Yazılar

Bayramda 9 bin ton şeker

Mondelēz International Türkiye, Ramazan Bayramı’nda 9 bin tonluk şeker üretti.

Gebze fabrikasında gerçekleştirdiği üretim ile 2025 yılına da güçlü bir giriş yaptı. 2024 yılını 13 milyar TL’nin üzerinde net gelir ile geride bırakan şirket, sakız kategorisinde yüzde 55,3, ferahlatıcı şekerde ise yüzde 43,8’lik pazar payı ile sakız ve ferahlatıcı şeker kategorilerindeki liderliğini korudu. Orta Asya ve Kafkaslar’dan 10 ülkenin Mondelēz International Türkiye’ye bağlanmasıyla Türkiye operasyonlarını iki kat büyüten şirket, çikolata ve bisküvi kategorilerinde de gerçekleştirdiği büyüme ile pazar payını artırdı. Şirketin toplam istihdam sayısı 4000’e ulaştı. Türkiye’deki 2,5 milyar TL’lik hediyelik ve ikramlık bayram şekeri pazar payının yarısını tek başına oluşturan Mondelēz International Türkiye, bayram geleneğini yaşatan markası Kent ile Ramazan Bayramı hazırlıklarını tamamladı.

Kent markası ile şeker

Kent markasıyla bu sene Ramazan Bayramı’na yönelik 9 bin tonluk şeker ürettiklerini belirten Mondelēz International Türkiye ve Avrasya Ülke Müdürü Mehmet Karamollaoğlu, “Kent, Ramazan Bayramı ile özdeşleşen, tüketicinin kalbinde yer etmiş ve Türkiye’nin tercihi olmuş bir marka. Büyük önem verdiğimiz bu döneme yönelik hazırlıklarımızı da yine geçtiğimiz seneden başlatarak tamamladık. Türkiye’nin dört bir yanında bulunan, kasaba pazarları da dahil olmak üzere 10.000 geleneksel satış noktası ile 30.000 modern satış noktasına dağıtıma başladık. ‘Türkiye’nin yarım asırlık bayram şekeri Kent’ ile her zaman olduğu gibi bu sene de bayram geleneğini yaşatmaya devam edeceğiz” dedi.

 İhracat ile ülke ekonomisine katkı sağlıyor

Bayram dönemlerinin ihracat açısından da önem taşıdığını belirten Karamollaoğlu sözlerine şu şekilde devam etti: “Ülkemizin ilk 500 ihracatçısı içerisinde yer almaktan büyük gurur duyuyoruz. Her sene ihracat rakamlarımızı artırıyoruz. Bu anlamda 2025 yılına da hızlı başladık. 3 kıtada 9 ülkeye toplamda 10 tonluk sakız ve şekerleme ihracatını tamamladık. Bayramlar ayrıca istihdam sağlama anlamında da bizim için çok özel bir dönem. Bu sene de Ramazan ve Kurban Bayramı için 7.000 kişilik ek istihdam sağlıyoruz.”

METT Hotel & Beach Resort Bodrum, 5. Sezonunu kutluyor

Hotel & Beach Resort Bodrum, 5. sezonunu 18 Nisan 2025 tarihinde açıyor. Bodrum Marina’ya yalnızca birkaç dakika uzaklıktaki Haremtan Koyu’ndaki eşsiz konumu ve büyüleyici manzarasıyla, konuklarına unutulmaz bir yaz daha yaşatmaya hazırlanıyor.

MOI SPA ve Raise Fitness Merkezi’nde Türk hamamı, tuz odası, buhar odası ve kızılötesi sauna deneyiminin yanı sıra Uzak doğu masajları, Hint ayurveda rituelleri, cilt ve vücut bakımları, kapalı yüzme havuzu ile konuklarına birinci sınıf bir yenilenme ve rahatlama ayrıcalığı sağlıyor.

METT Hotel & Beach Resort Bodrum

Yıldızlı mekanlar

İtalya’nın mutfak geleneklerini aperitivo’dan akşam yemeğine kadar özenli bir biçimde yansıtmayı ilke edinen Isola Ristorante METT Hotel & Beach Resort’ta göz alıcı Bodrum ve Bodrum Kalesi manzarası ile bu yazın da vazgeçilmez adresleri arasında.

METT Hotel & Beach Resort Bodrum

FOLIE Restaurant & Sea 

Bodrum’un en güzel plajlarından birinde, Mavi Bayraklı berrak denizinin yanı sıra şık Akdeniz mutfağı konseptli restoranı, DJ ve canlı müzik performansları ile eğlence ve zarafeti bir araya getiriyor. FOLIE Restaurant & Sea, Akdeniz mutfağını kaliteli malzemeler ve zengin içecek seçenekleriyle sunarken, yeni sezon için kurguladığı enerjik DJ performansları ve hafta sonu özel cabaret şovlarıyla eğlenceyi doruğa çıkaracak.

