Yazılar

Özsüt dondurma mevsimini açtı

Özsüt dondurma mevsimini açtı

Dondurma sezonu da açıldı! Dondurma menüsünde her zevke hitap eden tatlara yer veren Özsüt, farklı ve leziz dondurma çeşitleriyle yaza tatlı bir serinlik katmaya hazır.  Dondurmalarında en taze günlük çiftlik sütü ve en kaliteli malzemeler kullanan marka, misafirlerine bu yaz da gerçek dondurma keyfi yaşatacak.

Meyveli dondurma severlere; limonlu, kavunlu, vişneli ve muzlu; farklı tatlar arayanlar için ise sakızlı, krokanlı, balbademli, karamelli, antep fıstıklı, üzümlü&cevizli ve cookie dondurma gibi çeşitleri bulunan Özsüt, klasik tatlardan vazgeçmeyenler için ise kaymaklı, çikolatalı ve süper vanilyalı seçenekleriyle yaz boyu serinletmeye devam ediyor. Vişne, çilek ve frambuaz sorbeler ise meyvelerin en gerçek ve serinleten hali olarak tadanlara iki kat mutluluk aşılıyor.

Bayram çikolata ve şekerleri Migros’ta

Bayram çikolata ve şekerleri Migros’ta

Migros, bayramların vazgeçilmez lezzetleri şeker ve çikolata çeşitleriyle ağızları tatlandırırken avantajlı fiyatlarla bayram alışverişinin en tatlı halini sunuyor. 17 Nisan tarihine kadar Money sahipleri 300 TL ve üzeri bayram şekeri ve çikolatası alışverişine 40 Money hediye kazanma fırsatını yakalıyor.

Bayramın tüm renklerini buluşturan şekerler

Migros bayramın en sevilen şekerlerini en uygun fiyatlarla müşterileriyle buluşturuyor. 17 Nisan tarihine kadar sürecek olan kampanya kapsamında Durukan Sweet Route Toffee / Jox Milky Bonbon 350g şekerler 27,90 TL,  Jox Fruity Meyve Aromalı Sıvı Dolgulu Şeker 500g 39,50 TL, Milleluna Şeker Kaplı Badem Draje 100g 29,90 TL, Lokum Akademisi Kakaolu Krema Dolgulu Lokum 350g 74,90 TL, Kent Poşet Şeker Çeşitleri 375g 59,50 TL, Haribo Bayram Mix Karışık 250g 39,90 TL’den satışa sunuluyor.

Bayram sunumlarının en tatlı eşlikçisi çikolatalar

Migros, 17 Nisan tarihine kadar bayram sohbetlerinin en sevilen ikramlıklarından çikolataları da bol çeşit ve bütçe dostu kampanyalarla sunuyor. Patislove Sütlü-Bitter Madlen Çikolata 288g 74,90 TL, Ülker Ece İkramlık Fındıklı Sütlü Çikolata 215g 113,90 TL, Ülker Ebru Buklet 208g 113,90 TL, Ferrero Rocher T16 200g 124,90 TL, Şölen Chocodan’s 125 g 39,50TL’den Migros müşterileriyle buluşuyor.

Oruç sonrası beslenmenize dikkat edin!

Oruç sonrası beslenmenize dikkat edin!

Bayram geliyor… Ramazan ayı boyunca farklı saatlerde uyundu, yeme düzeni değişti ve metabolizma değişti. Bir ay oruç düzenine alışan bedeni yeni bir döneme alıştırmak gerekiyor. Sindirim sisteminin eski düzenine geri dönmesinde, birtakım basit diyet kurallarına uymanın adaptasyon sürecini hızlandıracağını söyleyen Liv Hospital Gastroenteroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ekrem Aslan Ramazan ayı sonrası beslenme düzeni için önerilerde bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Ekrem Aslan

