Tuğçe Eyilik “YAŞAMI SANATLA YORUMLUYORUM”

Tuğçe Eyilik “YAŞAMI SANATLA YORUMLUYORUM”

Tuğçe Eyilik “YAŞAMI SANATLA YORUMLUYORUM”

Hayallerini gerçeğe dönüştürmek kendini yenileme yöntemlerinden…  O’nun için hayalini gerçekleştirmek için gerekli cesareti gösterebilmek en önemli hayat deneyimi. Bon Objet bunlardan tasarımla ilgili olanı.  Bale sanatı vazgeçemediği diğer gerçeğe dönüştürdüğü hem hayali, hem mesleği…  Pause Dergi’nin bu ayki kapak konuğu; sevgili dostum Tuğçe Eyilik Vardar… Uluslararası siyasi bilimler mezunu,  üzerine Radyo televizyonculuk okumuş ve bütün bunlara ek olarak marka tasarımı… Kendi deyimiyle Bon Objet aslında yaşadıklarının bir yansıması. Aldığı eğitimlere bakıldığında; yarın bir gün siyasette görmek politikada başarılarına şahit olmak bence uzak değil… Yaşamını sanatla yorumlayıp hayata aktarmakta iddialı bir isim olan sevgili dostum Tuğçe Eyilik Vardar ile sizler için sıcacık samimi bir söyleşi gerçekleştirdik. Keyifli Okumalar…

Konservatuarda bale eğitimi, İsviçre’de uluslararası İlişkiler ve siyasi bilimler okuyup, yüksek lisans olarak da Miami’de Radyo Tv, İletişim ve Reklam Tasarımı okumak… İçimden gelen ilk soru şu; siyasete girmeyi düşünüyor musun? 

Evet. Oldukça kalabalık karmaşık ve birbirinden farklı yönlerdeki eğitimim biraz anlatırken beni de zorluyor… Aslında Eğitimime Bale gibi aslında bedensel, ruhsal olan ve zihinsel iş birlikteliğinin olduğu zor bir dal diyebiliriz özellikle ülkemizde.. Pembe tütüler değil de çok yoğun ve emek isteyen disiplinli antrenmanları ile sanatla birleştirilmesi ve beden dili ile anlatılan bir sanat dalı.  Bu detayı vermemdeki sebep ülkemizdeki kısıtlı imkânlar beni yurtdışında eğitim almaya yönlendirmesi. Mesleki sanatsal bir okul geçmişi ile pek fazla seçiminiz kalmıyor ancak Politika ile dünyayı tanımak kültür ve sistemlerini anlamak çok kuvvetli bir bilgi birikimi sağladığından etkilendiğim bir dal olmuştu.  Ülkemizin Jeopolitik konumu ve hiç bitmeyen hareketli Politikası beni hep etkilemiş ve yurt dışı yaşantım ise buna daha da ilgili kalmamı sağladığından düşünmemiş değilim. Ancak bir zamanı var ise bir gün elbet olabilir, fakat şimdilik çok ilgi alanımda olduğunu söyleyemiyor ve buna vakitte olacağını pek düşünmüyorum. Yeni jenerasyon da  umudum yüksek..

Tuğçe Eyilik

Bu kadar dolu olduğun için bir hanım olarak sizi siyasette görmek isterdim… Ve Bon Obejt’e nasıl karar verdiniz?

İlk kurduğum iş ile marka tasarım ve tanıtım üzerine olan şirketim; Trend Tiger ile 2002 senesinden birçok markaya hizmet verdik. Kurumsal kimlik, isim, logo, reklam ve iletişimi ile entegre bir hizmet vermekle beraber yaratıcılık ve onu hayata geçirirken markanın tüm detayları üç boyutlu bir hale getiriyorduk. Bu da ürün ya da kurumun ambalaj tasarımından mekân tasarımına kadar aktarıldığında gerek endüstriyel tasarım gerekse mimari boyutlara aktarılan bir süreçten oluşuyor. Tabii ki bu süreçler en keyif alıp en yaratıcı anların hayata aktarılması ve markanın doğru yansıtılarak ortaya konulmasını sağlıyor. İşte en keyif aldığım bu süreç ise her zaman ilgimi çeken yaratıcılığın devreye girdiği mobilya yada bir objenin tasarlanması ve hayata geçirilmesiydi.. Ajans hizmetinde bir markanın oluşumuna kadar hayal satıyorsunuz. Ancak; bu bir obje olunca elle tutulur ürün, maliyeti belli olan ve hayalin gerçek hali ile sunulup satılmasının heyecan verici olduğunu gördüm. Firmalara yıllardır anlattığım markalaşma ve marka olma felsefesini artık onlara kendi özel ilgi alanımda iş olarak yapmak, kendi markam Bon Objet mobilya tasarımlarımı hayata geçirmek ve marka olama yolunda bunu deneyimlemek isteyişimdir. Yıllarca Kendi evim ve etrafımdaki dost ve arkadaşlarıma hobi gibi tasarladığım mobilyalarımı, bir Marka altında beğeniye sunmak istedim. Aslında gene de kolay olmayan bir sürece girmiş oldum. Ancak kendim bu konuya nasıl geçiş yapacağımı bilmiyordum. Aslında biraz ilginç şeylerde yaşadım…

 Ne gibi ilginç şeyler yaşadınız?

