Yazılar

Elite World, İnegöl’de

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts’ün, franchise iş modeliyle büyüme stratejisi kapsamındaki yeni durağı Bursa İnegöl oldu.

İnegöl’ün tek markalı oteli olan Elite World GO Bursa İnegöl, Ekim ayı itibariyle bölge turizmine hareket katmayı hedefliyor.

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts, franchise iş modeliyle büyüme stratejisi kapsamında yurt içi ve yurt dışında yeni otel anlaşmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Elite World Hotels & Resorts’ün son durağı mobilyacılık sektörünün ülkemizdeki önemli merkezlerinden Bursa İnegöl oldu.  Zincir bünyesinde hem iş hem de tatil amaçlı misafirlerinin dinamik ihtiyaçlarına cevap veren otel markası Elite World GO ile İnegöl’e adım atan zincir, Ekim ayı itibariyle bölge turizmine canlılık kazandırmayı hedefliyor.

Elite World GO Bursa İnegöl için Elite World Hotels & Resorts ile yatırımcı firması İnegöl Otelcilik Turizm arasında anlaşma imzalandı. İmza törenine Elite World Hotels & Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, CEO’su Orkun Petekçi, İş Geliştirme Müdürü Giray Arıkan ile İnegöl Otelcilik Turizm ortaklarından Dündar Köktan katıldı.

Anavarza’nın favori balı! Narenciye balı

Anavarza Bal, Türkiye’nin Akdeniz Bölgesi’nde, özellikle Adana ili ve çevresinde yetişen narenciye ağaçlarının çiçeklerinden elde edilen doğal Narenciye Balını; doğanın taze ve lezzet dolu armağanını sofralara taşıyor.

Anavarza Narenciye Balı, portakal, limon, mandalina ve greyfurt gibi seçkin narenciye ağaçlarının çiçeklerinden özenle toplanarak üretiliyor. Bu özel bal, Nisan ayında hasat edilirken, Akdeniz’in ılıman iklimi ve bereketli topraklarından aldığı güçle kendine özgü bir yumuşaklık ve ferah aromaya sahip oluyor.

Gezici arıcılık yöntemiyle üretilen Anavarza Narenciye Balı, ülkemizin farklı bölgelerinde çiçek çiçek dolaşan Anavarza arıcılarının emeğiyle elde ediliyor. Bu süreç, doğanın mevsimsel döngüsüne bağlı olarak her yılın Nisan ayında Adana ve çevresinde zirve yaparak, tüketicilere taze ve doğal bir lezzet sunuyor.

Anavarza Narenciye Balı, doğal ve sağlıklı yaşamı destekleyenlerin tercihi haline gelirken, kendine özgü hafif ve ferah tadıyla özellikle hafif ve çeşitli tatları seven tüketicilerin de favorisi olmayı başarıyor.

Özsüt’lerde aşure zamanı!

Özsüt’ün maharetli ustaları tarafından geleneksel tarife sadık kalınarak hazırlanan aşurelerin bereketi, Türkiye’nin dört bir yanındaki Özsüt mağazalarını sarıyor.

Bu yıl 16 Temmuz Salı günü başlayan ve 5 Ağustos’a kadar devam edecek olan Aşure Günü’nde, misafirlerine alışık oldukları o eşsiz tadı sunan Özsüt, her zaman olduğu gibi bolluğun, bereketin ve paylaşmanın adresi olmaya devam ediyor. Özenle seçilen bakliyat, kuru meyve ve kuru yemişlerin mükemmel uyumuyla hazırlanan bu geleneksel tatlıyı, sadece Aşure Günü’nde değil yılın her gününde Özsüt’lerde sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.

 Buğdaydan fasulyeye, cevizden kayısıya kadar birbirinden farklı malzemelerin şaşırtıcı ve bir o kadar da mükemmel uyumuyla ortaya çıkan geleneksel tatlımız aşure… Türk mutfağında bereketin sembolü olan bu eşsiz tatlı, Özsüt menüsünün değişmez lezzetleri arasında yer alsa da Aşure Günü’nde bambaşka bir anlam kazanıyor.

İnsülin direncine karşı etkili yöntemler!