Yrd. Doç. Dr. Ekrem Aslan

  • Bayramın birinci günü uzun bir aradan sonra ilk kez yapılacak olan kahvaltıda yağlı ve hamur işi gıdaların tüketilmesi özellikle reflü hastalarında yakınmaların artmasına sebep olabilir. Bu yüzden kahvaltıda haşlanmış yumurta, az yağlı peynir, az yağlı yoğurt ve zeytin gibi proteinden zengin gıdaların ve salatalık, domates gibi çiğ sebzelerin tüketilmesi daha uygundur.
  • Gün içinde sıvı alımına dikkat edilmeli ve günlük iki litreden daha az olmamak kaydıyla su tüketilmelidir.
  • Reflü hastalarını bekleyen bir başka problem de bayramın ismiyle özdeşleşen şekerleme tüketiminde artıştır. Dikkat edilmesi gereken aşırı şekerleme tüketilmesinden kaçınılması ve çikolata içeren şekerlerden uzak durulmasıdır.
  • Bayram ziyaretlerinde bolca ikram edilen ve hemen her evde yapılan baklava, kadayıf, şöbiyet gibi yağlı-şerbetli tatlıların aşırı tüketimi de reflü veya gastrit tanısı olan hastalarda gün içinde mide yanması, mide ekşimesi, şişkinlik ve karın ağrısına neden olabilir.
  • Şerbetli tatlıları bir öğünden daha fazla tüketmemek, porsiyonları küçük tutmak veya şerbetli tatlılar yerine sütlü hafif tatlıların tercih edilmesi mide şikayetlerini minimuma indirecektir.
  • Ana öğünlerde veya tatlı yenilen ara öğünlerde gazlı ve asitli içecek tüketiminden kaçmak geleneksel ev yapımı limonata veya şerbet içilmesi de özellikle reflü hastalarında mide yakınmalarını en aza indirecektir.
  • Sigara içenler Ramazan ayında daha az sigara tükettiklerinden bazı reflü hastalarında Ramazan ayı boyunca daha az reflü şikayeti gelişir, bayram ve sonrasında da daha az sigara içmek hatta mümkünse sigarayı tamamen bırakmak daha az reflü şikayeti oluşturur.
  • Sık sık ve küçük porsiyonlar halinde beslenmek, zeytinyağlı gıda ve özellikle öğle yemeklerinde çorba içmek ve salata tüketmek hazmı kolaylaştırarak sindirim sistemimizin daha düzenli çalışmasına yardımcı olur.
  • Akşam yemeklerinde ağır yemeklerden kaçınılarak az yağlı, az baharatlı, az salçalı klasik Türk tencere yemeklerinin tüketilmesi sindirim sorunu olanlarda tercih edilmesi gereken beslenme şeklidir.
  • Meyve tüketilecek ise daha aktif ve hareketli olunan öğlen ve ikindi vakitlerinde karpuz, kavun, üzüm ve kiraz gibi yazın bol bulunan ve diğer meyvelere oranla daha az sindirim sistemi yakınmasına yol açan meyvelerin tüketilmesi daha uygundur.
  • Gün sonunda uykuya geçmeden üç ila dört saat önce beslenmeyi sonlandırarak mide boşalmış bir şekilde uyumak sindirim sistemimizi korumaya ve daha az şikayet gelişmesine yardımcı olur.

Lenovo Legion Go ile yolculuk daha eğlenceli

Lenovo Legion Go ile yolculuk daha eğlenceli

Tatilde yollar yine dolu olacak, yolculuklar uzun sürecek. Lenovo’nun oyun tutkunlarına istedikleri yerde istedikleri şekilde oyun oynama özgürlüğü veren Legion Go taşınabilir oyun cihazı iyi bir yol arkadaşı olacak.

Lenovo Legion Go, Lenovo’nun oyunculara istedikleri yerde ve istedikleri şekilde oyun oynama konusunda daha fazla özgürlük sağlamak için şirketin geliştirdiği ilk Windows taşınabilir oyun cihazı. Yeni Lenovo Legion Go, Windows PC oyun gücünü, taşınabilir bir mobil forma dönüştürüyor.  Legion Go, oyunseverlere esneklik ve seçim özgürlüğü getiriyor. Lenovo Legion Go, bayram tatilinde de oyun tutkunlarına en rahat şekilde oyun oynama imkanı sunacak.

Düzenli kontrol önemi!

Düzenli kontrol önemi!

