Yazılar

Japonlar Türk lezzetlerine hayran kaldı

Japonlar Türk lezzetlerine hayran kaldı

Japonya’ya 1 milyar dolarlık ihracat hedefi koyan Türk gıda ihracatçıları Tokyo’da düzenlenen Foodex Japan Fuarı’ndan 1 milyar dolar ihracat hedefine ulaşacak ticari bağlantılarla yurda döndüler.

Gıda sektörünün Japonya’ya ihracatı 2024 yılının iki aylık döneminde yüzde 42’lik artışla 69 milyon dolardan 98 milyon dolara çıktı.

Türkiye ile Japonya arasındaki siyasi ilişkilerin 100. Yılı olması nedeniyle Türkiye Tokyo Büyükelçiliğiyle birlikte 1 yıllık bir hazırlık sonrasında Foodex Japan Fuarı’na katıldıklarını aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, emeklerinin karşılığını aldıklarını, çok başarılı bir fuarı geride bırakarak Türkiye’ye dönmenin mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını ifade etti.

Japonya’ya gıda ihracatı 2024 yılında yüzde 42 arttı

Türkiye’nin Japonya’ya gıda ihracatı 2024 yılının iki aylık döneminde yüzde 42’lik artışla 69 milyon dolardan 98 milyon dolara yükseldi.

Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 49 milyon dolarlık ihracatla Japonya’ya ihracatta lider olurken, ikinci sırada 18 milyon dolarlık tutarla hububat bakliyat yağlı tohumlar sektörü yer aldı. Kuru meyve sektörü ihracatını yüzde 114’lük artışla 5,2 milyon dolardan 11,2 milyon dolara taşıdı ve ihracat artış rekortmeni olmayı başardı.

Aynı dönemde Türkiye’nin Japonya’ya toplam ihracatı yüzde 20’lik artışla 121 milyon dolardan 146 milyon dolara çıktı. Gıda sektörü Türkiye’den Japonya’ya yapılan ihracattan yüzde 67 pay alarak ilk kez yüzde 50 barajını aşmayı başardı.

Türk gıda sektörü Japonya’ya ihracatını son 5 yılda yüzde 72’lik artışla 164 milyon dolardan 282 milyon dolara çıkarmıştı. Geçtiğimiz 5 yılda Japonya’nın gıda ithalatı yüzde 17’lik artışla 62 milyar dolardan 73,6 milyar dolara ilerlemişti.

Elektrikli motosiklet GOE fuarda boy gösterecek

Elektrikli motosiklet GOE fuarda boy gösterecek

Elektrikli motosiklet alanında modern, çevre dostu ve konforlu bir ulaşım seçeneği sunan GOE, Motobike İstanbul 2024 Fuarı’nda boy gösterecek.

Akıllı teknoloji ile donatılmış, LED ön far ve LCD gösterge paneli ile sürüş konforunu maksimum seviyeye taşıyan GOE, LG hücreli bataryası ile kolay şarjın yanında, her bireyin taşıyabileceği ağırlığa sahip özelliği ile de dikkat çekiyor.

Bosch marka elektrikli motoru sayesinde, karbon ayak izini azaltmaya yardımcı olan GOE, sessiz ve titreşimsiz sürüşü sayesinde şehir trafiğinde konfor yaratıyor. Her anlamda bütçe dostu olan GOE, ekstra bir bakım gerektirmiyor.

Sürdürülebilir, pratik ve stil sahibi Goe’yi daha yakından tanımak ve daha detaylı bilgi almak için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Gizia Brasserie şimdi Bursa’da

Gizia Brasserie şimdi Bursa’da

İstanbul’un yeme-içme konusunda gözde mekanlarından olan ve Nişantaşı, Galataport ve Fişekhane’de şubeleri bulunan Gizia Brasserie’de Bursa Downtown’da misafirlerini bekliyor.

Her 3 şubenin izlerini taşıyan ve menülerde bulunan imza lezzetlerden seçilerek oluşturulan menüsü, iç ve dış alanı ile Gizia Brasserie Bursa, gastronomi ve fine dining konusunda ilkleri barındırıyor.