Kendinizi sürekli yorgun hissediyor, yemek sonrası koltukta uyuyakalıyor, gün içerisinde iştahınız bir açılıyor bir kapanıyor, başınızın ağrısından mı yakınıyorsunuz? Bu tür şikayetlerinizin altında insülin direnci sorunu yatıyor olabilir! Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Bal “İnsülin direncinin görülme sıklığı dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda hızlı artış gösteriyor. Özellikle genç yaşlarda da artık insülin direnci sorunu ile çok sık karşılaşıyoruz. Bunun altında yatan temel etkenler ise sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik. İnsülin direnci olan kişilerde kan şekerini dengede tutmak için salgılanması gereken insülin miktarı artar. Bu artış vücutta enflamasyona yol açar ve zaman içinde Tip 2 diyabet dediğimiz ciddi hastalığa evrilebilir. Ayrıca bu kişilerde kolesterol yüksekliği, yüksek tansiyon ve damar tıkanıklığı gibi hastalıklar da daha sık görülmektedir” diyor. Günlük yaşam alışkanlıklarında yapılacak bazı basit değişikliklerle önemli bir fayda sağlanabileceğini belirten Dr. Betül Bal, insülin direncini dengede tutmak için alınması gereken 6 etkili önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Betül Bal

Dr. Betül Bal

  • Kahvaltıda protein tüketin

Günün ilk öğünü olan kahvaltıyı kesinlikle poğaça, börek ve simit gibi karbonhidrat yüklü hamur işleriyle değil; protein, yağ ve karbonhidrat açısından dengeli şekilde besinlerle yapın. Özellikle protein ve lif açısından zengin ve düşük glisemik indeksli bir öğün yapmak gün içerisinde iştah kontrolüne yardımcı olur.

  • Yemekten sonra 15 dakika yürüyün

Gün içerisinde hareket miktarınızı artırın. Özellike masa başı çalışıyorsanız; mutlaka arada bir düzenli olarak kalkıp ofis içinde yürüyün. Öğle tatilinde dışarıda kısa da olsa yürüyüş yapın. Örneğin; öğün sonrası yapılan 15 dakikalık kısa yürüyüşler bile yemekle vücuda alınan besinlerin hücresel düzeyde enerji olarak kullanımına olanak sağlar, böylece insülin salgısını azaltır.

  • Yemeğe salata veya sebze ile başlayın

Yemeğe salata/sebze yiyerek başlamak lif alımınızı artırarak ardından gelen besinlerin oluşturacağı kan şekeri yükseltici etkiyi azaltır, böylece insülin salgınızın dengede olmasına yardımcı olur. Ayrıca lif alımı tokluk süresini de uzatacağı için gün içerisindeki kan şekeri ve insülin dalgalanmalarını azaltır. İştah kontrolüne yardımcı olur.

  • Çok sık atıştırmayın

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Bal “Gün içerisinde çok sık atıştırmak, öğün aralarında sık sık ara öğün yapmak insülin direnci olan kişilerde istediğimiz bir beslenme şekli değildir. İnsülin direncinde amacımız vücuda olabildiğinde az insülin salgılatmaktır. Dolayısıyla eğer yaşam tarzınız, yaşınız ve sağlık durumunuz elverişli ise beslenme uzmanı eşliğinde olmak şartıyla ‘aralıklı oruç’ deneyebilirsiniz.

  • Aç karnına tatlı yemeyin

Tatlı tüketirken dikkatli olun. Şerbetli, hamurlu ve yağda kızartılan tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih edin. Yemekten önce tatlı tüketmekten kaçının. Küçük porsiyonlarda ve yemek sonrası tüketmek, aç karnına tatlı tüketmekten daha az insülin salgısına neden olacaktır.

  • Düzenli egzersiz yapın

İnsülin direnci olan kişiler mutlaka her gün düzenli olarak egzersiz yapmalıdır. Egzersiz hücrelerin insüline karşı hassas olmasına yardımcı olur. Haftada en az üç gün mutlaka bir saat tempolu yürümeye çalışın.

Yaz sıcağında 3 spor sakatlanmasına karşı 3 önemli kural!

