Yazılar

Oya Narin: “Türkiye’nin üçüncü turizm hamlesini gerçekleştirmesi gerekiyor”

Konuşmasına Bolu’daki yangında hayatını kaybedenlere baş sağlığı dileyerek başlayan Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin, turizm sektörünün Türkiye ekonomisinin en büyük taşıyıcılarından biri haline geldiğini söyledi. Turizmde sağladığımız sürdürülebilir büyüme ile Türkiye’nin dünyanın önemli oyuncularından biri haline geldiğini hatırlatan Narin, birinci ve ikinci turizm hamlelerinin ardından üçüncü turizm hamlesini gerçekleştirmesi gerektiğini kaydetti. Bunun için yeni bir plan ve program yapılması gerektiğinin altını çizen Narin, şunları kaydetti:

“Suudi Arabistan gibi, Yunanistan gibi rakipler yeni bir vizyona girmemiz gerektiğini hatırlatıyor bize. Pazarlama çalışmalarına önem verilmesi gerekiyor. 2023 yılında TTYD’nin projeksiyonu 132 milyar dolar gelir elde edeceğimizi göstermektedir. Türkiye’nin turizm potansiyelini artırmak ve için daha çok çalışmalıyız. Sizlerin ortaya koyduğunuz vizyon, turizmin geleceğini şekillendirecek. Bu yüzden TTK önemli bir işlev üstleniyor.”

TÜRSAB Turizm Kongresi büyük bir heyecan ile Antalya’da başladı

Turizm sektörünün ufkunu açan, geleceğine ışık tutan projelere imza atan TÜRSAB’ın bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiği TÜRSAB Turizm Kongresi Antalya’da başladı.

Antalya Gloria Golf Resort’ta “Eğitim, İletişim ve Dayanışma” temalarıyla düzenlenen kongreye 1500’ün üzerinde kayıt yapıldı. Kongrenin açılış konuşmalarını Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, TÜRSAB Başkan Yardımcıları Hasan Eker ve Davut Günaydın, TTYD Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin ile TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Yağcı gerçekleştirdi.

Türk turizminin önemli organizasyonlarından biri olan ve gelenekselleşen TÜRSAB Turizm Kongresi’nin üçüncüsü, görkemli bir şekilde açıldı. Birbirinden değerli isimlerin panelist olarak yer aldığı kongrenin açılışında konuşan TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, seyahat acentacılığının kamu güvenliği kapsamında bir meslek olduğuna işaret ederek “Kongremiz bizim bildiğimiz bu gerçeği bilmeyen ya da kabul etmeyen veyahut yok sayanlara verilen en güzel cevaptır. Yarım asrı aşan süreden bu yana ülkemiz turizminin gelişimi için çalışan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği olarak sektörümüzün geleceğine ışık tutma hedefiyle çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya: “Mesleğimiz sürekli öğrenmeyi gerekli kılıyor”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, turizmin dünyanın en zor işlerinden biri olduğunu ve insanları mutlu etme hedefiyle icra edildiğini belirterek, “Biz turizmciler bu zor işi başarmaya çalışıp başkalarını mutlu ederken, onların hayallerini gerçekleştirirken çoğu zaman kendimize zaman ayıramayız. Kendimizi sıkça ihmal ederiz. Halbuki bizim de bilgimizi tazelemeye, trendleri takip etmeye, kendimizi geliştirmeye ihtiyacımız var. Mesleğimiz sürekli öğrenmeyi gerekli kılıyor. Meslek örgütü olarak en önemli görevlerimizden biri de meslektaşlarımızın sektörle ilgili güncel bilgilere ulaşmalarını sağlamaktır. Bu bilinçle yaptığımız çalışmaların en önemlisi de bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz TÜRSAB Turizm Kongresi’dir. Kongremize katıldığınız için burada bizlerle birlikte olduğunuz için hepinize şahsım ve kurumum adına canı gönülden teşekkür ediyorum” dedi.