METT Hotel & Beach Resort Bodrum

ATTIKO, Pan Asya lezzetlerini METT Hotel & Beach Resort’un keyifli tesisinde misafirlerin beğenisine sunmaya bu sene de devam edecek. İyi müzik ile benzersiz lezzetlerini harmanlayan ATTIKO, konuklarına kusursuz bir akşam fırsatı yaratıyor.

Alaçatı Ot Festivali başlıyor…

Çeşme Belediyesi tarafından bu yıl 14. kez düzenlenen Alaçatı Ot Festivali, 17-20 Nisan 2025 tarihlerinde misafirlerini ağırlayacak.

Festival, bu yıl “Toprak, Zaman ve Tat” teması ve “Kaya Koruğu” konsepti ile ziyaretçilerini unutulmaz bir gastronomi ve doğa yolculuğuna çıkaracak. Ege’nin eşsiz bitkileri, otları ve geleneksel lezzetlerini ön plana çıktığı festivalde, bölgenin bereketli topraklarından çıkan mevsimsel otlar ve bu otlarla hazırlanan yemekler, katılımcılara eşsiz bir deneyim sunacak.

Çeşme’de gerçekleşen tanıtım toplantısında konuşan Başkan Lâl Denizli, festivalin bu yıl 14’üncü kez düzenleneceğini belirterek, “Benim belediye başkanı sıfatıyla ikinci ama çok uzun yıllardır katılımcı olarak ve asla kaçırmadığım bir festival. Çocukluğumdan bugüne kadar gelen bir festival ve onu bugünlerde belediye başkanı olarak temsil ediyor olmak bile bende tarifsiz duygular yaratıyor” dedi.

Alaçatı Ot Festivali

“Bu yılın ana ot teması; kaya koruğu”

Alaçatı Ot Festivali’nin marka olarak ülke sınırlarını aştığını da belirten Denizli, ” Bu yıl temamızı belirlerken ‘Toprak, zaman ve tat’ vurgusunu öne çıkartmak istedik. Çünkü otlar Ege’nin mutfağının tabii ki öne çıkan ürünleri ama mübadil kültürünün de ön planda olduğu, aynı zamanda topraktan yetişen ürünlerin sofralarda buluştuğu standlarımızda toprak, zaman ve tat vurgusu yapıyoruz. Bu yılın ana ot teması; kaya koruğu. Şu an Çeşme’mizin kıymetli şefleri çeşitli denemeler yapıyor Kaya Koruğuyla. Ben heyecanla bekliyorum. Farklı lezzetler tadacağız ama eminim çok çok keyifli bir deneyim olacak hepimiz için” dedi.

Alaçatı Ot Festivali

“7’den 70’e festival”

Festivalde kültür sanat etkinliklerinin de yer alacağını kaydeden Denizli, “Atölyelerimiz, konserlerimiz, söyleşilerimiz, sanat sokağımız ve geçen yıl ilk kez koyduğumuz çocuk etkinlik alanımız da olacak. Çünkü ailelerin en çok zorlandığı şey buydu. Geçtiğimiz yıl yaptık ve çok güzel dönüşler aldık. Bu yıl yine çocuklarımız için de festivali unutulmaz kılacak belli faaliyetlerimiz de alanda olacak. 7’den 70’e festivalin hitap etmesini son derece önemsiyoruz. Edebiyat söyleşileri sadece edebiyat üzerine olmuyor. Aynı zamanda Ege mutfağı kültürünün uzmanlar tarafından anlatıldığı çok değerli söyleşilerimiz ve toplantılarımız da olacak. Bunlara mutlaka katılım göstermenizi tavsiye ediyorum. Çünkü gerçekten ben geçen yıl dinlediğimde bilmediğim çok fazla şey öğrendim Ege mutfağına ve Alaçatı mutfağına, kültürüne dair bilmediğim envai çeşit bilgiye sahip oldum. Tabii ki şefler meydanımız olacak. Bu yılda yine birbirinden kıymetli hem Çeşme’mizden hem Türkiye’nin tanınmış şeflerinden oluşan şahane bir şefler geçidimiz olacak. Şefler Meydanı en çok önemsediğimiz meydanlardan ve daha çok kadınların koşarak gittiği ve canlı olarak şeflerimizi mutfakta yemek yaparken izledikleri ve eşsiz tariflerini aldıkları bir alan oluyor. Yine Şefler Meydanı’mız bu yıl çok değerli isimlere ev sahipliği yapacak. Konserlerimiz de dört günlük festivalimizin üç günü yine sanatçılarımızın gelip yine 7’den 70’e herkese güzel ve unutulmaz vakit geçirmesini hedeflediğimiz bir sanatçı seçkimiz oldu” diye konuştu.

