Yazılar

Anadolu Efes’den “Akıllı Bira Musluğu”

Anadolu Efes’den “Akıllı Bira Musluğu”

Türkiye’de yeme içme sektörünün gelişimine katkıda bulunmak için yatırımlarını sürdüren Anadolu Efes, son yıllarda girişimcilik ekosistemini de bu amaçla desteklemeye devam ediyor.

Birlikte iş modeli oluşturduğu girişimlerden birisi de 2015’ten bu yana çalıştığı ve pazara akıllı bira otamatıyla açılan, rotası Silikon Vadisi’ne kadar uzanan Pubinno.  Pubinno’nun yapay zekâ teknolojileri ile geliştirdiği “Smart Tap (Akıllı Bira Musluğu)” kafe-bar ve restoranların kalite ve operasyonel verimliliklerini iyileştirme imkânı sunuyor. Geliştirdikleri çözümlerin temelinde IoT, Robotik ve AI teknolojileri yer alan Pubinno, Anadolu Efes iş birliği ile 6 şehre ulaşırken, şu an 9 ülkede yüzlerce işletmede kullanılıyor.

Geçen yıl “En Etkili Şirket / Yeni Girişim İş Birliği” ödülünü alan Anadolu Efes ve Pubinno, fikir aşamasından bu yana birlikte çalışarak Türkiye’den dünyaya açılan bir ürün ortaya koydu. Anadolu Efes, birlikte çalıştığı iş ortaklarını desteklemeye ve sektörünün gelişimine katkıda bulunmaya devam ediyor.

Pubinno’nun patentli “Akıllı Bira Musluğu” teknolojisi, Anadolu Efes’in iş ortakları, biralarını tüketicilere ideal soğuklukta ve her seferinde doğru miktarda servis edilmesine olanak sağlıyor. Aynı zamanda işletme sahipleri, ürünlerin başında yer alan akıllı musluklar sayesinde satış verilerini, fıçıdaki basıncı, sıcaklığı anbean telefonlarındaki mobil uygulamadan da takip edebiliyor.

İşletmelerin en büyük sorunlarından biri olan fıçılardaki fire oranını da %50’ye varan seviyelerde düşüren bu teknoloji üzerinde Anadolu Efes’in kalite ekibi ve Pubinno girişimcileri birlikte çalıştı. Smart Tap teknolojisi şu an Türkiye’de yüzlerce Anadolu Efes iş ortağı kafe-bar ve restoranlarda kullanılıyor.

Sürdürülebilir, yüksek hijyenik standartlar ile içeceğinizi gönül rahatlığıyla tüketin

Pubinno’nun iki senedir Ar-Ge çalışmalarını yürüttüğü yeni ürünü UClean, fıçı biraya yüksek hijyen standardı getiriyor. Dünyanın ilk yapay zekâ tabanlı bira hattı temizleme cihazı olan UClean, her hatta ve bira tipine özel bakım yapıyor. UClean, patentli türbülans teknolojisi sayesinde mikro-organizmaları ve kalıntıları temizlerken 4 musluğa aynı anda bakım yaparak hızlı, çift yönlü ve yüksek basınçla mükemmel ve etkili temizlik gerçekleştiriyor. Seçilen mekanlarda pilot uygulaması devam eden UClean teknolojisi, bu mekanlardan alınan verilere göre manuel bakım ile karşılaştırıldığında 5 kat daha tasarruflu ve hızlı bakım yapmasıyla dikkat çekiyor. Ayrıca hızlı bakım yapması sebebiyle de su israfını önleyerek doğal kaynakların sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor.

“İlham veren girişimcilik hikayelerini çoğaltmak istiyoruz”

Genç girişimcilerin Anadolu Efes’in hayatında önemli bir yeri olduğunu ve girişimcilik konusunda ilham veren hikayeleri çoğaltmak istediğini belirten Anadolu Efes Genel Müdürü Tuğrul Ağırbaş, şunları söyledi:

“İşletmelerin bira fıçılarındaki fire oranlarını düşüren, biranın ideal soğuklukta ve miktarda servis edilmesini sağlayan “Smart Tap (Akıllı Bira Musluğu) Projesi” sayesinde bar teknolojileri konusunda global 7 Start-Up’tan birisi olarak gösterilen Pubinno’nun yanında olmaktan gurur duyuyoruz. Bu anlamda sektörümüzün gelişimine katkı sağlamaktan, bunun dünyaya yayıldığını görmekten de mutluyuz.

Pubinno’nun Smart Tap projesi, iş birliğimiz ile yüzlerce satış noktasına ulaştı. U-Clean sistemini de globalde göreceğimize ve birçok ülkede deneyim yaşatacağına inancımız tam.”

Ağırbaş, destek oldukları tüm girişimleri birer ekosistem ortağı olarak gördüklerini, ikinci 50 yıllarında da yeni girişimlerle sektör ve topluma faydalı olacak işler ortaya çıkarmayı planladıklarını dile getirdi.

Pubinno teknolojilerinin endüstri standardı olacağına inanıyorum”

Pubinno kurucu ortağı ve CEO’su Can Algül “Sürdürülebilir hijyenik standartlar geliştirmek amacıyla çıktığımız yolda, bugün 15 milyon bardağın sunumunu yapmaktan mutluyuz. Bu yolda da en büyük destekçimiz Anadolu Efes oldu. Bugün, 5 ülkede operasyonlarımız devam ediyor. Hijyenin bu kadar öne çıktığı bir dönemde de yeni ürünümüz için çok heyecanlıyız. ‘Internet of Beer’ konseptinde tüm paydaşları birbirine bağlayarak yüksek verimlilik ve kalitede operasyon sağlamak için çalışıyor, sürdürülebilir bir dünyaya katkıda bulunuyoruz. Bizler tasarruf ve kalite standartlarını düşünerek bir yola çıktık ve rotamız Silikon Vadisi’ne kadar uzandı. Bu bağlamda yapacak daha çok işimiz olduğunu da biliyoruz” dedi.