Firuz Bağlıkaya: “İnsan merkezli, insan odaklı anlayıştan asla vazgeçmemeliyiz”

Turizmin küresel ve yerel ekonomiden ulusal ve uluslararası siyasete, dönemsel mevsim hareketlerinden çok daha uzun vadeli iklim değişikliklerine, ulaşımdaki gelişmelerden teknolojiyle birlikte farklılaşan tüketici beklentilerine kadar her konudaki gelişmeden etkilendiğine işaret eden Bağlıkaya, etkeni bu kadar çok olan bir sektörde başarıya ulaşmanın yolunun farklı pencerelerden olaylara bakarak fikir dünyamızı zenginleştirmekten geçtiğini kaydetti. Türkiye gibi güçlü bir şekilde turizme odaklanmış ülkelerin sektörü sadece bir ekonomik faaliyet alanı olarak değil aynı zamanda yerel kalkınmanın anahtarı olarak da gördüğünü vurgulayan Bağlıkaya sözlerine şöyle devam etti:

“Turizme sadece ekonomik kazanımlar üzerinden değil, sosyal açıdan da bakmamızda fayda var. Dünyanın dört bir yanından farklı kültürlerden insanların birbirlerini daha iyi tanıması ve birbirlerini kucaklamasını sağlayan turizm barışı tesis eden yapısıyla da çok özel bir önem taşıyor. İnsan merkezli, insan odaklı anlayıştan asla vazgeçmemeliyiz.”

Bağlıkaya: “Seyahat acentaları hünerlerini çalışarak gösteriyor”

Sektörün; depremler ve pandemi gibi birçok badire atlattığını hatırlatan Bağlıkaya, “Hepsine direndik ve her musibetten ders çıkarıp daha iyiye daha güzele varmak için yolumuza devam ettik. Biz daha iyisini yapabileceğimizi biliyoruz. Biz ülkemizi dahada iyi bir konuma getirecek turizm sonuçlarını gerçekleştirecek güçteyiz. Bunun için hünerlerimizi hesaplamalar, istatistikler üzerinde değil büyüteceğimiz pazarlarda elimizde çantalarımızla koşturarak gösteririz. Tıpkı bugüne kadar olduğu gibi…” şeklinde konuştu.

Edibe Taylan’ın yeni sergisi ‘Karnaval Kaçkınları’

Ayşe Takı Galerisi, sanatçı Edibe Taylan’ın kişisel sergisi ‘Karnaval Kaçkınları’ ile 8 Mart 2025 Cumartesi günü sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Bu özel sergide, sanatçının son 15 yılda ürettiği seramik heykeller, akrilik ve yağlı boya resimler ile dijital çalışmalarından oluşan yaklaşık 50 eser sanat izleyicileriyle buluşacak.

Sergi sergisi 8-22 Mart 2025 tarihleri arasında Ayşe Takı Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

AYŞE TAKI GALERİSİ

Adres: Sakayık Sok. 53 Tuna Palas Daire: 1 Teşvikiye, İstanbul

Tel: 0212 343 21 54

Dubai’de Golden Visa avantajı

Dubai, Golden Visa programı ile küresel ölçekte dikkat çeken ve giderek daha fazla tercih edilen bir yatırım merkezi haline geliyor. Uzun vadeli ikamet hakkı, vergi avantajları ve hızla gelişen emlak sektörü, Dubai’yi yatırımcılar için sadece kazançlı bir pazar yapmakla kalmıyor aynı zamanda güvenli ve prestijli bir yaşam alanı sunan benzersiz bir destinasyon haline dönüştürüyor.

Gayrimenkul yatırımı yoluyla uzun vadeli ikamet hakkı kazanmak isteyenler için Dubai, güçlü ekonomisi ve sunduğu avantajlarla yatırımcıların gözdesi olmaya devam ediyor. 2023-2024 yıllarında emlak sektöründe tarihi büyüme kaydeden Dubai’de Golden Visa ile ikamet hakkı kazanmak isteyenler üç farklı yol izleyebiliyor.

Dubai’de Golden Visa almanın en yaygın yollarından biri gayrimenkul yatırımıdır. En az 2 milyon AED (yaklaşık 550.000 USD) değerinde bir mülk satın alarak beş yıllık Golden Visa sahibi olmak mümkündür. Bunun yerine, kredi destekli yatırım yolunu tercih edenler belirli yerel bankalardan kredi kullanarak en az 2 milyon AED değerinde bir mülk satın alabilirler. Dubai’de Golden Visa ile ikamet hakkı kazanmak için diğer bir yol ise tamamlanmamış mülk yatırımıdır. Güvenilir yerel gayrimenkul firmalarından, toplam değeri en az 2 milyon AED yani yaklaşık 550.000 USD olan bir veya daha fazla tamamlanmamış mülk satın alarak yatırımcı vizesine hak kazanılabilir.