Liv Hospital Check-up Uzmanı Dr. Gözde Nizamoğlu Mercan: “Dünya genelinde sağlık farkındalığını arttırmak amacıyla her yıl 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında, farklı bir tema belirlenerek küresel sağlık sorunlarına dikkat çekilmektedir. Geçmiş yıllarda “obezite, HIV/AIDS, çocuk felci, sağlık eşitliği için adalet/herkes için sağlık hakkı” gibi konular ele alınmıştır. 2024 yılı için seçilen tema ise: “Benim Sağlığım, Benim Hakkım”. Tema; herkesin, her yerde, kaliteli sağlık hizmetlerine, eğitime ve bilgiye, ayrıca güvenli içme suyuna, temiz havaya, iyi beslenmeye, kaliteli barınmaya, insana yakışır çalışma ve çevre koşullarına bununla birlikte özgürlüğe erişme hakkına sahip olduğunu savunmak amacıyla seçilmiştir.” diyerek bilgiler aktardı.

Dr. Gözde Nizamoğlu Mercan

Dr. Gözde Nizamoğlu Mercan

Düzenli sağlık kontrollerimizi yaptırmalıyız
Sağlık hakkımızı korumak için önemli adımlardan biri de düzenli sağlık kontrollerine gitmektir. Rutin sağlık kontrolleri, potansiyel sağlık sorunlarının erken teşhis edilmesinde ve tedavisinde çok değerlidir. Yaş, cinsiyet, yaşam tarzı, aile öyküsü gibi faktörlere göre farklılık gösteren bu kontroller, her bireyin ihtiyaçlarına göre belirlenmektedir. Bu yüzden sağlıklı bireylerin de en az yılda bir kez rutin check-up yaptırması ve sağlık profesyonellerinin yönlendirmesi ile risk faktörleri belirlenerek uygun kontrollerden geçmesi gerekmektedir. Böylece kalp-damar hastalıkları, diyabet, obezite, kanser hastalıkları gibi önemli hastalıklar için taramalar yapılıp, izlem ve tedavi planları oluşturulabilmektedir. Bu sayede sağlığın korunması ve yaşam kalitesinin arttırılması amaçlanmaktadır.

Sağlıkta farkındalığımızı arttırmalıyız
Sağlığımızı korumak ve sağlık hakkımızı savunmak için bireysel sorumluluğumuzu üstlenmeli ve sağlık farkındalığımızı arttırıp, sağlıklı ve iyi olma halinin sürdürülmesi için gerek bireysel, gerekse toplumsal rollerimizin farkında olmalıyız. Unutmayalım ki sağlık, en değerli varlığımızdır ve herkesin en temel hakkıdır. Sağlıklı olmak; yaşam kalitemizi artırır, günlük aktivitelere katılımımızı sağlar ve potansiyelimizi maksimize etmemize yardımcı olur. İşte bu yüzden, bu dünya sağlık gününde, “hakkımız olan sağlığımız” için rutin sağlık kontrollerimizi yaptırmayı ihmal etmeyelim.

Bayram çikolata ve kahve tadında!

Bayram çikolata ve kahve tadında!

Bayramların vazgeçilmez ikilisi çikolata ve Türk Kahvesi, Kahve Dünyası’nda her günü bayram tadında yaşatacak çeşitleriyle benzersiz bir lezzet deneyimi vadediyor.

Kahve Dünyası’nın Spesiyal, Trüf, Madlen ve Lavi gibi çikolata çeşitleri bayram ziyaretlerine ayrı bir tat katıyor.

Spesiyal çikolatalardan içi yumuşacık Trüf çikolatalara, fıstığın çikolatayla mükemmel uyumu olan Roche’danMadlene kadar farklı damak lezzetlerine hitap eden çeşitler…

Christofle Babylone: Paris’in kalbinden ilham alan bir koleksiyon

Christofle Babylone: Paris’in kalbinden ilham alan bir koleksiyon

Sofralara gümüş sanatıyla imza atan dünyaca ünlü Christofle, tasarımcı Aurélie Bidermann ile el ele vererek, Paris’in tarihini ve zarafetini yansıtan benzersiz bir koleksiyon sunuyor.

