Yazılar

Çocuklarda yazın göz şikayetleri artıyor!

Okulların tatil olmasıyla birlikte çocuklarda telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirilen süre artarken, yaz mevsimine özgü çevresel faktörler de göz sağlığı açısından önemli riskler oluşturuyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu “Çocukların gözleri gelişim sürecinde olduğu için uzun süreli ekran maruziyeti ve çevresel faktörler nedeniyle yaz döneminde göz kuruluğu, kızarıklık, kaşıntı ve alerjik göz şikayetleri daha sık görülüyor. Ayrıca koyu renk camlı gözlüklerin koruma sağladığı şeklinde toplumda yaygın bir inanış var. Oysa güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmiyor” diyor. Dr. Çolakoğlu, çocuklarda göz sağlığını tehdit eden 6 yaz riskini sıraladı, alınması gereken önlemlere yönelik önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Emel Çolakoğlu

Dr. Emel Çolakoğlu

Ekran süresinde artış

Tatilde çocukların telefon, tablet ve bilgisayar kullanım sürelerinin artması göz yorgunluğu, kuruluk, yanma, batma ve odaklanma problemlerine yol açabiliyor. Bu nedenle ekran süresini birlikte planlamanız, ayrıca ekran karşısında her 20 dakikada bir en az 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaklıktaki bir noktaya bakarak gözlerini dinlendirmesi konusunda alışkanlık kazandırmanız büyük önem taşıyor.

Havuz ve deniz

Havuzdaki klor ve hijyen sorunlarının yanı sıra deniz suyundaki tuz, kum ve mikroorganizmalar gözlerde tahriş, kızarıklık, yanma ve enfeksiyon riskini artırabiliyor. Özellikle havuzda, mümkünse denizde de gözü tam saran koruyucu yüzme gözlüğü kullanılması gözlerin tahriş edici etkenlerden korunmasına yardımcı oluyor. Havuz veya denizden çıktıktan sonra gözlerin temiz suyla durulanması, kirli ellerle gözlere temas edilmemesi, ortak havlu kullanılmaması ve gözlerin ovuşturulmamasına özen gösterilmesi gerekiyor.

Kontakt lensle deniz ya da havuza girmek

Kontakt lensler, denizde ya da havuzda bulunabilen bakteri, mantar ve diğer mikroorganizmaların lens yüzeyine tutunmasını kolaylaştırarak kornea enfeksiyonu riskini artırabiliyor. Ayrıca klorlu ve tuzlu su, lensin yapısını bozarak gözlerde tahriş, batma ve rahatsızlık hissine yol açabiliyor. Yüzme sırasında kontakt lens kullanılmaması, zorunlu durumlarda ise tek kullanımlık lenslerin tercih edilmesi ve sudan çıktıktan hemen sonra çıkarılarak atılması büyük önem taşıyor.

Güneş ışınları

Dr. Emel Çolakoğlu “Yoğun ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak gözlerde tahriş ve rahatsızlığa yol açarken, korunmasız UV maruziyeti, katarakt başta olmak üzere bazı göz hastalıklarının gelişme riskini artırabiliyor” diyor. Çocuğun dışarı çıkarken UV korumalı güneş gözlüğü kullanması, güneşe çıplak gözle bakmaması ve çok güneşli ortamlarda şapka takmasının göz sağlığını korumada önemli rol oynadığını vurgulayan Dr. Çolakoğlu “Ancak toplumdaki yaygın inanışın aksine güneş gözlüğünün yalnızca koyu renk camlı olması UV koruması sağladığı anlamına gelmez. Bu nedenle UV400 veya yüzde 100 UV koruması sağlayan gözlükler tercih edilmelidir” diye konuşuyor.

Yaz alerjileri

Yaz aylarında polenler, çimenler, toz, küf sporları ve diğer çevresel alerjenler çocuklarda alerjik göz şikayetlerini artırabiliyor. Bu durum gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, batma ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Çocukların gözlerini ovuşturması, şikayetlerin şiddetlenmesine ve göz yüzeyine zarar verebileceğinden dolayı bundan kaçınmak büyük önem taşıyor.

