Yazılar

Bobo by The Stay’de Paraliaki ile Yunan esintisi

Bobo by The Stayde Paraliaki ile Yunan esintisi

Bobo by The Stay içerisinde açılan deniz ürünleri restoranı Paraliaki, Yunan esintili lezzetleri Cennet Koyu’na taşıyor.

Yunanca’da deniz ve karanın buluştuğu nokta anlamına gelen Paraliaki, misafirlerinin karadan veya denizden kolayca ulaşabileceği eşsiz konumunu adıyla tarif ediyor. Gün batımı ile kapılarını açan Paraliaki, deniz kıyısındaki masaları, Cennet Koyu’na bakan yalın setler üzerinde bulunan farklı oturma alanları ile her masaya kesintisiz yemyeşil doğa ve masmavi deniz manzarası sunuyor.

Paraliaki, günlük taze balıkları, salataları ve zengin meze çeşitlerine ek olarak, imza tabakları ıstakozlu spaghetti, mavi kuyruklu karides ve baby kalamar gibi lezzetleri ile rezervasyonlu hizmet veriyor. Paraliaki aynı zamanda, Cennet Koyu’na demir atan yat ve teknelere de sunacağı tekne catering servisi ile yaz boyunca Ege’ye dümen kıran tekneler için de cazip bir alternatif olacak.

Klima hastalıkları son günlerde yaygınlaştı!

Klima hastalıkları son günlerde yaygınlaştı!

Bastıran yaz sıcaklarında klimalar hem evde hem araçta hem de ofiste adeta imdadımıza yetişiyor. Öyle ki ‘serinleyeceğim’ derken çoğu zaman yol açabileceği riskleri önemsemeyebiliyoruz. Ancak dikkat! Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülcihan Özkan, klimaların yanlış ve bilinçsiz kullanımının soğuk algınlığı ve gripten klima zatürresine (lejyoner hastalığı) dek birçok ciddi akciğer enfeksiyonuna yol açabildiğini vurguluyor. Prof. Dr. Özkan, yaz aylarının masum görülen vazgeçilmezi klimaların yol açabileceği hastalıkları ve serinlerken hasta olmamak için alınması gereken 8 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bunaltıcı yaz sıcakları adeta nefes aldırmazken, pek çoğumuz anı kurtarmanın isteğiyle ‘yeter ki serinleyeyim gerisi boş’ diyor ve klimayı en soğuk dereceye getirmekten kaçınmıyoruz. Üstüne bir de “Ohh dünya varmış, nasıl da güzel geldi!” diyoruz ama dikkat! Zira dayanılmaz sıcakların ‘kurtarıcısı’ klimaların bilinçsiz kullanımı yüz felci ve boyun/sırt ağrılarından çok ciddi akciğer hastalıklarına dek birçok tehlikeye zemin hazırlayabiliyor! Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülcihan Özkan, özellikle son günlerde klimaya doğrudan maruz kalınması ve çok soğuk ortamlarda bulunulmaktan kaçınılmaması nedeniyle klima hastalıklarının arttığını belirterek “Klima çalışırken doğrudan karşısında durmamak, sıcaklık ayarına dikkat etmek, filtrelerini düzenli değiştirmek gibi bazı kurallara uymaya mutlaka dikkat etmek gerekir. Aksi taktirde sağlık açısından çok tehlikeli olabiliyor” diyor.

Prof. Dr. Gülcihan Özkan

Prof. Dr. Gülcihan Özkan

Soğuk algınlığından Klima zatürresine!

Prof. Dr. Gülcihan Özkan klimaların yanlış kullanımının yol açabileceği hastalıkları şöyle sıralıyor;

