Yazılar

Burak Pazarlıoğlu Dubai The Guild’in baş şefi oldu

Dubai’nin popüler mekanları arasında yer alan The Guild’in mutfağı Türk şef Burak Pazarlıoğlu’na emanet.

Geçtiğimiz yıl Dubai’de kapılarını açan ve kısa sürede DIFC bölgesinin en popüler mekanlarından biri haline gelen The Guild’in mutfak ekibine önemli katkılar sağlayan başarılı Şef Burak Pazarlıoğlu, restoranın Baş Şefi oldu. Mutfaktaki liderliği üstlenen Pazarlıoğlu, kurucu ve restoran işletmecisi Tom Arnel ile restoranın mutfak kimliğini oluşturan isimlerden biri olmasıyla dikkat çekiyor. Şef, klasik brasserie anlayışını modern dokunuşlarla harmanlayan yaklaşımıyla misafirleri ve gastronomi dünyasını etkilemeye devam ediyor.

Burak Pazarlıoğlu kimdir?

Kariyerinde LPM Dubai, Jumeirah Zabeel Saray ve Shangri-La Bosphorus gibi prestijli restoranlar bulunan şef Pazarlıoğlu, 10 yılı aşkın tecrübesiyle fine dining, menü geliştirme ve mutfak yönetimi konularındaki yetkinlikleriyle dikkat çekiyor. Şefin yaratıcı yaklaşımı, maliyet yönetimindeki başarısı ve misafir memnuniyetine verdiği önem, onu sektörde güçlü bir konuma yerleştiriyor.

Alaçatı Ot Festivali uluslararası platforma taşınıyor!

Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, bu yıl 14’üncüsü düzenlenecek Alaçatı Ot Festivali’nin önümüzdeki yıl uluslararası kimliğe bürüneceğinin müjdesini verdi.

Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, bu yıl “Toprak, Zaman ve Tat” teması ve “Kaya Koruğu” konsepti ile 14’üncüsü düzenlenecek Alaçatı Ot Festivali Basın Toplantısı’nda, “Yerel üreticilerimizi desteklemek, toprak kültürünü ve üretim kültürünü yaşatmaya çalışmak, doğru, iyileştirici, onarıcı tarımı beslemek ve büyütmek hedefiyle geleceğe daha da fazla miras aktarabilmeyi hedefliyoruz” dedi.

İstanbul’da gerçekleşen tanıtım toplantısında konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, Alaçatı Ot Festivali’nin Çeşme’nin yalnızca deniz, kum, güneş kültüründen ibaret olmadığının en büyük kanıtı olduğunu söyleyerek, festivalle Ege’nin topraklarında yetişen lezzetli otlarının dünyaya tanıtıldığını ifade etti.

Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli

“Bu yılın yöresel ürünü olarak “Kaya Koruğu”

Gastronomi kültürünün öne çıkmasını sağlayacaklarının altını önemle çizen Denizli, bu yılın yöresel ürünü olarak “Kaya Koruğu”nun seçildiğini belirterek, “Nisan ayı bazı otları bulmamız da ne yazık ki bize mani oluyordu. Ama kaya koruğunun bir avantajı var. Daha önce belki sıcak lezzetlerle denemiş olanlarınız olmayabilir. Daha çok soğuk meze tarzında tercih edilen bir ot türüdür. Ama tabii ki şeflerimizin yaratıcılığıyla bu yıl kaya koruğundan farklı yorumlar deneyimleyeceğiz ve farklı yorumların tadına varacağız” diye konuştu.

Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli

“Yerel üreticilerimiz için teşvik edici adımlar atıyoruz”

Çeşme’nin gastronomi alanında önemli bir atılım yaptığını da belirten Denizli, “Bizler her daim yerel yönetim olarak, gastronomi odağını ama yalnızca dünya gastronomisi değil; bölge gastronomisini öne çıkaran işletmelerimizi desteklemeye devam edeceğiz. Yerel üreticilerimizin bölgemizde olan işletmelere ürünler yapmasını ve o ürünlerin gelen misafirlerimizle buluşması için teşvik edici adımlar atıyoruz” şeklinde konuştu.