Aşırı sıcaklardan bunalıp kendimizi denizin serin sularına bıraktığımızda… Kumsalda plaj voleybolu oynarken… Evimizin çevresinde veya doğada koşarken… Basketbol ile futbol heyecanını yaşarken… Yaz aylarında havaların güzel olmasını fırsat bilerek yaptığımız sporda bazı kurallara uymamız şart! Çünkü önemsemediğimiz hatalarımız spor sakatlanmalarına yol açarak mutluluğumuza gölge düşürebiliyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, spor sakatlıklarının yaz mevsiminde daha sık görüldüğüne dikkat çekerek, “Genellikle hareketsiz geçen kışın ardından havaların güzel olması nedeniyle yaz aylarında daha fazla spor yapılmaktadır. Ayrıca tatil öncesinde hızla kilo verme ve fit olma isteği kişileri kısa sürede yüksek kalori yakımını sağlayan sporlara yöneltmektedir. Ancak bilinçsizce yapılan spor sakatlıklara adeta davetiye çıkarmaktadır. Bu sakatlıklar basit kas ve tendon yaralanmalarının yanı sıra  aşil tendonu, menisküs yırtığı ve çapraz bağ yaralanmaları gibi ciddi sorunlar da olabilir” diyor.

Prof. Dr. Metin Uzun

Prof. Dr. Metin Uzun

Bu 3 kural çok önemli!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Uzun, alınacak olan bazı basit önlemlerle sakatlıkların büyük oranda önlenebileceğine işaret ederek, “Sakatlıklara karşı dikkat edilmesi gereken en önemli  3 kural ise; spor öncesinde esneme-ısınma egzersizleri yapmak, spor sırasında tüketilen su miktarına dikkat etmek ve spor sonrasında tekrar esneme hareketleri yapmaktır” diye konuşuyor. Prof. Dr. Metin Uzun, spor sakatlıklarını önlemede doğru beslenmenin de önem taşıdığını belirterek, “Beslenme alışkanlıkları da dikkat edilmesi gereken durumlardan birisidir. Spor öncesinde karbonhidrat, spor sonrasında protein tüketimi hem sakatlanma riskini azaltır hem de fiziksel olarak istediğimiz kapasiteye ulaşmamıza yardımcı olur. Bu nedenle spora başlamadan 1-2 saat önce glisemik indeksi düşük esmer pirinç ya da kepekli makarna gibi karbonhidrat içeren besinler; sonrasında da tavuk, kırmızı et veya balık gibi protein içeren besinler tüketilmelidir” diyor.

Azar azar ama çok miktarda su için!

Spor sırasında sakatlanma riskine karşı su tüketimine de çok dikkat etmek gerekiyor. Zira spor sırasında hızla kilo vermek amacıyla su tüketimini azaltmak; beyine ve kaslara giden kan miktarını azalttığı için sakatlanma riski daha çok artıyor. Yazın artan sıcaklık ve nem nedeniyle sıvı kaybının artış gösterdiğini vurgulayan Ortopedi ve Travmatoloj Uzmanı Prof. Dr. Metin Uzun, bu nedenle normalde tükettiğinizden daha fazla  sıvı almanız gerektiği uyarısında bulunarak, “Özellikle spor esnasında azar azar ama çok miktarda su tüketilmelidir. Bunu kabaca şöyle hesaplayabiliriz: Spor öncesindeki kilo ile spor sonrasında kilo aynı olmalı. Arada oluşan fark, tüketilmesi gereken sıvı miktarıdır” diyor.

YAZ AYLARINDA EN SIK GÖRÜLEN 3 SPOR SAKATLANMASI!