 

NG Sapanca Enjoy

NG Sapanca Enjoy

Sapanca ve Afyon’da yer alan otelleriyle turizm sektörüne yepyeni bir hizmet anlayışı kazandıran NG Hotels, ailesine konforun ve lüksün sınırlarını aşan yeni bir üye kazandırdı. Doğayla iç içe konumu ve modern tasarımıyla misafirlerini aradıkları tatil ortamıyla buluşturan NG Sapanca Enjoy, çocuklu aileler, romantik çiftler ve şirket organizasyonları için, “Hayat Enjoy’da güzel!” sloganını her detayında yaşatıyor.

NG Sapanca Enjoy, yüksek standartları ve misafirlerinin konforu için sunduğu eşsiz imkanlarıyla doğa, orman ve göl tutkunlarına hayatı yeniden yaşatıyor. Orman, havuz, göl manzaralı 270 odası ile hizmet veren ve 5 yıldızlı otel kavramını yeniden tanımlayan NG Sapanca Enjoy, aynı zamanda pandemi sürecinde Türkiye’nin yeni açılan ilk büyük oteli olma özelliğini taşıyor.

Ailece ya da baş başa en güzel tatil

NG Sapanca Enjoy, herkese uygun farklı aktiviteleriyle doğanın kalbinde ailecek tatil yapmanın keyfini sunuyor. Misafirlerini yemyeşil ormanın içinde, kuş cıvıltıları eşliğinde, keyifli ve özel anlar yaşamaya davet eden NG Sapanca Enjoy, baş başa tatil yapmak isteyenleri de aşk ve romantizmle buluşturuyor. Sevdikleriyle sakin bir tatil geçirmek isteyenler, otelin sunduğu “Lüks Wellness” konsepti ve “Orman Terapisi” eşliğinde yepyeni anılar biriktirebiliyorlar.

Dünyaca ünlü lezzetlere yolculuk

NG Sapanca Enjoy, 2 restoran, 1 snack, 2 bar, 1 cafe, 1 dondurma dükkânından oluşan lezzet noktalarıyla tüm misafirlerinin damak tadına hitap ediyor. Türk ve dünya mutfaklarından farklı lezzetleri bir araya getiren otel, yeşil alanların geniş yer kapladığı özel konseptli restoranlarıyla misafirlerini dünya turuna çıkarıyor. En özel yemekleri en güzel sunumlarla buluşturan Ihlamur Restoran, misafirlerine unutamayacakları bir ziyafet yaşatıyor. Türk ve dünya mutfağından özenle seçilmiş alternatifler sunan Safran A’la Carte Restoran, ustalık gerektiren Damla Sakızlı Etli Lebeniye, Buharda Cam Kavanozda Somon Balığı, Antep Fıstıklı Saç Arası gibi lezzetleri, göz alıcı sunumlarla buluşturuyor. Havuz kenarında konumlanan Lavanta Havuz Restoran, misafirlerine unutulmaz anlar yaşatıyor. Sessizliği sevenler için adeta bir cennet yaratan Melisa Sessiz Salon, dinlenerek vakit geçirmek isteyenler için özel lezzetleriyle huzurlu bir ortam yaratıyor. Tüm gün boyunca kesintisiz spor yayını izlemek isteyenler için muhteşem bir atmosfer sunan Sports Bar, konsepti ve tasarımıyla kendine hayran bırakıyor. Kara Buğdaylı Çipahorta Salatası, Gavut ile Kaplanmış Organik Tavuk But gibi lezzetlerle diyetine dikkat eden misafirlerine oda servisinde farklı alternatifler sunan NG Sapanca Enjoy, Ice Cream Shop’ta yer alan kendi imalatlarını yaptıkları çeşit çeşit dondurmalarıyla da her yaştan misafirinin gönlünü fethediyor.

Minik misafirler için mutluluk dağıtıyor

NG Sapanca Enjoy, çocuklara özel alanları ile hem eğlenceli hem de verimli bir tatil imkânı sunuyor. Kendilerine ayrılmış alanlarda gözetmenler eşliğinde eğlenen minik misafirler, çeşitli oyunlarla ve eğitici aktivitelerle zaman geçirirken konaklamaları boyunca güzel anılar biriktiriyorlar.

Her türlü toplantı için üst düzey toplantı odaları

Şehrin kalabalığından ve stresinden uzakta, yepyeni bir yaşam tarzı sunan NG Sapanca Enjoy’un en yüksek teknoloji kullanılarak donatılan ses geçirmez duvarları, eşsiz akustik ve ışıklandırma sistemine sahip toplantı salonları, her türlü toplantı için ideal bir ortam sunuyor. Tamamı gün ışığı alan, bin 400 metrekareye kadar alternatif büyüklükte 10 toplantı salonuna sahip olan otel, bilinen toplantı ve konferans konseptlerini adeta yeniden tanımlıyor. “Business Wellness” ayrıcalığını yaşatan toplantı salonları, kongre ve konferanslardan, ürün lansmanlarına ve özel etkinliklere kadar her türlü toplantıya ev sahipliği yapıyor. NG Sapanca Enjoy’da konumlandırılan doğanın içindeki “Taş Ev’” ise davetlere üst düzey bir boyut kazandırıyor.

Kadınlara ve erkeklere özel ayrıcalıklı SPA hizmeti

NG Sapanca Enjoy’un 4 bin 600 metrekarelik alanda konumlandırdığı, misafirlerinin ruhunu ve bedenini tazeleyerek şifa dağıtan SPA alanı; kadın, erkek ve karma olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. “İyi yaşam”ın şifresini veren Aliva SPA, misafirlerini dinlendirirken yeniliyor. Çocuklu aileler için oluşturulan aile hamamları da SPA merkezinin vazgeçilmezlerinden biri. Huzur veren ortamında rahatlamanın ve dinlenmenin keyfini yaşatan Aliva SPA’nın yalnızca kadınlara ayrılan özel bölümünde; bakım alanı, Infrared Sauna, macera duşu, hamam, kese, ılıklık, Fin saunası, buhar odası, dinlenme odası ve kar çeşmesi bulunuyor. Her detayın konforla tasarlandığı Erkek SPA bölümünde; Infrared Sauna, kar çeşmesi, hamam, kese, ılıklık, fin saunası, buhar odası, tepideryum ve teraslı dinlenme odası yer alıyor. Karma SPA alanı ise misafirlerine sunduğu ayrıcalıklarla zamana meydan okuyor. Rahatlatıcı ve dinlendirici etkisiyle yenilenmeyi sağlayan Aliva SPA’nın bu bölümünde; sauna, buhar odası, tepideryum, macera duşu, kar çeşmesi ve dinlenme alanı yer alıyor. Ayrıca bu bölümde masajlar, hamam ritüelleri, özel bakımlar ve aromaterapi masajlarıyla çok özel SPA menüsü sunuluyor.

