Yazılar

Eti’den Popkek PopGPT

Eti’den Popkek PopGPT

ETi, Popkek’in yapay zekâ destekli ürünü “ETi Popkek PopGPT” ile bu kez de yeni çeşidiyle raflarda yerini alıyor!

Yenilikçi lansmanları ve benzersiz lezzetleriyle tüketicilerinin hayatına mutluluk katan ETi, Frambuazlı Cheesecake tadındaki ETi Popkek PopGPT’nin ardından bu sefer de serinin devamı olarak yaz esintili ferahlatıcı ve yepyeni lezzeti ETi Popkek PopGPT Mangolu Hindistan Cevizli ile eğlenceli anların eşlikçisi ve gençlerin ilgi odağı olacak… Yapay zekâdan esinlenilerek üretilen ve raflarda sınırlı sayıda bulunacak PopGPT Mangolu Hindistan Cevizli ile bu kategorideki çeşitliliğini artıran ETi Popkek, kendi kategorisinde de fark yaratmayı sürdürüyor.

Kempinski Hotel Barbaros Bay, yeni konaklama deneyimi sunuyor

Kempinski Hotel Barbaros Bay, yeni konaklama deneyimi sunuyor

Kempinski Hotel Barbaros Bay deneyimi ve ayrıcalığı ile yönetilen ‘Barbaros Reserve Bodrum Rezidansları’ yaz sezonu için misafirlerini ağırlamaya başladı.

Bodrum’un en özel lokasyonlarından Yalıçiftlik’te, sonsuz maviliğin kalbinde yer alan rezidanslar, konfor, rahatlık ve lüks deneyimi bir arada sunuyor. Dünyanın en güzel koylarından Gökova Körfezi’nin girişinde, mavi turun başlangıç noktasında yer alan ve el değmemiş benzersiz bir koya bakan proje, ferah alanları ve şık iç tasarımıyla bir evin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde tasarlanan 42 özel rezidanstan oluşuyor.

Konuklar, el değmemiş arazide zeytin, limon ve çam ağaçlarıyla çevrili olan bölgenin kendine has bitki örtüsüne ve Ege Denizi’nin nefes kesen manzarasına bakan rezidanslarında 7/24 özel butler hizmetinden faydalanabiliyor.

Hilton İstanbul Bomonti’den Babalar Günü’ne özel süprizler

Hilton İstanbul Bomonti’den Babalar Günü’ne özel süprizler

Hilton İstanbul Bomonti, eforea Spa Babalar Günü paketinin yanında, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası heyecanını Hilton İstanbul Bomonti’de yaşama fırsatı sunuyor.

Hilton İstanbul Bomonti’de 14-30 Haziran tarihleri arasında geçerli olan eforea Spa Babalar Günü paketinin içeriğinde geleneksel Türk hamamında kese-köpük ve alternatif olarak sunulan masaj seçenekleri arasından 50 dakika süreli herhangi bir masajın yanında; bira ve hamburger ikramıyla Avrupa Şampiyonası heyecanını Hilton İstanbul Bomonti’de yaşama keyfi yer alıyor.

İzmir, Samsun’a ihracat koçluğu yapacak

İzmir, Samsun’a ihracat koçluğu yapacak

Türkiye’nin yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında lider kentlerinin başında gelen İzmir, taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri üretim ve ihracatındaki deneyimlerini Samsun’la paylaşacak, Samsun’a koçluk yapacak.

Taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri son 1 yıllık dönemde Türkiye’ye 6 milyar dolarlık döviz kazandırırken, bu ihracata Egeli ihracatçılar 1 milyar 350 milyon dolarlık katkı sağladı. İzmirli ihracatçılar yıllık 339 milyon dolar bitkisel ürün ihracatı yapan Samsun’un kısa vadede 1 milyar dolar ihracat yapabilir konuma gelmesi için çaba gösterecek.

Ege Bölgesi’nin meyve sebze sektöründe yüz yıllara dayanan üretim ve ihracat deneyimi olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, bu deneyimin sonucunda, 2024 yılı sonunda 1,5 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmayı hedeflediklerini bu ihracatı da İzmir’in domine ettiğini kaydetti.

Samsun Valisi Orhan Tavlı sektöre büyük destek veriyor

“Samsun Valimiz Sayın Orhan Tavlı’nın davetiyle Samsun’a geldik” diyen Başka Uçak, “İzmir-Samsun arasında bir sinerji ortaya çıkarabileceğimize inandık. İzmir’de kurulan Dikili, Bayındır, Bergama ve Kınık Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinde önemli noktalara geldik. Seracılık konusunda ihtisaslaşacak olan Dikili Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi geçtiğimiz hafta Dünya Bankası’yla 30 milyon dolarlık bir kredi sözleşmesi imzaladı. Bu 4 OSB’nin üretime geçmesiyle Ege Bölgesi’nin tarım ürünleri ihracatındai ilk etapta 10 milyar dolar ihracat hedefliyoruz. Bu deneyimlerimizi Samsun’la paylaşmak, Samsun’un güzel uygulamalarını İzmir’de hayata geçirmek için Samsun’a geldik. Samsun Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde yapılan çalışmaları gördük, kendilerini tebrik ediyoruz. Samsun Valimiz Orhan Tavlı vizyoner kimliğiyle Samsun tarımına büyük katkı sağlıyor. Bu iki kadim şehir arasındaki iş birliği Türk tarımına ve tarım ürünleri ihracatımıza pozitif katkılar sağlayacak. Bugün kurulan ilişkiyi önümüzdeki süreçte artarak devam edecek” şeklinde konuştu.

