Yazılar

Özgün “Deli Bal”

Türk pop müziğinin sevilen ismi Özgün, uzun süredir beklenen yeni teklisi “Deli Bal” ile dinleyicileriyle buluştu. Geçtiğimiz nisan ayında “Sen Ağlama” şarkısıyla büyük beğeni toplayan sanatçı, bu kez enerjisi yüksek ve ritmiyle öne çıkan yeni çalışmasını müzikseverlerle buluşturdu.

Sözü ve bestesi Ozan Doğan’a, düzenlemesi ise Gürkan Kömürcü’ye ait olan şarkı; kıpır kıpır yapısı, melodisi ve eğlenceli atmosferiyle dikkat çekiyor. “Deli Bal”, dinleyenlere aşkın coşkusunu hissettirirken aynı zamanda hayatın ritmine kendini bıraktırıyor.

Dans ve hızlı temposuyla kısa sürede müzik listelerinin favorisi olmaya aday “Deli Bal”, Avrupa Müzik ve EDZ Müzik iş birliğiyle tüm dijital platformlarda yayında.

Pasticceria Cova’nın favori lezzeti: Tiramisu

Milano’nun köklü pastacılık geleneğini İstanbul’a taşıyan Pasticceria Cova, dünyanın en sevilen İtalyan tatlısı tiramisuyu otantik tarifine sadık kalarak misafirleriyle buluşturuyor.

İnce işçilikle hazırlanmış ladyfinger hamuru, özenle demlenmiş yoğun aromalı Cova espresso ile buluşturuluyor. Kat kat özenle yerleştirilen bu bazın üzerine, İtalya’nın en rafine lezzetlerinden biri olan mascarpone peyniri kreması ekleniyor. Son dokunuşta ise kaliteli bitter kakao tozu serpiliyor ve ortaya hem görsel hem de duyusal olarak unutulmaz bir tatlı çıkıyor.

Aynı anda birkaç farklı tatlıyı denemek isteyenleri için tadımlık mini versiyonu, tek kişilik veya paylaşıma uygun özel sunumunda servis edilen versiyonu ve özel kutlamalar için hazırlanan 6, 8 ve 10 kişilik pastalar ile tiramisu, her anı tatlandıracak şekilde sunuluyor. Bu çeşitlilik sayesinde ister tek başınıza kısa bir mola, ister kalabalık sofralarda paylaşılacak özel bir deneyim arayın, Cova her zaman ideal tiramisu seçeneğini sunuyor.

Sabrosa pazar brunch’ları başladı

Pazar brunch’ları Swissôtel The Bosphorus Sabrosa’da yeniden başladı. Boğaz manzarasına karşı kurulan açık büfe; taptaze lezzetleri, canlı atmosferi ve benzersiz sunumlarıyla misafirlerini ağırlıyor.

Her Pazar 12.00–15.00 saatleri arasında gerçekleşecek Sabrosa Brunch, bu yıl da zengin seçenekleriyle damaklarda unutulmaz izler bırakıyor.

Türk damak tadına uygun olarak hazırlanmış geleneksel lezzetlerin yanı sıra özellikle sokak lezzetleri, makarna istasyonu, lobster bun, piliç çevirme istasyonu, pizza, pide, steak tartar, Türk ve Fransız tatlıları, Parmesan tekerleğinde makarna gibi seçkin tatlar brunch deneyiminin merkezinde yer alıyor. Aynı zamanda tüm konuklara prosecco ya da Fiero Spritz, Pink Amber ve Coffee Negroni ((Soğuk filtre kahve ile demlenmiş Negroni) kokteyl seçeneklerinden biri Sabrosa’da kahvaltı keyfini ikiye katlıyor.

Sabrosa Brunch, küçük misafirlerini de unutmuyor. Gymboree eşliğinde oyunlar ve aktivitelerle dolu özel alanda minikler doyasıya eğlenirken, kendilerine özel hazırlanan Çocuk Büfesi’nin sağlıklı ve lezzetli seçenekleriyle günlerini tatlandırıyor.