Bu iş birliğinden doğan Babylone koleksiyonu, sofistike bir “yaşam sanatı” ve gümüşün ışıltısını bir araya getirerek her iki tasarımcının zanaatkârlıkta ve estetikteki mükemmeliyetçiliğini sergiliyor.

Briyoş tarzı örgülerden ilham alan tasarımlar, kaseler, peçetelikler ve vazolar gibi parçalarda kendini gösteriyor. Bu eşsiz stil, kullanıldığı her sofraya zarafet katıyor. Babylone Koleksiyonu, göz alıcı bilezikler ve yüzüklerle mücevher severlere hitap ediyor. Her bir mücevher parçası, taşıyıcısına özgü bir şıklık sunuyor. Koleksiyon, Art Deco’dan esinlenerek modern çizgileri klasik detaylarla birleştiriyor. Bu sentez, her bir parçayı zamansız kılıyor. Christofle ve Aurélie Bidermann, Babylone Koleksiyonu ile bir “yaşam sanatı”nı kutluyor. Bu koleksiyon, her iki markanın da mirasını ve Fransız zanaatkârlığını öne çıkarıyor.

Bayramda çikolata hediyeniz Beymen Chocolate’tan

Bayramda çikolata hediyeniz Beymen Chocolate’tan

Beymen, artizan çikolata markası Beymen Chocolate ile gurme lezzetler sunuyor. “Bean to Bar” konseptiyle, tamamen organik kakao çekirdeklerinden üretilen Beymen Chocolate, Ramazan Bayramı için yeni bir koleksiyon oluşturdu.

Özel tasarımlı şık kutuda sunulan, 36’lı Beymen Chocolate Bayram Özel Koleksiyonu, üç farklı tadı bir araya getiriyor. Krep dantel çikolata, sütlü çikolata kaplı Antep fıstıklı lokum ve bademli Rocher çikolatayla oluşturulan Beymen Chocolate bayram seçkisini hem bayram ziyaretlerinizde sevdiklerinize hem de evdeki konuklarınıza sunmak için tercih edebilirsiniz.

Özel Antik Gold kutu tasarımıyla, yıl boyunca tüm Beymen’lerde satışta olan Beymen Chocolate Madlen Çikolata ise her özel gününüze eşlik edecek sütlü ve bitter çikolata seçkisini Beymen farkıyla sunuyor.

Beymen Chocolate’ın hibiskus ve frambuazlı tropik tatlarıyla kutlamaya değer lezzetler sunan “Celebration” seçkisi ve Türk geleneklerinden ilham alan, badem ezmesi ve Antep fıstığını çikolatayla buluşturan “İstanbul” koleksiyonu da Ramazan Bayramı’nda özel bir tat arayanları bekliyor.

Beni harekete geçiren motivasyondan çok disiplindi…

Beni harekete geçiren motivasyondan çok disiplindi…

Ülkemizde psikolojinin insan ihtiyaçları ve iş hayatının sorunları için bir çözüm olduğunu gösteren çok değerli benim de çok çok sevdiğim hocam Prof. Dr. Acar Baltaş…  Kıymetli hocam ile yeni çıkan kitabı; “Hayat En Çok İyileri Kırar” ile ilgili merak ettiklerimizi sorduk. Kırıldığımız yerden güçlenmenin yollarını, günümüz dünyasının iyiye mi yoksa kötüye mi gittiğini, günlük rutinler içinde anlamlı bir yaşam mücadelesi verirken, bir yandan da kendimizi gerçekleştirmek için neler yapmamız gerektiği ve anlamlı yaşamanın yollarını siz sevgili okuyucularımız için konuştuk. Keyifle okumalar dileriz.

Prof. Dr. Acar Baltaş…  Kıymetli hocam ile yeni çıkan kitabı; “Hayat En Çok İyileri Kırar” ile ilgili merak ettiklerimizi sorduk. Kırıldığımız yerden güçlenmenin yollarını

Hayat En Çok İyileri Kırar… 

Bize kitabınızdan bahseder misiniz?  