Klima

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Emel Çolakoğlu “Aşırı sıcakların etkisiyle klimalı ortamlarda uzun süre bulunmak gözyaşı filminin daha hızlı buharlaşmasına neden olup gözlerde kuruluk, batma, yanma, kızarıklık ve yabancı cisim hissi gibi şikayetlere yol açabiliyor. Özellikle klimanın doğrudan yüze veya göze üflemesi bu etkileri artırabiliyor. Bu nedenle klimanın hava akımının doğrudan çocukların yüzüne gelmemesine dikkat edilmeli, çok kuru ortamlardan kaçınılmalı ve çocukların gün boyunca yeterli sıvı tüketmeleri sağlanmalıdır” diyor.

 

 

#ÇocukGözSağlığı #YazAlerjisi #UVKoruması #GözKuruluğu #EkranMaruziyeti #GüneşGözlüğü #KontaktLens #HavuzVeDeniz #KlimaEtkisi #SağlıkÖnerileri #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Dubai’den yeni turizm hamlesi: “A Dubai Invite”

Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı, “A Dubai Invite” programıyla şehirde yaşayan yaklaşık 200 farklı milletten sakinleri destinasyonun gönüllü elçileri olmaya davet ediyor. Program, Dubai sakinlerine ailelerini ve arkadaşlarını şehre davet etmeleri karşılığında özel avantajlar sunarken, birlikte unutulmaz deneyimler yaşamalarını teşvik ediyor.

31 Ekim 2026’ya kadar devam edecek program kapsamında; W Dubai Mina Seyahi, The Westin Dubai Mina Seyahi Beach Resort & Marina, Le Meridien Mina Seyahi Beach Resort & Waterpark, Melia Desert Palm, ME Dubai by Melia ve IHG Hotels & Resorts portföyündeki otellerde yüzde 45’e varan indirimler ve oda ücretinin yüzde 100’üne kadar resort kredisi sağlanıyor.

Eğlence ve gastronomide ayrıcalıklar

Program ayrıca Aquaventure Waterpark, IMG Worlds of Adventure ve Grand Hyatt Waterpark gibi eğlence merkezlerinde; Asia Asia, Ula, Papas, The 305 ve Lock, Stock & Barrel gibi restoranlarda özel avantajlar sunuyor. Careem Plus üyeliği ile ulaşımda indirimler de kampanyaya dahil.

Katılım koşulları

Dubai’de yaşayan sakinler, misafirlerini 30 Eylül 2026’ya kadar resmi platform üzerinden kaydettirerek avantajlardan yararlanabilecek. Doğrulama süreci Dubai Kimlik ve Yabancılar İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Program süresince her Dubai sakini, misafir grubu başına en fazla üç avantajdan faydalanabilecek.

Dubai Ekonomi ve Turizm Departmanı, bu girişimle şehri ziyaret etmek, yaşamak ve çalışmak için dünyanın en iyi destinasyonu haline getirme vizyonunu desteklemeyi hedefliyor.

#DubaiInvite #Turizm #DubaiElçileri #DubaiKültür #DubaiDeneyimi #VisitDubai #DubaiTurizm #DubaiAvantajları #DubaiYaşam #DubaiTravel #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

“Kültür Turlarında Patlama: Likya ve Karadeniz Rekor Talep Görüyor”

Yaz tatilinde yalnızca dinlenmek değil, keşfetmek isteyenlerin tercihi kültür turları oluyor. Coral Travel verilerine göre bu yaz en yoğun ilgiyi Karadeniz, Likya ve Kıbrıs Kültür Turları görüyor. Kıbrıs Kültür Turlarına olan talep geçen yılın üç katına ulaşırken, Likya ve Karadeniz turlarındaki rezervasyonlar ise geçen yılın yüzde 40 üzerinde seyrediyor.

Likya rotası: tarih, doğa ve Akdeniz mutfağı

Likya Turları; Fethiye, Ölüdeniz, Kayaköy, Saklıkent Kanyonu ve Dalyan gibi destinasyonlarda tarih ve doğayı bir araya getiriyor. 12 Adalar tekne turu ve Azmak Çayı gezisi doğal güzellikleri keşfetme imkânı sunarken, Akdeniz mutfağının deniz ürünleri ve yöresel lezzetleri gastronomi deneyimini tamamlıyor.

Karadeniz turları: yaylalar ve kültürel zenginlik

Karadeniz turları ise yaylaların serinliği, yemyeşil doğası ve kültürel zenginliğiyle öne çıkıyor. Uzungöl, Ayder Yaylası, Fırtına Deresi ve Zilkale gibi simge noktaların yanı sıra Batum’u da kapsayan programlar, misafirlere hem Doğu Karadeniz’in doğal güzelliklerini hem de Gürcistan’ın Karadeniz kıyısındaki renkli şehrini keşfetme fırsatı sunuyor.

