.
Yunanistan’dan Türk turistlere bazı Yunan adaları için kapıdan bir hafta süreyle vize uygulamasına başlamasının ardından, bu ayın ilk 10 günü içinde, geçen yıl aynı döneme oranla bu adalara gelen turist sayısı üç misli arttı.
Türk turistlere 10 Yunan adası için hayata geçirilen kapıdan vize uygulaması başarılı olunca, diğer Yunan adaları da kendilerine aynı ayrıcalığın tanınmasını istiyor ve bunun için yönetime baskı yapıyor.
Türkiye’den gelen turistler
Bunun dışında Sakız Adası’na gelen turist sayısı 2 bin 716’dan 4 bin 993’e, Samos’a gelen turist sayısı 299’dan 2 bin 851’e, İstanköy’e gelen turist sayısı 2 bin 400’den 3 bin 300’e ve Rodos’a gelen ise 2 bin 320’den 5 bin 726’ya yükseldi.
Toplamda, bu beş adaya gelen turist sayısı 2023’te 5 bin 969 iken şimdiden 20 bin 690’a ulaştı.
Türkiye’den gelen turistler için kapıda vize uygulaması ilk olarak bu 5 ada için başlatılmıştı.

30 Nisan’dan sonra ise bu adalara ilave olarak Patmos, Simmi, Meis, Leros ve Kalimnos adalarına da Türk turistler kapıda vize alarak gidebilecek.
Yunana basını, nisan ayının ilk hafta sonundan bu yana ziyaretçi sayısındaki artışın, adaların alışveriş trafiğine ve yerel ekonominin canlanmasını sağladığı yorumu yapıldı.
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis yaptığı açıklamada, Türk ziyaretçiler için kapıdan vize uygulamasının başarıyla sürdüğünü ifade etti.

Türk turistler iki misli daha fazla para bırakıyor
Adalardan sorumlu Bölge Valisi Kostas Moutzouris, kapıdan vize uygulamasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken, “Adalar turistlerle dolup taşıyor. Türkiye’den gelen her ziyaretçi, charter uçuşlarla gelen ziyaretçilere göre yaklaşık iki kat daha fazla yerel ekonomiye katkı sağlıyor.” dedi.
Kairidis, kapıdan vize uygulamasının diğer adalar için genişletmesi yönünde baskı altında olduklarını belirterek, Patmos, Taşoz ve Semadirek’in de bu uygulamadan faydalanmak istediğini bildirdi.
Turizm, Yunan ekonomisi için hayati bir öneme sahip. Merkez Bankası verilerine göre Yunanistan geçen yıl 32,7 milyon yabancı turist ağırlayarak 20,5 milyar euro gelir elde etti.

Kapı vizesi için ne gerekiyor?
Yunanistan adalarına kapıda vize alabilmek için 60 euro ödemek gerekiyor.
Kapı vizesi alabilmek için en az 6 ay geçerliliği olan bir pasaport, 2 biyometrik fotoğraf, seyahat masraflarını karşılayacak kadar bakiyenin bulunduğu 3 aylık banka hesap dökümü, otel rezervasyonu, feribot bileti, yolcuk sağlık sigortası, kimlik fotokopisi ve başvuru formu ile pasaportta KKTC vize damgasının bulunmaması gerekiyor.

Türk ziyaretçilerin kendilerinden istenen evrakları, başvuru formuyla Yunan yetkili birimlerine ulaştırmaları gerekiyor.
Gerekli evraklar, adaya geçiş noktalarında yetkili birimlere teslim ediliyor ancak girişlerde bekleme yaşanmaması için evrakların ziyaret öncesinde adalar ve Türkiye arasındaki feribot seferlerini düzenleyen seyahat acentelerine teslim edilmesi tavsiye ediliyor.

Karada ve denizde enerjiniz bitmesin

Karada ve denizde enerjiniz bitmesin

Honda tarafından üretilen mobil jeneratörler bu baharda; kamp alanlarına, teknelere, işletmelere, yazlık evlere ve açık hava etkinliklerine kesintisiz ve ekonomik “güç” sunuyor.