Eylül sakinliğinde tatil

TatilBudur, yaz mevsiminin sonlarına yaklaşırken yepyeni bir tatil fırsatının kapılarını aralıyor.
Eylül ayı, kalabalıktan uzak ve huzurlu bir tatil arayanlar için ideal bir dönem olarak öne çıkarken; Doğanın sunduğu dingin atmosferle birlikte daha ekonomik fiyatlarla tatil tutkunlarını bekliyor.
Yaz sezonunun kalabalığından sonra sakinleşen Datça, Assos, Kaş, Bozburun, Gökçeada ve Urla gibi benzersiz destinasyonları öne çıkarıyor.
Datça’nın sakin koyları, Assos’un tarihi dokusu, Kaş’ın berrak denizi ve keşif dolu atmosferi, Bozburun’un salaş ve doğayla iç içe yapısı, Gökçeada’nın özgün ve doğal karakteri ile Urla’nın gastronomik ve kültürel zenginliği Eylül tatiline anlam katan duraklar arasında yer alıyor. Yazın yoğun kalabalıklarından arınmış bu rotalar, tatil tutkunlarının favorisi oluyor.

Hane tüketimleri artış gösterdi

Haneler geçen senenin aynı dönemine göre 21 kez daha fazla alışveriş yaparak 124 kez alışverişe gittiler; böylece pandemi öncesi seviyeye yeniden gelindi. Hanelerin her bir alışverişte yaptığı ortalama harcama geçen yıla kıyasla %17 artarak 266 TL oldu.

Pazardaki Nabzı Yakalamak: Ipsos’un Tüketici Davranışları Analizi

Hızlı tüketim dünyası, her zamankinden daha dinamik ve değişken. Dünyanın ve ülkemizin önde gelen araştırma şirketi Ipsos, bu değişimin nabzını tutmak, tüketicilerin tutum ve davranışlarını, yaşam tarzlarını, alışkanlıklarını derinlemesine anlamak için sürdürüyor. Bu rapor, Türkiye temsili 14.000 hanelik dev bir örneklemden düzenli olarak toplanan hane içi satın alma verilerine dayanıyor. Her bir alışveriş sepeti, her bir satın alma kararı, tüketici davranışlarının ardındaki büyük resmi ortaya koyan değerli birer parça.  Bu raporun içeriğinde Ocak-Haziran 2024 ve Ocak-Haziran 2025 dönemlerinin karşılaştırmalı sonuçlarından derlenen bulgular yer almaktadır. Bu veriler ışığında, son bir yılda Türkiye’deki hanelerin neleri daha çok tercih ettiğini, hangi kategorilerin öne çıktığını ve tüketim alışkanlıklarının nasıl bir değişim geçirdiğini ortaya koyuyor

Ipsos Türkiye

Sepetler; hanelerin alışveriş alışkanlıklarında belirgin değişimin bilimsel ölçümleme göstergesi… Tüketici bir yandan marketlere daha sık gidiyor ama diğer yandan alışveriş sepetlerinin boyutu küçülüyor. Eskiden haftalık veya aylık büyük market alışverişleri yapılırken, artık daha küçük ama daha sık sepetler görüyoruz. Tüketiciler, büyük harcamalardan kaçınıp, daha çok ihtiyaç anı alışverişlerine yöneliyor. Bunun nedeni belki yüksek fiyatlar ya da sadece daha az israf etme çabası. Sonuç olarak, market koridorları daha sık adımlanırken, sepetlere giren ürün çeşitliliği azalıyor. Her şeyden biraz almak yerine, sadece o gün veya o hafta için en gerekli olanlar sepete atılıyor. Bu, bir nevi mikro alışveriş çağına girdiğimizin bir işareti olarak yorumlanabilir.

