Yazılar

Sürdürülebilir Üretimde Bonna’dan Yenilikçi Adım

Bonna, sürdürülebilir üretim vizyonunu Ar-Ge gücüyle ileri taşıyan yeni projesiyle TÜBİTAK 1832 Sanayide Yeşil Dönüşüm 2025-3 Çağrısı kapsamında destek almaya hak kazandı.

“Yüksek Oranda Atık İçerikli, Düşük Sıcaklıkta Sinterlenen Yeni Nesil Sofra Eşyaları Üretim Teknolojisi” başlıklı proje, porselen üretim süreçlerinde ortaya çıkan atıkların ve kullanım ömrünü tamamlamış porselen ürünlerin yeniden üretim döngüsüne kazandırılmasını hedefliyor.

Yeşil Dönüşüm Odaklı Ar-Ge

Proje, yüksek oranda geri dönüştürülmüş atık içeren ve pişirim sıcaklığı ile süresi optimize edilerek enerji etkin üretim sağlayan yeni nesil porselen teknolojilerinin geliştirilmesine odaklanıyor. Bu yaklaşım, doğal kaynak kullanımını azaltırken karbon ayak izini düşürmeyi ve döngüsel ekonomi modelini güçlendirmeyi amaçlıyor.

Sürdürülebilirlik Vizyonu

Bonna, 2014’ten bu yana HoReCa sektörüne sunduğu yenilikçi masaüstü çözümlerini sürdürülebilirlik vizyonuyla destekliyor. TÜBİTAK desteğiyle hayata geçecek proje, şirketin kaynak verimliliği, enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltma hedeflerinin somut bir adımı olarak öne çıkıyor.

Yönetimden Açıklama

Bonna Genel Müdürü Erbil Aşkan, “Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, geleceğe yönelik iş modelimizin temel unsurlarından biri olarak görüyoruz. Ar-Ge gücümüzle geliştirdiğimiz bu proje, sektörümüzde daha sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak” dedi.

 

 

 

#Bonna #TÜBİTAK #YeşilDönüşüm #ArGeProjesi #SürdürülebilirÜretim #DöngüselEkonomi #EnerjiVerimliliği #PorselenTeknolojisi #GıdaSanayi #İnovasyon

Küresel Gıda Hedeflerinde İlerleme Yetersiz

Küresel Gıda Sistemleri Geri Sayım Girişimi’nin yeni araştırması, 197 ülkenin gıda güvenliği, çevre ve sürdürülebilirlik hedeflerinde ilerlemenin sınırlı kaldığını ortaya koydu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Johns Hopkins Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve GAIN iş birliğiyle yürütülen çalışma, 2030 hedeflerinin mevcut hızla yakalanamayacağını gösteriyor. TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Sidar, hızlı hareket edilmesi halinde hedeflerin 2050’ye kadar yakalanabileceğini vurguladı.

Küresel Gıda Hedeflerinde Durum

  • Araştırma, beslenme ve sağlık, çevre ve doğal kaynaklar, geçim kaynakları, yoksulluk ve eşitlik, yönetim ve dayanıklılık olmak üzere beş ana alanda 44 göstergeyi değerlendirdi.
  • 22 göstergede ilerleme kaydedilirken, 15 göstergede değişim olmadı, 7 göstergede ise kötüleşme görüldü.
  • Olumlu gelişmeler: suya güvenli erişim, tarımsal verimlilik, kamu yönetiminin etkinliği.
  • Olumsuz gelişmeler: pestisit kullanımı, ultra işlenmiş gıda satışları, gıda güvencesizliği ve sera gazı emisyonları.

Öne Çıkan Ülkeler

  • Japonya, Kanada ve İzlanda küresel hedeflere en çok yaklaşan ülkeler arasında.
  • Afrika’nın 16 kriterde her yıl %20’nin üzerinde iyileşme sağlaması gerekiyor.
  • Avrupa’da ise ihtiyaç duyulan iyileşme oranları daha düşük seviyede.