  • Soğuk algınlığı ve grip: Burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve kısa süreli boğaz ağrısının görüldüğü soğuk algınlığının yanı sıra klimaların bilinçsizce kullanımı gribal enfeksiyonlara da yol açabiliyor. Boğaz ağrısı, öksürük, baş ağrısı, hafif/yüksek ateş gibi şikayetlere neden olan grip bulaşıcı etkisiyle diğer kişilere de geçebiliyor. Ayrıca klima aynı ortamda bulunan kişilerde bulaş etkisini de artırıyor.
  • Klima zatürresi (Lejyoner hastalığı): Halk arasında klima zatürresi olarak da bilinen; yaygın vücut ağrısı, yüksek ateş, baş ağrısı, mide bulantısı ve ishal ile seyredebilen Lejyoner hastalığına Legionella pneumophila isimli bakteri yol açıyor. Klima zatürresi (Lejyoner hastalığı) tedavi edilmez ise solunum yetmezliği ve septik şoka neden olabiliyor. Bu nedenle mutlaka doktora başvurmak gerekiyor. Tedavi geciktirildiğinde yoğun bakım ihtiyacı gerekebiliyor.
  • Alerjik reaksiyonlar: Gözlerde ve burunda kaşıntı, hapşırma, ciltte döküntü ve boğazda gıcıklanma/ sesin gitmesi gibi alerjik reaksiyonlara yol açarak yaşam konforunu düşürebiliyor. Alerjik reaksiyonlar tedavi edilmediğinde; egzama ve astım gibi kronik hastalıklara yol açabiliyor.
  • Akut Bronşit: Klimanın yanlış ve bilinçsiz kullanımının neden olabildiği önemli hastalıklarından biri de akut bronşit! Ateş, hırıltılı solunum ve balgamlı öksürükle seyreden akut bronşit mutlaka doktor tedavisi gerektiriyor. Tedavisinde bol sıvı tüketimi, nefes açıcı ilaçlar ve doktorun gerekli görmesi durumunda antibiyotik kullanılıyor.

Klima kullanırken ihmale gelmez 8 önlem!

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gülcihan Özkan, klima kullanırken sağlık açısından dikkat edilmesi gereken kuralları şöyle sıraladı;

  • Sıcaklık ayarı 23-24 derece olmalı
  • Ani ısı değişimlerinden kesinlikle kaçınılmalı
  • Klima doğrudan size üflememeli
  • Odanın nem seviyesi yüzde 40-60 olmalı
  • Filtreleri düzenli değiştirilmeli
  • Klima sürekli çalıştırılmak yerine ara ara açıp kapatılmalı
  • Ara sıra pencereler açılarak dışarıdaki havanın içeri girmesi sağlanmalı
  • Klimayı temizlerken dezenfektan ve kokulu temizleyiciler kullanılmamalı

Aydilge “Ben Geldim”

Aydilge “Ben Geldim”

Yazın coşkusuna ve enerjisine yakışan hit şarkılar nerede, diye bekleyenlere, Aydilge yeni şarkısı ile ”Ben Geldim” diyor.

Avrupa Müzik etiketiyle yayınlanan, söz ve bestesi Aydilge’ye ait olan şarkı, kıpır kıpır duygusu ve anlamlı sözleriyle, içinizi ısıtacak ve oturduğunuz yerden sizi ayağa kaldıracak bir ritme sahip. Kendine has tarzı ve besteci, söz yazarı kimliği ile rakiplerinden sıyrılan Aydilge, ”Ben Geldim” ile yazın en güçlü şarkılarından birine imza atıyor.

Kendisi gibi müzisyen ve keman sanatçısı olan eşiyle mutlu bir evlilik süren Aydilge, klibin yönetmenliğini de eşine emanet etti. Dansçıları ile beraber renkli sahnelere imza atan Aydilge, şarkısında zorbalara, yalancılara, çıkarcılara meydan okuyor. Aydilge’ye dansçıların yanında eşlik eden bir diğer isim ise duvardaki tablo oldu. Yapay zeka yöntemiyle canlandırılan tablodaki kadın, yer yer Aydilge’nin şarkısına da eşlik ederek ilgi çekiyor.

Özsüt’te karaorman ve çilek zamanı

Özsüt’te karaorman ve çilek zamanı

Özsüt, çilek ve beyaz çikolatanın enfes uyumuyla hazırlanan Karaorman Çilek’i yaza özel satışa sunuyor. Özsüt’ün ayrıca kahve severlere de tatlı bir sürprizi var! Bir dilim Karaorman ve kahve, yaz boyunca yalnızca 190 TL’ye Özsüt’lerde olacak.

Özsüt’ün klasikleşmiş lezzeti Karaorman Çilek, yaz boyunca sadece 710 TL’lik (6 kişilik) fiyatıyla satışa sunuluyor. Çilekli şurup ile lezzetlendirilmiş kakaolu kek katları arasında çikolatalı mus, özel Özsüt kreması, çilek ve beyaz çikolata ile hazırlanan bu eşsiz pasta, hafif ve leziz tadıyla yazın vazgeçilmezi olacak. Dilim Karaorman Çilek, yanında filtre kahve ya da Americano’yu 235 TL yerine yalnızca 190 TL’ye satışa sunan marka, lezzeti ikiye katlıyor.

 

Ethnu ‘Fragments’

Ethnu ‘Fragments’

(Nurettin Çolak) “Ethnu’nun son single’ı “Fragments”, etnik unsurları modern melodik house ritimleriyle birleştirerek dinleyicilere benzersiz bir deneyim sunuyor.

