Prens adalarının şairleri

Prens adalarının şairleri

Prens adalarının şairleri
Adalar’ a giderken sizi karşılayacak güzellikler kendini göstermeye başlar. Yaz günü şehir hatları vapurunda püfür, püfür esinti ve martılar eşlik eder. İlk görünen Kınalı ada ve son uğrak Büyükada olur. İskelede denizin kokusuna karışan mimoza kokuları sokaklarda dolaştıkça daha belirginleşir.
Prens adaları, İstanbul’ un yanı başında yer alan; yeşilliği ve doğal güzellikleri her daim nadide bir yerleşim yeri olmuştur.
İstanbul’ un kalabalığından sıyrılıp, vapura binişiniz ve şehirden uzaklaşıp Adalar’a yaklaşırken; Yazar Akşit Göktürk’ün “Ada” adlı kitabındaki sözlerin gerçekliği ile yüzleşirsiniz: “Yaşamın büyük bir yarış halinde sürdüğü dünyada hızla akan zamanın, adada sınırlanmasıyla duran zamana dönüşmesi, insana rahat bir soluk aldırır.”
İstanbul açıklarında yer alan, Prens Adaları olarak da bilinen yerleşim olan; Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Büyükada ve Sedefadası’na prens adaları deniyor. Adalarda yaşam, Antik ve Bizans dönemlerine dayanıyor. Bizans döneminde adaya sürgün edilen imparatorluk mensupları sebebiyle bu isim adalara verilmiş. Eski Yunanca adı Prinkipos. Yunancada “Prens” anlamına geliyor.

Prens adalarının şairleri

Bizans’ın İlk ve Tek Kadın İmparatoru Büyükada’ya Sürüldü

Bizans döneminde Eirene, oğlu VI. Konstantinos’u tahtından indirirerek iktidarı ele geçirmişti. İmparatoriçe Eirene ilk ve tek kadın Bizans hükümdarı olarak iktidarda beş yıl kalabilmiştir. 802 yılında tahttan indirilip Prens adalarına sürülmüştür.

Bu güzel adaların, Osmanlı egemenliğine geçişi 1453’te Fatih Sultan Mehmed’ in İstanbul’ u fethi ile birlikte olmuştur. Adalar, Evliya Çelebi’ nin de ilgisini çekmiş, Seyahatnâme de Büyükada ve Kınalıada bulunan balıkçı köylerini anlatmaktadır.

Adalar Türk edebiyatının önemli isimlerine ev sahipliği yapmıştır. Adalara yapacağınız bir ziyarette Türk edebiyatına damgasını vurmuş yazarların izlerini belleklerinizde canlı tutmak adına bu yazımızda bilgi vermek istedik.

Yazarlara esin kaynağı olan doğal güzellikleri öne çıkan Adalar’ da imar hareketlerinin hızlanması, yabancılara mülk edinme imkânı veren 1839 Tanzimat Fermanı sonrasına denk gelmektedir. Adalar’ da bugün gördüğümüz tarihi köşklerde bu süreç sonrasında inşa edilmişlerdir. Adalar’ da sosyal hayatın canlanmasına temel teşkil eden bu ferman olduğunu ifade edebiliriz.

Büyükada

  “Ada vapuru yandan çarklı

Bayraklar donanmış cafcaflı

Ada vapuru yandan çarklı

Bayraklar donanmış cafcaflı

Simitçi, kahveci, gazozcu

Şinanay da yavrum”

Melih Cevdet Anday (1915 –  2002), Sezen Aksu şarkısı ile sevdiğimiz bu şiir ile bize Adalar’ ın neşesi ve enerjisini ne kadar güzel anlatmış.                                                                                                                        Türk edebiyatının en büyük üstatlarından Melih Cevdet Anday’ da ömrünün son yıllarını Büyükada’ da geçirmiştir. Garip şiirinin kurucusu ve felsefi şiir akımını başlatandır. UNESCO tarafından Cervantes, Dante, Tolstoy ayarında bir edebiyatçı olarak kabul görmüştür.