Golden Visa, gelir vergisi olmayan Dubai’de 10 yıl süreyle yaşama ve çalışma imkanı sunuyor. Yatırımcıların eşleri ve çocukları da Golden Visa’dan yararlanabiliyor. Dubai, gelişmiş altyapısı, yüksek yaşam kalitesi ve finansal istikrar da iş ve özel hayat için ideal bir ortam olarak öne çıkıyor.

Sarayda Ramazan sofraları

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Ramazan dönemine özel iftar yemekleri ve etkinlikleri ile öne çıkıyor.

Tuğra’nın Ramazan Menüsü

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un ihtişamlı atmosferinde, Osmanlı ve Türk mutfağının zengin mirasını modern dokunuşlarla harmanlayan ödüllü Tuğra Restoran, Ramazan ayını unutulmaz bir lezzet şölenine dönüştürüyor.

Kars’ın grayver peyniri, Ezine’nin beyaz peyniri, Erzincan’ın tulumu ve Kayseri’nin benzersiz pastırması, manda kaymağı ve Marmaris’in çam balı gibi seçkin tatlar, Medine hurması, kuru incir ve kayısı gibi doğal lezzetlerle bir araya geliyor. El yapımı reçeller, zeytinyağlı Antakya kısırı, safranlı soğanlama ve ekşili yaprak sarma gibi geleneksel zeytinyağlılar ise damakları lezzetlendiriyor. Menünün devamında, Anadolu’nun zengin çorba kültürünü yansıtan Malatya mercimek çorbası ya da şefin günün özel çorbası seçeneği sıcacık bir başlangıç sunuyor. Ardından, Akdeniz ve Anadolu’nun harmanlandığı, zarif dokunuşlarla hazırlanmış sıcak başlangıçlar geliyor. Ekşili kuru dolma, çıtır oruk ve levrekle doldurulmuş kabak çiçeği, badem taratoru ve vişneli yoğurt gibi eşsiz tatlar, geleneksel tariflerin modern sunumlarla buluştuğu lezzet anlarına ev sahipliği yapıyor. Ana yemeklerde, Osmanlı mutfağının zarafeti ve modern pişirme teknikleri bir araya geliyor. Közlenmiş patlıcanlı yoğurt üzerinde sunulan kavrulmuş dana etiyle hazırlanan alinazik, firik bulguru ve mürdüm eriği sosuyla tatlandırılmış kuzu taraklık ya da rezene püresi ve elmalı ekşi sos eşliğinde sunulan ızgara levrek gibi seçenekler, Ramazan sofralarını birer saray ziyafetine dönüştürüyor. Lezzet yolculuğunun finalinde, misafirler tatlı büfesinin ihtişamıyla buluşuyor. Çilekli güllaç, tel kadayıf, kazandibi, zerde, badem ve fıstık ezmesi gibi geleneksel Ramazan tatlarının yanı sıra nar taneleriyle süslenmiş muhallebi ve fırın sütlaç gibi tatlılar, menüyü adeta bir şölen ile sonlandırıyor.

Tuğra Restoran’da iftar menüsü; şerbetler, meyve suları, çay, kahve ve KDV dahil kişi başı 6,000 TL.