Kitabın ilk yarısında; 1828 yılından bu yana seksen yıl boyunca aynı kişilerin izlenmesi sonucunda elde edilen verilerin bugün ki modern araştırmalarla harmanlanmasına dayanıyor. İkinci yarısında ise mutluluk var.  Mutluluğu; şairlerin ve roman yazarlarının romantik dünyasından çıkartıp, bilim dünyasına getiren bir çalışma… Ve bu her iki bölüm, on başlık altında benim hayat yolculuğumda biriktirdiklerimin ifade edilmesi diyebilirim.

Mutluluk demişken sizce dünyanın durumu nedir? İyiye mi gidiyor? Kötüye mi?

Dünya; eğer savaş içinde değilseniz, en müreffeh, en güvenli dönemini yaşıyor.  Tabi bu söylemim; “riskler yok” demek değil. Riskler tabi ki var. Küresel ısınma bir risk. Göçleri tetikliyor.  Bu göçler aynı zamanda etnik çatışmaları tetikliyor. Bir dünya savaşı riski var. Yeni bir pandemi riski var. Gelir dağılımın yarattığı adaletsizliğin sisteme yükledikleri var. Ve de yine bir ekonomik kriz riski var.  Bunlar dünyanın karşı karşıya olduğu objektif sorunlar… Savaş içinde olmayanlar için dünya; en barışçı, en güvenli ve en müreffeh dönemini yaşıyor.

Örneklendirmeniz mümkün mü?

Bakınız; 1900 yılında ortalama 35 olan hayat insan yaşam süresi, 1920 yılında dünya ortalamasına bakıldığında 25’e iniyor… Yanlış duymuyorsunuz 25’e indi.  1950 yılında ancak 50’ye çıktı. Bugün 80 civarında… Bir kere hayatlarımız uzadı. Daha çok şeye muhatap oluyoruz, maruz kalıyoruz daha keyfini de çıkartıyoruz.  Yani dünya aslında zannettiğimiz kadar kötüye gitmiyor ama daha fazla şeyden haberdar oluyoruz.

Örneğin; bir uçak düştüğü zaman bir ülkede bu duyulduğunda, bir ay boyunca uçuşlar da yolcu sayısı azalıyor. Olayın yarattığı dehşet, matematiksel risk hesabının önüne geçiyor. Haberdar olduğunuz olayların yarattığı ürperti hissi, o olayların yaşanma sıklığının önüne geçiyor. İhtimalinin önüne geçiyor.

Prof. Dr. Acar Balta

Hayatın hakkını veren insanlar eskide mi kaldı? 

Kendi perspektifimden söyleyecek olursam; bir kere anlamalı bir üretim gerekiyor. İkincisi huzur veren bir ilişki içinde olmak, üçüncüsü de kendini aşan bir amaca hizmet etmek.

Hayatın hakkını veren insanlar azaldı mı veya bu tür anlayışın arkasında giden insanlar azaldı mı?

Olabilir. Şu sebeple olabilir; Bir başarı ve bunun ölçüsü olan para, kendini aşan bir amaca hizmet etmek konularının önüne geçiyor olabilir. Çünkü başarı ve onun göstergesi olan maddi kazanç, servet bunların önüne geçiyor.  O zaman da mutluluk, ki bütün insanlar bunun peşinde haz veren şeyleri yaşamak gibi algılanıyor. İyi duygu içinde olmak ve sıkıntıdan uzak olarak, olumsuz bir şey yaşamak olarak algılanıyor. Onun için mutluluk kavramının; bir varış noktası değil bir yolculuk olduğunu hatırlatacağım. Bunu özgün bir görüş gibi ifade etmiş olmayayım çünkü artık biliniyor. Çok sık tekrarlandı. Ancak daha doğru kavramın; iyi hayat olduğunu düşünüyorum. Mutluluk değil…

“İyi hayatın” içinde neler var? 

Acı, zorluk ve engeller var. Bunlar aslında hayatı; “iyi hayat” yapan şey… İnsanları güçlendiren bu acı, zorluk, güçlükler… Yıllar önce söylediğim bir şeyi tekrarlayayım; bir hayatın içinde acı, üzüntü, zorluk, engellenme, başarısızlık yoksa o hayatın hikayesi olmaz.