Samsun tarım ürünlerinde 1 milyar dolar ihracat hedefliyor

Samsun’un Bafra ilçesinde Samsun Bafra Tarıma Dayalı İhtisas (SERA) Organize Sanayi Bölgesi’ni ziyaret yanında, dondurulmuş ve kurutuşmuş sebze üretimi yapan Or-Sam Tarım ve Zirai Ürün A.Ş. firmasını da ziyaret ettiklerini açıklayan Başkan Uçak, sözlerini şöyle sürdürdü; “Samsun Bafra Tarıma Dayalı İhtisas (SERA) Organize Sanayi Bölgesi 1200 dekarlık alanda 30 adet sera parselinde sebze, süs bitkileri ve fide yetiştiriciliği yapacak. İçme suyu, kullanma suyu, kanalizasyon, yol, kaldırım, doğalgaz, elektrik ve Telekom altyapısı hazır bir şekilde yatımcılara arsa tahsisi yapılıyor. TDİOSB tam kapasite devreye girdiğinde 1.500 kişiye istihdam olanağı sunacak. İzmirli firmalarımıza yatırım davetleri var. Bu davetlerini İzmirli firmalarımızla paylaşacağız. Samsun’un ürün deseninde biber, domates, pırasa, karnabahar, brokoli, lahana üretimi öne çıkıyor. Meyve olarak da kivi yetişiyor. Bafra TDİOSB’de çilek üretimi yapılacak. Samsun ilimiz limanı olan taze meyve sebze ürünlerinde en büyük ihraç pazarımız Rusya’ya yakınlık avantajı olan bir kentimiz. Samsun’un günümüzde 339 milyon dolar olan bitkisel ürün ihracatının Bafra TDİOSB devreye girdiğinde 1 milyar doları aşmasını bekliyoruz.”

Türkiye pestisit kaynaklı bildirimlerde yine ilk sırada

Türkiye pestisit kaynaklı bildirimlerde yine ilk sırada

Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) 2023 Raporu’na göre gıda kaynaklı riskler sebebiyle 2023’te yapılan 357 bildirimin 167’sinin sebebi pestisitler.

Rapor, ülkemizde yasaklanan pestisitlerin kullanımının hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Gıda güvenliği ve sağlıklı bir gelecek için mücadele eden Zehirsiz Sofralar Platformu, ihracatta durum böyleyken iç pazarda yapılan denetimler ve sonuçları konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan açıklama bekliyor.

AB Komisyonu, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda güvenliği risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üzerinden, herkesin erişimine açık olacak şekilde bildiriyor. Alarm ve Dayanışma Ağı’nın (ACN) 2023 yılına dair yayınladığı özet raporda  yer alan ‘‘Top 10’’ listesine göre meyve ve sebzede pestisit kaynaklı bildirimde Türkiye 4 yıldır olduğu gibi yine ilk sırada! Bu bildirimlere konu olan gıda ürünlerinin yarısından fazlası sınırda reddedilerek ülkemize iade edildi. Pestisit kaynaklı bildirimlerde Türkiye’yi Mısır ve Hindistan takip ediyor.

2023’te bildirimi yapılan ürünler

Raporda mikotoksin kaynaklı bildirimlerin başını kuru incir çekiyor. Onu Antep fıstığı, kuru üzüm, helva, pul biber, zerdeçal gibi ürünler takip ediyor. Bakteri tespitinde ise tahin, susam vb. ürünlerde salmonella bildirimleri dikkat çekiyor.

Bildirimlere konu olan bir diğer önemli başlık, yasaklı maddeler. Bu gıda kodeksinde izin verilmeyen ilavelerin gıdalardaki varlığına işaret ediyor. Bu maddelerden en çok bildirim yapılanı, iç pazara yönelik ifşa listelerinde sıklıkla karşımıza çıkan takviye edici gıdalar, macunlar, bitki ve detoks çaylarındaki sildenafil gibi ilaç etken maddeleri.

En çok bildirimi yapılan başlık olan pestisit kalıntısında 2023’te de biber birinci, limon da ikinci sırada olmayı sürdürüyor. Bunların yanında mandalina, portakal, greyfurt, nar, domates, kabak, ayva gibi meyve ve sebzelerle birlikte kimyon, kekik, nane, sumak, rezene, asma yaprağı gibi ürünlerde de limit üzeri pestisit kalıntısı tespit edildi.

