Çevre dostu alışkanlıklar geliştirmek, hayata olan borcumuzdur

Çevre dostu alışkanlıklar geliştirmek, hayata olan borcumuzdur

Çevre dostu alışkanlıklar geliştirmek, hayata olan borcumuzdur

İstanbul Çevre Konseyi Federasyonu Genel Başkanı Bülent Sarıgül, Federasyonu’nun amaçları ve bu doğrultuda yapılan çalışmalar Pause Dergi okurları için anlattı. Doğa ve çevre dostu Bülent Sarıgül ile yaptığımız söyleşiyi keyifle okumlar dileriz.

Öncelikle, İstanbul Çevre Konseyi Konfederasyonu’ndan bilmeyen olabilir diye sormak istiyorum; nasıl kuruldu bu federasyon?

Federasyonumuz İstanbul Turizm Kültür ve Çevre Derneği Başkanı Avukat Tunay Gürsel öncülüğünde, 5 çevre derneğinin 2003 yılında bir araya gelmesi ile kuruldu.

Bülent Sarıgül

İstanbul Çevre Konseyi Konfederasyonu’nun ana amacı nedir, bahseder misiniz?

Federasyonumuzun öncelikli amacı, insanlara çevre bilinci konusunda farkındalık yaratmak, İstanbul’un tarihi değerlerini çevreci bir bakış açısı ile güzelleştirmek, iyileştirmek ve sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Ayrıca; küresel ısınmanın önlenmesi açısından çevreye duyarlı sanayileşme ve kalkınmaya uygun projeler üretmeyi ve destek olmayı da amaçlıyoruz. Bir başka öncelikli çalışmalarımızdan biri de karbon ayak izini takip ederek karbondioksit salınımını azaltmak. Bu amaçla da bu doğrultudaki projelere destek oluyoruz. Üretimin ve çeşitliliklerin devamlılığının sağlanabilmesiyle birlikte insan yaşamı, doğanın daimî olabilmesi ile mümkündür. Bunun için İnsanların kendi ihtiyaçlarını sonraki dönemde yaşayacak olanların ihtiyaçlarından ödün vermeden karşılayabilmesi gerekmektedir. Biz de bu amaca hizmet eden projelerin sürdürülebilir tarafında, amaçlarımız doğrultusunda çalışıyoruz.

Bülent bey belirttiğiniz amaçlar doğrultusunda, başka vakıf ve derneklerle iş birlikleriniz oluyor mu, bu konuda iş birliği yapıyor musunuz?

Elbette… Doğal hayatı koruyup ağaçlandırmak, çeşitli hayvan nesillerinin devam etmesini sağlamak için çalışan dernek ve vakıflarla iş birliği halindeyiz.

Bülent Sarıgül

Genel olarak baktığınızda çevre konusunda farkındalığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce ne yapılması gerek?

Çevre bilincinin yediden yetmişe her yaş gurubuna anlatılması, öğrenilmesinin sağlanması gerekiyor. Okullarda okutuluyor ama dersten sonra kişi birey olarak tam bir kazanım sağlamadıysa eğer bu tarafı eksik yaşıyor. Ailedeki herkesin bu konulara eğilimi, hassasiyeti önemli. İnsanın yaşadığı doğal çevreye, dünyamıza dikkat etmesi, ona zarar vermemesi ve fayda sağlayan işler yapması ya da faydalı işlerin bir parçası olması gerekiyor. Bu bizim Doğaya, hayata, canlılara olan insani borcumuz. Bu bir yaşam yaklaşımı olmalı, hayat felsefesi olmalı… Ülkemizde ve tüm dünya üzerindeki doğa, çevre kaynaklarının tükenme riskiyle karşı karşıya olduğumuzun çoğumuz farkındayız. Her yaş gurubundan insan küresel sıcaklık derecelerinde kaydedilen artışlar, iklim değişikliği etkisini hisseder durumda…  Hepimizin mevsim normallerinde ki farklılıkları yaşayarak deneyimliyoruz. Yetersiz su kaynaklarını, soluduğumuz havanın kirliliğinden, etkileniyoruz. Araştırmacıların açıklamalarına bakıldığında; dünyanın her yerinde yaşanan olumsuzluklar, insanlığın sürmesi için gerekli doğal yaşam kaynaklarının sınıra yaklaştığına işaret ediyor. Sürdürülebilir olmanın ve kaynakların kendiliğinden yenilenebilir olması için atılacak adımların önemi belki de en fazla bu çağda hissediliyor. Bireysel ve kurumsal, insani tutum ve davranışlar çok çok önemli.