Ödüllü yazar Tahar Ben Jelloun Türkiye’ye geliyor

Ödüllü yazar Tahar Ben Jelloun Türkiye’ye geliyor

Institut français Türkiye Uluslararası Frankofoni Günükutlamaları ve “Türkiye’nin Goncourt Seçimi” lansmanı münasebetiyle 1987 yılında Goncourt Ödülü’nü kazanan Fas asıllı Fransız yazar Tahar Ben Jelloun’u ağırlıyor.

Yazar, Institut français tarafından 20 ve 21 Mart tarihlerinde Ankara ve İstanbul’da düzenlenecek bir seri etkinlikte Türk okurları ile buluşacak. Tahar Ben Jelloun, 20 Mart günü saat 15.00’te Ankara Üniversitesi’nde, Üniversitenin Fransız Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nurmelek Demir’in moderatörlüğünde bir söyleşide konuşacak. Tartışmada bu üretken yazarın eserleri ve Fransızca konuşulan dünya ile olan özel ilişkisi ele alınacak. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ve Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Isabelle Dumont tarafından açılışı yapılacak söyleşi Türkçe simültane tercüme ile Fransızca gerçekleşecek. Söyleşiyi bir kitap imza seansı izleyecek.

Elektrikli araçların periyodik bakımları nasıl yapılır?

Elektrikli araçların periyodik bakımları nasıl yapılır?

Günümüzde çevre dostu ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru atılan önemli adımlardan biri, elektrikli araçların yaygınlaşmasıdır. Düşük karbon emisyonları ve daha az çevresel etki, elektrikli araçları geleneksel içten yanmalı motorlu araçlardan ayıran önemli avantajlardır. Ancak elektrikli araç sahiplerinin de periyodik bakım ve düzenli kontroller yapması gerekmektedir. Bu bakım adımları aracın güvenliğini, performansını ve uzun ömürlülüğünü sağlamak için önemlidir.

Akü durumunu kontrol edin

Elektrikli araçlar için hayati bir bileşen olan akülerin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. Akünün şarj seviyesini düzenli aralıklarla kontrol etmeli ve gerekirse şarja takmalısınız. Ayrıca akünün fiziksel durumunu da gözlenmeniz gerekiyor. Çatlaklar, sızıntılar veya diğer hasarlar varsa, bir uzmana danışmalısınız. Bu önlemler aracınızın güvenli ve verimli bir şekilde çalışmasını ve aynı zamanda uzun ömürlü olmasını sağlar.

Lastik basıncını ayarlayın

Elektrikli araç kullanıcıları için lastik basıncının doğru ayarlanması oldukça önemlidir. Doğru lastik basıncı hem aracın performansını artırır hem de enerji verimliliğini sağlar. Periyodik olarak lastik basıncını kontrol etmek ve üretici tarafından önerilen değerlere uygun olarak ayarlamak, lastiklerin daha uzun süre dayanmasını ve aracın menzilinin artmasını sağlar. Doğru lastik basıncıyla, lastikler yolda daha az sürtünme ile hareket eder ve bu da enerji tasarrufuna yardımcı olur. Bu basit önlem hem sürüş güvenliğini artırır hem de elektrikli aracın performansını optimize eder.

Fren sistemini kontrol edin

Frenlerin doğru çalışması, sürüş güvenliği için hayati öneme sahiptir. Elektrikli araçlarda regeneratif frenleme sistemi bulunabilir. Bu nedenle frenlerin düzenli kontrolü önemlidir. Fren pedalının sertliği, fren balatalarının kalınlığı ve hidrolik sistemdeki sızıntılar düzenli olarak kontrol edilmelidir. Herhangi bir sorun tespit edilirse, bir servis merkezine danışılmalıdır. Bu kontroller, sürücünün güvenliğini sağlamak için kritik öneme sahiptir ve aracın fren sistemlerinin düzgün çalışmasını sağlar.

Sıvı seviyelerini kontrol edin

Elektrikli araçlar genellikle geleneksel içten yanmalı motorlara kıyasla daha az sıvı kullanır. Ancak bazı sıvıların düzenli kontrolü yine de önemlidir. Özellikle soğutma sıvısı ve fren hidroliği seviyelerini düzenli aralıklarla kontrol etmeli ve gerekirse doldurmalısın. Bu uygulama aracınızın uzun ömürlü olmasını sağlamanın yanı sıra güvenli bir şekilde çalışmasına da yardımcı olur. Doğru sıvı seviyeleri aracın performansını optimize eder ve olası sorunları önler. Böylece sürüş deneyiminiz daha keyifli ve güvenli olur.