Ipsos Türkiye

Atıştırmalıklar Zirvede ilk altı aylık hane içi harcamalara baktığımızda, alışveriş sepetlerinin büyük bir kısmının  (%83) gıda ve içecekten oluştuğunu görüyoruz. Ancak bu ana kategorinin içinde, en dikkat çekici yükselişi atıştırmalıklar yaşadı.  Tüketiciler, ana öğünler yerine veya aralarına serpiştirilmiş küçük keyif anları için atıştırmalıklara daha sık yöneldiği şeklinde düşünülebilir. Dolayısyla bu durum atıştırmalıkların sadece ciroda değil, aynı zamanda miktar bazında da büyümesini sağladı. Bu trendin en net örneği ise bisküviler. Tüketiciler bisküvileri daha sık satın alarak frekans artışına en yüksek katkıyı sağladı. Miktar bazında büyümeye en çok destek verenler ise kuruyemişler ve dondurmalar oldu. Gıda dışı kategorilerde ise tablo şöyle: İçecekler, tıpkı atıştırmalıklarda olduğu gibi, hem fiyat artışlarından hem de alışveriş frekansındaki yükselişten güç kazandı.  Ev bakım kategorisindeki büyümeyi, hijyene verilen önemin artmasıyla popülerliği yükselen temizlik mendilleri ve çamaşır suları yönelim ağırlık kazandığı izlenmektedir. Kişisel bakım ürünlerinde ise deodorantlar, kozmetik ürünleri ve diş macunları büyümenin ana kaynakları oldu. Bu veriler, tüketicilerin küçük keyiflere daha sık harcama yaptığını ve temel ihtiyaçların yanında kişisel hijyen ve ev temizliğine de daha büyük bütçe ayırma eğiliminde olduğunun öne çıkarıyor.

Ipsos Türkiye

İndirim marketleri de markalı ürünleri tercih ediyor. Son dönemde, tüketicilerin tercihlerinde net bir değişim gözlemliyoruz: markalı ürünler her zamankinden daha popüler. Ocak-Haziran 2025 kümüle dönemine baktığımızda, hızlı tüketim ürünleri harcamalarının yarısından fazlasının markalı ürünlere ayrıldığını görüyoruz. Bu oran, geçen yıla kıyasla %4’lük önemli bir artışla %56’ya ulaştı. Bu yükseliş sadece belirli kanallarla sınırlı kalmadı. Markalı ürünler, özellikle fiyat odaklı alışverişin kalbi olan indirim marketleri de dahil olmak üzere, neredeyse tüm perakende kanallarında büyüme gösterdi. Bu durum, tüketicilerin artık sadece fiyata değil, aynı zamanda markaların sunduğu güvene ve kaliteye de daha fazla önem verdiğini ortaya koyuyor. Markalar, ekonomik zorluklara rağmen tüketicinin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.

Ipsos Türkiye

 Türk tüketicisinin alışveriş tercihleri, son dönemde yeni bir tüketim haritası ortaya koyuyor… Her ne kadar indirim marketleri alışveriş kanalları arasındaki liderliğini kararlı bir şekilde sürdürse de, Ocak-Haziran 2025 döneminin asıl sürprizi, yerel zincirlerin gösterdiği dikkat çekici büyüme denilebilir. Diğer yandan, ulusal zincirler istikrarlı bir şekilde büyümeyi sürdürerek ortalama pazar performansına paralel bir seyir izledi. Ancak pazarın diğer ucunda, zor zamanlar geçiren kanallar da mevcut. 2024’te başlayan bağımsız süpermarketlerin küçülme eğilimi bu dönemde hız kazandı. Tekil marketlerin oluşturduğu bu grup, pazar payını hızla kaybediyor. Aynı şekilde, bakkal ve pazar gibi geleneksel kanallardaki harcamaların da azalmasıyla, geleneksel perakendenin toplam payı geriledi. Bu genel düşüşe rağmen, geleneksel kanallar arasında bir istisna parladı: kasaplar, geçen seneki pazar payını korumayı başardı ve bu zorlu dönemde ayakta kalabildi.

Ipsos Türkiye

 Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik; Hane Tüketim Panelinin altı aylık verilerini şöyle yorumladı; 2025 yılının ilk altı ayında hanelerin hızlı tüketim ürünleri harcamaları, geçen yılın aynı dönemine göre %42 oranında arttı. Artış, geçen yıllardaki enflasyon üzerindeki seyrini bırakarak, on iki aylık ortalama enflasyon seviyesine paralel bir seviye göstermiş oldu.