Prof. Dr. Acar Baltaş

“Yüreğinin Götürdüğü Yere Git” ya da “Yirmi bir günde değişim” mümkün mü?

Psikoloji; dünyada ağırlıklı olarak Amerikan akademisinin elindedir. Amerikan akademisi kendi toplumu için geçerli olan, kabul görebilecek, o toplumun hayatını kolaylaştıracak olan şeyleri sunuyor. Ve bunlar da; dünya akademisi tarafından evrensel gerçekler olarak kabul ediliyor. Nedir bunlar? Yani; “teksin, biriciksin, senden başka bir tane daha yok, yüreğinin götürdüğü yere git, sen daha iyisine layıksın”… Bir kere bu mesajlar insanı haz dünyasına iten mesajlar. İnsan haz dünyasında yaşadığı zaman yani iyi duygu hali, iyilik hali neyi içine alır; iyi yemek, iyi yerde yaşamak, cinsellik, alışveriş, masaj, spa… Şimdi bunların hepsi yaşandığı zaman haz veren şeyler ve bunlar tabi para ile sağlanıyor. O parayı da nasıl kazandığınızın, sağladığınızın da önemi yok… Burada konu o değil. Onun için ahlaki kaygı taşımıyor. Bütün bunlar yaşandığı zaman; verdiği haz daha az oluyor. Ayrıca; tekrar yaşanma isteğini de beraberinde getiriyor. Yani; iyi yemek ne zaman kadar, bir sonraki öğüne kadar. Alışveriş ne zamana kadar, yandaki vitrininde daha iyi bir şey görene kadar. Bütün bunlar bir benzetme ile; deniz suyu içip susuzluğu gidermeye benziyor. Bu Amerikan psikolojisinin dünyada yaydığı bir anlayış. Ama hayatın içinde olumsuzluklar da var. Her toplumun kendi ritüelleri var, o acıya anlam vermek için bir yöntem. Amerikan psikolojisinin getirdiği hep hayatın haz veren tarafında durmakla hayatın gerçekleri ne kadar bağdaşıyor ona bakmak lazım… Bu biraz da insanların kendi kişilikleri ve ahlaki normları ile yaptıkları seçimler.

Ülkemizde insani gelişimi desteklemek adına eğitici bir ders vermeniz söz konusu olsa ne yapardınız?  

İyi Yaşam… Elimde olsa okullara, standart eğitimin dışında, her kademede bir “İyi Yaşama” dersi almasını eklerdim.

 “İyi Yaşama” dersinin içinde ne var, nasıl bir içerikten bahsediyorsunuz?

İyi yaşama dersi içine; ilk olarak sağlıklı beslenmeyi sonra fizik egzersizi ve iyi ilişki kurmayı alır. İnsan hayatını uzatan ve kalitesini yükselten, sağlıklı yaşama biçimi ve iyi ilişki… İyi ilişki; inanın, sağlıklı yaşam seçeneklerinden de daha önemli… Uzun yaşayan insanlara baktığınız zaman iki üç tane öne çıkan özelliğini görüyorsunuz. İlk olarak hayatları boyunca sürdürdükleri arkadaşlıkların olması. İkincisi; hayatlarında bir insanla uzun süren bir ilişkilerinin olması. Üçüncüsü; süpermarketteki kasiyerler dahil, insanlarla etkileşime girip, onlara kendilerini iyi hissettirmesi…  Bu üç özellik; fizik egzersizinden, sağlıklı beslenme ve besin desteklerinden çok daha fazla fayda sağlıyor, iyi hayat için, uzun ve sağlıklı yaşamak için…

Prof. Dr. Acar Baltaş

Hayat En Çok İyileri Kırar neden? 