Eğlencenin tadını havuzda çıkarın

NG Sapanca Enjoy’da yer alan 5 kapalı, 2 açık olmak üzere toplam 7 havuz ve 1 Aquapark’la tatilde eğlencenin tadı havuzlarda çıkıyor. Misafirlerine diledikleri gibi zaman geçirme ve doyasıya eğlenme imkânı sunan havuzlar, sadece çocukların değil yetişkinlerin de vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Ayrıca NG Sapanca Enjoy’da her yaş için harika bir oyun dünyası bulunuyor. Air Soft Poligon, Bilardo, Masa Tenisi, Nostalji Atari, Air Hokey, Langırt, Hareketli Basket Makinası, Sony Playstation 4 ve VR ile keyifle zaman geçirenler, N’joy Game Center’ın tutkunu oluyor.

NG Sapanca Enjoy’da sanatsal dokunuşlar

Her ayrıntısı büyük titizlikle donatılan NG Sapanca Enjoy’un lobi bölümü de misafirlerini çok özel sanatsal eserlerle karşılıyor. Lobi alanında ve otelin bazı noktalarında yer alan porselen, seramik, cam, metalden oluşan heykel ve objeler otel ambiyansına büyük keyif katıyor. Ayrıca, antika değeri olan ve yıllar öncesinden günümüze korunarak taşınan özel otomobil, motosiklet ve benzeri bazı araçlar da lobi alanında en çok ilgi gören objeler arasında yer alıyor.

NG Sapanca Enjoy’un sembolü ıhlamur ağacı

NG Sapanca Enjoy Hotel’de üzerinde büyük titizlikle durulan çalışmalardan biri de mevcut yeşilin korunup üzerine yeni ağaçların dikilmesi peyzaj ve bahçe düzenlemesi oldu. Ayrıca NG Sapanca Enjoy girişinde yer alan ve otelin sembolü haline gelen dev ıhlamur ağacı duruşu ve güzelliği ile herkesi mest ediyor.

Ford 2021 Yılı Trend Raporu’nu açıkladı

Ford 2021 Yılı Trend Raporu’nu açıkladı

Pandemi ile birlikte değişen davranışlar, önümüzdeki dönemi nasıl etkileyecek?

 Ford’un 2021 Yılı Trend Raporu, insanların dünya çapında sorunlarla başa çıkma yöntemlerini ve değişime ayak uydurma güçlerini öne çıkarıyor. 14 ülkeyi kapsayan anket, ailelerin ve bireylerin işyerinde, aile yaşamlarında, sosyal çevrelerinde ve ayrıca, ürün ve hizmet tüketiminde kuralları nasıl yeniden yazdıklarını ortaya koyuyor.

 

  • Rapora göre, pandemi döneminde küresel ölçekte tüketicilerin %69’u dünyada yaşanan değişiklikler karşısında kendisini bunalmış hissettiğini belirtirken, pandemi sırasındaki değişikliklere ise ne kadar iyi adapte oldukları sorulduğu zaman, %47’si bunun ‘hayal ettiklerinden daha kolay’ olduğunu söylüyor.

 

  • Pandemi dönemindeki değişime direnç ve uyum sağlama konusunda kuşaklar arasında şaşırtıcı farklılıklar olduğu görülüyor. Z Kuşağı katılımcıların %63’ü uyum sağlamanın düşündüklerinden daha zor olduğunu söylerken Boomer kuşağında bu oran %42.

2020, hiç kimsenin öngöremediği bir yıl oldu. Ekonomik, politik ve duygusal kaosa yol açan COVID-19, bireylerin, ailelerin, sağlık sistemlerinin ve toplumdaki her sektörün sınırlarını test etti. Bununla birlikte pandemi, insanların başa çıkma ve uyum sağlama yolları bulma konusunda ne kadar başarılı olabileceğini de gösterdi.

Ford, bu yıl dokuzuncusunu yayınladığı ‘2021 Geleceğe Bakış’ trend raporunda, pandemi süreciyle yaşanan değişikliklerin 2021’de ve sonrasında dünyamızı nasıl etkileyebileceğini anlamak için tüketici davranışlarındaki ve tutumlarındaki değişiklikleri analiz ediyor.

Amerika, Asya, Avrupa ve Orta Doğu’da 14 ülkeyi kapsayan global araştırmada öne çıkan tüketici trendleri şöyle:

 

  • Basınç Noktaları: Covid-19’a yakalanma korkusu ve pandeminin eğitim, istihdam ve diğer alanları nasıl etkileyeceğine dair kaygılar sebebiyle dünya çapında endişe oldukça yüksek. Yetişkinlerin %63’ü bir yıl öncesine kıyasla daha stresli hissettiklerini, 5 kişiden 4’ü duygusal sağlık durumlarıyla daha çok ilgilenmeleri gerektiğini söylüyor. Salgının ruh sağlığı üzerindeki etkilerininin son derece farkında olan insanlar, bu durumla başa çıkmak ve bağlantı kurmak için yenilikçi yollar buluyor.

 

  • Kaçış Aracı: İş ve özel hayat arasındaki sınırlar kaybolmaya başladıkça “Bugün günlerden ne?” herkesin sorduğu ortak bir soru haline geldi. Tüketiciler, pandeminin ve evde kapalı kalmanın tekdüzeliğini aşmak için yeni kaçış yolları ararken pek çoğu kaçış için araçlarına sığınıyor. Küresel ölçekte aracı olan her 4 yetişkinden 1’den fazlası aracını rahatlamak için kullandığını söylüyor. Her 5 kişiden yaklaşık 1’i aracını yalnız kalmak, %17’si ise çalışmak için kullandığını ifade ediyor.