Kıbrıs Kültür Turları: üç kat artan ilgi

Son iki yılda yükselişe geçen Kıbrıs Kültür Turları ise Girne, Lefkoşa, Gazimağusa ve Bellapais gibi duraklarda adanın tarihi ve kültürel mirasını keşfetme imkânı sağlıyor. Yerel mutfağı ve Akdeniz yaşam kültürüyle öne çıkan programlar, kültür ve gastronomiyi bir arada deneyimlemek isteyen tatilcilerin ilgisini çekiyor.

Deneyim odaklı seyahat anlayışı

Coral Travel Türkiye Genel Müdürü Mehmet Kamçı, kültür turlarının artık yalnızca tarihi ve doğal güzellikleri keşfetmekten ibaret olmadığını, bölgenin gastronomisini, yaşam kültürünü ve yerel deneyimlerini de kapsayan bütüncül bir seyahat anlayışına dönüştüğünü belirtti.

#KültürTurları #LikyaTurları #KaradenizTurları #KıbrısTurları #Turizm #Gastronomi #DoğaVeTarih #CoralTravel #YazTatili #DeneyimOdaklıSeyahat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Mitoloji, beden ve hafıza aynı evrende buluşuyor

Sanatçı Ayhan Işık, bireysel deneyimlerden yola çıkarak normatif kimlikleri, güzellik anlayışını ve iktidar ilişkilerini sorgulayan üretimlerini izleyiciyle buluşturuyor. Mitoloji, din, tarih, beden, queer kimlik, arzu, iktidar ve hafıza aynı görsel evrende birleşiyor.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde yüksek lisansını tamamlayan Işık, 2012’de “20. Yüzyıldan Günümüze Resim Sanatında Şiddet ve Cinsellik İmgesi” başlıklı teziyle mezun oldu. Bu araştırma, sanatçının günümüzdeki üretimlerinin kavramsal arka planını oluşturuyor.

“After the Gods” sergisi

Sergi, tarih boyunca kutsallaştırılan iktidar ve kimlik anlatılarının ardından insanın kendi mitini kurma arayışına odaklanıyor. Geçmişin mitolojik anlatılarını yeniden üretmek yerine, onları bugünün bedenleri, arzuları ve hafızası üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor. Figürler yalnızca karakterler değil; toplumsal normların, cinsiyet rejimlerinin ve iktidar biçimlerinin taşıdığı yükleri görünür kılan tanıklıklar olarak öne çıkıyor.

Ayhan Işık’ın güncel üretimlerinden oluşan seçki, Studio13 Maslak’ta sanatseverlerle buluşuyor.

#AyhanIşık #AfterTheGods #SanatSergisi #Studio13Maslak #ÇağdaşSanat #Mitoloji #QueerSanat #BedenVeHafıza #İktidarVeSanat #İstanbulSanat #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal  #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Kanser Değil Ruh Sağlığı Tehdit Ediyor

Çağın beklentilerine uyum sağlamaya çalışırken insan diğer bir taraftan da; daha uzun, daha dinç ve kaliteli bir ömür sürme bilincini hiç olmadığı kadar hayatın merkezine taşıyor. Bireyler artık sadece fiziksel olarak yaş almamayı değil, hücresel düzeyde yenilenmeyi ve genç kalmayı hedeflerken, küresel sağlık haritasında şaşırtıcı sonuçlar ezber bozuyor. Dünyanın önde gelen araştırma şirketi Ipsos’un 30 ülkede gerçekleştirdiği çalışmada elde edilen verilere göre; uzun bir hayatın sırrını arayan insanlığın, en büyük tehdit olarak gördüğü kanseri bile geride bırakarak ilk sıraya “ruh sağlığını” yerleştirdiğini ortaya koyuyor.