Yazılım güncellemelerini yapın

Elektrikli araçlar genellikle yazılım güncellemeleri alır. Bu da aracın performansını, güvenliğini ve verimliliğini artırabilir. Üretici tarafından sağlanan güncellemeleri düzenli olarak kontrol etmeli ve aracınızı güncel tutmalısınız. Bu sayede en son özelliklere ve en iyi sürüş deneyimine erişirsiniz. Güncellemeler aracınızın işlevselliğini optimize ederken, aynı zamanda güvenlik ve verimlilik açısından da önemli iyileştirmeler sağlar. Bu nedenle yazılım güncellemelerini ihmal etmemek, aracınızı en iyi durumda tutmanızı sağlar.

Generali Sigorta

Bosch Serie 6 Mutfak Makinesi

Bosch Serie 6 Mutfak Makinesi

Bosch Serie 6 Mutfak Makinesi, yenilikçi teknolojisi ve kullanım kolaylığı ile dikkat çekiyor. Otomatik programları ve güçlü motoru ile her tarifte mükemmel sonuçlar elde ederken, büyük haznesi ve entegre tartısı ile büyük davetlere bile zahmetsizce hazırlık yapabilirsiniz.

Bosch Modern tasarımı ve akıllı programlarla donatılmış yeni Serie 6 Mutfak Makinesi ile zahmetsiz hazırlığın keyfine varın… Sensörlerle desteklenen bu programlar, karışımınızı anında takip eder ve mükemmel sonuçlar için gereken her şeyi otomatik olarak ayarlar. Yumurta akı köpürtmekten, maya hamuru hazırlamaya; pasta hamurundan, krema yapımına kadar, her adımda size eşlik eder.

Bosch’un en güçlü motoruyla donatılmış olan Serie 6 Mutfak Makinesi, 1600 Watt’lık motoru sayesinde fazla miktarda ve yoğun kıvamlı hamurlarda bile mükemmel sonuçlar elde etmenizi sağlar. 3D Planet Karıştırma özelliğiyle de 3 boyutlu karıştırma yaparak karışımları homojen ve kusursuz hale getirir. Böylece elle yoğrulmuş kadar lezzetli hamurlar dakikalar içinde hazır olur.

Luppo’dan “Bir arada olmanın tadı Ramazan’da da aynı”

Luppo’dan “Bir arada olmanın tadı Ramazan’da da aynı”

Luppo, “Bir arada olmanın tadı Ramazan’da da aynı” temalı yeni reklam filmiyle tüketicisi ile buluştu.

Ramazan ayına “Bir arada olmanın tadı Ramazan’da da aynı” temalı yeni reklam filmiyle giren Luppo, yüzde yüz çikolata kaplaması ve yumuşacık, leziz tadıyla iftar sonrası çay keyfinin eşlikçisi olmayı sürdürüyor.

Luppo’nun yeni reklam filmi Ramazan ayı boyunca TV kanallarının yanı sıra dijital mecralarda da tüketiciyle buluşacak.

KÜNYE

Reklam Veren: Şölen Çikolata

Reklam Veren Temsilcileri: Çiğdem Tüzüner Serim, Yasemin Özbayraktar, Mehtap Şahin, Ezgi Çetin, Nazlı Çalış

ECD: Kaan Ayçe

Müşteri İlişkileri Direktörü: Ceren Su Olgaç

Reklam Yazarı: Burçin Perçin

Art Direktör: Pınar Ulus

Prodüksiyon Şirketi: KAJU ISTANBUL

Yönetmen: KAJU ISTANBUL

 Hiçbir yakınmanız olmasa bile 40 yaşından sonra mutlaka…

 Hiçbir yakınmanız olmasa bile 40 yaşından sonra mutlaka…

Göz sinirinde incelme ve kalıcı görme alanı kaybıyla karakterize bir göz hastalığı olan glokom dünyada 70 milyon kişiyi etkiliyor. Ülkemizde 550 bin kişide glokom tespit edilmiş olsa da  hasta sayısının bu rakamın 4 katı olduğu düşünülüyor. Kalıcı görme kaybının en sık görülen nedenlerinden biri olan ve her yaşta oluşabilen glokom genellikle 40 yaşın üstündeki kişileri tehdit ediyor.   Pek çok hastalıkta olduğu gibi glokomda da erken tanı çok önemli. Zira göz hekimine düzenli gidilmediği takdirde tanı gecikebiliyor, bunun sonucunda görme alanında ve görmede geri dönüşü olmayan kayıplar gelişiyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar, erken tanı konulduğunda ise glokomun kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek, “Bu sayede görme alanını ve görmeyi korumak mümkün olmaktadır. Erken tanı için herkesin, özellikle de riskin artmış olduğu 40 yaş üstündeki kişilerin yılda bir kez göz muayenelerini ihmal etmemeleri gerekmektedir” diyor.