Biber ve limonda yüksek pestisit kalıntısı çıkmasının nedeni, en çok bu ürünlerde pestisit kullanıldığına dair bir algıya neden olsa da bu doğru değil. Çünkü bildirimi yapılan bu ürünler AB’nin Türkiye’den ithal ettiği ana ürün kalemlerini oluşturuyor. Ülkemizde pestisit kullanımı ile ilgili sağlıklı verilere ulaşmak için bakanlığın iç pazardaki denetim sonuçlarını açıklaması gerekiyor.

Her 6 üründen biri sorunlu

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı faaliyet raporu, ihracatta bitki sağlığı denetim sayıları, alınan numuneler, numune sonuçlarının kaçının uygunsuz çıktığına dair verileri içeriyor. Buna göre 2021’de 373 bin 204 denetim yapılmış; alınan 14 bin 744 numunenin 772’si olumsuz sonuçlanmış. 2022’de 375 bin 152 denetimde; alınan 12 bin 99 numuneden 972’si olumsuz sonuçlanmış. 2023’te ise denetim sayısı 394 bin 624. Numune sayısı ise 12 bin 737 ile bir önceki yılla aşağı yukarı aynı kalsa da olumsuz numune sayısı 2 bin 22 adet ile bir önceki yılın iki katından da fazla. Olumsuz numune sayısının toplam numune sayısına oranı ise %15,88 yani neredeyse Bakanlık tarafından alınan her 6 numuneden 1’i sorunlu.

Bakanlık geçen yıl RASFF bildirimlerine istinaden ülkemiz mevzuatına uygun olmayan ürünlerin yurda girişine izin verilmediğini açıklamıştı. Ancak bu açıklama tonlarca ürüne ne olduğu konusunda tüketicilerin içini rahatlatmaktan çok uzak.

Ayrıca Bakanlık 2022’de biber, turunçgil ve yaprağı yenen sebzelerde kalıntının önlenmesi amacıyla üretimin yoğun olduğu Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, Hatay, İzmir, Mersin ve Muğla İllerinde kalıntı eylem planı hazırlayarak çalışma grupları oluşturdu; üretici, teknik personel ve paydaşlara yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri yürütmeye başladı. Söz konusu çalışmalara 2023 yılında da devam edileceğini bildirmişti.

Tiroid kanseri en çok gençleri ve kadınlarda görünüyor

Tiroid kanseri en çok gençleri ve kadınlarda görünüyor
Sadece Mayıs ayında değil, her zaman tiroid bezi hastalıklarının akılda tutulması gerektiğinin altını çizen Liv Hospital Genel Cerrahi ve Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Cem Dural:  “Tüm hastaların sağlığın ön planda tutulduğu ve tiroid hastalıklarına ait bilinç düzeyinin yüksek oranda olduğu bir sağlık sistemine ve sürdürülebilirliğe ihtiyacı bulunmaktadır. 25 Mayıs Dünya Tiroid Günü’nün bu bağlamda toplum sağlığını iyi yönde etkileyebilir, tiroid hastalıkları hakkında tüm bireylerde sağlık bilincini artırabilir ve daha erken dönemde şikayetleri olan hastaların da hastaneye gecikmeden başvurmasına olanak verebilir.” diyerek metabolizmanın düzenlenmesinden ve organlarımızın uyum içerisinde çalışmasından sorumlu olan Tiroid bezi hakkında bilgiler aktardı.

Prof. Dr. Ahmet Cem Dural

Prof. Dr. Ahmet Cem Dural

Organlarımızın uyum içerisinde çalışmasından sorumlu
Tiroid bezi, küçük hacmine rağmen önemli görevler üstlenmiş olan bir organımızdır. Metabolizmanın düzenlenmesinden ve organlarımızın uyum içerisinde çalışmasından sorumludur. Vücuda alınan İyot alımı ile tiroid bezi T3 ve T4 formundaki tiroid hormonunu üretir. Beynimizin hipofiz adı verilen bölgesinden salgılanan TSH hormonu tarafından üretilecek ve salgılanacak olan tiroid hormonu miktarı kontrol edilir.

Önemli etkilere sahip
Küçük miktarlarda salgılanan bu hormonlar sindirim sisteminden kas iskelet sistemine, birçok farklı organ ve sistemde önemli etkilere sahiptirler. Çeşitli hastalıklara bağlı olarak tiroid hormonu seviyesindeki artma veya azalma küçük bir miktar bile olsa istenmeyen şikayetlere neden olabilmektedir.

Tiroid rahatsızlığının temel nedenlerinden biri
Ülkemizde iyot eksikliği endemik olduğundan tiroid hastalıkları sık görülmektedir. Her ne kadar tuz başta olmak üzere gıdalarda iyot takviyesi bulunsa da bölgesel ve coğrafi olarak bu sorun hala önemlidir ve ülkemizde görülen çoğu tiroid rahatsızlığının temel nedenlerinden biridir.