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Uzun, yaz aylarında spor yaparken en sık oluşan 3 sakatlanmayı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

TENDON YARALANMASI 

Kasları kemiğe bağlayan sert yapılar “tendon” olarak adlandırılıyor. Tendonlar çok güçlü yapılar olmakla beraber; en sık ani yapılan hareketler sırasında yaralanabiliyor. Biceps tendonu ve aşil tendonu en çok yaralanan tendonlar arasında yer alıyor. Prof. Dr. Metin Uzun,  tendon yaralanmalarının her yaşta ve düzenli spor yapan herkeste gelişebileceğine işaret ederek, “Tendon yaralanmaları genellikle spor öncesinde yeterli esneme ve ısınma hareketi yapmayanlar veya spor sırasında yorulmalarına rağmen ‘Son anlar  veya son tekrarlar, nasıl olsa bir şey olmaz’ diyerek devam eden kişilerde, spor sonunda oluşur” diyor.  Prof. Dr. Metin Uzun, aniden gelişen ağrı ve bacaklardaki şekil bozukluğunun tendon yaralanmalarının ilk belirtileri olduğunu vurgulayarak, “Özellikle aşil tendonu kopan kişiler sıkıntılarını ‘Biri ayağıma vurdu’ veya ‘Taş attılar zannettim, etrafıma baktım ne taş vardı ve ne de birisi’ şeklinde tanımlarlar” bilgisini veriyor.

Nasıl tedavi ediliyor? Ameliyat tendon yaralanmalarının tek tedavisini oluşturuyor.  Artroskopik yöntemle yapılan ameliyatın ardından iyileşme süresinin sakatlığın bulunduğu bölgeye göre 6 hafta ile 3 ay arasında değiştiğini belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Uzun, “Aşil tendon yaralanmalarında bu sürenin ilk 3 haftası evde istirahat ile geçmektedir. Hastalar 3. haftadan sonra desteksiz yürüyebilir hale gelirler” diyor.

Önlemek için:  Spor öncesinde ve sonrasında esneme hareketleri yapmayı alışkanlık edinin.

MENİSKÜS VE ÖN ÇAPRAZ BAĞ YIRTIĞI

Diz yaralanmaları, spor yaparken en sık görülen ve en ciddi yaralanmaları oluşturuyor. Sıklıkla dizin etrafında dönerek yapılan sporlar olan; tenis, futbol, basketbol ve dövüş sporları gibi branşlarda gelişiyor. Dizden başlayan ani ağrı ve ses gelmesi, bazı durumlarda dizde oluşan şişlik ile ayağın üzerine basamama, bu sorunlarda yaygın görülen belirtilerden.

Nasıl tedavi ediliyor? Menisküs yırtıklarının bir kısmı ameliyatsız tedavi edilebilmekle beraber, çapraz bağ yaralanmalarında sıklıkla ameliyata başvuruluyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Metin Uzun,  bu sakatlıklarda ameliyatların artroskopik yöntemle yapıldığını belirterek, “Tedavi sonrasında sosyal hayata dönüş 10 gün sürmekle beraber; iş hayatına dönüş için en az 3 haftalık bir süreye ihtiyaç duyulmaktadır” diye konuşuyor.

Önlemek için: Spor öncesinde denge egzersizleri ve bol esneme hareketi yapmayı ihmal etmeyin.

AYAK BİLEĞİ YARALANMALARI

Genellikle uygun zeminde ve doğru ayakkabı ile yapılmayan sporlarda ayak bileği burkulabiliyor.  Prof. Dr. Metin Uzun, ayak bileğindeki burkulma sonrasında; bağ kopması, tendon çevresinde ödemler, kırıklar veya stres kırıkları gelişebildiğini belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu sorunlar ani oluşan ayak bileği burkulması sonrasında görülen yaralanmalar veya spora hızlı başlayıp ayak bileğine ani ve hızlı yüklenmeler sonucunda oluşurlar. Özellikle, genelde spor yapmayan kişilerin aniden spora başlayıp; hareketleri çok sık ve çok tekrar etmeleri nedeniyle ortaya çıkan stres kırıklarına dikkat etmek gerekir. Zira, stres kırıklarında sosyal hayata çok kısa sürede dönüş olmakla beraber; spor hayatına dönüş ise çok uzun süreçli olmaktadır.”

Nasıl tedavi ediliyor?  Basit yaralanmalarda bir bileklik ile 3 hafta dinlendirmek iyileşmeye yeterli geliyor. Prof. Dr. Metin Uzun, “Ancak yaralanma şiddetti arttıkça bu sürenin sonunda 3 haftalık bir fizik tedavi süreci gerekebilir. Ağır yaralanma geçirenler ise ameliyat edilerek, 3 hafta dinlendirilir. Sonrasında fizik tedaviye başlanır. Günlük hayata dönebilmek 6 hafta sürerken, spor hayatına dönüş 3 aylık bir süreç almaktadır” bilgisini veriyor.