Sağlıklı yaşam bilincinin profesyonel ortamlardan günlük sohbetlere kadar konu edilerek zirveye ulaştığı bu dönemde, zihinsel iyi oluşun (well-being) bedensel sağlıktan ayrılamayacağı gerçeği bilimsel rakamlarla da ortaya çıkıyor. Türkiye’nin de içinde olduğu 30 ülke genelinde bireylerin en önemli sağlık sorunu olarak ruh sağlığını işaret ettiği, ardından kanserin geldiği bu tablo, geleceğin sağlık ve yaşam stratejilerine yepyeni bir yön tayin ediyor. Küresel eğilimlerin insan ruhundan bedenine uzanan uzun yaşam gündemini yeniden şekillendiren akımın araştırmada öne çıkan detaylar şöyle:

 

IPSOS’UN TÜRKİYE SYNTHESİO VE SAĞLIK ARAŞTIRMALARI HİZMET BİRİMİ LİDERİ ÖZLEM BULUT SÖNMEZYALÇIN VERİLER İLE İLGİLİ ŞU YORUMDA BULUNDU; Bugün sağlık anlayışı sessiz ama köklü bir dönüşümden geçiyor. Artık mesele yalnızca hastalandığımızda tedavi olmak değil; daha uzun süre sağlıklı, üretken ve iyi hissederek yaşayabilmek. Belirsizliklerin arttığı bir dünyada insanlar kontrol edebildikleri en önemli alana, yani kendi sağlıklarına yatırım yapıyor. Bu nedenle sağlık, tıbbın geleneksel sınırlarını aşarak günlük yaşamın merkezine yerleşiyor.

Araştırmalarımız da bu dönüşümün güçlü sinyallerini ortaya koyuyor. Hem Türkiye’de hem de dünyada bireylerin büyük çoğunluğu sağlıkları için daha fazlasını yapmaları gerektiğini düşünüyor. Bu farkındalık, yalnızca fiziksel sağlığa değil; zihinsel iyi oluşa, yaşam kalitesine ve sağlıklı yaşam süresini uzatmaya yönelik ilginin de hızla arttığını gösteriyor. Longevity kavramının giderek daha fazla konuşulması da bu değişimin önemli bir yansıması. İnsanlar artık yalnızca daha uzun yaşamayı değil, yaşamlarının her dönemini daha sağlıklı ve kaliteli geçirmeyi hedefliyor.

Bu yeni dönemde sağlık, bireyin günlük yaşamında aldığı kararlarla şekilleniyor. Beslenmeden uyku düzenine, stres yönetiminden fiziksel aktiviteye kadar pek çok alışkanlık, sağlığın ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor. Özellikle zihinsel iyi oluşun giderek daha fazla önem kazanması, fiziksel ve ruhsal sağlığın birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor.

Bu dönüşüm, markalar ve sağlık ekosistemi için de yeni sorumluluklar anlamına geliyor. Tüketiciler artık yalnızca ürün ya da hizmet değil; bilimsel temellere dayanan güvenilir bilgi, kişiselleştirilmiş deneyimler ve uzun vadeli sağlık hedeflerine katkı sağlayacak çözümler bekliyor. Bu nedenle markaların bireylerin dünyasını samimiyetle anlaması, ihtiyaçlarını doğru okuyarak yaşam kalitelerini artıracak alanlarda gerçek değer yaratması kritik önem taşıyor. Artık rekabet, daha iyi ürün üretmekten çok, insanların daha iyi yaşamasına katkı sağlayan bir ekosistem kurabilmekte yatıyor.

Nitekim bu yaklaşımın izleri birçok sektörde görülüyor. Kozmetik şirketleri, geleneksel güzellik vaatlerinden uzaklaşarak cilt mikrobiyomu ve hücresel onarım gibi alanlara yatırım yapıyor; gıda şirketleri için artık «organik» olmak yeterli değil, fonksiyonel gıdalar ve performans odağını güçlendiriyor. Otomotiv markaları bile sürücülerin anlık stres ve nabız verilerini analiz ederek araç içi deneyimi kişinin iyi oluşunu destekleyecek şekilde yeniden tasarlıyor. Tüm bu örnekler, sağlığın artık belirli sektörlere ait bir alan olmaktan çıkıp farklı endüstrilerin ortak değer önerisinin merkezine yerleştiğini gösteriyor.

Önümüzdeki dönemde fark yaratacak olanlar ise tüketiciyi yalnızca daha fazlasını yapmaya teşvik eden değil; onun ihtiyaçlarını anlayan, güven veren ve sürdürülebilir davranış değişimini destekleyen markalar olacak. Çünkü sağlığın geleceği, yalnızca yaşam süresini uzatmakta değil; yaşam kalitesini bütünsel bir bakış açısıyla geliştirebilmekte yatıyor. 