Guatr ile beraber, tiroid bezinde nodül gelişimine sebep
İyot eksikliği tiroid bezinde büyümeye yol açar ve bu tablo “guatr” olarak adlandırılır. Endemik coğrafyalarda guatr ile beraber, tiroid bezinde nodül gelişimine sebep olur. Tiroid bezinde nodül varlığı kanser gelişimi açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir durumdur.

En sık görülen tiroid rahatsızlığı: Hashimoto Hastalığı
Tiroid hormonunda eksikliğe yol açan hastalıklar genellikle tiroid bezinin inflamatuar hastalıklarıdır (Tiroidit). Çeşitli etkenlere bağlı olarak gelişebilir, kısa süreli olabileceği gibi kronik bir hastalık halini de alabilir. En sık görülen tiroid bez hastalığı, Kronik Lenfositik Tiroidit diğer adı ile Hashimoto Hastalığı’dır. Tiroid bezine karşı vücudun gösterdiği reaksiyon ile bez yıkıma uğrar ve gerekli miktarda tiroid hormonu sentezleyemez, bu hormon yetmezliği “Hipotiroidi” olarak adlandırılır. Hipotiroidi tablosunun vücudumuz üzerine temel etkisi metabolizmanın yavaşlaması şeklindedir. Hipotiroidili hastalarda üşüme, yorgunluk, uyku hali, dikkat dağınıklığı, isteksizlik, kilo alımı, kabızlık, cilt kuruluğu ve saç dökülmesi gibi şikayetler görülebilir. Bunun yanında kalpte ritm bozuklukları, yaygın vücut ödemi gibi tablolar eşlik edebilir. Tedavi edilmez ise bu durum ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir.

Eksik olan tiroid hormonunun takviyesi ile tedavi edilir
Hipotiroidinin başlıca tedavisi, eksik olan tiroid hormonunun dışarıdan takviye edilmesidir. Uzun etkili (T4) hormon sentetik olarak üretilmiş ve 70 yıldan uzun süredir hastalar tarafından düzenli kullanılmaktadır.

Metabolizmada hızlanma söz konusu olur
Tiroid hormon üretiminde fazlalık ile seyreden hastalıklarda ise tam tersi metabolizmada hızlanma söz konusudur. Bu da sıcağa tahammülsüzlük, kalp çarpıntısı, ellerde titreme, kilo kaybı, iştah artışı, saçlarda incelme, gözlerde canlı bakış gibi şikayetler ile kendini gösterir. Bu hormon artışı tiroid bezinden kaynaklanan ve tüm bezi ilgilendiren bir sorun olabilir ve “Diffüz Toksik Guatr – Basedow Graves Hastalığı” olarak veya tiroid bezindeki nodül veya nodüllerden kaynaklanabilir ve “Toksik Nodüler Guatr – Plummer Hastalığı” olarak isimlendirilir.

Tedavi nedene yönelik planlanır
Hipertiroidi tedavisi nedene yönelik olarak planlanır; tiroid hormonu baskılayıcı ilaçlar (Anti-Tiroid), radyoaktif iyot ablasyonu veya tiroid cerrahisi gibi tedavi seçenekleri mevcuttur.

Ultrasonografi ile nodülün boyutu ve içeriği değerlendirilebilir
Nodül ile seyreden tiroid hastalıklarında nodüle ait risk değerlendirilmesi yapılmalıdır. En değerli tanı aracı olan ultrasonografi ile nodülün boyutu ve içeriği değerlendirilebilir, şüphe varlığında halinde Tiroid İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi gecikmeden yapılmalıdır. Hipertiroidi ve nodül birlikteliği söz konusu ise kanser riski Sintigrafi ile değerlendirilebilir. Tiroid Sintigrafisinde “Hipoaktif” yani soğuk nodüller kanser açısından risklidir.

Tiroid kanserleri genç yaş ve kadınlarda daha sık görülür
Tiroid kanserleri ise genç yaş ve kadın cinsiyette en sık görülen ikinci kanserdir. Küçük yaşta özellikle baş ve boyun bölgesinde radyoterapi verilmiş olması tiroid kanseri gelişimi için en önemli risk faktörüdür. Sigara kullanımı, yüksek rakımda yaşama, iyot eksikliği bölgesinde yaşama, obezite, ailevi-genetik faktörler diğer riskli durumlardır. Tiroid kanserleri genellikle “iyi seyirli” olarak tanımlansalar da kemoterapi ve radyoterapiye cevapsız olması özellikle ileri evrede tanı konulduğunda sağ kalımı azaltmaktadır. Bununla beraber “radyoaktif iyot ablasyon” tedavisi cerrahi sonrası nüks ve metastaz riskini azaltan bir tedavi aracıdır.