Şarkı, derin mavilerin içinde gizemli bir atmosfer oluştururken, kırık parçaları anımsatan geometrik bir yapıya sahip. Etnik ve modern müzik elementlerinin kusursuz bir sentezi olan “Fragments”, dinleyicilerini mistik bir yolculuğa davet ediyor.”

Deniz Özdoğru ‘Bugün Henüz Yarın Değil’

Deniz Özdoğru ‘Bugün Henüz Yarın Değil’

Sabır eylemsizlik değildir.’ Bu şarkı herkesin hem çok özel, hem de çok benzer şeyler yaşadığı bir farkındalıktan sesleniyor.

İhtiyacı olan herkese, her şeye rağmen tutunacak bir şeyler bulabileceğimizi ve devam etme gücümüzü hatırlatmayı hedefliyor. Şarkı, 2000’ler R&B müzik anlayışına göz kırparken dinleyicilerini etkileyici bir atmosfere götürüyor.

Çocuklarda tuvalet alışkanlığına dikkat!

Çocuklarda tuvalet alışkanlığına dikkat!

Bütün çocuklar altını ıslatabilir ama 5 yaş üstü çocuklarda sık görülen gece alt ıslatma sorunu çoğunlukla genetik nedenlidir. Ama 3 ayda haftada 2 kereden fazla alt ıslatma varsa, bir günde 7’den fazla sayıda idrara çıkıyorsa, tuvalete koşarak ya da son dakika gidiyorsa çocuğun tedavi olması gerekebilir. Liv Hospital Çocuk Ürolojisi ve Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selami Sözübir alt ıslatma nedenleri ve tedavisini anlattı.

Prof. Dr. Selami Sözübir

Prof. Dr. Selami Sözübir

Gece alt ıslatma nasıl bir hastalıktır?

5 yaşın üzerindeki çocukların haftada en az iki kez olmak üzere gece uykusu sırasında farkında olmadan idrar yapmasına gece alt ıslatması denir. Sağlıklı çocuklar da uyku öncesi aşırı sıvı aldıklarında gece idrar kaçırabilirler. Ancak, bu olayın bir rahatsızlık olarak düşünülüp tedavi etme kararının verilebilmesi için 3 ayda haftada 2 kereden fazla olması gerekir. Gece altını ıslatma iki çeşittir. Baştan beri varsa birincil (primer) altını ıslatma, rahatsızlık sonradan ortaya çıkmışsa buna da ikincil (sekonder) altını ıslatma denir.

Ne kadar sıklıkla görülür?

Gece altını ıslatma çoğu zaman mesane (idrar torbası) gelişimindeki gecikmenin bir sonucudur. Bu nedenle de yaş ilerledikçe sıklığı azalır ve erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür. 3 yaşındaki çocukların yüzde 40’ı altını ıslatırken bu oran 5 yaşında yüzde 20’ye ve 6 yaşında yüzde 10’a düşer.

Gece altını ıslatmanın nedenleri nelerdir?

Gece altını ıslatma büyük oranda genetik yatkınlığa dayanır. Anne ve babadan birisinde altını ıslatma öyküsü varsa çocukta yüzde 44, ikisinde birden varsa yüzde 77 oranında altını ıslatma sorunu yaşanır. Genel olarak psikolojik olayların sık görülen birincil gece altını ıslatma sorununa yol açmadığı gerçeği bu çocukların büyük çoğunluğunda bir ruhsal sorun aramaya gerek olmadığını ortaya koymuştur. Gece altını ıslatan çocukların yüzde 3’ü civarındakilerde böbrek ve idrar yollarına ait doğuştan bozukluklar, böbrek hastalıkları, gizli bel kemikleri açıklıkları (spina bifida), şeker hastalığı, sara hastalığı, parazitler, besin alerjileri gibi bu duruma neden olan başka hastalıklar saptanır.

BELİRTİLERE DİKKAT EDİN

  • Gece altını ıslatma hiç altını ıslatmamış bir dönemden sonra ani olarak başladıysa,
    • Gündüz de altını ıslatıyorsa,
    • Kabızlık ya altının kirlenmesi de mevcutsa,
    • İdrar yaparken ağrı duyuyorsa,
    • Bir günde 7’den fazla sayıda idrara çıkıyorsa
    • Tuvalete koşarak ya da son dakikada gidiyorsa,
    • İşeme sayıları haftada 2 den fazla ve gecede 1 den fazla ise,
    • Gece içinde işemesi az miktarda ancak fazla sayıda ise

Alt ıslatan çocuğa bez bağlamak doğru mudur?
Altını ıslatan çocuğa bez bağlamak çocuğun bu durumdan rahatsız olma durumunu ortadan kaldırır ve hiçbir zaman alt ıslatma bez bağlayarak ortadan kalkmaz.