Türkiye’nin Avantajı

TÜGİS Başkanı Kaan Sidar, Türkiye’nin güçlü tarımsal üretim kapasitesi ve gıda sanayisindeki uzmanlığının önemli bir avantaj sağladığını belirtti. Uzun vadeli politikalarla desteklendiğinde Türk gıda sanayisinin iklim, tedarik ve fiyat dalgalanmalarına karşı daha dayanıklı hale gelebileceğini ifade etti.

Zirve Gündemi

Araştırmanın sonuçları, 12. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi kapsamında 24 Aralık’ta Swissôtel The Bosphorus’ta tartışılacak. Zirvede iklim krizi, gıda israfı, sürdürülebilir üretim, rejeneratif tarım ve tedarik zincirindeki dönüşüm gibi başlıklar ele alınacak.

 

#GıdaGüvenliği #SürdürülebilirGıda #KüreselHedefler #FAO #GAIN #TÜGİS #İklimKrizi #GıdaSanayi #GıdaZirvesi #GıdaHaberleri

Lüks Otelcilikte Yeni İsim: Kayır Göreve Başladı

The Grand Tarabya Managed by Accor, yeni Yiyecek & İçecek Direktörü olarak Melih Kayır’ı ekibine kattı. 

2025 yılında Accor yönetimine geçen ve önümüzdeki dönemde Fairmont markasına dönüşecek olan otel, uluslararası lüks otelcilik sektöründe 10 yılı aşkın deneyime sahip Kayır ile gastronomi ve yeme-içme operasyonlarını yeni bir vizyona taşıyor.

Uluslararası Kariyer Yolculuğu

Melih Kayır, kariyerine ABD’de JW Marriott Austin’de başladı. Ardından BVLGARI Resort and Residences Dubai, The Abu Dhabi EDITION ve The Reykjavik EDITION’da görev aldı. Abu Dhabi EDITION’daki dört yıllık sürecinde üç kez terfi ederek Restoran Genel Müdürü pozisyonuna yükseldi ve yönettiği restoranlarla uluslararası başarılar elde etti.

Türkiye’deki Başarıları

Türkiye’ye dönüşünde Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’da Yiyecek & İçecek Direktör Yardımcısı olarak görev yapan Kayır, otelin seçkin yeme-içme operasyonlarını yönetti. Son olarak D Maris Bay’de Yiyecek & İçecek Direktörü olarak Zuma ve La Guerite gibi dünyaca ünlü markaların da yer aldığı 16 farklı yeme-içme noktasının operasyonunu başarıyla yürüttü.

Akademik ve Profesyonel Donanım

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü mezunu olan Kayır, Cornell University’den Turizm ve Otelcilik Yönetimi sertifikasına sahip. Uluslararası deneyimi ve güçlü yönetim vizyonuyla The Grand Tarabya Managed by Accor’un gastronomi alanındaki yeni dönemine liderlik edecek.

 

 

#TheGrandTarabya #AccorHotels #FairmontHotels #MelihKayır #TurizmHaberleri #Otelcilik #Gastronomi #Yiyecekİçecek #AtamaHaberi #İstanbul

Küflü Ekmek Sağlığa Neden Zararlı?

Gıda güvenliği uzmanlarına göre ekmeğin bir diliminde küf görülmesi, tüm somunun bozulmuş sayılması için yeterli. Çünkü küf sporları ve kökleri ekmek gibi gözenekli yiyeceklerde hızla yayılır ve görünmez olsa bile sağlığı tehdit edebilir.

Küflü Ekmek Neden Tehlikeli?

Küf lekeleri yalnızca görünen kısmı işaret eder; sporlar ekmeğin diğer dilimlerine de yayılmış olabilir. Küflü ekmek tüketmek mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, öksürük ve ateş gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Ekmeği Doğru Saklama Yöntemleri

Marketten alınan ekmek oda sıcaklığında 2–4 gün güvenlidir.