Prof. Dr. Banu Coşa

Prof. Dr. Banu Coşar

Kardeşlerde risk 4 kat artıyor!

Toplumda ortalama göz içi basıncı 16 mm Hg oluyor ve  11-21 mmHg aralığı normal sayılıyor. Glokomun ‘normal tansiyonlu glokom’ adı verilen ve göz içi basıncının normal seyrettiği tipi olsa da, bu hastalık genellikle yüksek göz içi basıncıyla birlikte görülüyor.  En yaygın tipi olan primer açık açılı glokomda göz içindeki sıvıyı göz dışına atan kanallarda tıkanma oluyor, sıvı göz içinde birikiyor ve bunun sonucunda göz içi basıncı artıyor. Bu basınç artışı da göz sinirinde tahribata yol açıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar, glokomda en yaygın görülen primer açık açılı glokom için risk faktörlerini ‘yaşlanma, doğum kontrol hapı kullanımı, diyabet, yüksek tansiyon, kalp-damar ve migren gibi hastalıklar’ olarak sıralıyor. Bunların yanı sıra  aile hikayesinin de önemli bir risk faktörü olduğunu belirten Prof. Dr. Banu Coşar, “Risk çocuklarda 2 kat artarken, kardeşlerde ise daha da yükselerek 4 kat  olmaktadır” diyor.

Yan taraflarınızda bulunan eşyalara çarpıyorsanız, dikkat!

Primer açık açılı glokomda eğer hasar ilerlemediyse, başlangıçta görsel belirtiler olmuyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar, “Bu nedenle hastalar göz doktoruna başvurmadıkları sürece glokomları olduğunu anlamazlar”  uyarısında bulunarak, sözlerine şöyle devam ediyor: “Glokoma ‘sinsi bir hastalık’ denmesinin nedeni budur. Hastalık ancak çok ilerlediğinde geri dönüşsüz görme alanı kaybı ve görme kaybı gelişebilmektedir. Glokom ilerlediğinde görme alanı yanlardan daralmaya başlamaktadır. Glokomu olanlar yanlarındaki eşyaları görmeyip, çarpabilirler. Bu durum araba kullanırken de güvenliği tehdit edebilir. Glokomun son evrelerinde ise tam körlük gelişebilmektedir”sağlık

Görme kaybının ilerlemesi önlenebiliyor!

Glokomun teşhis edilmesinde görüntüleme yöntemleri büyük önem taşıyor. Bilgisayarlı görme alanı, pakimetri, stereo disk fotoğrafı, konfokal tarayıcı lazer oftalmoskop ile optik koherans tomografi (OCT)  glokomun tespit edilmesinde  başvurulan yöntemleri oluşturuyor. Yapılan çalışmalar, dünyada 6.5 milyon kişinin glokom nedeniyle kalıcı görme kaybı yaşadığını ortaya koyuyor. Oysa erken tanı ve tedavi sayesinde görme sinirinde gelişecek olan hasar durdurulabiliyor, böylece görme kaybının ilerlemesi önlenebiliyor. Tedavide göz tansiyonunun ilk seviyesinden yüzde 25 oranında düşürülmesi hedefleniyor. Ancak her göz için hedeflenen göz içi basıncı; tedavi öncesindeki basınç değeri, göz sinirinde oluşan hasarın şiddeti, hasarın ilerleme riski ve hastanın yaşı gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak saptanıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar, glokomun göz damlaları, lazer ve ameliyat ile tedavi edildiğini belirterek, “Genellikle ilk aşamada başvurulan göz içi damlaları sıklıkla etkili olabilmektedir. Glokom damlaları 5 temel gruptan oluşurken, pek çok kombine ilaçlardan da faydalanılmaktadır” diyor.