En iyi tedavisi cerrahidir
İyi seyirli olarak tanımlanmış olan tiroid kanseri “Papiller Tiroid Kanseri” olup daha nadir görülen tiplerinin oldukça agresif olabilecekleri akılda tutulmalıdır. Tiroid Kanseri’nin bugüne kadar bilinen en iyi tedavisi cerrahidir. Tiroid bezinin yarısının veya tamamının çıkarılması ya da lenf bezlerinde metastaz varlığında ilgili lenf bezlerinin de bir bütün olarak çıkarılmasında olanak verecek genişlikte cerrahi uygulamalar gerekli olabilir.

Rutin yıllık doktor kontrolünü aksatmamak önemlidir
Sağlıklı ve dengeli beslenmek, egzersiz yapmak, iyotlu tuz kullanmak, sigaradan uzak durmak, rutin yıllık doktor kontrolünü aksatmamak tüm kanser hastalıkları için riski azaltır ama tek başına yeterli olmayabilir. Hormon fonksiyonlarında bozukluğa yol açan tiroid hastalıkları açısından da vücutta beliren değişiklikleri, şikayetleri geçiştirmeden ve ihmal etmeden zamanında aile hekimine, iç hastalıkları veya endokrinoloji uzmanına başvurarak muayene olmak ve gerekli ilave tetkikleri yaptırmak önemlidir.

Nodüllerin değerlendirilmesi gerekir

Özellikle risk faktörlerinin bulunduğu (ailede tiroid hastalığı veya kanseri, radyasyon maruziyeti gibi) hastalarda yıllık doktor muayenesi, tiroid fonksiyon testlerini ihmal etmemek ve tiroid ultrasonografisi ile tiroid bezi ve varsa nodüllerin değerlendirilmesi gerekir.

Tüm kanserlerde olduğu gibi tiroid kanserinde de erken tanıda kür şansı daha yüksektir ve hastalığın tedavisi mümkündür. Tiroid bezinin diğer fonksiyonel hastalıklarında (Hipotiroidi / Hipertiroidi) da uygun tedavinin başlanması ile şikayetler gerileyebilir.

Jackie Marisse’in “Uçurma Zamanı” sergisi Arter’de

Jackie Marisse’in “Uçurma Zamanı” sergisi Arter’de

Uçurtma Zamanı başlıklı sergi, Jackie Matisse’in uçurtmalarını tüm göz alıcılıklarıyla Arter’in yüksek ve alçak tavanlı, aydınlık ve karanlık farklı alanlarında ilk kez boylu boyunca sergilenecek.

Jackie Matisse (1931–2021), imzası hâline gelen uçurtmalarını bundan neredeyse yarım asır önce, 1976 yılında çıktığı bir seyahat esnasında İstanbul semalarında uçurmuştu. Bugün canlı renkleriyle Arter binasının ön cephesinde beliren Gökkuşağı [Arc-en-Ciel, 1983] uçurtmalarının, yoldan geçenleri Uçurtma Zamanı adlı sergisini keşfe davet edecekleri, o günlerde aklından dahi geçmemiş olmalı.

İsraf yok! Gübre ve mama var!

İsraf yok! Gübre ve mama var!

Dünyada her yıl 1,5 milyar, Türkiye’de ise 19,1 milyon ton gıda israf ediliyor. Gelecek nesillerin kaynaklarının korunması için Akkomarka Restoran Topluluğu ve Akkol Catering Grubu öncülüğünde yola çıkan “Sorumlu Restoran Hareketi”, gıda sektöründe sürdürülebilirlik odaklı çalışmalarıyla fark yaratıyor.

“Gıda Atık Döngüsü” projesiyle oluşum içinde yer alan restoranlardaki gıda atıkları komposta gönderilerek, gübre ve mamaya dönüştürülüyor. Gübreler, yerel üreticilerin desteklenmesini sağlarken, mamalar hayvan barınaklarındaki ve sokaktaki canları besliyor. Ayrıca restoranlarda misafirlere ücretsiz dağıtılıyor. Proje Köşebaşı Levent’te yapılan bir lansmanla duyurulurken, gıda israfını sıfırlamak için tüm restoranlara bu oluşuma katılma çağrısında bulunuldu.

 

Rahat ve telaşsız şehir Lizbon

Rahat ve telaşsız şehir Lizbon

Lizbon, Avrupa’nın en güzel ve kozmopolit şehirlerinden biridir. Sıcak ve güneşli konumuyla tanınan şehir, çok sayıda tarihi anıt, birinci sınıf müzeler ve tek veya çok günlük bir seyahat programına kolaylıkla dahil edilebilecek diğer muhteşem turistik mekanlarla kutsanmıştır.

Eski mahallenin dar sokaklarını keşfedebilir, nehir kıyısındaki gezinti yolunda gezinebilir veya yemyeşil park ve bahçelerde dolaşabilirsiniz. Aslında, Lizbon’un yerel halkın yaptığı gibi rahat ve telaşsız bir tempoda tadını çıkardığınızda, onun konuksever karakterine ve baştan çıkarıcı cazibesine hemen aşık olacaksınız.