Serin ve kuru ortamda saklamak raf ömrünü bir haftaya kadar uzatır.

Buzdolabında saklamak raf ömrünü 7–14 gün artırabilir, ancak dokusunu sertleştirebilir.

Ekmeği hava geçirmez poşet veya kapta saklamak küf riskini azaltır.

Dilimlenmemiş ekmek daha uzun süre dayanır.

Ekmeği Dondurarak Raf Ömrünü Uzatın

Ekmeği iki kat streç filmle sarıp hava geçirmez poşetle dondurmak, üç aya kadar tazeliğini korur. Çözdürme sonrası kısa süre fırında ısıtmak ekmeğin orijinal dokusunu geri kazandırır.

 

#GıdaGüvenliği #KüflüEkmek #Mutfakİpuçları #GurmeHaber #SağlıklıYaşam #EkmekSaklama #GıdaKoruma #MutfakTrendleri #TazeEkmek #GıdaHaberleri

Corendon Amsterdam’da Travel Boutique Açtı

Corendon, Amsterdam’ın prestijli bölgelerinden Zuid’de ilk “Corendon Travel Boutique”ini açtı. Yeni konsept, tatil ilhamını kişiye özel seyahat danışmanlığıyla buluştururken, sanat ve turizmi bir araya getiren özgün bir deneyim sunuyor. Cornelis Schuytstraat’taki butik, seyahatseverlere yalnızca rezervasyon değil, aynı zamanda ilham verici bir keşif alanı sağlıyor.

Corendon CEO’su Günay Uslu, açılışta yaptığı konuşmada, “Online rezervasyon hızlı ve kolay. Ancak seyahat aynı zamanda merakla, hayal gücüyle ve güzel bir sohbetle başlıyor. Travel Boutique ile bu iki dünyayı bir araya getiriyoruz” dedi.

Butiğin yönetimini üstlenen yayıncı ve sunucu Yeşim Candan, ziyaretçilere kişiselleştirilmiş tatil danışmanlığı sunarak, onların beklentilerine uygun alternatifler geliştirmeyi hedefliyor. Candan, “Amacımız yalnızca rezervasyon yapmak değil, seyahatseverlere gerçekten doğru tatili bulmalarında rehberlik etmek” sözleriyle yeni konseptin önemini vurguladı.

Lüks bir otel lobisini andıran atmosferiyle dikkat çeken Corendon Travel Boutique, güneş destinasyonlarından butik otellere, cruise tatillerinden villalara kadar geniş seçenekleri tek çatı altında sunuyor. Seyahatseverler pazartesiden cumartesiye 10.00–17.00 saatleri arasında butik deneyimini yaşayabiliyor.

 

 

#CorendonTravelBoutique #AmsterdamZuid #TurizmHaberleri #SanatVeTurizm #KültürSanat #SeyahatDeneyimi #YeşimCandan #AmsterdamEtkinlikleri #Corendon

Frank Bowling İstanbul’da: Pera Müzesi’nde İlk Sergi

Pera Müzesi, 29 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027 tarihleri arasında yaşayan en önemli soyut ressamlardan Frank Bowling’in eserlerini İstanbul’da ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor.

Alistair Hicks küratörlüğünde hazırlanan “Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle” başlıklı sergi, Bowling’in altmış yılı aşan üretimini Francis Bacon ve Victor Willing’in yapıtlarıyla birlikte ele alıyor. İlk kez sergilenecek eserlerin de yer aldığı seçki, üç ressamın farklı yaklaşımları üzerinden resmin dönüşen olanaklarını tartışmaya açıyor.