Pandemi sonrası azalan alışveriş sıklığı toparlanmayı sürdürdü; haneler bu beş aylık dönemde 124 kez alışverişe çıkarak pandemi öncesindeki alışveriş sıklıklarına geri döndüler. Her alışverişte ortalama 266 TL harcayan haneler, geçen yıla kıyasla alışveriş başına %17 daha fazla ödeme yaptı. Daha sık alışveriş, aynı zamanda daha az ürün çeşidi içeren, daha küçük sepetlerin de alışverişlerde daha fazla yer tutması demek.

Bu dönemde harcama artışında en çok öne çıkan kategoriler atıştırmalıklar, vücut bakım ürünleri ve ev temizlik ürünleri oldu. Atıştırmalık büyümesinde fiyat artışlarının yanı sıra kategorinin daha sık satın alınması etkili olurken vücut ürünleri kategorisindeki büyüme fiyat artışına rağmen daha fazla talep ile gerçekleşti, ev temizlik ürünleri de özellikle temizlik bezlerine bağlı olarak büyüyor.

Alışverişte en fazla tercih edilen kanal indirim marketleri olmaya devam ederken yerel zincirler 2025’in ilk yarısında en çok pay artıran kanal olarak öne çıktı. Bu büyümede kredi kartı ve nakde ek olarak yemek çeki gibi farklı ödeme yöntemlerinin birlikte kullanılabilmesinin etkisi de var. Geleneksel kanalda ise kasaplar dışındaki tüm kanallar pay kaybetmeye devam etti.

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Fransız peynirleri ile lezzet yolcuğu başlıyor

Four Seasons Hotel Bosphorus, gastronomi tutkunlarını benzersiz bir deneyime davet ediyor. Fransız peynir geleneğinin en seçkin temsilcilerinden biri olan Fromagerie Antony’nin beşinci kuşak ustası Jean-François Antony, 13 – 14 Ekim 2025 tarihlerinde İstanbul’da özel bir peynir tadım akşamı gerçekleştirecek.

Yaklaşık üç saat sürecek bu gastronomi deneyimi, yalnızca 40 davetliye ayrılmış seçkin bir buluşma olacak. Gecenin menüsünde, keçi ve koyun peynirlerinden başlayarak Comté’nin üç farklı olgunlaşma aşaması, beyaz küflü peynirler ve yıkanmış kabuklu peynirler yer alacak, finalde ise meyve bazlı hafif bir tatlı ile Fransız peynir sanatını tamamlayan unutulmaz bir yolculuk sunulacak.

Fransa’nın üç sınır ülkesinin kesişiminde yer alan küçük ama karakter dolu bir köyün hikâyesi yatıyor. Alsace’ın güneyindeki Sundgau bölgesinde konumlanan Vieux-Ferrette köyü, bugün dünyanın en saygın peynir duraklarından birine ev sahipliği yapıyor. Küçük, tarihi sokakları ve yarı ahşap evleriyle tipik Alsace ruhunu yansıtan bu köy, artık yalnızca manzarasıyla değil, benzersiz peynir kültürüyle de tanınıyor. Beş kuşaktır aynı tutkuyla çalışan Antony ailesi, yerel pazarlardaki köklü geleneğini sürdürürken, peynirlerini dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor. Böylece Sundgau’nun özgün ruhunu yaşatırken, peynirin değerini ve zanaatkârlığını da geleceğe taşıyor.

13 Ekim 2025 – Tadım Etkinliği:

https://www.passo.com.tr/en/event/ode-to-bosphorus-fromagerie-jean-francois-antony-fransiz-peynir-sanati-aqua-restoran-istanbul-passo/9251325

14 Ekim 2025 – Tadım Etkinliği

https://www.passo.com.tr/en/event/ode-to-bosphorus-fromagerie-jean-francois-antony-fransiz-peynir-sanati-aqua-restoran-istanbul-passo/9253321

Rezervasyon için: 0212 381 40 00

CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’da iki atama

CVK Park Bosphorus Hotel Istanbul, Ali Özdemir Gelirler Direktörü, Kemal Sarıtaş ise Odalar Direktörü olarak görevlendirildi.

Ali Özdemir kimdir?