ÖZLEM BULUT SÖNMEZYALÇIN

 

#RuhSağlığı #Kanser #SağlıkAraştırması #Ipsos #WellBeing #Longevity #SağlıklıYaşam #ZihinselİyiOluş #YaşamKalitesi #KüreselSağlık #IpsosTürkiye #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity #RuhSağlığı #Kanser #IpsosAraştırma #Longevity #SağlıklıYaşam #ZihinselİyiOluş #WellBeing #GeleceğinSağlığı #SağlıkTrendleri #TürkiyeSağlıkRaporu

Open Gate ve dahili RAW kayıtla profesyonel esneklik

Sony, Cinema Line serisinin yeni full frame kamerası FX5’i tanıttı. Yeni geliştirilen tamamen yığılmış CMOS görüntü sensörü, 15+ stop dinamik aralık, Çift Kazançlı Çekim modu ve üç temel ISO değeri (ISO 800, ISO 4000, ISO 12800) ile farklı çekim koşullarında yüksek hassasiyet ve düşük gürültü performansı sunuyor.

FX serisinde ilk kez Open Gate çekim desteği sunan FX5, Sony’nin tescilli 16 bit RAW formatı X-OCN ile kamera içi kayıt yapabiliyor. Kamera; 5K çözünürlükte 60 fps, 4K çözünürlükte 120 fps ve Full HD’de 240 fps kayıt kapasitesiyle profesyonel prodüksiyonlara güçlü bir çözüm sağlıyor.

Yapay zeka destekli netleme ve beyaz dengesi

FX5, yapay zeka tabanlı insan pozu tahmin teknolojisiyle göz, baş ve vücut hareketlerini algılayarak karanlık sahnelerde bile güçlü AF performansı sunuyor. Gerçek Zamanlı Takip özelliğiyle nesneleri otomatik olarak takip edebiliyor. Otomatik Takipli Beyaz Dengesi (ATW) ise farklı ışık koşullarında daha kararlı ve doğal renkler sağlıyor.

Kompakt gövde, güçlü donanım

Kompakt ve hafif tasarımıyla elde çekim, gimbal kullanımı ve dar alanlarda esneklik sağlayan FX5; 5 eksenli optik gövde içi görüntü sabitleme, Dinamik Aktif Mod ve yeni XLR tutma kolu ile 96 kHz, 32 bit float ses kaydı desteği sunuyor. Ayrıca çıkarılabilir OLED vizör ve çok açılı LCD monitörle profesyonel kullanım kolaylığı sağlıyor.

Sürdürülebilirlik ve erişilebilirlik

FX5, menüleri sesli okuyan ekran okuyucu işlevi ve geri dönüştürülmüş plastik kullanımıyla erişilebilirlik ve çevresel sorumluluğu da ön planda tutuyor. Üretim tesisleri yüzde 100 yenilenebilir enerjiyle çalışıyor.

Sony Europe Video ve Sinema Pazarlama Lideri Florence Quintin, “FX5, yaratıcılığın önündeki engelleri kaldırarak film yapımcılarına ihtiyaç duydukları performansı ve esnekliği sunuyor” dedi.

#SonyFX5 #CinemaLine #Teknoloji #Kamera #OpenGate #XOCN #FilmYapımı #YapayZeka #GörüntüSabitleme #SürdürülebilirTeknoloji #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Ferahlatıcı kahve deneyimi: Sparkling Espresso çeşitleri

Kahve kültürünün dünyadaki en önemli temsilcilerinden Starbucks, yaz menüsünü yenilikçi lezzetlerle zenginleştirmeye devam ediyor. Kahveseverlere yepyeni bir espresso deneyimi sunan Sparkling Espresso ailesi, üç farklı çeşidiyle güneşli günlerde serin bir mola alternatifi sağlıyor.

Starbucks, kahveseverleri yazın en havalı espresso deneyimi Sparkling Espresso ile tanışmaya davet ediyor. Ferahlatıcı lezzetiyle her yudumda yazın enerjisini hissettiren yeni seri; Sparkling Espresso Ginger, Sparkling Espresso Lemon ve Sparkling Espresso Tonic çeşitleriyle seçili mağazalarda yerini aldı.