 

  • Yalnızlık: Pandemi, tüketicilerin arkadaşlığa duydukları ihtiyacı öne çıkarırken aile olma hissini de yeniden şekillendirdi. Yalnızlık, dünya çapında çok yaygın, her iki kişiden biri düzenli olarak kendisini yalnız hissettiğini söylüyor. Bunu en yoğun hissedenler ise genç kuşaklar. Kendisini düzenli olarak yalnız hissettiğini söyleyen Z kuşağının oranı Boomer kuşağının yaklaşık 2 katı (%64 ve %34). Sonuç olarak, pek çoğu nerede yaşayacağını yeniden düşünüyor, ailesine yakınlaşıyor ve çevrimiçi ya da çevrimdışı olsun arkadaş edinmenin yeni yollarını buluyor.

 

  • Farkındalık: Pandeminin özellikle az gelirli topluluklar, etnik azınlıklar ve kadınlar üzerindeki orantısız olumsuz etkisi ile dünya genelindeki eşitsizliklerde ve dengesizliklerde uçurumlar büyüyor. Tüketicilerin bu uçuruma karşı farkındalığı arttıkça markalar aktivist ve girişimci duruşlarını ön plana çıkarıyor. Küresel ölçekte yetişkinlerin %76’sı markaların sosyal konularda bir duruş sergilemesini beklediklerini, %75’i ise markaların günümüzde doğru şekilde hareket etmeye çalıştıklarını düşünüyor.

 

  • Yeni normal: Neyi nasıl satın aldığımız pandemi döneminde ciddi bir dönüşüm geçirdi. Büyük veya küçük ölçekli olsun, şirketler baş döndürücü bir hızla bu dönüşüme uyum sağlarken pek çok tüketici yeni normali benimsiyor ve keyfini çıkarıyor. Küresel ölçekte yetişkinlerin % 75’i pandemi başladığından beri şirketlerin alışveriş deneyiminde yaptıkları iyileştirmeleri beğendiğini, % 41’i ise pandemi öncesindeki alışveriş yöntemlerine geri dönmek istemediklerini söylüyor.

 

  • Trafikte Dönüşüm: Pandemi eve sıkışıp kalmışız gibi hissettirmiş olsa da aslında yerimizde durmadık. Pandemiyle birlikte bireysel ulaşım da gelişiyor. Bisiklet satışları sıçrama yaparken şehirler bisikletçilere yer açmak için sokakları kapatıyor. İnsanlar kendi ortamlarını kontrol edebildikleri için otomobil alımına yöneliyor. Akıllı kent planlamalarıyla otonom sürüşün daha kapsamlı uygulanması ivme kazanıyor. Dünya çapında yetişkinlerin % 67’si “otonom araçların geleceği konusunda umutlu” olduklarını söylerken ebeveynlerin % 68’i çocuklarını bir yabancı yerine sürücüsüz bir otomobile emanet etmeyi tercih ettiklerini ifade ediyor.

 

  • Sürdürülebilirlik: Pandeminin ilk günlerinde dünya çapında sokağa çıkma kısıtlamaları uygulanırken hava kalitesindeki iyileşme “sürecin olumlu yanı” olarak kendini gösterdi. Ancak, plastik ve diğer tek kullanımlık malzeme tüketimi arttıkça bu iyimserlik hızla azaldı ve sürdürülebilir olmanın ve sürdürülebilir kalmanın her zaman eş zamanlı ilerlemediği görüldü. Özellikle genç kuşaklar bu durumdan kaygı duyuyor. Küresel ölçekte Z kuşağı çalışanların % 46’sı pandeminin bizi daha savurgan hale getirdiğini, %47’si ise pandeminin uzun vadede çevreyi olumsuz etkileyeceğini söylüyor.  

Çocuklarda yüksek ateşe dikkat!

Çocuklarda yüksek ateşe dikkat!

Farklı sebeplerle sıklıkla görülen yüksek ateş, ebeveynlerin bebeklerinde karşılaşmaktan en korktukları durumlar arasında yer alır. Bir hastalık bulgusu olarak algılanan ateş, kimi zaman vücudun geliştirdiği bir savunma hareketiyken, kimi zamansa bir rahatsızlığın ilk belirtisi olabiliyor. Bu noktada bebeklerde görülen ateşin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Avrasya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ersin Sarı, konu hakkında önemli bilgiler veriyor.

Ateş, çocuğunuzun vücudunun enfeksiyonla mücadele ettiği anlamına gelir

Bebeklerin bağışıklık sistemi büyümelerine bağlı olarak gelişmekte, bebekler bu süreçte çeşitli hastalıklara karşı daha savunmasız olabilmektedir. Çeşitli sorunlara bağlı olarak ortaya çıkan ateş ise ebeveynlerin en önemli endişelerinin başında gelmektedir. Genel anlamda bilinmesi gereken en önemli unsur, ateş bir hastalık değil, bir rahatsızlığın göstergesi olarak vücudun gösterdiği tepkimedir.

Bebeklerde normal kabul edilen vücut ısısı kaçtır?

Bir bebeğin normal vücut sıcaklığı yetişkin bir bireye oranla daha yüksektir. Bu noktada normal kabul edilen 35- 37 derece iken bir bebeğin vücut sıcaklığı ise 35-37,5 arasında değişmektedir. 38 derece ise bebekler için önemli bir sınırdır ve hafif derecede ateş olarak kabul edilir. Ancak bu sınırı aşan derecelerde mutlaka kontrol altına alınması gerekmektedir. Bu durumda bebeğin vücut sıcaklığı 38,5 derece olduğunda menenjit başta olmak üzere birçok hastalık riski göz önünde alınarak doktora gidilmelidir.

Bebeğin vücut ısısı ölçülen bölgelere göre farklılık gösterir. Bu sebeple bu durum göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır.

  • Kulak: 38 derece
  • Alın: 37,5 derece
  • Koltukaltı: 37,3 derece
  • Makat: 38 derece ise yüksek ateş olarak tanımlanır.