2000 yılından bu yana turizm sektöründe aktif olarak görev yapan Ali Özdemir, kariyeri boyunca Barcelo Hotels & Resorts, Wyndham Worldwide ve Hilton Worldwide gibi dünyanın önde gelen otel zincirlerinde farklı pozisyonlarda görev alarak uluslararası otelcilik alanında değerli deneyimler edindi.

2014 yılında CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul bünyesine Rezervasyon ve E-Ticaret Yöneticisi olarak katılan Özdemir, üstlendiği çeşitli sorumluluklarla kariyerinde istikrarlı bir yükseliş kaydetti.

En son  CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’da Gelirler Direktör Yardımcısı görevini yürüten Özdemir, analitik bakış açısı, stratejik gelir yönetimi ve sonuç odaklı yaklaşımıyla öne çıkıyor. Yeni görevinde Özdemir, oda gelirlerini optimize etmeyi, dijital dağıtım kanallarını etkin biçimde yönetmeyi ve pazar trendlerini yakından takip ederek rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Veri odaklı karar süreçleriyle otelin sürdürülebilir büyüme ve kârlılık hedeflerine önemli katkılar sunmayı amaçlıyor.

Kemal Sarıtaş kimdir?

Otelcilik sektöründe 25 yılı aşkın uluslararası deneyime sahip olan Kemal Sarıtaş, kariyerine 1996 yılında Four Seasons Hotel Istanbul at Sultanahmet’te başladı. Ardından Amerika, Mısır ve Türkiye’deki birçok seçkin otelde yöneticilik yaptı. Four Seasons Resort & Club Dallas, Four Seasons Resort Sharm El Sheikh ve Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus gibi dünyaca tanınan tesislerde yöneticilik görevleri üstlenen Sarıtaş, son olarak CVK Park Bosphorus Hotel Istanbul’da Misafir Hizmetleri Müdürü olarak görev yapıyordu. Yeni görevinde Sarıtaş; uluslararası operasyonel tecrübesi ve güçlü liderlik yetkinlikleriyle ekip gelişimine, misafir deneyimini mükemmelleştirmeye, hizmet kalitesini yükseltmeye ve operasyonel verimliliği artırmaya odaklanıyor.

50’yi aşkın ülkeden profesyoneller Bakery Plus’ta buluşuyor

Unlu mamüller, pastacılık, dondurma ve çikolata sektörünün bölgedeki en kapsamlı etkinliklerinden biri haline gelen BAKERY PLUS – 6. Ekmek, Pasta Makineleri, Dondurma, Çikolata ve Teknolojileri Fuarı, 16–19 Ekim 2025 tarihleri arasında kapılarını açmaya hazırlanıyor.

2023 yılında 38 ülkeden binlerce profesyoneli ağırlayarak büyük başarıya imza atan fuar, bu yıl 50’den fazla ülkeden ziyaretçi ve 25 bini aşkın sektör profesyonelini bir araya getirecek.  BAKERY PLUS, yalnızca Türkiye’nin değil; Balkanlar, Türki Cumhuriyetler, Orta Doğu ve Kuzey Afrika gibi çevre coğrafyaların da ilgiyle takip ettiği önemli bir iş platformu olarak dikkat çekiyor. Messe Stuttgart Ares Fuarcılık tarafından organize edilen, sektörün büyüme potansiyelini destekleyen en güçlü ticaret platformlarından biri olan Bakery Plus, sektörün öncü firmalarını yatırımcılar, işletmeciler ve karar vericilerle buluşturacak.

Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?