Ferahlatıcı yorumlarla espresso keyfi

Espresso’nun karakteristik tadına farklı bir yorum getiren Sparkling Espresso serisi;

  • Sparkling Espresso Tonic: Schweppes Tonik ile hazırlanıyor.
  • Sparkling Espresso Lemon: Schweppes Bitter Limon ile buluşuyor.
  • Sparkling Espresso Ginger: Beyoğlu Zencefilli Gazoz ile hazırlanıyor.

 

#Starbucks #SparklingEspresso #GurmeLezzetler #YazMenüsü #KahveSeverler #EspressoDeneyimi #StarbucksTürkiye #FerahlatıcıLezzet #YazınHavalısı #KahveKeyfi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Tahsildaroğlu, sosyal medyada çıkan olumsuz haberler hakkında açıklama geldi

Kamuoyuna Bilgilendirme

Son günlerde sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında şirketimize ait bir ürün hakkında yer alan paylaşımlar üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

 

Alo 174 Gıda Hattından iletilen bir tüketici şikayeti üzerine, 290625 parti numaralı 400 g Olgunlaştırılmış Klasik Kırık Beyaz Peynir ürünümüzden zincir market rafından numune alınarak Kocaeli Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü tarafından yapılan analiz sonucunda ürünün L. monocytogenes yönünden uygun olmadığı şirketimize bildirilmiştir.

 

Bildirimin ardından üretim tesisimizde resmi denetim gerçekleştirilmiş, söz konusu partiye ait ürünlerin tedbiren piyasadan çekilmesi süreci başlatılmıştır.

 

Şirketimiz tarafından başlatılan inceleme kapsamında, üretim tesisimizde 37 farklı noktadan çevresel numune ile şahit son ürün ve ardışık parti numarasına sahip ürünlerden numune alınarak akredite laboratuvarlarda analiz edilmiştir. Yapılan analizlerde L. monocytogenes bulgusuna rastlanmamıştır. 

 

Şirketimizde düzenli olarak uygulanan Listeria Çevresel İzleme Programı kapsamında, bugüne kadar gerçekleştirilen çevresel izleme çalışmalarında L. monocytogenes tespit edilmemiştir. Şikayete konu ürün, ayrı bir üretim ve paketleme hattında üretilmekte olup yapılan incelemelerde diğer ürünlerimizde herhangi bir uygunsuzluk bulgusuna rastlanmamıştır.

 

Üretim tesislerimiz ulusal mevzuatın yanı sıra GFSI tarafından tanınan uluslararası gıda güvenliği standartları doğrultusunda faaliyet göstermekte, yetkili kurumlar ve bağımsız uluslararası belgelendirme kuruluşları tarafından düzenli olarak denetlenmektedir.

 

Sosyal medya ve bazı basın yayın organlarında olayın kapsamını aşan, diğer ürünlerimizi ve markamızı hedef alan gerçeğe aykırı iddialara itibar edilmemesini rica ederiz. Gerçeğe aykırı bilgi ve paylaşımlarla ilgili yasal haklarımız titizlikle takip edilmektedir.

 

Şirketimiz, tüketici sağlığını ve gıda güvenliğini en temel önceliği olarak görmekte, üretimini bilimsel esaslar, ulusal mevzuat ve uluslararası gıda güvenliği standartları doğrultusunda sürdürmeye devam etmektedir.

 

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

#Tahsildaroğlu #GıdaGüvenliği #KamuoyuBilgilendirme #Listeria #GıdaAnalizi #TüketiciSağlığı #OlgunlaştırılmışPeynir #GıdaDenetimi #GFSI #GıdaStandartları #TürkiyeGıda #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

Botoks, vücudun doğal terleme mekanizmasını bozmuyor!