Yaşam alanlarında ve açık hava etkinliklerinde kesintisiz enerji sağlamak ve elektrik kesintisinin konfor şartlarını bozmasını önlemek isteyenlerin ihtiyaç duydukları tek şey ise taşınabilir bir jeneratör oluyor.

Honda EU 22i, Honda EU 30is ve Honda EU 32i jeneratörler, yaşam alanlarında ve işletmelerde; aydınlatma, buzdolabı, fırın, bilgisayar, saç kurutma makinesi ve küçük el aletleri gibi elektronik cihazların elektrik ihtiyacını karşılıyor. Ayrıca sıcak havaların vazgeçilmezi olan açık hava etkinliklerine de güç sağlıyor.

OHV 4 zamanlı motorteknolojisi sayesinde jeneratör ürün gruplarında yakıt sarfiyatını düşüren Honda, aynı zamanda çevrenin korunmasına da katkıda bulunuyor. 2,2 kVA güç kapasitesine sahip olan Honda EU 22i jeneratör saatte yaklaşık 1.2 litre yakıt tüketirken; 3 kVA’lık Honda EU 30is jeneratör saatte sadece 1.8 litre; 3,2 kVA’lık Honda EU 32i jeneratör ise saatte 1.4 litreyakıt tüketiyor.

Hyundai SANTA FE, Red Dot araçlar kategorisinde yılın tasarımı ödülüne layık görüldü

Hyundai SANTA FE, Red Dot araçlar kategorisinde yılın tasarımı ödülüne layık görüldü

Hyundai, yakın zamanda Türkiye’de de satışa sunacağı Yeni SANTA FE ile bir ödüle daha layık görüldü.

Dünyanın en saygın tasarım ödüllerinden biri olan Red Dot, “2024 Yılın Ürün Tasarımı, Araçlar” kategorisinde Hyundai SANTA FE’yi en iyi tasarım olarak seçti. SANTA FE, bu prestijli ödülü kazanarak markanın global tasarım başarısını bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.

Beşinci nesil SANTA FE, uzatılmış dingil mesafesi ve genişletilmiş bagaj kapağı açıklığı sayesinde yolcu ve yükleme kapasitesi açısından sınıfının lideri olmaya aday. Oldukça geniş bir yaşam alanı sunarak outdoor kullanım tarzına da uyum sağlayan otomobil, aynı zamanda daha uzun dingil mesafesiyle de üçüncü sıra oturmayı kolaylaştırarak konforlu bir sürüş sağlıyor.

Yeni SANTA FE, uzun dingil mesafesi ve geniş bagaj kapağı alanından türetilen dört köşeli bir şekle ve farklı bir siluete sahip. Aracın ön kısmı, yüksek motor kapağı, H şeklindeki farları ve cesur çamurluklarıyla farklı bir izlenim uyandırıyor. H şeklindeki tasarım öğeleri, Hyundai’nin ‘H’ amblemini yeniden yorumlarken uzatılmış dingil mesafesi, cesur bir tavan çizgisine, çamurlukların etrafında güçlü bir hacme, keskin biçimde tanımlanmış tekerlek kemerlerine ve kısaltılmış ön çıkıntıya hayat veriyor. Ayrıca, 21 inç jantlar ve onu saran lastikler üzerinde hareket eden otomobilin arka kısmı da H şeklindeki stop lambalarıyla dengelenmiş ve sadeleştirilmiş.

Hyundai ayrıca “Çoklu Fener” ile en iyi ürün tasarımını da kazandı. “Dış Mekan ve Kamp Ekipmanları” kategorisinde yer alan Çoklu Fener, Red Dot Ödülü’nün sahibi olurken, farklı kullanıcı ihtiyaçlarını karşılamak için iki özelliği birleştiriyor. Dış mekan etkinlikleri için taşınabilir bir el feneri işlevi gören fener, yarı saydam bir ışık difüzörüyle kullanıldığında da sıcak renkli bir ruh hali ışığına da dönüşebiliyor