İş hayatıma devam ederken hayranı olduğum Karim Rashid ( Dünya çapında Mısır kökenli Endüstriyel tasarımcı ) ülkemize geldi. Seminerde tasarım anlayışını, yaptıklarını aktardığında içimde zaten Bon Objet doğmuştu. Ancak ne zaman ve nasıl yapacağımı hiç düşünemiyordum. Bu arada tabii ki birçok yerli yabancı tasarımcıları mimarları tutkuyla beğeniyor ve takip ediyorum. Beraberinde yine ilginç bir süreç; üç dört yıl hazırlanmak ve alaylı üniversitesi olarak adlandırdığım mobilya ustalarımın mekânlarında hayallerimi, tasarımlarımı nasıl yapabilirim, ergonomik mi, estetik açıdan ve teknik açıdan oluru var mı ya da oldurtabilir miyim diye aldığım çeşitli seçmeli dersler tadında geçti diyebiliriz.. Bu adımı ilk attığımda çok temkinli davrandım, tepkilere bakmak istedim. Mağaza ya da ev dekorasyon daha sonraki adımlar olarak düşündüm. Ve gerçekten de ilk koyduğum ürünlerim değerli mağazalar ile başlayıp ilerledi bugün Harvey Nichols ve Brandroom’ da yer alan ürünlerim gerekli ilgiyi görmeye başladı. Instagram mecrası da beni ayrıca tetikledi oradan aldığım beğeni ve yorumlar mutlu edici. Ve Bugün ayrıca Bon Objet olarak hayalini kurmama vesile olan kişi Karim Rashid İn İtaliCa Floor – yer ve duvar fayans üreticisi Türkiye temsilciliğini de yapmaktayız.Tuğçe Eyilik

Kendini mesleki anlamda nasıl yeniliyorsunuz?

Bu arada vakit buldukça sanat tarihi ve hatta mobilya tarihi gibi kursların yanı sıra mimari deklarasyon sertifika programlarına katılıyorum. Sanırım hayalimi gerçekleştirmek için gerekli cesareti gösterebilmek en önemli deneyimim oldu. Tasarım her zaman  okumakla  değil de gerçekten içinden gelen durdurulamaz bir duygu ve olgu.. Gerçek bir deneyimcisiyim. Böyle yenileniyorum.

İşinde en çok neye dikkat ediyorsunuz?

Bon Objet Lux Mobilya tasarım ve iç mimari Dekorasyon üzerine kuruldu.  ‘’Çıkış noktam’’. Mobilya tasarım ve üretim olunca işler çok detaylı titizlik ve yaratıcılığın en ön planda olması gerekliliğini oluşturuyor. Ve bunların yanı sıra bu kadar geriden gelip; dünya ve özellikle Türkiye piyasasında yerimizi alabilmek için ene dikkat edip çalıştığımız nokta kalite ve fiyat dengesi. Hayal etmek kolay olabilir belki ama onu iyi bir kalitede yapıp sunmak en önemli işlerden biri. Ayrıca çok çok önemsediğim bir ayrıcalığımız da her müşteriye kendi evimmiş gibi ilgi ve alaka ile çalışmak. Kolay olmasa da bu yüzden kısa sürede ivme kazandığımızı düşünüyorum.. Daha da yapacak ve gidecek çok yolumuz var…

Tuğçe Eyilik

Nasıl bir tarzınız var ya da tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Bon Objet mobilya tasarımlarının genel bir konsepti ve felsefesi var diyebilirim. Eski ile yeniyi harmanlayan mobilyanın baskın olduğu 18. yüzyıl Louise döneminden kapitone ve ahşap detayları. Ve en önemlisi mobilyanın kullanışlı olmasının yanı sıra fonksiyonel olması yani birden fazla işe yaraması özellikleri arasında… Obje kullanılışı ve kalıcı olacaksa bu detaylar çok önemsediğim, yaratıcılığın da eklendiği bölümleri… Dolayısı ile hazırlanan koleksiyonların hepsinde tanıdık mobilya tatlarının modernize olması ve fonksiyonel olmaları Bon Objet’yi yansıtıyor. Ancak koleksiyon renk ve dönemin trendlerini modasını kendi yorumu ile yansıtmalı.