Bilgi; 0212 326 46 20

Sarayda Ramazan sofraları

Akdeniz Restoran’ın Ramazan Menüsü

İftar, masada yer alan zengin iftariyeliklerle başlıyor. Bal, kaymak, hurma, tahin, pekmez, tereyağı, sahine, çeşit çeşit zeytin ve peynirler, pastırma ve sucuk gibi geleneksel tatlarla zenginleştirilmiş masaya serpme iftariyelikler, misafirlere Ramazan’ın sıcaklığını ve paylaşım ruhunu hissettiriyor. Çorbalar, iftar keyfini leziz bir başlangıçla buluşturuyor. Ekşili kırmızı mercimek çorbası, Anadolu’nun sade ama bir o kadar lezzetli dokunuşlarını sofralara taşırken; kuzu gerdan çorbası, zengin aroması ve doyurucu yapısıyla geleneksel lezzetleri modern bir dokunuşla sunuyor. Sıcak başlangıçlarda sunulan lezzetler, iftar sofralarının geleneksel dokusunu yaşatıyor. Ardından odun fırınında hazırlanan etli pazı sarma, füme krema ve narlı yoğurt köpüğü eşliğinde sunuluyor. Porçini mantarlı ve kuzu etli keşkek; kestane, mozzarella ve baharatlarla zenginleştirilerek damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor. Fırınlanmış pancar ve Divle obruk peyniri salatası ise Akdeniz’in dokunuşunu yansıtan sağlıklı bir alternatif olarak menüde yerini alıyor. Ana yemek seçeneklerinden odun fırınında Boğaz kebabı, geleneksel Türk mutfağına zarif bir yorum getiriyor. Organik tavuk, yabani rokalı patates püresi ve ızgara kuşkonmaz ile Akdeniz esintisini sofistike bir şekilde yansıtıyor. Zahterli marine edilmiş ızgara dil balığı, rezene ile tatlandırılmış brokoli ezmesi ve kök sebzelerle sunulurken, vegan seçenek olarak fırınlanmış karnabahar ve patlıcan, tahinli vegan yoğurt ve nar salatası eşliğinde servis ediliyor. Bu eşsiz iftar menüsü, Ramazan sofralarının tatlı kapanışı için Gaziantep’in geleneksel zahterli baklavası ve kaymak eşliğinde sunuluyor. Alternatif olarak karamelli Trileçe, hafifliği ve zarafetiyle menüyü taçlandırıyor.

Akdeniz’de Ramazan ayı boyunca sunulan bu özel iftar menüsü; şerbetler, meyve suları, çay, kahve ve KDV dahil kişi başı 4,300 TL.

Bilgi; 0212 326 46 20

Sarayda Ramazan sofraları

 Kurumsal iftar davetleri

Kurumsal iftar yemekleri için Saray’ın büyüleyici atmosferi içinde yer alan etkinlik salonlarında, deneyimli, profesyonel ve ödüllü servis ekibi tarafından hizmet edilen eşsiz iftar ziyafetleri de düzenlenebiliyor.

Bilgi; 0212 326 45 45 meetings.istanbul@kempinski.com

 Ramazan Ayı Boyunca Odaya Servis Sahur Menüsü

Ramazan ayı boyunca konaklayan misafirlere, oda servisinden özel sahur menüsü konaklama fiyatına dahildir.

Bilgi; 0212 326 46 46 ist.resrev@kempinski.com

Bleu Lounge’da 6 gece müzik lezzet bir arada

The Ritz-Carlton, Istanbul, içerisinde konumlanan Bleu Lounge, müzik tutkunlarına yepyeni bir deneyim sunuyor. Haftanın 6 gecesi, analog ve elektroniği evrensel müziğin sınırlarıyla buluşturan plak konseptiyle kapılarını açan Bleu Lounge, zamansız bir atmosfer eşliğinde unutulmaz anlar vaat ediyor.

Bleu Lounge, İstanbul silüetiyle buluşturan Boğaz manzarası, Akdeniz mutfağından ilhamla hazırlanan yemek menüsü ve geniş kokteyl seçkisinin yanı sıra yeni plak konsepti ile haftanın 6 gecesi misafirlerini karşılıyor.

Bleu Lounge, seçkin ve modern bir restoran & bar konseptini zarif bir uyumla bir araya getirirken, haftanın 6 gecesi saat 21:00’den itibaren DJ & Producer Umut Tunç’un canlı plak performansıyla adeta bir zaman yolculuğuna davet ediyor. Umut Tunç, analog ve elektronik müziğin sınırlarını aşan performansıyla dinleyicileri zaman ve mekânın ötesine taşıyor.

Ancak Bleu Lounge’da sadece müzik değil, aynı zamanda The Ritz-Carlton, Istanbul’un mutfak ekibinin özenle hazırladığı eşsiz lezzetler de servis ediliyor. Menüdeki her bir tabak, imza kokteyller ve kapsamlı şarap seçkisiyle mükemmel bir uyum içinde sunuluyor. Glutensiz, vegan ve laktozsuz seçeneklerle de zenginleştirilen menü, her damak zevkine hitap eden bir çeşitlilik sunuyor.

Besin alerjisi, nezle ve grip ile karışabiliyor!