Önlemek için: Sporu doğru sahada ve uygun spor ayakkabısıyla yapmaya özen gösterin. Temponuzu her gün yavaş yavaş artırın.  Riskli sporlarda gerekirse tabanlık ve bileklik gibi destek ekipmanları kullanmayı alışkanlık edinin.

6 adımda spor sakatlanmalarını önleyin!

Size uygun olan sporu, doğru alanda ve ekipmanlar ile yapın.

Spor için nem ve sıcaklığın en yüksek olduğu saatleri değil, daha çok sabah veya akşam saatlerini tercih edin.

Sporu aç karnına yapmayın. En az bir saat öncesinde enerji vermesi nedeniyle sağlıklı karbonhidrat; spor sonrasında ise kas yıkımını önlemek için protein tüketmeyi alışkanlık edinin.

Spor sırasında azar azar; ama çok su içmeyi asla ihmal etmeyin.

Spor öncesinde ısınma, sonrasında ise esneme hareketlerini yapmaya özen gösterin.

Spora ani ve hızlı giriş yapmayın; temponuzu her gün yavaş yavaş artırın.

Zeynep Mansur “Yıllar Sonra”

Yeni şarkısını ve klibini görücüye çıkaran Zeynep Mansur, iddiasını “Devler ligi ile çalıştım.” diyerek ortaya koydu.

Zeynep Mansur, DMC’den çıkan yeni şarkısı ‘Yıllar Sonra‘ müzikseverlerle buluştu. Sözleri Rafet El Roman, müziği Can Sanıbelli’ye ait şarkıya Ayşen, Mustafa Ceceli, Feyyaz Kuruş vokal yaptı.

Mansur’un yakın dostu Cihan Nacar, şarkıcının isteğini kırmayarak, klip yönetmenliğini yaptı. Ayyıldız sponsorluğunda gerçekleşen klipte Zeynep Mansur, giydiği mayolarla güzelliğini gözler önüne serdi.

Düzenlemesi Mustafa Ceceli tarafından yapılan şarkı için Zeynep Mansur “Devler ligi ile çalıştım. Çok keyif aldım. Heyecanlıyım.” diyor.

Bodrumlu STK’lar Bodrum hakkında çıkan negatif haberlerden rahatsız!

Bodrum pahalılığı ile ilgili yayınlanan haberler hakkında açıklama yapmak üzere Bodrum’un önde gelen kurum ve kuruluşları bir araya gelerek basın ile buluştu. Bodrum Ticaret Odası (BODTO) Başkanı Mahmut Serdar Kocadon, Deniz Ticaret Odası (DTO) Bodrum Şube Başkanı Orhan Dinç, Bodrum Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Erdoğan Başeymez, TÜRSAB Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Mustafa Demir ve Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Ömer Faruk Dengiz toplantıya katıldı. Yapılan ortak açıklamada, basın ve sosyal medyada ‘Bodrum çok pahalı’ imajı yaratılmaya çalışıldığına dikkat çeken kurum başkanları, bundan duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Toplantının hemen ardından Bodrum Otelciler Derneği Başkanı Ömer Faruk Dengiz, konu ile ilgili aşağıdaki açıklamayı yaptı;

“Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik dar boğaz, her bölgemizi olduğu gibi Bodrum’u da etkilemektedir. Gelecek olan misafirlerimizin bu ekonomik konjonktürde alım güçlerinin düştüğü gerçeği ile karşı karşıyayız. İşte tam da bu yüzden bu açıklamayı yapmak istedik.

Bodrum sadece belli markaların adisyonları ile tanımlanamaz

Bodrum, son 50 yılda büyüyerek tüm dünyada takip edilen bir turizm markası haline gelmiştir. Bu büyüme ve gelişme, büyük global markaların da dikkatini çekmiş ve yıllar içinde pek çok marka Bodrum’da yatırım yapmıştır. Çoğu lüks hizmet sunan bu markaların fiyatları, ekonomik olarak içinde bulunduğumuz dönem nedeniyle sıkça gündeme gelmektedir. Ancak Bodrum, sadece bu markalardan ibaret değildir ve hiçbir zaman da sadece bu şekilde anılan bir destinasyon olmayacaktır. Sosyal medyada ve basında paylaşılan, lüks hizmet veren markaların adisyonları, Bodrum’un gerçek tanımından çok uzaktır.