1934 doğumlu Bowling, Londra ve New York arasında şekillenen üretiminde İngiliz resim geleneği ile Amerikan soyutlamasından beslenirken soyutlama ile bellek, geometri ile kendiliğindenlik arasında özgürce hareket etti. Renk, ışık ve boyanın maddesel olanaklarını araştırarak kendine özgü bir dil geliştiren sanatçı, bugün 92 yaşında üretimini aktif olarak sürdürüyor.

Sergide Bowling’in ünlü Harita serisinden (1967–71) yapıtlar, 2026 tarihli “Annemin Evine Yeniden Bakış” ve farklı dönemlerden eserler yer alıyor. Francis Bacon’ın “Lisa’nın Portresi” (1956) ve “Nü Etüt Çalışması” (1952–53) ile Victor Willing’in “Baş VI” (1985) adlı yapıtları da Bowling’in resimleriyle yan yana sergileniyor. Küratör Hicks, bu birlikteliği “Bowling’in resimleri arasında yolumuzu bulmamıza yardımcı olan pusulalar” olarak tanımlıyor.

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle gerçekleşen sergi, soyutlama ile figürasyon arasındaki ayrımları sorgularken “Resim neye dönüşebilir?” sorusuna verilen radikal yanıtları izleyiciyle buluşturuyor.

Pera Müzesi Salı–Cumartesi 10.00–19.00, Pazar 12.00–18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 22.00’ye kadar açık, Çarşamba günleri ise öğrenciler için ücretsizdir.

 

#FrankBowling #PeraMüzesi #FrancisBacon #VictorWilling #ÇağdaşSanat #SoyutResim #İstanbulSanat #SergiHaberi #SanatEtkinliği #KültürSanat

Kanepeye Dönüşen Ekonomi Sınıfı Koltuklar

United Airlines, ekonomi sınıfı yolcularına daha konforlu bir deneyim sunmak amacıyla yeni Relax Row konseptini duyurdu. 2027’den itibaren uzun mesafeli uçuşlarda kullanılmaya başlanacak bu yenilik, üç koltuğun özel ayak dayanakları sayesinde kanepeye dönüşmesini sağlıyor. Böylece yolcular, uçuş sırasında daha rahat uzanabiliyor, dinlenebiliyor ve uyuyabiliyor.

Yeni konsept, özellikle küçük çocuklu aileler, yalnız seyahat edenler ve çiftler için tasarlandı. Relax Row’da seyahat eden yolculara özel yatak pedi, peluş battaniye, ek yastıklar ve çocuklar için seyahat seti gibi yükseltilmiş olanaklar sunulacak.

United, bu özelliği ilk olarak Boeing 787 ve 777 uçaklarında Delhi, Hong Kong, Sidney ve Tokyo gibi uzun rotalarda devreye alacak. 2030 yılına kadar 200’den fazla uçakta Relax Row’un bulunması hedefleniyor.

United Airlines, Kuzey Amerika’da ekonomi sınıfında kanepeye dönüşen koltukları sunan ilk havayolu olurken; benzer uygulamaları daha önce Air New Zealand (Skycouch), Lufthansa ve ANA da hayata geçirmişti.

 

 

#UnitedAirlines #RelaxRow #EkonomiSınıfı #UçuşKonforu #HavayoluHaberleri #UzunUçuş #Skycouch #YolcuDeneyimi #Havacılık #TravelNews

Raffles Spa’dan Yeni Cryosuite Deneyimi

Raffles İstanbul, wellness alanında en popüler uygulamalardan biri olan kriyoterapiyi yepyeni Cryosuite deneyimi ile misafirlerine sunuyor. Şehrin kalbindeki dingin atmosferinde hizmet veren Raffles Spa, tüm vücut kriyoterapi uygulamasını modern teknoloji ve konforla birleştirerek misafirlerine eşsiz bir yenilenme fırsatı sağlıyor.