Bebeklerde ateşin yükselme nedenleri nelerdir?

  • Diş çıkarma dönemleri,
  • Gribal enfeksiyonlar,
  • İdrar yolu enfeksiyonları,
  • Üst solunum yolu hastalıkları,
  • İshal,
  • Orta kulak iltihabı,
  • Bulaşıcı hastalıklar,
  • Zaman zamansa güneş çarpması gibi sebepler yüzünden bebeklerde yüksek ateş görmek mümkündür.

Belirli faktörler risk oranını artırıyor

  • Zayıf ve hassas olmak,
  • Kansız olmak,
  • Kalabalık bir ortamda yaşamak,
  • Anne sütü ile beslenmemek vb.

Yüksek ateş hangi durumlarda tehlikeli hale gelir?

Bebeklerde ateş hastalıklarla başa çıkmak için vücudun kullandığı bir yöntemdir. Ancak yüksek ateş özellikle de 1 yaşın altındaki bebeklerde çok ciddi sonuçlara yol açabilir. Yüksek ateşin tehlikeli olduğu kriterler ise;

  • Ateşin derecesi 40 ve üzeriyse,
  • Ateşe kusma eşlik ediyorsa,
  • Ateş 2 gündür devam ediyorsa,
  • Yutkunma ve nefes almada zorluk çekiyorsa,
  • Sürekli uyku eğilimi gösteriyorsa,
  • Ciltte mor döküntüler oluşuyorsa,
  • Ateşi ilaç içmesine rağmen düşmüyorsa,
  • Beslenmek istemiyorsa,
  • Ateşle birlikte ishal görülüyorsa tehlikelidir.

Bebeklerde yüksek ateş durumunda nasıl müdahale edilebilir?

Daha öncede belirttiğimiz gibi yüksek ateş özellikle de 1 yaşın altındaki bebekleri etkiliyor. Bu noktada erken ve doğru müdahale çok önemlidir. Eğer bebeğinizin ateşi çok yükseldiyse yapabileceğiniz uygulamalar;

  • Ateşin yükselmesi vücutta ciddi sıvı kaybına yol açar. Üstelik terleme olmasa bile buharlaşmayla birlikte vücut çok fazla sıvı kaybeder. Bu noktada bebeğinizin kaybettiği sıvıyı karşılamanız gerekir. Bol bol su verebilir, bunun yanında taze sıkılmış meyve suları ve çorbaları tercih edebilirsiniz.
  • Bebeğinizin ateşi varsa ve siz hasta olduğunu düşündüğünüz için onu sarıp sarmalıyorsanız en büyük hatayı yaparsanız. Bebeğinizin vücut sıcaklığını düşürmek için daha serin bir yere alın. Kalın giysiler yerine daha ince kıyafetleri tercih edin. İçinde bulunduğu odanın sıcaklığı 20-22 dereceyi geçmemelidir.
  • Ilık su ile ıslattığınız temiz bir bez ile vücudunun sıcaklığını düşürmeye yardımcı olabilirsiniz.
  • Eğer bu yöntemler işe yaramıyorsa ateş düşürücü ilaçlar deneyebilirsiniz. Ancak buna rağmen bebeğinizin ateşi düşmüyorsa mutlaka doktora götürülmelisiniz. Çünkü geç kalınması durumunda bebeğin havale veya menenjit gibi çok ciddi hastalıklarla karşı karşıya kalma riski artar.

Pandemiye özel 9 önemli beslenme kuralı

Pandemiye özel 9 önemli beslenme kuralı

Hızla yaygınlaşan Covid-19 enfeksiyonuna kış aylarının vazgeçilmez hastalığı grip de eklenince bağışıklık sistemimizin her zamankinden çok daha güçlü olması şart. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Şunu unutmamalıyız ki bağışıklık sistemimiz bizi koruyan ve diğer birçok sistemle entegre halde çalışan bir sistem. Hele de bugünlerde bu kompleks sistemi ayakta tutabilmenin en önemli yollarından biri sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek. Dengeli beslenmenin yanı sıra egzersiz ve kaliteli uyku sağlıklı bir yaşamın yapı taşlarını oluşturmakta” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman, pandemi sürecinde bağışıklığımızı güçlendirmek için beslenmenin 9 kuralını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Çeşitli beslenin

Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde vitamin ve mineraller büyük önem taşıyor. Ancak tek bir vitamin ve mineralle bu faydayı sağlamak mümkün değil. O nedenle vitamin ve minerallerin hepsinden faydalanabilmek için mutlaka çeşitli beslenmeye özen gösterin. Örneğin bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri bulunan çinko; buğday, badem, et, yumurta, süt gibi ürünlerde bulunurken; C vitamini daha çok taze meyve ve sebzelerde bulunuyor. Yine bağışıklık sisteminin güçlenmesi üzerine etkisi bulunan E vitamini ise ceviz, fındık, badem ve balık türlerinde bulunuyor.

Yeterli protein tüketin

Diyette protein eksikliğinin bağışıklığı baskıladığı ve enfeksiyonlara maruziyeti arttırdığı bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir. Özellikle vegan veya vejetaryen kişilerde temel olarak eksikliği görülen makro besin grubu proteinlerdir. Yine et grubu besinlerden haz etmeyen ve sık et tüketemeyen kişilerin tahıl ve bakliyatları kombinleyerek tüketmesi yaklaşık et kalitesinde protein ortaya çıkaracaktır. Nohut ve bulgur pilavı, peynir ve tahıllı ekmek gibi kombinasyonlar kaliteli protein kombinasyonlarıdır. Bu besinlerden birinde var olup diğerinde var olmayan protein yapı taşları birleştiğinde neredeyse tüm protein yapı taşlarını bünyesinde barındıran et kalitesine yaklaşmış olur.

Hekiminiz öneriyorsa takviye alın

Özellikle diyet sürecinde kalori kısıtlaması yaparken ne yazık ki alınması gereken bazı besin ögelerinin de eksik alımı söz konusu oluyor. Bu durumda kişi günlük tüketmesi gerekenin oldukça altında vitamin-mineral alıyor olabilir. Bu anlamda bu eksiklikleri telafi etmek için hekiminize veya diyetisyeninize danışarak multivitamin takviyeleri alabilirsiniz. 