Hazırlayan; Ferhat Kaan Şahin

Castelo de São JorgeCastelo de São Jorge

Lizbon’un en önemli turistik mekanlarından biri olan St. George Kalesi, Alfama’nın yakınında, Portekiz başkentine bakan bir tepenin tepesinde muhteşem bir konuma sahiptir.

Burası Lizbon’un en popüler turistik yerlerinden biridir. Etkileyici siperleri, ilgi çekici müzesi ve büyüleyici arkeolojik alanı, kaleyi tüm aile için ödüllendirici bir deneyim haline getiriyor ve özellikle çocuklar, araziyi çevreleyen sağlam duvarlara ve kulelere tırmanmayı sevecekler.

Mosteiro dos Jerónimos

Mosteiro dos Jerónimos

16. yüzyıldan kalma Jerónimos manastırı, Portekiz’in en önemli simge yapılarından biridir ve UNESCO Dünya Mirası Alanı ödülünü hak eden muazzam tarihi ve kültürel öneme sahip çarpıcı bir anıttır.

Lizbon’un çekici Belém mahallesinde, nehir kıyısına yakın bir yerde, Hieronymite manastırı olarak da bilinen manastır, 1501 yılında Kral I. Manuel tarafından yaptırılmıştır. Vasco da Gama’nın 1498’de Hindistan’a yaptığı destansı yolculuğu onurlandırmak için inşa edilen Jerónimos, aynı zamanda ülkenin zenginliğinin de bir sembolüdür.

Oceanário de Lisboa

  Oceanário de Lisboa

Lizbon Okyanus Akvaryumu, Avrupa’nın en iyi akvaryumlarından biri ve dünyanın en büyüklerinden biridir. Aynı zamanda şehrin tüm turistik mekanları arasında tartışmasız en aile odaklı olanıdır.

Peter Chermayeff tarafından tasarlanan ve Expo 98 Dünya Fuarı için şu anda Parque das Nações olarak bilinen bir bölgede inşa edilen okyanus akvaryumu, düzinelerce farklı kuş türü de dahil olmak üzere akıllara durgunluk veren bir dizi balık ve deniz hayvanına ev sahipliği yapıyor.

Ustaca tasarlanmış düzen, dört ayrı deniz ve manzarayı, yani Atlantik, Pasifik, Hint ve Antarktika okyanuslarının yaşam alanlarını temsil ediyor. Bunlar, zarif ışınlar, soğanlı güneş balığı ve çocukların en sevdiği derin deniz sakinleri olan gösterişli köpekbalıkları da dahil olmak üzere her şekil ve boyuttaki balıklarla dolu devasa bir merkezi tankı çevreliyor.

Torre de Belém

Torre de Belém

Belém Kulesi, Portekiz’in 16. yüzyıldaki olağanüstü Keşif Çağı’nın bir sembolü olarak Tagus Nehri’nin ağzının yakınında sığ bir yerde yer almaktadır.

Kale olarak inşa edilen ve başlangıçta nehrin ortasında yer alan (su yolu yıllar içinde değişmiştir) kule, dekoratif Manuelin mimarisinin en yüksek noktasını temsil eder. Süslü cephesi hayali denizcilik motifleriyle süslenmiştir; tamamı bükülmüş halat ve taştan oyulmuş silahlı küreler.

Gerçekten de bu anıt o kadar değerli ve ikonik ki, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde korunuyor. Çeşitli katlarda yer alan en ilginç iç mekan özelliği, odanın bir Rönesans sundurmasına açıldığı ikinci kattaki Kral Odasıdır. I. Manuel’in kraliyet arması zarif kemerlerin üzerinde yer almaktadır.

İnanılmaz derecede dik sarmal merdivenleri en üst kattaki kule terasına tırmanın ve sahil şeridinin ve nehrin güzel bir panoramasıyla ödüllendirileceksiniz.

Elevador de Santa Justa

Elevador de Santa Justa

Lizbon’un Baixa bölgesinin çatılarının üzerinde garip görünümlü Santa Justa Asansörü, neo-Gotik bir asansör ve şehirdeki en eksantrik ve yeni toplu taşıma aracı yer alıyor.

İlk bakışta, perçinli dövme demir çerçevesi ve savaş gemisi grisi boyası, Paris’teki Eyfel Kulesi’nin görüntülerini çağrıştırıyor ve bir bağlantı var: Gustave Eiffel’in çırağı olan Fransız mimar Raoul Mésnier du Ponsard , asansörü tasarladı. 1901 yılında açıldı. Şehrin pahalı mağazalar, Fado evleri ve küçük restoranlarla dolu popüler bir bölgesi olan Bairro Alto semtindeki Baixa’yı Largo do Carmo’ya bağlamanın bir yolu olarak inşa edildi.

Bugün, 32 metrelik zirveye çıkıp, hala orijinal cilalı pirinç enstrümanların bulunduğu ahşap panelli kabinlerde yolculuk yapanlar, işe gidip gelen halktan ziyade meraklı turistlerdir. Kabinler gıcırdayarak üst terasın hemen altındaki platforma doğru ilerliyor. Yolcular buradan çıkıp bir köprüden geçerek Bairro Alto’ya gidebilir veya üst terasa çıkan sarmal merdiveni tırmanmayı tercih edebilir.