Kabukları incedir… Savunmasını açar ve kırılganlığını saklamaz.  Kırılganlığınızı saklamadığınız, savunma duvarınızı düşürdüğünüz zaman bunun bazıları tarafından istismar edilmesi kaçınılmazdır. O zaman da; önünüzde iki yol olur. Ya hayatınızın evresine göre; sizi kıran şeyin kurbanı olursunuz… Anne babanızın, öğretmeninizin, sevgilinizin, partnerinizin, eşinizin, yöneticinizin, patronunuzun kurbanı olursunuz. Kendinizi suçlarsınız, koşulları suçlarsınız, başkasını suçlarsınız ve bir koza örersiniz.  Kendinizi, koşulları veya karşınızdakini suçladıkça o koza kalınlaşır. Ve siz o kozanın içine hapsolan bir kurban olursunuz ya da bu kozayı deler, kendi hikayenizi kendiniz yazarsınız.  Güçlenerek yolunuza devam edersiniz. O kozanın dışına çıktığınız zaman, hayat size farklı seçenekler sunar. Enerjimizi nereye koyarsak hayat orada gelişiyor.

Kırılmalar insanların hayatlarını nasıl etkiler?

Bir kere şunu kabul etmek gerekir. Hayat adil değil ve dünya bize borçlu değil. Onun için ne elde edeceksek mücadele edip, hak etmemiz gerekiyor. Hayata başlarken insanların ne kadar farklı noktalardan başladığını biliyoruz.  Çocukluğumuz ne zaman bitiyor? İhtiyaçlarımızın annelerimiz babalarımız tarafından karşılanmayacağını anladığımız zaman bitiyor. Yetişkinlik ne zaman başlıyor? Başınıza gelenlerden ve yaşadıklarınızdan anne ve babanızı sorumlu tutmamaya başladığınız zaman yetişkinlik başlıyor.  O noktadan baktığımız zaman; enerjimizi koyduğumuz yer önemli ve hayatın da adil olmadığını bilirsek, kırıldığımız zaman da haksızlığa uğramış gibi hissetmeyiz. İyi hayat zaten; zorluklar, güçlükler, engellenmeler, hayal kırıklıkları sonunda verilen mücadeleyle elde ediliyor.

Hayat sizi kırdı mı? Zorluklarla karşılaştınız mı? Olmaz mı tabi ki…  On yedi yaşında hipodromda bilet satmaya başladım. Annem duyunca çok üzüldü ve “senin neyini karşılayamıyoruz” dedi. O sırada Galatasaray’da spor yapıyorum, popüler bir gencim… Kazandığım elimdeki paraya göre yaşamak istemiyordum. Yaşadığım hayata göre para kazanmak istiyordum. Bunu da o günün koşullarında oradan sağlayacağım gelirle sağlıyordum. O deneyim bana evlendiğim zaman, bir sigorta kredisi kullanıp ev sahibi olmanın yolunu açtı. On yedi yaşında sigortalanmışım haberim yok… Bir otelde gece resepsiyonistlik yaptım. Üniversitenin ilk yılında yarım uyku ile derslere girerdim. Sonra o dönem çok popüler bir gece kulübünde çalıştım. Galata kulesi yeni açılmıştı. O mekânın müzik yöneticiliğini yaptım. Dönemin bütün artistleri ile çalıştım. Hayatın o cephesini tanıma fırsatım oldu. Turizm rehberliği yaptım. Türk guruplarını alıp 30 gün Avrupa’da otobüsle gezdirirdik. Zor bir çalışma alanı ama bu aynı zamanda topluluk önünde konuşma ve Türkçemi geliştirmeme yaradı. İnsanları nasıl rahatsız etmeyecek şekilde ifadeleri kullanabileceğimi öğrendim. Havalandırması olmayan otobüslerle. Kolay iş değil. Rehberlik eğlenceli iş değildir. Zorluklarla başa çıkmanın kendiliğinden gelişimi. Onun için hayat evde veya okulda öğrenilmiyor diyorum.

Prof. Dr. Acar Baltaş

 Emekli olup Ege’ye geçmeyi, Bodrum’a yerleşmeyi düşündünüz mü? 

Vallahi 1973 yılından beri Bodrum’a giderim. Ama emekli olup Bodrum’a gitmeyi aklımın köşesinden geçirmedim.

Patch Adams, Ölü Ozanlar Derneği…  Robin Williams ise mutluluğa giden yolda ışığı gösteren, eğlenceli, mücadeleci rollerin seçilmiş insanı. Bir duyuyoruz ki; “yalnızlıktan” intihar etmiş. Nasıl bir çelişki, bu konuda fikrinizi öğrenebilir miyiz?