Başkan Denizli’nin konuşmasının ardından toplantının söyleşi kısmına geçildi. Belediye Başkanı Lal Denizli’nin moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide, Şef Ayşenur Mıhçı, Şef Gökçen Adar, Şef Burakhan Akçe, Şef Rıfat Yurttaş konuşmacı olarak yer aldı. Söyleşide, Ege’nin mutfak kültürü, Alaçatı’nın otları, festivalin önemi ve “Toprak, Zaman ve Tat” teması üzerine konuşuldu.

Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli

Festival etkinlikler arasında neler var?

Ege’nin eşsiz bitkileri, otları ve geleneksel lezzetlerini ön plana çıktığı festivalde, bölgenin bereketli topraklarından çıkan mevsimsel otlar ve bu otlarla hazırlanan yemekler, katılımcılara eşsiz bir deneyim sunacak.

Festivalin öne çıkan etkinliklerinden biri olan geleneksel “En Güzel Ot Yemeği” ve “En Çok Ot Çeşidini Toplama” yarışmaları büyük ilgi görecek. Şefler Meydanı, Sanat Sokağı, Edebiyat Buluşmaları, çocuk etkinlikleri, söyleşiler, sergiler, atölyeler, konserler ve doğa yürüyüşleriyle her yaşa hitap eden geniş bir program katılımcıları bekliyor.

Festival, ziyaretçilerine Ege’nin geleneksel mutfağını keşfetme imkanı sunarken, doğal güzellikler ve kültürel etkinliklerle unutulmaz bir deneyim vadediyor

Türk Bulguru ABD’de el üstünde

Şef Ebru Baybara Demir, Türk mutfağını ve özellikle Türk Bulgurunu Yale’in mutfağına taşıdı.

Şef Ebru Baybara Demir, Türk mutfağını dünyaya tanıtmaya devam ediyor. Bu kez dünyanın en prestijli eğitim kurumlarından biri olan Yale Üniversitesi’nin davetlisi olarak ABD’ye giden Şef Demir, Yale 2025 Global Table Fellow unvanını alarak önemli bir başarıya daha imza attı. Artık dünyanın en iyi bilim insanları sofralarında Türk mutfağının lezzetlerini görecek.

Ebru Baybara Demir, Global Table programı kapsamında Yale Üniversitesi’nde öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya gelerek Türk mutfağı ve sosyal gastronomi projeleri üzerine sunumlar yaptı. Programda, Türkiye’nin zengin mutfak kültüründen seçilen altı özel yemek Yale mutfaklarına taşındı. En çok dikkat çeken lezzet ise Avrupa ve Amerika’da neredeyse hiç bilinmeyen Türk Bulguru oldu.

Bu özel etkinlik sonrası Türk Bulguru, ilk kez düzenli bir şekilde Yale Üniversitesi’nin menüsünde yer almaya hazırlanıyor. Mart 2025 itibarıyla, günde 22 bin öğrenciye hizmet veren Yale Hospitality restoranları ve kantinlerinde Şef Ebru Baybara Demir’in imzasını taşıyan menü sunulacak. Kullanılacak tüm malzemeler Türkiye’den tedarik edilerek özgün lezzet korunarak yıl sonuna kadar Yale öğrencileriyle buluşacak.

Sinsi hastalık çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor!

Özellikle son yıllarda hızla yaygınlaşarak toplum sağlığını tehdit eder hale gelen karaciğer yağlanması ülkemizde her 3 kişiden birinin kapısını çalıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fuad Jafarov, tıp dilinde ‘hepatosteatoz’ olarak adlandırılan ve genellikle sinsice ilerleyerek tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabilen karaciğer yağlanmasının görülme sıklığının çocuklarda da artış gösterdiğini belirterek “Eskiden sadece yetişkinlerde sıkça karşılaşılan bu durum, artık çocuklarda da alarm verici düzeylere ulaşmıştır. Özellikle, çoğu zaman zararsız gibi görülen hatalı beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve artan obezite hastalığı, karaciğer yağlanmasının nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Diyabeti ve insülin direnci olanlarda ise bu oran birkaç kata ulaşıyor” diyor. Buna karşın toplumsal farkındalığın yeterince olmadığı karaciğer yağlanmasının, önlem alınmadığında ve tedavi edilmediğinde siroz, karaciğer yetmezliği ve hatta karaciğer kanseri gibi ağır tablolara yol açabildiğini vurgulayan Dr. Jafarov, karaciğeri yağlandıran hataları ve bu hatalardan korunmaya yönelik önlemleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Dr. Fuad Jafarov

Dr. Fuad Jafarov

KARACİĞERİ YAĞLANDIRAN 5 ÖNEMLİ HATA!