Tedavisi nasıl yapılıyor?

Gece altını ıslatan çocukların bir kısmı kendiliğinden düzelecektir ancak çocuğa ve aileye sıkıntı vermesi, çocuğun kendine güvenini azaltabilmesi, birlikte başka davranış ve duygulanım sorunlarının olabilmesi nedeniyle tedavi önerilir. Tedaviye başlamadan önce uzman ve gece altını ıslatma konusunda tecrübeli bir hekim tarafından çocuğun detaylı fiziksel muayenesi yapılmalı, idrar kaçırmaya yol açabilecek diğer tüm nedenler gözden geçirilmelidir.

Aile, çocuk ve hekim işbirliği içinde olmalı
Tedavinin başarılı olmasının ilk şartı aile, çocuk ve hekim arasında tam bir iş birliğinin olmasıdır. Ana prensip çocuğa güven vererek suçluluk hissini ortadan kaldırma ve mümkünse olayı çocuğun sahiplenmesini sağlamaktır. Öncelikle denenmesi gereken çocuğun kendisinin veya ailesinin gece uyanmasına dönük programlardır. Önce çocukların kendiliğinden uyanması denenir, bu mümkün olmuyorsa ailenin çocuğu gece uyandırıp tuvalete gitmesini sağlayan program uygulanır. Ailenin desteği ile beraber motivasyon tedavisi ve ilaç tedavisi beraber uygulanırsa bu çocuklarda tedavide başarı oranı yüzde 70–80’leri bulur. İlaç tedavisinin en önemli dezavantajı ise tedavi kesildikten sonra rahatsızlığın yüksek oranda tekrar riski bulunmasıdır. Bu nedenle son yıllarda alarm ve ilaç tedavisinin birlikte kullanılması önerilir. Alarm cihazları çocuk idrar kaçırmaya başlar başlamaz çocuğu uyandırarak, mesanesini kontrol etmesine yardımcı olan araçlardır. Alarm tedavisine de en az 3 ay devam etmek gerekir ve bu tedavi ile çocuklarda yüzde 85’lere varan iyileşme sağlanır. Alarm tedavisi sonunda tekrarlama riski ise oldukça düşüktür.

 

Isola Manzara Gardens’da canlı müzik başlıyor

Isola Manzara Gardens’da canlı müzik başlıyor

METT Bodrum Beach Resort bünyesindeki Isola Manzara Gardens, 26 Haziran itibariyle her Çarşamba İpek Dinç Trio ile canlı müzik performanslarını da sunmaya hazırlanıyor.

METT Bodrum Beach Resort ’un çok sevilen İtalyan restoranı Isola Manzara Gardens, misafirlerine nefes kesici bir manzara eşliğinde eşsiz lezzetlerini sunmaya devam ediyor.

METT Bodrum Beach Resort’un bünyesinde yer alan, 2024 Bodrum Michelin Guide’da tavsiye edilen restoranlar arasında yer alan İtalyan restoranı Isola Manzara Gardens, Bodrum Kalesi’nin büyüleyici manzarası ile nostaljik Bodrum ruhunu yaşamak isteyenler için keyifli bir seçenek oluştururken aynı zamanda 26 Haziran itibariyle her Çarşamba İpek Dinç Trio ile canlı müzik performansları da sunmaya başlıyor.

Mülteciler gerçekten savaş ve zulmü nedeniyle gelen yabancılar mı?

Mülteciler gerçekten savaş ve zulmü nedeniyle gelen yabancılar mı?

Dünyanın ve ülkemizin lider araştırma şirketi Ipsos ve UNHCR’ın Dünya Mülteciler Günü 2024 için ​yapmış olduğu küresel araştırmalardan derlenen içerik bu dosyada yer almaktadır.  Araştırma; Türkiye’nin de içinde bulunduğu 52 ülkede, 33.197 yetişkinin ​katılımı ile gerçekleştirilmiştir.

MÜLTECİLER GÜNÜNE ÖZEL YAPILAN ÇALIŞMADA, 

  • Mültecilere karşı global kamuoyu duygu ve düşünceleri nasıl?
  • Dünyada iyimserlik ne durumda?
  • Mülteciler gerçekten savaş ve zulmü nedeniyle gelen yabancılar mı?
  • Global krizler, mültecilere karşı sınırlar çizimi kapıları kapatmak konusunda duygular ne durumda? 
  • Ülkelerin mülteci kabulüne yönelik global değerlendirmeler nasıl?
  • Mülteciler için yapılan yardımlar yeterli mi?
  • Mülteciler ile ilgili bilgi kaynakları, medya desteğini gördükleri ilk üç iletişim kanalında ne var?

