“Neşe ve Sevincin kasrı, Nüzhetiye Ihlamur Kasırları”
“Neşe ve Sevincin kasrı, Nüzhetiye Ihlamur Kasırları”
Ihlamur Kasrı, şehrin kalabalığı ve karmaşışına kapılıp çevresinden gelip, geçenlere huzurlu ve dingin bir zaman geçirmeyi vaat ederek onları adeta selamlamaktadırlar. Kuş cıvıltıları ile şenlenen asırlık ağaçların olduğu büyük bahçesi ve özgün mimarisi ile meraklı bakışları celp etmekte mahir bir mekanı sizlere anlatmak istedim.
Sultan Abdülmecid bu bölgeden çok etkilenmiş olmalı ki; bölgeye “ferahlık, tazelik, neşe, sevinç anlamına gelen; Nüzhetiye kasırları” adını vermiştir.
Kasır sözcüğü sözlük anlamı olarak Köşk anlamına geliyor. Tabii hükümdarlar için yapılan köşkler olması sebebiyle ihtişamlı yapılar olmaktadırlar. Dönemlerinde daha çok hükümdarların doğa ile başbaşa kalmak istedikleri bölgelerde inşa edilmişlerdir. Aynı zamanda buralar yurtdışından gelen devlet ricalinin de ağırlandığı yerler olmuştur. Bu açıdan inşa edilen yerler dönemi itibariyle şehrin dışı kabul edilen bağ, bahçe alanlarında olmuştur.

Osmanlı’ da Beşiktaş ve Çevresi:
Beşiktaş bölgesinin Sultanlar tarafından ilgi görme başlangıç sürecini ise; Evliya Çelebi’nin anlatımlarından bilmekteyiz. Sultan I. Ahmed (1603-1617) döneminde Dolmabahçe bölgesini, doldurttuğu ve üzerinde padişaha ait “hasbahçe” kır bahçeleri yaptığını anlatmaktadır. Bu tarihten önce de Kanuni Sultan Süleyman’ dan itibaren padişahların Beşiktaş bölgesine ilgilerini olduğu bilinmektedir. Sultan Abdülmecit, Çırağan Sarayın’ da yaşarken halk arasında uğursuzluk olacağı söylentileri çıkması üzerine, Ihlamur Kasırlarını yaptırıp yerleşmiştir. Çırağan Sarayı için uğursuzluk söylentilerinin çıkmasına neden olan ise; mesire “hasbahçe” alanı olan bölgede bulunan Mevlevihanenin, saray yapımı için yıkımından kaynaklandığı rivayet edilmektedir.

Ihlamur Kasrı Tarihi:
Ihlamur Kasrı bu bölgeye inşa edilirken, bölgenin bugünkü gibi olmadığını da hatırlatmak gerekir. O tarihlerde Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur vadisi içerisinde bağ evi olan ve mesire alanı olan geniş bir alan olmaktadır. Bölgenin, III. Ahmet döneminde (1703-1730) devlet hazinesi için kullardan satın alınıp, “hasbahçe” olarak düzenlenmiştir. I. Abdülhamit (1774-1789) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde ele alınmasından sonrasında Sultan Abdülmecit’in ilgisine mazhar olduğu bilinmektedir. Ihlamur isminin bölgedeki ağaçlardan geldiği ifade edilmektedir.
Bugün gördüğümüz yapılar, Abdülmecit (1839-1861) tarafından saray mimarı olan Balyan ailesinden, Nigoğos Balyan‘a “Merasim Köşkü” ve “Maiyet Köşkü” olarak iki köşk olarak inşa ettirilmiştir. Etkileyici mimarisi ile dikkat çeken Merasim Köşkü, asıl işleve sahip Ihlamur kasrıdır. Arka tarafta yer alan Maiyet Köşkü daha sade bir mimariye sahiptir. Bahçenin peyzaj çalışmaları ise Alman bahçıvanlara yapılmıştır.
Sultan Abdülmecid, devlet işleri, kabuller ve törenler için Merasim Köşkünü kullanmıştır. Diğer köşk ise maiyeti ve harem için kullanılan bir köşk olmuştur.
Sultan Abdülmecid, İstanbul’ un imarında önemli eserlerin yapılmasına öncülük etmiştir. Döneminde ortaya konan mimari eserlerde “batılı etki” oldukça belirgindir. Bu sebeple Ihlamur Köşkleri de; Neobarok akım mimarisinin önemli ve sanatsal bir taş işçiliği bezemesinin izlerini yansıtmaktadır. 
Merasim Köşkü subasman kat üzerine tek kat diktörtgen şekilde inşa edilmiştir. Barok izlerini taşıyan çift kollu büyük merdivenlerden çıkılarak ulaşılmaktadır. Bina yapısını ise; kesme taş ve mermer ile yapılmıştır. Kasrın dış cephesi ise gösterişli bezemelerle süslenmiştir. Deniz kabukları, çiçekler, yapraklar, rozetler, “C” ve “S” kıvrımlarından oluşan bezemeler, içerisinde çiçek ve meyve dolu vazolar görselliğin ihtişamını öne çıkaran motifleridir. Doğal ortamı içeriye daha iyi yansıtabilmek adına; büyük boyutlu giyotin pencereler ve balkonu mevcuttur. Yapıda dışa taşan ve yükseltilerle belirginleştirilmiş orta bölümlerden oluşmaktadır.
Diğer kasır olan Maiyet Köşkü ise; Merasim köşkü gibi ki iki kollu merdiven ile giriş sağlanmaktadır. Köşk dış cephesi Neobarok mimari izlerini yansıtmaktadır. Kasrın büyük bahçesinde; süs havuzu, iki aslan ve bir sırtlan heykeli bulunmaktadır.
Sultan Abdülmecid, Fransız şair Lamartine‘i 1846 yılında burada ağırlamıştır.
Sultan’ ın genç yaşta vefatından (1861) sonra tahta çıkan, Sultan Abdülaziz; ağabeyinin sevip, değer verdiği bu alana karşı ilgili davranmıştır. Bu bahçede çok sevdiği horoz döğüşleri ve güreşleri içeren eğlenceleri tertip ettirmiştir. Daha sonraki dönemlerde; V. Mehmet Reşat, sık sık dinlenmek için ziyaretleri olmuştur. Döneminde İstanbul‘u ziyaret eden Bulgar ve Sırp Kralları (1910) bu köşklerde misafir edilmiştir.
Günümüzde; Milli Saraylar’ a ait olarak müze ve bahçe dinlenme alanı olarak ziyarete açık hizmet vermektedir.
Girişte Müze Kart geçmektedir.
Beşiktaş – Fulya Telefon: 0212 259 50 86
Murat Söker
e-posta: neexss@gmail.com
intagram: murat_soker
+90 544 455 22 63