  • Yüksek şekerli ve işlenmiş gıdalarla beslenmek

Nasıl zarar veriyor? Fazla miktarda şeker ve işlenmiş gıdalar, karaciğerde yağ birikimine neden olan insülin direncini artırır. Özellikle fruktoz içeren tatlandırıcılar, karaciğerin yağlanmasını hızlandırır.

Doğrusu ne olmalı? Rafine şeker yerine doğal tatlandırıcılar tercih edilmeli, işlenmiş gıda tüketimi minimuma indirilmelidir. Beslenme düzeninde taze sebze, meyve ve tam tahıllar ön planda olmalıdır.

  • Alkol tüketmek

Nasıl zarar veriyor? Alkol, karaciğer hücrelerine doğrudan zarar verir ve zamanla yağlanmaya, ardından siroza yol açabilir. Sık tüketim, karaciğerin kendini onarma kapasitesini düşürür.

Doğrusu ne olmalı? Alkol tüketiminden tamamen kaçınmak ya da sınırlandırmak gerekir. Özellikle karaciğer yağlanması teşhisi konulan bireyler kesinlikle alkol tüketmemelidir.

  • Hareketsiz yaşam tarzına sahip olmak

Nasıl zarar veriyor? Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, metabolizmayı yavaşlatarak yağ birikimini artırır. Bu durum karaciğer yağlanmasını tetikleyen en önemli faktörlerden biridir.

Doğrusu ne olmalı? Yapılan araştırmalar; haftada en az 150 dakika orta şiddette egzersiz yapmanın, karaciğerdeki yağlanmayı azaltmada etkili olduğunu göstermektedir.

  • Düzensiz ve Hatalı diyetler yapmak

Nasıl zarar veriyor? Hızlı kilo kaybına neden olan diyetler, karaciğerde toksin birikimine yol açabilir. Ayrıca düzensiz öğünler, metabolizmayı olumsuz etkiler.

Doğrusu ne olmalı? Sağlıklı ve dengeli bir diyet programı benimsenmeli, uzman kontrolünde kilo verilmelidir. Öğün atlamamak ve düzenli beslenmek önemlidir.

  • Yeterince su içmemek

Nasıl zarar veriyor? Yetersiz su tüketimi, toksinlerin karaciğerden atılmasını zorlaştırır. Bu da karaciğerin iş yükünü artırır ve yağlanmayı tetikleyebilir.

Doğrusu ne olmalı? Günde 2 litre su tüketilmelidir. Su, toksinlerin atılmasını kolaylaştırır ve karaciğer sağlığını destekler.

KARACİĞER YAĞLANMASINA KARŞI 10 ETKİLİ ÖNLEM!

Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Fuad Jafarov, karaciğer yağlanmasına karşı alınabilecek bazı basit ama etkili öneriler olduğunu belirterek “Ancak bu önerilerin hiçbiri karaciğer yağlanmasını tek başına ortadan kaldırmaz. Örneğin; alkol tüketen ya da diğer hatalı yaşam alışkanlıklarına sahip olan bir kişi, sadece enginar yiyerek karaciğer yağlanmasının önüne geçemez. Bu nedenle genel olarak sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimsemek ve düzenli uygulamak gerekir” diyor. Prof. Dr. Jafarov, karaciğer yağlanmasına karşı alınabilecek 10 etkili önlemi şöyle sıralıyor;

  • Sağlıklı ve dengeli beslenin
  • Şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak durun.
  • Düzenli egzersiz yaparak aktif bir yaşam sürdürün.
  • Şok diyetlerden mutlaka kaçının.
  • Alkol tüketimini tamamen bırakın ya da sınırlandırın.
  • Bol su tüketerek karaciğerinize destek olun.
  • Düzenli sağlık kontrolleri yaptırarak erken teşhis fırsatını kaçırmayın.
  • Stresinizi yönetmeyi öğrenerek hormonal dengeyi koruyun.
  • Günde 1-2 bardak filtre kahve ya da Türk kahvesi için.
  • Sofranızda enginara yer verin.