Gibi konularda bireylerin verdiği, ifade, tutum ve davranışlara yönelik bilgi, bulgu ve verileri aşağıda bilginize sunarız. 

 MÜLTECİ KONUSUNDA GLOBAL İYİMSER BAKIŞ ORTALAMASI YILDAN YILA AZALIYOR.

“Savaşlar ve uğradıkları zulüm sebebiyle insanlar kendi ülkeleri de dahil olmak üzere, diğer ülkelere sığınma haklarının olması konusunda” küresel kamuoyunda güçlü bir görüş birliği varlığını sürdürüyor. Ancak; her yıl yenilenen araştırmalarda bu görüş birliğini temsil eden oranların düştüğü izleniyor. Yasa dışı yollarla göce engel olmak için aranan çözümler var. Bu doğrultuda ülkelerin yapmış olduğu çözüm arayışları da ülkeler arası anlaşmalar da farklılıklar gösteriyor. Ipsos’un gerçekleştirdiği 52 ülkede yapılan araştırmada; Kenya % 93, Yunanistan %81, İngiltere % 75, Almanya % 74, Amerika %70 , Türkiye % 57…  Ülkelerin ulusal güvenlik önceliği ilkesi ile desteklerinin azaldığı gözlemlenmekte…

 MÜLTECİLER SAVAŞTAN KAÇANLAR MI? Mülteci olarak başvuran yabancıların; savaştan kaçan gerçek mülteci olmadıklarını, daha rahat, refah bir yaşama kavuşmak için geldiklerini düşünüyor. Küresel ortalamada bu şekilde düşünenlerin oranı %61…  Her 10 kişiden 6’sı ; ülkelerine mülteci olarak gelen yabancıların ekonomik nedenlerden ötürü veya ülkelerinin sunduğu refah yaşam imkanlarından yararlanmak için geldiklerini düşünüyor. Peru % 80, Bulgaristan %72, Türkiye % 70, Yunanistan %65 , Fransa %63, Japonya %47  …

KAPILARI ​TAMAMEN KAPATMA KONUSUNDA DUYGULAR ÇOK KARIŞIK…

Ipsos tarafından Dünya Mülteci Gününe özel gerçekleştirilen araştırmada mültecilere karşı tutumlarda küresel kamuoyunda karışık bir resim çiziliyor. Araştırmanın yapıldığı ülkelerde kişilerin savaş ve zulüm nedeniyle sığınma talebi haklarının olması konusunda yüksek oranda destek görülüyor. Öte yandan pratikte ise insanların ülkelerine daha fazla mülteci kabul edilmesi konusunda o kadar da istekli olmadıkları belirtiliyor. Kapıların tamamen kapatılması gerektiği düşüncesi mevcut. Küresel ortalama %44 ile bu görüşü destekliyor. Türkiye bu konuda % 77 ile ilk sırada görünüyor. Almanya % 50, Amerika % 48, İngiltere %44, İtalya % 39… 

ÜLKELERİN MÜLTECİ KABULÜNE İLİŞKİN KAMUOYU DEĞERLENDİRMESİ NASIL? 

Mülteci alımına ilişkin kamuoyu görüşleri ülkeler arasında önemli ölçüde farklılık göstermektedir. Özellikle global kamuoyu tarafından öne çıkan baskın görüş, mülteci kabulünün kendi ülkesinde zaten alması gerektiğinin üzerinde bir sayıda gerçekleştirildiği yönünde… Bu anlamda duygular zorlayıcı ve listenin ilk sırasında Türkiye%83, Lübnan %81 ve Yunanistan %76. …  Pakistan, Japonya ve Güney Kore ise zıt bir görüşe sahip.​ Kabul ettikleri kapasiteye uygun yapıda olduklarına inanıyorlar.

VATANDAŞLIK ALMA, KALICI İKAMET BAŞVUR​U KONULARINDA TOPLUM NE DÜŞÜNÜYOR?