Cryosuite deneyiminde vücut, 3–5 dakika boyunca -85 °C ile -95 °C arasında değişen sıcaklıklara kontrollü şekilde maruz bırakılıyor. Bu kısa süreli uygulama; dolaşım ve lenf sistemini harekete geçirerek spor sonrası toparlanmayı hızlandırıyor, metabolizmayı uyarıyor, kolajen üretimini destekliyor ve genel iyi oluş halini güçlendiriyor.

Yoğun tempoda çalışan profesyonellerden sık seyahat eden misafirlere kadar geniş bir kitlenin yaşam tarzına uyum sağlayan kriyoterapi, hem fiziksel hem de zihinsel iyiliği destekleyen bütünsel bir çözüm olarak öne çıkıyor.

Raffles Spa Direktörü Ülker Yıldırım, “Kriyoterapi yalnızca birkaç dakikalık kontrollü soğuk uygulamasıyla bedenin doğal tepkilerini harekete geçiriyor. Enerji seviyesini, zihinsel canlılığı ve iyi hissetme halini destekleyen bu güçlü deneyimi, şehrin tam kalbinde huzurlu atmosferimizde sunmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

#Rafflesİstanbul #RafflesSpa #Cryosuite #Kriyoterapi #Wellness #SpaDeneyimi #OtelSpa #İyiYaşam #Longevity #ŞehirdeWellness

Yeni Trend Doğal Görünümlü Estetik

Estetik cerrahide “daha fazlası” anlayışı yerini giderek “daha doğal” sonuçlara bırakıyor. Belirgin şekilde değişmiş bir görünüm yerine, kişinin yüz ifadesini ve anatomik özelliklerini koruyan, dışarıdan bakıldığında estetik müdahale yapıldığı anlaşılmayan sonuçlar öne çıkıyor. Plastik cerrahide son yıllarda yaşanan bu dönüşüm, yüz gençleştirmeden burun estetiğine, göz kapağı operasyonlarından vücut şekillendirmeye kadar pek çok uygulamanın planlanışını da değiştiriyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Estetik ve Plastik Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Fırat Özer, estetik cerrahide yeni dönemin temel yaklaşımının “kişiyi değiştirmek değil, daha doğal ve dinç bir görünüm sağlamak” olduğunu belirterek, “kimse anlamasın” estetiğinin neden giderek daha fazla tercih edildiğini anlattı.

Op. Dr. Fırat Özer

Op. Dr. Fırat Özer

Estetikte yapay değişim değil, daha iyi görünmek önemli

Yaklaşık iki yıl öncesine kadar estetik cerrahide daha belirgin ve fark edilir değişimler popülerdi. Ancak son iki yılda doğal sonuçlara yönelik bir dönüşüm yaşandığını gözlemliyoruz. Zaman içerisinde daha abartılı sonuçların yerini, kişinin kendi anatomisini ve karakteristik özelliklerini koruyan doğal değişimler almaya başladı. Bu dönüşümle birlikte estetik cerrahide “kimse anlamasın” yaklaşımı da giderek popülerleşti ve yapay değişimler yerine, kişinin doğal görünümünü koruyan sonuçlar tercih edilmeye başlandı.

“Kimse anlamasın” estetiğinde hangi operasyonlar öne çıkıyor?

Son verilere baktığımızda dünyada en fazla uygulanan beş cerrahi işlem; göz kapağı estetiği, liposuction, meme büyütme, skar revizyonu ve rinoplastidir. Kadınlarda liposuction ilk sırada yer alırken, bunu göz kapağı estetiği ve meme büyütme takip etmektedir. Erkeklerde ise göz kapağı estetiği ilk sırada; jinekomasti ve skar revizyonu onu izlemektedir. Doğallık, vücudun görünen bölgelerinde özellikle önem taşıyor ancak aslında tüm estetik operasyonlar için geçerli bir prensiptir. Örneğin geçmişte oldukça büyük meme implantları tercih edilebiliyordu. Ancak memelerin doğal anatomik sınırlarının çok üzerinde büyütülmesi, kişinin genel vücut oranlarıyla uyumsuz bir görünüm oluşturdu. Bugün ise daha ölçülü, vücut yapısıyla uyumlu ve dışarıdan bakıldığında “estetik yaptırmış” gibi görünmeyen sonuçlar tercih ediliyor.