Kışın dondurucu soğuklarının hakim olduğu bugünlerde, kapalı ve kalabalık ortamlarda hızla bulaşan virüslerin de etkisiyle özellikle bebekli aileler büyük endişe yaşıyorlar. Çocuk polikliniklerine burun akıntısı, hapşırık, öksürük ya da ciltte döküntü gibi şikayetlerle getirilen bazı bebeklerde bu şikayetlerin altında yatan neden, besin alerjisi olabiliyor! Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Nükhet Pehlivanoğlu “Ek gıdaya geçiş konusunda anneler biz çocuk hekimlerine danışmanın yanı sıra, günümüzde bilgi kirliliğinin çok fazla olduğu sosyal medyadan ve internetten de farklı bilgiler öğrenebiliyorlar ki bu durum sağlık açısından bazı tehlikelere yol açabiliyor. Özellikle bağışıklığı güçlü olsun diye ek gıdaya geçişte ilk günden besinleri birbirine karıştırarak verebiliyorlar. Oysa bu durum bebeğin besin alerjisi olup olmadığının tespitini güçleştiriyor. Çocuk polikliniklerine nezle ve grip bulgularıyla getirilen birçok bebeğin sorunları besin alerjisinden kaynaklanabiliyor” diyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Nükhet Pehlivanoğlu, çiçeği burnunda annelere ek gıdaya başlarken bilinmesi gerekenleri ve sağlıklı ek gıdanın püf noktalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Annelerin, bebeklerinin 6. ayına gelmesiyle birlikte hekimlere danıştıkları konuların başında ek gıdaya geçerken dikkat etmeleri gerekenler yer alıyor. Zira bu süreçte hem heyecanlı hem de stresli olan çiçeği burnunda anneler, ‘acaba yanlış bir şey yapar da bebeğime zarar verir miyim?’, ‘iştahı nasıl olacak?’, ‘ya beğenmez de onu yeterince ve sağlıklı besleyemezsem!’ ya da ‘acaba alerjisi olacak mı?’ şeklinde endişeler yaşıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Nükhet Pehlivanoğlu, öncelikle ilk 6 ay sadece anne sütünün yeterli olduğunu vurgulayarak “Anne sütü ile ilgili bir problem yoksa bebeğin gelişimine göre, ilk 6 ay sadece anne sütü bebeğin büyümesi için bütün ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Gelişim basamaklarında herhangi bir problemi olmayan ve anne sütü ile beslenen çocuklarda 6. aya girilmesiyle birlikte ek gıdaya başlayabilirsiniz. Öncesinde ek gıda tadımları mutlaka doktor kontrolünde yapılmalıdır. Anne sütü alımı yetersiz olan, formül mama alımında zorlanan veya gelişiminde aksamalar saptadığımız çocuklarda ise 6. aydan daha erken dönemde ek gıdaya başlayabiliriz” diyor.

Dr. Büşra Nükhet Pehlivanoğlu

Dr. Büşra Nükhet Pehlivanoğlu

Bu hareketleri yapabiliyorsa!

Bebeğinizin ek gıdaya hazır olup olmadığını anlamak için öncelikle bazı gelişim basamaklarını tamamlamış olması gerektiğini vurgulayan Dr. Pehlivanoğlu şöyle konuşuyor: “Örneğin; başını tutuyor olabilmeli, desteksiz ya da hafif destekle tam oturabilmeli, yiyecekleri ağzına götürmeli ve yutabilmelidir. Genelde doğum ağırlığının iki katına ulaşmışsa ve gelişiminde sorun yoksa ek gıdalara başlanabilir. Ek gıdalarla birlikte anne sütüne de ilk iki yıl devam etmeniz faydalıdır.”

Ek gıdaya başlarken bu önerilere dikkat!

Dr. Büşra Nükhet Pehlivanoğlu, ek gıdaya başlarken önemli kuralları şöyle sıralıyor;

  • Her besini tek tek deneyin, yoksa!

Her besini ‘bir günde tek besin’ olacak şekilde, en az iki gün denemelisiniz. Böylece o besine alerjisi olup olmadığını anlayabilirsiniz. Yüksek alerjen gıdalar dışındaki her besin için üç gün beklemenize gerek yok ancak aynı gün içinde sadece tek yabancı besin tanıtılmalıdır. Çiçeği burnunda anneler, sosyal medyanın da etkisiyle ‘bağışıklığı güçlensin’ diye verilen bulamaç/ atom dedikleri tarifleri uygulayabilmekteler. Ancak bebeğin ilk defa karşılaşacağı farklı besinleri ilk günden birbirine karıştırabildikleri için bebeğin besin alerjisi anlaşılamayabiliyor. Hatta alerji, nezle ve grip bulguları ile benzerlik gösterebildiğinden ona göre tedavi uygulanabiliyor, alerjiyi teşhis edebilmek zaman alabiliyor!