Üstten manzaralar muhteşemdir ve trafiğe kapalı sokaklardan, pitoresk meydanlardan ve her yerde bulunan kale ve Tagus Nehri’nden oluşan yoğun bir kentsel tuvali içine alır.

Sé: Lizbon'un Heybetli Katedrali

Sé: Lizbon’un Heybetli Katedrali

Kentin antik Alfama mahallesi yakınındaki Castelo bölgesinde, Lizbon’un müstahkem Romanesk katedrali- Sé – orijinal yapının 1150 yılında kutsanmasından bu yana birçok tasarım değişikliğinden geçmiştir. 1755’teki yıkıcı sarsıntıyla sonuçlanan bir dizi deprem, 12. yüzyılda ayakta kalanları tamamen yok etti.

Bugün gördüğünüz şey, mimari tarzların bir karışımıdır; göze çarpan özellikler, şehir merkezinin siluetini süsleyen ikiz mazgallı çan kuleleridir; özellikle batan güneşin tuğlaları altın bir kaplamayla parlattığı öğleden sonra geç saatlerde çağrıştırıcıdır.

İçeride, göz kamaştırıcı bir gül penceresi oldukça kasvetli bir iç mekanı aydınlatmaya yardımcı oluyor ve muhtemelen katedralin en değerli eserlerinin, kadehler ve kutsal emanetlerden oluşan gümüş eşyaların, karmaşık işlemeli cüppelerin, heykellerin sergilendiği hazineye yöneleceksiniz. ve bir dizi nadir resimli el yazması.

Padrão dos Descobrimentos

Padrão dos Descobrimentos

Belém sahiline hakim olan köşeli Keşifler Anıtı, Tagus Nehri üzerinde bir karavela pruvasını andıracak şekilde eğilen muazzam bir yekpare anıttır. 15. yüzyılda Portekizli denizciler tarafından keşfedilmemiş okyanusların haritasını çıkarmak ve yeni topraklar keşfetmek için komuta edilen gemi türü.

Anıtın her iki yanında yer alan, Vasco da Gama, Fernão de Magalhaes gibi en önde gelen şahsiyetlerin heykellerinden oluşan muhteşem bir friz aracılığıyla, Altın Keşif Çağı’nın geliştirilmesinde aktif olarak yer alan herkese uygun bir saygı duruşunda bulunuluyor. Pedro Alves Cabral. Henry elinde karavella en önde duruyor.

Sintra'ya günlük gezi

Sintra’ya günlük gezi

Muhtemelen Lizbon’daki en ödüllendirici günlük gezi deneyimlerinden biri, şehir merkezinden trenle doğrudan 40 dakika uzaklıktaki harika romantik kasaba Sintra’yı ziyaret etmektir. Granit çıkıntılarıyla kaplı yemyeşil bir ormanlık alan olan engebeli Serra de Sintra’nın eteklerinde yer alan bu büyüleyici destinasyon, muhteşem kraliyet sarayları, gizemli konaklar ve 8. yüzyıldan kalma muazzam bir Mağribi kalesinden oluşan manzaralı bir resimli kitap olarak gözler önüne seriliyor.

Bu çekici tuvalin karşısında, arnavut kaldırımlı sokaklar ve dar sokaklardan oluşan bir labirent boyunca sıkışmış renkli ve süslü şehir evleri, dekoratif kafeler ve geleneksel restoranlardan oluşan hoş bir konfigürasyon olan tarihi eski şehir (Sintra-Vila) yer alıyor. Bir zamanlar Portekiz Kralları ve Kraliçeleri için yaz tatili olan Sintra, Dünya Mirası Alanı statüsünü hak ediyor ve görkemli bir cazibe merkezi olmaya devam ediyor.

Arco da Rua Augusta: Zafer Takı

Arco da Rua Augusta: Zafer Takı

Lizbon’un nehir kenarındaki devasa meydanı Praça do Comércio , yerden bakıldığında yeterince etkileyicidir, ancak devasa boyutları ancak Arco da Rua Augusta’dan bakıldığında gerçekten takdir edilebilir.

19. yüzyıldan kalma simgesel kemer , şehrin trafiğe kapalı ana caddesi olan Rua Augusta’nın güney ucunun yakınındaki yolcu salonunun kuzey ucunda yer almaktadır. Portekizli mimar Santos de Carvalho tarafından tasarlanan ve 1755 depreminden sonra başkentin yeniden inşası anısına inşa edilen anıt, 1873 yılında açıldı.

Bir asansör ziyaretçileri tepeye yakın bir yere bırakıyor, ardından terasa ulaşmak için dik bir sarmal merdivenden geçilmesi gerekiyor. Buradan güney manzarası görkemlidir ve meydan boyunca ve nehir boyunca uzanır. Kuzeye döndüğünüzde Rua Augusta ve Lizbon’un tüm Baixa (şehir merkezi) bölgesini göreceksiniz.