Ramazan’da ne yemeli?

Ramazan ayının gelmesiyle beslenme konusunda pek çok sorunun gündeme geldiğine dikkat çeken VM Medical Park Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nimet Kültekin, “Ramazan ayında öğün sayısının azalması, öğünler arasındaki saatlerin uzaması ve buna bağlı olarak su ve mineral kayıpları, metabolizmada değişikliklere neden olabilir. Öğünlerin atlanmaması, sahur ve iftarın düzenli bir şekilde yapılması metabolizma hızını korumak için önemlidir” dedi.

VM Medical Park Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Nimet Kültekin, Ramazan ayında nasıl beslenmemiz gerektiği konusunda bilgilendirmede bulundu.

Dyt. Nimet Kültekin

Dyt. Nimet Kültekin

SAHUR MENÜSÜ

Sahurun Ramazan ayındaki en önemli öğünlerden biri olduğunu belirten Dyt. Nimet Kültekin, “Sahura kalkmamak kan şekerinin düşmesine ve gün içinde halsizlik, sinirlilik gibi sorunlara yol açabilir. Kişi gün içerisinde susuzluğunu artıracak kızartma, hamur işleri, tatlılar, tuzlu ve baharatlı yiyeceklerden kaçınmalarıdır. Kişi gün içerisinde tok tutan, protein ve lif oranı yüksek besinler tercih etmelidir” diyerek, şu örnek menüyü paylaştı:

  • 1 adet haşlanmış yumurta
  • 1-2 dilim beyaz peynir
  • 2 tam ceviz içi
  • 2-3 ince dilim tam tahıllı ekmek
  • 1 porsiyon meyve
  • Domates, salatalık, yeşillik
  • 1 su bardağı tarçınlı süt
  • Bol su

İFTARDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ

Uzun süre aç kalan mideye bir anda fazla yemek yüklenmenin hazımsızlığa sebebiyet verdiğini vurgulayan Dyt. Nimet Kültekin, bu durumun önlenmesi için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle paylaştı:

  • İftar su ile açılmalı, eğer kişi iftarını hurma veya zeytin ile açmak istiyorsa da 1 küçük hurma veya zeytin sonrasında çorbayla devam etmek gerekir.
  • 10-15 dakika ara verip mideyi biraz dinlendirdikten sonra, mideye yüklenmeden yemekleri iyice çiğneyerek devam edilmelidir.
  • Kızartmalar, kavurmalar, yağlı besinler, aşırı baharatlı ve tuzlu besinler, tatlılar kişinin mide problemi yaşamasına ve kilo alımına yol açabilir. Bu yüzden bu gıdalardan olabildiğince uzak durmak veya porsiyon kontrolü dâhilinde tüketmek gerekir.
  • İftar ile sahur arasına eklenecek ara öğün yavaşlamış metabolizmaya destek olacaktır. 1 -2 porsiyon meyve ile beraber bir bardak süt veya yoğurt hem gerekli besin ögesi alımını hem de metabolizmayı destekler.
  • Gün içinde susuz kalan vücudu toparlayabilmek için iftar ile sahur arasında en az 2-2.5 litre su içilmelidir.

ÖRNEK İFTAR MENÜSÜ

  • 2 su bardağı su
  • 1 küçük hurma
  • 1 kâse çorba
  • 10 dakika ara
  • 3-4 köfte kadar et/tavuk/balık
  • 3-4 yemek kaşığı sebze yemeği
  • 2 kaşık yoğurt veya 1 bardak ayran
  • Az yağlı salata
  • 1-2 dilim tam tahıllı ekmek veya 1-2 dilim pide (25-50 gr)

RAMAZAN’DA RİSK ALTINDA OLAN BİREYLER

Dyt. Nimet Kültekin, bazı bireylerin oruç tutmadan önce doktora danışması gerektiğini belirterek şu gruplara dikkat çekti:

  • Hamileler ve emziren anneler
  • Diyabet hastaları
  • 65 yaş üstü bireyler
  • Kronik ilaç kullananlar
  • Gelişme çağındaki çocuklar
  • Diyaliz hastaları
  • Sindirim sistemi problemi olanlar

Dyt. Nimet Kültekin, “Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edilirse hem sağlıklı bir oruç tutulabilir hem de kilo kontrolü sağlanabilir. Bireysel beslenme planı için bir uzmandan destek alınması önerilir” diyerek Ramazan’da sağlıklı beslenmenin önemini vurguladı.