Bir kere dünyada en önemli olan şey; “iyi hayat açısından bağ kurmak… Bağ kurmak da; karşımdaki için önemli olanı, önemli olan saymak ve yardım etmeye hazır olduğunu hissettirmek. O’nun yerine problem çözmeyi değil, yardım etmeye hazır olduğunu hissettirmek tarafı var.  Genellikle yukarıya çıktıkça insanlar, kurdukları bağlar zayıflar.

Hele sanatçılar açısından bakarsak… Onlar için başka birinin derdi ile ilgilenmek söz konusu olamaz. Her şeyin merkezi kendileridir. Çevrelerindeki insanlara ihtiyac olduğu zaman orada olsun isterler. İhtiyacı olmadığı zaman görünmez olmalarını beklerler. Sanatçılar açısından durum biraz böyle… Bağ kurma yetersizliğidir. Bu kalabalıklar içinde yalnız kalırlar. Ve bunu anladığı zaman insanlar, bazen film kopar…

Bir de tabi bilmediğimiz bir taraf daha var. Bipolar insanlar yukarıda müthiş yaratıcı, etkili, eğlendirici veya ufuk açıcı, düşündürücü olabilirler… Aşağıda oldukları zamanda da onları görmezsiniz. Hep yukarıdayken, yukarıdaki kişilikleri ile tanırsınız. Robin Williams için durum nedir bilmiyoruz. Belki o da bipolardı ve biz onu hep yukarıdayken görüyorduk. Yani bilmiyorum hakikaten katkım olsun diye söylüyorum.

Kuralcı mısınız?

Çok sıkı değil ama kendime karşı daha kuralcıyım. Çevreme karşı hayatımın bu döneminde daha esneğim. Eskiden daha kuralcıydım. Şu anlamda; benim hayatımda hep disiplin olmuştur. Alman eğitimi ve terbiyesi aldım. Annem de yönlendirmiştir. Beni harekete geçiren motivasyondan çok disiplindi…

İş ve özel hayat dengesini nasıl sağlarsınız?

İş hep ağır bastı hayatımda… Eşim bir hekim kızı, ben aynısı memur, orta halli bir ailenin çocuğuyduk ikimiz de… Dolayısıyla hayatımızda biriktirdiklerimizi bütünüyle iki kafayı birleştirerek yaptık. Onun için iş benim hayatımda önceliğim hep oldu. Ama şu var; eşimle hep el ele ilerledik. Halen el ele uyuruz. Çocuklar ikinci planda kalmıştır, doğru ama eşim hiçbir zaman ikinci planda kalmamıştır.

Sizce başarının sırrı nedir?

Basit ve küçük şeyleri her gün düzenli ve özenli yapmak. Çok kolay bir tanım. Kim görüyor, kim anlıyor önemli değil. Ben görüyorum ve önünde sonunda görülüyor. Bugün de çalışmamın sebebi bu… Bana karşı bir teveccüh var. Yaşlanmanın getirdiği doğal bir sonuç hayatın dışında kalmaktır. Yani insanlar sizi daha az önemser. Ancak kendi yaşıtlarınızla olduğunuz zaman ama orada da herkes kendi sorununu anlatır. Ben bütün bunların dışında şanslı bir yaşlılık yaşıyorum. Niye? Büyük bir teveccüh görüyorum.  Şimdi bunun hakkını vermek lazım. Bu nasıl olur? Okumak, üzerine koymak, günün ihtiyaçlarıyla birleştirmek.

 

Şarapseverler bu tadımda buluşuyor

Şarapseverler bu tadımda buluşuyor

Fira del Vi Şarap Festivali – Falset 3-5 Mayıs 2024

Fira del Vi’nin üç günlük festivali genellikle her yıl Nisan ayının sonunda ve Mayıs ayının başında yapılır. Festival sizi bu bölgenin şarap kültürü ile tanıştırıyor. Uzun zamandır elle şarap üretme işçiliğiyle ilişkilendirilen bir festival. Şarap tadımı günün yapımcılarla konuşma şansınız olacak. Tüm şarap tadımlarının yanı sıra güzel yemeklerin ve müziğin tadını çıkarabilirsiniz.