Herkes için Bodrum

Bodrum’da her bütçeye uygun tatil yapmak mümkündür. Uygun fiyatlı oteller, pansiyonlar ve kamp alanlarından tatil köylerine ve çok lüks büyük markalı konaklama tesislerine kadar geniş bir yelpazede konaklama seçenekleri bulunmaktadır. Geçmişte Bodrum’un marka haline gelmesine en fazla katkı sağlayan tesislerin başında yer alan butik oteller ve aile işletmeleri, yine aynı misafirperverlikle ve uygun fiyatlarıyla hizmet vermeye devam etmektedir. Gastronomisi ile de dikkat çeken Bodrum’da, lüks restoranların yanı sıra yerel lezzetleri deneyimleyebileceğiniz pek çok ekonomik alternatif bulunmaktadır. Tarihi mirası ile de unutulmayacak bir kültür turu yaparak, Bodrum’un binlerce yıllık yaşanmışlığını deneyimleyebilirsiniz. Üstelik bu tarzda bir tur yapmanın büyük bir kısmı da ücretsiz. Masmavi koylarıyla efsaneleşmiş Bodrum’da, tekne turları her zaman ilgi görmüştür. Çok lüks bir yat kiralayarak bu koyları gezme alternatifi olduğu gibi ekonomik turlarla da Bodrum’un turkuaz mavisini keşfetmek mümkündür. Bodrum, canlı gece hayatıyla da tanınır, ancak bu eğlencenin pahalı olması anlamına gelmez. Sahil kenarındaki barlar ve gece kulüpleri, Bodrum’un simgelerinden olan barlar sokağı, uygun fiyatlı içecekler ve ücretsiz giriş imkanlarıyla tatilcilerin bütçesini zorlamadan eğlenmelerini sağlamaya devam etmektedir. Ayrıca, yerel halkın katıldığı açık hava etkinlikleri ve festivaller de belediye ve organizasyon yapan STK’lar tarafından ücretsiz olarak sunulmaktadır. Bodrum, sunduğu bu ekonomik tatil seçenekleriyle her yıl yüz binlerce tatilciyi ağırlamaktadır. Hem doğal güzellikleri hem de herkesin istediği tatil imkânlarıyla Bodrum, Türkiye’nin en gözde tatil destinasyonlarından biri olma unvanını sürdürmektedir. Tabii ki lüks markaların basının çok daha fazla ilgisini çekmesini anlıyoruz. Ancak Bodrum’u marka haline getiren tüm bu değerleri de yeniden kamuoyuna hatırlatmak istiyoruz.

Çeşmelilere sanat müjdesi

Arkas Holding ve Çeşme Belediyesi iş birliği ile hayata geçirilen Arkas Sanat Alaçatı’da basın toplantısı gerçekleştirildi.

Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Çeşme’yi yaz sezonu üzerinden tanımlamanın burada sahip olduğumuz birçok doğal güzelliğe ve kültür mirasına haksızlık olacağını ifade ederek, “Arkas Sanat Alaçatı ile Çeşme’de sanatçı buluşmalarının, kültür sanat etkinliklerinin, söyleşilerin yapılacağı, sanatçıların kış aylarında da Çeşme halkıyla buluşabileceği bir alan yaratmış olduk. Çeşme Belediye Başkanı sıfatıyla böyle bir girişimin açılışını gerçekleştirecek olmaktan büyük bir onur ve gurur duyuyorum” dedi.