Mültecilerin ikamet ve kalıcı başvuruda bulunması, vatandaşlık edinme haklarını desteklenmesi veya sınırlı erişim imkanlarına sahip olması konusunda da ülkeler arası kamuoyu değerlendirmelerinde farklılıklar var. Kenya ve Uganda, tam erişimi aile bütünlüğü için desteklerken, Şili, Etiyopya ve Finlandiya sınırlı erişimden yana… ​ Karşı çıkanların en yüksek olduğu ülkeler Türkiye % 50, Lübnan % 44 ve Malezya % 39…

MÜLTECİLER İÇİN YAPILAN İNTERNATİONAL YARDIMLAR YETERLİ BULUNUYOR MU?

Dünya genelinde mülteciler çoğunlukla; gelişmiş varlıklı ülkelere değil, kendilerine en yakın ülkelere taşınıyor.  Mültecilerin çoğunlukta olduğu ülkeleri düşünürsek o ülkelere yapılan international yardımlar değerlendirildiğinde küresel ortalamada %37 yetersiz bulunuyor. Etiyopya’da ilk sırada % 72, Yunanistan % 43 Türkiye…

BİLGİ KAYNAKLARI VE İLETİŞİM DESTEĞİ GÖRDÜKLERİ MEDYA KANALLARI HANGİLERİ ?

Çoğu insan mülteciler hakkında nerelerden bilgi ediniyor. İletişim araçları kuşaklar ve yerel ya da ulusal alanlarda farklılıklar gösterse de Tv, radyo, Gazeteler, çevrimiçi haber siteleri %60 ile ilk sırada yer alıyor. İnstagram, youtube, TikTok %45 lik dilimde ve üçüncü sırada diğer internet varlıkları olarak küresel ortalamada sırlanıyor.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Çoklu kriz döneminde dünyanın dengesini sarsan etkilerden biri de göç gerçeği. Ülke içi, ülkeler arası göçler toplumların demografilerini, ekonomilerini, sosyal dengelerini ve elbette geleceklerini etkiliyor. Yurtlarından ayrılan insanlar göçmen, düzensiz göçmen, mülteci, şartlı mülteci, sığınmacı gibi pek çok uluslararası tanım ile sınıflandırılıyorlar. Ancak tüm bu tanımlar ve aralarındaki farklar, gittikleri yeni şehirlerde veya ülkelerde onlara bakışı pek de etkiliyor diyemeyiz. Döneme ait güncel konjonktürün de göç etmiş insanlara bakışı etkilediğini belirtmek lazım, Suriye, Rusya-Ukrayna, Flistin- İsrail savaşı derken savaşlar nedeni ile canlarını kurtarmak amacı ile diğer ülkelere göçenler Dünya’nın pek çok ülkesinde savaştan kaçanlara daha anlayışlı bir yaklaşıma neden oldu. Ipsos​ 52 ülkede yaptığı araştırmaya katılanların dörtte üçü “savaştan veya zulümden kaçmak için sizin ülkeniz dahil olmak üzere başka ülkelere sığınabilmelidir” fikrini destekliyor. Suriye’deki savaştan kaçarak sığınmış milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye’de ise bu fikre katılım oranı %57, yüksek bir oran, ancak buna rağmen 52 en düşük 5. oran olması da dikkat çekici.

Savaştan ve zulümden kaçanlara kucak açılmalı deniyor, ancak araştırmaya katılanlar arasında göçün arkasındaki gerçek nedenin bu olduğuna dair bir şüphe söz konusu. On katılımcıdan altısı gerçek nedenin savaştan kaçmak değil ekonomik gerekçeler olduğunu savunuyor, bu oran Türkiye’de daha da yüksek, %70. Göçün zamana yayılma hızının, arkasındaki nedenlerin, ülkedeki ekonomik kapasitenin, geleceğe dair planlamanın ilgili ülkedeki bakış açısını doğrudan etkilediğini görebiliyoruz. Araştırmaya katılanların yarısı göç ile gelmiş insanların ülkeye entegre olabileceğini düşünüyor. Ancak göçün çok hızlı yaşandığı ve entegrasyon sürecinin en sıcak döneminden geçen Türkiye gibi ülkelerde olumsuz bakış açısı hakim, araştırmaya Türkiye’den katılanlarda her on kişiden yedisi entegrasyonun başarılı olacağına inanmıyor, bu oran yıllar geçtikçe azalacağına artıyor.. Bir kısmı​ daha fazla göç kabul etmeyelim, bir kısmı yeni göçmen de kabul edebiliriz diyor ancak mevcut göçmenleri sınır dışı edelim diyenler azınlıkta. Sınırların göçe tamamen kapatılması fikrine katılım konusunda da Türkiye ilk sırada. Meksika sınırına duvar ören ABD’de bu şekilde düşünenler %48 iken Türkiye’de %77. Geçen yıllardan farklı bir resim ile karşılaşmıyoruz. Ağırlıklı düşünce şu “savaştan, zulümden kaçanları kurtaralım, ancak gelenlerin çoğu aslında ekonomik nedenler ile geliyor.”