Acer, 7 yeni modeliyle Chromebook serisini genişletiyor

Acer Chromebook Plus dizüstü bilgisayarlar, yapay zeka destekli özellikler ve geliştirilmiş performans sunuyor; daha iyi video görüşmelere imkan tanıyor.

Hafif, kolayca taşınabilir yapı, uzun pil ömrü ile tüm gün boyunca sorunsuz bir bilgisayar deneyimi arayan teknoloji severler, öğrenciler, öğretmenler ve genç profesyoneller için mükemmel bir seçenek oluyor.

Acer, altı yeni güçlü Chromebook Plus dizüstü bilgisayarı ve bir ayrılabilir klavyeli Chromebook modelini duyurarak Chromebook serisini genişletiyor. Chromebook Plus dizüstü bilgisayarlar, kullanıcılara güçlü işlemci seçenekleri ve yapay zeka destekli özellik ve uygulamalar sunuyor.

Safra taşları çoğu kez “tesadüfen” fark ediliyor

Sindirim sisteminin önemli bir parçası olan safra kesesinde oluşan taşlar; şişkinlik, karında rahatsızlık hissi ve dolgunluk gibi hazımsızlık sorunlarıyla ilk sinyalleri veriyor. Her safra kesesi taşının ameliyat gerektirmediğine dikkat çeken Acıbadem Kartal Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Gönenç “Safra taşları bir sebep değil bir sonuçtur. Esas sorun taşın kendisi değil, safra kesesinin hasta olmasıdır” diyerek safra taşları konusunda toplumda yanlış bilinen doğruları anlattı.

Prof. Dr. Murat Gönenç

Prof. Dr. Murat Gönenç

Safra taşı yalnızca safra kesesinde olur: Taşlar, safra kesesi dışındaki safra yollarında da oluşabiliyor. Safra sistemini bir ağaca benzeterek anlatan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Gönenç, küçük ve orta boy dallarının karaciğerin içinde, büyük dallarının ve gövdesinin karaciğerin dışında yerleşik olduğunu söylüyor. Safra kesesi de karaciğerin dışında yer alan safra yollarının bir parçasını oluşturuyor. Safra ağacı karaciğerde üretilen safranın geçici olarak depolanarak bağırsağa aktarılması görevini üstleniyor. Bu ağacın herhangi bir bölgesinde safra taşı oluşsa da büyük bir kısmı safra kesesinde gelişiyor.

Safra taşı sadece yaşlılarda görülür: Safra taşları her yaş grubunda görülebiliyor. Ancak yaş ilerledikçe risk artıyor. 40 yaşından sonra görülme sıklığı yükseliyor. Bunun yanı sıra obezite, genetik yatkınlık ve bazı kronik hastalıklar da safra taşı oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.

Safra taşı her zaman şikayete neden olur: Safra taşları her zaman belirti vermediğinden şikayete de yol açmayabiliyor. O nedenle rutin kontroller sırasında bazen tesadüfen tespit edilebiliyor. Safra taşlarında en sık görülen şikayet ise şişkinlik, karında rahatsızlık hissi ve dolgunluk gibi hazımsızlık sorunları oluyor. Acil durumlarda, sağ omuza ve sağ kürek kemiğinin altına doğru yansıyan şiddetli karın ağrısı, ateş ve sarılık gibi şikayetler görülüyor. Ultrasonografi ile kolayca tanı konulsa da safra ağacının diğer kısımlarındaki taşlar ve şüphe duyulan diğer hastalıkların teşhisi için bazı ek tetkikler gerekebiliyor.

Safra taşları belirtilerden hemen anlaşılabilir: Safra taşlarına bağlı hastalıkların şikayetleri mide, pankreas ve bağırsak hastalıkları ile akut apandisit, kalp krizi ve böbrek taşı gibi diğer hastalıkların belirtileri ile karışabiliyor.

Safra taşları sadece kadınlarda görülür: Kadınlar, erkeklere göre daha yüksek risk altında olsalar da safra taşları erkeklerde de görülebiliyor. Eski tıp kitaplarında safra taşlarının en sık 40 yaş civarı, açık tenli ve kilolu kadınlarda görüldüğüne dair bilgiler olduğunu,“4F (forty, female, fairy, fat)” şeklindeki İngilizce kısaltmaya sık rastlandığını belirten Prof. Dr Murat Gönenç, “Gerçekten de kadınlık hormonları, yaş ve obezite safra taşı gelişimi açısından iyi bilinen risk faktörleridir. Özellikle gebelik sürecinin ve bazı doğum kontrol ilaçlarının safra taşı oluşumunu tetiklediği net olarak gösterilmiştir” diyor. 