Yurt genelinde etkisini artıran kavurucu sıcaklar, yaz aylarının en sık karşılaşılan sorunlarından biri olan aşırı terlemeyi yeniden gündeme getirdi. Özellikle koltuk altı bölgesinde yaşanan yoğun terleme; kıyafetlerde oluşan izler, kötü koku endişesi ve sürekli ıslaklık hissi nedeniyle birçok kişinin günlük yaşantısını olumsuz etkileyebiliyor. Ancak çözüm mümkün! Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral “Aşırı terleme, sanıldığının aksine yalnızca kozmetik bir problem değil, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Birçok kişi aşırı terlemenin çözümü olmadığını düşünerek yıllarca bu sorunla yaşamaya çalışıyor. Oysa son yıllarda teknolojide ve tıpta yaşanan gelişmeler sayesinde aşırı terleme artık tedavi edilebiliyor” diyor. Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral, yazın kabusu aşırı terlemenin tedavisini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte aşırı terleme şikayetleri de daha görünür hale geliyor. Tıpta “hiperhidroz” olarak adlandırılan aşırı terleme; koltuk altı, avuç içi, ayak tabanı ve yüz bölgesinde normalden fazla ter üretilmesiyle ortaya çıkarken, özellikle yaz aylarında koltuk altı bölgesinde meydana gelen yoğun terleme nedeniyle dermatoloji kliniklerine başvuranların sayısı artıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Burçak Bozdemir Aral, günlük yaşamı zorlaştıran bu sorunun, yalnızca fiziksel rahatsızlığa değil, sosyal ve psikolojik problemlere de yol açabildiğini belirtirken, “Yaz aylarında çok daha belirgin hale gelen aşırı terleme, kişinin yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebilen ve özgüven kaybına neden olabilen bir sorun. Kıyafetlerde oluşan ter izleri, ıslaklık, kötü koku endişesi ve sürekli rahatsızlık hissi nedeniyle birçok kişi sosyal ortamlardan uzaklaşıp, yıllarca bu sorunla yaşamaya çalışıyor. Ancak aşırı terleme sorununa yönelik günümüzde artık etkili ve konforlu tedavi seçenekleri bulunuyor” diyor.

Dr. Burçak Bozdemir Aral

Dr. Burçak Bozdemir Aral

Kol altı botoksu büyük konfor sağlıyor

Aşırı koltuk altı terlemesinde etkili yöntemlerin başında, son yıllarda hızla yaygınlaşan botoks uygulamasının geldiğini vurgulayan Dr. Aral, bu uygulama sayesinde ter bezlerini uyaran sinir iletilerinin geçici olarak bloke edilebildiğini ve böylece ter bezlerinin aşırı çalışmasının önüne geçilebildiğini söylüyor. Kol altı botoksunun 10-15 dakika gibi kısa bir sürede uygulanabildiğini belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, “İşlem sırasında çok ince uçlu iğneler kullanılıyor ve kişi aynı gün günlük yaşamına dönebiliyor. Cerrahi bir girişim olmaması, iyileşme süreci gerektirmemesi ve etkili sonuçlar sağlaması nedeniyle özellikle yaz aylarında sık tercih edilen uygulamalar arasında yer alıyor” diyor.

Etkisi birkaç gün içinde başlıyor

Kol altı botoksunun etkisinin genellikle uygulamadan sonraki birkaç gün içinde görülmeye başladığını, tam etkinin ise yaklaşık iki hafta içinde ortaya çıktığını belirten Dr. Aral sözlerine şöyle devam ediyor: “Uygulamanın etkisi kişiden kişiye değişmekle birlikte ortalama 6 ila 9 ay boyunca devam edebiliyor. Amaç terlemeyi tamamen ortadan kaldırmak değil, kişinin yaşam kalitesini bozan aşırı terlemeyi kontrol altına almak oluyor. Hastalarımızın önemli bir kısmı işlem sonrasında kıyafet seçiminde daha özgür hissettiğini, sosyal ortamlarda daha rahat davrandığını ve özgüvenlerinin arttığını ifade ediyor.”

Terleme sadece sıcak havadan kaynaklanmıyor

Aşırı terlemenin her zaman sıcak hava koşullarıyla ilişkili olmadığını vurgulayan Dr. Burçak Bozdemir Aral, genetik yatkınlığın yanı sıra bazı hormonal değişikliklerin, stresin ve çeşitli sağlık sorunlarının da terleme şikayetlerini artırabildiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle özellikle günlük yaşamı etkileyecek düzeyde terleme sorunu yaşayan kişilerin uzman değerlendirmesinden geçmeleri gerektiğini belirten Dr. Aral, “Aşırı terleme kader değil. Öncelikle altta yatan nedenin araştırılması ve kişiye uygun tedavinin planlanması gerekiyor.” diyor.

Bakteriler nedeniyle kötü kokuya yol açabiliyor!

 Aşırı terlemenin beraberinde kötü koku problemini de artırabildiğini belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, koltuk altı bölgesindeki nemin bakterilerin çoğalması için uygun ortam oluşturduğunu söylüyor. Terleme miktarının azalmasıyla birlikte kötü koku şikayetlerinde de belirgin düzelme görülebildiğini ifade eden Dr. Aral şöyle konuşuyor: “Özellikle yaz aylarında kişiler sadece terlemeden değil, ter kokusundan dolayı da sosyal kaygı yaşayabiliyor. Terleme kontrol altına alındığında bu şikayetlerde de önemli ölçüde rahatlama sağlanabiliyor.”