Göç her ne neden ile gerçekleşiyor olursa olsun, insanların atalarının yurtlarından keyif için göçmediklerinin bilincinde olmak gerekli. Biraz kazıdığımızda altından hayati risklerin, gelir adaletsizliğinin, fırsat eşitsizliğinin, sömürünün çıkacağını görmeliyiz. Ülkelerin başa çıkması, yönetmesi, kaynak aktarması gereken yakıcı bir konu.

Bu hatalı bilgiler skolyoz tedavisini geciktiriyor ve önlüyor!

Bu hatalı bilgiler skolyoz tedavisini geciktiriyor ve önlüyor!

Omurganın 10 dereceden fazla yana eğilmesi ile tanımlanan skolyoz önemli bir toplumsal sağlık problemi olarak karşımıza çıkıyor. Eğrilik ileri boyutlara vardığında sadece estetik sorun olmakla kalmayıp akciğerlerin ve kalbin sağlıklı işlemesini engelleyerek nefes almayı ve dolaşımı zorlaştırıyor. Erken teşhis edildiğinde çok iyi bir düzelme sağlanabilmesine rağmen toplumda bazı yanlış bilgilerin bu fırsatın kaçırılmasına neden olabildiğini belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Tezer, Haziran ayı-Skolyoz Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, toplumda doğru sanılan yanlış bilgiler hakkında bilgiler verdi, çok önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prof. Dr. Mehmet Tezer

Prof. Dr. Mehmet Tezer

Skolyoz sadece anne babadan çocuğa geçer: YANLIŞ

DOĞRUSU: Pek çok hastalıkta olduğu gibi skolyozda da genetik aktarım söz konusudur. Yani anne babadan geçen genler çocuğa aktarıldığı için eğer genetik olarak skolyoz eğilimi varsa bu çocuklarda risk artmaktadır. Birkaç nesil hiç skolyoz görülmeyen ailelerde bile skolyoz bir birkaç sonraki nesilde ortaya çıkabilir. Dolayısıyla “Bizim ailemizde hiç skolyoz hastası yok” sözü çok doğru kabul edilmemelidir. Ancak tek başına genetik faktörler de skolyozun oluşumu için tam olarak yeterli değildir. Başka birçok etken de skolyoz oluşumuna yol açabilmektedir.

Skolyoz olsa mutlaka ağrı hissedilir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Bazı enfeksiyon durumları ve bazı tümör problemleri nedeniyle oluşan kimi skolyoz aynı zamanda ağrılı olabilir ancak skolyozların hemen tamamına yakını ağrısız bir hastalıktır. İleri derecede skolyoz olan ve fonksiyonel durumu etkilenen hastalarda ise fonksiyonel ağrı yani kas ve eklem ağrıları görülebilir ancak bunlar klinik olarak daha az öneme sahiptir. Bilinen pek çok ağrılı hastalığa kıyasla skolyoz ağrısız bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

Skolyoz sadece ameliyat ile tedavi edilebilir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Tezer “Skolyoz hastalığının ameliyat devresinden önce kesinlikle egzersiz ve/veya korse tedavisi ile izlenmesi ve ameliyatsız tedavi edilebilmesi söz konusudur. En önemli konu; hastalığın erken evrelerde daha küçük derecelerde yakalanabilmesidir. Bu sayede önemli sayıda hasta ameliyatsız sağlığına kavuşabilmektedir” diyor.

Kötü duruş skolyoza neden olur: YANLIŞ

DOĞRUSU: Skolyoz hem kalıtsal temelleri hem de oluş sebepleri çok daha farklı bir hastalıktır. Büyümekte olan çocukların gerek okulda gerek günlük yaşamda gerek okul dışı yaşamlarında fizyolojik olarak yanlış pozisyonlarda durmaları omurgada problemlere yol açabilmektedir. Bunların genellikle adı postural yani duruşa ait omurga bozuklukları olarak nitelendirilir. Bu omurga bozuklukları yani eğrilikleri veya kamburlukları duruş eğitimi verilerek çok nadiren korse desteğiyle ve egzersiz programlarıyla düzeltilebilmektedir. Bir çocuğun gerçek skolyoz olması durumunda kötü duruş bozuklukları hastalığın şiddetini artırabilir ama bu skolyozun sebebi olarak kabul edilmez.