Dünya Sağlık Örgütü tarafından “modern çağın salgını” olarak tanımlanan obezite son yıllarda dünya genelinde hızla yaygınlaşıyor. Küresel verilere göre, günümüzde dünyada her 8 kişiden 1’i obezite hastası. Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 43’ü fazla kilolu, yüzde 16’sı obezite sınıfında. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, Türkiye’de tablonun daha da dikkat çekici olduğunu belirterek, “Ülkemizde yetişkinlerin yaklaşık yüzde 32’si obezite hastası, nüfusun üçte ikisi ise fazla kilolu. Yani, ülkemizde her 3 kişiden 1’i obezite, 2 kişiden 1’i de fazla kilo sorunu yaşamaktadır. Bu oranlar Türkiye’nin Avrupa’nın en kilolu ülkelerinden biri haline geldiğini ortaya koymaktadır” uyarısında bulunuyor. En önemli nedenleri arasında hareketsiz yaşam tarzı, yüksek kalorili fast-food beslenme alışkanlıkları, artan ekran süresi ve uyku bozukluklarının yer aldığı obezite sadece sağlığı değil,  yaşam  süresini de olumsuz etkiliyor. Araştırmalar, ağır obezite hastalarının hayatını ortalama 8–10 yıl daha erken kaybettiğini ortaya koyuyor.

Doç. Dr. Eyüp Gemici

Doç. Dr. Eyüp Gemici

Obezite cerrahisi hayat kurtarıyor!

Çağımızın önemli sorunu olan obezite; diyabetten kalp hastalıklarına, infertiliteden depresyona, Alzheimer’dan felce kadar çok geniş bir yelpazede ciddi riskler oluşturuyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 5 milyon insan obeziteye bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Ülkemizde de kalp krizi, inme ve diyabet kaynaklı ölümlerin önemli bir kısmının temelinde obezite yatıyor. Obezite oranlarında yaşanan artış ve hastalığın sebep olduğu ciddi riskler nedeniyle obezite cerrahisine olan başvurular da gün geçtikçe artıyor. Genel  Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, toplumda çoğu zaman sadece bir “zayıflama ameliyatı” olarak görülen obezite cerrahisinin aslında kişinin yaşam kalitesini ve süresini doğrudan artıran hayati bir gereklilik olduğuna işaret ederek, “Çünkü cerrahi yöntem sonrasında sadece kilo kaybı olmamakta; tip 2 diyabet gerilemekte, hipertansiyon kontrol altına alınmakta, uyku apnesi düzelmekte ve kalp krizi ile inme riski belirgin şekilde azalmaktadır. Obezitenin yaşam beklentisini 10 yıla kadar kısaltabildiği düşünüldüğünde, cerrahinin doğru hastada uygulanmasının ömre yıllar ekleyebildiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır” diyor.  Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi hakkında en çok merak edilen soruları yanıtladı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Obezite tedavisinde hedef nedir?

Obezite tedavisinde asıl hedef, fazla kilolarla birlikte obezitenin yol açtığı tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi, infertilite ve eklem problemleri gibi hastalıkların kontrol altına alınmasıdır. Başlangıçta diyet, düzenli fiziksel aktivite, uyku düzenlemesi ve davranış değişiklikleri obezitenin temel tedavi yöntemlerini oluşturuyor. Ancak ileri evre obezitede bu yöntemler çoğu zaman kalıcı sonuç vermiyor. Bu noktada obezite cerrahisi, uzun dönemli başarı şansı yüksek tedavi seçeneği olarak öne çıkıyor.

Obezite cerrahisine ne zaman başvuruluyor?

Obezite cerrahisi, mide ve bağırsaklarda yapılan cerrahi değişikliklerle hem besin alımını kısıtlayan, hem de hormonal ve metabolik düzenlemeler sağlayan işlemlerin genel adıdır. Sıklıkla “zayıflama ameliyatı” olarak bilinse de esasen bu ameliyatların amacı metabolik hastalıkları kontrol etmek, yaşam kalitesini artırmak ve süresini uzatmaktır. Uluslararası kılavuzlara göre, vücut kitle indeksi (VKİ) 40 kg/m² ve üzeri olan hastalarda cerrahi tedavi öneriliyor.  Ayrıca, VKİ 35–40 kg/m² arasında olup tip 2 diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi ek hastalıklara sahip olan hastalarda da cerrahi güçlü bir seçenek olarak ön plana çıkıyor. Güncel bilimsel veriler, VKİ 30–34,9 aralığında olup kontrolsüz tip 2 diyabet gibi ciddi metabolik sorun yaşayan hastalarda da ameliyatın faydalı olabileceğini gösteriyor.

Kimler obezite cerrahisinden yararlanabiliyor?