İki Yeni Lezzet: Trüflü tavuk ve tavuk teriyaki

Tavuk Dünyası, menüsünü yeni ürünleri Trüflü Tavuk ve Tavuk Teriyaki ile zenginleştirdi.

Gastronomi dünyasının seçkin mutfaklarından aldığı ilhamla Trüflü Tavuk ve Tavuk Teriyaki ürünlerini menüsüne ekleyen Tavuk Dünyası, farklı damak zevklerine de hitap eden özgün tatlar sunuyor.

Tavuk Dünyası’nın yenilikçi ruhunu yansıtan Trüflü Tavuk, sofistike trüf mantarı aromasıyla damaklarda kalıcı bir iz bırakıyor. Lezzetin derinliğini artıran bu özel tarif, gurme tatlar arayan misafirler için özenle geliştirildi.

Öte yandan Asya mutfağı esintilerini taşıyan Tavuk Teriyaki, özel marine edilmiş tavukları ve üzerindeki susam dokunuşuyla fark yaratıyor. Tatlı ve tuzlu aromaların dengeli uyumuyla hazırlanan bu özel lezzet,  Uzak Doğu mutfağı tutkunu misafirler için ideal bir seçenek sunuyor.

Menüsüne eklediği bu iki yeni lezzetle Tavuk Dünyası, çeşitli damak zevklerine hitap etmeyi ve misafirlerine yeni lezzet deneyimleri yaşatmayı amaçlıyor.

Söke markasına güven tasdiklendi

Söke, BRC haberli denetiminden en yüksek derece olan “AA” notu alarak büyük bir başarıya imza attı. Uluslararası arenada fark yaratan bu başarı, Söke’nin kalite, hijyen ve gıda güvenliği standartlarına olan bağlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Söke, uluslararası arenanın en prestijli gıda belgelendirme kuruluşu BRCGS sertifikasını alarak müşterilerine ve iş ortaklarına güvenli, kaliteli ve sağlıklı ürünler sunduğunu bir kez daha pekiştirdi. BRCGS sertifikası, uluslararası gıda güvenliği standartlarına uyum sağlamayı ve tüketicilere güvenilir, kaliteli ürünler sunmayı taahhüt eden şirketler için önemli bir referans niteliği taşıyor. BRCGS sertifikasıyla ‘‘sürdürülebilir kalite’’ anlayışını benimsediğini gösteren Söke, geçtiğimiz günlerde “glutensiz un” ürünüyle, Taste Institute tarafından düzenlenen Superior Taste Award’daki testlerden yüzde 90’ın üzerinde beğeni oranına ulaşarak en yüksek lezzet standardı olan 3 yıldızı da kazanmıştı.

Söke CEO’su Başar Kılıç, “BRC haberli denetiminden AA derecesi ile geçmek, üretim süreçlerimizdeki mükemmeliyetçi yaklaşımımızın ve ekibimizin özverili çalışmalarının bir sonucudur. Bu başarı, müşterilerimize ve iş ortaklarımıza en yüksek kalitede ürünler sunma konusundaki kararlılığımızın bir göstergesidir. Sunduğumuz üstün kalitenin yeniden uluslararası bir kuruluş tarafından sertifikalanması, pazardaki rekabetçiliğimizi de üstün kılmaktadır” dedi.

İftar büfesi Raffles İstanbul’da kuruluyor

Raffles İstanbul, Ramazan ayı boyunca her gün zengin iftar büfesinde çeşitli yöresel lezzetleri sunuyor.