Igreja-Museu São Roque

Igreja-Museu São Roque

Bairro Alto’daki São Roque kilisesi ve müzesi, sürükleyici bir kültürel deneyim sunmak için bir araya geliyor; her biri diğerini tamamlıyor.

16. yüzyılın sonlarında Cizvit Tarikatı tarafından kurulan São Roque’un sade ve mütevazı Rönesans cephesi, Lizbon’un tüm dini mekanları arasında en etkileyici olanlarından biri olan görkemli iç mekanı gizlemektedir. Mermer, azulejolar ve yaldızlı ahşap işçiliği ile zengin bir şekilde süslenmiş olan kilise, bir dizi yan şapel ile ünlüdür; bunlardan biri olan Capela de São João Baptista , süslü dekorasyonuyla izleyenleri büyülemektedir.

Palácio dos Marqueses de Fronteira

Palácio dos Marqueses de Fronteira

Şehrin kuzeybatı eteklerinde yer alan bu büyüleyici kır malikanesi, Marquês de Fronteira’nın aile evidir. 1640 yılında ilk Marquês de Fronteira olan João de Mascarenhas için av köşkü olarak inşa edilen bina, daha sonra saray olarak yenilenmiştir ve Lizbon’un en güzel ve sakin özel konutlarından biri olmaya devam etmektedir.

Neyse ki, bu asil sığınaktaki bazı odalar ve muhteşem peyzajlı alanlar halka açık ve tesiste rehberli bir sabah turuna yatırım yapmak, 17. yüzyıl Portekiz’ine tatmin edici bir bakış sunuyor.

Burası bir müze değil ve hiçbir mobilya ya da iç dekorasyon etiketli değil. Ancak turlar öğretici, eğitici ve ihtiyatlıdır ve benzersiz Amsterdam çinilerinin iç mekanı süslediği salon, kütüphane ve yemek odası gibi ek alanlara erişim sağlar. Sanat tarihçileri şüphesiz bazı önemli parçaları gözetleyeceklerdir; Pellegrini portresine dikkat edin.

Tura, subtropikal bitki örtüsüyle süslenmiş yemyeşil bir vaha olan resmi bahçeler dahildir. Burada, Portekiz krallarının büstlerini içeren dekoratif nişlerin yer aldığı bir teras olan “Kral Galerisi”ni bulacaksınız. Sazanlarla dolu büyük bir göletin üzerinde kuruludur.

Basílica da Estrela

Basílica da Estrela

Basílica da Estrela’nın (Yıldız Bazilikası) ışıltılı tebeşir beyazı kubbesi, Lizbon’un her yerinden hayranlık uyandıran bakışları üzerine çekiyor, öyle ki şehrin siluetinde her yerde var oluyor. Kilise başkentin en büyük kiliselerinden biridir ve şehir merkezinin batısındaki bir tepede yer almaktadır.

Kral I. José’nin kızı I. Maria tarafından yaptırılan bazilikanın inşaatına 1779’da başlandı ve 1790’da tamamlandı. Çeşitli heykeller ve alegorik figürlerle süslenmiş kireçtaşı cephesi, ikiz çan kuleleriyle dengeleniyor ve tasarım olarak kiliseye benziyor. Mosteiro Pálacio Nacional de Mafra , daha küçük ölçekte de olsa.

Starbucks’tan yeni soğuk içecekler

Starbucks’tan yeni soğuk içecekler

Starbucks, sıcak yaz günlerinde ferahlatıcı bir mola için yeni içeceklerini mağazalarında sunmaya başladı.

Kahve kültürünün dünyadaki en önemli temsilcilerinden Starbucks, Iced White Chocolate Pistachio Oat Shaken Espresso, Chocolate Cream Cold Brew ve geri dönen Mango Dragonfruit Refresha ile misafirlerini güneşin tadını ferahlayarak çıkarmaya davet ediyor.

Bu yazın Soğuk Kahve Trendleri!

Vanilya ile tatlandırılmış yazın klasik lezzetlerinden Cold Brew’ün üzerine eklenen ipeksi çikolatalı soğuk köpük ve bir tutam kakao tozu ve kakaolu üst süslemesiyle tamamlanan Chocolate Cream Cold Brew yazın vazgeçilmezlerinden biri olmaya aday.

Starbucks Origin Espresso’nun, buz, beyaz çikolata ve antep fıstığı sosu ile çalkalanan ve üzerine eklenen yulaf sütüyle tamamlanan Iced White Chocolate Pistachio Oat Shaken Espresso da yazı tatlandırmak için yenilikçi bir alternatif sunuyor.

Geçen Yazın Sevilen Tropikal Lezzeti Geri Döndü!

Buzla çalkalanan tropikal mango ve ejder meyvesi aromalarının üzerine ejder meyvesi parçaları eklenerek hazırlanan Mango Dragonfruit Refresha bu yaza da serinlik katmak için