  • Tatları karıştırmayın!

Bebeğinizin ileride iştahsızlık, seçici yemek yeme, tek tada alışma (sadece tatlı yeme gibi) veya sebze reddi olmaması için ilk aşamalarda farklı tatları karıştırmayın. Bulamaçlar hazırlamayın ve her besinin tadını, kokusunu, dokusunu algılaması için tek tek sunun. Alerjik reaksiyon göstermeyen ve tadını öğrendiği gıdaları ileriki dönemlerde tariflerde kullanabilirsiniz.

  • Biberon ve blender kullanmayın!

Ek gıdayı kaşık veya bardakla verebilirsiniz. Biberon kullanmayın! İlk 3-5 gün dışında yiyecekleri blender ile hazırlamayın. Bebeğinizin ileride çiğneme ve yutma kaslarının gelişmesini erken dönemde çatalla ezerek ve cam rende kullanarak destekleyebilirsiniz. Yiyecekleri bebek beslenmesinde en sağlıklı pişirme yöntemi olan buharda pişirerek hazırlayın. Besinlerin mümkün olduğunca organik ve güvenilir kaynaklardan temin edilmesi ve evde hijyenik koşullarda hazırlanması önemlidir.

  • Sevmedi diye vazgeçmeyin!

Bebeğiniz bir besini redediyorsa hemen listeden çıkarmayın, farklı günlerde ve bebeğiniz aç iken tekrar sunabilirsiniz. Bazen bir besini sevmesi 10-15. denemede olabilir veya çok sevdiği bir besini bazı günler hiç yemek istemeyebilir, bunun geçici periyodlar olduğunu unutmayın, pes etmeyin!

  • İlk 1 yaşta bu besinlere kesinlikle başlamayın!

Bal, inek sütü, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri (yoğurt ve peynir gibi), çay, kahve, maden suyu gibi kafeinli ve asidik içecekler, şarküteri ve sakatat ürünleri, konserve gıdalar, çiğ yumurta içeren ürünler veya az pişmiş yumurtayı ilk 1 yılda çocuğunuza vermeyin!

  • Bu besinlere dikkat!

İlk 1 yaşta bazı besinlere dikkat etmek gerektiğini belirten Dr. Pehlivanoğlu şöyle konuşuyor: “Bu dönemde taze sıkılmış dahi olsa meyve suyu vermenizi önermiyoruz. Bunun yerine meyvenin kendisini hazırlayın. Aksi taktirde aşırı şeker yüklenmesi oluşturacaktır. Tahıl grubundan pirinç ve pirinç ununun yoğun kullanımı yerine (içerdiği arsenik yükü nedeniyle); bulgur, şehriye, yeşil mercimek, kırmızı mercimek vb tahılları dönüşümlü kullanabilirsiniz. 1 yaş sonrası bal verecekseniz hakiki olmasına dikkat edin. Bal ve pekmezi tariflerinizde kesinlikle pişirmeyin çünkü yüksek ısıda kanserojen madde salınımına neden olurlar! Maden suyu içerdiği elektrolitler nedeni ile henüz gelişmekte olan böbreklerinde yük oluşturup zarar verebileceğinden içirmenizi önermiyoruz. Bebeğinize gün içinde sık sık su teklif etmeyi ihmal etmeyin.”

“Ruhun Rüyası” Karma Sergisi

Çağdaş sanatın önde gelen temsilcilerinden 55 sanatçı ve önemli eserlerinden oluşan zengin bir seçkinin yer aldığı “Ruhun Rüyası” Sergisi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Ankaralı sanatseverler ile buluşuyor…

Son dönemde birbirinden kıymetli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan Ankara, bu kez çağdaş sanatın önemli temsilcilerinden 55 sanatçı ile önemli eserlerinin yer aldığı “Ruhun Rüyası” karma resim ve heykel sergisine ev sahipliği yapacak. Artfolio Art Project’in koordinasyonu ve Erkan Doğanay’ın küratörlüğünde gerçekleşen sergi Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 15-25 Şubat tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.