Ramazan ayı boyunca her gün fasıl eşliğinde sunulan iftar deneyiminde, Türkiye’nin yedi bölgesinden seçkin yöresel lezzetler misafirlerle buluşuyor. Hataylı şeflerin özenle hazırladığı Osmanlı mezeleri, odun ateşinde pişen ızgara ve kebap çeşitleri, Raffles İstanbul’un dillere destan döneri ve geleneksel Türk tatlıları, unutulmaz bir iftar deneyimi vadediyor.

Ramazan ayı boyunca 10 kişi ve üzeri grup rezervasyonlarında %15, 1-10 Mart tarihleri arasındaki rezervasyonlarda ise %10 indirim avantajıyla yararlanılabiliyor. Zengin çeşitliliğiyle öne çıkan iftar büfesi, 6 yaş ve altındaki minik konuklara ücretsiz, 7-12 yaş aralığındakilere ise %50 indirimli olarak sunuluyor.

Bilgi: +90 533 284 3160 restaurant.reservation@raffles.com

Hilton Istanbul Maslak’tan 4 farklı iftar menüsü

Hilton Istanbul Maslak, bu Ramazan da 4 farklı iftar menüsü hazırladı. Executive Chef Ceyhan Aşcıoğlu ve ekibinin elinden çıkan dört dörtlük Ramazan menüleri, iftar bereketini sevdikleriyle paylaşmak isteyenleri bekliyor.

Aşcıoğlu ve ekibinin elinden çıkan set menüler, birbirinden lezzetli iftariyeliklerle başlıyor. Ezogelin, Osmanlı, mercimek ve düğün çorbası gibi içinizi ısıtacak çorba çeşitleriyle devam eden menülerde ara sıcak olarak Adana böreği, Kayseri mantısı, kuru patlıcan dolması, pastırmalı ve kaşarlı börek gibi lezzetli ve doyurucu alternatifler sunuluyor. Ana yemekte geleneksel hünkâr beğendi, ağır ateşte pişirilmiş dana incik, fırınlanmış dana antrikot ve kuzu tandır yer alıyor. Tatlı olarak ise Ramazan’ın vazgeçilmezi güllaç, kazandibi ve sütlaçtan oluşan sütlü tatlı tabağı, kaymaklı ayva tatlısı, şöbiyet, baklava ve kadayıftan oluşan Türk tatlı tabağıyla son buluyor. Çay ve meşrubat ise limitsiz olarak set menüye dâhil ediliyor.

Hilton Istanbul Maslak, ayrıca 27’nci katında bulunan, panoramik şehir ve Boğaz manzaralı The Roof salonunda, yıldızların altında özel iftar davetlerine ev sahipliği yapabiliyor.

İletişim: 0212 305 1000

E- Mailmaslak.info@hilton.com

Ardan Özmenoğlu’nun “İlklerin İzinde” Sofya’da

Ardan Özmenoğlu’nun “İlklerin İzinde” isimli solo sergisi 7- 14 Mart tarihlerinde Sofya Vivacom Arthall sanat galerisinde gerçekleşiyor.

Sofya’da gerçekleşen ilk solo sergisinde sanat severlerle buluşacak olan Özmenoğlu, tarih boyunca pek çok zorlukla karşılaşmalarına rağmen sanatta var olma mücadelesi vermiş Mihri Müşfik, Hale Asaf, Fahrelnisa Zeid, Aliye Berger, Sabiha Bengütaş gibi kadın sanatçıların kendi dönemlerinde ürettikleri eserlerini yorumluyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen “İlklerin İzinde” isimli sergi, Ardan Özmenoğlu’nun post-it notları ipekbaskı tekniğiyle birlikte kullandığı eserlerinin yanı sıra cam heykellerden oluşan kapsamlı bir seçki sunuyor.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadın sanatçılar, geleneksel normlara meydan okuyarak akademik sanat eğitimi almış, eserlerini sergilemiş ve sanatın farklı alanlarında üretimler yaparak sanat tarihinde iz bırakmışlardır. Türk sanatının öncü kadın ressamları, heykeltıraşları ve seramik sanatçılarının yapıtlarını yorumlayarak bir araya getiren Özmenoğlu, bu sanatçıların sanata kattığı değeri görünür kılmayı amaçlıyor.