 Reşat Nuri Güntekin (1889 – 1956) Kaleme aldığı öyküleri ve romanları ile her dönem büyük ilgi görmüş olan yazar Büyükada’da yaşamıştır. Yazarın ailesi ile birlikte yaşadığı ev, Yılmaztürk Caddesi 119 nolu üç katlı kâgir karışımı pempe pervazlı dış cephesi ile dikkat çeken bir mimariye sahiptir. Büyükada, Güntekin’in “Akşam Güneşi” adlı eserine esin kaynağı olduğunu biliyoruz.

Reşat Nuri Güntekin ile aynı dönemlerde yaşamış olan; Türk Edebiyatı’nın etkin kalemlerinden eleştirmen ve deneme yazarı Nurullah Ataç (1898 – 1957) da, Büyükada’da Lonca Sokağı 24 numaralı evde yaşamıştır.

Yakın zamanda hayatını kaybeden ve çok sevdiği Büyükada’ ya defnedilen; 1926 doğumlu kızı Meral Ataç’ ın “Babam Nurullah Ataç” ve Büyükada’nın eski günlerini anlattığı “Küçük Hanım Meralika” kitaplarında ailece Büyükada sevgilerini anlatmaktadır.                                                               Meral Ataç’ ın ifadesi ile babası ve kendisi Büyükada aşıkları olarak hayatlarını sürdürmüşler.

Cevat Şakir Kabaağaçlı (1890 – 1973) Sürgüne gittiği Bodrum’ da geçirdiği zamanlarda Bodrum’ un merkezinde bugün gördüğümüz dev ağaçları diken, Haliskarnas Balıkçısı olarak bildiğimiz roman ve hikaye yazarıdır. Osmanlı’nın son köklü ailelerinden Şakir Paşa Ailesinin mensubudur. Babasının görev yeri olan Girit’ de doğumunun ardından ilkokulu Büyükada’ da okumuştur. Çocukluğunun bir dönemini adadaki Rosola Köşkü’nde geçirmiştir. Belki de onun doğa ve yeşile tutkusu da doğduğu ve büyüdüğü iki yerin yeşil dokuya sahip adalar oluşu olabilir.

Yahya Kemal Beyatlı (1884-1958), Nazım Hikmet’ in annesi Celile Hanım’ ın nişanlısı ve “Sessiz Gemi” şiiri hafızalara yer etmiş bir edebiyatçıdır.

Yahya Kemal, 1913’te yakın dostu olan Tahsin Nahid’in önerisi ile Büyükada’ya gelmiş. Savoy Oteli ve in Splendit Oteli’nde bir süre konaklamıştır. Bir sonraki yıl Yakup Kadri de Büyükada’ya gelince beraber Azaryan Yokuşu’nda, denize nazır bir köşk kiralayarak burada yaşamışlardır.

Yahya Kemal, Darülfün’ un (İstanbul Üniversitesi) ve Heybeliada’daki Bahriye Mektebi’nde de tarih öğretmenliği yapmıştır. Bu dönemlerde Nâzım Hikmet ve Necip Fazıl Kısakürek öğrencileri olmuştur.

Ziya Gökalp (1876-1924) Türk aydınları arasında önemli bir yere sahiptir. Gökalp, bir dönem Büyükada sakini olmuştur. Hastalandığı dönemde kendisini adaya taşınmasına vesile olan yakın arkadaşı Yahya Kemal olmuştur. Kendisi Türk Medeniyet Tarihi adlı kitabının düzeltilerini adada kaldığı dönemde yapmıştır.

Yaşadığı evler: Fatma Hurrem Evi, Albayrak Sokağı (Maden) No:17, Rotenberg Yalı Köşkü, Çankaya Caddesi Albayrak Sokak (Maden) No: 6

Heybeliada

Ada isminin, adanın heybeyi andıran görünümünden aldığı söylenir.