Üretime gelince; Bon Objet de Mobilya olarak tüm ürünlerimizin tasarımları bana ait olduğunu söylemeliyim. Tabi ki; ev dekorasyonu yaparken müşterinin kendi istekleri için de hizmet verebiliyoruz. Ama; mağazalarda ve Showroomda kendi tasarım ürünlerimizden oluşuyor. Üretimde, atölyelerde çalışmaya bayılıyorum!  Diğer işimde de grafikerlerle sürekli yan yana çalışır ve kara kalem elimde detayları çizmek en sevdiğim işlerimdendir..

Tabii ki burada daha da eğlenceli üç boyut işin içinde makineler, kumaşlar devrede ve çok keyif aldığım şeyler. Hayal ettikleriniz ancak ustalarla ve ürünün nasıl şekil aldığını öğrenmek ve görmekle gerçekleşebilir. Sevdiğin işi yapınca tüm detaylarda bulunmak keyif veriyor.

Tuğçe Eyilik

Şehir planlamacısı değilsiniz ama yine de sormak isterim;  şehirlerin tasarımını beğeniyor musunuz? Mesela İstanbul ya da Bodrum… Elinizde olsa neler yapmak isterdiniz? Şehirlerin tasarımlarına baktığınızda ne düşünüyorsunuz?

Bu konuda yıllar önce bir çalışma hazırlamıştım. ‘’Sokak OBJELERİ ‘’ adı altında şehrimizi güzelleştirmek tarihi dokusuna uygun tüm sokak objelerini güzelleştirmek için çalıştığım hazırladığım bir projeydi. Bunlar çöp kutularından sokak aydınlatmalarına ve dinlence banklarına kadar detaylı tasarım ve çalışma. Şehirlerin kalıcı güzellikleri için çok önemli ve değerli. Hayata geçirmeyi çok isterdim. Tıpkı Londra İspanya ve İtalya’da olduğu gibi…. Kentsel dönüşümler yapılırken bu detaylarda gerekli önem ve ilgi verilmesi umudum…

En güzel tasarlanmış şehir sizce hangisi?

Viyana…

Günümüz tasarımlarını eski ile karşılaştırdığınızda en çok neyin etkili olduğunuz düşünüyorsunuz?

Ülkemizde birden fazla bakış açısı ve talep şekilleri var.  Anacak; bize gelen müşteri portföyü artık sadece yabancı marklar değil yerli bir üretimde dünya trendleri, tasarım ve kaliteyi bulabiliyor olması. Birde ürünün arkasında durmak her zaman iletişimde olabilmek yakın ilgi butik hizmet etkili oluyor diyebiliriz.

Tuğçe Eyilik

Türk halkının hayal gücünü, zevkini nasıl buluyorsunuz?

Ev dekorasyonu herkese göre değişen bir konu. Zaten öyle de olmalı. Bir insanın hayatının en önemli ve uzun yaşadığı alan genelde kendi evidir. Bu ev “yuva” oldukça değerli bir alandır. Bana göre evler ve yaşadıkları alanlar insanların kendilerini iyi hissettiren en konforlu alanlar olmalı ve en önemlisi onların yaşayanların kimliğini karakterlerini yansıtmalı. Buna biraz da günümüzün trendleri ekseninde oluşturduğumuzda güzel bir sonuç elde edebiliyorsunuz.

Kendinize vakit ayırdığınızda neler yaparsınız?

Kendime vakit ayırmak tam olamasa da beynimde biraz vakit ayırıyorum ;))  Şaka bir yana Aile olmak ve ailem benim için çok değerli onlarla yaptığımız her şey kendime ayırdığım vakitler… Gerçekten yoğun bir tempo arasında hem kendime hem işime  ayırdığım  bir konu da Mimar Sinan’a bağlı bir iç  mimarı ve tasarım sertifika programı çok keyifle katılıyorum umarım sonuçları da keyifli olur.. Bir çılgın hobi gibi iş olarak bale eğitmenliği yapmak. Haftada bir de olsa minik balerinalara ders vermek hem beden hem ruhsal aktivite ve büyük bir keyif.

Hayal kurar mısınız?

Hayallerim o kadar çok ki… sanırım Bon Objet bunlardan bir tanesi ve gerçek olmaya başladığı için çok mutluyum.. Yaratıcılık içimde olduğu sürece çocukluk hayallerim de devam edecek gibi ama hayat kısa ne kadarı yetişir bilinmez…