Çeşme’nin kültür sanat etkinliklerini zenginleştirmesini amacı ile Arkas Holding ve Çeşme Belediyesi iş birliği ile hayata geçirilen Arkas Sanat Alaçatı, ziyaretçilerine kapılarını açıyor.  Arkas, bugüne kadar sanatseverlerle buluşturduğu sergiler ve etkinliklerle “İzmir’in Sanat Rotası” olma yolunda attığı adımlara bir yenisini daha ekleyerek beşinci sanat merkezi olan Arkas Sanat Alaçatı’yı Çeşme Belediyesi ile imzaladığı protokol kapsamında Alaçatı’da hayata geçirdi. Arkas Sanat Alaçatı’da basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda; Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Monreve Grup Yönetim Kurulu Başkanı Merve Arkas ve Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası konuşma yaptı.

Bodrum’da lüks ve eğlence Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum’da devam ediyor

Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum, konserler, canlı müzik performansları, dinamizm dolu içeriklerle donatılmış aktiviteleri ve yaratıcı lezzetlere sahip restoranlarıyla ağustos boyunca tatilin her anını keyifli kılıyor.

Güne Olives Restaurant’ta kahvaltı eşliğinde piyano dinletisiyle başlayan misafirler, Barbarossa’da DJ müziği ile tatlı saatler geçiriyor. İtalyan mutfağının en güzel örneklerini sergileyen Mammadrau’da haftanın altı gecesi farklı DJ performansları ile ritm dolu saatler yaşanıyor. Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum DJ müziğinin yanı sıra canlı orkestralarla da hafızalarda iz bırakacak saatlere imza atıyor. Geniş repertuarı ile dikkat çeken Emir Ersoy ve Orkestrası 17 Ağustos’ta misafirlerle buluşurken Küba’nın sıcak ritimlerini ve enerjisini sahneye taşıyan Havana Band, 20 Ağustos akşamı muazzam performansıyla konukların karşısına çıkıyor.

Otel, günün her anını enerji dolu geçirmek isteyenlere yönelik yoga ve fitness programlarıyla da güzel bir yaz vadediyor.  Barbarossa Beach Restaurant’ın önündeki ferah alan, keyifli buluşma noktası olan chill out lounge ve plaj gibi cezbedici noktalarında güne yayılan yoga, hit kardiyo, fonksiyonel training, voleybol gibi birbirinden özel aktiviteleri hayata geçiriyor.

Kempinski Hotel Barbaros Bay, Ege mutfağının lezzetlerini sunan Barbarossa Beach Restaurant, Asya-Pasifik mutfağının egzotik lezzetlerini yaratıcı bir yorumla buluşturan Saigon Restaurant, deniz ürünlerinden iştah açıcı tatlılara kadar zengin seçenekler servis eden Villa Rossa Restaurant ve İtalyan mutfağının en güzel örneklerinin yer aldığı Mammadrau Restaurant ile nefis tatları konuklarının beğenisine sunuyor.

IVECO, taşımacılık sektörünü karbondan arındıracak

İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) tarafından IVECO ile ortaklaşa yapılan bir analiz, biyo-CNG’nin atık toplama için en uygun çözüm olduğunu doğruluyor.

“Kuyudan tekerleğe” diye adlandırılan bu analiz döngüsel ekonomiye de mükemmel bir örnek.

IVECO, İtalyan Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) Atmosfer Kirliliği Enstitüsü tarafından yürütülen çalışma ile biyo-CNG’nin atık toplama için en uygun çözüm olduğunu doğruladı.

Kentsel alanlarda atık toplayan araçlarda kullanılan dizel ve sıkıştırılmış doğal gaz gibi geleneksel yakıtlarla karşılaştırıldığında kentsel katı atıkların organik kısmından elde edilen sıkıştırılmış biyometan kullanımının çevresel etkilerinin değerlendirildiği araştırmanın ana destekleyicisi IVECO oldu.

Araştırma için, Avrupa’daki çok sayıda metanla çalışan araçlar nedeniyle CNG yakıt ikmal istasyonlarının yaygın dağılımının bulunduğu İtalya pazarı referans alındı. Gerçekleştirilen çalışma yöntemine “Kuyudan-Tekerleğe” analizi deniyor. Bu da şu anlama geliyor; yakıtların saf bir karşılaştırmasının yapılması için tesislerin, altyapı inşasının ya da bakımın dikkate alınmadan, bir yakıt üretiminin ve kullanımının etkileri baz alınan analiz. Bu analizle, üretim zincirinde CO2