Bazı sporlar skolyoza neden olur, bazıları skolyozu önler: YANLIŞ

DOĞRUSU: Özellikle yüzme ile ilgili genelde eksik ve yanlış bilinen şey; yüzme sporu yapılmakla skolyozun düzeleceği şeklindedir. Oysa bu doğru değildir hatta bazı durumlarda yüzme düzeltmenin aksine skolyozda artmalara sebep olabilmektedir. O nedenle skolyoz olan çocuklarda hangi sportif faaliyetin ne düzeyde ne şiddette uygulanacağı hekimler tarafından yönlendirilmelidir. Doğru yapılan sportif bir faaliyetin eğer çocukta altta yatan bir skolyoz yoksa skolyoza sebep olacağı endişesi ise yersizdir. Her sporun kendine ait özellikleri dikkate alınarak çocukların sportif olmaları sağlanmalıdır.

Skolyoz ameliyatı olan hastalar bir daha spor yapamazlar: YANLIŞ

DOĞRUSU: Prof. Dr. Mehmet Tezer “Skolyoz ameliyatı olanların bir daha spor yapamayacakları düşüncesi temelde doğru değildir. Klasik ve yeni geliştirilen cerrahi yöntemlerle ameliyat edilen hastalar hekimlerinin ve fizyoterapistlerinin uygun göreceği sporları uygun dozda ve şiddette yapabilmektedirler. Skolyoz ameliyatı bireyin spor yapma özgürlüğünü değiştirebilmekte fakat kısıtlamamaktadır” diyor.

Skolyozda cerrahi tedavi 18-20 yaşına kadar yapılamaz: YANLIŞ

DOĞRUSU: Skolyoz ameliyatı ihtiyaç olduğu taktirde yapılabilmektedir. Doğuştan olan skolyozlarda genellikle 5 yaşın altında bile ameliyatlar gerçekleştirilmektedir. Ancak skolyozun derece ve denge hesaplamalarına, şiddetine göre ameliyat zamanları erken yaşlardan ergenlik bitimine yani 18-20 yaşlarına kadar uygulanabilmektedir ve ameliyat gereken hastaların hemen tamamı bu yaş aralıklarında ameliyat edilmektedir. Ancak tanısı geciken hastalar 18-20 yaşından sonra da uygun yöntemlerle ameliyat edilebilir.

Skolyozu olanlar ve skolyoz ameliyatı geçirenler doğum yapamaz: YANLIŞ

DOĞRUSU: Skolyoz hastalığı ve skolyoz ameliyatları bireyin diğer alanlardaki normal yaşamlarını sanıldığının aksine etkilememektedir. Ancak bel omurgasının eğrilikleri ya da ameliyatla omurganın dondurulması hadisesi normal doğum faaliyetlerini etkileyebildiğinden bunun kararını kadın hastalıkları ve doğum uzmanları verir ve bazı hastalarda normal fizyolojik doğum yerine sezaryen gibi ameliyat teknikleri kullanılarak doğum gerçekleştirilebilir.

Omurga ameliyatları çok risklidir: YANLIŞ

DOĞRUSU: Her cerrahi uygulamanın kendine ait, anesteziye ait riskleri vardır ama bu riskler bütün ameliyatlarda belirli oranlarda söz konusudur. Ameliyat olacak kişinin gerekli diğer branşla ilişkilendirilebilecek durumları yeterince incelendikten sonra bu riskler ortaya konabilir. Bu riskler araştırılmadan ve gerekli analizler yapılmadan hastalık ve ameliyatı ile ilgili risklerden bahsetmek yanlıştır.

Skolyoz ameliyatı olursam felç kalırım: YANLIŞ

DOĞRUSU: Prof. Dr. Mehmet Tezer “Omurga ameliyatı olacak hastalar için bir şehir efsanesi şeklinde felç olur düşüncesi doğru ve tıbbi bir düşünce değildir. 100 binlerce hasta omurgasından skolyoz ve değişik sebeplerle ameliyat edilmektedir. Sadece cerrahi uygulamaya ait olarak nitelendirilebilecek felç hastalığı sanılandan çok çok daha azdır. Günümüzde gelişmiş cerrahi tecrübe, ameliyat sırasında uygulanan radyolojik incelemeler, sinirleri ölçen nöromonitörizasyon gibi tekniklerin ameliyatta kullanılması, 3D yazıcılarla yapılan ameliyat öncesi görüntüleme analizleri ve maket çalışmaları, robotların omurga cerrahisi ameliyathanelerine girmiş olması, artık hastaların ameliyat öncesi dönemde erken yakalanmaları ve buna benzer pek çok sebeplerle felç riski yok denecek kadar azalmıştır” diyor.