Rahmi Gürpınar (1864 – 1944), önemli eserlerini yazdığı hayatının son otuz bir yılını Heybeliada’daki köşkünde geçirmiştir. Yazar Süt Kardeşler olarak bildiğimiz, Ertem Eğilmez’ in yönetmenliğini yaptığı unutulmaz filmin senaryosu onun eserindendir.

Dönemi itibariyle eserlerinde kullandığı sade dili sayesinde romanlarını halka sevdiren bir yazar olmuştur.

Yazar, Büyükada’ da hayata veda etmiş ve burada toprağa verilmiştir. Yaşadığı evi Adalar kaymakamlığı öncülüğünde 2000 yılında müze haline getirilmiştir.

Yazar, gazeteci Ahmet Rasim (1865 – 1932) Heybeliada’da yaşarken hayata gözlerini yummuş ve Heybeliada mezarlığına defnedilmiştir. Yazar, edebiyat tarihimize hatıra, makale, sohbet, gezi, tarih yazısı türlerinde eserleri ile katkıda bulunmuştur. Döneminde son derece eğlenceli kendine özgü üslubuyla geniş kitlelere hitap etmiştir.  Ahmet Rasim, Kitabe-i Gam adlı eserinde Ada’da tanıdığı ve sevdiği güzel bir kadın için yazdığı bir mektubu içermektedir. Yaşadığı ev: Ahmet Rasim Evi, Heybeliada, Hüseyin Rahmi Sokağı No: 25/1

Aziz Nesin (1915-1995) Heybeli Ada sakinlerindendir. Heybeliada doğumludur. Çocukluk günlerini geçirdiği adadaki günlerini, anılarını anlattığı; “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez” adlı eserinde bahsetmektedir. Eserinde çocukluğunun Heybeli’sini o dönemi çok iyi bir anlatım tarzı ile anlatır.

Yesari Asım Arsoy (1900 – 1992) sanat müziğimizin unutulmaz eserlerinin ünlü bestecisinin mezarı Heybeliada’ da yer almaktadır. Kendisinin “Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık” ve Adalarla ilgili çok sayıda şarkının bestecisidir. Arsoy’un anısına yapılmış heykeli Heybeli parkındadır.

Heybeliada diğer adalara göre dünya çapında ayrı bir tanınmışlığı olan bir yerleşim bölgesidir. Bunun sebebi, adada bulunan kapalı durumdaki, eski Ruhban Okulu sağlamıştır. İstanbul’ a gelen turistlerin ziyaret ettikleri yerlerin başında gelmektedir. Okul içerisinde ki kütüphane de, yaklaşık 130.000 kitabın yer aldığı bilinmektedir.

Burgaz Adası

Sait Faik Abasıyanık (1906 – 1954) Öykü ve romanlarında bireyin toplum içindeki sorunlarına eğilen Sait Faik, birazda kendisini bu şekilde bize anlatmaktadır. Öykülerinde adalar’ ı, balıkçıları ve insan doğa ilişkisinden sıkça bahsetmektedir. Onun Burgaz Adası’ndaki yaşamı, 1939’da babasının kaybettikten sonra başlamıştır. Kışları Şişli’ de yazları ise annesiyle birlikte, Burgazada’da yaşamıştır. Sait Faik, yaşamının son 10 yılını adada geçirmiştir.

Ünlü yazarın adada en sevdiği yer olan, Kalpazankaya’ya yürüyüş Burgazada’nın müdavimleri için vazgeçilmez bir aktivitedir. Kalpazankaya, çam ağaçları arasında saklanmış Sait Faik’ in çok sık geldiği küçük bir koydur.

Sait Faik’ in kişisel eşyalarının, not defterlerinin, yayınlanmamış el yazısı eserlerinin sergilendiği müzesi ziyarete açıktır.