B grubu vitaminlerini ihmal etmeyin

B grubu vitaminleri doğru immün yanıt oluşumunda oldukça önemlidir. Ayrıca B grubu vitaminleri suda eriyen vitaminlerdir, vücutta depolanmadıklarından günlük olarak düzenli şekilde alınmaları gerekir. B kompleks grubuna dahil olan B1, B2, B3, B5, B6, B9, B12 vitaminlerinden her biri tahıl, et, süt, yeşil sebzeler gibi çok farklı kaynaklarda çeşitli miktarlarda bulunduğundan bu vitaminleri yeteri kadar almak ancak beslenme tarzını çeşitlendirmek ile mümkün olacaktır. Bu nedenle tek tip beslenmekten kaçının.

Sigarayı bırakın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Yapılan bilimsel çalışmalar; sigaranın sağlığa zararlarını tartışmasız ortaya koyuyor. Bağışıklık sistemi zayıfladığında enfeksiyonlara yatkınlık artıyor. Bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebilecek her faktör bu dönemde özellikle dikkate alınmalı. Sigara bağışıklığı zayıflatmasının yanı sıra kandaki C vitamini seviyesini de düşürüyor. Sigarayı bırakmak çok önemli.” diyor.

Diyet yapıyorsanız Akdeniz diyetini tercih edin

Kilo vermek için her geçen gün yeni bir diyet akımı ortaya çıkmakta. Ancak birçoğu çok kısıtlı kalori içeren ve birçok besin ögesi bakımından yetersiz beslenme önerileri içerebiliyor. Bilimsel literatürde adı sıklıkla geçen ve bireylerin sağlığını sürdürmesinde en olumlu etkileri bulunan beslenme modeli Akdeniz diyeti olarak görülüyor. Akdeniz diyeti kırmızı eti çok daha düşük oranda içerirken, meyve, sebze, yağlı tohumlar, tam tahıllar ve balık tüketimini teşvik ediyor.

Besin hazırlama aşamalarında dikkatli olun

Bağışıklık sistemini destekleyen ve taze meyve, sebzelerde bulunan C vitamini; bakır, demir özellikle paslanmış demir gibi yüzeylerle ve uzun süre hava ile temas ettiğinde C vitamini oksidasyonu meydana gelir. Bu nedenle C vitamini kayıplarından korunmak için C vitamini içeren sebze ve meyveler hava ile teması önlemek adına çok küçük parçalara bölünmemeli, besin hazırlama aşamasında sadece paslanmaz çelik ve güvenilir plastikler kullanılmalı. Paslanmaz çelikten yapılmayan metal meyve sıkacaklarında da benzer vitamin kayıpları söz konusudur. Ayrıca çok hızlı dönerek meyveleri sıkan aletlerde meydana gelen ısı ile birlikte de C vitamini kaybı meydana gelmektedir.

Meyve sebzeleri bekletmeden tüketin

C vitamini suda eriyen bir vitamin olduğu için pişirme suyuna geçer, hava ile temasta ise oksitlenerek aktivitesi azalır. Bu anlamda meyve ve sebzeleri hava ile uzun süre temasına izin vermeden tüketin. Örneğin mandalinayı, portakalı soyar soymaz bekletmeden tüketin.

Kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Sabahları mutlaka kahvaltınızı yapın. Ancak kahvaltıda poğaça, börek, salam, sosis gibi bağışıklığı azaltıcı yiyecekler yerine yumurta, peynir, zeytin, salatalık, yeşillik gibi bağışıklığınızı kuvvetlendirici besinler tüketin. Bakteri, virüs ve patojenik mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinin olduğu çalışmalarda gösterilen Beta-glukan alımı için; haftada bir iki kez; kahvaltıda yulaf meyve karışımları ya da omletinize ekleyerek mantar tüketebilirsiniz. Beta-glukan; yulaf unu, yulaf ezmesi, tam tahıl ürünler ve mantarda bulunan; hücresel bağışıklığı uyaran güçlü bir aktivatördür.” diyor.

Can suyuna devam

Can suyuna devam

Bursa Büyükşehir Belediyesi, covid-19 nedeniyle ayakta kalma savaşı veren esnafa yönelik ‘1 Aralık tarihinden itibaren geçerli olacak’ üçüncü destek paketini açıkladı.

Yeni pakette tüm belediye kiracılarının kira ücretlerinde yüzde 50 indirime gittiklerini ve özel halk otobüsü esnafına sağlanan aylık maddi desteğin 6 milyon TL’ye çıkartıldığını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Sağlık çalışanlarımızın yılsonuna kadar olan ücretsiz ulaşım kullanımlarını 3 ay daha uzatıyoruz. Okul servislerimizin güzergâh izin belgesi bedellerini bir yıl almayacağız. 1 Ocak’ta yapılması gereken ulaşım zammını da 3 ay süreyle erteliyoruz” dedi.

Senin kahven hangisi

Senin kahven hangisi

Piyasada daha çok espresso ve ristretto bazlı kahvelerin tercih edildiğine değinen Türkiye’nin ilk 5. nesil kahvecisi Kaave Roastery’nin Yönetim Kurulu Üyesi Doğa Kaya, “İtalyanların kahve geleneğinden gelen espresso kahvenin özüdür. Espresso bazlı kahvelerin temelini oluşturan içecektir diyebilirim. Ristretto da espressonun özüdür. Espressoya göre daha yoğun ve aromatiktir.

Bugün en çok içilen kahveler olan americano, latte, macchiato espresso bazlı olarak yapılan kahvelerdir. Americano daha sert ve sade kahve sevenlerin tercih ettiği klasik bir kahve iken, macchiato espressonun üzerine benek görünümü oluşturacak şekilde süt kreması konularak yapılır ve içimi klasik espressoya göre daha kolaydır. Latte ise daha yoğun sütlü ve süt köpüğü olan hafif kahve sevenlerin favori içeceğidir.