Nasıl tutumlar bunlar, en kolay nereden başlanabilir?

Öncelikle işe kendimizden başlamalıyız. Gönül ister ki; hemen bugünden tüm dünyada sıfır atık çalışmalarına toplumlar, bireysel olarak da tam uyum sağlasın. Ancak; bu temenniyi uygulamaya dönüştürüp, sisteme sokmak hiç kolay bir beklenti değil. Ama bir şeyin kolay olmaması, imkânsız olduğu anlamına gelmez. Minik minik başlayıp, ölçümleyebildiğimiz davranışlar bir bireysel tutumlara hanelerde hedeflere dönüşebilir. Örneğin tek kullanımlık plastikler, bardaklar, pipetler, kullan atlar kolaylığı sağlayan çatal, bıçaklar, naylon poşetler bunları hayatımızdan çıkarmakla başlayabiliriz. Biliyorsunuz plastiğin çevreye zararı çok büyük. Şöyle ki, plastik 100 yıl kadar doğada kalabiliyor ve canlılara çok büyük zararlar verebiliyorlar. Dünyada atık birikimi ve plastik tüketimi bugünkü hızında devam ederek yarınlara geçerse, 20- 25 yıl içerisinde deniz ve okyanuslarda balıktan çok plastik olması bekleniyor. Bunu ben söylemiyorum; bilim adamları, araştırmacılar, araştırma verileri gösteriyor. Birkaç alışkanlığımızı değiştirerek bu kötü durumun rotasını değiştirebilir, gidişatın önüne geçebiliriz. Çocuklarımıza ağaç sevgisini öğretmeli ve doğayı sevmeyi öğretmeliyiz. Ağaç yaşken eğilir sözünü çocuklarımız için uygulamalı ve onlara çevre ile ilgili bilgiler vermeliyiz. Yapılan araştırmalar bir kişinin yılda 7 ağaç tükettiğini gösteriyor. Bundan daha fazlasını yerine dikmeli ve ormanlarımızı çoğaltmalıyız. Kurumlar marka profesyonelleri de döngüsel ekonomiyi destekleyen projelerle, atıkların kaynak olarak ele alındığı ve tekrar ekonomik bir fayda getirecek ürün veya hizmetlere dönüştürüldüğü bir modellemeleri tercih edebilir.

Bülent Sarıgül

Su kullanımı ile ilgili görüşleriniz nedir?

Dünya nüfusunun yüzde 40’ı susuzluk tehlikesi ile karşı karşıya. Basit birtakım önlemler değil neredeyse su fakiri bir ülkeyiz. Bizim çocukluğumuzda gördüğümüz ama şimdilerde unuttuğumuz bir şeyden bahsedeceğim size. Yağmur yağdığında büyüklerimiz binalardaki olukların altına kovalar koyup, yağmur suyunu biriktirip kullanırlardı. Günümüzde yağmursularından bu şekilde faydalanamayabiliriz ama şehir planlamacılar, mühendisler, mimarlar bunları sadece gelişmiş tekniklerin kullanıldığı binalarda değil, mahalle sokak aralarındaki evler, apartmanlarda yapılabilir. Sitelerde bahçelere verilen sular belki o sitenin atık suyundan sağlanabilir. Biz de suyun değerini % 100 kuraklık yaşamadan susuz kalmadan bilmeli ve ona göre hareket etmeliyiz. Akıllı binalarda teknikler sadece akıllı tasarımlar çoğunlukla asansör, güvenli geçiş veya yangın söndürme gibi genel başlıklarda toplanıyor. Alt başlıklarında bu tarz seçenekleri de aramak bile bu yönde evrilemeye katkı sağlar.