Avrupa’nın sevimli ve minik ülkesi “Lüksemburg”

Avrupa’nın sevimli ve minik ülkesi “Lüksemburg”

Yazan: Ferhat Kaan Şahin

Avrupa’nın sevimli ve minik ülkesi “Lüksemburg”

Lüksemburg, gezginler tarafından nispeten ihmal edilir, ancak bu küçük ülkenin (85 km’den uzun olmayan) sunabileceği tahmin edilenden daha çok şeyi vardır. Muhteşem bir vadide yer alan konumu ve Unesco listesindeki merkezi ile başkent Lüksemburg Şehri, Avrupa’nın en güzel şehirlerinden biridir.

Yaz aylarında bir hafta sonu kaçamağı için muhteşem bir seçim olabilir. Bir finans merkezi olması sebebiyle, genelde finansörler ve AB bürokratlarıyla dolu olan şehir, hafta sonları ve Temmuz-Ağustos aylarında bu kişilerin kendi ülkelerine dönmesi sebebiyle, ilginç şekilde nispeten boş kalır. Ve sizde bu fırsattan istifade, şehrin birbirinden ünlü Michelin yıldızına sahip restoranlarında değişik tatları deneme fırsatı bulabilirsiniz! Lüksemburg, kişi başına dünyanın başka herhangi bir yerinden daha fazla Michelin yıldızlı restorana sahiptir. Hafta ortalarında sunulan A la Carte menüleri seçerek, bol keseden saçmadan da leziz yemekleri tatma fırsatı edinebilirsiniz. Unutmadan ekleyelim, Domuz eti ve av eti, geleneksel Lüksemburg yemeklerinde ağırlıklı olarak yer alır- Ulusal yemekleri “judd mat gaardebounen”dir ve füme domuz boynu, haşlanmış bakla ve patates ile servis edilir. Çoğu restoran “friture de la Moselle” (kızarmış tatlı su balığı) sunar. Lüksemburg, Moselle kıyılarında kaliteli ve uygun fiyatlı şaraplar üretir ve çoğu bar ve restoranda iyi bir Belçika veya yerel bira seçeneklerini bulabilirsiniz.

Lüksemburg şehrinin dışında, Kuzeybatı’ da Belçika sınırındaki Yukarı Sure ile Kuzeydoğu’ da Almanya sınırındaki Our isimli iki büyük doğal park bulunmaktadır. Sarp, ormanlık tepeler ve sayısız akarsular ile birbirinden büyüleyici şatolar tarafından çevrelenmiş olan arazi, yürüyüşçüler, dağ bisikletçileri ve kanocular için muhteşem bir ortam sunar.

Müllerthal isimli, küçük İsviçre olarak bilenen bölge ile onun duvarlarla çevrili yol üzerindeki şirin kasabası Echternach özellikle görülmesi gereken yerlerdendir.

Mutlaka yapın;

1- Chemin de la Corniche’de burçlara tırmanarak, başkentin en iyi manzarasının tadını çıkarın

2- Büyüleyici ormanları, eşsiz akarsuları ve iyi düzenlenmiş patikaları ile Lüksemburg’un “Küçük İsviçre”si olarak adlandırlan Müllerthal’da yürüyüş yapın

3- Güzel Sure nehri boyunca bisiklet sürerek, Diekirch’de üretilmiş yerel bir bira ile kendinizi ödüllendirin

4- Fond-de-Gras’ta asırlık buharlı trene binerek tarihe yolculuk yapın

5- Vianden’in Arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaşın ve Victor Hugo’ya ilham veren orta çağ kalesine hayranlıkla bakarken çılgına döndüğünü hayal edin

6- Moselle Vadisi’nin şarap imalathanelerinde eşsiz şarapları tadın

Çoğu komşu ülkenin aksine Lüksemburgluların çoğunluğu iyi derecede İngilizce konuşmaktadır.  Bu yüzden ziyaretleriniz sırasında dil konusunda hiçbir sorun yaşamayacak olsanız da yerel halkla ve dükkân sahipleriyle konuşurken “merci, äddi” (teşekkürler, güle güle) ve wanneg gelift (lütfen) gibi birkaç Lüksemburgca kelime kullanmak duyan herkesin çok hoşuna gidecektir. Dilden bahsetmişken, Lüksemburglular Fransızca, Almanca ve Lüksemburgca öğrenerek 3 dilli olarak büyürler.

Nasıl gidilir?

Lüksemburg’a İstanbul’dan Türk Hava Yolları ve LuxAir’in karşılıklı uçuşları ile direkt ulaşabilirsiniz ve yolculuk süresi yaklaşık 3 saat 30 dakikadır. Bunun yanında Belçika’nın başkenti Brüksel’den 3 saatlik tren yolcuğu ve Almanya Frankfurt havalimanından shuttle otobüsleri ile ulaşım imkânı da bulunmaktadır.