Espresso bazlı kahveler arasında cappuccino ve Flat White da epey tercih ediliyor diyebilirim. Double shot ristretto ile sütün buluşmasıyla cappuccino elde ediyoruz. Latteye göre kreması daha kalın olan cappuccino daha kıvamlı bir kahve tercih edenlerin seçeneği olabiliyor. Yine double ristretto ile ince kremalı ısıtılan sütün buluşmasıyla elde edilen Flat White, son dönemlerin favori tercihleri arasında yer alıyor. İçimi rahat olan fakat kahve aromasını daha yoğun almak isteyenler için mükemmel bir tercih.” dedi.

Dört mevsim lastikleri daha az yakıt tüketiyor

Dört mevsim lastikleri daha az yakıt tüketiyor

Pirelli, en yeni Defender versiyonunun orijinal ekipmanı olacak Scorpion Zero All Season lastiklerini geliştirerek Land Rover ile güçlü iş birliğini sürdürüyor.

Pirelli mühendisleri, dünyanın değişik lokasyonlarında en zorlu hava ve zemin koşullarında gerçekleştirilen yoğun geliştirme programı kapsamında arazi ikonu Defender’ın Scorpion Zero All Season lastiklerini tasarlamak için Land Rover’lı meslektaşlarıyla iş birliği içinde çalıştı.

SUV’lara yönelik bir Ultra Yüksek Performans (UHP) lastiği olarak doğan Pirelli Scorpion Zero All Season, her hava koşulunda maksimum performans için tasarlandı. Hem kuru hem de ıslak zeminde mükemmel konfor ve güvenlik seviyeleri sunan lastik, gürültüyü de azaltıyor.

 

OPET’den kargopark

OPET’den kargopark

OPET fark yaratan Ultrakargo projesi ile pandemi döneminde artışa geçen e-ticaret alışverişlerinin kargo paketlerini OPET istasyonlarından teslim alabilme olanağı sunuyor.

Kargopark ile yapılan işbirliği ile gerçekleşen ortak kargo istasyonu projesi kapsamında e-ticaret sitelerinden yaptığı alışverişin teslimat adresi olarak kendisine en uygun OPET Ultrakargo lokasyonunu seçenler, kargo firması tarafından bildirilen şifre ve kimlik bilgisi ile 7 gün 24 saat paketini teslim alabiliyor.

Dünyada her yıl 17 milyon kişi inme geçiriyor

Dünyada her yıl 17 milyon kişi inme geçiriyor

İnme tüm dünyada ölüm ve sakatlığın önde gelen nedenlerinden arasında yer alıyor. Her yıl dünya genelinde 17 milyon kişi inme (felç) geçiriyor ve 6 milyon kişi bu nedenle hayatını kaybediyor. İnme nedeniyle vücudunda kalıcı hasar kalanların sayısı ise 5 milyonu buluyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 200 bin kişinin inme geçirdiğini belirten Acıbadem Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Esra Mıhçıoğlu, inme nedenlerinin büyük bir kısmının önlenebilir olduğuna işaret ederek hareketsiz yaşamdan, fazla kilodan, sigara ve aşırı alkol tüketiminden, diyabet ve kolesterolü artıran alışkanlıklardan durulması çağrısında bulunuyor.

“İnme beynin bir kısmına oksijen bakımından zengin kan akışının engellenmesi ile oluşan hasarlanmadır” açıklamasında bulunan Acıbadem Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Esra Mıhçıoğlu sözlerine şöyle devam ediyor:

“Oksijenlenemeyen beyin hücreleri birkaç dakika sonra ölmeye başlıyor. Ortaya çıkış nedenleri ise iki ana grupta toplanıyor. Birincisi tıkanma, beyne giden damarların veya beyinin içindeki damarların çeşitli şekillerde tıkanması veya daralması (iskemik inme). İkinci mekanizma ise beyin dokusu içinde meydana gelen kanama (hemorajik inme). Tüm inmelerin yaklaşık yüzde 87‘si iskemik inmelerdir ve ana nedeni ateroskleroz adı verilen damar duvarlarını kaplayan yağ birikintileridir.”

İlk 4.5 saat hayati önemde

İnme acil bir tıbbi durum olduğunu ve tedavide hiç zaman kaybedilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Esra Mıhçıoğlu, “Kişi ne kadar kısa sürede tedavi edilirse o kadar az hasar meydana gelecektir. İskemik inmeler için kullanılan trombolitik ajan, pıhtıyı çözüp kan akışını iyileştirerek çalışır. Üç saat içinde (ve bazı uygun hastalarda dört buçuk saate kadar) uygulanırsa felçten kurtulma şansını artırabilir” diyor. Uygun hastalarda beyindeki tıkalı kan damarı bölgesine kateter ile pıhtıyı giderici tedaviler uygulanıyor. Ayrıca “geçici iskemik atak” olarak tanımlanan ve beynin kan ile beslenmesinin geçici olarak kesintiye uğradığı durumlarda da “mini inme” yaşanıyor. Bu durumun şiddetli bir inmenin belirtisi olabildiğini hatırlatan Dr. Esra Mıhçıoğlu, “Geçici iskemik ataklar da kesinlikle ciddiye alınmalıdır” diye konuşuyor.

Ani gelen belirtiler

İnme belirtileri genellikle aniden geliyor ve kol, bacak veya yüzün bir kısmında uyuşukluk, güçsüzlük, yutma güçlüğü, baş dönmesi, konuşma ve başkalarını anlamada zorlanma, görme bozukluğu ve şiddetli baş ağrılarıyla kendini gösteriyor. Beynin sağ tarafının vücudun sol kısmını aynı şekilde sol yarıküresinin de vücudun sağ tarafını kontrol ettiğini hatırlatan Nöroloji Uzmanı Dr. Esra Mıhçıoğlu “Bu nedenle sağ beyinde meydana gelecek hasar, vücudun sol tarafında etkisini gösterir. Yaş ilerledikçe inme riski de artar. 55 yaşından sonraki her on yılda bu risk 2 katına çıkıyor. Kardiyovasküler hastalıklar da ileri yaştaki erkeklerde bu riski ve ölümü artırıyor” diyor.