Her hasta, multidisipliner bir kurul (cerrah, endokrinolog, anestezi uzmanı, diyetisyen ve psikiyatrist) tarafından detaylı şekilde değerlendiriliyor.  Kondisyonu yeterli olan, daha önce diyet ve medikal tedavi yöntemleriyle kalıcı başarı sağlanamamış, ameliyat sonrasındaki takiplere uyum gösterebilecek, ciddi psikiyatrik engeli olmayan kişiler ameliyat için aday oluyorlar.

Obezite cerrahisi riskli bir yöntem mi?

Her cerrahi girişimde olduğu gibi obezite cerrahisinin de riskleri mevcut. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, ancak laparoskopik yöntemlerin yaygınlaşması, anestezi güvenliğinin artması ve deneyimli cerrahların uygulamaları sayesinde bu risklerin günümüzde oldukça düştüğünü anlatarak, “Büyük serilerde ölüm oranı yüzde 0,1 civarındadır, yani safra kesesi ameliyatı ile benzer düzeydedir. Obezite cerrahisi doğru merkezde ve uzman ekiplerce uygulandığında güvenli bir tedavi seçeneğidir. Üstelik obezitenin yol açtığı kalp hastalığı, felç ve erken ölüm riskiyle karşılaştırıldığında, cerrahinin sağladığı faydalar çok daha ağır basmaktadır” diyor.

Ameliyata hazırlık sürecinde nelere dikkat edilmeli?

Hazırlık sürecinde, detaylı kan tetkiklerinden endoskopik incelemeye kalp ve akciğer sistemini ortaya koyan yöntemlerden psikiyatrik değerlendirmeye ve diyete kadar pek çok yönteme başvuruluyor. Doç. Dr. Eyüp Gemici, “Ameliyat öncesinde sigaranın bırakılması, düzenli yürüyüş yapılması ve vitamin-mineral eksikliklerinin giderilmesi, potansiyel riskleri ciddi ölçüde azaltırken hastanın süreçten faydasını maksimum düzeyde artırmaktadır” diye konuşuyor.

Obezite cerrahisinde hangi yöntemler uygulanıyor?

Günümüzde obezite cerrahisinde her yöntemin avantajları ve dezavantajları olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Eyüp Gemici, “Örneğin reflüsü olan hastalarda bypass daha uygun olabilirken, reflüsü olmayan genç hastalarda tüp mide daha çok tercih edilmektedir” bilgisini veriyor. Doç. Dr. Eyüp Gemici, obezite cerrahisi yöntemlerini şöyle özetliyor:

Sleeve gastrektomi (Tüp mide ameliyatı): Midenin yüzde 70–80’inin çıkarıldığı bu yöntemde mide tüp şeklini almaktadır. İştah hormonu olan ghrelin azalmakta, hasta daha az yemekle doyar hale gelmektedir.

Roux-en-Y gastrik bypass: Küçük bir mide poşu oluşturulmakta ve ince bağırsak yeniden düzenlenmektedir Hem kilo kaybı hem de metabolik hastalıkların kontrolünde oldukça etkili bir yöntemdir.

Mini gastrik bypass: Yaklaşık 6 – 8 cm uzunluğunda bir mide poşu oluşturulup belirli bir miktar bağırsak sindirim dışında tutulmaktadır. Tek bir bağlantı yapılması nedeniyle kısa sürede uygulanabilmektedir.

Günlük yaşama ne zaman dönülüyor?

Hastaların ameliyat sonrasında genellikle 3–4 gün içinde taburcu edildiğini anlatan Doç. Dr. Eyüp Gemici, “Masa başı çalışanlar 1–2 hafta içinde işlerine dönebilir. Daha aktif işlerde çalışanlarda bu süre 3–4 haftayı bulabilir. Spor aktivitelerine dönüş ise ortalama 6–8 hafta içinde gerçekleşir” diyor.

Kilo kaybı ne zaman başlıyor?