Tedaviden başarılı sonuçlar elde ediliyor

İlaç tedavisinden cevap alınamayan veya ilaçlara karşı alerji gelişmesi gibi durumlarda göz içi basıncını düşürmek için lazer veya ameliyat yöntemlerine başvuruluyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Banu Coşar, oldukça başarılı sonuçlar alınan bir lazer yöntemi olan SLT (selektif laser trabeküloplasti) tedavisinin son yıllarda yaygın olarak kullanıldığını ifade ederek, “Glokomda bir diğer lazer tedavisi olan siklofotokoagülasyon’un ise TCP (transskleral diot siklofotokoagülasyon) ve ECP (endoskopik diod siklofotokoagülasyon) tipleri mevcut. ECP genellikle katarak cerrahisi ile birlikte kullanılırken, TCP yöntemine ise diğer yöntemlere cevap vermeyen hastalarda son çare olarak başvurulmaktadır”  diyor. Prof. Dr. Banu Coşar, yine etkin sonuçlar sağlanan cerrahi tedavi yöntemlerinde başta trabekülektomi olmak üzere derin sklerektomi ve viskokanalostomi gibi tekniklerden faydalandıklarını vurguluyor.                          

 

Bira ve garnitürleri bu festivalde

Bira ve garnitürleri bu festivalde

Solothurn Bira Günleri Festivali – Bern 25-27 Nisan

Solothurn Bira Günleri Festivali, Bern’e 45 kilometre uzaklıkta bulunan bu atmosferik kasabada İsviçre bira kültürünü keşfetme şansını yakalayın.

50 İsviçre birahanesinden daha fazlası Solothurn’daki Rythalle Soledurn’da bira susuzluğunu gidermeye hazır.

100’den fazla musluğun teklifinize hazır olduğu bira çadırlarının çevrelediği dev bir kare düşünün.

Yöresel yemekler açısından seçim yapabileceğiniz çok şey: lahana turşusu, patates salatası ile jambon, rosto tavuk vb.

Benzersiz bir şey için, sipariş üzerine doldurulmuş taze pişmiş simit sunan Wegglibeck Baranyai’ye gidin.

Ramazan’da sindirim problemi yaşamamak için 8 öneri

Ramazan’da sindirim problemi yaşamamak için 8 öneri

Ramazan ayında sahuru atlamak veya iftarda çok hızlı ve yağlı yiyecekler tüketmek sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Yağlı ve hızlı yemek yemekle birlikte yüksek kalorinin boş mideye bir anda alınmasının hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim problemlerinin yaşanmasına neden olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, Ramazan ayında sindirim problemi yaşamamak için 8 öneride bulundu:

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren

  1. İftarınızı açarken 2 bardak oda ısısında su ile 4-5 zeytin veya 1-2 hurma tüketin. Bu sayede kan şekeriniz yavaş yavaş yükselmeye ve vücudun sıvı dengesi sağlanmaya başlar.
  2. Sindirim için en önemli kural iftarınızı ikiye bölün. Önce başlangıç sonra ana yemek tüketin.
  3. Başlangıç menüsünde sindirimi kolay besinler olmalı. Örneğin 1 kâse çorba, 4-5 yemek kaşığı zeytinyağlı sebze yemeği ile 1 dilim tam buğday ekmeği tüketilebilir.
  4. Başlangıç menüsü ile ana yemek arasında 15 dakika dinlenilmeli ve bu sayede başlangıç menüsünde tüketilen besinlerin sindirimine zaman tanınmalı.
  5. Ana yemekte ise mutlaka et, tavuk, balık, kurubaklagiller gibi protein içeriği yüksek besinler tüketilmeli. Bu sayede vücudun protein ihtiyacı karşılanmalı.
  6. Ramazan ayı birlik ve beraberlik ayıdır. İftar ve sahur yapılırken sohbet ederek yemekler yavaş tüketilmeli ve iftar sofrasında uzun kalmaya özen gösterilmeli.
  7. İftar 1-2 saat sonrasında vücudun kan şekerini dengeleyerek tatlı ihtiyacını kesen, vitamin deposu meyve tüketimi mutlaka olmalı. Meyve ile kefir tüketerek sindirim sisteminize katkı sağlayabilirsiniz.
  8. Sindirim problemi yaşamamak için siyah çay yerine 1 fincan rezene, nane, zencefil çayı tüketilebilir.