İnmenin önlenmesinde en önemli unsurun risk faktörlerinin doğru değerlendirilmesi olduğuna dikkat çeken Dr. Esra Mıhçıoğlu, “Bazı risk faktörlerinizi değiştirebilir veya tedavi edebilirsiniz. Değiştiremediğiniz etmenleri de düzenli kontrollerle izleyebilir, inme riskini azaltabilirsiniz. Kalp kapak hastalıkları oral kontraseptif (doğum kontrol ilaçları) ilaçlar içinde içindeki östrojen miktarı arttıkça ve kullanım süresi 5 yılı geçtikçe risk artıyor diyebiliriz.”

Gebelikte inme riskine dair önemli açıklamalarda bulunan Mıhçıoğlu “Her 100.000 gebelikte 8.1 oranında görülüyor.   Gebelikte inme riskini artıran etmenler: Obezite, hipertansiyon, diyabet, kal kapak hastalığı, pıhtılaşma bozukluğu (orak hücreli anemi, lupus gibi), migren, sigara ve uyuşturucu kullanımı. Sadece hipertansiyon göz önüne alındığında hipertansiyonu olmayan gebelere göre inme riski 6-9 kat artıyor.

Önlenebilir risk faktörlerini sıfırlamak önemli

İnmeye yol açan nedenlerin başında yüksek kan basıncı yani hipertansiyon geliyor. Yüksek tansiyonun aynı zamanda kalp hastalığı riskini de artırdığına değinen Dr. Esra Mıhçıoğlu, “Kan basıncı ne kadar yüksekse, inme riski de o kadar yüksek demektir. Kan basıncınızı bilin ve uygun sıklıkta kontrol ettirin. Normal kan basıncı 120/80’in altındadır. Tansiyonunuz düzenli olarak 140/90 ve üzerindeyse yüksek tansiyonunuz olduğunu düşünmelisiniz. Doktorunuz, kan basıncınızı düşürmek için diyet veya yaşam tarzı değişiklikleri veya belirli ilaçlar önerebilir” diyor.

Tütün kan damarlarınıza zarar veriyor. Bu da damar tıkanıklıklarına yani inmeye yol açıyor. Dr. Esra Mıhçıoğlu, tütün kullanımının önlenebilir inme nedenleri arasında önemli bir yeri olduğunu belirterek “Yıllardır sigara içmiş olsanız bile, şimdi bırakarak riskinizi yine de azaltabilirsiniz.

Diyabet hastası olmak da inme riskini artıran faktörler arasında. Bu nedenle kan şekerinin kontrol altında tutulması gerektiğini vurgulayan Dr. Esra Mıhçıoğlu, yüksek kolesterol seviyesine de dikkat çekiyor:

“Kandaki büyük miktarlarda kolesterol, birikerek kanın pıhtılaşmasına neden olarak inmeye yol açabilir. Ayrıca, iyi kolesterol olarak bilinen HDL’nin düşük düzeyde olması erkeklerde inme için bir risk faktörü. Hareketsiz bir yaşam tarzı HDL kolesterolü düşürür. Bu nedenle fiziksel aktivite önemlidir. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik egzersiz hem kolesterolü hem de yüksek tansiyonu düşürmek için yeterli olur. 20 yaşın üzerinde iseniz kolesterolünüzü test ettirin ve kolesterol seviyenizi gerektiği gibi ayarlamak için doktorunuza danışın.”

Hareketsiz yaşam tarzı ve fazla kilolu olmanın kalp damar hastalığı riskini artırdığını, beyne giden kanın önemli bir bölümünü taşıyan boyundaki atardamarlarda biriken yağlı tabaka ile tıkanabildiğini ve inmeye yol açtığını belirten Dr. Esra Mıhçıoğlu, diğer nedenleri de şöyle sıralıyor:

  1. Geçici iskemik atak: İnme benzeri belirtilerle ortaya çıkan geçici iskemik atak durumunda acil tıbbi yardım istemek gerekiyor.
  2. Atrial fibrilasyon (AF) ve diğer kalp hastalıkları: AF durumunda kalp boşlukları organize ve ritmik bir şekilde kasılamıyor. Kan kalp boşluğunda göllenme ve pıhtılaşma yaptığı için inme riski beş kat artıyor. Düzensiz kalp atışınız (atriyal fibrilasyon), kalp kapakçıklarında hastalık, konjestif kalp yetmezliğiniz varsa veya yakın zamanda kalp krizi geçirdiyseniz, doktorunuz kanınızı sulandırmak veya kolesterol seviyenizi düşürmek için ilaç yazabilir.
  3. Bazı kan hastalıkları: Yüksek alyuvar miktarı pıhtı oluşumu ihtimalini artırarak inme riskini yükseltir. Orak hücreli kansızlık hastalığı hasta hücrelerin atar damar duvarlarına yapışarak tıkanıklığa neden olması nedeniyle inme riskini artırabilir.
  4. Aşırı alkol alımı: Kadınlar için ortalama bir kadeh ve erkekler için ortalama iki kadeh içkinin üzerinde içki tüketimi kan basıncınızı artırabilir. Aşırı alkol tüketimi inmeye neden olabilir.
  5. Uyuşturucu madde kullanımı: Damar içi madde kullanımı yüksek inme riski içerir.. Uyuşturucu madde kullanımı çoğunlukla kanamalı inmelere neden olur.
  6. Doğum kontrol hapları: Zamanla çok daha güvenli hale gelseler de doğum kontrol hapı kullanan kadınların başka inme riskleri de varsa fazladan önlem alması gerekiyor. Bu nedenle kadınların doğum kontrol hapı kullanmadan önce yüksek tansiyon taraması yaptırması ve bu hapları kullandıkları dönemde sigara içmemesi gerekiyor. Doğum kontrol ilaç kullananlarda inme riski ileri yaş, hipertansiyon, sigara kullanımı ve auralı migren öyküsü durumunda artıyor.
  7. Uyku alışkanlıkları: Son araştırmalar, iyi dinlenmiş insanların daha düşük kalp hastalığı ve inme risklerine sahip olma eğilimini ortaya koyuyor. Sağlıklı uyku düzenini destekleyen alışkanlıklar edinmeniz sizi koruyabilir.