Estetik cerrahide doğallık: Kişiye özel ifade ve anatominin korunması

Estetik cerrahide başarının en temel ölçütü, modaya uygun tek tip görünümler yaratmak değil; kişinin kendine özgü anatomik oranlarını, mimiklerini ve doğal yüz ifadesini eksiksiz bir şekilde korumaktır. Operasyonun asıl amacı hastanın yüzünü değiştirmek veya herkesi aynı kalıba sokmak değil, yaşlanmaya bağlı oluşan deformasyonları düzeltirken bireyin kendi tabiatına ve yüz yapısına tam uyumlu doğal sonuçlar elde etmektir.

Örneğin, yüz altın oran prensibinde alt dudağın üst dudaktan daha dolgun olması doğal kabul edilir. Ancak günümüzde bazı dolgu uygulamalarında üst dudağa gereğinden fazla hacim verilmesi, doğal anatomik oranların tersine dönmesine neden olmuştur. Aynı durum burun estetiğinde de geçerli. Karşıdan bakıldığında burun deliklerinin belirgin şekilde görüldüğü, çok fazla kalkık burunlar doğal anatomik yapıya uygun değildir. Halk arasında “Barbie burnu” olarak tarif edilen bu görünüm, her yüz için uygun değildir. Dolayısıyla estetik cerrahide başarı, modaya uygun tek tip bir görünüm oluşturmak değil, kişinin yüzüyle ve anatomisiyle uyumlu bir sonuç elde etmektir.

“Mini dokunuşlar” herkese uygulanabilir mi?

Plastik cerrahiyi diğer cerrahi branşlardan ayıran önemli özelliklerden biri, mümkün olduğunca az iz bırakarak etkili sonuç elde etmeye çalışmaktır. Ancak uygulanacak işlemi belirleyen en temel faktör dokunun durumudur. Yüzünde ileri derecede sarkma bulunan bir kişiye yalnızca mini dokunuşlar dediğimiz sıvı yüz germe uygulamaları veya çeşitli cihazlarla etkili ve kalıcı bir değişim sağlamak mümkün olmayabilir. Böyle bir hastanın ihtiyacı yüz germe ameliyatı olabilir. Bu nedenle estetik cerrahide başarının temelinde doğru tanı ve doğru tedavi bulunuyor. Her hastaya aynı işlemi uygulamak yerine, kişinin anatomik durumuna uygun yöntemi belirlemek gerekir.

Modern yüz germe teknikleri daha doğal sonuç sağlıyor

Yüzde yaşlanma yalnızca ciltte gerçekleşmez, cilt altındaki derin dokularda da zaman içerisinde gevşeme ve sarkma meydana gelmektedir. Bu sebepten,  yüz germe ameliyatlarında yalnızca cildi çekmek yerine, yaşlanma sürecinden etkilenen daha derin dokuların da değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Dual plan olarak adlandırılan teknikte daha az kesiyle daha etkili sonuçlar elde etmek mümkün. Bu yaklaşımda yüzün farklı anatomik katmanları değerlendirilerek gerekli onarımlar gerçekleştirilmektedir. Gelişen anestezi teknikleri de cerrahların daha konforlu çalışmasına katkı sağlamaktadır. Buradaki temel hedef yüzü germek değil, yüzün yaşlanmayla birlikte bozulan anatomik yapısını mümkün olduğunca doğal biçimde yeniden düzenlemek.

Sosyal medya filtreleri estetik beklentileri nasıl değiştiriyor?