Vücudun doğal terleme mekanizmasını bozmuyor

Kol altı botoksu yaptırmayı düşünen kişilerin en sık merak ettiği konulardan birini; vücudun doğal terleme mekanizmasına zarar verip vermediği oluşturuyor. Bu konuda toplumda bazı yanlış inanışlar bulunduğunu belirten Dr. Burçak Bozdemir Aral, “Kol altı botoksu yalnızca uygulama yapılan bölgedeki aşırı terlemeyi azaltıyor, diğer bölgeleri ekilemiyor. Vücut sadece koltuk altından terlemediği için sıcaklık düzenleme mekanizması ve doğal terleme fonksiyonları devam ediyor. Terlemenin vücudun toksinlerden arınmasındaki rolü değişmiyor” diye konuşuyor. Kol altı bölgesindeki aşırı terlemenin kontrol altına alınmasının vücudun genel işleyişini olumsuz etkilemediğini vurgulayan Dr. Aral, uygun hastalarda uygulanan botoks tedavisinin güvenli ve etkili bir yöntem olduğunu belirtiyor.

 

#AşırıTerleme #Botoks #KolAltıBotoksu #Dermatoloji #Sağlık #YazSorunları #TerlemeTedavisi #Özgüven #YaşamKalitesi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity

 

Feast, Dondurulmuş Gıdada Dijital ve Perakende Gücünü Artırıyor

Türkiye’nin önde gelen dondurulmuş gıda markalarından Feast, tüketici odaklı inovasyon, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümesini sürdürürken, Türkiye’nin en ileri teknolojili ve en yüksek kapasiteli dondurulmuş patates üretim tesisi yatırımıyla sektörde yeni bir standart oluşturuyor.

Feast, güçlü perakende stratejisi ve dijital kanallardaki yatırımlarıyla dondurulmuş gıda kategorisinin uzun vadede %100 penetrasyona ulaşmasına öncülük etmeyi hedefliyor. Şirketin 2027 vizyonu; tüketici güveni, inovasyon ve sürdürülebilir büyüme üzerine inşa ediliyor.

Perakende ve Dijitalde Güçlü Strateji

Feast, raf görünürlüğünü artıran çalışmalar, veri odaklı kategori yönetimi ve tüketici alışveriş yolculuğunu destekleyen uygulamalarla perakende kanalında kategori büyümesine katkı sağlıyor. Dijital kanalları ise yalnızca satış noktası değil, tüketici davranışlarını analiz edebildiği ve kişiselleştirilmiş deneyimler geliştirebildiği stratejik bir alan olarak konumlandırıyor.

Yeni Yatırım: Türkiye’nin En Büyük Patates Tesisi

Modern üretim hatları, gelişmiş otomasyon sistemleri ve enerji verimliliği sağlayan altyapısıyla öne çıkan yeni tesis, yalnızca Feast’in üretim kapasitesini artırmakla kalmayacak; aynı zamanda Türkiye’nin dondurulmuş gıda sanayisi açısından stratejik bir dönüşüm yaratacak. Bu yatırım, sürdürülebilir üretim uygulamalarını güçlendirecek, ihracat kapasitesini yükseltecek ve Türkiye’nin küresel pazardaki rekabet gücünü destekleyecek.

2027 Vizyonu: Güven ve İnovasyon

Feast, büyüme hedeflerini yalnızca finansal göstergelerle değil; tüketici sadakati, marka itibarı ve kategori gelişimine sağlanan katkıyla tanımlıyor. Şirket, inovasyon ve dijitalleşme yatırımlarıyla dondurulmuş gıda kategorisinin her haneye ulaşmasını sağlayarak %100 penetrasyona öncülük etmeyi amaçlıyor.

 

#Feast #DondurulmuşGıda #GıdaEkonomisi #Perakende #Dijitalleşme #Sürdürülebilirlik #PatatesTesisi #İnovasyon #2027Vizyonu #TürkiyeGıdaSanayi #PauseDergi #PauseTv #PauseJournal #AhuÇağdaş #PauseMedya #PauseSağlık #PauseSanat #PauseSpor #Hanedancity