Obezite cerrahisinin hemen ardından mide hacminin küçülmesi nedeniyle alınan besin miktarı azalıyor, iştah hormonu ghrelinin azalmasıyla birlikte açlık hissi belirgin şekilde düşüyor.  Dolayısıyla, hastalar neredeyse ilk haftalardan itibaren kilo kaybetmeye başlıyor, ilk 1–3 ayda en hızlı kilo kaybı yaşıyorlar.  Doç. Dr. Eyüp Gemici, ameliyatın üzerinden 6–12 ay geçtiğinde fazla kiloların büyük kısmının kaybedilmiş olduğunu vurgulayarak, sözlerine şöyle devam ediyor:  “Çalışmalar, hastaların ilk 6 ayda fazla kilolarının yarısını, birinci yılın sonunda ise yüzde 60–80’ini verdiklerini göstermektedir. İkinci yıldan itibaren kilo kaybı daha yavaş ilerlemekte ve dengelenmektedir. Bu noktadan sonra amaç, mevcut kilonun korunmasıdır.”

Ameliyat sonrasında tekrar kilo alma riski var mı?

Obezite cerrahisi sonrasında çoğu hasta ilk yıllarda fazla kilolarının büyük kısmını kaybediyor. “Ancak bu kaybın kalıcı olması hastanın yaşam tarzı kurallarına uyumuna bağlıdır” uyarısında bulunan Doç. Dr. Eyüp Gemici, “Eğer beslenme kurallarına uyulmaz, egzersiz ihmal edilir ya da düzenli doktor ve diyetisyen kontrolleri aksatılırsa, zamanla verilen kiloların bir kısmı geri alınabilir. Araştırmalar, hastaların yaklaşık dörtte birinde uzun vadede belirli ölçüde kilo artışı görülebildiğini göstermektedir. Yüksek kalorili sıvılar, sık atıştırma, düşük protein alımı ve hareketsiz yaşam bu duruma en çok zemin hazırlayan faktörlerdir” diyor.

Obezite cerrahisinden sonra nelere dikkat etmeli?

Obezite cerrahisi sonrasında kalıcı başarı, hastaların yaşam tarzı değişikliklerine uyum göstermesine bağlı oluyor. Küçülmüş mideye uygun şekilde beslenmek, küçük porsiyonlar halinde ve yavaş yemek, erken doygunluğu fark etmek açısından önem taşıyor. Yemeklerle birlikte sıvı alınması sindirimi bozup mideyi hızla doldurabileceğinden, sıvıların öğünlerden en az yarım saat önce ya da sonra tüketilmeleri gerekiyor. Beslenmede protein öncelikli olmalı; çünkü yetersiz protein kas kaybına ve metabolik dengenin bozulmasına yol açabiliyor. Ayrıca ameliyat sonrasında vitamin ve mineral emilimi değiştiği için özellikle B12, demir, kalsiyum ve D vitamini takviyelerinin düzenli alınması önem taşıyor. Kilo kaybının sürdürülebilmesi için düzenli fiziksel aktivite yapılması son derece önemli; başlangıçta yürüyüşlerle başlanıp zamanla daha yoğun egzersizlere geçilmesi öneriliyor.

Shake Shack’ten jalapeno ranch

Shake Shack’ten jalapeno ranch

Shake Shack, menüsüne kattığı yeni tatla bu kez damaklara heyecan verici bir lezzet deneyimi getiriyor. Jalapeño’nun kendine has acısını, ranch sosun kremamsı dokunuşuyla buluşturan yeni Jalapeño Ranch Serisi, ilk ısırıkta bile bağımlılık yaratacak kadar iddialı.

Jalapeño Ranch Burger, sulu ve lezzetli dana burgeri, biberli jack peynirinin cezbedici aromasıyla zenginleştiriyor. Domatesin tazeliği, çıtır marulun ferahlığı ve dana fümenin doyulmaz aroması, turşu jalapeño biberlerinin keskin tadı ile buluşuyor.

Tavuk severler için hazırlanan Jalapeño Ranch Chicken, altın renginde kızarmış çıtır tavuk göğsünü, turşu jalapeño biberleri, dana fümenin ve marul ile bir araya getiriyor. Yine o eşsiz jalapeñolu ranch sos, her lokmada damağınızda iz bırakıyor.