Her estetik talep doğru bir talep değildir. Sosyal medya ve yapay zeka filtreleri, gerçekte ulaşılması mümkün olmayan kusursuz yüz algıları oluşturarak estetik beklentileri de değiştirebilmektedir. Bu nedenle estetik cerrahide yalnızca hastanın talebine değil, anatomik uygunluğuna ve beklentilerinin gerçekçi olup olmadığına da bakmak gerekir. Özellikle genç hastalarda bu değerlendirme büyük önem taşırken, gerektiğinde cerrahın “Bu operasyonu önermiyorum” diyebilmesi de iyi hekimliğin bir parçasıdır. Estetik cerrahinin amacı filtrelenmiş bir görüntüyü gerçeğe taşımak değil, kişinin kendi özellikleriyle uyumlu ve doğal bir sonuç elde etmektir.

Estetik cerrah seçerken yalnızca sosyal medyaya bakılmamalı

Sosyal medya, estetik cerrahi sonuçlarının sergilendiği önemli bir platform haline geldi. Ancak burada yalnızca en başarılı sonuçların paylaşılabildiğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle bir cerrahı değerlendirirken yalnızca sosyal medyadaki fotoğraflara bakarak karar vermek doğru değil. Dürüst ve gerçekçi bir iletişim, hastanın beklentilerinin doğru değerlendirilmesi ve ameliyat sonrasında da hastanın doktoruna ulaşabilmesi son derece önemlidir. Estetik cerrahide başarılı bir operasyonun en önemli ölçütlerinden biri, hastanın sonuçtan memnun olması kadar, ortaya çıkan sonucun kişinin doğal görünümü ve anatomisiyle uyumlu olmasıdır. Sonuçta iyi estetik işlem, ilk bakışta fark edilen değil; kişinin daha dinç, daha sağlıklı ve daha güzel göründüğü sonuç olmalıdır.

 

 

 

#EstetikCerrahi #DoğalEstetik #KimseAnlamasın #PlastikCerrahi #YüzGerme #BurunEstetiği #GözKapağıEstetiği #DoğalGörünüm #EstetikTrendleri #MemorialAtaşehir

60 Ülkeden 2000 Karar Verici İstanbul’da

Foodist İstanbul 2026, 1–4 Eylül tarihlerinde Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gıda sektörünün geleceğini ihracattan dijitalleşmeye, sürdürülebilirlikten gıda teknolojilerine uzanan kapsamlı bir programla gündeme taşıyacak.

60 ülkeden 2.000’in üzerinde satın alma profesyonelini ağırlayacak fuar, Türkiye’nin üretim ve ihracat gücünü uluslararası pazarlara taşıyarak yeni iş birliklerine zemin hazırlayacak. Avrupa’dan Güney Amerika’ya, Kuzey Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan alım heyeti programı kapsamında gıda perakende zincirleri, global e-ticaret platformları ve Horeca sektörünün önde gelen oyuncuları İstanbul’da buluşacak.

Foodist Forum & Show Kitchen etkinlikleriyle dört gün boyunca sektörün gündemi sahneye taşınacak. 40 konuşmacının yer alacağı 13 oturumda; gıda ihracatı, dijitalleşme, tüketici davranışları, ambalaj inovasyonu, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve teknoloji başlıkları ele alınacak. Aynı zamanda 37 şefin katılacağı mutfak şovlarıyla gastronomi, inovasyon ve sosyal kapsayıcılık bir araya gelecek.

Türkiye’nin gıda ihracatına uzun vadeli katkı sağlamayı hedefleyen Foodist İstanbul 2026, dünyanın en büyük üç gıda fuarından biri olma yolunda sektörün üretim gücünü, ticaret potansiyelini ve sosyal faydayı aynı platformda buluşturacak.

#Foodistİstanbul #GıdaFuarı #GıdaSektörü #İhracat #Dijitalleşme #Sürdürülebilirlik #GıdaTeknolojileri #Gastronomi #ShowKitchen #FoodistForum #Tüyap