Burgazada ve Sait Faik için şu söylenir; “Sait Faik ve, Burgazada ikisi de birbirinden ayrı düşünülemez. Biri diğerini çağrıştırır, biri olmadan diğeri hep eksik kalır.”                                Yaşadığı ev: Sait Faik Evi, Çayır Sokağı No: 15

Halide Edip Adıvar (1884-1964) İstiklal mücadelesinin önemli kadın kahramanlarından ve Türk edebiyatının en önemli yazarlarındandır.

Edebiyatçıları etkileyen adaların eşsiz doğal güzelliği onu da etkilemiş ve Burgazada’ya yerleşenlerden olmuştur. Burgazada’ da “Zafiriadis Evi” olarak bilinen gül bahçesi içindeki bu ev Halide Edip’in anılarında özel bir yere sahip olmuş.

Halide Edip’in Raik’in Annesi adlı romanının bazı bölümleri Burgaz’da geçmektedir.                            Yaşadığı ev: Zafiriadis Evi, Mehtap Sokağı No: 43

Kınalıada

Fazıl Ahmet Aykaç (1884-1967), Şiirlerinde mizah hep ön planda olmuş bir yazarımızdır. Nüktedan sohbeti ve mizahı şiirlerinde kullanışı Kınalıada halkı tarafından da çok sevilmiştir.

Makalelerinde ağırlıklı olarak seçtiği konular; eğitim, ruhbilimi ve felsefe alanları konusunda olmuştur. Yakın dostu İhap Hulusi ile samimiyet ve dostlukları Klüp rakısının kapak resim çalışmasına da esin kaynağı olmuştur.

Torunu Ahmet Aykaç, dedesini bir söyleşide, “Dedem hakikaten çok dolu bir adamdı. Altı lisan bilirdi, kendisini çok iyi ifade eden eksantrik bir adamdı. Fazıl Ahmet Bey’i Kınalıada’da bir çöpçüyle konuşurken de görürdünüz, bir çımacıyla da, Yahya Kemal’le de…” sözleriyle dile getiriyor.

Yaşadığı evler: Civanyan Evi, Çandarlı Sokağı No: 9. Ağasi Evi, Fazıl Ahmet Aykaç Caddesi No: 23

Hayatının büyük kısmını Kınalıada’da geçiren grafiker ve ressam İhap Hulusi Görey ile Fazıl Ahmet Aykaç sıkı dostturlar. Buluşmalarını kendi adalarında veya Büyükada Anadolu Kulübü’nde gerçekleştiriyorlardı.

İhap Hulusi’nin 1932 yılında tasarımını yapmış olduğu ve bugün de kullanılan ünlü Kulüp Rakısı etiketinin üzerinde, görülen kişiler Anadolu Kulübü’nde ki; Fazıl Ahmet Aykaç ve İhap Hulusi’ dir. Ünlü ressam çok sevdiği arkadaşıyla sohbetini bu şekilde ölümsüzleştirdiği ifade edilir.

Zareh Yaldızcıyan (1924 -2007), İlk şiir kitabını 1960’ da çıkartan şairin şiirleri yirmibeş dile çevrilmiştir. Kendisini Zahrad ismi olarak tanıtmıştır. Yaşamının  bir kısmını Kınalıada’da geçirmiştir.

Ünü dünya çapında olan ünlü şairin şiirleri Türkçe’ye karikatürist Ohannes Şaşkal tercümesi ile üç kitapta yayınlanmıştır; Yağ Damlası, Yapracığı Gören Balık, Işığını Söndürme.

Mekan duygusunu şiirlerinde önem veren Zahrad için mekân her zaman İstanbul olmuştur.

NASIL GİDİLİR?
Sirkeci, Kadıköy ve Bostancı’dan kalkan şehir hatları vapurları veya Bostancı, Eminönü ile Kabataş’tan hareket eden deniz otobüsleri, Adalar’a gün boyu karşılıklı sefer düzenliyor. Sefer saatleri ve detaylı bilgi için: www. ido.com.tr

Murat Söker