Sanatçı: Adem GENÇ, Ahmet ORAN, Ahmet YEŞİL, Alp Tamer ULUKILIÇ, Altan ÇELEM, Bahar KOCAMAN, Balkan Naci İSLİMYELİ, Burçin ERDİ, Bünyamin ÖZGÜLTEKİN, Deniz PİRECİ, Devabil KARA, Devrim ERBİL, Ebru Yılmaz ÇAKMAK, Eda TAŞLI, ElifKO, Ekrem YALÇINDAĞ, Emre YUSUFİ, Ercan AYÇİÇEK, Ergin İNAN, Esra ŞATIROĞLU, Fevzi KARAKOÇ, Gülgün BAŞARIR, Gülten İMAMOĞLU, Gürbüz DOĞAN EKŞİOĞLU, Habip AYDOĞDU, Hakan GÜRSOYTRAK, Hayati MİSMAN, İlke KUTLAY, İrfan OKAN, İrfan ÖNÜRMEN, Kazım KARAKAYA, Kemal TUFAN, Mahir GÜVEN, Mahmut CELAYİR, Mahmut KARATOPRAK, Mehmet AKSOY, Mert Ege KÖSE, Mustafa ÖZEL, Mustafa PİLEVNELİ, Nazan AZERİ, Nevhiz TANYELİ, Onay AKBAŞ, Özgür KORKMAZGİL, Raziye KUBAT, Saim ERKEN, Selahattin KARA, Selahattin YILDIRIM, Selçuk YILMAZ, Sezai ÖZDEMİR, Süleyman Saim TEKCAN, Şenol YOROZLU, Temur KÖRAN, Yalçın GÖKÇEBAĞ, Zahit BÜYÜKİŞLİYEN, Zeynep ÖZDEMİR

Knorr’dan iftar sofralarına özel çorbalar; Pirpirim Çorbası, Ekşili Köfte Çorbası

Knorr, her yıl Ramazan ayına özel çıkardığı, ilhamını Anadolu’dan alan çorbalarla iftar sofralarına lezzet katmaya devam ediyor. Knorr Pirpirim Çorbası da, sumaktan gelen ekşili lezzeti, semizotu ve buğdaş tanelerinden gelen doyuruculuğu ile iftar sofralarının vazgeçilmezi olacak.

İlhamını Gaziantep’ten alan Knorr Pirpirim Çorbası, lezzetini semizotu, sumak ve dolu dolu bulgur tanelerinden alıyor. Doyuruculuğu yüksek olan ürün aynı zamanda içeriğindeki semizotu ve bulgur sayesinde lif kaynağı olma özelliği taşıyor.

Knorr Ekşili Köfte Çorbası Türk mutfağından ilham alan lezzeti ve bol taneli içeriğiyle bu yıl iftar sofralarının vazgeçilmezlerinden olacak.

Ramazan ayına özel sunduğu çorbalardan biri de Knorr Ekşili Köfte Çorbası oldu. Lezzetini hayata geçirirken Anadolu’dan ilham alan marka, çorbanın iftar sofralarının vazgeçilmezi olmasından yola çıkarak bol köfte ve buğday taneleriyle lezzetli ve doyuruculuğu yüksek, aynı zamanda hazırlaması kolay bir seçeneği tüketiciyle buluşturdu.

Yoğurt ve köftelerden gelen lezzetinin yanısıra protein kaynağı olan Knorr Ekşili Köfte Çorbası, paket içeriğinin 1 litre su ile karıştırılarak pişirilmesiyle hazırlanıyor.

Can Bonomo ‘’Kanadım Aşktan’’

Sözü ve bestesi Can Bonomo’ya ait olan şarkının düzenleme ve mix çalışmaları Emre Malikler, mastering’i ise Ali Rıza Şahenk imzası taşıyor. İstanbul’da FatLab Stüdyo’da kaydedilen şarkının kapak tasarımı da Can Bonomo tarafından hazırlandı. Projenin fotoğrafları ise Muhsin Akgün imzası taşıyor.

Can Bonomo, yeni şarkısıyla ilgili duygularını şu sözlerle ifade ediyor:” Kanadım Aşktan, akustik enstrümanların öne çıktığı, diskografik açıdan eski- yeni bir iş oldu. ‘Buruk’ kelimesi şarkının genel tonunu çok güzel ifade ediyor. Düzenlemesi Emre Malikler’e, söz ve müziği bana ait. Umarım birilerine iyi gelir.”