Safra taşı düşürülebilir: Safra kesesi taşları böbrek taşları gibi düşürülemiyor. Taşlar, kesenin içinde hareket edebiliyor, ancak kendiliğinden düşmeleri mümkün olmuyor. Bol su içmek de böbrek taşlarında olduğu gibi düşmelerini sağlamıyor. 

Safra taşı sadece yağlı yiyeceklerden kaynaklanır: Beslenme önemli bir faktör olsa da safra taşlarının tek sebebi değil. Safra taşlarının da kendi içlerinde tipleri bulunuyor ve her bir safra taşı tipinin oluşum mekanizması birbirinden farklı. Batı tipi beslenme, yani et ağırlıklı yemek tüketilen ülkelerde en sık görülen safra taşları kolesterol taşları oluyor.

Safra taşları ilaçla veya bitkisel yöntemlerle eritilebilir: Bilimsel olarak kanıtlanmış bir ilaç veya bitkisel tedavi yöntemi bulunmuyor. Mevcut tedavi seçenekleri arasında en etkili yöntem laparoskopik cerrahi ile safra kesesinin alınması oluyor. 

Safra kesesi alınırsa sindirim bozulur: Safra kesesi olmadan da vücut safra üretmeye devam ediyor. Ameliyat sonrası bazı gıdalara karşı hassasiyet gelişse de bu durum, genellikle zamanla düzeliyor. Safra kesesinin yokluğu ne erken ne de geç dönemde ciddi bir sorun teşkil etmiyor. 

Safra taşı olan herkes mutlaka ameliyat olmalıdır: Her safra taşı tedavi gerektirmiyor. Şikayet oluşturmayan safra taşları medikal olarak takip ediliyor. Ancak bazı özel durumlarda (büyük taşlar, bağışıklık sistemi zayıf hastalar vb.) belirti olmasa bile ameliyat önerilebiliyor. Safra kesesi taşlarında tedavi için mutlak gerekçe kişinin safra taşlarına bağlı şikayetlerinin olması veya daha önce safra taşlarına bağlı bir hastalık geçirmesi olduğunu belirten Prof. Dr. Murat Gönenç; safra kesesi taşlarının tesadüfen saptandığı hastalarda tedavi önerilen belli başlı durumları şöyle açıklıyor: “Safra taşı oluşumu ile seyreden kan hastalıkları, başka nedenle karın cerrahisi planlanan hastalar, yaşadıkları yer veya işleri nedeniyle acil sağlık hizmetine ulaşması zor olan kişiler (kırsal bölgelerde yaşayanlar, sık seyahat edenler, askerler, denizciler, vs.), bağışıklığı baskılayıcı ilaçlar veya hastalıklar, nakil hastaları, doğurganlık çağında olan ve gebelik düşünen kadınlar, safra kesesi taşı 2 cm’den büyük olan bireyler, safra kesesi duvarında kireçlenme, safra kesesi taş ile dolu olan kişiler. Safra kesesinden farklı olarak, safra ağacının başka kısımlarında yer alan taşlar için şikayet olsun ya da olmasın, mutlaka tedavi önerilir”

Ameliyatta yalnızca taşların alınması yeterlidir: Safra taşı ameliyatlarında yalnızca taşlar değil, kese tümden alınıyor.  Selim safra kesesi hastalıklarında bilimsel olarak ispatlanmış en iyi tedavi yöntemi “laparoskopik kolesistektomi” yani kapalı yöntemle safra kesesinin bütünüyle çıkarılması oluyor. Prof. Dr. Murat Gönenç; ameliyat yöntemi ile ilgili şu bilgiler veriyor: “Esas sorun taşın kendisi değil, safra kesesinin hasta olmasıdır. Bu nedenle, safra kesesinin içini açıp sadece taşları almak şeklindeki bir tedavi yöntemi bilimsel olarak kabul edilebilir değildir. Taş eritme ve kırma tedavilerinin uzun dönemde başarısız olmalarının nedeni de budur. ‘kapalı yöntem’ olarak bilinen, laparoskopik olarak yapılan safra kesesi ameliyatı küçük kesilerle yapılır. Ameliyat sonrası ağrı ve rahatsızlık hissi azalır, hasta normal hayata hızlıca dönebilir.”

Bu son şansınız mı?

“Artık dayanamıyorum!”